<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kültürel miras &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/kulturel-miras/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Aug 2024 14:30:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>kültürel miras &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mansur darındayız!</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/mansur-darindayiz/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/mansur-darindayiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 14:30:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Asimilasyon politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[dar-ı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Enel hak]]></category>
		<category><![CDATA[Êzidîler]]></category>
		<category><![CDATA[Hallac-ı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[IŞİD saldırısı]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt siyasal hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Laleş]]></category>
		<category><![CDATA[Musul tarihi eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Rojava]]></category>
		<category><![CDATA[Şengal katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Adi]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarih katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[YPG direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Zerdüşti katliamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/mansur-darindayiz/</guid>

					<description><![CDATA[“Cehennem, acı çektiğimiz yer değildir; acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir&#8230;!” (Hallac-ı Mansur)“IŞİD çeteleri Şengal’e girdi” haberi, beraberinde katliam, göz yaşı ve acı getirdi. İnsanlık, yerinden yurdundan edilen Êzidîlerin fotoğraflara yansıyan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em style="color: #262626;">“Cehennem, acı çektiğimiz yer değildir; acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir&#8230;!” </em><strong>(Hallac-ı Mansur)</strong><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">“IŞİD çeteleri Şengal’e girdi” haberi, beraberinde katliam, göz yaşı ve acı getirdi. İnsanlık, yerinden yurdundan edilen Êzidîlerin fotoğraflara yansıyan kareleri ile yeni bir utanca şahitlik etti. Yüreğimiz bir kez daha derin yara aldı. Aynı yüzlerce yıl önceki gibi; 7. yüzyılda ceylan derisi üzerine Hewrami (Gorani) lehçesiyle yazılan bir şiirde, İslam halife ordularının Zerdüşti topluluklara karşı yaptığı katliam anlatılmaktaydı ve lanetlenmekteydi;</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><em style="color: #262626;">“Kutsal yerler yakıldı, kutsal ateşler söndü<br />
Herkesten gizlerdi namlı büyükler<br />
Zalimler girdi ta Fırat’a dek<br />
Köylerden tut da ta Şehrizur’a kadar<br />
Esir alındı bütün kızlar ve kadınlar<br />
Kendi kanında boğuldu özgür adamlar<br />
Kimsesiz kaldı Zerdüşt’ün töresi, dini<br />
Yüce Hürmüz affetmeyecek hiç birisini”</em><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Bugün gene Musul’da tarih katledildi. Mabetler, türbeler, kiliseler, tarihi eserler kısacası insanlığın ortak tarihi, kültürü hedef alındı. Taş üstüne taş bırakılmadı. İnsanlığın izleri silinmeye çalışıldı. Ortak yaşam katledildi. Şimdi sıra Şengal’e geldi&#8230;</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Alevi ve Êzidî tarihinin en değerli mirası, Hallac-ı Mansur’un makamı, mezarı IŞİD’in saldırısı altında. Yunus Peygamber’in türbesini havaya uçuranlar, Laleş’e, Şeyh Adi’nin mezarına ve onun mezarının yanındaki Hallac-ı Mansur’un mezarına doğru ilerlemek için var gücüyle Êzidîler şahsında insanlığa, insanlık değerlerimize saldırıyor.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Hallac-ı Mansur ki; Alevi-Kızılbaş düşüncesinin felsefi köküdür. Kurucularından biridir. Cem ayinlerindeki en yüksek makam olan Dar-ı Mansur divanının sahibidir. Temsilcisidir. Durduğu dar hak ve hakikat darıdır. Haklı ile haksızın ayrıştığı, halkın dahil olduğu mahkemedir. Bu mahkeme yüzlerce yıldır devam eden hak ile haksızın mücadelesinde bir meşale gibidir. Binlerce kez saldırıya uğramıştır. Unutturulması için her şey denenmiştir. Yazılı kaynakları tahrip edilmiştir. Tüm bunlara rağmen Hallac-ı Mansur gerçeği, hakikat yolculuğunda ayakta kalabilmiştir.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Hallac-ı Mansur’u bu kadar güçlü kılan ve günümüze kadar gelmesini sağlayan Alevi ve Êzidî felsefesindeki yaratıcı yeridir. Kararlılığı ve fikirleri için darağacını, ölümü Kerbela’daki Hüseyin gibi göze almasıdır. Düşüncelerini ölümüne savunmasıdır.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">“Enel hak”&#8230;</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Êzidîlerin bir inancına göre ise: “Hallac-ı Mansur idam edildiğinde ruhu, bedeninden ayrıldı ve suların üzerinden uçmaya koyuldu. Rastlantı sonucu, kız kardeşi, su almaya geldi; testisini Dicle’nin suyundan doldurdu; erkek kardeşini fark etmedi; eve döndüğünde susadı ve bu testiden su içti. Böylece Mansur’un ruhu, onun bedenine girdi; önce onun erkek kardeşi iken, şimdi oğlu oldu. Bu olaydan dolayı Êzidîler, ağzı tülbentle kapalı olmadıkça hiçbir dar ağızlı kaba su doldurup bundan içmezler.” (Six Months In a Syrian Monastery; by Oswald H. Parry, B. A. (London; Horace-Cox, 1895); s. 372)</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Roger Lescot ‘Yezidiler’ adılı eserinde, Hallacilerin, özellikle Êzidî Şeyhi Adi Bin Musafır’ın Hallac-ı Mansur’a abartılı bir sevgi ile bağlı olduğuna dikkat çeker. Şeyh Adi’nin Mansur’un yolunda gittiğini söyler. Bundan yola çıkarak Şeyh Adi’nin Hallaç’ın soyundan olabileceğini yazar&#8230;</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">“Hallaciyenin son temsilcileri Kadderiye’de toplanmış ve Şeyh Adi’de bizzat bu toplantıya icabet etmişti. Yezidilerin çok büyük saygı gösterdikleri Hallac-ı Mansur’un mezarı bu gün Irak’ın Musul kentinin kuzeyindeki Laleş’te bulunan Şeyh Adi’nin mezarı yanındaki Bağdat Şehitleri’ne ayrılan bir bölümde bulunmaktadır.” (a.g.e)</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">&#8230;</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Tarihe karşı işlenen suçlara bir yenisi eklenirken, direniş de o kadar kahramanca olmuştur. Êzidîlerin yalnız olmadığı ve değerlerin ne pahasına olursa olsun korunacağını YPG şahsında Kürt siyasal hareketi ortaya koymuştur. Rojava’daki tüm imkansızlıklara ve saldırılara rağmen sınırları aşarak insanlığa siper olmuştur. Bu kahramanca çıkış, dikkatleri Şengal’e çekmeyi başarmış, sorumluluktan kaçanları Kürt halkı içinde teşhir etmiştir. KDP başta olmak üzere Kürt parti ve çevrelerini Şengal’e sahip çıkmaya mecbur bırakmıştır. İnsanlığı sorumluluğa davet etmiştir. IŞİD saldırıları karşısında gösterilen bu tavır, Ortadoğu’da güvenin adresini, katliamlara karşı direnişin adresini de herkese göstermiştir.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Mansur darındayız&#8230; Hak ile hakikat darındayız&#8230; IŞİD katliamları karşısında nerede olduğumuzu sorgulama günündeyiz&#8230;</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Rivayet edilir ki; “İdam edilmeden önce halk taş atmaya başladı. Atılan taşlara hiç ses çıkarmıyor, hatta tebessüm ediyordu. Bir dostu, taş yerine gül attı. O zaman Mansur hazretleri inledi. Sebebi sorulduğunda; ‘Taş atanlar beni yakınen tanımayanlardır. Tabiidir ki halden anlamazlar. Halden anlayanların bir gülü bile beni incitti.’ cevabını verdi.</span></p>
<p><span style="color: #6a6a6a;">08.08.2014</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/mansur-darindayiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saz; Alevi filozofyasıdır</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/saz-alevi-filozofyasidir/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/saz-alevi-filozofyasidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:30:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi düşüncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi müziği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi uyanışı]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Tacım Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dağın Filozofları]]></category>
		<category><![CDATA[değerlerin korunması]]></category>
		<category><![CDATA[değerlerin unutturulması]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[deyiş]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Baba’nın mirası]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin rolü]]></category>
		<category><![CDATA[gülbank]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel değerler]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel yozlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[modern dünya]]></category>
		<category><![CDATA[saz]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel miras]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Değerler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun özlemi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun sahip çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam filozofası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/saz-alevi-filozofyasidir/</guid>

					<description><![CDATA[Senin nur cemalin bana cennettir Ayrılıp kavuşmak büyük nimettir Niyaz alıp niyaz vermek murattır Hamdu selam olsun artık görüştük, gelip kavuştuk (Büyük Tacım Dede) Emeğe saygısızlık, sömürü, tüketim, yozlaşma bunun&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><i>Senin nur cemalin bana cennettir<br />
Ayrılıp kavuşmak büyük nimettir<br />
</i><i>Niyaz alıp niyaz vermek murattır<br />
Hamdu selam olsun artık görüştük, gelip kavuştuk</i> <strong>(Büyük Tacım Dede)</strong></p>
<p>Emeğe saygısızlık, sömürü, tüketim, yozlaşma bunun bütün bir kimliksel temsiliyetinin olduğu bir noktadayız. Değerler alınıyor, toparlanıyor ve bu değerler karşısında gerekli saygı ve ilgi gösterilmiyor. Erdem Baba’yı yolcu ettik ve gördük ki Erdem Babanın deyişlerinin, onun sazının telinin tınısının hırsızları, orada yoklar. Biz bunu Pir Mehmet Yüksel’nin cenazesinde de gördük. Bu, büyük bir acıdır. Bunun toplumun değerlerine, toplumun kültürüne ne kadar büyük bir saygısızlık olduğunu herkesin görmesi gerekiyor. Toplumun kendisinin de bu kültürü sahiplendiğini ortaya koyması gerekiyor.</p>
<p>Erdem Baba ve niceleri, binlerce yıl önce gelen bir tarihi mirasın temsilcileridir. Bu mirasın aktarımı da, devamı da o kadar kolay olmamıştır. Binlerce yıllık değerleri babadan oğula aktararak bugüne taşımış olan, okuma yazması olmayan; ama beyinlerinde binlerce deyiş, gülbank, beyit bulunduran insanlar bunlar. Erdem Baba’lar, tarihin ta kendisidir. Bu yüzden onlara sahip çıkmak tarihine, topraklarına, yaşamına sahip çıkmaktır. Asimilasyona karşı durabilmek için de, asimilasyonun temsilcilerine karşı dik durabilmek için de bu kültür mirasına ihtiyaç duyarsınız.  Bunun farkında olmalıyız.</p>
<p>Şu anda sistemin yaptığı zaten bu değerleri unutturmak, insanları bu değerden uzaklaştırmaktır. Çünkü Erdem Baba’yı, Büyük Tacım Dede&#8217;yi unuttursak, Aleviliği unuturuz. Aleviliğin unutulması, Aleviler içerisinde “ucube” bir durum yaratır.</p>
<p>Alevilik adına bazı şeyler rahatlıkla dejenere edilebiliyorsa, değerlerin kendisinin unutturulup, değerlerin kendisine sahip çıkılmayıp onlar bir kenara itildiği içindir. Oysa Alevi felsefesinin, Alevi örgütlenmesinin, Alevilerin, yeniden kendilerini bu modern dünyada ifade edebilmelerinin yolu, bu kaynaklarına geri dönebilmektir.</p>
<p>Bunu biliyoruz; çünkü biz bu gerçeği “Dağın Filozofları”nda gördük. Dağın Filozofları yayına başladığı andan itibaren onun çevresinde, onun değerleriyle beslenen kaynakların tümü birdenbire anlamsız hale geldi. Yağmacıların cesaretleri kalmadı, kırıldı. Erdem Baba’nın çıktığı bir sahnede, Erdem Baba’nın deyişlerinin çaldığı bir yerde, Mehmet Mustafa’nın çaldığı bir yerde, Büyük Tacım Dede&#8217;nin sesinin yükseldiği bir yerde, hiç kimse Alevi değerlerinin kullanarak, Alevi asimilasyonuyla yol alamayacağını bilir, görür.</p>
<p>Biz ise toplumun bu değerlere inanılmaz bir biçimde sahip çıktığını gördük. Bunların daha çok dinlenilmesi ve yaygınlaştırılması konusunda Alevi toplumu çok müsait olduğunu bize gösterdi. Mesela biz yıllardır bu alanda yayıncılık, televizyonculuk yaparız; ama Dağın Filozoflarını yayına koyduğumuzda, aldığımız etki ve güç kadar hiçbir yerden güç alamadık.</p>
<p>Asimilasyon ne kadar derinleşirse, bu değerlerden o kadar uzaklaşıyoruz. Zamanla, bu değerlerimizi adeta başa belaymış gibi görüyoruz. Mesela durum, Kürt meselesinde de böyledir. “Kürtlüğe sahip çıkmayın” diyerek toplumun asimilasyonunun sürmesi ve devlet politikalarının devam etmesi sağlanıyordu. Burada da böyledir. Alevi kimliğinden uzaklaştırmanın bir yolu da onu kendi kimliğinden utanır hale getirmektir. İnsanların sazından bile utandırılır hale getirildiler. Alevi olmasından utanması gibi olguların geliştirilmesi boşuna değil. Bu asimilasyonu daha da geliştiriyor.</p>
<p>Kendisinden utanan bir topluluk, çok daha hızlı asimile ediliyor. Hakikatçilik ve geleneksel Alevicilik; yaşayan Aleviliğin dıştalanması, ötekileştirilmesi çalışması zaten şehir merkezlerinden yürütülüyor. Bu bir devlet politikası olarak var ve uygulanıyor. Ama Alevi topluluğunun kendisi o tınıyı duyduğu zaman en derinlerine kadar, en iliklerinde kadar bir dönüşümü yaşayabiliyor.</p>
<p>İşte bu, toplumun kendisine olan özlemidir. Bu özlemin son temsilcilerinden birini daha yolcu ettik. Erdem Baba. Uzun süredir zorluklarla hayatını idame ettirdi ve zorluklarla bugünlere geldi. Uğur olsun.</p>
<p>Ama en önemlisi gençler,  tıpkı cenazede, Erdem Baba’nın yanı başında bağlama çalan genç kızımız gibi, bu sese sahip çıkacaklarını gösterdiler. Bu sesler sadece bir tını değildir. Bir yaşam filozofyasıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/saz-alevi-filozofyasidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demimizde can olup gelecek Mahzuni Şerif</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/demimizde-can-olup-gelecek-mahzuni-serif-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/demimizde-can-olup-gelecek-mahzuni-serif-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 10:01:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[68 kuşağı]]></category>
		<category><![CDATA[Afşin]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[aşık mahzuni şerif]]></category>
		<category><![CDATA[Berçenek]]></category>
		<category><![CDATA[Dem Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[ebedi eserler]]></category>
		<category><![CDATA[Elbistan]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat]]></category>
		<category><![CDATA[halk kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[halk müziği]]></category>
		<category><![CDATA[halk ozanı]]></category>
		<category><![CDATA[halkın sesi]]></category>
		<category><![CDATA[halkın yüreği]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel değerler]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[Mahzuni Şerif dostları]]></category>
		<category><![CDATA[memleket sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[ozanlık geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarcık]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[saz ve deyişler]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun sesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ozanı]]></category>
		<category><![CDATA[vatan sevgisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/demimizde-can-olup-gelecek-mahzuni-serif-2/</guid>

					<description><![CDATA[İçinden geldiği toplumun yüreği ve sesi olmayı başarmış, duygu ve düşüncesiyle bir halk adamı olan Aşık Mahzuni Şerif’in aramızdan ayrılması, bizleri derin bir üzüntüye boğmuştur. O çağımızın yetiştirmiş olduğu en&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçinden geldiği toplumun yüreği ve sesi olmayı başarmış, duygu ve düşüncesiyle bir halk adamı olan Aşık Mahzuni Şerif’in aramızdan ayrılması, bizleri derin bir üzüntüye boğmuştur. O çağımızın yetiştirmiş olduğu en büyük ozanlarındandı. Kimi zaman ateş, kimi zaman su, kimi zaman topraktı.</p>
<p>Ateşti; meydanlardaki gençler için&#8230; Bir 68 kuşağını titretti. Suydu, Fırattı Kerbelaya ermek istedi&#8230; Topraktı, kökleri derinden gelen bir miras gibi&#8230; Aşık Mahzuni Şerif bir kişi değil, ezgileri ve deyişleriyle bir cemaat insanıydı. Öyle bilindi ve öyle sevildi. Sevdiklerimizi de biz en çok onun sazından sevdik. Yüreğimiz olmasını bildi&#8230;. Yüreğimzin sesi olmasını bildi&#8230; Toprağını unutmadı, geldiği yeri unutmadı&#8230; Ezgilerinin en güzel köşelerinde konuk etti, Berçeneği, Afşini, Elbistan’ı Pazarcık’ı&#8230;.</p>
<p>Onun gibi sevmek ister her insan memleketini&#8230;</p>
<p>Dağını, taşını, suyunu&#8230;</p>
<p>Onu gibi sevmek ister her insan, memleketlisini&#8230;</p>
<p>Delisini, akılısını, güzelini, çirkinini&#8230;</p>
<p>Onun gibi bir yürek ister her insan&#8230;</p>
<p>63 yıl dayanabilsin diye çilesine..</p>
<p>Geride bırakmış olduğu miras yüzlerce yıl bu halkın dilinden düşmeyecek. Her dem vuruşumuzda bin olup gelecek&#8230; Ezgileriyle, sazıyla gelecek&#8230; Kimseye aldırış etmeyen  ve borçlu olmayan sözleriyle gelecek. Demimizde can olup gelecek&#8230; Canımızda cem olup, pervane dönecek&#8230;</p>
<p>Her gün yeni bir merhaba Mahzuni Şerif&#8230;</p>
<p>Merhaba Mahzuni dostları&#8230;.</p>
<p><strong>YORARLAR BENİ</strong></p>
<p>Ne dedimse halka hiç yaramadı<br />
Ben gittikten sonra ararlar beni<br />
Boşa cahillerin gözü karardı<br />
Kuru çene ile yorarlar beni</p>
<p>Duman eksik olmaz her yüce dağda<br />
Bülbül eksik olmaz her yeşil bağda<br />
Atomun patlayıp bittiği çağda<br />
Onun ötesinde sorarlar beni</p>
<p>Ebedi değildir şu yüce dağlar<br />
Ebedi değildir şu yeşil bağlar<br />
Öz gardaşım ama bizim softalar<br />
Mezarımda bile kırarlar beni</p>
<p>Mahzuni Şerif’im gayri gam yemem<br />
Ondan ötesini kimseye demem<br />
Ufak vucuduma kefen istemem<br />
Varsa insanlıkla sararlar beni.</p>
<p>Haziran 2002 /Dem Gazetesi</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/demimizde-can-olup-gelecek-mahzuni-serif-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemalist Türk “aydınlarının” Alevilik istismarı</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/kemalist-turk-aydinlarinin-alevilik-istismari-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/kemalist-turk-aydinlarinin-alevilik-istismari-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jul 2024 12:44:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplulukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik tartışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı ayrışma]]></category>
		<category><![CDATA[barış ve kardeşlik]]></category>
		<category><![CDATA[devlet baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgörü ve saygı]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist aydınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist rejim]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[modern yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlükçü yaklaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi entrikalar]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi manipülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sınıfsal ayrışma]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni-Alevi ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel katliamlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplum mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[toplumlararası güven]]></category>
		<category><![CDATA[Türk milliyetçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal kışkırtmalar]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası gelişmeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/kemalist-turk-aydinlarinin-alevilik-istismari-2/</guid>

					<description><![CDATA[Tüm kesimlerde olduğu gibi, sınıfsal ayrışma ve Ortadoğu’da Alevileri ve Aleviliği kendi lehine çevirmek isteyen güçlerin fazla olması, Aleviler arasında Alevilikle ilgili tercihleri ve anlayışları farklılaştırmaktadır. Alevilik olayı, artık her&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm kesimlerde olduğu gibi, sınıfsal ayrışma ve Ortadoğu’da Alevileri ve Aleviliği kendi lehine çevirmek isteyen güçlerin fazla olması, Aleviler arasında Alevilikle ilgili tercihleri ve anlayışları farklılaştırmaktadır.</p>
<p>Alevilik olayı, artık her kesimden insanların görüş belirtmek durumunda kaldıkları bir gerçeklik haline gelmeye başlamış, iyisi-kötüsüyle Aleviler ilk kez kendilerini böylesine gündemde bulmuşlardır. Kuşkusuz bu ortamın yaratılması, genel anlamda gelişmeyi ifade ettiği gibi, içinde gerilikleri de barındırmaktadır. Gelişme, tartışmanın başlamasında, Alevilerin kendilerini artık çekinmeden ortaya koymasında ifadesini bulurken, gerilik, yetmiş yıldır yasaklarla kuşatılmış Alevilerin kendi gerçeklerinden uzaklaştırılmış olmalarının aleyhte bir durum yaratmasında yatmaktadır. Tüm kesimlerde olduğu gibi, sınıfsal ayrışma ve Ortadoğu’da Alevileri ve Aleviliği kendi lehine çevirmek isteyen güçlerin fazla olması, Aleviler arasında Alevilikle ilgili tercihleri ve anlayışları farklılaştırmaktadır. Bu anlamda da herkes kendi lehine bir „Alevilik“ örgütlemesi geliştirmek, yoksa en azından onu etkileyerek çıkarları için kullanır halde tutmak istemektedir.</p>
<p>Oysaki Ortadoğu coğrafyasında egemen olan siyasette tarih boyunca Alevilik ve Aleviler yok edilmek istenmiş, inkâr edilmiş ve yasaklarla boğuşturulmuş, kendisi için var olmasının tüm imkânları elinden alınmıştır. Suudi’den, İran’a, oradan Mısır’a ve Türkiye’ye kadar yayılan alanda her zaman Alevi katliamları yaşanmış, Alevi kanının şu veya bu şekilde dökülmediği yer kalmamıştır. Bu anlamda son dönemde gelişen politikaların altında köklü siyasal çıkarlar ve politikalar yatmaktadır. Bu çıkar politi-kalarının uygulanması olarak bugün bu çevrelerin yeni Alevi politikası gelişmektedir.</p>
<p>Alevilerin kendileri adına varlıklarını ortaya koyması ise her dönem de olduğu gibi, böyle bir süreçte dahi engellenmeye çalışılmaktadır. Anadolu Aleviliği olarak ele alacağımız kesimin bugün yoğunlukta yaşadığı, Türkiye’nin egemenliği altındaki topraklardaki Aleviler, bu sorunu en yoğun, tahribatları açı-sından en ağır bir biçimde yaşamaktadır.</p>
<p>Sürekli katliamlarla, Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan sonra ise yasalarla susturulan Aleviler ve Alevilik kendisini ifade edemezken, bunu fırsat bilen çıkarcı ve kendilerini, kendi topluluklarının, içinden geldikleri topluma ifade etmekten mahrum olan Türk Aydınları, Alevilerin sözcülüğüne so-yunmuştur. Özellikle **** sonrası gelişen bu durum Alevilerin dışa karşı yansımasını da değiştirmiş, özellikle Kemalist kökenli bu aydınlarının açıklamaları sanki Alevilerin açıklama ve istemleriymiş gibi kamuoyuna sunulmuştur. Bugün ise, Alevilerin kendileri adına konuşmaya çalış-tıkları süreç başlamıştır. Buna paralel, rejimde, geçmişini süzgeçten geçirerek, yeni dönemin organizasyonu olan, Kemalist aydınların öğrencilerini devreye sokmuştur. Alevi hareketinin kendi dinamikleri, özü üzerinde yükselmesini engellemek, dışarıdan yapılacak müdahalelere açık bırakmak için tüm entrikaları devreye sokmuştur. Zaten bu kesimlerin sözcülüğünde gelişen „Alevilik“ ilkesiz, kendisini ifade etmekten mahrumdur. Kendi insanını, değerlerini dışlayan, başkalarına öykünen, onları sırtında taşıyan ve kompleks doludur. Bu komplekste Aleviliği aşağı gören tüm yaklaşımlar vardır. Kendisi olmaktan utanan, diğerine ise müthiş özenen bir nitelik taşımaktadır. Karşısındakileri büyük gören, kendisini ise aşağılayan durum, özellikle Kemalist Türk aydınlarının yarattığı ve „Sizin haklarınızı ancak ben savunurum. Ben sizin en iyi öncünüzüm“ mantığından gelmektedir. Alevi değerlerini, inançlarını aşağılayan bu kesimlere Alevilerin sahip çıkması ise, susturulmuşluğun, katliamların sonucu ve yansıması olsa da, artık kendisine gelen Alevilerin ve Aleviliğin kabul edeceği bir durum değildir. Bu „Aydın“ kesimin genel özellikleri ele alındığında, yaşamları ve iddiaları ele alındığında Alevilikle de dost olmadıkları açıkken, Alevilerin nasıl kendilerini ifade etmek için kullan-dıklarını görmek mümkündür. Türkiye’de barınacak hiç bir yer bulamayan bu kesimler, Alevilerin hoşgörüsü ve özgürlükçü yaklaşımlarını istismar ederek, Alevilerin içine sızmışlardır. Kendi ailesini, akrabasının Alevilere karşı önyargısını kırmaktan mahrum, hatta buna ses çıkaracak cesareti olma-yanlar, yıllarca Alevilere, Alevilerin ne kadar demokrat, ilerici, Kemalist, hoşgörülü olduklarını anlatmıştır. Buna, Aleviler „Ne iyi adam“ diyerek destek vermiş, onu siyasal ve ekonomik olarak desteklemiştir. Bu kesimler kendilerini sadece Alevilere kabul ettirirken, diğer kesimlerden kendilerine yönelen tepkilerin topunu da Alevilerin üzerine atmıştır. Faturayı Alevilere ödetmiştir.</p>
<p>Hiç bir Alevi kalkıp, bu kesimlere „Kardeşim sen, beni, bana anlatıyorsun. Aleviler iyidir, güzeldir, demokrattır, ilericidir vs. Ben Aleviyim. Beni ne diye bana anlatıyorsun. Sen git, birazda anana, babana, akrabalarına Alevilerin güzelliklerini, hoşgörüsünü anlatsana.“ diyememiştir. Aleviler arasında ahkâm kesilen bu kesimler, Aleviler üzerinde devlet kanalıyla geliştirilen asimilasyonunda taşıyıcıları olmuşlardır.</p>
<p>Devletin açık baskılarını üzerinde hisseden Alevilerin direk olarak düzene bağlanması mümkün olmadığından, değişik kanallarla bu gerçekleştirilmiştir. Bu kanaların en gelişmişi ve etkili olanı, Kemalist aydınların yürüttüğü bu yöntem olmuştur. Alevilik adına yola çıkanlarda bu kesimin gölge-sinden ve egemenliğinden kurtulmadan, onların sırtında var olma mücadelesi vermiş, bu anlamda da daha çok bu Sünni kökenli, Türk aydınlarının egemenliğinin gelişmesine sebebiyet vermişlerdir.</p>
<p>Yargılamanın ve sorgulamanın geliştiği bu dönemdeki, ilk dönem örgütlenmelerinin karakteri ile günümüze uzanan yapılar arasında sürekli ileriye yönelen bir çizgi hakim olmaktadır. İstenilen dü-zeyde olmasa da başta tamimiyle devlet ve onun uzantısı biçiminde geliştirilmek istenen hareket, giderek tabana yayılmasına paralel, bundan giderek uzaklaşmış, açık ilişkilerin yerini gizli ve in direk ilişkiler almıştır. Önümüzdeki süreçte bununda aşılarak, Aleviliğin ve onun ilkelerinin esas alındığı örgütlenmelerin gelişeceği bir gerçek olmaktadır. Aleviliğin penceresinden dünyaya bakmak, dünyayı yorumlamak ve ona göre siyaset geliştirmek önümüzdeki dönemin Alevi örgütlenmesinin ilkesi olarak şekillenmek zorundadır.</p>
<p>Bu şansı, iyi değerlendirilmek zorundayız. Hiç bir dönem, Aleviler böylesine bir olanağa ve böylesine kendilerini ifade edecekleri bir ortama sahip olamadılar. Uluslar arası gelişmelerin ve Alevilerin iç dinamiklerinin yaratmış olduğu bugünkü durumdan Aleviler kendilerini var ederek, geleceklerini kimsenin tahakkümü altında bırakmadan çıkmak zorundadırlar.</p>
<p>Bunun için lazım olan, tüm kesimlerin kendi lehine çevirmeye çalıştıkları Aleviliği, Alevilerin kendi lehlerine çevirmeleriyle mümkün olacaktır. Herkesin kendisi için malzeme yaptığı gerçekliğimizi, artık biz Aleviler de kendimiz için, onunla beslenmek, çocuklarımızı da onunla büyütmek durumundayız. Gelişim, üretim tüketim sorunudur. Biz, kendimizin ürettiği, atalarımızın ürettiğini kendimiz tüketerek gelişmek durumundayız. Bizde var olanı yıllarca kendi hanelerine taşıyanlardan artık arınmak durumundayız. Bu anlamda, bu dönemde geliştirilen ve Alevilere sahip çıktıklarını söyle-yenlerin tarihleri ve pratikleri iyi gözden geçirilmek zorunluluk olmaktadır.</p>
<p>Barışın ve kardeşliğin savunucuları olarak, Ortadoğu insanının kendisini bulmasına katkımızı, kendimiz sunmak durumundayız. Kendisini inkâr ederek, Avrupa başta olmak üzere, tüm kesimleri yeniden ele alırken, esas olan bizim medeniyetlere analık eden kültürümüz ve inancımız olmalıdır. Hiç tartışmaya gerek kalmaksızın, modern olarak adlandırılan kesimlerin çok ilerisinde bir yaşamı örgütleyen, emeği kutsayan, insanı ve doğayı esas alan inancımızın güzelliklerini istismar edilmesinin önüne geçmek zorundayız. „Biz Aleviler hoşgörülüyüz“ adı altında kendi ilkelerimizden taviz vermemizi isteyenlere, gerçekliği ısrarla savunarak cevap olmalıyız. Hoşgörünün karşıdakinin düşüncelerine saygı duymak olduğu kadar, karşıdakinden de kendimiz için aynı saygıyı beklemek olmaktadır. Tek taraflı hoşgörünün olmayacağı, bunun karşılıklı olduğu kavranılarak ilişkiler geliştirilmelidir. Yoksa herkesin kendisine yamamak, Aleviliği ilkelerinden arındırmak ve yok etmek için bunu kullanması kabul edilecek bir olay değildir.</p>
<p>Aleviler içinde sürekli Kemalizm’in propagandasını yapan bu kesimlere karşı artık Alevilerin bir ölçü tutturması gerekmektedir. Ölçü dost olduklarını söyleyenlerin, içinden geldikleri toplumun, Ale-vilere karşı önyargılarını yıkmak için yaptıkları çalışmalar olmalıdır. Yoksa Kemalizm’in, Ortadoğu halklarına düşmanlığı temelinde şekillenen ve ifadesini „İslam düşmanlığı“ „Arap düşmanlığı“ ve „Din düşmanlığı“ biçiminde gelişen ve Alevileri de buna alet etmeye çalışma yönündeki faaliyetleri dostluk olarak ele almak Kemalizm’e kurban edilmektir.</p>
<p>Zaten bu kesimlerin yaptığı bu olmaktadır. Bunun Alevilikle alakası olmadığı bilinen bir gerçektir. Aleviler tüm ulusları bir gördüğü gibi, kimseyi de, inançlarından dolayı horlamaz ve saygısızlık yapmaz. Bunu yapmak, Türkiye’de sadece Kemalistlerin işidir. Özellikle, Sünni kesim alet edilerek, Alevilerin katledilmesini istismar eden bu inkârcı Kemalistler, düşüncelerini ifade ederken dayana-cakları bir kesimi bulamadıklarından, Alevileri kullanmaya çalışmanın yanında, toplumu hücrelerine kadar bölmeye de çalışmaktadır. Toplum ve topluluklar arasında güvensizliği de geliştirerek rejimin sürekliliğini sağlayan bu kesimler, Kemalizm’in „Tüm toplumsal kesimlerin örgütlenmelerinde bir düşman yaratarak örgütlenmek ve topluluklar arasında güveni, birliği kaldırarak, muhalefeti asgariye indirmek“ taktiğine uygun olarak örgütlenmeleri yönlendirmektedirler.</p>
<p>Aleviler arasında Sünniliğe karşı önyargıları körükleyerek, Alevi örgütlenmesini, İslami kesimleri de Alevilere, Yezidilere, Hıristiyanlara vd. inançlara karşı şartlandırmakla Şeriatçı örgütlenmeyi, Türkleri, ulusal anlamda Araplara, Ermenilere, Kürtlere, Yunanlılara karşı kışkırtarak, Türk milliyetçiliğini örgütleyen rejim böylelikle toplumu hücrelerine kadar parçalamıştır. Param-parça ettiği kesimlerin üzerine oturan Kemalist rejim ve Cumhuriyet hiç bir zaman bu kesimlerin bir araya gelmesini istemediği gibi, bunu derinleştirmesi için elinden geleni yapmıştır, yapmaktadır.</p>
<p>Bundan sonra Alevilerin kendileri adına ve güzelliklerini yansıtarak gündeme girmesinin zamanı gelmiştir. Bu anlamda dostluk kavramının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Aleviler adına şimdiye kadar konuşan Kemalistlere bundan sonra müsaade edilmemelidir. Onların kendi adlarına istedikleri kadar konuşma hakkı vardır kuşkusuz. Bizim adımıza değil&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/kemalist-turk-aydinlarinin-alevilik-istismari-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adam olamadın gittin Zevzek</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/adam-olamadin-gittin-zevzek/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/adam-olamadin-gittin-zevzek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jul 2024 12:34:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[alevi çalıştayları]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[alevi inanç ve kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[alevi liderler]]></category>
		<category><![CDATA[alevi mitingleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[alevi toplumunun sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu ozanları]]></category>
		<category><![CDATA[aşık mahzuni şerif]]></category>
		<category><![CDATA[aşık mahzuni şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[halk ozanları]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[madımak katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[madımak müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[madımak oteli]]></category>
		<category><![CDATA[mahzuni'nin siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[maraş kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[ozanlık geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset ve sanat]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[solingen anmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal direniş]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye siyasi tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye'de azınlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye'de insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de Aleviler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/adam-olamadin-gittin-zevzek/</guid>

					<description><![CDATA[Biz Maraşlıların ruhiyatını en güzel Aşık Mahzuni dile getirmiştir. Toprağımızın tozunu sevişimizi, gurbetteki direngenliğimizi, aşktaki çaresizliğimizi, siyaseti ve siyasetteki duruşumuzu hep o resmetmiştir. Kimi zaman Elbistan“ın düzüne inmiş, göresi gelmiş&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Biz Maraşlıların ruhiyatını en güzel Aşık Mahzuni dile getirmiştir. Toprağımızın tozunu sevişimizi, gurbetteki direngenliğimizi, aşktaki çaresizliğimizi, siyaseti ve siyasetteki duruşumuzu hep o resmetmiştir. Kimi zaman Elbistan“ın düzüne inmiş, göresi gelmiş Berçenek“i, kimi zaman &#8220;domdom kurşunu&#8221; yemiş binlerce gençle, &#8220;Amerikan katil&#8221; demiş.</p>
<p>Diyeceksiniz nereden çıktı bu muhabbet? Ozan olmanın, adam olmanın farkı belki, son günlerdeki Alevilerle ilgili haberlere bakınca adamın Mahzuni gibi hadi oradan “Adam olamadın gittin zevzek” diyesi geliyor.</p>
<p>Niye mi?</p>
<p>AK Parti tarafından organize edilen „Alevi Çalıştay”larının sonuncusunda, Alevi asimilasyonuna yönelik yapılacak düzenlemelerin üstü kapatılarak, güya Arif Sağ tarafından önerilmiş, devletlû ekip tarafından pişirilmiş Madımak Oteli tartışmaları damgasını vurmuşa benziyor. Habere bak hizaya gel; “Fikir birliği oluşan öneri Arif Sağ“ın. Buna göre, Madımak Oteli ve bitişiğindeki binalardan da pay alınarak bir alan yaratılacak. Buraya ilk etapta güllerle donatılmış bir park yapılacak Madımak“ın yeni bir kin ve nefret yerini çağrıştırmayacak şekilde yeniden dizayn edilmesi konusunda fikir birliği oluştu.”</p>
<p>Demek Madımak müze olursa, yeni kin ve nefret tohumları ekilmiş olacak! Öyle mi? Almanya“nın Solingen kentindeki Nazi artıklarının yaktığı ev müze olunca, Alman devleti yeni kin ve nefret tohumları mı ekmiş oldu! Orada her yıl yapılan anmalar kin ve nefreti mi geliştiriyor? Oradaki törenlere katılınca, bu söylediğinizi hatırlayıp utanmayacak mısınız?</p>
<p>Niyetinizi, amellerinizle örtemezsiniz.</p>
<p>Artık Alevilerin içindeki “Ergenekon”, MİT, it ayağı tekrar masaya yatırılmalıdır.</p>
<p>Uzağı bir kenara bırakarak, Sivas“tan başlanmalıdır.</p>
<p>Gazi, basına bir çok yönleriyle yansıdı.</p>
<p>Önce küfredip, sonrada gece yarısı darbesiyle “hizaya gelin” denince, küfrettiklerinin kapısında el pence duran Alevi örgütlerinin yöneticilerinin ilişkileri gözden geçirilmelidir.</p>
<p>Eski başkanlarının MİT“le çalıştığını her yerde dile getirip bunla övünenlerin Alevi Dergahlarına yönetici olmasından utanılmalı, kaldıysa düşkünlük olayı hayata geçirilmelidir</p>
<p>Hiç tartışmasız Aleviler içindeki bu engerek&#8221;onları kusmalıdırlar.</p>
<p>Gocunmamalıdır…</p>
<p>Kendimizle yüzleşme zamanı geldi&#8230;</p>
<p>Bu utanç resmini haketmiyoruz.</p>
<p>Ayıptır, günahtır&#8230;<br />
Sözü Mahzuni“ye verelim:<br />
Bir elinde kadeh var nerden gelirsin canım<br />
İçip de ağlamayı derman bilirsin canım<br />
Dünya fani bahçedir bir gün ölürsün canım<br />
Adam olamadın gittin zevzek<br />
Beni bilemedin gittin zevzek</p>
<p>Yürü be yürü insan değilsin<br />
Kendini bilmeyen canım eli ne bilsin<br />
Halk“ı hak“ı ne bilsin</p>
<p>Hele bak şu aynaya yüzün yüze benzer mi<br />
Ta sabahtan uyumuş gözün göze benzer mi<br />
Vay o boyun devrilsin özün bize benzer mi<br />
Adam olamadın gitti zevzek<br />
Beni bilemedin gitti zevzek</p>
<p>Yürü be yürü insan değilsin<br />
Kendini bilmeyen canım eli ne bilsin<br />
Halk“ı Hakk“ı Ne Bilsin</p>
<p>Mahzuni bu halinle nereye vardın canım<br />
Sen bu ele gelmeden nerde yatardın canım<br />
Belinde barabellom kimi kurtardın canım<br />
Adam olamadın gitti zevzek<br />
Beni bilemedin gitti zevzek</p>
<p>Yürü be yürü insan değilsin<br />
Kendini bilmeyen canım eli ne bilsin<br />
Halk“ı Hakk“ı Ne Bilsin</p>
<p>AŞIK MAHZUNİ ŞERİF</p>
<p>2010</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/adam-olamadin-gittin-zevzek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölürse ten ölür!</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/olurse-ten-olur-alevi-gazetesi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/olurse-ten-olur-alevi-gazetesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jul 2024 11:41:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi deneme ve söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hak arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi medya]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Almanca-Türkçe öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif medya]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Berlin]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[emekçi]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hıdır Ali Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[kitap yayıncılığı]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel katkılar]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[ödüller]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmamış Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[öykü yazarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sesin Sesi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyo-kültürel dergiler]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Varto depremi]]></category>
		<category><![CDATA[yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[yazı işleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/olurse-ten-olur-alevi-gazetesi/</guid>

					<description><![CDATA[O, alternatif medyanın, Alevi medyasının saygın bir emkçisi olarak aramızda olacaktır! Alevi hak arayışı mücadelesinin mütevazi emekçilerinden Hıdır Ali Bingöl dostumun hakka yürüdüğünü gecikmiş olarak üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum. Birlikte Alevi çalışmalarına alınterimizi kattığımız, ortak mekânlardaki koşturmacası, gazetecilik yapma arzusundaki içtenlikle onu hatırlayacağız. Aleviliği esas alan yaşam tarzı, toprağına bağlılığı ve sevgisiyle aramızda olacak. Eşi, dostu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>O, alternatif medyanın, Alevi medyasının saygın bir emkçisi olarak aramızda olacaktır!</p>
<div>
<p>Alevi hak arayışı mücadelesinin mütevazi emekçilerinden Hıdır Ali Bingöl dostumun hakka yürüdüğünü gecikmiş olarak üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum. Birlikte Alevi çalışmalarına alınterimizi kattığımız, ortak mekânlardaki koşturmacası, gazetecilik yapma arzusundaki içtenlikle onu hatırlayacağız. Aleviliği esas alan yaşam tarzı, toprağına bağlılığı ve sevgisiyle aramızda olacak. Eşi, dostu ve tüm arkadaşların başı sa olsun, Hıdır Ali Bingöl arkadaşın toprağı bol olsun…</p>
<p>Xatır be to kheko!</p>
<figure id="attachment_1566" aria-describedby="caption-attachment-1566" style="width: 514px" class="wp-caption alignnone"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-1566 size-full" src="https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2024/07/HIDIR-ALI-BINGOL.webp" alt="" width="514" height="604" srcset="https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2024/07/HIDIR-ALI-BINGOL.webp 514w, https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2024/07/HIDIR-ALI-BINGOL-255x300.webp 255w, https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2024/07/HIDIR-ALI-BINGOL-150x176.webp 150w, https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2024/07/HIDIR-ALI-BINGOL-300x353.webp 300w" sizes="(max-width: 514px) 100vw, 514px" /><figcaption id="caption-attachment-1566" class="wp-caption-text">HIDIR ALİ BİNGÖL/ Varto</figcaption></figure>
<p><em><strong>Hıdır Ali Bingöl</strong></em></p>
<p><em>1956’da Varto’nun Hoşan / İnönü Mahallesi’nde dünyaya geldi.</em></p>
<p>İlk öğrenime Varto’da başladı. 1966 Varto depreminden dolayı Mardin’de bitirdi.</p>
<p>Orta öğrenimini Diyarbakır / Silvan’da, lise öğrenimini Muş’ta yaptı.</p>
<p>1973 yılında Berlin¥e yerleşti.</p>
<p>Çeşitli sosyo-kültürel dergilerde; Yazı İşleri ve Genel Yayın Yönetmenliği yaptı.</p>
<p>Kitap, dergi, broşür, gazete vb. yayınların sayfa, dizgi, grafik işleriyle ilgileniyor.</p>
<p>İlk öyküsü 1978 yılında Berlin¥de yayınlanan ìYabanelî dergisinde yayınlandı.</p>
<p>İlk Almanca-Türkçe öyküsü, Berlin’de; Kemal Kurt ve Erika Meyer tarafından iki dilde hazırlanan, “Weil wir Türken sind”, “Türk Olduğumuz İçin” antolojisinde Kasım 1981’de EXpress Edition GmbH Yayınları arasında yayınlandı.</p>
<p>Yayınlanmış kitapları:</p>
<p>– Almanya mı Türkiye mi?-Deutschland oder Türkei? Roman, Almanca-Türkçe olarak, 1988 yılında, Berlin¥de Berg Verlag tarafından yayınlandı.</p>
<p>1990 Berlin Sanatçılar Kurumu teşvik ödülü aldı.</p>
<p>– Sesin Sesi (Öykü kitabı) 1996 yılında, Alev Yayınları’nda yayınlandı.</p>
<p>Sesin Sesi öyküsü 1992¥de İşçi Edebiyat Ödülü aldı.</p>
<p>– Aleviler ve Canlı Fotoğraflar (Deneme ve söyleşi) 1996 yılında, Alev Yayınları’nda yayınlandı.</p>
<p>– Okunmamış Kitap (Öykü kitabı), 1996 yılında, Alev Yayınları’nda yayınlandı.</p>
<p>Okunmamış Kitap Öyküsü, 1989 Göçmen Edebiyat Ödülü, 1990 yılında Rosa Luxemburg ve Karl Liebnecht plaketi aldı.</p>
<p>1946 ve 1966 Varto Depremi Perde Arkası, Psiko Analiz, Avrupa Alevi Örgütlenmesi gibi çalışmaları devam ediyor (du)</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/olurse-ten-olur-alevi-gazetesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu fırtına nereden kopuyor? BAHOZ</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/bu-firtina-nereden-kopuyor-bahoz-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/bu-firtina-nereden-kopuyor-bahoz-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jul 2024 03:21:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Bahoz filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[etnik kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Ezidilik]]></category>
		<category><![CDATA[film eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristiyan Kürtler]]></category>
		<category><![CDATA[İdris-i Bitlisi]]></category>
		<category><![CDATA[işbirlikçilik]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel yozlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt gericiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt sanatçılar]]></category>
		<category><![CDATA[modern asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şerefname]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ve siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal bakış açısı]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi duruş]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ve kültürel ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel perspektif]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Tunceli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/bu-firtina-nereden-kopuyor-bahoz-2/</guid>

					<description><![CDATA[Bir on yıl oldu sanıyorum, şerefsiz &#8220;şerefname&#8221;nin yazılışının 500. yıllı &#8220;muhteşem&#8221; bir kokteylle kutlanıyordu. Köklerdeki ihanetin, işbirlikçiliğin modern Kürt hereketinde meşrulaştırıldığı, meşruluk zemininde teorik söylemlerin itibar görmeye başladığı o zamanlarda&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir on yıl oldu sanıyorum, şerefsiz &#8220;şerefname&#8221;nin yazılışının 500. yıllı &#8220;muhteşem&#8221; bir kokteylle kutlanıyordu. Köklerdeki ihanetin, işbirlikçiliğin modern Kürt hereketinde meşrulaştırıldığı, meşruluk zemininde teorik söylemlerin itibar görmeye başladığı o zamanlarda notlamıştım; &#8220;Kürt gericiliğinin renkleri köklerindedir&#8221; diye. Kökleri Şeyh İdris-i Bitlisi&#8217;ye uzanan ve günümüze kadar bölgede yaşanmış acıların ortağı olan Kürt işbirlikçiliğinin yaratmış olduğu siyasal bakış, sorunları ve durumları değerlendirme kültrürü ve onun üzerinden sorunlara yaklaşım ve çözüm üretme tarzı, bir gelenek, bir bakış açısı egemenliği yaratmış bulunuyor. Uykudaki uzun yıllar, bu bakış açısının gölgesinde ve &#8220;cumhuriyetle&#8221; birlikte yeni eklentileriyle gelişerek günümüze kadar geldi.</p>
<p>Karşıt gibi duran fakat birbirini besleyen cumhuriyet ve Şeyh İdris-i Bitlisi, Kürtlüğü tek renklilik, farklılıkları dışlama, onların varlıklarını yadsıma ve ancak kendisine benzeşmesiyle &#8220;kabul&#8221; görmüşlük biçiminde yol almaya devam etmekte. &#8220;Cumhuriyet&#8221; tarihine bakıldığında tek dil, tek din ve tek ırk üzerinden yürütülen çalışma, bu cepheden de hakiki Kürt arama ve Kürtlüğün &#8220;esasları&#8221;nı örgütleme biçiminde yol almıştır. 1984 kırılması ve modern değişim sürecini içine sindirmeyen iki kesim vardır ki, bunlardan birincisi &#8220;cumhuriyet&#8221; geleneği, diğeri ise içerden kendisini sürekli yenileyerek örgütleyen İdris-i Bitlisi kafasıdır. Günümüzde bu kafa kendisini ciddi bir şekilde hissettirir olmuştur.</p>
<p>Özellikle Kürtlerin değişik inançlarından Alevililik, Ezidilik ve Hırıstiyanlığın hedef tahtasına oturtulduğu bu bakış açısı Ebusuhud Efendi&#8217;lerinden kalma fetvaların cağımızın mdoern asimilasyon yöntemleriyle sonuçlandırılması çalışmasından başkaca bir şey hatırlatmıyor bana. Çok mu abartıyorum, hakısızlık mı yapıyorum! Hayır!</p>
<p>Kafasında &#8220;Kürdün&#8221; nasıl, kim olacağının resmini çizmeye çalışan ve çizdiği resimde tek renkli bir &#8220;tokat&#8221; kullanan kafa, ihanetin kendisini örgütlemesinden başkaca bir şey değildir. Senaryo yazanların kendilerinden yola çıkarak ürettikleri ve hayatlarının bir parçası olduğunu iddia ettikleri &#8220;film&#8221;in ana temasına otururtulan &#8220;kurtarılma&#8221; hikayesine mevzu olanlar -nedense her zaman Tunceliler kurtarılması gerekenilenler oluyor- hep &#8220;yoldan çıkmış&#8221; &#8220;zındık&#8221;lar oluyorlar.</p>
<p>Yüzyılların kültür mirası olan Alevi kültürünü görmezden gelen, onu dışlayan ve sahip çıkmayarak Kürt kültürünü tef çalmaktan ibaretmiş gibi göstermeye çalışan kafa kimin kafası olabilir? Özellikle sanat ve edebiyat alanında yıllarca üretmiş olan Sivas, Maraş, Adıyaman, Malatya, Kayseri ve Tunceli bölgelerinin kültürel mirasını dışlamış olmak ve sahip çıkmamak neyle izah edilebilir? &#8220;Bunlar doğru dürüst Kürtçe bilmiyorlar&#8221; diyerek &#8220;Hakiki Kürt&#8221; kategorisine almamak neyin ürünü? &#8220;Halkımızın genelekleri ve göreneklerine saygı duymak gerekir&#8221; denilerek Şeyh İdris-i Bitlisi taifesine kapılar sonuna kadar açılırken, diğer inançlara mensup Kürtlerin sosyal ve kültürel ilişkilerini asimilasyona, yozlaşmayla açıklamaya çalışmanın başka bir nedeni var mı?</p>
<p>Diyeceksiniz &#8220;bunların BAHOZ-Fırtına&#8221; ile ilgisi ne? Aslında bir filmle hiç ilgisi yok. Belki bir siyasi bakış açısıyla, bir duruşla ilgili. Daha öncede aynı yerde duran bir bakışla ilgili&#8230; Bahoz&#8217;a benzer bir hikayeyi konu alan bir film izlemiştik, yıllar önceydi. Fransa&#8217;nın Marsilya Sahillerinde kurtarılmayı bekleyen &#8220;Tuncelili&#8221;nin hikayesini konu edinmişti. Bu piyasada iş yapacak bir konu. Bundan hareketle film hakkında filmin geneli üzerinden söylenecek ilk şey, bu film piyasa&#8217;sının filmidir.</p>
<p>Filmi izlerken edenmiş olduğum bu genel ruh halimin dışına sıyrılıp bakarsak; kısıtlı olanaklarla ortaya çıkarılmış başarılı bir çalışma demek mümkün. Konu hassas bir süreci de ele almakta. Taraflar memnun edilmeye çalışılmış ve şimşekleri çekmemeye de özen göstermiş. Bıçak sırtında yol alınmış.</p>
<p>Film, iki taraf arasındaki farklı bakış açılarını ortya koymaya çalıştığını iddia ederken, ne kadar eleştiri içeriyorsa o kadar da özeleştiri yapan kareleri aralara serpiştirerek &#8220;insaflıyım&#8221; diyor. Fakat bilen biliyorki; üçüncü &#8220;görünmeyen&#8221; bir tarafın ince eleştirilerini de ustaca yerleştiriyor karelere. (Kürt bilmiyor demesinler notu:-)</p>
<p>Oyuncuların performansları zaten tartışmasız bir biçimde hissediliyor. Karakterler güzel seçilmiş. Bir kaç abartı-görsel nahoşluk dışında, oyuncular rollerin hakkını vermiş.</p>
<p>Araya serpiştirilen espiriler, filmi gergin seyretmenin önüne geçiyor, &#8220;yatay geçiş&#8221;ler yaptırıyor.</p>
<p>Gelelim şapka devrimine: Filmde dikkatimi çeken sahnelerden biri de, devrimci yapı içinde onaylanmayan bir ilişkinin iki tarafı olan Ali ile Helin&#8217;in sevişme sonrası görüntüleri&#8230; Karede aklımda kalanlar, Ali ile Helin&#8217;in sevişme sonrasında yatakta uzanır halleri&#8230; Bu sahnenin son karesindeyse kız çıplak bir halde kalkıyor ve üzerine bir ceket giyiyor. Sanat yönetmenine sormak isterdim; neden zaten anlaşılmış bir karenin gereksiz bir ayrıntısını ekrana vermiş? Bu kare ile Kürtlerde çıplaklık devrimi mi yapıyor, yoksa &#8220;aydınlarımızdaki&#8221; aşağılık kompleksine, tatminkar bir araç mı oluyor bilinmez ama şapka devrimi kadar etkili bir çarpıklık!</p>
<p>&#8220;Heval&#8221;, sanatı, iklimce giydirilen poşuyu &#8220;cumhuriyet zihinlilerin&#8221; soymasıyla yapmak mümkün mü?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/bu-firtina-nereden-kopuyor-bahoz-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
