<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>htş &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/hts/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Jan 2026 14:17:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>htş &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kravatlı Cihatçılar Dönemi…</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/kravatli-cihatcilar-donemi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/kravatli-cihatcilar-donemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 14:17:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel kriz]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[El Kaide]]></category>
		<category><![CDATA[htş]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/kravatli-cihatcilar-donemi/</guid>

					<description><![CDATA[Tarih bu günleri affetmeyecek. Demokrasi uğruna can verenlerin kanı kurumadan, El Kaide’nin Suriye kolu iktidara taşınıyor. Üstelik onu taşıyanlar “medeniyet” nutku atan Batı başkentleri… Washington, Tel Aviv, Ankara ve suskun&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih bu günleri affetmeyecek. Demokrasi uğruna can verenlerin kanı kurumadan, El Kaide’nin Suriye kolu iktidara taşınıyor. Üstelik onu taşıyanlar “medeniyet” nutku atan Batı başkentleri… Washington, Tel Aviv, Ankara ve suskun Avrupa. Bu bir “bölgesel kriz” değil; insanlık vicdanına karşı işlenen örgütlü bir suçtur. “Ayıptır,.. günahtır&#8230;”</p>
<p data-start="590" data-end="958">HTŞ’nin adı değişebilir, Colani takım elbise giyebilir, Batı medyasına “ılımlı” pozlar verebilir. Ama hakikat değişmez. Bu yapı El Kaide geleneğinin Suriye’deki devamıdır. Takfiri zihniyetin, mezhepçi nefretin, teokratik totalitarizmin silahlı biçimidir. Geçmişi değil, bugünü ortadadır. Katillerin sicili aklanıyor, suçlular muhataplaştırılıyor, kurbanlar yalnız bırakılıyor.</p>
<p>Halep’te Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de yaşananlar bunun kanıtıdır. Aralık 2025 ile Ocak 2026 arasında Kürt mahalleleri “askeri hedef” ilan edildi; siviller dahil. Bombardıman, kuşatma, zorla göç… Kadınlar, çocuklar, yaşlılar hedef oldu. IŞİD’e karşı Kobani’yi savunan, Raqqa’yı kurtaran insanlar bugün otobüslere bindirilip şehirlerinden sürülüyor. Bu insanlığın utancıdır. Amerika’nın, İsrail’in Avrupa’nın utancıdır. Kirli geçmişin saflarına yapılmış yeni bir kayıttır.</p>
<p>Ve saldırı bitmiyor. Deyr ez-Zor’da, Menbic’te, Dayr Hafir’de bombardıman sürüyor. HTŞ “kapalı askeri bölge” diyerek sivilleri zorla tahliye ediyor. Katillerin mesajı nettir “Burada size yer yok.” Peki dünya ne yapıyor? Görüyor, biliyor ve ortak oluyor.</p>
<p>ABD’nin yaptığı tarihe geçecek bir ikiyüzlülüktür. On yıllarca “terörle savaş” adı altında ülkeler işgal etti, işkenceyi kurumsallaştırdı, milyonların hayatını yaktı. Şimdi aynı ABD, El Kaide’nin Suriye koluna yaptırımları kaldırıyor, “diyalog ortağı” diye masaya oturuyor. Neden? Çünkü HTŞ artık “kullanışlı aparat.” İran’a karşı, Rusya’ya karşı, bölgesel hesaplar için… IŞİD’e karşı on binlerce bedel ödeyen SDG’ye düşen ise “Dengede kalın.” , “Katillerin önünü kesmeyin.” .</p>
<p data-start="2246" data-end="2664">İsrail’in tavrı daha da karanlık. Ocak 2026’da Paris’te HTŞ ile istihbarat paylaşımı ve askeri koordinasyon konuşuluyor. İran korkusuyla cihatçı katillerle ittifak kurmak… Kürtleri, Alevileri, Dürzileri, Süryanileri, Ermenileri, Ezidileri feda edilebilir görmek… Tarih boyunca soykırım acısı yaşamış bir devletin bugün başka bir soykırımın zeminini güçlendirmesi, insanlığın aklını ve vicdanını yaralıyor. Mazlumların yarasını kimse görmek istemiyor. Almanya’nın milyonlarca Yahudi’yi katlederken görülmeyen yaralar gibi&#8230; Kan akıyor&#8230; İnsanlar ölüyor&#8230; Yarına katillerin ve ona ses çıkarmayanların hikayesi yazılıyor.</p>
<p data-start="2666" data-end="3261">Türkiye’nin durumu açık bir yok etme stratejisi. Erdoğan rejimi SDG’yi “terör” etiketiyle şeytanlaştırarak Ortadoğu’nun en demokratik, en çoğulcu, kadın özgürlüğünü en güçlü savunan deneyimine savaş açmış durumda. Türkiye’nin vekil güçleri üzerinden yürüyen saldırılar, Bayraktar’larla Kürt mahallelerinin bombalanması, cihatçı gruplara sağlanan koordinasyon… Bunların hepsi aynı hedefe çıkıyor: Kürt varlığını kırmak, dağıtmak, silmek. NATO üyesi bir ülkenin IŞİD, El Kaide türevleriyle fiili ittifaka girmesi, “Batı değerleri” masalını yerle bir ediyor. Yalanlarını yüzüne vuruyor.</p>
<p data-start="3263" data-end="3767">Avrupa Birliği ise utanç verici bir suskunluk içinde. İnsan hakları, demokrasi, kadın özgürlüğü gibi kavramlar ağızlardan düşmüyor ama sahada hiçbir karşılığı yok. AB’nin derdi insanlık değil, mülteci korkusu. Mültecileri geri göndermek, gelmelerini engelelyecek karakolar kurmak ile meşgül. Katliamlara “endişeliyiz” demekle yetiniyor. Alevi katliamı karşısında “endişe.” Dürzi toplu mezarları karşısında “endişe.” Kürt mahallelerinin bombalanması karşısında “endişe.” Çok fazla endişeden dolayı oratalıktan kaybolmuş gibiler. Yani somut hiçbir şey… “Mülteci gelmesin” hesabıyla yeni bir soykırıma suç ortaklığı yapıyorlar. Fransa, Almanya, EU sıraya girmiş karakol komutanını alkışlıyor.</p>
<p>HTŞ’nin sicili ortada. Alevilere karşı Mart 2025’te kıyı bölgelerinde katliamlar, infazlar, yakılan köyler… Dürzilerin Suwayda’da maruz kaldığı zorla yerinden etmeler, yağma ve baskı… Hristiyanlara yönelik saldırılar, kiliselerin kapatılması, 2000 yıllık bir varlığın silinmeye zorlanması… Ezidilerin IŞİD sonrası yeniden aynı korkuya mahkum edilmesi…</p>
<p>HTŞ’nin “ılımlılık” oyunu önceden satın alınmış bir bahanedir. HTŞ bir yönetim değil, bir terör mekanizmasıdır&#8230;</p>
<p data-start="4289" data-end="4633">Şimdi dolaşımda “Entegrasyon.” var. SDG’nin HTŞ ordusuna “entegrasyonu.” Rojava’nın boğazına geçirilen ilmik. Demokrasi kurumlarının dağıtılması, YPJ’nin tasfiyesi, kadınların eve kapatılması, azınlıkların savunmasız bırakılması, laik toplumun ezilmesi… Yani yeni soykırımların başlangıcı. Bunu söyleme utanmazlığı Türkiye’ye ait oalbilir. Katil sever Türyiye’ye yakışanda bu. Peki demokrasi, insan hakları söylemi ile yola çıkanlar.</p>
<p data-start="4635" data-end="4935">Rojava, Ortadoğu’nun en demokratik deneyimidir. Kadın eşitliğinin kâğıt üstünde değil, örgütlü irade ve özsavunmayla yaşadığı yerdir. Çoğulculuğun, halk meclislerinin, ekolojik duyarlılığın inşa edildiği nadir bir umut alanıdır. Bölgedeki tek seküler merkezdir.</p>
<p>IŞİD’e karşı dünyayı koruyan güçler şimdi birileri tarafından “terörist” muamelesi görüyor. Bunu HTŞ söylüyor, sahibi Türkiye söylüyor. Komedi bu kadar diyip gececeğiz. Olmuyor, her yer ölüm kokuyor. Her yer acıların resmini çiziyor. İnsanlığın içine bir katil sürüsü salınmış durumda.</p>
<p>Dün alkışlanan kadın devrimciler bugün cihatçı bombaları altında. Dün kapak yapılan YPJ fotoğrafları bugün unutulmuş. Çıkar, vicdanın üstüne geçirilmiş. “Denge” denilen şey, katliamı dengelemekten başka bir şey değil.</p>
<p data-start="5262" data-end="5448">2026 insanlık için tarihe not düşecek gibi, “insanlık” dünya cihatçı katilleri meşrulaştırdı. Demokrasi güçlerini terk etti. Kadın devrimini sattı. Azınlıkları pazarlık konusu yaptı.</p>
<p data-start="5450" data-end="5734">Bugün HTŞ ABD için “kullanışlı”, İsrail için “stratejik”, Türkiye için “gerekli” görülebilir. Ayakları yere basan çihatçıların yarın dönüp ne yapacağını herkes biliyor. ABD herkesten iyi biliyor. Bizler AKP şahsında bir kez daha deneyimledik. HAMAS’ı besleyip büyütenler acı deneyimi bizzat yaşadı. Bilinenin önüne geiçilmemesi insanlığın düşürüldüğü yerdir.</p>
<p data-start="5736" data-end="6030">SDG’nin önünde ise iki yol var. Direnmek ya da teslim olmak. Uzlaşma ve “entegrasyon” masalları, cihatçı diktatörlüğe yumuşak geçişten ibarettir. Teslim olurlarsa Rojava biter. Kadın devrimi biter. Demokrasi umudu biter. Sonrası sıra sıra gelir. Aleviler, Dürziler, Süryaniler, Ermeniler, Ezidiler… Kalanların da esamesi okunmaz.</p>
<p><strong><em>“Kekik, reyhan ve kaçak tütün kokusu taşırdı rüzgar,<br />
</em></strong><strong><em>Alçak damlı evlerin yüksek küçük pencerelerinden soluk ışıklar yağıyordu geceye,<br />
</em></strong><strong><em>Köpek havlamaları korkulara karışır kaygıları beslerdi,<br />
</em></strong><strong><em>Sonra dağlardan kurşun sesleri gelirdi, belirli belirsiz<br />
</em></strong><strong><em>Namlunun ucunda çırpınırdı yürekler<br />
</em></strong><strong><em>Ağıtlar yankılanırdı dağlara doğru<br />
</em></strong><strong><em>Kapılar kırılır, talan edilirdi sevdalar<br />
</em></strong><strong><em>Umutlar ve insan olan ne varsa?<br />
</em></strong><strong><em>Ve kan akardı derelerimizden; Zilan, Munzur, 33 kurşun, Newala Qasaba<br />
</em></strong><strong><em>Ve ülkenin bütün derelerinde?<br />
</em></strong><strong><em>O iklimde kalırdı acılar<br />
</em></strong><strong><em>Duymazdı bir Allahın kulu çığlığımızı<br />
</em></strong><strong><em>Ve dağlara sevdalanırdık<br />
</em></strong><strong><em>Karabasan gecelerin sabahlarında<br />
</em></strong><strong><em>Direnmek kalırdı Kürde<br />
</em></strong><strong><em>Yaşamanın bir başka adı direnmektir?” </em></strong></p>
<p><strong>                                             Apê</strong> <strong>Musa Anter</strong></p>
<p>İnsanlığa, söyleyeceğimiz tek şey HTŞ’ye meşruiyet verilmesini durdurun. IŞİD,  El Kaide türevi bir örgüt diplomatik muhatap olamaz. Katliamları belgel,, yargılayın, unutturmayın. SDG’ye somut destek verin. Türkiye’nin cihatçı ortaklığına yaptırım uygulayın. İsrail’in bu kirli işbirliğine karşı çıkın. AB, mülteci hesabıyla suç ortaklığını bırakıp insanlık tarafına geçsin.</p>
<p data-start="6394" data-end="6553">Bu bir siyasi tartışma değil, bir vicdan sınavıdır. Demokrasi mi, totaliterizm mi? Kadın özgürlüğü mü, patriyarkal şiddet mi? Çoğulculuk mu, mezhepçi kıyım mı?.</p>
<p data-start="6555" data-end="6723">Ben Rojava’nın yanındayım. Kadınların yanındayım. Azınlıkların yanındayım. İnsanlığın yanındayım. Cihatçı katillerin ve onların uluslararası ortaklarının karşısındayım. Nokta&#8230;</p>
<p data-start="6725" data-end="6741"><strong>Siz neredesiniz?&#8230;</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/kravatli-cihatcilar-donemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Destekli HTŞ, SMO ve DAİŞ Alevileri Katlediyor</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/turkiye-destekli-hts-smo-ve-dais-alevileri-katlediyor-4/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/turkiye-destekli-hts-smo-ve-dais-alevileri-katlediyor-4/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2025 16:08:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[DAİŞ]]></category>
		<category><![CDATA[htş]]></category>
		<category><![CDATA[Nusayri]]></category>
		<category><![CDATA[SMO]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/turkiye-destekli-hts-smo-ve-dais-alevileri-katlediyor-4/</guid>

					<description><![CDATA[Suriye&#8217;de Türkiye destekli bir Alevi katliamı yaşanmaktadır. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi&#8217;nin (SOHR) 9 Mart 2025 tarihli raporuna göre, Lazkiye ve Tartus bölgelerinde 6 Mart&#8217;tan bu yana devam eden çatışmalarda 745&#8217;i&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Suriye&#8217;de Türkiye destekli bir Alevi katliamı yaşanmaktadır. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi&#8217;nin (SOHR) 9 Mart 2025 tarihli raporuna göre, Lazkiye ve Tartus bölgelerinde 6 Mart&#8217;tan bu yana devam eden çatışmalarda 745&#8217;i Alevi sivil olmak üzere toplam 1.018 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu çatışmalar, HTŞ çetelerinin, Alevilerin yoğunlukla yaşadığı Akdeniz kıyısındaki Lazkiye ve Tartus&#8217;a yönelik geniş çaplı saldırıları ile başlamıştır. Sivillerin çoğunun yakın mesafeden ateş edilerek öldürüldüğü belirtilmektedir. Yerel kaynaklara göre ise bu sayının 2000&#8217;in üzerinde olduğu ifade edilmektedir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin DAİŞ, El Nusra, HTŞ, SMO gibi çete gruplarıyla birlikte hareket ederek bu bölgede bir cihatçı yapılanma oluşturma çabaları, Suriye&#8217;yi büyük bir felaketin eşiğine getirmiştir. Türkiye, DAİŞ petrollerini uluslararası pazara taşıyarak buradan elde edilen gelirleri cihatçı çetelere aktarmış, aynı zamanda bu grupların silahlandırılmasında aktif rol oynamıştır. 2014-2016 yılları arasında dönemin uluslararası basını, DAİŞ&#8217;in Türkiye üzerinden sağladığı lojistik destekle güç kazandığını ortaya koymuştur. The Guardian, New York Times ve Le Monde gibi medya organlarının yayınladığı raporlarda, DAİŞ&#8217;in petrol satışının Türkiye aracılığıyla gerçekleştirildiği ve elde edilen gelirlerin örgüte silah ve savaşçı temin etmek için kullanıldığı belirtilmiştir. 2015&#8217;te Rusya tarafından yayınlanan uydu görüntülerinde, DAİŞ&#8217;in kontrolü altındaki petrol sahalarından Türkiye&#8217;ye yüzlerce tankerin giriş yaptığı belgelenmiştir. Bu petrol gelirlerinin, Alevilere yönelik saldırılar gerçekleştiren gruplara aktığını düşünmek zor değildir. Ayrıca, 2016 yılında ortaya çıkan belgeler, Türkiye&#8217;den Suriye&#8217;ye giden silah yüklü tır konvoylarının cihatçı gruplara teslim edildiğini göstermiştir. Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nin ifşa ettiği MİT TIR&#8217;ları skandalı, devlet eliyle radikal gruplara sağlanan askeri desteği gözler önüne sermiş, ancak buna rağmen uluslararası kamuoyunda yeterli tepki oluşmamıştır.</p>
<p>Bugün Aleviler, sistematik olarak cihatçı saldırganlığın hedefi haline gelmiş ve devlet destekli radikal unsurlar tarafından tehdit edilmektedir. Türkiye&#8217;nin Alevi politikaları, sadece kendi sınırları içinde değil, Suriye&#8217;de de Alevilere yönelik tehditleri besleyen bir unsur olmuştur. Osmanlı&#8217;dan günümüze kadar uzanan tarihsel süreçte Aleviler ötekileştirilmiş, şiddete ve baskıya maruz bırakılmıştır. AKP iktidarıyla birlikte bu baskı daha da artmış, Alevilere yönelik sistematik ayrımcılık politikaları hız kazanmıştır. Alevilere yönelik nefret söylemi, hükümete yakın medya kuruluşları ve cihatçı propagandalar aracılığıyla körüklenmiş, Türkiye’nin desteklediği gruplar Alevi köylerine yönelik saldırılar gerçekleştirmiştir. Afrin’de, İdlib’de ve Halep kırsalında Alevi topluluklarına yönelik sistematik saldırılar düzenlenmiş, köyler yakılmış ve halk zorla göç ettirilmiştir. Özellikle Afrin’deki Alevi nüfusunun büyük ölçüde yok edilmesi, Türkiye&#8217;nin yürüttüğü politikaların sonuçlarını gözler önüne sermektedir.</p>
<p>Bu bağlamda, İsmail Kılıçaslan&#8217;ın Aleviler hakkındaki sözleri, Türkiye’de devletin ve iktidara yakın kesimlerin Alevilere yönelik bakış açısını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Kılıçaslan: <strong><em>&#8220;Nusayri teröristlerin 100’e yakınını telef etti&#8230;</em></strong></p>
<p><strong><em>Anadolu Aleviliği ile neredeyse hiçbir ortak paydası olmayan, Suriye’de emperyalistlerin köpekliğini yapan, yapmaya da devam eden Nusayrileri&#8230;</em></strong></p>
<p><strong><em>Nusayriler, dini inançları bakımından değil, emperyalizme yaptıkları köpekliğin bir sonucu olarak hala Suriye’de sivil insan öldürecek kadar alçak oldukları için gebertiliyorlar.</em></strong><strong><em>&#8220;</em></strong> diyerek Alevi nefretini yazıya dökmekte bir sakınca görmemiştir. Tek bir kelimesinin Sünni Müslümanlar için kullanılması durumunda kıyameti koparacak olanlar, konu Aleviler olunca arkasında durmakta bir sakınca görmemektedirler. Bu tür söylemler, Türkiye’de Alevilere yönelik nefret iklimini pekiştiren ve cihatçı grupların saldırılarına zemin hazırlayan bir faktör olmuştur.</p>
<p>Türkiye’de muhalif geçinen bazı kesimler, Türkiye&#8217;nin cihatçı gruplarla işbirliğini örtbas eden söylemler üretmekte ve iktidarın Suriye politikasını meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Ufuk Uras’ın <strong><em>&#8220;Günün sonunda fotoğrafın tümüne bakıldığında, İran ve Esatçı artıkların bölgeyi provoke etmeye çalıştığı, bunu fırsat bilen bazı unsurların da sivillere intikam eylemlerine yöneldiği görülüyor. Rusya&#8217;nın derhal Esat&#8217;ı Suriye&#8217;ye teslim etmesi gerekiyor, eğer normalleşmeden yanaysa.&#8221; </em></strong>şeklindeki açıklamaları, muhalif kanatların Esat destekçileri diye haberleri aktarması, Alevilere yönelik katliamları perdelemekten başka bir anlam taşımamaktadır. Bunlar, Türkiye, HTŞ-SMO-DAİŞ gibi gruplarla işbirliği yaparak doğrudan mezhepsel temizlik girişimlerine destek vermektedir. Bu noktada, sözde muhaliflerin iktidarın çizdiği çerçevede hareket etmesi, Alevilerin nasıl bir oyun ile karşı karşıya olduğunu gözler önüne sermektedir. <strong>&#8220;Türkiye&#8217;nin Suriye politikası stratejik bir zorunluluktur&#8221;</strong> diyen çevreler, aslında iktidarın savaş suçlarını aklamak için propaganda yapmaktadırlar.</p>
<p>Devletli Hakan Fidan, Alevi katliamı ile ilgili yaptığı açıklamada ortakları HTŞ-SMO-DAİŞ çetlerini koruması altına alarak, <strong><em>“Suriye hükümetinin hiçbir provokasyona gelmeden haftalardır sürdürdüğü politikanın, bir provokasyonla rayından çıkarılmaya çalışıldığını görüyoruz.” </em></strong>diyecek kadar katledilen insanlara düşmanlığını ortaya koymaktadır. Alevilere yönelik saldırılar yalnızca fiziksel değil, ideolojik ve kimliksel düzeyde de yürütülmektedir. Türkmen Alevileri ile Kürt Alevileri, Arap Alevileri, Şii ve Nusayriler arasında yapay ayrımlar yaratılarak, Alevilerin birlik içinde hareket etmesi engellenmektedir. <strong><em>&#8220;Onlar bizden değil&#8221;,&#8221;Onlar sizden değil&#8221;</em></strong>  gibi söylemler, Aleviler arasındaki dayanışmayı zayıflatmak için kullanılmaktadır. Oysa bu saldırılar, kimlik farkı gözetmeksizin tüm Alevi topluluklarını hedef almaktadır.</p>
<p>Suriye&#8217;deki mezhepsel ve etnik gerilimlerin yalnızca Alevileri değil, Hristiyanlar, Dürziler ve diğer azınlık gruplarını da etkilediği göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle Hristiyan toplulukları da DAİŞ ve diğer radikal grupların saldırılarından ağır şekilde etkilenmiştir. Bu çerçevede, Alevilere yönelik saldırılar, daha geniş bir mezhepsel temizlik stratejisinin parçası olarak ele alınmalıdır. Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesinin arkasında sadece mezhepsel faktörlerin değil, Suriye’nin kuzeyinde Kürt yapılanmasını engellemek ve bölgesel nüfuzunu artırmak amacıyla da bu gruplarla işbirliği yapmakta, Rojava düşmanlığı üzerinden Suriye’de örgütlenmektedir.</p>
<p>Bugün Suriye’deki cihatçı yapılanmalar doğrudan Alevilere yönelik tehdit oluşturmaktadır. Aleviler, bu gruplar tarafından <strong><em>&#8220;katledilmesi vacip&#8221;</em></strong> topluluklar olarak görülmektedir. Türkiye’nin bu gruplara desteği, Alevilere yönelik saldırıları artırmakta ve Suriye&#8217;de mezhepsel temizlik girişimlerine yol açmaktadır. Aynı şekilde Türkiye’de de Alevilere yönelik baskılar artarak devam etmektedir. Alevi köyleri, inanç merkezleri ve toplulukları, hem Türkiye’de hem de Suriye’de sistematik saldırılara maruz kalmaktadır. Türkiye’deki mevcut iktidarın Alevilere yönelik asimilasyon ve baskı politikaları, geçmişte yaşanan Maraş, Çorum, Sivas, Gazi ve Gezi olaylarında açıkça görülmüştür. Bugün de benzer bir süreç, Suriye’de cihatçı yapılar eliyle yürütülmektedir. Alevi çoğrafyası boşaltılmaya çalışılmaktadır.</p>
<p>Bunun için <strong>Türkiye-HTŞ-SMO-DAİŞ ortaklığının Alevi katliamlarına karşı uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek gerekmektedir.</strong> Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi&#8217;ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;ne ve Uluslararası Ceza Mahkemesi&#8217;ne Alevilere yönelik saldırılar hakkında raporlar sunulmalı, Türkiye’nin desteklediği grupların savaş suçu işlediği belgelenerek bu kurumlara başvurulmalıdır. Avrupa ve ABD’deki Alevi diasporası, insan hakları örgütleriyle ortak çalışmalar yaparak bu konuyu gündeme taşımalıdır. Özellikle Avrupa Parlamentosu ve ABD Kongresi gibi uluslararası platformlarda Türkiye’nin Suriye’deki politikalarına karşı yaptırım çağrıları yapılmalıdır. Alevi mahalleleri ve köylerinin savunmasını sağlamak için uluslararası gözlemcilerin Suriye’deki Alevi yerleşimlerine erişimi sağlanmalı, bu bölgelerde güvenliğin arttırılması için uluslararası insani yardım örgütleri devreye sokulmalıdır.</p>
<p>Başta İngiltere olmak üzere ABD ve Almanya’ya katliamdaki sorumlulukları hatırlatılmalı ve baskı altına alınmalıdır. Katilleri meşrulaştıran tuzaklara düşülmeden bu ortaklığa karşı uluslararası güçlerin soruna müdahale etmesi için girişimler artırılmalıdır. Alevi kurumlarının önünde acil olarak bu durumu çözme sorumluluğu durmaktadır. Türkiye-HTŞ-SMO-DAİŞ ortaklığından sorunun çözümüne dair bir beklenti içinde olmak saflık olur.</p>
<p>Aleviler, tarih boyunca sürekli olarak katliamlara maruz kalmış, ancak yeterli örgütlü bir direniş sergileyememiştir. Suriye&#8217;deki trajik olaylar, Alevilerin kendi çıkarları doğrultusunda bağımsız bir örgütlenme oluşturmasının zorunluluğunu bir kez daha göstermiştir. Türkiye, Suriye ve diğer bölgelerdeki Alevi toplulukları arasında daha güçlü bir dayanışma ağı oluşturulmalıdır. Alevi mahalleleri ve köyleri, olası saldırılara karşı kendilerini koruyacak yapılar oluşturmalıdır. Son olarak, Aleviler kendi kaderlerini ellerine alarak, sessiz kalmaktan vazgeçmelidir. <strong>Sessizlik, gelecekteki daha büyük felaketlerin habercisidir.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/turkiye-destekli-hts-smo-ve-dais-alevileri-katlediyor-4/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
