<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Direniş &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/direnis/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Aug 2024 09:50:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Direniş &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yaşayan Alevilik</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/yasayan-alevilik/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/yasayan-alevilik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:50:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[12 hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[Cem evleri]]></category>
		<category><![CDATA[çura]]></category>
		<category><![CDATA[dar]]></category>
		<category><![CDATA[dejenere değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Direniş]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek nesiller]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat yolcuları]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet hak için]]></category>
		<category><![CDATA[içsel müdahaleler]]></category>
		<category><![CDATA[ikrar]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[itikat]]></category>
		<category><![CDATA[kendini bulma]]></category>
		<category><![CDATA[köy odaları]]></category>
		<category><![CDATA[modern dünya]]></category>
		<category><![CDATA[mürşidler]]></category>
		<category><![CDATA[otantik değerler]]></category>
		<category><![CDATA[pirler]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>
		<category><![CDATA[ritüeller]]></category>
		<category><![CDATA[şehirleşme]]></category>
		<category><![CDATA[semah]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi baskı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal hiyerarşi]]></category>
		<category><![CDATA[sözlü tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[talipler]]></category>
		<category><![CDATA[tembur]]></category>
		<category><![CDATA[üç telli tembur]]></category>
		<category><![CDATA[yaşayan Alevilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/yasayan-alevilik/</guid>

					<description><![CDATA[Bilmem sünnetleri yar yar bilmem farzları Haq için bir niyaz bana yetmez mi Alyız, nasihat bu çok sözlere Haqa hoş gelecek bir öz yetmez mi (Mücrimî) Alevi asimilasyonunun en derinden&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bilmem sünnetleri yar yar bilmem farzları</em><br />
<em> Haq için bir niyaz bana yetmez mi</em><br />
<em> Alyız, nasihat bu çok sözlere</em><br />
<em> Haqa hoş gelecek bir öz yetmez mi</em> <strong>(Mücrimî)</strong></p>
<p>Alevi asimilasyonunun en derinden yaşandığı ve giderek tüm alanlara derinlemesine işlendiği yıllardan geçmekteyiz. Hiçbir dönem Alevilik bu kadar kendi değerlerinden, yaşam ve itikatından uzaklaştırılamamış, kendisine yabancılaştırılamamıştır. Katliamlar başta olmak üzere siyasi baskı ve içsel müdahaleler Aleviğin bu denli biçimsel bir itikat olmasına neden olamamıştır. Aksine her saldırı Aleviliğin kendisini yeniliyerek inancın özünü koruyarak bugünlere kadar, özüne bağlı kalarak taşımasına vesile olmuştur.</p>
<p>Saldırının büyüklüğü ve asimilasyonun derin etkilerine karşı koyuş, Alevi cephesinde yaşanmaktadır. Sessizce her alanda yaşanan bu direniş her gün kendisini hissettirmeye başlamıştır. Yaşayan Alevilik olarak bunu adlandırmak mümkündür. Otantik değerlere bağlı, geçmişin seslerinde, kayıtlarında, hafızalarda kendisini bulmaktadır. Asimilasyona karşı da hergün itibarı yükselen bir set çekmeye başlamıştır. Bu durum Aleviler açısından tarihi öneme sahiptir.</p>
<p>Muhabetlerde yükselen temburun sesine eşlik eden semahın ahenki, yaşayan Aleviliğin temsili olarak bugüne gelmiştir. Özün temsiliyetini bulduğu mekanlar bilgi edinmek isteyenlere kapılarını açmaya başlamıştır. Köy odalarında toplanan yol erenlerinin muhabetinde, sürekli devam etmektedir. Sürekli buradayım demektedir. Şeklin şehirlerde cem evlerinde ete kemiğe büründüğü günümüzde, şehirleşmenin kuşatmasından uzak, şekli mekanlara hapsedilmek istenen Aleviliğe karşı ocakların tekrar dumanları tüttürülmüştür. Düne kadar köşe bucak saklanan ve sessizliğe bürünen haqın ve haqikatin yolcuları seslerini duyurmanın ve asimilasyona karşı seslerini yükseltme arayışına girmişlerdir. Düne kadar kapılarını kimseye açmayan hakikat yolcuları giderek asimilasyonun hakim olduğu Alevilik resmine ‘dur’ demek ve varlıklarını hissettirmek için aşk ile semah durmuşlardır.</p>
<p>Yokluğun, tanrısal varlığıyla birlikte üretip, birlikte paylaşımın izlerini, tarihin derinliklerinden alıp bugüne getirdikleri değerlerini kamuoyuyla paylaşma arzusunu her alanda dile getirmeye başlamışlardır. Yok edilmek istenen sosyal hiyerarşinin varlığını ve temsiliyetini yeniden inşa etme arayışına girmişlerdir.</p>
<p>Taliplerin pirlere, pirlerin mürşidlere, mürşidlerin yeniden pirlerine ikrar verek, “el ele, el haqa” diyerek, görgülerini görüp haqikat yoluna girmesinin sağlanması istenmektedir. Haq ile haqikat olmanın, haqikat için dara durmanın sağlaması üzerinden varlığını koruma çabaları her alanda yoğunlaşmaya başlanmış, çuranın, üç telli temburun efsanevi dönüşü başlanmıştır.</p>
<p>Aleviliğin özünün yok edilmeye başlandığı, bazı ritüellerin Alevilik diyerek şekle büründüğü süreçte bu çıkış büyük anlam ifade etmektedir. Anlamsızlaştırlmak istenen cem ve 12 hizmetler başta olmak üzere tüm alanlarda özün yeniden yakalanması çabası önem kazanmıştır. Kendini arayış, popüler kültürle piyasaya sürülen, dejenere edilen değerlerin giderek otantik değerlerin öne çıkmasıyla temizlenmesi kendini bulma sürecine doğru evrilmiştir. Kendini arama, değerlere ulaşma ve onları tekrar toplumla buluşturma süreci içerisinde herkese görev düşmektedir. Özellikle giderek aramızdan bir bir ayrılan ve yaşayan Aleviliğin temsilcilerinin gün yüzüne çıkarılması, birer hazine gibi yaklaşılarak kayıtlarının alınması hayati bir önemdedir. Sözlü tarihe sahip olan biz Alevilerin saldırılara karşı tek direngen noktamız yaşayan Aleviliktir. Sessizliğini bozan ve gün yüzüne çıkmak isteyen bu tarihi; artık modern dünyanın ihtiyaçlarına ve imkanlarına göre örgütlemek ve paylaşıma açmamız gerekmektedir. Gelecek nesillerin bilgi kaynaklarının yaratılması önümüzde görev olarak durmaktadır.</p>
<p>Hizmet hak içindir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/yasayan-alevilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Kerbela’daki gibi”</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/kerbeladaki-gibi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/kerbeladaki-gibi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2024 09:25:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlum]]></category>
		<category><![CDATA[Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[ya Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Ya Hak]]></category>
		<category><![CDATA[Ya Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/kerbeladaki-gibi/</guid>

					<description><![CDATA[Ya Hak, ya Muhammed, ya Ali. Alevilik tarih tartışmalarında ana meselelerden biri, yaşayan Aleviliğin ciddi anlamda görülmemesi ile ilgilidir. Eğer gezdiklerimiz ve gördüklerimizle bir kıyaslama yaparsak, bugün muharremin 10. günü,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ya Hak, ya Muhammed, ya Ali.</p>
<p>Alevilik tarih tartışmalarında ana meselelerden biri, yaşayan Aleviliğin ciddi anlamda görülmemesi ile ilgilidir. Eğer gezdiklerimiz ve gördüklerimizle bir kıyaslama yaparsak, bugün muharremin 10. günü, Hüseyin&#8217;in şehit edildiği, Hakk&#8217;a yürüdüğü gündür ve acının en derin yaşandığı gündür. Ama Alevi toplumu bugün bu acıyı yaşamıyor, hissetmiyor. Özellikle metropollerde özünü kaybetmiş, şeklin egemen olduğu bir atmosferde anılıyor.</p>
<p>Acı, acını yaşamak, hissetmek psikolojide bile bir direniştir. Yaşamın yeniden başlamasına vesile olan bir unsurdur. Dövdüğünüz bir insan yere düştüğünde, siz onu tekmelediğinizde, dövdüğünüzde onun döktüğü gözyaşları, attığınız tekmelere karşı direncidir. Güçsüzlüğünü güce çevirme, zulme karşı direnişidir. Tekrar ayağa kalkmasının enerjisidir.</p>
<p>Kerbela da, Alevilerin direncidir, direnişidir. Tekrar tekrar düştüğü yerden kalkma iradesidir. Alevilerin direnci gözyaşlarıyla örtülmüştür, kanla bezenmiştir. Ve Alevi toplumunun bugüne gelmesindeki ana temel dayanak, Mekke&#8217;den çıkıp Kufe&#8217;ye doğru bir yol alışın hikayesidir. Bir özgürlüğe yürüyüşün hikayesidir. Başkaldırının destansı anlatımıdır. Tıpkı Dersim&#8217;in dağlarında, Maraş&#8217;ın Nurhaklarında, Diyarbakır zindanlarında, Hakkari&#8217;de, Cilo’da, Zagroslarda başlatılan o özgürlük yürüyüşü gibi bir özgürlük yürüyüşüdür. Deniz’in, Mahir’in, İbo’nun başlattığı özgürlük yürüyüşü gibi bir özgürlük yürüyüşüdür. Mazlum gibi bir başkaldırıdır. Gazi, Gezi direnişidir. Siz onu oradan alıp koparamazsınız. Kerbela, bugün tümüyle üst üste oturan bir mücadelenin, ezen ve ezilenlerin kavgasının mirasıdır. Beslendiği bir kaynaktır.</p>
<p>Öyle ki; bugündür. Hüseyin, Kerbela&#8217;ya geldiğinde devasa ordularla karşılaştı. Kimisi 30.000 kişi diyor, kimisi 10.000 kişi, kimisi 3.000 kişi; fark etmiyor. Ancak karşısında duran kafilede 100 kişi vardı ya da 72 kişi deniliyor. 72 kişi de 72 millete istinaden söyleniyor. Sonuçta Hüseyin’in yanında kadınların, çocukların içinde olduğu 100 kişi, 150 kişi var. Bu devasa ordu karşısında o 100, 150 kişi boyun eğmiyor. Aynı zulmün kol gezdiği Diyarbakır zindanlarında boyun eğmedikleri gibi. Seyit Rıza’ların biat etmediği gibi. Milyonluk NATO ordusu karşısında diz çökmedikleri gibi. Bu hikaye, basit ve sıradan bir olayın yansıması değildir. Bu, binlerce yıllık bir direniş sürecinin kendisidir. Teslimiyete karşı, bedeni ile zafere yürüyüşün hikayesidir.</p>
<p>Ali Asker’dir. Kerbela&#8217;da ne oluyor? Hüseyin avuçlarının içinde altı aylık Ali Asker&#8217;i kaldırıyor ve &#8220;Bir damla su verin çocuğa&#8221; diyor. Zalimler onu oklar ile orada öldürüyorlar. Fırat&#8217;ın kıyısında Ali Asker&#8217;e su vermiyorlar. Zalimin zulmü böylesine acımasızdır, böyle vicdansızdır.</p>
<p>Peki, biz Cizre bodrumlarını unuttuk mu? Cizre bodrumlarında o güzel insanlar, umut dolu bir yarın için biat etmeyen insanlar hangi mesajı gönderdiler? Bombalamadan önce çekilen son SMS neydi? “Su, heval su.” Dicle&#8217;nin kıyısında susuz bıraktılar, bombalarla, tanklarla, toplarla insanlarımızı öldürdüler. Aynı Kerbela&#8217;da yaptıkları gibi zalimce davrandılar. Yezit mirası ile katlimize ferman verdiler. Bitmedi; Kerbela&#8217;da erkekleri, eli silah tutanları tek tek katlettiler. Kadınlarımızı, çocuklarımızı çıplak develere bindirip Şam&#8217;ın köle pazarlarında sattılar. Bu bir hikaye, çirok değildir. Gözümüzün önündeki gerçeğin ta kendisidir.</p>
<p>Şengal&#8217;de IŞİD, onun ortakları gözlerimizin önünde katliam yapmadı mı? Kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk demeden bizleri öldürmedi mi? Öldürmedikleri kadınlarımızı, kızlarımızı aldılar, binlercesini işkenceler ile Rakka’ya taşımadılar mı? Ve onları Rakka köle pazarlarında dünyanın dört bir yanına satmadılar mı?</p>
<p>Bu nedenle Aleviler, Hüseyin&#8217;in direncine, mücadelesine sahip çıkarak bir direniş gösteriyorlar. Hüseyin&#8217;i öldürdüler, 72 kişiyi öldürdüler Kerbela&#8217;da. Peki, bize bu hikayeyi kim anlattı? Kerbela&#8217;nın hikayesi kimin hikayesidir? Hüseyin orada direndi, Ali Asker&#8217;i kaldırdı, oklarla Ali Asker&#8217;i öldürdüler. Hüseyin meydana geldi, onu tek tek yenemeyeceğini anlayanlar, binlerce ok fırlatarak Kerbela meydanında onu şehit ettiler. Korkakça, kalleşçe.</p>
<p>Kim anlattı bize bunu? Kimden miras kaldı bu anlatımlar? Evet, orada yaşananları bir kadın anlattı. Zeynep. Öz güzel kadın, o yiğit kadın, o uslanmaz bir direnişin sözcüsü olarak anlattı, aktardı, iliklerimize kadar işledi. Ve o direnişin yükünü Zeynep sırtladı, taşıyıp nakşetti tarihe. O Zeynepler, Rojava&#8217;daki kadınlar oldular. IŞİD zulmüne karşı zaferi örgütlediler. Yezit’in zulmüne boyun eğmediler.</p>
<p>Onun içindir ki; bu hikaye bizim hikayemizdir. Dünden kalmış, unutacağımız bir hikaye değildir, bugün içinde olduğumuz dönemin kendisidir. Bu nedenle zalimler, Kerbela direnişinde var olanlara ve bize direnişi hatırlatanlara her zaman saldırdılar, saldırıyorlar. Aleviliğin asimile edilmek istendiği yer Kerbela&#8217;dır. Hüseyin&#8217;dir. Ali&#8217;dir. Zalimler ve onun etrafında pervane olmuşlar kılıçlarını ilk Muhammed’e çektiler. Kerbela&#8217;ya meydana gelmeden bir “yetim” gibi Muhammed’i devirdiler. Muhammed’i devirenler kılıçlarını Ali’ye çevirdiler. Şimdi Kerbela meydanında yezit ordularının saflarında Hüseyin’in karşısında durup biat istiyorlar.</p>
<p>Hatırlatalım, 1.400 yıllık bir direnişin bayrağıdır Hüseyin. Mazlumlar için dalgalanıyor halen Kerbela meydanında. Haydar. Bu tarih, binlerce yıllık acılarımızın, direnişimizin bir yansımasıdır. Kimse bu hikayemizi küçümsemesin. Aklımızla dalga geçmesin. &#8220;İslam’ın, Müslümanların zulmünden kaçtılar da kendilerine Aleviyim, Ali’nin taraftarıyız diyerek zulümden kurtuldular.&#8221; diyenler dönüp bir bakın, Ali&#8217;nin arkasında duranların ödülü mü vardı? Bunu deyince ölümden, zulümden mi kurtuldular? Onlar da öldürülmedi mi? Katledilmedi mi?</p>
<p>Yalanın arkasına sığınmamak gerekiyor. Biz bir yalanın arkasına sığınmıyoruz. Bakış açımızı değiştirmek istiyorlar. Bize &#8220;Kerbela gibi bakmayın&#8221; diyorlar. &#8220;Kerbela&#8217;daki insanlar gibi bize bakmayın&#8221; diyorlar. Mazlumların hikayesini unutun, Sünni bir pencere açıp oradan okuyun dünyayı&#8221; diyorlar. Kimin gibi bakmamız gerektiğini söylüyorlar? Yezit gibi bakmamızı istiyorlar. Çünkü Yezit, kendini bilmezliğin temsilcisidir. Hadsizliğin, yalanın, dolanın, fitnenin temsilcisidir. Buna oynuyorlar. Bundan besleniyorlar. Biz Aleviler de diyoruz ki; Kerbela&#8217;da durduğumuz gibiyiz. Zeynep’e verilmiş sözümüz, Hüseyin’e verilmiş ikrarımız var. Bundan ürküyorlar, bundan korkuyorlar.</p>
<p>Aleviler Kerbela direnişi ile, Kerbela’daki yaşanan zulmü tekrar tekrar hatırlatarak, nesilden nesile aktararak, bu acıyla ayaktadır. Kimse kusura bakmasın. Kitap okumakla, oturduğu yerden felsefi analizler yapmakla Alevi toplumunun gerçekliğini anlamak mümkün değildir. Yaşayan Aleviliği göreceksin, onların kabulüne layık olacaksın. İşin şekli ile meşgul olmayıp, bu coğrafyanın gerçeğini görüp, ondan utanmayacaksın.</p>
<p>Bilinmelidir ki; Alevilerin yüzlerce, binlerce yıldır bugüne getirmiş olduğu deyiş ve nefesleri onu yüz yıllarca beslemeye yetecek güçtedir. Hepsi acı ile örülmüş, direnişe dairdir. Kim ki bu coğrafyada ayağa kalkmış ise bunlarla başlamıştır. Sazın tınısı mücadelenin sesi olmuştur. Hepsi mazlumların dilindedir. Seyit Rıza&#8217;nın dilindedir. Seyit Rıza Dersim&#8217;in generalidir, yüreğidir. “Evladı Kerbela”dır, sonuna kadar Kürttür, Alevidir, direnişçidir. “Biz korkuyu Kerbela’da bıraktık” diyen Hüseyin İnan&#8217;ın dilindedir. Kerbela eski değildir, geçmişte kalmış bir olay değildir. Kerbela bizim acımızdır. Kerbela, Lice&#8217;dir. Kerbela, Cizre bodrumlarıdır. Kerbela, Maraş&#8217;tır, Çorum&#8217;dur, Sivas&#8217;tır. Kerbela, direnişi, boyun eğmeyenleri temsil eden cümledir. Mazlumun direnişinde yaşamaya devam eden, kendimizi ifade ettiğimiz en kısa yoldur, en kısa cümledir. &#8220;Kerbela&#8217;daki gibi&#8221; dediğinizde, karşıdaki kişi ne demek istediğinizi anlar. Hiç uğraşmanıza gerek yoktur. Simgeleşmiş tarihsel olaylar ve tarihsel kimlikler, insan hafızasında bir davranış biçimini de belirler. Bugün Alevi toplumu, tarihi boyunca bu davranışı simgeleştirerek bugüne kadar getirmiş ve hala bu şekilde devam etmektedir.</p>
<p>Aşk ile&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/kerbeladaki-gibi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşk olsun Hüseyin gibi duranlara</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/ask-olsun-huseyin-gibi-duranlara-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/ask-olsun-huseyin-gibi-duranlara-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2024 07:30:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gençler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Aşure]]></category>
		<category><![CDATA[Aşure Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Haksızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela olayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kobani]]></category>
		<category><![CDATA[Küfeliler]]></category>
		<category><![CDATA[mazlumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Şengal]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Suruç]]></category>
		<category><![CDATA[Yezit]]></category>
		<category><![CDATA[Zalimler]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/ask-olsun-huseyin-gibi-duranlara-2/</guid>

					<description><![CDATA[Muharrem matemini geride bırakan Aleviler, aşure aşlarının pişirmeye, dağıtmaya başladılar. Alevi Kurumları Üst Koordinasyonu’nun çağrısına istinaden aşureler bu yıl Ankara’da katledilenlere adandı. Lokmalar onlarının hürmetine, pişirilip, dağıtıldı. Türkiye’nin dört bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="x_MsoNormal">Muharrem matemini geride bırakan Aleviler, aşure aşlarının pişirmeye, dağıtmaya başladılar. Alevi Kurumları Üst Koordinasyonu’nun çağrısına istinaden aşureler bu yıl Ankara’da katledilenlere adandı. Lokmalar onlarının hürmetine, pişirilip, dağıtıldı. Türkiye’nin dört bir yanında Aleviler Ankara’daki katliamı lanetleyerek, Hüseyin için akıttıkları gözyaşlarını bu yıl Şengal, Kobani, Diyarbakır, Suruç ve Ankara şehitleri için dökülen yaşlarla yıkadı. Gülbanklar, nefesler ve deyişler Kerbela meydanındaki gibi huşuyla dile geldi. Aleviler beklide uzun yıllardır unuttukları kendileri olma özlemini ilk kez bu kadar derinden yaşadı, yaşattı ve Kerbela onların gözlerini bir kez daha açtı.<br />
<b></b></p>
<p class="x_MsoNormal">Şimdi birileri kalkıp diyor ki, “Kerbela’da Hüseyin, Yezit’in teklifini kabul etseydi ne olurdu?” Şimdi birileri gidip bazı sofralarda oturuyorlar ya! “Yani ne oldu” diyorlar?</p>
<p class="x_MsoNormal">Yezit neyi teklif etmişti Hüseyin’e? “Davandan dön” demişti, “sana Şam valiliğini bırakcam” demişti, “sana iktidar, servet verecem” demişti. İşte Hz. Hüseyin bu iktidarı, bu serveti elinin tersiyle iterek, kimin mirasına sahip çıktı! Atasının mirasına, babasının mirasına sahip çıktı. Çünkü Hz. Ali buyurmuşlardır ki; <b><i>“Haksızlığa boyun eğmeyin, çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz<span class="x_apple-converted-space"> </span></i></b><b><i>”</i></b> demişti. İşte bugün bu topluluğun onuru hasiyeti ve şerefi o gün Kerbela’da dimdik bir şekilde o ordulara karşı durdu.</p>
<p class="x_MsoNormal">Kerbela’ya davetiye çıkaranlar kimlerdi. “Buyur gel, biz senin aile efradının yanındayız, seni bu zalimlere karşı koruruz” diyenler kimlerdi? Küfeliler. Küfeliler ne dediler “Buyur gel efendim dediler, biz seni burada koruruz” dediler. Sonra ne yaptılar iktidar için, saltanat için ve en kötüsü korkudan, korktuklarını iddia ettiler, zalimlerden korktuklarını iddia edip Hz. Hüseyin’i Kerbela’da yalnız bıraktılar. Peki, ne oldu Hüseyin’in başını bedeninden ayırdılar Şam’a ziyafet için gönderdiler. Bunun sorumlularından bir tanesi de o Küfe’deki zihniyettir. O ihanetçilerin içimize saldıkları korkudur.</p>
<p class="x_MsoNormal">Hüseyin o küfenin ihanetini ve korkusunu da yenen bir zaferin sahibidir.</p>
<p class="x_MsoNormal">O ne güzel, ne kutlu bir kadındır ki; Hz. Zeynep Kerbela’da yaşananları bir bir başı dik bir şekilde ve o Yezit’in kendi suratına karşı diklenerek, bütün dünyaya ve bugün bize aktaran kişidir.  Kerbela’da neyin yaşandığını bize aktaran kahraman Hz. Zeynep’in kendisidir.</p>
<p class="x_MsoNormal">Ve bizi bugün Küfelilerden ayıran en temel nokta nedir? Kerbela’da bizler Hz. Hüseyin ile birlikte, onu yalnız bırakmayanların, kısacası Hüseyin bendesinin parçasıyız. Kendimiz biz öyle kabul ederiz. Peki, Küfeliler kimdir? İhanet edenlerdir. Zeynep’in lanetiyle lanetli olanlardır. Ve Zeynep onlar için öyle bir lanet okumuştur ki; “kendiniz dövün, bedeninizde kan kalmayıncaya kadar dövün”. “Çünkü siz öyle bir ihanet ettiniz ki, bu topluma böyle bir acı yaşattırdınız” demiştir. Onun içindir ki; biz TV ekranlarında bazılarının Hz. Hüseyin aşkıyla kendilerini dövdüklerini düşünürüz. Hüseyin’in aşkıyla değil, Zeynep’in lanetiyle kendilerini döverler. Biz kendimizi dövmeyiz, neden dövmeyiz, çünkü biz Hz. Hüseyin ile o meydanda olduğumuza inanırız.</p>
<p class="x_MsoNormal">Kerbela’da Hüseyin, Hüseyin evlatları katledildikten sonra ne yapıldı. Kadınlarımız, çocuklarımız çıplak develerle bindirilerek şama götürüldüler. Köle pazarlarına götürüldüler. Bize bunu yaşattılar.</p>
<p class="x_MsoNormal">Peki, bu resim bugün bizden çok mu uzak. Daha dün Şengal’de ne yaptılar! Şengal’de, Yezit zihniyetinin evlatları, onun mirasçıları, erkeklerin, yaşlıların, çocukların kafalarını kesip, esir aldıkları kadınları köle pazarında satılar. Bu zihniyetin o zihniyetten farkı neydi? Demek ki, nasıl ki, mazlumla zalimin savaşı binlerce yıldır devam ediyor ise zalimlerinde miracıları var, mazlumlarında mirasçıları var. Hainlerinde…</p>
<p class="x_MsoNormal">Biz her Kerbela’yı yad edişimizde mazlumun mirasçıları olduğumuzu tekrar tekrar dile getirmek ve hatırlamak isteriz. Onun için o acıyı en derinden yaşarız. Bizler kerbelada mazlumu anar iken zalime de lanet okuruz. Bin kere lanet olsun onlara.</p>
<p class="x_MsoNormal">Şengal’den koptuk Kobani’ye geldik. Hiçbir fark gözetmeksizin ne Müslüman, ne Alevi, ne Ezidi, ne Hirsitiyan nede başka bir inançtan, fark gözetmeksizin insanların kafasını kesip, kestikleri kafalar üzerinden medya aracılığıyla, utanmadan sıkılmadan bunları gözümüzün içine sokanlar, günümüzün dünyasında yaşıyorlar.</p>
<p class="x_MsoNormal">Onları kimler besliyor; bu topraklarda, bizin bu topraklarda, bizim vergilerimiz, bizim emeklerimiz üzerinden, biz çocuklarımıza gelecek bir refah için, birlik beraberlik için, birlikte yaşama kültürü, edebi, erkânı için burada çabalanırken, bizim verdiğimiz paralarla, bizim devletimizin içi silah dolu tırları sınırlarda yakalanıyor. O canilere, o katillere bizim sınırlarımızdan silah gönderiyorlar. Niycin gönderiyorlar, daha çok kafa kesinler diye. Niycin gönderiyorlar; orada Kürtler öldürülsün diye, Niycin gönderiyorlar; orada Aleviler öldürülsün diye. Niycin gönderiyorlar orada Hıristiyanlar öldürülsün diye. Bizleri öldürmek üzerine bir siyaset üretiyorlar. Sonrada bize “sessiz olun” diyorlar. “Sesinizi yükseltmeyin” diyorlar. “Sesinizi yükselttiğiniz zaman biz size zulmün en derinini yaşatırız” diyorlar.</p>
<p class="x_MsoNormal">Vay kako, Sivas’tan, Maraş’tan kaçtık. Dedik büyük şehirlere gidelim. Gittik İstanbul’a, İzmir’e, Hatay’a, Eskişehir’e… Bizi burada da öldürdüler. Bizim peşimizi bırakmadılar. Hz. Hüseyin çok mu savaşmak istiyordu? Hayır. Savaşmamak için Mekke’yi, Medine’yi, Küfe’yi yol edindi. Ama zalimler buna fırsat ve aman vermediler. Onun için Suruç’daki, Ankara’daki katliam bizlere yönelik bir katliamdır. Ardımızı bırakmayan Yezit’in katliamıdır.</p>
<p class="x_MsoNormal">Gezi olayları olduğu zaman güya havaya kurşun sıkıyorlardı. Havaya sıkılan kurşunlarla altı tane Alevi çocuğu öldürdüler. Elma mı, portakal mı seçiyor bu eller! Hepsi bizi seçiyorlar. Mazlumu seçiyorlar.</p>
<p class="x_MsoNormal">Gezi’ye değinilmeden geçemeyiz. Biz hep gençlerimizden şikâyetçiyiz. “Cemevine gelmiyorlar, kendi kültürlerini öğrenmiyorlar, bunlara inancımızı nasıl öğreteceğiz” diye hayıflanırız. Alevilik öğretilmez, Alevilik hissedilir. Eğer Hüseyin’in acısını hissediyor isek biz Aleviliğimizi hissederiz. Ve Alevileşiriz. Bizim çocuklarımız Gezi’de “dört tane ağaç kesiliyor” diye kıyameti kopardılar. Geziye Alevi örgütlerimi çağırdı, sol örgütler mi çağırdı, Kürt örgütlerimi çağırdı da bizim gençler Gezi’ye çıktılar. Hayır. Dört ağaç kesiliyor diye bizim çocuklarımız, bizim gençlerimiz kıyameti kopardılar. Çünkü o dört ağaç dediğimiz bizim ziyaretimizdir. Bizim kutsalımızdır. Siz o ağacın nefesini keserseniz, bizim nefesimizi kesersiniz. Çok büyük mü bir tesadüftü Alevi çocuklarının da Suruç’a gitmesi? Neden Alevi çocukları da Suruç’taydılar çünkü orada Mazlumlar katlediliyordu. Orada yerle bir edilmiş bir kent vardı. Oradaki çocuklara yardım götürüyorlardı, oyuncak götürüyorlardı. Yardım etmesini bizim çocuklarımız iyi bilirler. Kimsenin bizim çocuklara bunu öğretmesi gerekmiyor. Barış diyorlar değil mi? Barışı biz biliriz. Barışı biz severiz. Dervişleri, evliyaları güvercin donunda diyardan diyara gezdiririz. Ve biz barış için Ankara’ya da gideriz.</p>
<p class="x_MsoNormal">İşte orada katledilenlerin içinde bizimde olmamızın sebebi, bizim onların acısını hissediyor ve biliyor olmamızdan kaynaklanıyor. Bunun için bize kimsenin terbiye vermesi gerekmiyor, kimsenin bize bir şey anlatması gerekmiyor, işte Alevilik böylesine güzel bir şeydir. Onun için biz başı dik bir şekilde, ardımızda Hüseyin’in direniş, mazlumdan yana olan tavrı ile çocuklarımızla birlikte haksızlıklara karşı direnmeye devam edeceğiz. Nerede bir haksızlık var ise ona karşı bedenimiz dâhil her şeyimizi siper edeceğiz.</p>
<p class="x_MsoNormal">Hak ile hakikat makamında buluşmuş olanların kervanındaki yerimizi alacağız. Aşk olsun Hüseyin gibi duranlara, aşk olsun onun bendesinden gelip, soframıza mihman olanlara.</p>
<p>12.11.2015</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/ask-olsun-huseyin-gibi-duranlara-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
