Hiç bu kadar güzel bir kadın görmemiştim. Görseydim onun adını verecektim. Vermediğime göre en güzeli oydu. İlkokul birinci sınıftaki öğretmenim. Adı mı? Şimdi hatırlamıyorum ama gözlerimin içine bakan ve bana tatlı tatlı ”Büyüyünce…
Birkaç yıl önceydi. Bir dayanışma gecesinde hasbelkader organizasyona katkılarımdan dolayı “bir kaç kelime de sen et” dediler. Resim kötü. Söylesen dert, söylemesen bin bir dert… Söyledim… Şimdi burada da tekrarlamış…
Babam hasta, sanırsam hastalığında bir ötesi kadar. Bir ömre sığdırdığı gülüşü susmuş. Yorulmuş. Derin bir uykunun içinde bedenini dinlensin diye yatağına bırakmış. Dedesinin, babasının, ocağının tüttüğü yerde, bir çocuk masumiyetiyle…
Zaman unutamadıklarımızı biriktirir. Biriktirdik… Sene 1981 idi… Ortaokul yılları. Belkide ilk yılı. Bizim köyde, ilkokul öğrencileri 23 Nisan kutlamalarını, ortaokul öğrencileri 19 Mayıs kutlamaları organize ederdi. Belki her köyde öyleydi.…
Cemevleri üzerinden yürütülen tartışmalar ve inanç özgürlüğü konusunda yapılan açıklamalara girmeden önce nereden başlamalı derken eski bir yazıma denk geldim. Belki de bu tartışmaların en çok benzeşmek üzerinden asimilasyonu derinleştirdiğini…
Geçtiğimiz günlerde not düşmüştük. “Devletin Alevi çarkı” yeniden dönmeye başladı. Bu, yeni bir durum değildir. Uzun zamandır toplumun tüm kesimlerine yönelik operasyonel bir çizgide hareket eden devlet ve devlet erkanı,…
I. Filmlere konu olan o sahne bizim için kurgu değildi. Köy okulundaki çocukların nöbet tutması, odun taşıması, sabahın en erken saatinde gelip sobaları yakması. Perdeye yansıdığında romantik ya da dramatik…
Ya Haq, Ya Muhammet, Ya Ali… Muharrem geldi. On iki imamların matem günleri geldi. Zulme baş eğmeyenlerin ezilenlere, sindirilenlere, alçalmayı tercih edenlere onurlu bir duruşu hatırlatma günleri geldi. Hüseyin Kerbela’dan…
Zamanında ukalanın biri Musa Anter ile sohbet ederken, “Siz hiçbir şey yapmadınız” manasında “biz her şeye sıfırdan başladık” der. Apê Musa hazır cevap “Evlat, biz eksiden sıfıra getirdik.” der. Bu…
88-89 yıllarıydı. Norveç’teydik. Nesrin isminde İranlı komşumuz vardı. İran Kürtlerindendi. Eşi doktordu. En azından memleketteyken doktorluk yapıyormuş. Norveç’te ise bir sığınmacı. Kocasıyla zaman zaman oturur, savaşı konuşurduk. O konuşmalarda bir…