<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gezi Parkı olayları &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/gezi-parki-olaylari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Aug 2024 09:17:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Gezi Parkı olayları &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Alevilik doğru yerde durabilmektir</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevilik-dogru-yerde-durabilmektir/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevilik-dogru-yerde-durabilmektir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:17:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi korku siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi köyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Aşık Mahzuni]]></category>
		<category><![CDATA[barış süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan]]></category>
		<category><![CDATA[birlik ve beraberlik]]></category>
		<category><![CDATA[cemevleri açılışı]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi süreci]]></category>
		<category><![CDATA[demokratikleşme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru temsiliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Y.]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel dövmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Güngören saldırısı]]></category>
		<category><![CDATA[hak ve hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[halkın talepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kazlıçeşme]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi aile]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[orantısız şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[ötekileştirme]]></category>
		<category><![CDATA[polis müdahalesi]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal İslam]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal tahrik]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset ve ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal barış]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal değişim]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal gerginlikler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[yaz festivalleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevilik-dogru-yerde-durabilmektir/</guid>

					<description><![CDATA[“İçi yalan dışı yalan Her bakışı binbir plan Gül boyanmış kara yılan Abur cubur Adam Etme dedim tutma dedim Dostluğu unutma dedim Sana verdiğim lokmayı Çabuk biter yutma dedim” (Aşık&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“İçi yalan dışı yalan</em><br />
<em> Her bakışı binbir plan<br />
Gül boyanmış kara yılan<br />
Abur cubur Adam<br />
Etme dedim tutma dedim<br />
Dostluğu unutma dedim<br />
Sana verdiğim lokmayı<br />
Çabuk biter yutma dedim” </em><strong>(Aşık Mahzuni)</strong></p>
<p>Yaz geldi. Büyük şehirlere sıkışan, sıkıştırılan insanların memleketlerine akışı da başladı. Festivaller, şenlikler organize edilmeye, köylerde cemevleri açılmaya başlandı. Bazı yerlerde temellerin atılması için hazırlıklar yapıldı. “Ya haq” diyerek bu yazın gönüllerdeki gibi geçmesini diliyorum&#8230;</p>
<p>Gönül isterdi ki bu yazımızda dergahlarımıza akan bizlerin ruh halini yazalım. Atılacak temellerin ebedi olmasını temenni edip, “hizmetiniz haq’a yazıla” dileyelim. Ama gelin görün ki gerginlikler yaratan, tahrik eden, saldırtan siyasal iktidar yaşama dair kaygılarımızı artırmıştır. Geleceğe dair güzel şeyler düşünmemizi engellemektedir. Toplumun kendisini ifade etmesini, tarihi, kültürel varlığını sürdürebilmesini tehdit etmektedir. Başbakan ve AKP şahsında tekleştirme hareketi yeni bir şekil almışa benzemektedir. Kemalist iktidar tiplemesinden, siyasal İslam iktidarı tiplemesine geçilmiştir. Kemalist vatandaşlıktan sonra şimdi de siyasal İslam vatandaşlığı yaratılmıştır. Siyasal İslam’ın vatandaşı olmayanlara bu ülkede nelerin yapılacağının resmi de Gezi Parkı olayında ortaya konmuştur. Farklılıkların nasıl algılanacağı da bir kez daha toplumun tüm kesimlerine gösterilmiştir.</p>
<p>Bu durum sokakta yeni çatışmaların doğmasına zemin hazırlamaktadır. Tam da barışa dair, demokratik değişim sürecine dair umutlar gelişmişken ve bunun için Kürtler büyük fedakarlıklarla adımlar atarken, siyasi iktidarın savaşa hazırlanır gibi tüm kesimleri tahrik etmesi anlaşılır değildir. Sonuçları da kimsenin altından kalkamayacağı yaralara vesile olabilir. Yaşam üzerinde siyaset yapılmasına tahammül etmez. Edemez. Sayın başbakan Kazlıçeşme’de gövde gösterisi yaparken, Taksim’deki vatandaşlarına orantısız ve haksız şiddet uygulamıştır.</p>
<p>Bu ‘münferit’ olaylardan bir tanesinin hedefi İstanbul, Güngören’de Kürt Alevi aile olmuştur. Geçtiğimiz Pazar günü 70 yaşındaki Elif  Y. AKP’nin gerdiği, saldırganlaştırdığı ve tahrik ettiği “dindar insanlar” tarafından saldırıya maruz kalmıştır. “Mahallemizde Hıristiyan istemiyoruz” diye sloganlar atıp, mahalleliye de tempo tutturan saldırganlar, ellerini kollarını sallayarak oradan ayrılmışlardır. Kürt kadınlarının geleneksel dövmelerini diğer saldırganlara göstermek isteyen bir kadın saldırgan, Elif Y.’nin elbiselerini parçalayarak kolundaki artı şeklindeki -ki Elif  Y. “uçak gibi olsun dövmem diye bunu yaptırmıştım” diyor- bir dövmeyi göstererek “Ben size demedim mi bunlar Hıristiyan, bunlar gavur, bunları mahallemizde istemiyoruz” diyor. İşyerlerinin içine giren onlarca saldırgana bu “tespit edilmiş Hıristiyanlık” karşısındaki tavrı vahametin boyutunu gösteriyor. Saldırganlara tempo tutuluyor. Alkışlar eşliğinde saldırganların gazası kutlanıyor. Aklıselim bir iki kişinin araya girmesiyle olay son buluyor. Çağrılan polis ise her zamanki gibi saldırganların dağılmasından sonra gelebiliyor.</p>
<p>Böylesine kendisinden olmayana saldırma hakkını kendisinde gören anlayış demokrasi ve barış sürecini ne kadar hazmedebilir ki. Böyle bir kitle üzerinde siyaset yapmayı temel bir ilke haline getiren başbakan toplumun ötekilerine ne kadar güven verebilir. Kürtlere, Alevilere böyle fütursuzca saldırma hakkını kendinde görenler bu ülkenin nesidirler? Bu ülkenin ötekileştirilenlerine, renklerine, kültürlerine düşman olanları koruyan ve kollayan kolluk kuvvetleri kimin, neyin güvenliğini sağlıyorlar? Böylesine utanç resimlerinin doğması yaygınlaşması ve doğallaşması toplumu ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. Birlikte yaşama arzusunu öldürmekte, şiddetin ise doğallaşmasına vesile olmaktadır.</p>
<p>Sayın başbakan kendi deyimiyle yüzde ellinin oyunu arkasına almış birisidir. Yüzde ellinin oyunu alabilmek siyasi bilgi ve birikim işidir. Cehalet ile izah edilecek bir durum değildir. Eğer gerçekten gelişen bir Türkiye, demokratikleşen bir Türkiye yaratılmış iddiasında isek, nasıl bu kadar sorumsuzca adımlar atabiliriz. Ortada bir cehalet yok ise bir niyet vardır. Bu niyet sokakta iyi bir niyet olarak okunmamaktadır. Sokağın görebildiğini, hissettiğini başbakan göremiyor, hissedemiyor diyemeyiz. Öyle ise geriye niyet meselesi kalıyor. Başbakanın niyeti kötüdür&#8230;</p>
<p>Alevilerin bugün korku siyasetine başbakan tarafından terk edilmesi, hatta bilinçli olarak oraya doğru yönlendirilmesi gibi bir durum da söz konusudur. Alevileri korkutarak, hayatlarına müdahale ederek CHP’de toplamaya çalışmak başbakanın neden temel bir siyasi hareket tarzı oluyor. CHP’yi güçlendirmek, Alevileri orada toplamak Sayın Başbakan’a ne gibi bir artı getirecek? Sokaktaki insanların birbirine düşürülmesi, Sünnilerin Alevilere saldırması, Türklerin Kürtlere saldırması üzerinden nasıl bir siyaset yapılması düşünülebilir? Bunun hiçbir ahlaki yanı olamaz. Kirli siyaset dedikleri bu olsa gerek. Siyasetin temizlenmesi, demokrasinin geliştirilmesi hedefi ile iktidara gelen AKP şimdi bunu kendisinin yapmasına nasıl izin verecektir? Yalan sahibini bulur.</p>
<p>Biz Aleviler açısından sürecin doğru okunması büyük bir önem arz ediyor. AKP’nin yalan siyaseti CHP’nin inkarcı ve imha siyaseti arasında bir tercih yapmak zorunda değiliz. Asimilasyonun biçimleri arsındaki fark, yanlışın yanlışla beslenmesidir. Doğru yerde durabilmek Aleviliktir. Yanlışla, başka bir yanlış düzeltilemez. Yanlışlar doğrularla düzelir. O zaman kendi doğrularımızla var olmak kaçınılmazdır. Doğru olan, hak olan, hakikat olan, halkın duruşu, talebi ve temsiliyetidir. Bu temsiliyet, yürekte birliği arzulayabilmektir. Alevilerin arzusu da budur&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevilik-dogru-yerde-durabilmektir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aleviler için Gezi direnişi</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/aleviler-icin-gezi-direnisi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/aleviler-icin-gezi-direnisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 08:00:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ütopyası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi-Sünni dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[barışçıl direniş]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte yaşama kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEVRE HAREKETİ]]></category>
		<category><![CDATA[çevre koruma]]></category>
		<category><![CDATA[çevre protestosu]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik protesto]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi direnişi destek]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı protestoları]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul protestoları]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim Meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim Köprüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/aleviler-icin-gezi-direnisi/</guid>

					<description><![CDATA[“Yürü bre Hızır Paşa Senin de çarkın kırılır Güvendiğin padişahın O da bir gün devrilir”(Pir Sultan Abdal) Geçtiğimiz günlerde, Alevi kurumlarının temsilcilerinin yaptığı çağrı üzerine yoğun yağmur altında yüzlerce Alevi,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Yürü bre Hızır Paşa<br />
Senin de çarkın kırılır<br />
Güvendiğin padişahın<br />
O da bir gün devrilir”(Pir Sultan Abdal)</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde, Alevi kurumlarının temsilcilerinin yaptığı çağrı üzerine yoğun yağmur altında yüzlerce Alevi, 3. köprünün temelinin atıldığı yerde bir protesto etkinliğinde buluştu. Gezi direnişinin başladığı günlere denk gelen etkinlik Alevilerin Gezi Parkı direnişine desteklerini de ifade ediyordu. Oradan ayrılan Aleviler Gezi Parkı’na gelerek orada lokma dağıtıp, semah döndüler. Tüm Alevi kurumları, cemevleri bir şekliyle Gezi Parkı direnişini Alevilerin direnişi olarak sahiplendiler.</p>
<p>Görünen o ki; Gezi direnişi tüm sorunlu kesimlerin kendilerini ifade etmelerinin bir aracı oldu. Aleviler, özellikle Yavuz Sultan Selim köprüsü şahsında protestolarını dile getirdiler. Kürtler demokrasi sürecini doğru okunmasını, ‘laikler’ günlük hayatlarına müdahalenin yapılmaması için tavırlarını Gezi’de dile getirdiler. Ama kuşkusuz tüm bunların ötesinde Gezi direnişinin, çevreci bir bakışla hayat bulmuş olması, dünya için en büyük sürprizdi. Çünkü bu ülkede nice ormanlar yakıldı. Dersim doğası karış karış talan edildi. Kutsal Munzur’a setler çekildi. Kimse duymadı! Hatta Yavuz Sultan Selim Köprüsü için yüz binlerce ağaç kesilecek olması kimsenin dikkatini çekmedi. Kürdistan’ın birçok yerinde kimyasal gazlar kullanılarak insanlar ve doğa katledildi. Tonlarca bomba bu coğrafyada taş üstüne taş bırakmadı. Köyler alev alev yandı. İnsanlar evsiz ve yurtsuz bırakıldılar. Vicdan, Gezi Parkı’ndaki gibi olamadı. Kürtler, Alevisi, Sünnisi, Êzidîsi, Süryanisi ve orada yaşayan diğer milletlerden insanlarıyla bu ateşin içinde harlandılar.</p>
<p>Ve o ateş ki İstanbul’un göbeğine kadar uzandı. Çınarlar yıkılmaya başlayınca toprağın ruhu kendisini buldu. Ve Gezi’de gencecik çocuklar direnişi aynı Dersim’dekiler gibi, Diyarbakır’dakiler gibi, Hakkari’dekiler gibi göğüslemekten başka çarelerinin olmadığını anladı. Kürdün bildiğini yıllardır çektiğini, Türk anladı, Çerkes anladı, sağcı anladı, solcu anladı. İşte biz Kürt Alevileri Kürdistan’daki alevlerle Kürt olarak yandık. Gezi’de Kürt Alevileri hem Alevi olarak hem Kürt olarak yangının içinde kendini buldu. Aynı ateşi, yangını hissetti. Ne tek başına Kürt olmak, ne tek başına Alevi olmak, ne tek başına solcu olmak kurtuluşu yakınlaştırmamaktadır. Kürt’ün, Türk’ü TOMO’nun hışmından kurtarmak için Taksim Meydanı’nda uzattığı elin birleştiği yer gibidir Aleviliğimiz. Alevilik, Gezi Parkı’nda üç ağaçtır. Her zaman ve herkes için.</p>
<p>Demokratik dönüşüm ve çözümün tüm kesimler için ne kadar gerekli, zorunlu olduğunun somut bir göstergesidir Gezi Parkı. Kürtlerin onlarca yıldır uğruna mücadele ettikleri ve öğrendikleri, birlikte yaşayabilme kültürünün nasıl hayat bulduğunun da resmidir. Bu resim büyük bir demokrasi kültürünü barındırmaktadır. Demokratik dönüşümün ısrarlı bir direniş, karşındakini anlama kültürü ve onun elinden tutabilme kültürü olduğunu Gezi’deki tüm kesimlere yan yana durmasıyla göstermiştir.  Onun içindir ki; Gezi Parkı direnişçileri, demokrasiyi anlamayanların, kendince yorumlayanların, menfaatlerini örgütleyenlerin, kendisi için sadece “demokrasi” isteyenlerin şiddetli saldırılarına maruz kalmıştır.</p>
<p>Gezi’deki yaşam biçimi Alevi ütopyasının bir resmidir. Birlikte üretmek ve paylaşmak, yaşamı ortaklaştırmak temel prensiptir. Onun için Alevi ütopyasına düşman olanların bu direnişe saldırması, sosyal dayanışmanın birlikte yaşamanın karşısında bireyci bencil bir hayat örgütlemek isteyenlerin Gezi’ye saldırması anlaşılırdır. Çünkü, Gezi direnişi insani bir duruştur. Tüm olumsuzluklarıyla, tüm yanlışlıklarıyla ve yanlış adamların da kendi doğrularıyla orada olmasıyla paylaşımcı bir direniş örneğidir, yaşam biçimidir. Alevicedir.</p>
<p>Pirimiz Seyit Rıza’nın hürmetine&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/aleviler-icin-gezi-direnisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
