<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sivas katliamı &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/sivas-katliami/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Aug 2024 11:35:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Sivas katliamı &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>HDP ve Aleviler</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/hdp-ve-aleviler/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/hdp-ve-aleviler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 11:35:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[2 Temmuz anması]]></category>
		<category><![CDATA[AABF]]></category>
		<category><![CDATA[ABF]]></category>
		<category><![CDATA[ADF]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi siyasal tercihleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi utanç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve HDP ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Kürt hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Kürt siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[AVF]]></category>
		<category><![CDATA[CEM Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[CHP ve Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[FEDA]]></category>
		<category><![CDATA[HDP Alevi temsilciliği]]></category>
		<category><![CDATA[HDP kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[madımak oteli]]></category>
		<category><![CDATA[ÖDAD]]></category>
		<category><![CDATA[PSAKD]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ve Türkmen Alevileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/hdp-ve-aleviler/</guid>

					<description><![CDATA[Pir Sultan Abdal’ım ey Hızır Paşa Yazılan gelirmiş her daim başa Beni hasret koydun kavim kardaşa Katip arzuhalim yaz yare böyle Sivas katliamının 21. yıldönümü. Acının ateşle eşleştiği 2 Temmuz’un&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Pir Sultan Abdal’ım ey Hızır Paşa<br />
Yazılan gelirmiş her daim başa<br />
Beni hasret koydun kavim kardaşa<br />
Katip arzuhalim yaz yare böyle</em></p>
<p>Sivas katliamının 21. yıldönümü. Acının ateşle eşleştiği 2 Temmuz’un arifesindeyiz. Alevi kurumları Madımak Oteli’nin önünde toplanacaklar. Her yıl olduğu gibi bu yıl da katliamın asıl sorumlularının ortaya çıkarılması, Madımak Oteli’nin (Kamulaştırıldıktan sonra Sivas il Özel İdaresi’ne devredilip, şimdilerde Bilim ve Kültür Merkezi olarak adlandırılan yer) utanç müzesine dönüştürmesi talebini dile getirecekler.</p>
<p>Cumhurbaşkanı seçimleri vesilesiyle siyasal tercihleri iyice deşifre olan siyasi partiler başta CHP, Alevililerin yalnızlığını bir kez daha ortaya koyarken, HDP Alevilerin beklentilerinin tek temsilcisi olarak ortaya çıkmıştır. Bu durum yıllardır Kürt siyasetine karşı barajlama misyonu üstlenmiş, böyle bir misyon içinde tutulan kesimleri bile alternatifsiz bırakmıştır. Devlet, devletin siyasal partileri iki adayla siyasal İslam’da karar kılmıştır. Ve Ortadoğu’daki gericiliğe IŞİD şahsında esen rüzgara teslim olmuştur. Bu durum HDP’yi tüm umutların birleştiği parti yaparken, ezilen halkların inançların ve emeğin birleştiği bir merkez olma fırsatı vermiştir. Önümüzdeki en önemli soru bunun pratik temsili ve örgütlenmesinin nasıl olacağıydı ki; HDP aynı zamanda nasıl olunması gerektiğini de kongresinde ortaya koymuştur. Tüm farklılıkların zenginlik olduğu bir ülke&#8230;</p>
<p>Bu zenginlik içinde tabii ki büyük bir kitle ile Aleviler durmaktadır. HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş bir gazeteye verdiği demeçte “Alevilerin partimizde güçlü temsilcileri var. Aleviler adına konuşmayı bile kendimizde bir hak olarak görmüyoruz. Talepleri neyse aracısı olacağız.” diyerek tam da Alevilerin beklentilerine cevap oldu. Alevilerin duymak istediği mesajı birinci ağızdan dillendirdi. Katıldığı bir televizyon programında da bu yıl da Alevilerle birlikte Sivas’ta, Madımak Oteli’nin önünde olacaklarını söyleyerek, Alevilerin yalnız bırakılamayacağının resmini çizdi. Önümüzdeki dönemde kendisini daha net olarak gösterecek olan Alevilerin HDP şahsında, Kürt siyasal hareketiyle kaderini ortaklaştırması süreci kendi içinde tehlikeleri de barındırmaktadır. Özellikle Kürt siyasetini Alevi Kurumlarıyla çatıştırmak suretiyle, Kürt siyasetini kendisine mahkum etmeye çalışan HDP içi yaklaşımlar görülmelidir. Buna karşı durulmalı ve Alevi hareketinin yönü iyi okunmalıdır. Kürt siyasal hareketine doğru yol alan Alevilerin önünü açılmalıdır.</p>
<p>Alevileri, Kürtlerle çatıştırmak suretiyle bugüne kadar Aleviler üzerinden siyaset yapan, devlet merkezli siyasal yaklaşımlar ve asimilasyon temelli örgütlenmeler iyi görülerek bunun artık zeminin kalmadığı bilinmelidir. Aleviler içinde artık kendi kendisini teşhir eder bir duruma düşen, itibarsızlaşmaya başlamış olan bu yaklaşımlar üzerinden Alevilerin okunmasına son verilmelidir.</p>
<p>Diğer önemli bilinmesi gereken nokta Alevi Hareketi olarak adlandırdığımız Alevi örgütlenmesi, AABF, ABF, ADF, PSAKD, ÖDAD, AVF, FEDA, CEM Vakfı vs&#8230; Tümü Kürtlerden oluşmaktadır. Kısacası bir Kürt hareketidir. Kürt Alevilerinin Alevilik etrafında var olma mücadelesidir. Bu kurumların yöneticileri ve üyelerinin %90’dan fazlası Kürtlerden oluşmaktadır. Bu anlamda Alevi hareketini Kürt hareketinden ayrı düşünmek ve onu “dostlar” pozisyonunda tutmak isteyen yaklaşımlar yanlıştır.</p>
<p>Bu niyete bağlı bir durumdur. Alevileri nasıl görmek istediğimiz, nerede görmek istediğimizle ilgilidir. Türk ve Türkmen Alevileri bu hareket içinde çok küçük bir kesimi oluşturmaktadırlar. Çepniler, Tahtacılar, Türkmenler diye adlandırabileceğimiz Türk kökenli Aleviler bu örgütlenme içinde yokturlar. Kendi örgütleri vardır ve siyasal tercihleri itibari ile CHP’nin bile gerisindedirler. Milliyetçi, ırkçı bir kuşatma içindedirler.</p>
<p>Bu anlamda Aleviliği ve Alevileri doğru okumak şarttır. Önemlidir. Büyük ve ağır sorunları olan bir toplumun bu statüde durması artık mümkün değildir. Alevilerin yüzü Kürt siyasetine dönmüştür. HDP’ye ve bileşenlerine buna doğru yaklaşmak düşer.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/hdp-ve-aleviler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Utan, unutma (3K)</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:15:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[çok kültürlülük]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[derin devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Elbistan]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon avukatlığı]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlik mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi olayları]]></category>
		<category><![CDATA[halkların kardeşliği]]></category>
		<category><![CDATA[kanlı siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[katliam anmaları]]></category>
		<category><![CDATA[katliam sorumluları]]></category>
		<category><![CDATA[katliamın etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kırıkhan]]></category>
		<category><![CDATA[Koçgiri katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ebussuud]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Ökkeş Kenger]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı fetvası]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[sol kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal direniş]]></category>
		<category><![CDATA[unutulmaması gerekenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/</guid>

					<description><![CDATA[“yadeller, uy amman amman bu nasıl maraş, bu nasıl maraş ağam ağam kızıl kan içinde can veren kardaş kardaş kalk gidelim, yoldaş kalk gidelim, bizim eller kırçıllıdır geçilmez yollar çamur&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“yadeller, uy amman amman<br />
bu nasıl maraş, bu nasıl maraş<br />
ağam ağam<br />
kızıl kan içinde can veren kardaş<br />
kardaş kalk gidelim,<br />
yoldaş kalk gidelim,<br />
bizim eller kırçıllıdır geçilmez<br />
yollar çamur kurusun da gidelim<br />
buradan gidelim oy oy oy”</em></p>
<p>“Kızılbaşların topluca öldürülmeleri elbette dinimize göre helaldir. Bu, en büyük, en kutsal savaştır&#8230; Bu yolda ölmek de şehitliğin en ulusudur” diyen Osmanlı şeyhülislamı Mehmet Ebussuud el-Îmadi’nin 16. yüzyılda Alevileri hedef alan fetvası, MHP suretiyle 1978 de Maraş’ta yeniden can buldu. Suret MHP idi, ruhu ise derinlerde olan devletti. Herkes biliyordu, hemfikirdi. Yıllar gizli çekmecelerde katliamı deşifre etse de, zaman aşımına uğramış kanlarımızın katilleri, aramızda dolaşmaya devam ediyor. Pişkince, işledikleri her cinayet için ödüllendirilmiş kirli ruhları, kirletilmiş düşkün taifesini de içine katarak, dünyanın en çirkin insanı yaratılıyor. Onlar “şereflerini de” kaybedenler oluyor&#8230;</p>
<p>Şerefini kaybedenler, utanmıyor. Utanmadığı için, “Ben MHP’liyim” bile diyebiliyor. Utanmadığı için, Pir Sultan köpeklerinin bile itibar etmediğine inandığımız harama -beş kuruşa- yalanıyor. Elbistan’da, Maraş Katliam’ının gizli ortağı CHP’nin çağrısıyla “aşiret” -Alevi- oylarıyla iki dönem belediye başkanlığını MHP’ye kazandırabiliyor. Utanmayanlar halkası yayılıyor&#8230; Katillerimizden iyi adamlar çıkarma sevdası, kirli yüzümüzü örten bir maske oluyor. Ruhunu katilline satmış bedenler her katliamda daha da artarak aramızda dolaşıyor&#8230;</p>
<p><a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2013/12/maras_seyadil_mezarligi.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a>Koçgiri, Dersim, Elbistan, Kırıkhan, Malatya, Sivas, Çorum, yine Sivas, Gazi&#8230;</p>
<p>Ve onlar bizden aldıkları kanla -oylarla- Ergenekon’a avukatlığa soyundu. Gözlerimizin içine bakarak “Dersim’de analar ağlamasın denilmedi” dedi. Birileri de Maraş Katliam’ının baş sorumlusu gösterilen Ökkeş Kenger’i, Alevilerin derdine derman olsun diye sofralarına çağırdı. Katillerden milletvekili, bakanlar çıkardı.</p>
<p>Bizse, kadın, çocuk, yaşlı, genç yüzlerce Alevi vahşice katledilerek üretilen korku siyasetini örgütlemek için, emeğimizi katillerimize katık ediyoruz. Hoşgörü hikâyeleri anlatıp, acizliğimizi allayıp, pullayıp ancak kendimizi satıyoruz. Ayıp artık&#8230;</p>
<p>Bakalım bir daha Maraş’ın resimlerine! Utanalım ki, unutmayalım kim olduğumuzu.</p>
<p>Kim olduğumuz!&#8230; Üç kelimede saklı olan, Maraş’ta kanla gömülmek istenen&#8230;</p>
<p><strong>Maraş’ta katledilmek istenen Kürtlüğümüzdü&#8230;</strong></p>
<p>Sonuna kadar, bildiğimiz dilimizin döndüğü kadar Kürtçe konuşarak, varlığımızı her alanda hissettirmek, katledilen insanlarımıza sahip çıkmaktır. Katliama mantığına karşı büyük bir direniştir.</p>
<p><strong>Maraş’ta katledilmek istenen Aleviliğimizdi&#8230;</strong></p>
<p>Sonuna kadar ikrarımıza sadık kalarak, pirlerimizin, dedelerimizin kelamlarından, deyişler, semahlar dönerek, onları yücelterek, onlarla yücelerek, Aleviliğimizi çocuklarımıza miras olarak aktarmak suretiyle varlığımızı sürdürmek, katillere verilecek en büyük cevaptır.</p>
<p><strong>Maraş’ta katledilmek istenen sol yanımızdı&#8230;</strong></p>
<p>Soldan hayata bakmak ve onun değerler toplamı içinde kimliklerimizi yaşatmak, çok kültürlü, demokratik ve eşitlikçi birlikte bir hayatın varlığını yaratmak, bizleri yok etmek isteyenlerin suratına inmiş bir tokattır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevilere Yönelik Saldırılar Devam Ediyor</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevilere-yonelik-saldirilar-devam-ediyor-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevilere-yonelik-saldirilar-devam-ediyor-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:10:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi cemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi demokratları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi destekçileri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hak savunuculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ibadetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilciliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumunun korunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi zikirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi zulmü]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi güçleri]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[faşist saldırılar]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm projeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş anma]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal adalet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevilere-yonelik-saldirilar-devam-ediyor-2/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Salma dil gemisin engine aşık Onu fark edecek bir can bulunmaz Her yerde bahşetme sırrı hakikat Ali çoktur Şahı Merdan bulunmaz&#8221; (Aşık Turabi) Geçmişin resmi tekrar çiziliyor katliam ve vahşet&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;Salma dil gemisin engine aşık<br />
</em><em>Onu fark edecek bir can bulunmaz<br />
</em><em>Her yerde bahşetme sırrı hakikat<br />
</em><em>Ali çoktur Şahı Merdan bulunmaz&#8221; </em><strong>(Aşık Turabi)</strong></p>
<p>Geçmişin resmi tekrar çiziliyor katliam ve vahşet hatırlatılıyor. Sivas’ın Çorum’un, Maraş’ın ev işaretlenme ve sonrasında saldırıya maruz kalma biçiminde vukuu bulan olayları Adıyaman’da tekrarlanacak deniliyor. 2012’den bu yana dördüncü kez Adıyaman’da evler işaretleniyor. Üç işaretlemenin failleri ortada yok iken bir işaretlemenin tanıdık failleri yakalanıyor. Maraş’ın 3 hilalli katillerinin Adıyaman’daki iki tanesi suç üstü yapılırken birisine 8 ay diğerine 1 yıl olmak üzere ertelenmiş güya ‘cezalar’ veriliyor. Devletin kollayıp koruduğu, tehdit ve saldırı için hazır hale getirdiği bu güruh şimdi Adıyaman’da Alevilere saldırmaya hazırlanıyor.</p>
<p>Sivas’ta Maraş ve Çorum’da Alevi yerleşim bölgelerinin boşaltılması bu alanların sivil faşistler eline bırakılma uygulaması bugün Adıyaman’da hayata geçiriliyor. Çünkü Adıyaman; Dersim ve Hatay’dan sonra Alevilerin toplu olarak yaşadıkları bir Alevi kentidir. Otantik Aleviliğin değerlerini Maraş gibi Kürt kimliğiyle birleştiren diri bir bölge. Cumhuriyet projesine aykırı görülen bir Alevi bölgesidir. Nüfusun dağıtılarak etki alanının Kürt-Alevi kimliğinin bir temsiliyetinin daha ortadan kaldırılmak istenmektedir.</p>
<p>Adıyaman Alevileri tüm asimilasyon ve yok etme politikalarına rağmen ibadetlerini, zikirlerini, cemlerini kendi anadilleriyle yapmaktadırlar ve Kürt Alevi kültürünün dünden bugüne taşınmasında ciddi bir temsiliyete sahiptirler. Kürt alevi inkarına karşı, yaşayan Aleviliğin bir cevabı olarak korunmaktadır. Bugün hedef alınan aynı Maraş gibi; Maraş katliamının yıldönümünde yakın zamanda yapılan bu işaretlemeler, bu kimliğe ve Alevi inancına karşı saldırganların, nasıl bir pozisyon içerisinde olduğunun da göstergesidir. Adıyaman’da yapılmak istenenlerle Maraş katliamının altında yatan nedenler örtüşmektedir. Aynı amaç ile kapılar işaretlenmekte ve Maraş’ı teslim almanın en etkili yolu olan göçe zorlamanın Adıyaman’a da dayatılması hedeflenmektedir. Kentsel dönüşüm projeleri salt mimari düzenlemelerden ibaret tasarımlar değildir.Kentler yaşayan, nefes alan, değişen ve dönüşen toplusal alanlardır. Şehirlerin ruhları vardır. Sivas’ın, Maraş’ın, Çorum’un ruhu ırkçı-faşist bir resme büründürülmüş ve diğerlerinden arındırılmış, insansızlaştırılmıştır. Bugün Adıyaman olayında görünen fotoğraf da budur. Adıyaman, Kürt-Alevi-Demokrat insanından arındırılarak ruhsuzlaştırılmak istenmektedir.</p>
<p>Bu  saldırı küçümsenecek bir olay değildir. Hükümetin kurguladığı gibi üç-beş kendini bilmez çocuğun işi, hiç değildir. Bu kadar derin ve korkunç sonuçları olan bir durum karşısında takınılan tavır da bu çevrelerin niyetiyle ilgilidir. Kürt açılımı, Kürt’lere yönelik yeni baskı politikaları ve şiddet getirirken, Alevi açılımı adı altında yapılanlar da her alanda Alevileri hedefe koymaya başlamıştır. Alevilere yönelik ağza alınmayacak söylemler başta iktidar olmak üzere bir çok kesim tarafından kullanılmış ve yaygınlaştırılmıştır.</p>
<p>Onun içindir ki Adıyaman’daki mesele lokal bir durum değil, aksine, tüm demokrasi güçlerini ilgilendiren bir toplumsal saldırıyı içerisinde barındırmaktadır. Buna sessiz kalmak ve sıradanlaştırmak sorumsuzluktur. Alevi toplumunun kendisini yalnız hissetmesi ve öyle davranması siyasetin yanlışların da doğmasına vesile olacaktır. Aleviler saldırıya maruz kaldıklarında yanlarında olmayanlar Alevi değillerdir ve söz söyleme hakkına da sahip olamazlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevilere-yonelik-saldirilar-devam-ediyor-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Newroz Mesajı Alevilerin özgürlük mücadelesidir</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 08:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi aydınlanması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimlik arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimlik savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kökenli yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürel mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Kürt işbirliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Önderleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgürlük mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi politik aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi politikası]]></category>
		<category><![CDATA[alevi sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarihi çarpıtma]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi uyanışı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Hallac-ı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist aydınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklar meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt özgürlük hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[madımak katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Nesimi]]></category>
		<category><![CDATA[Şah Hatai]]></category>
		<category><![CDATA[Seyit Rıza]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tekke ve Zaviyeler yasası]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeri ve Bektaşilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/</guid>

					<description><![CDATA[“Kırklar meydanına vardım Gel beru ey can dediler İzzet ile selam verdim Gel işte meydan dediler” (Şah Hatai) Biz Alevilerin en temel sorunlarından bir tanesi, adımıza hep başkalarının konuşuyor olmasıdır.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Kırklar meydanına vardım</em><br />
<em>Gel beru ey can dediler</em><br />
<em>İzzet ile selam verdim</em><br />
<em>Gel işte meydan dediler”</em> <strong>(Şah Hatai)</strong></p>
<p>Biz Alevilerin en temel sorunlarından bir tanesi, adımıza hep başkalarının konuşuyor olmasıdır. Cumhuriyet sonrası giderek derinleştirilen bu durum, uzun yıllar sonra Aleviler arasında da olur bulmuştur. 90’lı yıllardan sonra ilk kez Alevi kelimesini de kullanarak örgütler kuran bizler, bu durumu halen aşmış değiliz. Son günlerdeki tartışmalar göstermiştir ki; halen kendi adımıza konuşmaktan uzağız.</p>
<p>Kendimiz konuşmuyoruz. Kendimizi ifade edemiyoruz. Egemenlerin yazdığı tarih üzerinden olaylara bakıyoruz, egemenlerin bizlere biçmiş olduğu rölü aşamıyoruz. Bu durum Aleviler üzerinden siyaset yapan kesimlerin pervasızlaşmasına, hattini aşarak bizlere akıl verip yönlendirmesine vesile olabiliyor.</p>
<p>Cumhuriyetin yartmış olduğu dehşet ortamı ve Alevi katliamları sonrası sağladığı askeri, baskıcı hakimiyet karşısında Aleviler büyük bir suskunluğa bürünmüşlerdir. Üzerlerine ölü toprağı serpilmiştir. Sunni kökenli Kemalist Türk Aydınları bu durumu kullanmış ve içinden geldikleri toplumsal yapıyla hesaplaşmanın bir aracı olarak Alevileri kullanmıştır. Kullanmanın tüm imkanlarını sistem sağlamış ve desteklemiştir. Bu durum uzun yıllar devam etmiştir. Giderek Aleviler içerisinde de derin sistemle işbirliği içerisinde faaliyet yürüten ekipler çıkarılmıştır. Yıllara varan asimilasyon ve devşirme çalışmaları sonrasında yaratılanlar, Alevi örgütlenmesinin en büyük sıkıntısı olarak bügüne gelmiştir. Bu kesimler üzerinden yürütülen idolojik politik yönlendirme sistemle bütünleştirme çalışmaları devam etmektedir.</p>
<p>C<a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2013/03/newroz2.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a>umhuriyetle birlikte Alevi önderlerleri Alevi inancına emek verenler önemsizleştirilirken, toplumsal güvensizliğin, kendine inançsızlığın ürünü olan Kemalist aydınların arkasına saklanma bir yaşam biçimi olarak dayatılmıştır. Son yıllara kadar medyada Alevi kökenli aydınların, yazarların açıklamalarını görmek mümkün değildi. Alevi kelimesini en çok kullananlar aslında Aleviliğide kabul etmeyen, ama onu kendi menfaatlari için bir sosyal dayanak haline getirmek isteyen kesimler oldu. Bu kesimlerin yazdığı, yanlış niyete bağlı tarih, Alevi tarihi olarak yansıtılmaya kabul ettirilmeye başlandı. Kısaca bugün derin devletin tarih anlayışı içerisinde Alevilere biçilen rol ne idi ise Aleviler bunu benimser bir noktada tutulmaya çalışıldı.</p>
<p>Alevi uyanışının önüne Sünni Kökenli Kemalist Türk aydınları eliyle barajlar kuruldu. Aleviliği yasaklayan ve bugün Alevilerin asimilasyonunda temel röl oynayan Tekke ve Zaviyeler yasasını bile Alevilere savunduracak kadar tarih ve politika algısı çarpıtıldı. Alevilik unuturulmak istendi &#8230;</p>
<p><strong>KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ VE ALEVİLER</strong></p>
<p>Bu kader Kürt siyasetinin ortaya çıkışı ile değişti. Alevilerde, Türkiye’de ötekileştirilen, baskı ve asimilasyona tabi tutulan tüm kesimler gibi, Kürt siyasetinin gelişmesine paralel doğan özgürlükçü ortamda kendilerini ifade etme şansını yakaladılar. Kürt siyesetinin dayatttıgı özgürlükçü ortam her kesimde yankısını buldu. Alevilerde kendisini kendi kimiliğiyle, adıyla ilk kez 90’lı yıllarda ifade etme imkanını yakaladı. Kürtlerin özgürlük hareketi ilk yankısını da Aleviler içinde buldu. Maraş, Antep, Adıyaman Alevilerin uyanış merkezleri olarak tarihdeki yerini aldı. Maraş katliamı bu uyanışa karşı derin devletin cevabı oldu. Katliamın hedefinde Kürdistan Devrimcileri vardı. İşte, Maraş katliamını kendilerine karşı yapılmış kabul eden Kürdistan Devrimcileri’nin derin devlete, katliamcı güçlere verdiği cevap bugünkü Kürt Özgürlük Harekatını yarattı.</p>
<p>Kürt özgürlük harekatı Maraş katliamına karşı direnişin, mücadeleyi yükseltmenin, asimilasyona, inkar ve imhaya başkaldırının adıdır. Katliamlara karşı sorumluluğun ifadesidir. Onun büyük emekçisi Mazlum Doğan direnişe çağrıdır. İnsanlığa davettir. Kutsal bir abide olarak tüm Kürtlerin yüreğinde taht kurmuştur. Milyonların toplandığı Newroz alanları hep ama hep Mazlum Doğan’dır. Bunu görmeden Kürt siyasetinin atığı adımları anlamak mümkün değildir.</p>
<p>Anlamak için tarihi doğru okumak gerekir. 2 Temmuz’u doğru okumak gerekir. Madımak katliamı Alevi uyanışının barajlanması, suyun akışının yön değiştirilmesiydi. Bu baraj, bu yol değişikliği kime yaradıysa bu katliamda onların parmağı vardı. Derin yapıların, derin ilişkilerin ürünü idi Sivas. Kimse dönüp sorgulamadı. Sorgulayanlar da hep sokakdaki gürühla kaldı. Bizlere de korkular salındı, slogan attırıldı; “Mollalar İrana”</p>
<p><strong>NEWROZ&#8217;LA BAŞLAYAN YENİ ÖZGÜRLÜK HAMLESİ</strong></p>
<p>Bu slogan ne kadar Alevilere ait olabilirdi ki; “Mollalar İrana” diye slogan atanlar bugün Suriye’nin, İran’ın “Alevi” olduğunu keşfettiler. Alevilere bu sloganı attıranlar, atmak durumunda bırakanlar şimdi de Alevileri Suriye ve İran’a sahip çıkmaya çağırmaktadırlar. Aynı kesimler Alevileri, Ulusalcı Kemalist, Ergenokoncu siyasetin bir malzemesi haline getirmek için her türlü yalana başvurmaktadırlar. Aleviler adına konuşmakta, onların temsilcileriymiş gibi davranarak kamuoyunu manüpüle etmektedirler. Kendilerinin yazdığı tarih üzerinden Alevileri yönlendirmeye, Newroz’la başlayan yeni özgürlük hamlesinin Aleviler içindeki etkisini azaltmaya, boğmaya çalışmaktadırlar.</p>
<p>Aleviler için kılını kıpırdatmayanlar, CHP’nin ve Onur Öymen’in Dersim katliamını öven açıklamalarını aklamak için Deniz Baykal’ın arkasında, Onur Öymen’in yanında grup toplantılarına girip, boy gösterenler “Alevi” kimliklerini kullanarak Kürt siyasetine saldırmaya başladılar. CHP kapısında vekillik, CHP belediyelerinde iş kapmak için el pençe duranlar ve varlıkları Kürtlere, Alevilere düşmanlık üzerinde kurulu olanlar, savaşın rantıyla beslenenler, devşirmeler Alevilerin sessizliğinden yararlanarak, gene onlar adına konuşma hakkını kendilerinde olduğunu sanmaktadırlar. Unutmaktadırlar ki; Aleviler eski Aleviler değildir. Yıllardır süren diriliş mücadelesiyle birlikte büyüyen, kendisini arayan, tarihine sahip çıkan Aleviler var.</p>
<p>1990 yıllarında Kürt siyasetinin Dinlere yaklaşımını belirleyen ve Sosyalist cephede bir ilk olan Sayın Öcalan’ın “Dine Devrimci Yaklaşım” kitapçığı bugün bu kesimlere verilmiş en iyi yanıt olmaktadır. Kendi toplumuyla barışık olmayan bir anlayışın bu topraklarda yaşama şansı yoktur. Kürt siyaseti toplumsal barışın temsilidir. Varlığı demokrasinin tehminatıdır. Hafızası olmayanlara hatırlatılır ki; Kürt Özgürlük Mücadelesi, Alevilerin özgürlük mücadelesidir. Alevilerin direnişidir. Aleviliğin ruhuna kimliğine ve özüne sadık kalmakdır. Hallac-ı Mansur, Nesimi, Seyit Rıza gibi olmaktır&#8230;</p>
<p><strong>ALEVİ DEĞERLERİ</strong></p>
<p>Yalan tarihin, yalancıları; Yavuz Sultan Selim’in yanında İdris-i Bitlisi’yi, İdris-i Bitlisi’nin yanında Ebu Suud Efendi’yi görüyorlardır. Doğrudur. Peki neden bunların kapısında kılıç kuşanmış Elbistan, Malatya, Adıyaman’dan Halep’e kadar Alevi kellesi kesen Bektaşi Yeniçeri ordusunu görmüyorlardır. Çaldıran’da Şah Hatai’ye karşı savaşanlar, Alevileri katledip ganimet toplayanlar kimdi? Ergenekoncu siyasete Alevileri kurban etmek için bu kadar derine inilecekse, bu kuyudan elleri kanlı Yeniçeri ordusu, Osmanlının kapı kulu Bektaşilik çıkar. Tarih biliyor ki; Hacı Bektaşi Veli ile hiçbir alakası olmayan ama onun adını kullanarak Balım Sultan tarafından örgütlenen Bektaşilik bir Osmanlı kurumu, tarikatıdır.19.yy. kadar da bir Osmanlı kurumu olarak görev yürütmüş, İslam Halifesi’nin ordusu olarak cihan imparatorlugunun yaratılmasında büyük rol oynamışdır.</p>
<p>İçimizde yalan tarih, yalan bilgi ile sürekli Kemalizm ve ulusalcılık propagandasını yapan bu kesimlere karşı artık bizlerin bir ölçü tutturması gerekmektedir. Kemalizm’in, Ortadoğu halklarına düşmanlığı temelinde şekillenen ve ifadesini „İslam düşmanlığı“ „Arap düşmanlığı“ ve „Din düşmanlığı“ biçiminde bulan ve Alevileri de buna alet etmeye çalışma yönündeki faaliyetlerine karşı çıkma zamanı gelmiştir. Bu kesimlere karşı Alevi değerleri, geçmişi daha çok gün yüzüne çıkarılmalıdır.</p>
<p>Bu kesimlerin Alevilikle alakası olmadığı bilinen bir gerçektir. Aleviler tüm ulusları bir gördüğü gibi, kimseyi de, inançlarından dolayı horlamaz ve saygısızlık yapmaz. Bunu yapmak, Türkiye’de sadece Kemalistlerin işidir. Özellikle, Sünni kesim alet edilerek, Alevilerin katledilmesini istismar eden bu inkârcı Kemalistler, düşüncelerini ifade ederken dayanacakları bir kesimi bulamadıklarından, Alevileri kullanmaya çalışmanın yanında, toplumu hücrelerine kadar bölmeye de çalışmaktadır. Toplum ve topluluklar arasında güvensizliği de geliştirerek rejimin sürekliliğini sağlayan bu kesimler, Kemalizm’in „Tüm toplumsal kesimlerin örgütlenmelerinde bir düşman yaratarak örgütlenmek ve topluluklar arasında güveni, birliği kaldırarak, muhalefeti asgariye indirmek“ taktiğine uygun olarak örgütlenmeleri yönlendirmektedirler.</p>
<p>Aleviler arasında Sünniliğe karşı önyargıları körükleyerek, Alevi örgütlenmesini, İslami kesimleri de Alevilere, Yezidilere, Hıristiyanlara vd. inançlara karşı şartlandırmakla Şeriatçı örgütlenmeyi, Türkleri, ulusal anlamda Araplara, Ermenilere, Kürtlere, Yunanlılara karşı kışkırtarak, Türk milliyetçiliğini örgütleyen rejim böylelikle toplumu hücrelerine kadar parçalamıştır. Param-parça ettiği kesimlerin üzerine oturan Kemalist rejim ve Cumhuriyet hiç bir zaman bu kesimlerin bir araya gelmesini istemediği gibi, bunu derinleştirmesi için elinden geleni yapmıştır, yapmaktadır.</p>
<p>Bundan sonra Alevilerin kendileri adına ve güzelliklerini yansıtarak gündeme girmesinin zamanı gelmiştir. Bu anlamda dostluk kavramının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Aleviler adına şimdiye kadar konuşan Kemalistlere bundan sonra müsaade edilmemelidir. Onların kendi adlarına istedikleri kadar konuşma hakkı vardır kuşkusuz. Bizim adımıza değil…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye laik bir ülke değildir</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/turkiye-laik-bir-ulke-degildir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/turkiye-laik-bir-ulke-degildir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2024 07:13:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dernekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi talepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik dinamikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa'da Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[cemevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[devlet ve din]]></category>
		<category><![CDATA[dinler arası diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri]]></category>
		<category><![CDATA[entegrasyon politikası]]></category>
		<category><![CDATA[federasyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[görüş farklılıkları]]></category>
		<category><![CDATA[inanç kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve devlet ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[laik devlet]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik tartışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi tercihler]]></category>
		<category><![CDATA[sol kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni-Alevi ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel figürler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de Aleviler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/turkiye-laik-bir-ulke-degildir-2/</guid>

					<description><![CDATA[Şükrü Yıldız; Türkiye Cumhuriyetini laik bir devlet olarak görmüyorum. Yada laiklik anlayışını kabul edilir bulmuyorum. Osmanlı imparatorluğu döneminde İslam’ın devlete hüküm etmesi durumu vardı. Şimdi Türkiye Cumhuriyetinde ise devletin dini&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şükrü Yıldız; Türkiye Cumhuriyetini laik bir devlet olarak görmüyorum. Yada laiklik anlayışını kabul edilir bulmuyorum. Osmanlı imparatorluğu döneminde İslam’ın devlete hüküm etmesi durumu vardı. Şimdi Türkiye Cumhuriyetinde ise devletin dini idare etmesi, yönetmesi gibi bir durum var.</p>
<p align="left"><strong>Aleviler içerisinde Aleviliğin yorumlanmasına ilişkin farklı görüşler var. Bu görüş farklılıklarının kaynağı nedir?</strong></p>
<p>Aleviler arasındaki bu tartışmalar, Aleviliğin asimile edilmesiyle ilintilidir. Cumhuriyetin kabulüyle birlikte Alevi kimliği giderek dejenerasyona uğramıştır. Cumhuriyete sahiplenme adı altında kimliğinden ve inancından uzaklaşmalar yaşanmış, Cumhuriyetin yaratmak istediği kimlik, Alevi kimliğinin yerini almaya başlamıştır. Buna 1960 yıllarından sonra sol kimlikte eklenince Alevilik inanç kimliğini kaybederek daha çok sosyal bir kimlik olarak ortada kalmıştır.</p>
<p>80’li yıllardan soruna bu durum değişmeye başlamıştır. Herkesin kendisini sorgulamaya başladığı bir dönemde Alevilerde bundan nasibini almış ve örgütlenme girişimlerine hız vermişlerdir. Alevilerin kendilerini örgütleme ve inançlarının gereklerini yerine getirme arayışı, kendilerini örgütleme arayışı, doğal olarak iktidara oynayan çeşitli kesimlerin dikkatini çekmiştir. Sağcısından solcusuna, Kürdün’den Türkü’ne, Müslüman’ından Hıristiyan’ına hemen tüm kesimler kendi yanlarında görmek istedikleri Alevi kesimine yönelik girişimlerde bulunmuştur.</p>
<p>Kısacası Alevi örgütlenmesinin gündeme gelmesi ile, onları yanında ve politik mecrasında görmek isteyenlerin çalışmaları aynı zaman diliminde gündeme geldiğinden, Alevi hareketi kendi dinamikleri üstünde gelişme şansına sahip olmadığından, farklı görüşlerin gündeme gelmesi gibi bir durum yaşanmıştır.</p>
<p>Siyasal tercihlerle başlayan bu ayrılıklar giderek Aleviliğin tarihine ilişkin değişik görüşlerin yaratılmasıyla da ivme kazanmıştır. Şu durumda ne yazık ki, herkesin kendi cephesinden baktığı ve kendi çıkarlarına, politik tercihlerine uygun yorumlanan bir Alevilik var.</p>
<p><strong>Bunları görüşleri kategorilere ayırsak?</strong></p>
<p>Ana başlıklarla şöyle söylemek mümkün; Türk-İslam sentezcileri ki bunlar Cem vakfı ve sayın İzzettin Doğan etrafında toparlanmaktadırlar, Aleviliğin bir inançtan ziyade bir yaşam biçimi ve sosyal bir hareket olduğunu iddia edenler, bunlar AABF, Pir Sultan Dernekleri ve sol siyasetçiler tarafından temsilini bulmakta. Aleviliğin Zerdüşt inancının, yada Şamanizm’in bir devamı olarak görenler ki, bunların Zerdüştileri Kürt Alevi hareketi içinde, Şamanistleri Türk milliyetçisi örgütlenmelerde toplanmaktadırlar. Ama geniş Alevi kitleleri içinde giderek yaygınlaşan kanaat odur ki Alevilik kendi başına bir inanç olduğu yönündedir.</p>
<p><strong>Siz nasıl düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Şimdi Aleviliğe baktığınızda, Aleviliği izah etmek isteyen versiyonların tümünün kullandığı argümanlara rastlarsınız. Bu körlerin fili tarifine benziyor. Herkes kendi çıkarına olduğuna inandığını tarif etmektedir. Tabii ki bunun ardında politik tercihler var. Bunu bilmeyen yok&#8230; Benim inandığım Aleviliğin kendi başına bir inanç olduğudur. Her inanç gibi insanlığın geçmişiyle iyi bağları olan ve onların iyi yönlerini kendine rehber edinmiş bir inanç. Bunun adı Aleviliktir.</p>
<p><strong>“Alevilik örgütlenmesinde dernekler, federasyonlar dönemi bitti. Alevilerin dini bazda kurumlarını örgütleyerek gelişmesi gerekiyor” yönünde görüşler var. Siz bunu nasıl görüyorsunuz?</strong></p>
<p>Katılmak gerekiyor&#8230; Alevilik sonuçta bir inançtır ve dini kurumlarını örgütlemesi gerekiyor. Dernek ve federasyonlar olmasın anlamında değil tabi&#8230; Öncelikler konusunda böyle düşünüyorum. Yani bir dernek yeri kurmak için harcanan çabanın Cemevlerine aktarılması gerekir. Dernek ve federasyonları finanse edeceğine Alevi dedelerini finanse etmeyi esas almalıdır. Dedelik kurumunu ayakta tutan ve onların görevlerini ihmal etmelerine fırsat vermeyecek olan inançsal kurumsallığını geliştirmesi gerekiyor diye düşünüyorum.</p>
<p>Tabi bunun yasal bir kazanım haline getirilmesi mücadelesi verilmesi gerekiyor Türkiye’de. İnanç olarak tanınmayan bir kimlik var. Örgütlenmesi yasak olan bir kimlik&#8230; Bu durum tabii ki dernek ve federasyon biçiminde örgütlenmeyi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkarıyor&#8230; Ama bu zorunluluk mesela Avrupa’da yoktur. Bu durumda Avrupa’da bunu model olarak yapmak gerekir diye düşünüyorum. Tabi bunun olabilmesi için Avrupa’da Alevileri temsil ettiğini iddia eden dostların sorumlu yaklaşması gerekiyor.</p>
<p><strong>Almanya’da okullarda başlayan Alevilik dersleri uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Tabii bu uygulama Aleviler açısından ciddiye alınması gereken bir gelişmedir. Gelecek nesillerin ihtiyaç duyduğu inancıyla ilgili bilgilerin sitemli verme olanağı yaratılmıştır. Şimdi bunun kullanılmaması gibi bir durumda ve çelişki söz konusudur. Türkiye’deki Alevinin sıkıntılarını anlamak mümkündür. Yasalar ve yasaklar vardır. Fakat Avrupa’da tüm olanaklar vardır. Kimse inançlarında dolayı ve inancının gereklerini yaptığından dolayı baskı altında değildir. İşte bu noktada Aleviler derin bir çelişki yaşamaktadırlar. Alevi örgütleri de samimi davranmamaktadırlar. Türkiye’ye sert eleştiriler yapmaktadırlar. Bunlarda haklılar&#8230; Ama burada bunun yasal tüm zemini olmasına rağmen hayata geçmemesi için ne lazımsa onu yapmaktadırlar. Kendileri yapmaktadırlar. Örgüt hesaplarına Alevileri kurban veriyorlar diye düşünüyorum&#8230;</p>
<p><strong>Entegrasyon politikası konusunda ne düşünüyor?</strong></p>
<p>Tabii ki kendi kimliğimizle, içinde yaşadığımız topluma uzum sağlamamız gerekmektedir. Bu asimilasyon olarak algılanmamalıdır. Eğer öyle algılanırsa buna da karşı durmak gerekmektedir.</p>
<p>Bizim kendi hayatımızı örgütlememiz ve bizim hakkımızda alınan kararlara iştirak etmemiz gerekmektedir. Bunun için toplumsal uyum, birlikte yaşama kültürünün egemen olması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Dinler arası diyalog konusunda yürütülen çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Farklılıklar Alevilik’te her zaman bir zenginlik olarak kabul görmüştür. Hz. Ali’nin güzel bir sözü vardır. “İnsan bilmediği şeyin düşmanıdır” diye: Şimdi doğu topluluklarında derin önyargılar vardır. Bunların giderilmesinin en iyi yolu dinler arası diyalog çerçevesinde inançların birbirlerini aracıya gerek duymadan tanımaları ve ifade etmeleridir. Sonuçlarının olumlu olacağı en azında bu çalışma içinde olanlar için bile olsa iyi olacağı kanaatini taşımaktayım.</p>
<p><strong>Laiklik tartışmalarını nasıl bakıyorsunuz?</strong></p>
<p>Başta şunu söylemek istiyorum; Türkiye Cumhuriyeti’ni laik bir Devlet olarak görmüyorum. Yada laiklik anlayışını kabul edilir bulmuyorum. Osmanlı İmparatorluğu döneminde İslam’ın devlete hüküm etmesi durumu vardı. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti’nde ise devletin dini idare etmesi, yönetmesi gibi bir durum var. Bunu laiklik olarak görmek mümkün değildir. Laikliği inançların kendilerini özgürce ifade etmeleri olarak algılıyorum.</p>
<p>Sizi şimdi Diyanet gibi bir kurumunuz olacak, başörtüsü var diye insanları üniversite kapılarında çevireceksiniz, bazı inançları kökten yasaklayacaksınız, buna da laik çağdaş düzen diyeceksiniz. Bu kendimizi aldatmaktır.</p>
<p>Tüm insanların kendilerinin bildiği gibi inançlarının gereklerini yerine getirme hakkı vardır. Bu hakkın sınırları, başka bir inanca müdahale etme ve diğer insanların yaşamlarını değiştirmeye kalkmadığı müddetçe saygıyla karşılanmalıdır.</p>
<p><strong>Türkiye’de Alevilerin Diyanette temsil edilmesi veya Diyanetin feshedilmesi yönünde tartışmalar var&#8230; Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Normal şartlarda laik bir ülkede böyle bir kurumun varolması doğal karşılanamaz. Her kesimden inancın kendisini, kendi olanaklarıyla örgütlemesi gerekmektedir. Mesela Aleviler’den, Hıristiyan’lardan ve diğer inanç mensuplarından kesilen vergilerle Diyanet finanse ediliyor. Bu kesinlikle bir haksızlıktır. İş böyle olunca kimilerinin Alevilik’te Diyanette temsil edilmeli ve yatırımlar inançlar arasında eşit bölüştürülmelidir diyebilir. Bu tabii ki mevcut kendine “laik” diyen sistemin benimsenmesi ve onaylanması şartını da içerir. Eğer siz öyle derseniz birleri de kalkar size bunun karşılığında “şunu şunu yapmanız gerekir” der ve sizde bunu yapmak durumda kalırsınız. Yani devletin dine müdahalesini ve onu yönlendirmesini benimsemek şartını kabul etmiş olursunuz. Alevilik açısından ve onun prensipsel değerleri açısından hazmedilecek bir durum değildir.</p>
<p>Devlet olanaklarıyla çok şeyler örgütleye bilirsiniz ama bunların Aleviliğe yararlı şeyler olabileceğine kanaatim yok. Yani eleştirdiğiniz, benimsemediğiniz ve reddettiğinizi şimdi söylediğiniz şeyleri siz yapmaya başlayacaksınız böyle bir durumda.</p>
<p><strong>AKP’nin iktidara gelmesiyle Alevilik tartışmaları da farklı bir biçimde gündeme geldi. Siz bu tartışmaları nasıl buluyorsunuz? AK Partinin tek başına iktidar olmasını Aleviler açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>İlginç bulabilirsiniz ama bu süreci Alevilerin güvende olduğu bir dönem olarak görmek mümkündür. Çünkü Alevilere yönelik saldırılar sağ veya İslami Partilerin iktidarda olduğu dönemde gündeme gelmemiştir. Aksine Aleviliğin gündeme gelmesine ve kendini ifade etmesine vesile olmuştur. AKP tabanı ve yöneticileri inançlarından dolayı maruz kaldıkları baskıları ve yasakları başka bir inanç için geçerli olmasını kabul etmeseler gerek diye düşünüyorum. Böyle olmasını istiyorum.</p>
<p>Polemiklerden kaçınılması gereken bir süreç. Ön yargılardan arınarak olaylara ve olgulara yaklaşmak ve kimsenin hesaplaşmalarının tarafı olmamamız gerekmektedir. AKP nin kimliği biliniyor bundan yola çıkarak yaptıkların baştan karşı çıkmaktansa, atılması gereken adımlar konusundaki taleplerimiz her iktidara olduğu gibi bu iktidara da götürmek ve çözüm üretmesini talep etmek gerekmektedir.</p>
<p>Kaldı ki, AKP ister istesin ister istemesin hangi gerekçeyle olursa olsun Alevi inancına yönelik ciddi adımlar bu süreçte atılacağı inancını taşımaktayım. Yine AB uyum yasalarında gündeme geldiği gibi “Camiler” ibaresinin yerine “ibadethanelerin” cümlesi alınarak 80 yıllık Cumhuriyet tarihinde çok ciddi bir düzeltmeye gidilmiştir. Altında AKP imzası vardır.</p>
<p><strong>Sünnilerle herhangi bir probleminiz var mı? Hangi konularda çatışıyorsunuz? </strong></p>
<p>Buna rahatlıkla “Alevilerin, Sünni kesimle veya başka bir kesimle bir sorunu, problemi yoktur” diye cevaplayabilirim. Alevilerin kendilerini ifade etme ve inançlarının gereğini yaşamak gibi bir istemi var.</p>
<p>Fakat bazı kesimler tarafından bu durum istismar edilmektedir. Yukarda da belirttiğim gibi Cumhuriyet Türkiye’sinin yaratmak istediği kimliği Alevilerin belli bir kesimi benimsemiştir. Alevilerin değil ama Cumhuriyetin İslam’la problemi vardır. Çatışması vardır. Son yıllarda daha açık görülen bu çatışma kendisine cumhuriyetçi-laik diyen kesim ile İslami kesim arasında yapılmaktadır. Aleviler sadece burada istismar edildiklerinden karşıtlar içinde görünmektedir. Aleviler özünde geldikleri noktada kendine laik ve cumhuriyetçiyim diyen Sünni kökenli aydınların kurbanları durumuna düşmüşlerdir. Bu kesimler Alevi hoşgörüsünü ve toleranslarını, içinden geldikleri kesimle olan çatışmaları için istismar etmişlerdir.</p>
<p><strong>Sivas olayı üzerinden 10 yıl geçti. Bu konuda ne diyorsunuz?</strong></p>
<p>Hiç bir şekilde kabul edilmeyecek bir olay. Olay sonrasında bu olaya iştirak eden bazı ideolojik çevreler dışında kalan herkesin utançla hatırladığı düşüncesindeyim. Solingen’deki insanlarımızın Naziler tarafından yakılması olayının daha çirkin bir biçimde işlenmesi ve bununda akşam gizlice değil dünyanın gözünün içine baka baka yapılamasıdır ki, hiç bir şekilde maruz gösterilecek yanı yoktur. Yapanları ve ardındakileri lanetliyorum.</p>
<p>Sevgili Turgut Öker’in Sivas katliamın onuncu yıllı vesileyle yaptığı açıklamaya katılıyorum. “Bu olayın sorumluları, Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel, Başkan Tansu Çiller ve dönemin Genel Kurmay Başkanı Doğan Güreştir. Bunlar yargılanmadıkça Alevilerin vicdanı rahat etmeyecektir” Ben buna Öker’in eklemediği Başbakan Yardımcısı ve olayların başlamasından beri haberdar edilen Erdal İnönü’yü de eklemek istiyorum.</p>
<p>Bu olay, Sivas olayları bir kesime yönelik başlatılan bir operasyonun parçasıdır. Uğur Mumcu, Turan Dursun, Behiye Üçok cinayetlerini bu kapsamda görüyorum. Arkasında herkesin kafasından geçen derin devlet vardır.</p>
<p><strong>Sivas davası sanıklarının, eve dönüş yasası kapsamına alınması gündemde bu konuda ne düşüyorsunuz?</strong></p>
<p>Şimdi biliyorsunuz Susurluk sanıklarından Sedat Bucak beraat etti. Beraat gerekçesinde bu görevin devlet tarafından verildiği bundan dolayı sanığın devlete karşı sorumluluğu gereği bunu yaptığı belirtildi. Şimdi Sivas sanıklarını da bu kapsamda görmek mümkündür.</p>
<p>Bu böyle olmakla birlikte Sivas olaylarını göstererek Alevi kitlesi içine korku salıp korkulardan medet uman anlayışı da kabul etmemek gerekmektedir. Alevileri karşıtlar yaratarak değil, özgül taleplerinden yola çıkarak örgütlenmelerini tamamlamalıdırlar. Korkulardan medet umanlar korkularının esiri olurlar. O anlamda soruna ciddi yaklaşmak ve istismar etmemek gerekmektedir.</p>
<p><strong>Cemevleri giderek yaygınlaşıyor, bunu nasıl görüyorsunuz?</strong></p>
<p>Doğal bir gelişme. Aleviler gün yüzüne çıkıyorlar. Buda ibadethanelerinde gün yüzüne çıkması anlamına geliyor. Cemevleri tabi şehirleşmenin getirmiş olduğu bir sonuç. Alevilikte dede kimin evine gelir ve cem başlarsa ona cem evi denirdi. Tabi bu köy ortamında değiliz. Şehirlerde artık Cemevleri şarttır. Bunların özünden koparılmadan inşa edilerek nasıl camilerden hocalar sorumluysa, cemevlerinden de dedeler sorumlu hale getirilerek dini anlamda örgütlenme yapılmalıdır. Tabi bunları dernek ve federasyonlar tarzından çıkarmak yasal anlamda atılan adım çerçevesinden ibadethane olarak organize etmek gerekiyor.</p>
<p><strong>Aleviliği İslam’ın bir mezhebi olarak görüyor musunuz? Görmüyorsanız Hz. Ali’ye neden sahip çıkıyorsunuz? Alevilik bir din mi?</strong></p>
<p>Bu konularda kendimce cevaplarım var. Bu cevaplar şimdilik bende saklı. Yukarda belirttiğim gibi bu sorunun cevabı farklı kesimlere göre farklı cevaplar içermektedir. Bu tartışmanın Alevi örgütlülüğüne bir faydasının dokunacağını sanmıyorum. Sünni kesimle de Aleviliği tartışmanın hele onların değerleri içinde tartışmanın anlamı yoktur. Eğer bunu yaparsanız karşılaşacağınız tepkileri de anlayışla karşılamanız gerekmektedir. Tabi bu Sünni kesim içinde geçerlidir. Eğer kendi değerler sistemi içinde Aleviliği tartışmak isterlerse Alevilerle, karşılaşacakları cevapları da aynı olgunlukla kabul etmeleri gerekecektir. Böylesine bir hoş görü ortamın halen var olmadığı bir zeminde, Alevilerin Sünnilerle Alevliği, Alevilerinde Sünnilerle Sünniliği tartışması yarardan çok toplumsal birlikteliği zorlar diye düşüyorum. Sünnilerin Hz Ali’si Sünnilere, Alevilerin de Ali’si Alevilere&#8230;.</p>
<p><strong>Aleviliği besleyen kaynaklar nelerdir? Felsefesini kim çizmiştir?</strong></p>
<p>Aleviliği yorumlayan farklı görüşler olsa da, ortak değerler, isimler vardır. İmam Ali, İmam Hasan ve Hüseyin ile birlikte 12 İmam, Ebul Vefa, Hallac-ı Mansur, Nesimi, Şuhreverdi, Hasan El Sabah, Şah Hatayi, Pir Sultan, Abdal Musa gibi isimleri saymak mümkündür.</p>
<p>Cem, 12 İmam orucu, Musahiplik gibi olgular kimsenin tartışamayacağı ortak değerlerdir.</p>
<p><strong>Türkiye’de solcu kesimin büyük bir çoğunluğunun özellikle kendini devrimci diye niteleyenlerin dinle arası çok iyi olmamasına rağmen niye Alevilere sahip çıkıyorlar? Aleviliği İslam’ın devrim geçirmiş hali olarak mı görüyorlar? Mesela Aziz Nesin ateist olduğunu söylemesine rağmen neden Alevilere sahip çıkıyordu?</strong></p>
<p>Kimin Alevilere nasıl baktıkları onların sorunudur. Daha öncede belirttim çeşitli kesimlerin Alevilere farklı yaklaşımı var. Şimdi bazı Sünni kökenli aydının Alevilere sahip çıkması onlarla Alevilerin Cumhuriyet kimliğinde buluşmasıdır. Onların ateist olması şu veya bu siyasetten olması Alevilerle olan ortak yanları değildir. Sivas olaylarına bakınız, atılan sloganlarda “cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacaktır” deniyordu. Daha sonra bazı kesimler &#8220;bu saldırı cumhuriyete yönelik bir saldırıdır&#8221; diye kamuoyuna açıklamada bulundu. Şimdi bu nokta Alevilerin bir kesimin Sünni kökenli Kemalist aydınlarla buluştukları noktadır. Ne yazık ki bu kesimlerinde kendi kökenleriyle sorunları vardır, çatışması vardır. Alevileri bu anlamda istismar etmektedirler. Hoşgörüsünü istismar etmektedirler. Alevilerde bastırılmışlığın ve kendine güvensizliğin bedelini bu kesimleri kendisinin sözcüsü haline getirmek suretiyle ödemektedir.</p>
<p><strong>Siz mevcut Alevi örgütlerine nasıl bakıyorsunuz?</strong></p>
<p>Alevi örgütlerine bir blok olarak bakıyorum. Hepsinin kendilerince haklı yanları var. Hepsinin şu veya bu şekilde Alevi örgütlüğüne katkıları vardır. Kabul etmediğim yan Alevi örgütlerinin birbirlerini tanımamalarıdır. Birbirini yıpratmak için başvurdukları yöntemlerdir. Açıkça söylemek lazımsa dışarıya karşı alabildiğine hoşgörülü olabilen Aleviler sorun içe yönelik olunca bundan eser kalmamaktadır. Bu konuda Alevi örgütleri doğru bir temsilin sahibi değillerdir. Hatta nankördürler diyebilirim.</p>
<p>Kendim için rahatlıkla söylemeliyim ki, AABF’nin Cem Vakfından, Cem Vakfının DAF’dan, DAF’ın Pir Sultan Abdal Derneklerinden, PSA’ların Hacı Bektaş derneklerinden bir farkı yoktur. Hepsini de gönülden destekliyorum gelişmelerini istiyorum. Onların gelişmesi istisnasız Aleviliğin bir kazanımı olacaktır. Onların her birinin yanlışı Alevilerin yanlışı olacağından bu örgütlerimizin daha sorumlu davranmasını da beklemek her Alevi gibi benimde hakkım oluyor. Alevilerin maruz kaldığı saldırılarda ve hakaretlerde kimse bu AABF’li, bu Cem Vakfın’dan veya şu çevredendir demiyor. Topyekün Alevileri hedefe alıyor. Bu anlamda hiç bir örgüt diğerinden önemsiz değildir. Hepsini desteklenmesi gerekiyor. Herkes kendisine yakın bulduğu Alevi örgütüne desteğini esirgememelidir.</p>
<p><strong>Teşekkürler</strong></p>
<p>Ben teşekkür ederim</p>
<p><strong>1 Ağustos 2003</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/turkiye-laik-bir-ulke-degildir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
