<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şengal &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/sengal/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 Mar 2025 06:43:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Şengal &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mansur darındayız! &#124; Alevi Gazetesi</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/mansur-darindayiz-alevi-gazetesi-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/mansur-darindayiz-alevi-gazetesi-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Mar 2025 06:43:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Êzidîler]]></category>
		<category><![CDATA[IŞİD]]></category>
		<category><![CDATA[Şengal]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/mansur-darindayiz-alevi-gazetesi-2/</guid>

					<description><![CDATA[“Cehennem, acı çektiğimiz yer değildir; acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir…!” (Hallac-ı Mansur) “IŞİD çeteleri Şengal’e girdi” haberi, beraberinde katliam, göz yaşı ve acı getirdi. İnsanlık, yerinden yurdundan edilen Êzidîlerin fotoğraflara yansıyan kareleri ile yeni bir utanca şahitlik etti. Yüreğimiz bir kez daha derin yara aldı. Aynı yüzlerce yıl önceki gibi; 7. yüzyılda ceylan derisi üzerine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<div>
<p><em style="color: #262626;">“Cehennem, acı çektiğimiz yer değildir; acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir…!” </em><strong>(Hallac-ı Mansur)</strong></p>
<p><span style="color: #262626;">“IŞİD çeteleri Şengal’e girdi” haberi, beraberinde katliam, göz yaşı ve acı getirdi. İnsanlık, yerinden yurdundan edilen Êzidîlerin fotoğraflara yansıyan kareleri ile yeni bir utanca şahitlik etti. Yüreğimiz bir kez daha derin yara aldı. Aynı yüzlerce yıl önceki gibi; 7. yüzyılda ceylan derisi üzerine Hewrami (Gorani) lehçesiyle yazılan bir şiirde, İslam halife ordularının Zerdüşti topluluklara karşı yaptığı katliam anlatılmaktaydı ve lanetlenmekteydi;</span></p>
<p><em style="color: #262626;">“Kutsal yerler yakıldı, kutsal ateşler söndü<br />Herkesten gizlerdi namlı büyükler<br />Zalimler girdi ta Fırat’a dek<br />Köylerden tut da ta Şehrizur’a kadar<br />Esir alındı bütün kızlar ve kadınlar<br />Kendi kanında boğuldu özgür adamlar<br />Kimsesiz kaldı Zerdüşt’ün töresi, dini<br />Yüce Hürmüz affetmeyecek hiç birisini”</em></p>
<p><span style="color: #262626;">Bugün gene Musul’da tarih katledildi. Mabetler, türbeler, kiliseler, tarihi eserler kısacası insanlığın ortak tarihi, kültürü hedef alındı. Taş üstüne taş bırakılmadı. İnsanlığın izleri silinmeye çalışıldı. Ortak yaşam katledildi. Şimdi sıra Şengal’e geldi…</span></p>
<p><span style="color: #262626;">Alevi ve Êzidî tarihinin en değerli mirası, Hallac-ı Mansur’un makamı, mezarı IŞİD’in saldırısı altında. Yunus Peygamber’in türbesini havaya uçuranlar, Laleş’e, Şeyh Adi’nin mezarına ve onun mezarının yanındaki Hallac-ı Mansur’un mezarına doğru ilerlemek için var gücüyle Êzidîler şahsında insanlığa, insanlık değerlerimize saldırıyor.</span></p>
<p><span style="color: #262626;">Hallac-ı Mansur ki; Alevi-Kızılbaş düşüncesinin felsefi köküdür. Kurucularından biridir. Cem ayinlerindeki en yüksek makam olan Dar-ı Mansur divanının sahibidir. Temsilcisidir. Durduğu dar hak ve hakikat darıdır. Haklı ile haksızın ayrıştığı, halkın dahil olduğu mahkemedir. Bu mahkeme yüzlerce yıldır devam eden hak ile haksızın mücadelesinde bir meşale gibidir. Binlerce kez saldırıya uğramıştır. Unutturulması için her şey denenmiştir. Yazılı kaynakları tahrip edilmiştir. Tüm bunlara rağmen Hallac-ı Mansur gerçeği, hakikat yolculuğunda ayakta kalabilmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #262626;">Hallac-ı Mansur’u bu kadar güçlü kılan ve günümüze kadar gelmesini sağlayan Alevi ve Êzidî felsefesindeki yaratıcı yeridir. Kararlılığı ve fikirleri için darağacını, ölümü Kerbela’daki Hüseyin gibi göze almasıdır. Düşüncelerini ölümüne savunmasıdır.</span></p>
<p><span style="color: #262626;">“Enel hak”…</span></p>
<p><span style="color: #262626;">Êzidîlerin bir inancına göre ise: “Hallac-ı Mansur idam edildiğinde ruhu, bedeninden ayrıldı ve suların üzerinden uçmaya koyuldu. Rastlantı sonucu, kız kardeşi, su almaya geldi; testisini Dicle’nin suyundan doldurdu; erkek kardeşini fark etmedi; eve döndüğünde susadı ve bu testiden su içti. Böylece Mansur’un ruhu, onun bedenine girdi; önce onun erkek kardeşi iken, şimdi oğlu oldu. Bu olaydan dolayı Êzidîler, ağzı tülbentle kapalı olmadıkça hiçbir dar ağızlı kaba su doldurup bundan içmezler.” (Six Months In a Syrian Monastery; by Oswald H. Parry, B. A. (London; Horace-Cox, 1895); s. 372)</span></p>
<p><span style="color: #262626;">Roger Lescot ‘Yezidiler’ adılı eserinde, Hallacilerin, özellikle Êzidî Şeyhi Adi Bin Musafır’ın Hallac-ı Mansur’a abartılı bir sevgi ile bağlı olduğuna dikkat çeker. Şeyh Adi’nin Mansur’un yolunda gittiğini söyler. Bundan yola çıkarak Şeyh Adi’nin Hallaç’ın soyundan olabileceğini yazar…</span></p>
<p><span style="color: #262626;">“Hallaciyenin son temsilcileri Kadderiye’de toplanmış ve Şeyh Adi’de bizzat bu toplantıya icabet etmişti. Yezidilerin çok büyük saygı gösterdikleri Hallac-ı Mansur’un mezarı bu gün Irak’ın Musul kentinin kuzeyindeki Laleş’te bulunan Şeyh Adi’nin mezarı yanındaki Bağdat Şehitleri’ne ayrılan bir bölümde bulunmaktadır.” (a.g.e)</span></p>
<p><span style="color: #262626;">…</span></p>
<p><span style="color: #262626;">Tarihe karşı işlenen suçlara bir yenisi eklenirken, direniş de o kadar kahramanca olmuştur. Êzidîlerin yalnız olmadığı ve değerlerin ne pahasına olursa olsun korunacağını YPG şahsında Kürt siyasal hareketi ortaya koymuştur. Rojava’daki tüm imkansızlıklara ve saldırılara rağmen sınırları aşarak insanlığa siper olmuştur. Bu kahramanca çıkış, dikkatleri Şengal’e çekmeyi başarmış, sorumluluktan kaçanları Kürt halkı içinde teşhir etmiştir. KDP başta olmak üzere Kürt parti ve çevrelerini Şengal’e sahip çıkmaya mecbur bırakmıştır. İnsanlığı sorumluluğa davet etmiştir. IŞİD saldırıları karşısında gösterilen bu tavır, Ortadoğu’da güvenin adresini, katliamlara karşı direnişin adresini de herkese göstermiştir.</span></p>
<p><span style="color: #262626;">Mansur darındayız… Hak ile hakikat darındayız… IŞİD katliamları karşısında nerede olduğumuzu sorgulama günündeyiz…</span></p>
<p><span style="color: #262626;">Rivayet edilir ki; “İdam edilmeden önce halk taş atmaya başladı. Atılan taşlara hiç ses çıkarmıyor, hatta tebessüm ediyordu. Bir dostu, taş yerine gül attı. O zaman Mansur hazretleri inledi. Sebebi sorulduğunda; ‘Taş atanlar beni yakınen tanımayanlardır. Tabiidir ki halden anlamazlar. Halden anlayanların bir gülü bile beni incitti.’ cevabını verdi.</span></p>
<p><span style="color: #6a6a6a;">08.08.2014</span></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/mansur-darindayiz-alevi-gazetesi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşk olsun Hüseyin gibi duranlara</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/ask-olsun-huseyin-gibi-duranlara-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/ask-olsun-huseyin-gibi-duranlara-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2024 07:30:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gençler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Aşure]]></category>
		<category><![CDATA[Aşure Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Haksızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela olayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kobani]]></category>
		<category><![CDATA[Küfeliler]]></category>
		<category><![CDATA[mazlumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Şengal]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Suruç]]></category>
		<category><![CDATA[Yezit]]></category>
		<category><![CDATA[Zalimler]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/ask-olsun-huseyin-gibi-duranlara-2/</guid>

					<description><![CDATA[Muharrem matemini geride bırakan Aleviler, aşure aşlarının pişirmeye, dağıtmaya başladılar. Alevi Kurumları Üst Koordinasyonu’nun çağrısına istinaden aşureler bu yıl Ankara’da katledilenlere adandı. Lokmalar onlarının hürmetine, pişirilip, dağıtıldı. Türkiye’nin dört bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="x_MsoNormal">Muharrem matemini geride bırakan Aleviler, aşure aşlarının pişirmeye, dağıtmaya başladılar. Alevi Kurumları Üst Koordinasyonu’nun çağrısına istinaden aşureler bu yıl Ankara’da katledilenlere adandı. Lokmalar onlarının hürmetine, pişirilip, dağıtıldı. Türkiye’nin dört bir yanında Aleviler Ankara’daki katliamı lanetleyerek, Hüseyin için akıttıkları gözyaşlarını bu yıl Şengal, Kobani, Diyarbakır, Suruç ve Ankara şehitleri için dökülen yaşlarla yıkadı. Gülbanklar, nefesler ve deyişler Kerbela meydanındaki gibi huşuyla dile geldi. Aleviler beklide uzun yıllardır unuttukları kendileri olma özlemini ilk kez bu kadar derinden yaşadı, yaşattı ve Kerbela onların gözlerini bir kez daha açtı.<br />
<b></b></p>
<p class="x_MsoNormal">Şimdi birileri kalkıp diyor ki, “Kerbela’da Hüseyin, Yezit’in teklifini kabul etseydi ne olurdu?” Şimdi birileri gidip bazı sofralarda oturuyorlar ya! “Yani ne oldu” diyorlar?</p>
<p class="x_MsoNormal">Yezit neyi teklif etmişti Hüseyin’e? “Davandan dön” demişti, “sana Şam valiliğini bırakcam” demişti, “sana iktidar, servet verecem” demişti. İşte Hz. Hüseyin bu iktidarı, bu serveti elinin tersiyle iterek, kimin mirasına sahip çıktı! Atasının mirasına, babasının mirasına sahip çıktı. Çünkü Hz. Ali buyurmuşlardır ki; <b><i>“Haksızlığa boyun eğmeyin, çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz<span class="x_apple-converted-space"> </span></i></b><b><i>”</i></b> demişti. İşte bugün bu topluluğun onuru hasiyeti ve şerefi o gün Kerbela’da dimdik bir şekilde o ordulara karşı durdu.</p>
<p class="x_MsoNormal">Kerbela’ya davetiye çıkaranlar kimlerdi. “Buyur gel, biz senin aile efradının yanındayız, seni bu zalimlere karşı koruruz” diyenler kimlerdi? Küfeliler. Küfeliler ne dediler “Buyur gel efendim dediler, biz seni burada koruruz” dediler. Sonra ne yaptılar iktidar için, saltanat için ve en kötüsü korkudan, korktuklarını iddia ettiler, zalimlerden korktuklarını iddia edip Hz. Hüseyin’i Kerbela’da yalnız bıraktılar. Peki, ne oldu Hüseyin’in başını bedeninden ayırdılar Şam’a ziyafet için gönderdiler. Bunun sorumlularından bir tanesi de o Küfe’deki zihniyettir. O ihanetçilerin içimize saldıkları korkudur.</p>
<p class="x_MsoNormal">Hüseyin o küfenin ihanetini ve korkusunu da yenen bir zaferin sahibidir.</p>
<p class="x_MsoNormal">O ne güzel, ne kutlu bir kadındır ki; Hz. Zeynep Kerbela’da yaşananları bir bir başı dik bir şekilde ve o Yezit’in kendi suratına karşı diklenerek, bütün dünyaya ve bugün bize aktaran kişidir.  Kerbela’da neyin yaşandığını bize aktaran kahraman Hz. Zeynep’in kendisidir.</p>
<p class="x_MsoNormal">Ve bizi bugün Küfelilerden ayıran en temel nokta nedir? Kerbela’da bizler Hz. Hüseyin ile birlikte, onu yalnız bırakmayanların, kısacası Hüseyin bendesinin parçasıyız. Kendimiz biz öyle kabul ederiz. Peki, Küfeliler kimdir? İhanet edenlerdir. Zeynep’in lanetiyle lanetli olanlardır. Ve Zeynep onlar için öyle bir lanet okumuştur ki; “kendiniz dövün, bedeninizde kan kalmayıncaya kadar dövün”. “Çünkü siz öyle bir ihanet ettiniz ki, bu topluma böyle bir acı yaşattırdınız” demiştir. Onun içindir ki; biz TV ekranlarında bazılarının Hz. Hüseyin aşkıyla kendilerini dövdüklerini düşünürüz. Hüseyin’in aşkıyla değil, Zeynep’in lanetiyle kendilerini döverler. Biz kendimizi dövmeyiz, neden dövmeyiz, çünkü biz Hz. Hüseyin ile o meydanda olduğumuza inanırız.</p>
<p class="x_MsoNormal">Kerbela’da Hüseyin, Hüseyin evlatları katledildikten sonra ne yapıldı. Kadınlarımız, çocuklarımız çıplak develerle bindirilerek şama götürüldüler. Köle pazarlarına götürüldüler. Bize bunu yaşattılar.</p>
<p class="x_MsoNormal">Peki, bu resim bugün bizden çok mu uzak. Daha dün Şengal’de ne yaptılar! Şengal’de, Yezit zihniyetinin evlatları, onun mirasçıları, erkeklerin, yaşlıların, çocukların kafalarını kesip, esir aldıkları kadınları köle pazarında satılar. Bu zihniyetin o zihniyetten farkı neydi? Demek ki, nasıl ki, mazlumla zalimin savaşı binlerce yıldır devam ediyor ise zalimlerinde miracıları var, mazlumlarında mirasçıları var. Hainlerinde…</p>
<p class="x_MsoNormal">Biz her Kerbela’yı yad edişimizde mazlumun mirasçıları olduğumuzu tekrar tekrar dile getirmek ve hatırlamak isteriz. Onun için o acıyı en derinden yaşarız. Bizler kerbelada mazlumu anar iken zalime de lanet okuruz. Bin kere lanet olsun onlara.</p>
<p class="x_MsoNormal">Şengal’den koptuk Kobani’ye geldik. Hiçbir fark gözetmeksizin ne Müslüman, ne Alevi, ne Ezidi, ne Hirsitiyan nede başka bir inançtan, fark gözetmeksizin insanların kafasını kesip, kestikleri kafalar üzerinden medya aracılığıyla, utanmadan sıkılmadan bunları gözümüzün içine sokanlar, günümüzün dünyasında yaşıyorlar.</p>
<p class="x_MsoNormal">Onları kimler besliyor; bu topraklarda, bizin bu topraklarda, bizim vergilerimiz, bizim emeklerimiz üzerinden, biz çocuklarımıza gelecek bir refah için, birlik beraberlik için, birlikte yaşama kültürü, edebi, erkânı için burada çabalanırken, bizim verdiğimiz paralarla, bizim devletimizin içi silah dolu tırları sınırlarda yakalanıyor. O canilere, o katillere bizim sınırlarımızdan silah gönderiyorlar. Niycin gönderiyorlar, daha çok kafa kesinler diye. Niycin gönderiyorlar; orada Kürtler öldürülsün diye, Niycin gönderiyorlar; orada Aleviler öldürülsün diye. Niycin gönderiyorlar orada Hıristiyanlar öldürülsün diye. Bizleri öldürmek üzerine bir siyaset üretiyorlar. Sonrada bize “sessiz olun” diyorlar. “Sesinizi yükseltmeyin” diyorlar. “Sesinizi yükselttiğiniz zaman biz size zulmün en derinini yaşatırız” diyorlar.</p>
<p class="x_MsoNormal">Vay kako, Sivas’tan, Maraş’tan kaçtık. Dedik büyük şehirlere gidelim. Gittik İstanbul’a, İzmir’e, Hatay’a, Eskişehir’e… Bizi burada da öldürdüler. Bizim peşimizi bırakmadılar. Hz. Hüseyin çok mu savaşmak istiyordu? Hayır. Savaşmamak için Mekke’yi, Medine’yi, Küfe’yi yol edindi. Ama zalimler buna fırsat ve aman vermediler. Onun için Suruç’daki, Ankara’daki katliam bizlere yönelik bir katliamdır. Ardımızı bırakmayan Yezit’in katliamıdır.</p>
<p class="x_MsoNormal">Gezi olayları olduğu zaman güya havaya kurşun sıkıyorlardı. Havaya sıkılan kurşunlarla altı tane Alevi çocuğu öldürdüler. Elma mı, portakal mı seçiyor bu eller! Hepsi bizi seçiyorlar. Mazlumu seçiyorlar.</p>
<p class="x_MsoNormal">Gezi’ye değinilmeden geçemeyiz. Biz hep gençlerimizden şikâyetçiyiz. “Cemevine gelmiyorlar, kendi kültürlerini öğrenmiyorlar, bunlara inancımızı nasıl öğreteceğiz” diye hayıflanırız. Alevilik öğretilmez, Alevilik hissedilir. Eğer Hüseyin’in acısını hissediyor isek biz Aleviliğimizi hissederiz. Ve Alevileşiriz. Bizim çocuklarımız Gezi’de “dört tane ağaç kesiliyor” diye kıyameti kopardılar. Geziye Alevi örgütlerimi çağırdı, sol örgütler mi çağırdı, Kürt örgütlerimi çağırdı da bizim gençler Gezi’ye çıktılar. Hayır. Dört ağaç kesiliyor diye bizim çocuklarımız, bizim gençlerimiz kıyameti kopardılar. Çünkü o dört ağaç dediğimiz bizim ziyaretimizdir. Bizim kutsalımızdır. Siz o ağacın nefesini keserseniz, bizim nefesimizi kesersiniz. Çok büyük mü bir tesadüftü Alevi çocuklarının da Suruç’a gitmesi? Neden Alevi çocukları da Suruç’taydılar çünkü orada Mazlumlar katlediliyordu. Orada yerle bir edilmiş bir kent vardı. Oradaki çocuklara yardım götürüyorlardı, oyuncak götürüyorlardı. Yardım etmesini bizim çocuklarımız iyi bilirler. Kimsenin bizim çocuklara bunu öğretmesi gerekmiyor. Barış diyorlar değil mi? Barışı biz biliriz. Barışı biz severiz. Dervişleri, evliyaları güvercin donunda diyardan diyara gezdiririz. Ve biz barış için Ankara’ya da gideriz.</p>
<p class="x_MsoNormal">İşte orada katledilenlerin içinde bizimde olmamızın sebebi, bizim onların acısını hissediyor ve biliyor olmamızdan kaynaklanıyor. Bunun için bize kimsenin terbiye vermesi gerekmiyor, kimsenin bize bir şey anlatması gerekmiyor, işte Alevilik böylesine güzel bir şeydir. Onun için biz başı dik bir şekilde, ardımızda Hüseyin’in direniş, mazlumdan yana olan tavrı ile çocuklarımızla birlikte haksızlıklara karşı direnmeye devam edeceğiz. Nerede bir haksızlık var ise ona karşı bedenimiz dâhil her şeyimizi siper edeceğiz.</p>
<p class="x_MsoNormal">Hak ile hakikat makamında buluşmuş olanların kervanındaki yerimizi alacağız. Aşk olsun Hüseyin gibi duranlara, aşk olsun onun bendesinden gelip, soframıza mihman olanlara.</p>
<p>12.11.2015</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/ask-olsun-huseyin-gibi-duranlara-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
