<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mevlana &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/mevlana/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Aug 2024 08:50:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Mevlana &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yalnızlığa terk edilmiş bir tarih: Harabati</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/yalnizliga-terk-edilmis-bir-tarih-harabati-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/yalnizliga-terk-edilmis-bir-tarih-harabati-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 08:50:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AHİM]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi birlikteliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Dergâhları]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ibadet yerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi misyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ocakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi statükoculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tekkeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilikte öz ve biçim]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Baba Mondi]]></category>
		<category><![CDATA[Bektaşi dervişleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bektaşi tekkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bektaşilik]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Evi]]></category>
		<category><![CDATA[dedebabalık]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[Hacıbektaş]]></category>
		<category><![CDATA[Harabati Baba Tekkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalkandelen]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Ohri Çerçeve Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Şar Dağları]]></category>
		<category><![CDATA[Sersem Ali Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Server Ali Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni-Bektaşi anlaşmazlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Tetovo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/yalnizliga-terk-edilmis-bir-tarih-harabati-2/</guid>

					<description><![CDATA[Varam haber soram garib bülbüle Kokusunu söyler her dem bu güle Sersem’im niyazı hemen bu yola Ey güruh-u naci size aşk olsun (Sersem Ali Baba) Dün Aleviler için önemli bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Varam haber soram garib bülbüle<br />
Kokusunu söyler her dem bu güle<br />
Sersem’im niyazı hemen bu yola<br />
Ey güruh-u naci size aşk olsun </em><strong>(Sersem Ali Baba)</strong></p>
<div>
<p>Dün Aleviler için önemli bir merkez olan Harabati Baba Bektaşi türbesindeydik. Bir kale duvarını andıran girişin arkasında yalnızlığa terkedilmiş bir tarih yatıyordu. Sırtını Şar Dağları’na yaslayan tekkenin duvarlarla çevrili külliyesinin büyük ve gösterişli bir giriş kapısı var. Kapısı üzerinde kule bulunuyor. Tekke, 1538 yılında Sersem Ali Baba veya Server Ali Baba adlarıyla anılan Bektaşi babası tarafından kurulmuş. Tekkenin kurucusu olan Server Ali Baba, Kalkandelen’e (Tetovo) gelmeden önce Bektaşilik’te “dedebabalık” makamını kuran ve 1520’de ilk dedebaba olarak Hacıbektaş’taki dergâhta bu posta oturan kişi.</p>
<p>Bugün Baba Mondi tarafından temsil ediliyor. Hikayesi ise Alevilerin ortak kaderiymiş gibi, yıkım, baskı ve direnişlerle dolu. 1945 yılında dergâh kapatılmış. 1948 yılında eşkıyalar tarafından yakılmış. Ayrıca, Yugoslavya döneminde, tamir edilerek turistik tesise dönüştürülmüş. İçinde otel, lokanta, disko olarak işletilmiş. Yugoslavya’nın dağılması ile 1992’de dergâhın Kış Evi ve Meydan Evi gibi bazı bölümleri yeniden açılarak dergâh canlandırılmış. 2001’deki Ohri Çerçeve Antlaşması’ndan sonra otel, restoran olarak kullanılan bölümler kapatılmış. 2003 yılında dergâhın kullanımı konusu Sünni Birliği ve Bektaşi Birliği arasında dava konusu olmuş. 2010’da bazı bölümleri Sünniler tarafından şiddet yoluyla ele geçirilmiş ve meydan evi Mescit olarak kullanılmaya başlanmış. Ve görünen o ki, bu gerginlik devam etmekte.</p>
<p>Baba Mondi’nin dervişleri Harabati Baba Tekkesi’nin tarihteki rolünü geri sağlamak için mücadele vermekteler. Derviş Abdülkadir Bakiri tek başına dergahta hizmet eri olarak kalmakta. Bektaşilere özgü bir kendine güvenle, “Burayı terk etmeyeceğiz. Bektaşilerin olanı geri alacağız” diyor. Türkiye’den, Avrupa’dan bir çok Alevi Bektaşi kurumunun temsilcisi, başkanı ziyaret etmiş tekkeyi. Bolca fotoğraf çektirmiş. Lakin geride sadece anıları kalmış. Türkiye’deki Bektaşi dergahlarının kaderiyle aynı kaderi paylaşmış. Vakıf malları devlet tarafından kamulaştırılmış. Harabati Baba Tekkesi devrişleri Avrupa Birliği nezninde de malların geri alınması için girişimde bulunmuş. AHİM’de dava açılmış ve davanın sonucunu beklemekteler.</p>
<p>Alevilerin rolleri ne olursa olsun kendi tarihlerine sahip çıkmaları, kendilerine sahip çıkmaları anlamına gelir. Eğer tarih viraneye dönmüşse, demek ki o tarihin sahipleri de viranedir. Alevilerin-Bektaşilerin içinde bulundukları durum, bu tür kurumlarına, geçmişlerine sahip çıkamamalarıyla da ilgilidir. Aleviler için yeni ibadet yerleri inşa etmekle övünenler tarihlerini böyle sahipsiz bırakabiliyorlsa, bu samimiyetsizlik olarak geri dönmekte, toplumsal hafızada asimilasyon olarak şekil bulmaya vesile olmaktadır.</p>
<p>Bu niyete bağlı bir durumu da işaret etmektedir. Alevi ocakları, dergahları, tekkeleri zaviyeleri terk edilerek yerlerine ‘Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Evi’ kurulmaktadır. Bu Alevilerin, Bektaşilerin kendilerini kendi eliyle yok etme, değiştirme, egemene benzeştirme sürecinin başarılı olduğunun ifadesi olmaktadır.</p>
<p>Aleviliğin içini boşaltarak, geçmişle bağlarını kopararak yeni bir Alevilik yaratılmak istenmektedir. Bu yaratılan Alevilik özünden, geçmişinden kopmuş bir Alevilik resmi olarak görünmektedir. Öz ile biçim ayrılmakta, özünden kopmuş olanlar, Aleviliğin özünden ayrılanlar, Aleviliğin tarihsel misyonuna ihanet edenler, egemenlerin şekilci, inkarcı, içi boş yaşam biçimini Alevilere dayatmaktadırlar. Bunlar Aleviliğin eşitleyici, demokratik, paylaşımcı yanını hiçleştirerek, haftada bir ceme giden insanlar düzeyine çekerek, bitirmek istemektedirler.</p>
<p>Bazıları Aleviliği devrişler, erenler yolu olmaktan çıkararak sistemin parçası haline getirmek için çalışmaktadırlar. Son dönemlerdeki tartışmalarda Alevilerin kendisine ait bir tavır geliştirememiş olmasını, Ergenekoncu ve statükocu manipülasyona açık durmasını, bu tarihiyle olan bağının kopmuş olmasıyla izah etmek mümkündür. Şeklen “Alevi” olmak gibi bir olgunun toplumda gelişmesiyle ilgilidir. Şeklen Alevi olanlar, egemen inancın bakış açısını Aleviler üzerinde bir metot olarak örgütlemeye, Aleviliği var eden tüm değerleri ise yok etmeye başlamıştır.</p>
<p>Alevilerin kendilerini yeniden var edebilmesi için elinde kalmış olan (sayıları çok az olan) dergâhlarına, ziyaretlerine sahip çıkmaları gerekmektedir. Bu kurumların tarihte oynadıkları, olumlu- olumsuz rollerinden dolayı hesap vermeyi de bilerek hakikat için yol alınmalıdır. Bizim olanların doğru bir tarih süzgeçinden geçirilerek çocuklarımıza miras bırakılması gerekmektedir.</p>
<p>Harabati Baba Tekkesi de elimizde kalan önemli merkezlerden biridir. Ona sahip çıkmak, erenlerin emeklerini nurlamak için, hak yolunda, hak olmak için, “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” diyen Mevla’nanın nasihatına kulak verelim&#8230;</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/yalnizliga-terk-edilmis-bir-tarih-harabati-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hak, kadında hakikat olarak şekil bulmuştur</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/hak-kadinda-hakikat-olarak-sekil-bulmustur-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/hak-kadinda-hakikat-olarak-sekil-bulmustur-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 07:47:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ağucan]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi birlikteliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Dergâhları]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hak savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakikatı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inanç savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kutsal mekanları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ocakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yolcuları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Baba Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet dönemi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Derviş Cemal]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Hallacı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Hubyar Sultan Ocağı]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[inanç özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi ibadeti]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe deyişler]]></category>
		<category><![CDATA[Madımak yangını]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş vahşeti]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Mezopotamya]]></category>
		<category><![CDATA[nefesler]]></category>
		<category><![CDATA[Nesimi]]></category>
		<category><![CDATA[Şuhreverdi]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Üryan Xızır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/hak-kadinda-hakikat-olarak-sekil-bulmustur-2/</guid>

					<description><![CDATA[“Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok Noksanlıkla eksiklik senin görüşlerinde.” Hacı Bektaş Veli Alevilerle, Alevilik arasındaki farklılaşma giderek derinleşiyor. Aleviliğin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde<br />
</em><em>Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde<br />
</em><em>Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok<br />
</em><em id="__mceDel"><em id="__mceDel"><em id="__mceDel"><em>Noksanlıkla eksiklik senin görüşlerinde.” </em></em></em></em><strong>Hacı Bektaş Veli</strong></p>
<div>
<p>Alevilerle, Alevilik arasındaki farklılaşma giderek derinleşiyor. Aleviliğin toplumsalcı, eşitlikçi ve hümanist yanları asimilasyonla ortadan kaldırılıyor. Binlerce yıldır baskılara direnen, varlığını sürdürmek için bedel ödeyenler, modern denen dünyanın tüketici rüzgarı altında Alevilikten uzaklaştırıyor. Kimi zaman Alevilerin eliyle Alevilik tanınmaz hale getiriliyor.</p>
<p>Bunu Alevi kadınların özellikle büyük şehirlerde yaşadıklarında görmek mümkündür.</p>
<p>Birlikte üreten, ürettiklerini birlikte paylaşan, bunu toplumsal temsili olan sosyal bir ilişki olarak yaşayan Aleviler bu değerlerini bir kenara bırakarak, erkek egemenlikli bir hayatı organize etmeye başlamışlardır.</p>
<p>Toplumun en etkin alanlarında kendini temsil etme, karar verme gücüne her zaman sahip olan Alevi kadını, bugün posta dahi yaklaştırılamaz bir duruma düşürülmüştür. Kendisini temsil etmek bir yana, karar verme yetisi elinden alınmıştır. Cemlerde “ana” diye hitap edilen ve Pir yanında Pir hükmünde posta oturan Alevi kadını, gelinen noktada sadece hizmetli, ya da en iyi durumda sembolik temsil durumuna düşürülmüştür. Bu da Alevi asimilasyonun boyutunun anlaşılması için gösterilebilecek bir örnektir. Cemleri özellikle devlet otoritesine, devlet merkezine yakın bir mantık içerisinde yürüten çevreler Alevileri, Türk-İslam anlayışıyla asimile etmek isteyenler, postta kadını yaklaştırmamaktadırlar. Bu anlayışın ve uğursuz rolün sahipleri “Kadın posta oturmaz” diyerek Aleviliğe hakaret edebilecek cesarete ulaşmışlardır.</p>
<p>“Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok / Noksanlıkla eksiklik senin görüşlerinde” diyen Alevi erenlerine karşı, Cemlerde kadınları ve erkekleri ayrıştıranlar, fikrindeki ayrılıkçı resmi ortaya koymaktadır. Bu ayrılık temelden bir sapma, yoldan ayrılmadır. Böyle bir resim, Alevilikle, Alevilerin bağlarını koparmaktadır. Bu durum ağır bir travmatik hastalığa tekabül eder. Aleviliğin merkeze doğru çekilmesi, devletle ve onun kurumlarıyla benzeşmesi, egemen inançların uygulamalarını rehber alması, Aleviliğe Alevi kadınına ayrımcılık olarak, kadının Alevi toplumu içinde kazanmış olduğu haklarının gasp edilmesi olarak yansımaktadır.</p>
<p>Alevi örgütlenmelerindeki kadın sayısının azlığı, yönetim düzeyinde nerdeyse yok denecek kadar kadının olması, Alevi hareketinin karakterini de ortaya koymaktadır. Alevilerin demokratik eşitlikçi yanının ne kadar törpülenerek kendisi olmaktan çıkarıldığının göstergesi olmaktadır.</p>
<p>Kadına yaklaşım, kadının Alevi örgütündeki yeri, kurumlarımızın kimliğini ele vermektedir. Alevilikle olan bağ zayıfladıkça Alevi kurumları da eleştirdikleri karşıtlarına benzeşmektedir. Alevi kadının özgürleşme sorunu Alevilerin özgürleşmesiyle de ilintilidir. Alevi kadının Alevi hareketine katılımı onun gücüyle de ilgilidir. Alevi kadının Alevi örgütüne katılımı o kurumun Alevi olup olmamasıyla da ilgilidir. Büyük özgürlük iddiası eşitlik iddiası hak ile hakikat olma iddiası kadının özgürlük iddiası ile ilgili ve ölçülüdür. Böyle bir düzlemde baktığımızda Alevi hareketinin demokrasi hareketi içerisindeki yeri toplumu etkileme gücü ve kendisini koruyarak gelecek nesillere aktarma hürriyeti çok zayıflatılmıştır.</p>
<p>Yaşayan Aleviliğin gelenek, görenek ve kültürünün en yoğun biçimde ifadesini bulduğu Alevi kadını bugün Alevi hareketinin dışında örgütsüz ve kendisini temsil etmekten çok uzakta durmaktadır. Bu durum Alevi hareketinin kendisini aşamamasının ve demokrasi güçleriyle de buluşamamasının da temel nedenlerinden biri olmaktadır. Bu durum ancak Alevi değerlerine Alevilerin sahip çımasıyla aşılabilinir. Aleviliğin kadını yücelten, onu eşitleyen, toplumu idare eden, karar sahibi kılan kadın kimliğinin tekrar bu toplumla buluşması gerekmektedir.</p>
<p>Bunun somut örneğini Kürt siyasi hareketinde görmek mümkündür. Değişim yaratıcısı ve temsilcisi kadındır. Kürt toplumsal değişiminin ilk fedaileri Azimeler, Zekiyeler, Zilanlar, Beritanlardan Sakinelere uzanan kadın emeği devasa bir ürün olarak demokrasiye yürüyen, özgürlüğe yürüyen bir hareket yaratmıştır. Alevilik felsefesinin Kürt siyasetiyle buluşmasının temsili olan bu yiğit kadınlar bugün özgürlüğün, demokratik bir dünyada eşit bir yaşamın teminatı olmuştur. Orta Doğu’dan dünyaya özgürlük ve eşitlik meşaleleri olarak anılmaktadır.</p>
<p>Kürt siyasetindeki kadın iradesi; dönüştürücü, özgürleştirici ve hayatı anlamlandırıcı hareketi geleceğe dair büyük umutların yeşermesine vesile olmaktadır. Ortadoğu coğrafyası bu büyük umudu demokrasinin sembolü haline gelen hareket tarzıyla saygınlık yaratan bu durum, tüm alanlarda değişim dinamiğinin de kendisi olmaktadır. Ortadoğu’nun değiştirici dinamiği kadındır. Kadınsız değişim ve demokratik eşitlik söz konusu olamaz. Alevi kadının desteklemediği, iradesini katmadığı bir hareket, ne dönüştürücü, ne de eşitlikçi olabilir. Bugün tam da Alevi hareketinin yaşadığı budur. Kadınsız Alevi hareketi tüm saldırılara ve asimilasyona açıktır.</p>
<p>Alevilerin Alevilikte ısrarı Alevi ruhuna, toplumsal dünyasına yapılacak en büyük katkı olacaktır. Hak ve hakikat olacaktır. Fatma Ana’dan, Bese’ye, Zarife’ye uzanan ve direnen Aleviliğin mirasçıları olan bu yol erlerinin fedakarlıklarıdır ki; Alevilik hakikatle kutsanmıştır. Hak, kadında hakikat olarak şekil bulmuştur, Alevilik olmuştur.</p>
<p>Nice 8 Mart’lara&#8230;</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/hak-kadinda-hakikat-olarak-sekil-bulmustur-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kürt Alevi asimilasyonuna karşı olabilmek!</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/kurt-alevi-asimilasyonuna-karsi-olabilmek-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/kurt-alevi-asimilasyonuna-karsi-olabilmek-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Aug 2024 16:00:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ağucan]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakikatı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inanç savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ocakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Baba Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet dönemi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Derviş Cemal]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Hallacı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Hubyar Sultan Ocağı]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[inanç özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi ibadeti]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe deyişler]]></category>
		<category><![CDATA[Madımak yangını]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş vahşeti]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Mezopotamya]]></category>
		<category><![CDATA[nefesler]]></category>
		<category><![CDATA[Nesimi]]></category>
		<category><![CDATA[Şuhreverdi]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Türk kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Üryan Xızır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/kurt-alevi-asimilasyonuna-karsi-olabilmek-2/</guid>

					<description><![CDATA[“şöyle gökyüzüne döndü perişan çatlamış elini açtı Allah’a dedi senin kulun olmam bir daha” Mahzuni Şerif Hak ile hakikat olan Perişan Ali aramızdan ayıldı. Ömrünü hakikate adayan, hakikat dervişi Perişan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><em style="line-height: 1.5em;">“şöyle gökyüzüne döndü perişan<br />
çatlamış elini açtı Allah’a<br />
dedi senin kulun olmam bir daha” </em><strong>Mahzuni Şerif</strong></div>
<div>
<p>Hak ile hakikat olan Perişan Ali aramızdan ayıldı. Ömrünü hakikate adayan, hakikat dervişi Perişan Ali tüm nefsini yaşarken terbiye etmesini bildi ve öylede aramızdan ayrıldı. Onun gibi yüzlerce, binlerce yol dervişinin bize gösterdiği şey; hiçbir menfaat gözetmeksizin kendimizi hakikate teslim etmek oldu. Bu teslimiyet, dünyadan geçebilmektir. Dünya malına tama etmemektir. Toprağı bol, devri daim olsun.</p>
<p>Alevi asimilasyonu sadece Alevilerin inançsal anlamda kendilerine yabancılaştırılması biçiminde olmamaktadır. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan diğer halklara mensup Aleviler üzerinde mensup oldukları kimlik anlamında da derin bir asimilasyon uygulanmaktadır. Türkçü ve inkârcı bir yaklaşımla Aleviler kimliklerinden de koparılmaya çalışılmaktadır. Türkiye’de özellikle Kürt kökenli Aleviler, Arap kökenli Aleviler ve Balkanlardan göç etmiş çeşitli uluslardan Aleviler Türk kimliği içerisinde ırkçı bir anlayışla tekleştirilmeye çalışılmaktadır.</p>
<p>Kürt Alevilerinin yüzyıllardır kullandıkları dil, Kürtçe deyişler nefesler görmezden gelinmiştir. Türkçe’nin kullanılmasının ön plana çıkarılması ve ibadet dili haline getirilmesi için devlet, devlet destekli kurum ve kuruluşlar yoğun bir çalışma yürütmüşlerdir. Özellikle Kürt Alevi yerleşim bölgeleri olan Maraş, Malatya, Adıyaman, Sivas, Kayseri, Dersim, Erzurum, Bingöl hattın da yoğunlaşan bu asimilasyonun sonucu, Kürtçe’yi kullanamayan kesimler yaratılmıştır. Bu alanlarda üretilen Kürtçe eserler deyişler nefesler görmezden gelinerek özellikle Türkçe olanları ön plana çıkarılmıştır. Birçok ünlü Alevi ozanının Kürtçe deyişlerine, nefeslerine sansür uygulanmış, cemlerde dahi kullanılmayarak unutturulmak istenmiştir. Son yıllarda ortak Alevi aklının arayışları neticesinde bu ürünler gün yüzüne çıkmaya ve büyük ilgi görmeye başlamıştır. Bu Kürtçe duazimamlar, nefesler, deyişler uzun bir aradan sonra ancak tekrar toplumuyla buluşabilmektedir. Yine bu bölgelerdeki ocaklar dergâhlar ziyaretler unutturulmaya isimleri belleklerden silinmeye çalışılmıştır. Böylelikle ziyaretine sahip çıkmayan, dergâhına sahip çıkmayan dilini kullanamayan bir topluluk yaratılmaya çalışılmıştır.</p>
<p><a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2013/02/adiyaman_alevi.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a>Cumhuriyet döneminde birçok katliam bu bölgelerde yoğunlaştırılmıştır. İsmini saydığımız bu Alevi yerleşim bölgelerinin her birinde bir katliam gerçekleştirilmiştir. Katliamın yapılmadığı bir Kürt Alevi yerleşim yeri, bölgesi kalmamıştır. Halk katliamlarla, korkutularak göç ettirilerek Alevilikleri unutturulmaya çalışılmıştır. Koçgiri ve Dersim’in hafızamızdaki yeri biliniyor. Maraş vahşeti, Madımak yangını herkesin gözlerinin önündedir. Bu bölgelerde Alevi ziyaretleri, dergâhları, kutsal mekânları insanlarıyla birlikte yok edilmek istendi. Vahşetin boyutu belgelerle de ortadadır. Hal böyle iken günümüzde görülmüştür ki; direngen Alevi süreği hakikat yolcuları hala ayakta durmaktadır. Sır bugün bu bölgelerde kendisini tüm zorluklara inkâra ve imhaya rağmen dışa vurmasını becermiştir. Nesilden nesile, kulaktan kulağa geçen hakikat yolu asimilasyon, inkâr ve imhaya karşı var olma mücadelesine girişmiştir. Kimliğini ve inancını savunmanın araçlarını yaratmak için çabalamaktadır.</p>
<p>Modern dünyanın, tarihin derinliklerinden gelen filozofları, tarihi bir görsellikle, estetikle bugünü anlamaya, anlamlandırarak yaşatmaya çalışmaktadır. Bu sahiplenme olgusu, kendini bulma olgusu, Yunus’un “kendini bilmektir” dediği varlık hakikatinin kendisi olmaktadır. Anadili olmaktadır. Tarihi olmaktadır. Kültürü olmaktadır.</p>
<p>Alevilerin kendine gelmesini, kendi kimliklerine sahip çıkmasını, değerlerini savunmasını bölücülük olarak niteleyen ve onu tekleştirerek yok etmek isteyen anlayışla, Alevileri kendi içinde ötekileştirmeye kalkan anlayış aynıdır. Birileri Aleviler kendi kimliklerine sahip çıkınca “siz bölücüsünüz” derken bazı Alevi kesimlerinin, kendi içerisinde Kürt, Arap, Boşnak vb. Alevilerin kimliğini görmeyerek, ötekileştirerek bu kesimlerin kendi kimliklerine sahip çıkmasını “Alevileri bölmek” olarak dillendirmesi, Alevileri yok sayanlarla aynı pencereden bakarak, aynı söylemi, dili kullanması niyetten bağımsız aynı amacı içeren bir durumdur. Alevilerin hak anlayışıyla bir ilgisi yoktur. Haktan uzak olmaktır.</p>
<p>Alevi kurum, kuruluş, dergah ve ocaklar hangi gerekçeyle olursa olsun Kürt Alevilere karşı sorumlukluları vardır. Ve bu sorumluluklarına sahip çıkmak zorundadırlar. Bilinmelidir ki, Kürt Aleviler Baba İlyas’tan, Kalender Çelebi’ye oradan Seyid Rıza’ya kadar her yerde ve her zaman, Alevi hakikatinin felsefesinin emekçileri var edenleri ve bu kadim inancın kadim üyeleri, kanlarıyla katık olanlarıdır. Emek sahibidirler. Bedenler ve başlar bu yol uğruna düşmüştür Mezopotamya coğrafyasında. Kendi dillerinde ibadet başta olmak üzere, Kürtçe’nin yaşatılması Kürt kimliğinin ve kültürünün asimilasyonun reddedilmesi gibi sorumlulukları vardır. Ocaklarımızın bağlılığı çok derindedir. Ocaklarımızın birbirine karşı sorumlulukları Pir ve Mürşit ilişkileri vardır. Bu ilişkiler, toplumsal saygı eşitlik üzerine kuruludur. Örneğin Türk kökenli Alevilerinin en bildik ocaklarından Hubyar Sultan Ocağı’nın Mürşit kapısı Üryan Xızır ocağıdır. Üryan Xızır Kürt Alevilerinin ocağıdır. Baba Mansur, Ağucan, Derviş Cemal gibi&#8230; Onun için hak ve hakikat için eğer bu gün Üryan Hızır Ocağı kimliğinden, kültüründen, kullandığı dilinden dolayı baskıya asimilasyona maruz kalıyorsa Hubyar ocağının görevi Mürşidine sahip çıkmaktır. Eğer sahip çıkamıyorsa hak olmayı inkâr etmiş olur ki; hakikat yolunun yolcuların da inkâr söz konusu olamaz, düşkünlüktür.</p>
<p>Hakikat, Kerbela’da Hüseyin gibi yolun sahibi olmaktır. Hiçbir siyasi beklenti, neden hakikatten ayrılmaya vesile, gerekçe olamaz. Onun içindir ki; Aleviler Hallacı Mansur gibi, Nesimi gibi, Şuhreverdi gibi canlarını verirken hakikatten taviz vermemişleridir. “Gönül kalsın, yol kalmasın” demişlerdir.</p>
<p>Eğer bu gün Kürt Alevileri imha ve asimilasyonla karşı karşıyalar ise, Balkanlardan Karadeniz’e oradan Arap yarımadasına tüm Alevilerin sahip çıkması bir hakikat görevidir. Bunun tartışılacak bir tarafı yok. Kürt Alevilerinin var olma mücadelesi, ayakta durma mücadelesi bu anlamda hakikate bağlılığımızın ölçüsü, terazisidir. Mevlana’nın “ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” desturu, hakikatin mecburi bir yol kuralıdır. Onun için Kürt Alevi kimliğinin inkârı, asimilasyonunun önüne geçmek tüm Alevilerin boyun borcudur.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/kurt-alevi-asimilasyonuna-karsi-olabilmek-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
