<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kürt &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/kurt/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sat, 12 Oct 2024 13:11:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Kürt &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bir Mahmet Bayrak yazısı</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/bir-mahmet-bayrak-yazisi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/bir-mahmet-bayrak-yazisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Oct 2024 13:11:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[bir mehmet bayrak yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet bayrak]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/bir-mahmet-bayrak-yazisi/</guid>

					<description><![CDATA[90’lı yıllar, 12 Eylül darbesinin yarattığı baskı ve karanlığın ardından toplumun kendine gelmeye, kimlik arayışına girdiği bir dönemdi. O yıllar, özellikle Kürtlerin, Alevilerin ve hatta Türklerin kendilerini yeniden bulmaya çalıştığı,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>90’lı yıllar, 12 Eylül darbesinin yarattığı baskı ve karanlığın ardından toplumun kendine gelmeye, kimlik arayışına girdiği bir dönemdi. O yıllar, özellikle Kürtlerin, Alevilerin ve hatta Türklerin kendilerini yeniden bulmaya çalıştığı, kimliklerini yeniden inşa ettikleri bir süreçti. İnsanlar bilgiye ulaşmak, geçmişlerini öğrenmek, köklerine dair daha fazla bilgi edinmek için çok büyük çabalar sarf ediyorlardı. O günlerin karanlıktan aydınlığa geçmesinde emeği geçenlerin fedakarlıkları çok büyüktü. Zaman iğneyle kuyu kazmak misali sabır ve emek gerektiriyordu. Çünkü darbe sonrası yıllarda bilgiye erişim çok kısıtlıydı. Kitaplar, belgeler, kaynaklar bulunması zor şeylerdi. Özellikle belirli konular hakkında yazılmış eserler neredeyse yok denecek kadar azdı. Ama insanlar yine de yılmadan bu bilgilere ulaşmak için mücadele ettiler.</p>
<p>O dönemde hatırlıyorum, Ethem Xemgin’in “Kürdistan Tarihi” adlı kitabı yayımlanmıştı. Kitabın içerdiği tarihsel bilgi ve araştırmaların derinliği ya da genişliği o kadar da önemli değildi. Asıl önemli olan, Kürt tarihi hakkında yazılmış bir kaynağın varlığıydı. Teorik olarak savunduğumuz, inandığımız şeyler vardı ama bunları destekleyecek kaynaklara ulaşmak çok zordu. İşte bu dönemde, bu tür kaynakları yaratmak ve okuyuculara sunmak için büyük çaba sarf eden isimlerden biri de Mehmet Bayrak’tı. Mehmet Bayrak, Kürt ve Alevi kimliklerine dair araştırmalar yaparken, bu alandaki bilgi açığını kapatmaya çalışan önemli isimlerden biriydi. Aynı zamanda o yıllarda, Mehmet Uzun da romanlarıyla Kürt dili ve edebiyatına dair önemli notlar düşmeye çalışıyordu. Her iki isim de o yıllarda çok önemli işler başardı.</p>
<p>90’lı yıllar, sadece Kürtler için değil, Aleviler için de bir uyanış dönemi oldu. Aleviler de bu dönemde kimliklerini yeniden örgütlemeye, kaybettikleri, unuttukları değerleri tekrar hatırlamaya çalışıyordu. Bu süreçte hem Kürtlerle hem de Alevilerle ilgili araştırmalar hızlandı. Adeta küllerinden yeniden doğan topluluklar ortaya çıktı. Unutturulmaya çalışılan her şey gün yüzüne çıkmaya başladı. Bilinmeyen, gizli kalan, üzeri örtülen her şey yeniden keşfediliyordu.</p>
<p>Bu dönemde Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin yükselmesi ve bu mücadelenin kararlılığı, Kürtler ve Aleviler üzerine yapılan araştırmaları teşvik etti. Aynı zamanda bu mücadele, geniş bir okur kitlesinin de oluşmasına vesile oldu. Yani bu süreç birbirini besleyen, tamamlayan bir döngü haline geldi. Bir çocuğun emekleyerek yürümeyi öğrenmesi gibi, Kürt tarihi, bilinci, edebiyatı ve kültürü hakkında yazılan eserler yavaş yavaş çoğalmaya başladı. Kürtçe müzik yapan sanatçılar sahneye çıkıyor, Alevi deyişleri yeniden kaydediliyordu. Sadece kitaplar değil, akademik araştırmalar da arttı. Özellikle Kürt ve Alevi gençler, bu konuda çok ciddi çalışmalar yapmaya başladılar. Mehmet Bayrak, Ethem Xemgin, Cemşit Bender gibi önemli isimler, büyük emek vererek çok değerli eserler ortaya koydular. O dönemde İsmail Beşikçi’nin kitapları da büyük bir ihtiyaçtı ve önemli bir boşluğu dolduruyordu. Bugün bile bu değerler üzerine yapılan çalışmalar, yeni nesillere ilham vermeye devam ediyor.</p>
<p> MEHMET BAYRAK / Resim: medyanews.net</p>
<p>Mehmet Bayrak’tan özellikle bahsetmek gerek. Çünkü Ethem Xemgin gibi, Mehmet Bayrak’ın da iki kimliği vardı: Kürt kimliği ve Alevi kimliği. Mehmet Bayrak, Alevilerin yoğun olarak yaşadığı bir bölgede büyümüş bir isimdi ve hem Kürt kimliği hem de Alevi kimliği üzerine sorumluluklarını yerine getirmeye çalışıyordu. Bu çok önemliydi, çünkü Kürtler içinde Alevilik mücadelesi vermek ya da Aleviler içinde Kürt kimliğini savunmak oldukça zor bir işti. Mehmet Bayrak da bu zorlu görevi üstlenen isimlerden biriydi. Hem Kürt hem de Alevi kimliklerinin tarihini araştırmak, bu kimliklerin üzerindeki baskıyı ortaya çıkarmak ve kimlik mücadelesi verenlerin sesini duyurmak için çok emek verdi.</p>
<p>Mehmet abinin “Alevilik ve Kürtler” kitabı benim için her zaman çok önemli bir kaynak olmuştur. Kitabın kapağındaki muhteşem resim ve içindeki belgeler, adeta birer mucize gibiydi bizim için. Kendi varlığımızı, kimliğimizi o belgelerde bulmak, bize tarifsiz bir sevinç veriyordu. Her bir belge, adeta bir hazine değerindeydi. Mehmet Bayrak’ın Kürt Alevileri üzerine yaptığı araştırmalar, büyük bir titizlikle hazırlanmış ve çok ciddi bir emeğin ürünüydü. Ayrıca dönemin ihtiyaçlarını çok iyi görebiliyordu. Bu alandaki boşluğu fark ediyor ve bu boşluğu doldurmak için çalışmalar yapıyordu. Etrafındaki insanları sürekli araştırmaya teşvik ediyordu. Elindeki bilgi ve belgeleri paylaşmaktan hiç çekinmiyordu. Genelde araştırmacılar, akademisyenler ya da yazarlar bilgiyi kendine saklama eğilimindedir, ama Mehmet Bayrak tam tersini yaptı. Elindeki bilgileri çevresindekilerle paylaştı ve herkesi bu çalışmalara katılmaya teşvik etti. İnsanları, kendi tarihleri hakkında yazmaya cesaretlendirdi.</p>
<p>Mehmet abi, hakikatçi Alevi geleneğinin bir temsilcisi olarak, hakikati Dallıkavak’ın toprağı, havası, güneşi ve suyu gibi doğal ve bereketli gördü. Tıpkı Hacı Bayrak’ın sazından dökülen nağmeler gibi güzel, Haydar Bayrak’ın sesindeki huzur gibi derin ve Dallıkavaklı Fedai’nin “ez kurmancım” derken hissettirdiği aidiyet duygusu kadar köklü bir bağlılıkla yoğrulmuştur. Bu toprakların özü, sesi, nefesidir. Binlerce yıldır baskı altında kalan, unutturulmaya çalışılan bir coğrafyanın sesi olmuştur. Kalemiyle, sözüyle, geçmişiyle barışık bir varlık mücadelesi veren bir savaşçıdır adeta. Onun yazıları, İç Toroslar’ın ruhunu yansıtan, toprağını ve insanını yaşatan bir mücadelenin belgesi gibidir.</p>
<p>Binlerce yıldır bu topraklar üzerinde yaşayan halkların, inançların ve kültürlerin üzerine uygulanan baskıların, yok sayılmanın ve dışlanmanın karşısında Bayrak, varlığın aydınlatılmasının temsildir. Onun mücadelesi, sadece kendisi için değil, bu topraklarda yaşayan ve kimliği, kültürü baskı altında olan herkesin mücadelesidir. Tıpkı İç Toroslar’ın bereketli toprakları gibi, Bayrak da yazılarıyla, araştırmalarıyla, halkının hafızasında filizlenmiş ve büyümüştür. O, bu coğrafyanın sesi olmakla kalmamış, bu sesi gelecek kuşaklara aktarmak için de büyük bir çaba sarf etmiştir.</p>
<p>Bayrak’ın çalışmaları, tıpkı İç Toroslar’ın doğası gibi doğurgandır, yaşamla doludur. Yüzlerce yıldır unutulmuş, göz ardı edilmiş olan gerçekleri su yüzüne çıkarmış, onları koruyup yaşatmak için her türlü bedeli ödemiştir. Kalemiyle, sazıyla, sözleriyle bu toprakların gerçek sahiplerinin tarihini ve kültürünü yaşatmak için büyük bir özveriyle mücadele etmiştir. Bu nedenle Mehmet Bayrak, hem bu toprakların tarihini yazan bir bilge, hem de halkı için hakikati arayan bir savaşçıdır.</p>
<p>Mehmet Bayrak’ın genç araştırmacıları yeni çalışmalara yönlendirmek, onların önünü açmak konusunda da büyük katkıları oldu. Birçok kişiye öncülük etti, onların yolunu açtı. O dönemde böyle değerli insanların varlığına sahip çıkmak gerçekten çok önemliydi. Bugün bir kitapçıya girdiğinizde ya da internet üzerinde bir araştırma yaptığınızda yüzlerce belgeye, kaynağa ulaşabiliyorsunuz ama o dönemde bu bilgilere ulaşmak çok büyük bir zorluktu. O günlerin zorluklarını, mücadelelerini bilmeden bugünkü rahatlığı anlamak mümkün değil. Geçmişi bilmeyenlerin geleceği olmaz. Özellikle Türkiye’de kimlik mücadelesi verenlerin, o günlerde ödedikleri bedellerle bugünkü zenginliğin temelini attıklarını unutmamak gerekiyor. Bu yüzden o dönemdem bu güne akıp gelen değerlerimize sahip çıkmak, bu insanları ve çalışmalarını destklemek çok önemli.</p>
<p>Kısacası Mehmet Abi bizim çoğrafyada Gül gibi güzel, Ay gibi parlaktır.</p>
<p>Saygılarımla</p>
<p><strong>MEHMET BAYRAK&#8217;IN KITAPLARI<br />
</strong>(Liste Yazar Firaz Baran tarafından derlenmiştir)</p>
<ul>
<li><strong>Tevfik Fikret ve Devrim: </strong>İnceleme, 1973</li>
<li><strong>Köy Enstitülü Yazarlar-Ozanlar: </strong>İnceleme, 1978</li>
<li><strong>Halk Hareketleri ve Çağdaş Destanlar: </strong>Araştırma, 1984</li>
<li><strong>Eşkıyalık ve Eşkıya Türküleri: </strong>İnceleme-Antoloji, 1985</li>
<li><strong>Pir Sultan Abdal: </strong>İnceleme-Araştırma, 1986</li>
<li><strong>Halk Gülmecesi: </strong>İnceleme-Örnekleme, 1987</li>
<li><strong>Kilam û Stranên Kurdî: </strong>İnceleme-Antoloji, 1991</li>
<li><strong>Red ve İnkardan Kabullenmeye&#8230; Kürt Kimliği Mücadelesi: </strong>Savunmalar Kararlar, 1992</li>
<li><strong>Kürtler ve Ulusal Demokratik Mücadeleleri/Gizli Belgeler, Araştırmalar, Notlar: </strong>Araştırma, 1993</li>
<li><strong>Açık-Gizli/Resmi-Gayriresmi Kürdoloji Belgeleri I: </strong>İnceleme-Araştırma, 1994</li>
<li><strong>Öyküleriyle Halk Anlatı Türküleri: </strong>İnceleme-Antoloji, 1996 (Bu kitap 1985&#8217;te yayınlanan “Eşkıyalık ve Eşkıya Türküleri” isimli kitabın geliştirilmiş halidir.)</li>
<li><strong>Alevilik ve Kürtler: </strong>İnceleme, 1997</li>
<li><strong>Kürt Sorunu ve Demokratik Çözüm: </strong>Araştırma-İnceleme, 1999</li>
<li><strong>Köy Enstitüleri ve Köy Edebiyatı: </strong>İnceleme, 2000</li>
<li><strong>Kürt Müziği, Dansları ve Şarkıları I-II-III: </strong>2002</li>
<li><strong>Geçmişten Günümüze Kürt Kadını: </strong>İnceleme-Bibliyografya, 2002</li>
<li><strong>Gravürlerle Kürtler: </strong>Albüm, 2002</li>
<li><strong>Ortaçağ’dan Modern Çağa Alevilik: </strong>İnceleme, 2004</li>
<li><strong>Açık-Gizli/Resmi-Gayriresmi Kürdoloji Belgeleri II:</strong>     İnceleme-Araştırma, 2004</li>
<li><strong>Alevi- Bektaşi Edebiyatında Ermeni</strong> <strong>Aşıklar:</strong> İnceleme- Antoloji, 2005</li>
<li><strong>İçtoroslar’da Alevi- Kürt Aşiretler:</strong> İnceleme- Antoloji, 2006</li>
<li><strong>Osmanlı’da Kürt Kadını </strong>/Jinên Kurd Dı Serdema Osmanî De: Albüm, 2007</li>
<li><strong>Kürtlere Vurulan Kelepçe Şark Islahat Planı:</strong> İnceleme-Araştırma, 2009</li>
<li><strong>Alevilik-Kürdoloji-Türkoloji Yazıları (1973- 2009): </strong>İnceleme, 2009</li>
<li><strong>Dersim-Koçgiri: </strong>İnceleme-Araştırma/2010, Genişletilmiş yeni baskı 2012</li>
<li><strong>Bir Siyaset Tarzı Olarak Alevi Katliamları: </strong>İnceleme-Araştırma, 2011</li>
<li><strong>Kürt ve Alevi Tarihinde Horasan:</strong> İnceleme-Antoloji, 2013</li>
<li><strong>Êzidî–Kızılbaş-Yaresan Kürtler: </strong>İnceleme-Araştırma, 2014</li>
<li><strong>Kürt ve Alevi Tarihinde Tabular Yıkılırken:</strong> İnceleme ve Tv Konuşmaları, 2014</li>
<li><strong>İçtoroslar’da Oda Kültürü ve Kürtçe Edebiyat:</strong> İnceleme-Antoloji, 2015</li>
<li><strong>Acılı Coğrafyanın Kederli Çocukları: Êzidîler:</strong> İnceleme-Araştırma, 2015</li>
<li><strong>Kuşatmayı Yaran Kürt Kadını:</strong> İnceleme-Araştırma, 2015</li>
<li><strong>Kürt Bâtıniliğinde Kutsal Metinler:</strong> İnceleme-Antoloji, 2016</li>
<li><strong>Manzum Halk Tarihçisi Ermeni Aşuğlar:</strong> İnceleme-Antoloji, 2016</li>
<li><strong>Alevilik-Kürdoloji-Türkoloji Yazıları, Cilt II, 1972-2018:</strong> İnceleme- Araştırma, 2018</li>
<li><strong>Kürtler’in ve Kürdistan’ın Görsel Tarihi:</strong> İnceleme-Araştırma, 2019</li>
<li><strong>İçtoroslar’da Hakikatçı Alevilik:</strong> İnceleme-Antoloji, 2020</li>
<li><strong>Kürt Kimliği Mücadelem: </strong>İnceleme, 2023</li>
<li><strong>Alevi Kimliği Mücadelem: </strong>İnceleme, 2024</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/bir-mahmet-bayrak-yazisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soykırım suçları ve Dersim</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/soykirim-suclari-ve-dersim/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/soykirim-suclari-ve-dersim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jul 2024 10:16:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[1937]]></category>
		<category><![CDATA[1938]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[askeri müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[askeri operasyon]]></category>
		<category><![CDATA[azınlık hakları]]></category>
		<category><![CDATA[BM Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim isyanı]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[etnik çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[etnik temizlik]]></category>
		<category><![CDATA[faşizan söylem]]></category>
		<category><![CDATA[faşizm]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki süreç]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları ihlalleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt-Alevi nüfusu]]></category>
		<category><![CDATA[mağara zehirleme]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[resmi itiraf]]></category>
		<category><![CDATA[soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[TCK]]></category>
		<category><![CDATA[Tunceli]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Adalet Divanı]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/soykirim-suclari-ve-dersim/</guid>

					<description><![CDATA[Tunceli kendi küllerinden kendisini haykırdı. Utancın sessiz sahipleri için de yeniden Dersim olu verdi. 1937/38 de işlenmiş cinayetlerin resmi tüm çıplaklığıyla bir kez daha ortaya döküldü, caninin pişkince itirafları eşliğinde.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tunceli kendi küllerinden kendisini haykırdı. Utancın sessiz sahipleri için de yeniden Dersim olu verdi. 1937/38 de işlenmiş cinayetlerin resmi tüm çıplaklığıyla bir kez daha ortaya döküldü, caninin pişkince itirafları eşliğinde.</p>
<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen&#8221;in dem vurduğu cinayetler ne anlama geliyor? &#8220;İnsanları mağaralarda fare gibi zehirlemek&#8221; uluslararası hukukta ve iç hukukta ne ifade ediyor?</p>
<p>Soykırımın Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşmeyi özetlersek;</p>
<p>Söz konusu sözleşmeye göre<strong> SOYKIRIM</strong>, “Ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir grubu toptan ya da bir bölümünü yok etme niyetiyle,<br />
a) Grup mensuplarının öldürülmesi,<br />
b) Grup mensuplarına fiziki ve ruhsal olarak önemli ölçüde zarar verilmesi,<br />
c) Kısmen veya tamamen yok etme kastıyla grubun fiziksel varlığını sona erdirecek şekildeki yaşama koşullarına tabi tutulması,<br />
d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla kısıtlamalar konulması,<br />
e) Bir grubun çocuklarının zorla başka bir gruba nakledilmesidir.”</p>
<p>BM Sözleşmesi&#8221;nin tanımını esas alan Uluslararası Adalet Divanı&#8221;na göre de SOYKIRIM suçunun dört unsuru var:<br />
1) Suçu işleyen, bir veya daha fazla insan öldürmüştür,<br />
2) Öldürülen kişi veya kişiler belirli bir milli, etnik grup, ırk veya dini gruba aittir,<br />
3) Suçu işleyen, o grubu kısmen veya tamamen yok etmek amacındadır,<br />
4) Söz konusu eylem&#8230; grubu ortadan kaldırmaya yöneliktir.</p>
<p>Soykırımın Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme, 9 Aralık 1948 tarihinde Paris&#8221;te toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu&#8221;nda kabul edilerek, imza, onay ve katılıma açılmıştır. Sözleşme 12 Ocak 1951 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye Sözleşmeyi 23 Mart 1950&#8243;de onaylamıştır.</p>
<p>24 Eylül 2004 tarih ve 5237 sayılı yeni TCK ya giren tanım ve öngörülen cezaları (madde 76. &#8211; (1) bir plânın icrası suretiyle, millî, etnik, ırkî veya dinî bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerine karşı aşağıdaki fiillerden birinin işlenmesi, <strong>SOYKIRIM</strong> suçunu oluşturur:</p>
<p>a) Kasten öldürme.<br />
b) Kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme.<br />
c) Grubun, tamamen veya kısmen yok edilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması.<br />
d) Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması.<br />
e) Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi.<br />
(2) Soykırım suçu failine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. ancak, soykırım kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır.<br />
(3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.<br />
(4) <strong>Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.</strong></p>
<p>Dersimde yaşananlara birde bu gözden bakıldığında hukuksal sürecin işletilmesi konusunda da adımlar atılmalıdır. Atılmalıdır ki, ırkçı ve faşizan söylemler itibar bulmasın. Nasıl ki Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde faşizm bir suçsa, Türkiye&#8221;de de suç haline getirilsin.</p>
<p>Kasım 2009</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/soykirim-suclari-ve-dersim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kürtler katileri arasında seçim yapmak zorunda değildir!</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/kurtler-katileri-arasinda-secim-yapmak-zorunda-degildir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/kurtler-katileri-arasinda-secim-yapmak-zorunda-degildir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Dec 2022 20:53:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/kurtler-katileri-arasinda-secim-yapmak-zorunda-degildir-2/</guid>

					<description><![CDATA[AKP-MHP özellikle bir savaşa ihtiyaç duyuyor. Bu savaşı da seçim sürecine denk getirmek istiyor. Geçmişten beri örgütlendirilmiş milliyetçi faşist yapılara güveniyor. Türkiye&#8217;de 100 yıldır toplum ırkçı ve faşist bir eğitimle&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AKP-MHP özellikle bir savaşa ihtiyaç duyuyor. Bu savaşı da seçim sürecine denk getirmek istiyor. Geçmişten beri örgütlendirilmiş milliyetçi faşist yapılara güveniyor. Türkiye&#8217;de 100 yıldır toplum ırkçı ve faşist bir eğitimle bugüne getirildi. Ayrıca ırkçılık bütün dünyada olduğu gibi Türkiye&#8217;de de para yapar bir pozisyonda. AKP iktidarını ve bu seçimi böyle bir zemin üzerinden almayı planlıyor.</p>
<p>Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu planın ötesinde bir pozisyonun içerisinde. Kürtlerin soykırımı üzerinden savaşı örgütlüyor. Yeni bir yüzyılını örgütlemek istiyor. Demokrasiyi, birlikte yaşamayı, adil bir yönetimi hedeflemiyor. Cumhuriyetin ikinci yüzyılına katliam ile hazırlanıyor. İçinden geçtiğimiz şu andaki dönemi, konjektörel durumu kendisinin lehine olduğunu düşünüyor. Bu dönem ve süreç içerisinde devletin Erdoğan eliyle yaptıracağı bir katliamı, bir soykırımı planlıyor. Destekliyor. Bunun karşılığında Erdoğan’a iktidarda kalma imkanı sunuyor. Siyasal İslamı, ırkçı faşist sitemin hizmetinde bir süre daha kullanmak istiyor.</p>
<p>Kanaatim odur ki; Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti devletine hakim olan güç pozisyonda değildir. İktidarda olan güçün sözcüsü, temsilcisi konumuna oturutulmuştur.</p>
<p>Erdoğan iktidara geldiğinden bu yana bugün en çok kullanılan pozisyondaki adam. En zayıf pozisyondaki adam. Şimdi diyeceksiniz <strong>“nasıl bu kadar yetkiyle donatılmış ama bu kadar zayıf”</strong>  Bu yetkilerin tümü derin devletin, Erdoğan eli ile Erdoğan sonrası için planlamış olduğu programa ayarlanmış bir altyapının hazırlanması gibi duruyor. Her halukarda Erdoğan gidecektir. Zorlaması bir dönem daha fazlası içindir. Arkası yoktur.</p>
<p>Erdoğan kendisine varis olarak damadı bırakacaktı. Berat&#8217;ı yetiştiriyordu. Herkes onun varisi diyordu. Bir çırpıda ortadan kaldırıldı. Ondan sonra AKP&#8217;de Erdoğan&#8217;ın ekibinde olan Mahir Ünal bir istekle ortadan kalktı. İstifasını verip ayrılmak zorunda kaldı. Erdoğan&#8217;ın yol arkadaşlarından bir tane bile yanında bırakılmadı. AKP ilk kadroları partiyi terk ettiler, ettirildiler. Lakin, Erdoğan kendi ekibinden olmayan hiçbir kimseyi yerine kıpırdatamadığı gibi kendisine küfredenlerin toplamından oluşan bir iktidar kurdu.</p>
<p>Süleyman Soylu gibi. Bu kadar kirlenmişlik, şaibe ile deşifre olmuş, kirli ilişkisi ortaya dökülmüş kişiye dokunamıyor. Kendisi, etrafındaki kesimlerin rahatsız olmasına rağmen sözünün geçmediği bir pozisyonda, müdahale dahi edemiyor.</p>
<p>Erdoğan şu anda devletin Kürt soykırımı için kullanabileceği en iyi figüran pozisyonda. Tüm kesimlerinde üzerinde anlaştığı isim durumundadır. Devletin cumhur itifakı, millet itifakı ile Kürt katliamı için üzerinde hem fikir oldukları şahsiyettir. Eğer böyle olmasaydı, yani bu soykırım bu Kürtlere yönelik katliam politikası bir devlet politikası olmamış olsaydı bugün kendisine muhalefettim diyenler Erdoğan’dan daha çok bu savaşı istemezlerdi.</p>
<p>Bu savaşın seçimlerde aleyhlerine olacağı net bir şekilde ortadayken ve bu seçim bu savaşın Erdoğan&#8217;a seçimde kazandırma ihtimalinin yüksek olduğu bir ortam ve durum içerisinde muhalefet niye savaşa karşı çıkmaz da savaşı daha çok isteyen pozisyonda olabilir? En azından Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nin tabanının Suriye konusunda hassasiyetleri vardı. Bu hassasiyetler nerede kaldı. Birdenbire bu hassasiyetler nasıl ortadan kalktı?</p>
<p>Burada devlet aklı meselesi var. Devlet Kürtleri topyekün ortadan kaldırmak için bugünü en uygun dönem olduğunu düşünüyor. Ukrayna savaşı, Amerika ile Rusya arasındaki gerginlik, Çin&#8217;in güçlenen pozisyonu, dünya piyasalarına müdahalesi, Avrupa’nın mülteci korkusuna teslim olmuş devletleri var. Bunların hepsi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin iştahını çeken bir kaos ortamı yaratıyor, kirli pazarlıklara oturmasını kolaylaştırıyor. Birgün Rusya&#8217;ya diğer gün Amerika&#8217;ya lazım geldiğinde Avrupa devletlerine ve Arap sermayesine dümeni çevirebilecek kıvraklığı sağlıyor. Öyle okuyor.</p>
<p>Bu pozisyon içerisinde birçok avantajı kendisinde olduğunu düşünüyor. Geçmiş deneyimlerini yeniliyor. Ermeni katliamını böylesine bir ortam içerisinde örgütleyen devlet aklı Kürt sorkırımını zirveye taşıyor. İçinden geçtiğimiz süreç Kürt soykırımının kendisi oluyor.</p>
<p>İnsanlığa dair ne varsa ateş altına alınıyor, bombalanıyor. Tahıl ambarları, hastaneler, barajlar, su depoları, petrol rafienleri, elektirik alt yapısı bombalanıyor. Kışın ortasında insanlar yaşam alanlarını terk etmeye zorlanıyor. Bölgede yaşayan insanların varlığını ortadan kaldırmayı hedefliyor. Ölüm, açlık, sürgün dayatıyor.</p>
<p>Erdoğan’a söyletmişlerdi “Buradan Kürtleri çıkaralım. Buralar Kürtler için uygun bir yaşam alan değil” diye. Arap kemeri oluşturmak istiyorlar. Bu Erdoğan&#8217;ın ortaya çıkarttığı, Erdoğan&#8217;ın buluşu değil. Eski devlet projesini güncelliyorlar. Kürtleri o bölgelerde katlederek, sürgüne yollayarak boşaltıkları bölgeye IŞİD, El Nusra gibi cihaist artıklarından topladıkları MSO dedikleri çeteleri yerleştirmek istediklerini açıkça söylüyorlar. Gizli saklı değil, dünyanın gözünün içine baka baka yapmaya çalışıyorlar.</p>
<p>Onun için şu anda bir soykırım sürecinin içinden geçtiğimizi söylemek gerekiyor. Yarın tarih bugünleri öyle yazacak. Soykırımın başarılı olup olmadığını ise bugünün karşı koyuşu ile notlanacak. Bu soykırım süreci sadece Suriye ile ilgili değil. Türkiye&#8217;nin içerisinde de aynı şekilde İnsanlar kendi köylerinde, şehirlerinde, ülkelerinde yaşamaz hale getirildiler. Irak&#8217;ta bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti çocukları öldürüyor. Sivilleri katlediyor. Varlığı ile Kürtlerin varlığını dehşet bir şekilde tehdit ediyor. Her yerde Kürtlerin ortadan kaldırılmasını hedefleyen bir pozisyonu var.</p>
<p>Yani sadece mesele basitleştirilmiş seçim üzerine kurulmuş operasyonel bir durum değildir. AKP&#8217;nin, Erdoğan isteği seçim kazanmak olabilir. Erdoğan bunu isteyebilir. Erdoğan&#8217;ın işlemiş olduğu günahlar, çaldığı, çırptığı, çocuklarına yedirdiği, akrabalarına yedirdi vesaire hepsi ile birlikte o kadar kirlenmişlik var ki, o kadar kullanılacak bir pozisyonda ki, mesela uluslararası güçlerin Erdoğan&#8217;dan neden vazgeçsinler ki. Erdoğan her ne kadar öngörülemez biri olarak değerlendiriliyorsa da en rahat kullanabilecekleri kişi pozisyonda. Hareket kabiliyet tükenmiş, pazarlama konusunda da her şeyi pazara sürebilecek bir şahsiyetin Türkiye’nin başında olması işlerine geliyordur.</p>
<p>Devletin katliam projesi, Erdoğan’ın seçim kazanma isteği ile örtüşüyor. Kendisi bu rolü üstleniyor ve tüm gücü ile içinde yer alıyor. Devletin Kürtleri katletme arzusu ile iktidarının seçim kazanma isteği tamamen bir birine uyum içerisinde yürütülüyor. Katliam karşılığı iktidarı talep ediyor. Ediyorlar.</p>
<p>Onun içindir ki, Kürtlerin önceliği soykırım siyasetini boşa çıkarmaktır. Direniş cephesinin güçlendirilmesi, demokrasi güçlerinin savaş karşıtı duruşları ve Kürtler arası birliğin sağlanması acil bir görev olarak önlerinde duruyor. Seçim sadece faşist cephenin saldırılarını püskürtme, Kürt soykırımını durdurma konusunda bir katkısı olacaksa anlamlı olabilir. Devletin iktidar talipleri arasındaki çekişmesinin bir parçası olarak bir anlam ifade etmez. Aksine seçim ile kendisini yenilemiş katliamcı devlet ve yenilenmiş iktidarı ile karşıkarşıya kalmak büyük bir ihtimal olarak önümüzde duruyor.</p>
<p>Kürtler katileri arasında seçim yapmak zorunda değildir. Seçime endekslide plan yapacak durumda değildirler. Seçime mahkum edilmiş, Cumhur veya Millet itifakı arasında sıkıştırılmış, katillerinden birini tercih edecek lükse hiç sahip değildirler.</p>
<p>Kürtlerin soykırıma karşı duruşlarını, kendilerini savunmalarını “<strong>iktidar cephesine yarıyor”</strong> gibi söylemlerin samiyetsizliği ortadadır. Kuzey Irak’a, Suriye’ye asker gönderirken alkışlayanların, cenazeler geldiğinde <strong>“bu iktidarın işine yarıyor”</strong> diyerek ortalığı velveleye vermeleri bir ahlaksızlık örgütlenmesidir. Kürtler katledilirken <strong>“ayağınız taşa gelmesin”</strong> diyenlerin Kürtlere ne yapmaları gereketiğini söylemesi ayrı bir ahlaksızlıktır.</p>
<p>Kürt katletmek konusunda anlaşanların Kürtlerin direnişini kendilerine karşı olduğunu bilmektedirler. Kürtler, katliamcı devletin iktidarı ve muhalefeti ile mücadele etmektedirler.</p>
<p>Devletin iktidarı ve muahlefeti Kürtlerin imhasını örgütlüyor. İktidar katlediyor. Muhalefeti “ses çıkarmayın” diyor. “Ölün” diyor. “Sizi bitirecekler, boğazınızı kesecekler, çocuklarınızı öldürecekler, yaşam alanlarınız ortadan kaldıracaklar aman aman siz ses çıkarmayın” diyorlar. Utanmıyorlar.</p>
<p>“Erdoğan gitsin” diyorlar. “Gitsin” diyoruz. Seçim ile gelecek olanlar ne söylüyorlar? Gelecek olan da aynı şeyi söylüyor. “Öldüreceğim” diyor. Daha seçim gelmeden bugün söylüyor. Varın yarın iktidarda olduklarını düşünün. Erdoğan&#8217;dan daha çok söylüyor. Oda TV&#8217;sine bakın, Sözcüsüne, Halktv’sine. AKP medyasından daha vahşi cümleler ve kelimelerle saldırıyorlar. Kürt varlığına düşmanlıkları iliklerine kadar işlemiş. Taksim katliamında hepsi sıraya dizlip aynı yalanların arkasında hazırola geçtiler.</p>
<p>Katliam tiyatrosunun figüranları olarak Kürtlere saldırmayı tüm güçleri ile meşrulaştırmaya çalıştılar. Anadolu Ajansını geride bıraktılar. Dehşet bir şekilde devletin, iktidarın yalanını örgütlemeye çalıştılar. Kürtlere düşmanlıklarını kustular, kusmaya devam etmekteler.</p>
<p>Bunun içindir ki, seçime kendisini yatırmış devlet malı muhalefetin Kürtlerin kendilerini korumak, çocuklarının geleceği için yapacaklarından dolayı da Kürtlere söyleyecekleri hiç bir şeyleri yoktur.</p>
<p>Demokratik bir ülke için bugünden Kürtlerin öldürülmesinin karşısında durmak acil bir görevdir. Ölülerin dmeokrasiye ihtiyacı yoktur. Bugün ölümler durdurulmalıdır. Demokrasi için, katliamları önlemek için ne gerekiyorsa o yapılmalıdır.</p>
<p>Şu anda Savaş varsa, bu savaşta da eğer Türkiye Cumhuriyeti Devletinin gerici ve muhafazakar kesimlerine faydalı olacağı söyleniyorsa, savaşı durdurmak, savaş karşısında durup <strong>“biz bu savaşın karşısındayız”</strong> deme cesaretini göstermeleri gerekiyor. Devletin, iktidarın açıklamalarını papagan gibi tekrarlayarak bu olmaz. Bilinmesi gerekiyor ki Kürtler böylesine bir akılla birlikte olamaz.</p>
<p><strong>“Edi bese”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/kurtler-katileri-arasinda-secim-yapmak-zorunda-degildir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
