<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kemalist aydınlar &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/kemalist-aydinlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Aug 2024 08:39:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Kemalist aydınlar &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Newroz Mesajı Alevilerin özgürlük mücadelesidir</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 08:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi aydınlanması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimlik arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimlik savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kökenli yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürel mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Kürt işbirliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Önderleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgürlük mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi politik aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi politikası]]></category>
		<category><![CDATA[alevi sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarihi çarpıtma]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi uyanışı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Hallac-ı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist aydınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklar meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt özgürlük hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[madımak katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Nesimi]]></category>
		<category><![CDATA[Şah Hatai]]></category>
		<category><![CDATA[Seyit Rıza]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tekke ve Zaviyeler yasası]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeri ve Bektaşilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/</guid>

					<description><![CDATA[“Kırklar meydanına vardım Gel beru ey can dediler İzzet ile selam verdim Gel işte meydan dediler” (Şah Hatai) Biz Alevilerin en temel sorunlarından bir tanesi, adımıza hep başkalarının konuşuyor olmasıdır.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Kırklar meydanına vardım</em><br />
<em>Gel beru ey can dediler</em><br />
<em>İzzet ile selam verdim</em><br />
<em>Gel işte meydan dediler”</em> <strong>(Şah Hatai)</strong></p>
<p>Biz Alevilerin en temel sorunlarından bir tanesi, adımıza hep başkalarının konuşuyor olmasıdır. Cumhuriyet sonrası giderek derinleştirilen bu durum, uzun yıllar sonra Aleviler arasında da olur bulmuştur. 90’lı yıllardan sonra ilk kez Alevi kelimesini de kullanarak örgütler kuran bizler, bu durumu halen aşmış değiliz. Son günlerdeki tartışmalar göstermiştir ki; halen kendi adımıza konuşmaktan uzağız.</p>
<p>Kendimiz konuşmuyoruz. Kendimizi ifade edemiyoruz. Egemenlerin yazdığı tarih üzerinden olaylara bakıyoruz, egemenlerin bizlere biçmiş olduğu rölü aşamıyoruz. Bu durum Aleviler üzerinden siyaset yapan kesimlerin pervasızlaşmasına, hattini aşarak bizlere akıl verip yönlendirmesine vesile olabiliyor.</p>
<p>Cumhuriyetin yartmış olduğu dehşet ortamı ve Alevi katliamları sonrası sağladığı askeri, baskıcı hakimiyet karşısında Aleviler büyük bir suskunluğa bürünmüşlerdir. Üzerlerine ölü toprağı serpilmiştir. Sunni kökenli Kemalist Türk Aydınları bu durumu kullanmış ve içinden geldikleri toplumsal yapıyla hesaplaşmanın bir aracı olarak Alevileri kullanmıştır. Kullanmanın tüm imkanlarını sistem sağlamış ve desteklemiştir. Bu durum uzun yıllar devam etmiştir. Giderek Aleviler içerisinde de derin sistemle işbirliği içerisinde faaliyet yürüten ekipler çıkarılmıştır. Yıllara varan asimilasyon ve devşirme çalışmaları sonrasında yaratılanlar, Alevi örgütlenmesinin en büyük sıkıntısı olarak bügüne gelmiştir. Bu kesimler üzerinden yürütülen idolojik politik yönlendirme sistemle bütünleştirme çalışmaları devam etmektedir.</p>
<p>C<a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2013/03/newroz2.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a>umhuriyetle birlikte Alevi önderlerleri Alevi inancına emek verenler önemsizleştirilirken, toplumsal güvensizliğin, kendine inançsızlığın ürünü olan Kemalist aydınların arkasına saklanma bir yaşam biçimi olarak dayatılmıştır. Son yıllara kadar medyada Alevi kökenli aydınların, yazarların açıklamalarını görmek mümkün değildi. Alevi kelimesini en çok kullananlar aslında Aleviliğide kabul etmeyen, ama onu kendi menfaatlari için bir sosyal dayanak haline getirmek isteyen kesimler oldu. Bu kesimlerin yazdığı, yanlış niyete bağlı tarih, Alevi tarihi olarak yansıtılmaya kabul ettirilmeye başlandı. Kısaca bugün derin devletin tarih anlayışı içerisinde Alevilere biçilen rol ne idi ise Aleviler bunu benimser bir noktada tutulmaya çalışıldı.</p>
<p>Alevi uyanışının önüne Sünni Kökenli Kemalist Türk aydınları eliyle barajlar kuruldu. Aleviliği yasaklayan ve bugün Alevilerin asimilasyonunda temel röl oynayan Tekke ve Zaviyeler yasasını bile Alevilere savunduracak kadar tarih ve politika algısı çarpıtıldı. Alevilik unuturulmak istendi &#8230;</p>
<p><strong>KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ VE ALEVİLER</strong></p>
<p>Bu kader Kürt siyasetinin ortaya çıkışı ile değişti. Alevilerde, Türkiye’de ötekileştirilen, baskı ve asimilasyona tabi tutulan tüm kesimler gibi, Kürt siyasetinin gelişmesine paralel doğan özgürlükçü ortamda kendilerini ifade etme şansını yakaladılar. Kürt siyesetinin dayatttıgı özgürlükçü ortam her kesimde yankısını buldu. Alevilerde kendisini kendi kimiliğiyle, adıyla ilk kez 90’lı yıllarda ifade etme imkanını yakaladı. Kürtlerin özgürlük hareketi ilk yankısını da Aleviler içinde buldu. Maraş, Antep, Adıyaman Alevilerin uyanış merkezleri olarak tarihdeki yerini aldı. Maraş katliamı bu uyanışa karşı derin devletin cevabı oldu. Katliamın hedefinde Kürdistan Devrimcileri vardı. İşte, Maraş katliamını kendilerine karşı yapılmış kabul eden Kürdistan Devrimcileri’nin derin devlete, katliamcı güçlere verdiği cevap bugünkü Kürt Özgürlük Harekatını yarattı.</p>
<p>Kürt özgürlük harekatı Maraş katliamına karşı direnişin, mücadeleyi yükseltmenin, asimilasyona, inkar ve imhaya başkaldırının adıdır. Katliamlara karşı sorumluluğun ifadesidir. Onun büyük emekçisi Mazlum Doğan direnişe çağrıdır. İnsanlığa davettir. Kutsal bir abide olarak tüm Kürtlerin yüreğinde taht kurmuştur. Milyonların toplandığı Newroz alanları hep ama hep Mazlum Doğan’dır. Bunu görmeden Kürt siyasetinin atığı adımları anlamak mümkün değildir.</p>
<p>Anlamak için tarihi doğru okumak gerekir. 2 Temmuz’u doğru okumak gerekir. Madımak katliamı Alevi uyanışının barajlanması, suyun akışının yön değiştirilmesiydi. Bu baraj, bu yol değişikliği kime yaradıysa bu katliamda onların parmağı vardı. Derin yapıların, derin ilişkilerin ürünü idi Sivas. Kimse dönüp sorgulamadı. Sorgulayanlar da hep sokakdaki gürühla kaldı. Bizlere de korkular salındı, slogan attırıldı; “Mollalar İrana”</p>
<p><strong>NEWROZ&#8217;LA BAŞLAYAN YENİ ÖZGÜRLÜK HAMLESİ</strong></p>
<p>Bu slogan ne kadar Alevilere ait olabilirdi ki; “Mollalar İrana” diye slogan atanlar bugün Suriye’nin, İran’ın “Alevi” olduğunu keşfettiler. Alevilere bu sloganı attıranlar, atmak durumunda bırakanlar şimdi de Alevileri Suriye ve İran’a sahip çıkmaya çağırmaktadırlar. Aynı kesimler Alevileri, Ulusalcı Kemalist, Ergenokoncu siyasetin bir malzemesi haline getirmek için her türlü yalana başvurmaktadırlar. Aleviler adına konuşmakta, onların temsilcileriymiş gibi davranarak kamuoyunu manüpüle etmektedirler. Kendilerinin yazdığı tarih üzerinden Alevileri yönlendirmeye, Newroz’la başlayan yeni özgürlük hamlesinin Aleviler içindeki etkisini azaltmaya, boğmaya çalışmaktadırlar.</p>
<p>Aleviler için kılını kıpırdatmayanlar, CHP’nin ve Onur Öymen’in Dersim katliamını öven açıklamalarını aklamak için Deniz Baykal’ın arkasında, Onur Öymen’in yanında grup toplantılarına girip, boy gösterenler “Alevi” kimliklerini kullanarak Kürt siyasetine saldırmaya başladılar. CHP kapısında vekillik, CHP belediyelerinde iş kapmak için el pençe duranlar ve varlıkları Kürtlere, Alevilere düşmanlık üzerinde kurulu olanlar, savaşın rantıyla beslenenler, devşirmeler Alevilerin sessizliğinden yararlanarak, gene onlar adına konuşma hakkını kendilerinde olduğunu sanmaktadırlar. Unutmaktadırlar ki; Aleviler eski Aleviler değildir. Yıllardır süren diriliş mücadelesiyle birlikte büyüyen, kendisini arayan, tarihine sahip çıkan Aleviler var.</p>
<p>1990 yıllarında Kürt siyasetinin Dinlere yaklaşımını belirleyen ve Sosyalist cephede bir ilk olan Sayın Öcalan’ın “Dine Devrimci Yaklaşım” kitapçığı bugün bu kesimlere verilmiş en iyi yanıt olmaktadır. Kendi toplumuyla barışık olmayan bir anlayışın bu topraklarda yaşama şansı yoktur. Kürt siyaseti toplumsal barışın temsilidir. Varlığı demokrasinin tehminatıdır. Hafızası olmayanlara hatırlatılır ki; Kürt Özgürlük Mücadelesi, Alevilerin özgürlük mücadelesidir. Alevilerin direnişidir. Aleviliğin ruhuna kimliğine ve özüne sadık kalmakdır. Hallac-ı Mansur, Nesimi, Seyit Rıza gibi olmaktır&#8230;</p>
<p><strong>ALEVİ DEĞERLERİ</strong></p>
<p>Yalan tarihin, yalancıları; Yavuz Sultan Selim’in yanında İdris-i Bitlisi’yi, İdris-i Bitlisi’nin yanında Ebu Suud Efendi’yi görüyorlardır. Doğrudur. Peki neden bunların kapısında kılıç kuşanmış Elbistan, Malatya, Adıyaman’dan Halep’e kadar Alevi kellesi kesen Bektaşi Yeniçeri ordusunu görmüyorlardır. Çaldıran’da Şah Hatai’ye karşı savaşanlar, Alevileri katledip ganimet toplayanlar kimdi? Ergenekoncu siyasete Alevileri kurban etmek için bu kadar derine inilecekse, bu kuyudan elleri kanlı Yeniçeri ordusu, Osmanlının kapı kulu Bektaşilik çıkar. Tarih biliyor ki; Hacı Bektaşi Veli ile hiçbir alakası olmayan ama onun adını kullanarak Balım Sultan tarafından örgütlenen Bektaşilik bir Osmanlı kurumu, tarikatıdır.19.yy. kadar da bir Osmanlı kurumu olarak görev yürütmüş, İslam Halifesi’nin ordusu olarak cihan imparatorlugunun yaratılmasında büyük rol oynamışdır.</p>
<p>İçimizde yalan tarih, yalan bilgi ile sürekli Kemalizm ve ulusalcılık propagandasını yapan bu kesimlere karşı artık bizlerin bir ölçü tutturması gerekmektedir. Kemalizm’in, Ortadoğu halklarına düşmanlığı temelinde şekillenen ve ifadesini „İslam düşmanlığı“ „Arap düşmanlığı“ ve „Din düşmanlığı“ biçiminde bulan ve Alevileri de buna alet etmeye çalışma yönündeki faaliyetlerine karşı çıkma zamanı gelmiştir. Bu kesimlere karşı Alevi değerleri, geçmişi daha çok gün yüzüne çıkarılmalıdır.</p>
<p>Bu kesimlerin Alevilikle alakası olmadığı bilinen bir gerçektir. Aleviler tüm ulusları bir gördüğü gibi, kimseyi de, inançlarından dolayı horlamaz ve saygısızlık yapmaz. Bunu yapmak, Türkiye’de sadece Kemalistlerin işidir. Özellikle, Sünni kesim alet edilerek, Alevilerin katledilmesini istismar eden bu inkârcı Kemalistler, düşüncelerini ifade ederken dayanacakları bir kesimi bulamadıklarından, Alevileri kullanmaya çalışmanın yanında, toplumu hücrelerine kadar bölmeye de çalışmaktadır. Toplum ve topluluklar arasında güvensizliği de geliştirerek rejimin sürekliliğini sağlayan bu kesimler, Kemalizm’in „Tüm toplumsal kesimlerin örgütlenmelerinde bir düşman yaratarak örgütlenmek ve topluluklar arasında güveni, birliği kaldırarak, muhalefeti asgariye indirmek“ taktiğine uygun olarak örgütlenmeleri yönlendirmektedirler.</p>
<p>Aleviler arasında Sünniliğe karşı önyargıları körükleyerek, Alevi örgütlenmesini, İslami kesimleri de Alevilere, Yezidilere, Hıristiyanlara vd. inançlara karşı şartlandırmakla Şeriatçı örgütlenmeyi, Türkleri, ulusal anlamda Araplara, Ermenilere, Kürtlere, Yunanlılara karşı kışkırtarak, Türk milliyetçiliğini örgütleyen rejim böylelikle toplumu hücrelerine kadar parçalamıştır. Param-parça ettiği kesimlerin üzerine oturan Kemalist rejim ve Cumhuriyet hiç bir zaman bu kesimlerin bir araya gelmesini istemediği gibi, bunu derinleştirmesi için elinden geleni yapmıştır, yapmaktadır.</p>
<p>Bundan sonra Alevilerin kendileri adına ve güzelliklerini yansıtarak gündeme girmesinin zamanı gelmiştir. Bu anlamda dostluk kavramının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Aleviler adına şimdiye kadar konuşan Kemalistlere bundan sonra müsaade edilmemelidir. Onların kendi adlarına istedikleri kadar konuşma hakkı vardır kuşkusuz. Bizim adımıza değil…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemalist Türk “aydınlarının” Alevilik istismarı</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/kemalist-turk-aydinlarinin-alevilik-istismari-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/kemalist-turk-aydinlarinin-alevilik-istismari-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jul 2024 12:44:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplulukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik tartışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı ayrışma]]></category>
		<category><![CDATA[barış ve kardeşlik]]></category>
		<category><![CDATA[devlet baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgörü ve saygı]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist aydınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist rejim]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[modern yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlükçü yaklaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi entrikalar]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi manipülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sınıfsal ayrışma]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni-Alevi ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel katliamlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplum mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[toplumlararası güven]]></category>
		<category><![CDATA[Türk milliyetçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal kışkırtmalar]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası gelişmeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/kemalist-turk-aydinlarinin-alevilik-istismari-2/</guid>

					<description><![CDATA[Tüm kesimlerde olduğu gibi, sınıfsal ayrışma ve Ortadoğu’da Alevileri ve Aleviliği kendi lehine çevirmek isteyen güçlerin fazla olması, Aleviler arasında Alevilikle ilgili tercihleri ve anlayışları farklılaştırmaktadır. Alevilik olayı, artık her&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm kesimlerde olduğu gibi, sınıfsal ayrışma ve Ortadoğu’da Alevileri ve Aleviliği kendi lehine çevirmek isteyen güçlerin fazla olması, Aleviler arasında Alevilikle ilgili tercihleri ve anlayışları farklılaştırmaktadır.</p>
<p>Alevilik olayı, artık her kesimden insanların görüş belirtmek durumunda kaldıkları bir gerçeklik haline gelmeye başlamış, iyisi-kötüsüyle Aleviler ilk kez kendilerini böylesine gündemde bulmuşlardır. Kuşkusuz bu ortamın yaratılması, genel anlamda gelişmeyi ifade ettiği gibi, içinde gerilikleri de barındırmaktadır. Gelişme, tartışmanın başlamasında, Alevilerin kendilerini artık çekinmeden ortaya koymasında ifadesini bulurken, gerilik, yetmiş yıldır yasaklarla kuşatılmış Alevilerin kendi gerçeklerinden uzaklaştırılmış olmalarının aleyhte bir durum yaratmasında yatmaktadır. Tüm kesimlerde olduğu gibi, sınıfsal ayrışma ve Ortadoğu’da Alevileri ve Aleviliği kendi lehine çevirmek isteyen güçlerin fazla olması, Aleviler arasında Alevilikle ilgili tercihleri ve anlayışları farklılaştırmaktadır. Bu anlamda da herkes kendi lehine bir „Alevilik“ örgütlemesi geliştirmek, yoksa en azından onu etkileyerek çıkarları için kullanır halde tutmak istemektedir.</p>
<p>Oysaki Ortadoğu coğrafyasında egemen olan siyasette tarih boyunca Alevilik ve Aleviler yok edilmek istenmiş, inkâr edilmiş ve yasaklarla boğuşturulmuş, kendisi için var olmasının tüm imkânları elinden alınmıştır. Suudi’den, İran’a, oradan Mısır’a ve Türkiye’ye kadar yayılan alanda her zaman Alevi katliamları yaşanmış, Alevi kanının şu veya bu şekilde dökülmediği yer kalmamıştır. Bu anlamda son dönemde gelişen politikaların altında köklü siyasal çıkarlar ve politikalar yatmaktadır. Bu çıkar politi-kalarının uygulanması olarak bugün bu çevrelerin yeni Alevi politikası gelişmektedir.</p>
<p>Alevilerin kendileri adına varlıklarını ortaya koyması ise her dönem de olduğu gibi, böyle bir süreçte dahi engellenmeye çalışılmaktadır. Anadolu Aleviliği olarak ele alacağımız kesimin bugün yoğunlukta yaşadığı, Türkiye’nin egemenliği altındaki topraklardaki Aleviler, bu sorunu en yoğun, tahribatları açı-sından en ağır bir biçimde yaşamaktadır.</p>
<p>Sürekli katliamlarla, Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan sonra ise yasalarla susturulan Aleviler ve Alevilik kendisini ifade edemezken, bunu fırsat bilen çıkarcı ve kendilerini, kendi topluluklarının, içinden geldikleri topluma ifade etmekten mahrum olan Türk Aydınları, Alevilerin sözcülüğüne so-yunmuştur. Özellikle **** sonrası gelişen bu durum Alevilerin dışa karşı yansımasını da değiştirmiş, özellikle Kemalist kökenli bu aydınlarının açıklamaları sanki Alevilerin açıklama ve istemleriymiş gibi kamuoyuna sunulmuştur. Bugün ise, Alevilerin kendileri adına konuşmaya çalış-tıkları süreç başlamıştır. Buna paralel, rejimde, geçmişini süzgeçten geçirerek, yeni dönemin organizasyonu olan, Kemalist aydınların öğrencilerini devreye sokmuştur. Alevi hareketinin kendi dinamikleri, özü üzerinde yükselmesini engellemek, dışarıdan yapılacak müdahalelere açık bırakmak için tüm entrikaları devreye sokmuştur. Zaten bu kesimlerin sözcülüğünde gelişen „Alevilik“ ilkesiz, kendisini ifade etmekten mahrumdur. Kendi insanını, değerlerini dışlayan, başkalarına öykünen, onları sırtında taşıyan ve kompleks doludur. Bu komplekste Aleviliği aşağı gören tüm yaklaşımlar vardır. Kendisi olmaktan utanan, diğerine ise müthiş özenen bir nitelik taşımaktadır. Karşısındakileri büyük gören, kendisini ise aşağılayan durum, özellikle Kemalist Türk aydınlarının yarattığı ve „Sizin haklarınızı ancak ben savunurum. Ben sizin en iyi öncünüzüm“ mantığından gelmektedir. Alevi değerlerini, inançlarını aşağılayan bu kesimlere Alevilerin sahip çıkması ise, susturulmuşluğun, katliamların sonucu ve yansıması olsa da, artık kendisine gelen Alevilerin ve Aleviliğin kabul edeceği bir durum değildir. Bu „Aydın“ kesimin genel özellikleri ele alındığında, yaşamları ve iddiaları ele alındığında Alevilikle de dost olmadıkları açıkken, Alevilerin nasıl kendilerini ifade etmek için kullan-dıklarını görmek mümkündür. Türkiye’de barınacak hiç bir yer bulamayan bu kesimler, Alevilerin hoşgörüsü ve özgürlükçü yaklaşımlarını istismar ederek, Alevilerin içine sızmışlardır. Kendi ailesini, akrabasının Alevilere karşı önyargısını kırmaktan mahrum, hatta buna ses çıkaracak cesareti olma-yanlar, yıllarca Alevilere, Alevilerin ne kadar demokrat, ilerici, Kemalist, hoşgörülü olduklarını anlatmıştır. Buna, Aleviler „Ne iyi adam“ diyerek destek vermiş, onu siyasal ve ekonomik olarak desteklemiştir. Bu kesimler kendilerini sadece Alevilere kabul ettirirken, diğer kesimlerden kendilerine yönelen tepkilerin topunu da Alevilerin üzerine atmıştır. Faturayı Alevilere ödetmiştir.</p>
<p>Hiç bir Alevi kalkıp, bu kesimlere „Kardeşim sen, beni, bana anlatıyorsun. Aleviler iyidir, güzeldir, demokrattır, ilericidir vs. Ben Aleviyim. Beni ne diye bana anlatıyorsun. Sen git, birazda anana, babana, akrabalarına Alevilerin güzelliklerini, hoşgörüsünü anlatsana.“ diyememiştir. Aleviler arasında ahkâm kesilen bu kesimler, Aleviler üzerinde devlet kanalıyla geliştirilen asimilasyonunda taşıyıcıları olmuşlardır.</p>
<p>Devletin açık baskılarını üzerinde hisseden Alevilerin direk olarak düzene bağlanması mümkün olmadığından, değişik kanallarla bu gerçekleştirilmiştir. Bu kanaların en gelişmişi ve etkili olanı, Kemalist aydınların yürüttüğü bu yöntem olmuştur. Alevilik adına yola çıkanlarda bu kesimin gölge-sinden ve egemenliğinden kurtulmadan, onların sırtında var olma mücadelesi vermiş, bu anlamda da daha çok bu Sünni kökenli, Türk aydınlarının egemenliğinin gelişmesine sebebiyet vermişlerdir.</p>
<p>Yargılamanın ve sorgulamanın geliştiği bu dönemdeki, ilk dönem örgütlenmelerinin karakteri ile günümüze uzanan yapılar arasında sürekli ileriye yönelen bir çizgi hakim olmaktadır. İstenilen dü-zeyde olmasa da başta tamimiyle devlet ve onun uzantısı biçiminde geliştirilmek istenen hareket, giderek tabana yayılmasına paralel, bundan giderek uzaklaşmış, açık ilişkilerin yerini gizli ve in direk ilişkiler almıştır. Önümüzdeki süreçte bununda aşılarak, Aleviliğin ve onun ilkelerinin esas alındığı örgütlenmelerin gelişeceği bir gerçek olmaktadır. Aleviliğin penceresinden dünyaya bakmak, dünyayı yorumlamak ve ona göre siyaset geliştirmek önümüzdeki dönemin Alevi örgütlenmesinin ilkesi olarak şekillenmek zorundadır.</p>
<p>Bu şansı, iyi değerlendirilmek zorundayız. Hiç bir dönem, Aleviler böylesine bir olanağa ve böylesine kendilerini ifade edecekleri bir ortama sahip olamadılar. Uluslar arası gelişmelerin ve Alevilerin iç dinamiklerinin yaratmış olduğu bugünkü durumdan Aleviler kendilerini var ederek, geleceklerini kimsenin tahakkümü altında bırakmadan çıkmak zorundadırlar.</p>
<p>Bunun için lazım olan, tüm kesimlerin kendi lehine çevirmeye çalıştıkları Aleviliği, Alevilerin kendi lehlerine çevirmeleriyle mümkün olacaktır. Herkesin kendisi için malzeme yaptığı gerçekliğimizi, artık biz Aleviler de kendimiz için, onunla beslenmek, çocuklarımızı da onunla büyütmek durumundayız. Gelişim, üretim tüketim sorunudur. Biz, kendimizin ürettiği, atalarımızın ürettiğini kendimiz tüketerek gelişmek durumundayız. Bizde var olanı yıllarca kendi hanelerine taşıyanlardan artık arınmak durumundayız. Bu anlamda, bu dönemde geliştirilen ve Alevilere sahip çıktıklarını söyle-yenlerin tarihleri ve pratikleri iyi gözden geçirilmek zorunluluk olmaktadır.</p>
<p>Barışın ve kardeşliğin savunucuları olarak, Ortadoğu insanının kendisini bulmasına katkımızı, kendimiz sunmak durumundayız. Kendisini inkâr ederek, Avrupa başta olmak üzere, tüm kesimleri yeniden ele alırken, esas olan bizim medeniyetlere analık eden kültürümüz ve inancımız olmalıdır. Hiç tartışmaya gerek kalmaksızın, modern olarak adlandırılan kesimlerin çok ilerisinde bir yaşamı örgütleyen, emeği kutsayan, insanı ve doğayı esas alan inancımızın güzelliklerini istismar edilmesinin önüne geçmek zorundayız. „Biz Aleviler hoşgörülüyüz“ adı altında kendi ilkelerimizden taviz vermemizi isteyenlere, gerçekliği ısrarla savunarak cevap olmalıyız. Hoşgörünün karşıdakinin düşüncelerine saygı duymak olduğu kadar, karşıdakinden de kendimiz için aynı saygıyı beklemek olmaktadır. Tek taraflı hoşgörünün olmayacağı, bunun karşılıklı olduğu kavranılarak ilişkiler geliştirilmelidir. Yoksa herkesin kendisine yamamak, Aleviliği ilkelerinden arındırmak ve yok etmek için bunu kullanması kabul edilecek bir olay değildir.</p>
<p>Aleviler içinde sürekli Kemalizm’in propagandasını yapan bu kesimlere karşı artık Alevilerin bir ölçü tutturması gerekmektedir. Ölçü dost olduklarını söyleyenlerin, içinden geldikleri toplumun, Ale-vilere karşı önyargılarını yıkmak için yaptıkları çalışmalar olmalıdır. Yoksa Kemalizm’in, Ortadoğu halklarına düşmanlığı temelinde şekillenen ve ifadesini „İslam düşmanlığı“ „Arap düşmanlığı“ ve „Din düşmanlığı“ biçiminde gelişen ve Alevileri de buna alet etmeye çalışma yönündeki faaliyetleri dostluk olarak ele almak Kemalizm’e kurban edilmektir.</p>
<p>Zaten bu kesimlerin yaptığı bu olmaktadır. Bunun Alevilikle alakası olmadığı bilinen bir gerçektir. Aleviler tüm ulusları bir gördüğü gibi, kimseyi de, inançlarından dolayı horlamaz ve saygısızlık yapmaz. Bunu yapmak, Türkiye’de sadece Kemalistlerin işidir. Özellikle, Sünni kesim alet edilerek, Alevilerin katledilmesini istismar eden bu inkârcı Kemalistler, düşüncelerini ifade ederken dayana-cakları bir kesimi bulamadıklarından, Alevileri kullanmaya çalışmanın yanında, toplumu hücrelerine kadar bölmeye de çalışmaktadır. Toplum ve topluluklar arasında güvensizliği de geliştirerek rejimin sürekliliğini sağlayan bu kesimler, Kemalizm’in „Tüm toplumsal kesimlerin örgütlenmelerinde bir düşman yaratarak örgütlenmek ve topluluklar arasında güveni, birliği kaldırarak, muhalefeti asgariye indirmek“ taktiğine uygun olarak örgütlenmeleri yönlendirmektedirler.</p>
<p>Aleviler arasında Sünniliğe karşı önyargıları körükleyerek, Alevi örgütlenmesini, İslami kesimleri de Alevilere, Yezidilere, Hıristiyanlara vd. inançlara karşı şartlandırmakla Şeriatçı örgütlenmeyi, Türkleri, ulusal anlamda Araplara, Ermenilere, Kürtlere, Yunanlılara karşı kışkırtarak, Türk milliyetçiliğini örgütleyen rejim böylelikle toplumu hücrelerine kadar parçalamıştır. Param-parça ettiği kesimlerin üzerine oturan Kemalist rejim ve Cumhuriyet hiç bir zaman bu kesimlerin bir araya gelmesini istemediği gibi, bunu derinleştirmesi için elinden geleni yapmıştır, yapmaktadır.</p>
<p>Bundan sonra Alevilerin kendileri adına ve güzelliklerini yansıtarak gündeme girmesinin zamanı gelmiştir. Bu anlamda dostluk kavramının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Aleviler adına şimdiye kadar konuşan Kemalistlere bundan sonra müsaade edilmemelidir. Onların kendi adlarına istedikleri kadar konuşma hakkı vardır kuşkusuz. Bizim adımıza değil&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/kemalist-turk-aydinlarinin-alevilik-istismari-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
