<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ocaklar &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/ocaklar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Jul 2024 04:29:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>ocaklar &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Direnişçilerimiz; Pirlerimiz</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/direniscilerimiz-pirlerimiz/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/direniscilerimiz-pirlerimiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2024 04:29:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Bektaşiler]]></category>
		<category><![CDATA[dedelik]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik karakter]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik tartışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini önderler]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksellik]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaş Dergahı]]></category>
		<category><![CDATA[inanç değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nakşi şeyhleri]]></category>
		<category><![CDATA[ocaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[pirler]]></category>
		<category><![CDATA[pirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/direniscilerimiz-pirlerimiz/</guid>

					<description><![CDATA[“El Ele El Hakka” Son dönemlerde Aleviler arasında suni bir şekilde yaratılan tartışmalardan bir tanesi de ocak ve pirlerin toplum içindeki rolleri konusudur. Aleviliğin ve Alevilerin bugüne gelmesinde büyük bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“El Ele El Hakka”</em></p>
<p>Son dönemlerde Aleviler arasında suni bir şekilde yaratılan tartışmalardan bir tanesi de ocak ve pirlerin toplum içindeki rolleri konusudur. Aleviliğin ve Alevilerin bugüne gelmesinde büyük bir emek sahibi olan ocakların, pirlerin tartışmaya yatırılması, bunun da özellikle Aleviler dışındaki kesimlerin baskısıyla, etkisiyle başlatılması olumlu bir duruma işaret etmemektedir. Çünkü; ocaklar ve pirler özgünlüklerini korumalıdır!</p>
<p>Aleviliğe bir papalık gibi, bir halifelik gibi, bir diyanet işleri başkanlığı gibi yaklaşım yanlıştır. Diğer dinler de böyle, bizde de böyle olalım yaklaşımı doğru değildir. Böyle bir bakış, Aleviliğin tarihsel oluşumuna, bugüne kadarki yaşam biçimine de terstir. Çeşitli ocaklar vardır, dedeler vardır. Bunlar hep özgünlüğünü korumuşlardır. Özgünlükleri, onları var eden temel bir unsur olmuştur. Bunu ortadan kaldırmak için yüz yıllardır Aleviler baskılara, saldırılara maruz kalmışlardır. Osmanlı ve özellikle Yavuz Sultan Selim bu konuda birçok girişimde bulunmuş, Alevileri bir merkez de toplayıp kendi etki alanına almak istemiştir. Buna karşı Alevi geleneği kendi özüne sahip çıkan direnişler sergilemiştir. Bu direnişler sayesinde bir çok inanç kültür ortadan kalkarken, Alevilik bugün halen ayakta durmaktadır.</p>
<p>Belirli ortak ilkeleri benimseyen sembolik bazı kurumlar olabilir. Bu kurumlar demokratik tartışmalar süreci içinde ortaya çıkarabilinir. Ama papa, halife, ekümenik gibi yaklaşımlardan kaçınmak gerekir. Bu tür merkezileşme eğilimleri Aleviliğin felsefesine uygun değildir. Tek tanrılı dinlerde peygamber tektir. Yine peygamberi temsilen halifeler ve papalar olmuştur. Bunlar iktidar gücü olarak şekillenmiştir. Baskının temsilcileri olmuşlardır. Ancak Aleviler bir topluluk olarak, tarihte devlet dışı kalmış bir topluluk olarak var olmuşlardır. Bu durum onun demokratik özgürlükçü, toplumcu karakterine de uygun olmuştur. Onu merkezileştirmek bu ruhuna aykırıdır. Onu hedef alan bir durumdur. Bunun inanç boyutunda dayatılması Alevi asimilasyonuna katkı sunmaktır. Benzeştirmektir. Benzeşerek tükenmektir. Bugünlerde Aleviliğimizi tehdit eden en önemli husustur.</p>
<p>Demokratik tartışmalar çerçevesinde beli kurumlaşmalar özgünlüklerini ve özelliklerini kaybetmeden sağlanabilinir. Bunlar tekleşme biçiminde değil, çoğulcu ve farklılıkların zenginlik olarak geliştirilmesi biçiminde olmalıdır. Alevi toplumunun rızasıyla yol alınmalıdır. Alevileri görmeyen, Aleviliği esas almayan başkasına benzemek onlarda olanın bizde de olması biçiminde bir yanlış içine girilmemelidir.</p>
<p>“Dedelik babadan oğla geçer mi?” tartışması zamana bırakılmalıdır&#8230;</p>
<p>Bir husus da pirlik, dedelik kurumudur. Kimileri “dedelik, pirlik kurumu babadan oğla geçiyor, demokratik değil” gibi söylemlerde bulunmaktadır. Bir yönüyle mantıklı gibi de gözükebilir. Modern dünya açısında anlaşılmazda bulunabilinir. Seçimle gelsin denilebilir. Fakat bugün Alevilerin içinde bulundukları durum göz önünde bulundurursak, bu durumun ne kadar yanlış olduğunu söyleyebiliriz. Bunu tartışmaya açmak da doğru değildir. Bunu ilk denemesi Yavuz Sultan Selim tarafından Hacı Bektaş Dergahına müdahale ederek yapılmak istenmiştir. Bu müdahale Bektaşiler arasında Babağan, Çelebi, Dedegan kollarının yaratılmasına vesile olmuş, Aleviler arasına nifak tohumları bu süreçte atılmıştır. Yine Alevi dedelerini, pirlerini eğitimsiz ve “zındık” diye nitelendirip dergah ve tekkelerin başına 1834 yılında Nakşi şeyhleri atanmıştır. Tüm bu gerçek göz önüne getirilince bu yaklaşımın bir asimilasyon ve bitirme politikasının parçası olduğu görülecektir.</p>
<p>Şimdiye kadar Aleviliği pirlerimiz bu noktaya getirmişlerdir. Onlar direnç noktası olmuşlardır. Bu kadim kurumun Alevilerin en zayıf olduğu, kendisinden kimliğinden koparılmaya çalışıldığı bir süreçte tartışmaya yatırılması iyi niyetli bir durum değildir. Öncelikle Alevilik kendisine gelmelidir. İyi tanımlamalı, örgütlenmelidir. Özgür ve demokratik bir ortama kavuşmalıdır. İleride kendisi, kendi içinde tartışmak isterse tartışabilmelidir. Kendi dinamiği, diyalektiği içinde bir sonuca varabilmelidir.</p>
<p>Ama bugün dedelik, pirlik makamları babadan oğla geçmek suretiyle doldurulmakta, hizmet vermektedir. Bunu yanlışlayan bir tutum içinde olunmamalıdır. Bu tür iddiaları olanlar olduğu zaman, bunun doğru bir zaman olmadığı hatırlatılmalıdır. “Erken tartışmalardır” denilmelidir, önü alınmalıdır. Alevi dedeler tarihte rol oynamışlar, inançlarımızı buraya kadar getirmişlerdir. Bu nedenle şimdi demokratlık adına bunları dışlamak doğru değildir. Belki Aleviler özgürleştiği, demokratik karaktere kavuştuğu, biraz daha özgür tartışma imkanları olduğu zaman, manipülasyona açık olmayan bir ortam içinde tartışmak isteyebiliriler. Zamanı gelindiğinde bu tür şeyler de belki kendi iç diyalektiği içinde tartışılacaktır. İnanç önderlerinin farklı biçimde tespit edilmesi, farklı eğitim kurumları sonucu oluşması gibi çeşitli alternatifler ileri sürülebilir. Ama şu anda mevcut geleneksel durum varlığını korumalıdır. Bu direngen noktanın korunması gerekmektedir. Bugün yok edilmek istenen süreçte bu kadar baskı altında, bu kadar yönlendirme altında gelenekselliği, gelenekselden aldığı değerleri tartışmak, farklı bir noktaya çekmek doğru değil. İyi niyetli bir yaklaşım da değildir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/direniscilerimiz-pirlerimiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Evi</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/cumhuriyetci-egitim-merkezi-evi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/cumhuriyetci-egitim-merkezi-evi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jul 2024 10:05:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[1925 kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inanç merkezleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik ve modern devlet]]></category>
		<category><![CDATA[CEM Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[dergahlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[dini liderler]]></category>
		<category><![CDATA[dini özgürlükler]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaşi Veli Dergahı]]></category>
		<category><![CDATA[inanç merkezlerinin iadesi]]></category>
		<category><![CDATA[İzzetin Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[Karaağaç Tekkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Karaca Ahmet Dergahı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Aleviliği]]></category>
		<category><![CDATA[ocaklar]]></category>
		<category><![CDATA[pirlik kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Demirel]]></category>
		<category><![CDATA[Tekke ve Zaviyelerin kapatılması]]></category>
		<category><![CDATA[tekkeler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslam sentezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/cumhuriyetci-egitim-merkezi-evi/</guid>

					<description><![CDATA[Yol cümleden Ulu’dur. Hz. Ali Alevi inancının temel kurumlarını ortadan kaldıran 1925 tarihli Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılmasına ilişkin kanunu Alevi kurumları neden gündemleştirmiyor. Alevi inanç merkezlerini ve dini liderlerini&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yol cümleden Ulu’dur</em>.<strong> Hz. Ali</strong></p>
<p>Alevi inancının temel kurumlarını ortadan kaldıran 1925 tarihli Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılmasına ilişkin kanunu Alevi kurumları neden gündemleştirmiyor. Alevi inanç merkezlerini ve dini liderlerini hedef alan bu yasa halen işletiliyorken, Alevilerin bunu konuşmuyor olması dikkat çekici değil mi!</p>
<p>Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı’nın internet sayfasında Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılmasına ilişkin başlıkta şunlar notlanmış:</p>
<p>“Osmanlı döneminde tekkeler, gitgide, çalışmaksızın tevekkül felsefesini işleyen yerler haline dönüşmüştü; halbuki insanları daha yaşarken dünyadan uzaklaştırıp onları uhrevî âleme çekmek, çağdaş yaşam ile bağdaşamazdı.</p>
<p>Toplum yeni bir enerjiye, yeni bir atılıma gereksinim gösteriyor; çağdaş yaşam, insanları çalışmaya, bu çalışmanın yaşarken ödülünü almaya çağırıyordu. Türbeler ise türbedarlar eliyle ölmüş kişilerin manevî varlığından çıkar sağlamaya çalışılan, çalışmaksızın onlardan medet umulan odaklar haline getirilmişti. Ayrıca tekke ve zaviyelerin başında bulunanlar siyasal amaçlarla ve çoğu kez dini siyasete âlet ederek masum vatandaşları suça yöneltiyorlardı.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti artık, şeyhler, dervişler ve müritler memleketi olamazdı. İşte 30 Kasım 1925’te kabul edilen bir yasayla tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı; türbedarlıklar ile şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik vb. birtakım unvanlar kaldırıldı.”</p>
<p>Alevi inancını hedef alan yasalar kapsamında dergahlar, ocaklar ve Bektaşi tekkeleri kapatıldı. Alevi dini önderleri inançlarının gereklerini yerine getirdikleri için baskıya, katliama maruz kaldı. Dergahlardan bazıları müzeye -Hacı Bektaşi Veli Dergahı gibi- bazıları da ticari işletme statüsünde tekrar Alevi derneklerine kiralanarak (90’lı yıllardan sonra) -Karaca Ahmet Dergahı gibi- bazıları da üstüne AK Parti  il binaları inşa edilerek -Karaağaç Tekkesi gibi- hiçleştirildi.</p>
<p>Ulaşılmaz sığınaklar olarak yıllarca Aleviliğe kucak açmış olan yerleşim yerleri viraneye döndü. Alevi yerleşim merkezi diyebileceğimiz ve nüfusun çoğunlukta olduğu tek il olarak Dersim kaldı. Pir, Ocak, Dergah, Tekke terk edildi. Yıllar unutturdu. Devlet unutulması için her şeyi yaptı. Tüm kurum ve kuruluşlarıyla tam bir Alevileri bitirme operasyonu yaşattı. Bilinçleri, bilgileri kirletti.</p>
<p>Şimdi okuyoruz; Türkiye Cumhuriyeti’nin yarım yüzyıllık iktidar yüzü Süleyman Demirel, “İzzetin Doğan’a Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Vakfı’nı (CEM Vakfı) biz kurdurduk” demiş. Gizli ödenekten Çiller döneminde Ali Doğan ve İzzetin Doğan’a aktarılan parayla Ali Doğan öncülüğünde Ankara Dikmen’deki Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı, CEM Vakfı’nın açıklamasına göre de kendilerine aktarılan parayla da İstanbul Kartal Cemevi kurulmuştur.</p>
<p>Alevi ibadet merkezleri olan Dergahlar, Ocaklar, Tekkeler yasaklıyken Özal’la başlayıp, Demirel ile devam eden kuruluş itibariyle Türk-İslam merkezli olan devletin Alevilere cemevi adı altında oluşumlara gitmesinin önünü açması, teşvik etmesi düşündürücü değil midir?</p>
<p>Alevi tarihinde, cemevi diye bir kurum var mıdır? İlk kez ne zaman kullanılmıştır? İzzetin Doğan’ın Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Vakfı (CEM Vakfı) kurulmadan önce yada Alevi literatüründe olmayan bir kurum nasıl Alevilerin temel inanç merkezi haline geldi?</p>
<p>İtirazsız gündemimize giren ve benimde kaç kez imzaladığım “Cemevleri yasal statüye kavuşturulmalıdır” kampanyaları neden dergahlarımız, ocaklarımız ve tekkelerimizin açılması Alevi toplumuna iade edilmesi üzerinden gitmemekte?</p>
<p>Neden dergahlar değil de, 1990 sonrası devlet aracılığıyla Türk-İslam sentezine benzeştirilmiş, onun bir kültür merkezi gibi şekillendirilen, içeriği de buna uygun biçimlendirilen cemevi etrafında Alevilik kabul görür bir noktaya çekilmektedir.</p>
<p>Soruları uzatmak mümkün. Fakat görünen o ki; Türk-İslam sentezinin Alevi merkezi olarak belirlediği mekan bizlerin şimdilerde kendi ellerimizle kurduğumuz cemevleri olmaktadır. Kimilerimiz safça “İşte eskiden köylerde cem hangi evde yapılacak diye sorulurmuş. Cemin yapılacağı ev için cemevi denirmiş. Cemevi de oradan gelmektedir” demektedir. Tabii Alevilerin hepsi Türk olunca böyle bir konuşmanın geçmiş olabileceğini kabul edelim. Peki tek kelime Türkçe bilmeyen Kürt Alevileri bunu nasıl dillendirmişlerdir? Kürtlerin Kart Kurt’undan Kürt çıkaranlar, 1990 sonrasında da Alevilere mekan ararken Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Vakfı aracılığıyla cemevini yaratmışlardır.</p>
<p>Bu Türk-İslamcı asimilasyona karşı dergahların, ocakların yeniden kimlikleriyle buluşması gerekmektedir. Aleviliğin kendisini gelecek nesillere aktarabilmesi dergahların, ocakların etrafında pirlik kurumunun korunmasıyla mümkün olacaktır. Kürt Alevilerin temel dayanağı topraklarındaki eski ve yeni kurulacak dergahlar, ocaklardır. Başka hiçbir kurum Kürt Aleviliğinin temsili olamaz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/cumhuriyetci-egitim-merkezi-evi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
