<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>devlet politikası &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/devlet-politikasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Mar 2026 15:22:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>devlet politikası &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Devletin Alevi Çarkı Yeniden Dönüyor</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/devletin-alevi-carki-yeniden-donuyor/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/devletin-alevi-carki-yeniden-donuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 21:54:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikası]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal tartışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/devletin-alevi-carki-yeniden-donuyor/</guid>

					<description><![CDATA[Uzun süredir Alevilere dönük yürütülen siyaset, Alevilerin öz taleplerine yanıt üretmekten çok, onları belirli siyasal kalıplara sıkıştırmayı hedefleyen bir çizgide ilerliyor. Alevilerin kendi kimliğiyle, kendi talepleriyle, demokrasi güçleriyle yan yana gelme ihtimali her güçlendiğinde, devlet aklı devreye giriyor ve bu süreci dağıtacak hamleler geliştiriyor. Bugün yaşadığımız tartışmalar, yalnızca güncel polemikler değildir. Bu tartışmalar aynı zamanda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süredir Alevilere dönük yürütülen siyaset, Alevilerin öz taleplerine yanıt üretmekten çok, onları belirli siyasal kalıplara sıkıştırmayı hedefleyen bir çizgide ilerliyor. Alevilerin kendi kimliğiyle, kendi talepleriyle, demokrasi güçleriyle yan yana gelme ihtimali her güçlendiğinde, devlet aklı devreye giriyor ve bu süreci dağıtacak hamleler geliştiriyor.</p>
<div>
<p>Bugün yaşadığımız tartışmalar, yalnızca güncel polemikler değildir. Bu tartışmalar aynı zamanda Alevi hareketinin önümüzdeki dönem hangi yönde ilerleyeceğine dair bir yol ayrımını da ifade ediyor. Farklı çevrelerden, farklı aktörlerden çeşitli yaklaşımlar gündeme getiriliyor. Ancak dikkatle bakıldığında, bu yaklaşımların önemli bir bölümünün geçmişten tanıdık olduğunu görmek zor değil. Alevileri denetim altında tutmaya dönük, onları kendi öz mücadele dinamiklerinden koparmayı amaçlayan siyaset, bugün yeni yüzlerle, yeni söylemlerle yeniden üretiliyor.</p>
<p>Artık ilişkiler gizlenemiyor. Kim kiminle yan yana duruyor, kim hangi politik hattın sözcülüğünü üstleniyor, hangi anda hangi refleksler devreye sokuluyor, bunların tamamı açık biçimde ortada. O nedenle sosyal medya, bu dönemi anlamak açısından önemli bir veri alanı sunuyor.</p>
<p>Türkiye kendisini “yeni bir yüzyıl”a girdiği söylemiyle tanımlıyor. Önümüzdeki yüz yılın planları yapılıyor. Peki bu planlamanın içinde Kürtler nerede duracak? Aleviler bu planın neresinde yer alacak? Bu sorular yalnızca Alevilerin ya da Kürtlerin değil, demokrasi mücadelesi yürüten herkesin sorması gereken sorular.</p>
<p>Demokrasi güçlerinin ortaklaşmasını engellemek, taleplerini birleşik bir hatta ifade etmesinin önüne geçmek için devletin çok yönlü bir hazırlık içinde olduğunu söylemek abartı değildir. Demokrasi blokunu zayıflatmaya dönük adımlar, hem kurumsal düzeyde hem de toplumsal alanda eş zamanlı olarak atılmaktadır.</p>
<p>Bu süreçte Aleviler içinden de belirli isimlerin ve çevrelerin özellikle öne çıkarıldığını görüyoruz. Alevi hareketi ne zaman demokrasi güçleriyle yan yana gelmeye başlasa, ne zaman kendi taleplerini yüksek sesle dile getirse, hemen bir saldırı, bir manevra ya da bir siyasal yönlendirme devreye sokuluyor.</p>
<p>1990’lı yılları hatırlayalım. Alevi hareketi kendi adıyla örgütlenmeye başlamıştı. Demokrasi güçleriyle ilişkiler gelişiyor, Aleviler taleplerini açık biçimde ifade ediyordu. Bu durum, Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından da önemli bir potansiyel barındırıyordu. Devlet bu sürece Sivas Katliamı ile yanıt verdi.</p>
<p>Sivas Katliamı sıradan bir olay değildi. Demokrasi güçlerinin ortaklaşmasının önüne geçmeyi hedefleyen açık bir devlet organizasyonuydu. O dönem Kürt siyasetinin de yükseldiği bir dönemdi. Alevileri korku iklimi içine sokarak bu yükselişin önü kesilmek istendi. Katliam herkesin gözü önünde gerçekleşti ve sonrasında yaşanan cezasızlık politikası bu organizasyonun devlet karakterini daha da görünür kıldı.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin geçmişine baktığımızda yaşanan tüm katliamların benzer bir mantıkla hayata geçirildiğini görüyoruz. Gerekçeler ne olursa olsun, bu olayların arkasında devlet aklı vardır. Sivas Katliamı da Alevilerin demokrasi güçleri ve Kürt özgürlük mücadelesiyle bütünleşmesini engelleme hamlesiydi.</p>
<p>Katliam sürecinde devlet yetkililerinin tutumu, saldırganlara açılan alan, güvenlik güçlerinin seyirci kalışı ve sonrasında faillerin korunması, Aleviler üzerinde derin bir korku yaratmayı amaçladı. Bu korku, medya aracılığıyla tüm topluma yayıldı. Aynı yöntem sonraki yıllarda da defalarca uygulandı.</p>
<p>Bu korku siyasetiyle Alevi hareketi yeniden CHP eksenine çekildi. 1990’larda atılan bu adım, Alevi hareketinin demokrasi güçlerinden ve Kürt özgürlük mücadelesinden uzaklaştırılmasını kolaylaştırdı. Oysa Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana hiçbir zaman gerçek anlamda laik bir devlet olmadı.</p>
<p>Laiklik anayasal bir ifade olarak yer aldı, ancak Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurumla fiilen ortadan kaldırıldı. 1925’ten bugüne tekçi bir inanç anlayışı devlet eliyle dayatıldı. Sünni-Hanefi mezhebi esas alındı, diğer tüm inançlar yok sayıldı.</p>
<p>Buna rağmen Alevilere sürekli olarak “Türkiye laiktir, laik kalacak” sloganları attırıldı. Aynı şekilde “İran’a gidin”, “Mollalar İran’a” gibi sloganlarla gerçek sorumlular gizlenmeye çalışıldı. Oysa Alevilere yönelik katliamların yaşandığı tüm bölgelerde hâkim mezhep devletin mezhebi olan Sünni-Hanefilikti.</p>
<p>Amaç açıktı. Bir yandan Ortadoğu’daki İran karşıtlığı üzerinden konumlanmak, diğer yandan Alevileri ulusalcı-Kemalist çizgide CHP etrafında toplamak. Bu politika belirli ölçüde başarılı da oldu. Ancak yıllar geçtikçe CHP’nin ve devletin Alevilere gerçek bir çözüm sunmadığı daha net görüldü.</p>
<p>2000’li yıllardan itibaren Aleviler devleti ve birlikte yol yürüdükleri siyasal yapıları sorgulamaya başladı. Demokrasi güçlerine ve Kürt özgürlük mücadelesine kapılar yeniden açıldı. CHP ve Deniz Baykal çetesi teşhir oldu. Aleviler EDP etrafında toplanma girişimi başlattı. EDP kuruluşunu ilan ettikten ksıa bir süre sonra CHP Genel Başkanı Alevi Kemal Kılıçdaroğlu oldu. Ve EDP’nin etrafında toplanalar soluğu tekrar CHP’de aldılar. Bu devletin dönemsel olarak organzie ettiği bir operasyondu.</p>
<p>Son seçim sürecinde Alevi hareketinin demokrasi güçleriyle kurduğu açık ittifak, devletin bütün düğmelere basmasına yol açtı. Daha önce ortalıkta görünmeyen birçok kişi bir anda “Alevilik uzmanı” kesildi. Alevilik adına konuşarak demokrasi güçlerine saldıran, Kürtlerle Alevileri karşı karşıya getirmeye çalışan bir propaganda süreci başlatıldı.</p>
<p>Amaç nettir. Alevileri yeniden konsolide etmek, siyasal İslam korkusu üzerinden CHP’ye mahkûm etmek ve devletin kurucu ideolojisi etrafında yeniden toplamaktır. Bu nedenle bugün “Devletin Alevi Çarkı yeniden dönüyor” diyoruz.</p>
<p>Elbette herkes fikirlerini ifade edebilir, eleştirilerini dile getirebilir. Ancak burada özgür bir tartışmadan çok, bilinçli olarak kışkırtılan bir gerilim ve çatışma ortamı yaratılmak istenmektedir. Sosyal medya paylaşımları bu gerçeği açık biçimde ortaya koymaktadır.</p>
<p>Alevilik bir pazar haline getirilmektedir. Dün Alevilerle hiçbir bağı olmayanlar bugün Alevilik adına konuşmakta, Alevi mücadelesi verenleri sorgulama hakkını kendilerinde görmektedir. Bu durum tesadüf değildir, planlı ve örgütlüdür.</p>
<p>Aleviler şunu çok net görmelidir. Kim Alevileri demokrasi ve özgürlük mücadelesinden koparmaya çalışıyorsa, arkasında mutlaka örgütlü bir devlet aklı vardır. Bu aklın hedefi, Aleviliğin öz değerlerini aşındırmak ve yok etmektir.</p>
<p>Son yüz yıla dönüp bakıldığında kaybedilen kültürel değerler ortadadır. Osmanlı döneminde baskılara rağmen ayakta kalan Alevilik, Cumhuriyet döneminde asimilasyon politikalarıyla ciddi biçimde tahrip edilmiştir. Bugün Sivas’ta, Maraş’ta, Dersim’de kaç Alevi kaldığı sorusu bu gerçeği açıkça göstermektedir.</p>
<p>Aleviler, ne ulusalcıların ne de siyasal İslamcıların arkasına sığınmak zorundadır. Hak varsa, mücadele de vardır. Alevilik, pazarlanacak, ticareti yapılacak bir alan değildir. Bu değerler çocuklarımıza bırakacağımız mirastır.</p>
<p>Bu nedenle çocuklarımızın savaş politikalarında, işgalci politikalarda kullanılmasına karşı çıkmak zorundayız. Kıbrıs’ta, Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Azerbaycan’da neden öldüğümüzü sormak zorundayız.</p>
<p>Tüm baskılara rağmen Alevi toplumu varlığını sürdürecektir. Kimsenin Alevilik pazarında tüccarlık yapmasına izin verilmeyecektir.</p>
<p><em><strong>Şimdilik bu kadar…</strong></em></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/devletin-alevi-carki-yeniden-donuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevileri ‘dizayn’ etmek</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:12:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi müttefikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi oyları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[cemevlerinin yasal statüsü]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[dedelik]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Dergah]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikası]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlikçi paylaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi direnişçileri]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Demokratik Cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[ikrar]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Meydanevi]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[pirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[seçim süreci]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni-Alevi ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslam sentezi]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu din dersleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/</guid>

					<description><![CDATA[‘Ulu mahşer günü olur divan kurulur Suçlu, suçsuz gelir anda derilir Piri olmayanlar anda bilinir Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ (Pir Sultan Abdal) Türkiye’de seçim süreci ile birlikte dört bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>‘Ulu mahşer günü olur divan kurulur</em><br />
<em> Suçlu, suçsuz gelir anda derilir</em><br />
<em> Piri olmayanlar anda bilinir</em><br />
<em> Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’</em> <strong>(Pir Sultan Abdal)</strong></p>
<p>Türkiye’de seçim süreci ile birlikte dört bir yandan Alevilerin CHP bünyesinde toparlanması için kampanyaların başladığını görmekteyiz. Aleviliğe yönelik AK Parti ve Başbakan tarafından rahatsızlık veren söylemlerin bilinçli ve sistematik bir şekilde sarf edilmesinin karşısında, CHP’nin bir sığınak olarak resmedilmesi süreci bir devlet politikası olarak yürütülmektedir. Bu süreç Alevilerin varlıkları görünmeden ve de benimsenmeden sürmektedir. Devletin ‘Sünnileri kendi çatısı altında toplama partisi’ AK Parti ve devletin ‘Alevileri kendinde barajlama partisi’ CHP, Alevi siyaseti konusunda hemfikir bir tarzda yol almaktadırlar. Herkes kensine verilen rölü oynamaktadır.</p>
<p>Alevi değerlerinin varlığının önemsenmediği bir sürece daha tanıklık etmekteyiz. Örneğin Alevi oylarının yoğunlaştığı iddia edilen CHP tarafından Alevi kimliğinden dolayı kimse önemsenerek, ciddiye alınarak aday gösterilmemiştir. Buna karşın CHP bünyesinde MHP’li adaylar, cemaatçi adaylar, tüm kritik noktalarda aday gösterilerek sağ ve faşist eğilimler sosyal demokrat kisvesi altında bir daha iktidara taşınmak istenmektedir.</p>
<p>AKP, CHP’nin muhalefette kalması için çalışırken, CHP ise AK Parti’nin iktidarda kalması için çabalamaktadır. CHP’nin seçim sürecinde gösterdiği adaylar bu seçimde iddalı olmadığının kanıtıdır. İstanbul, Ankara, Hatay gibi illerde gösterilen adaylar klasik CHP’yi dahi temsil etmemektedir. Kendisini Gezi sürecinin Partisi olarak lanse etmeye çalışmış ise de, seçim sürecinde Gezi direnişçilerinin talebi olan Demokratik Kent Yönetimleri göz önünde bulundurulmamıştır. Görmek bile istenmemiştir. Klasik belediyeciliğin rant, iktidar, para çemberinde yürüyen anlayışın devamcısı olacağını tercihleriyle göstermiştir. Bu anlamda tüm adaylar, Türk- İslamcı bir karakter arz etmektedirler. Bu da Kürtlerin, Alevilerin, devrimcilerin yok sayılması, ciddiye alınmaması, kimliksel varlıklarının önemsenmemesi anlamına gelmektedir. Söylem düzeyinde ve pratik hayatta İmam Hatipler ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili meseleler; zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması gibi konular, devlet merkezli hiçbir siyasal partinin gündeminde değildir.</p>
<p>Devlet politikalarının değişik renklerdeki savunucuları ve örgütleyicileri açısından Aleviler ‘korkutularak oyları gasp edilmiş ve asimilasyonla sünnileşmeye mahkum edilmiş seçmenler’ olmaktan öte bir anlam ifade etmemektedir. Aynı bakış açısıyla Alevilik, cumhuriyetin kuruluş ideolojisine uygun bir şekilde -Türk- İslam senteziyle- yok sayılarak, varlığı hiçbir şekilde tahammül edilemeyen bir inanç olarak ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Aleviler ile Alevilik arasındaki derin ayrışma, bu politik kesimlerin Aleviler üzerinden rahatça istediklerini yapmaya fırsat vermektedir. Onun içindir ki devletin temel politikası Aleviliğin yok edilmesi; Alevilerin ise benzeştirilerek Türk- İslamcı sentezin malzemesi, yedeği haline getirilmesidir.</p>
<p>İşte böylesine bir süreçte yürütülen yok etme ve asimilasyon sürecine karşı direnen, varlığını cılız da olsa hissettirmeye başlayan, ‘Yaşayan Aleviliğe’ karşı amansız bir saldırı kampanyası geliştirilmektedir. Birçok kesim cemevleri merkezli Aleviliğin devlet bünyesi ile bütünleşmesinin zamanı geldiğini, bu yapılamazsa Aleviliğin kendi değerleri ile buluşarak devlete problem olacağını söyleyip akıl vermektedir. Kimileri, artık Aleviler için gerekli adımlar atılmazsa, Alevilerin yeni bir din ile ortaya çıkabileceklerini söyleyerek, hedef göstermektedir. Bu saldırılar, geldiği cephe açısından anlaşılırdır. Anlaşılamayan ise, Türk- İslam sentezine ve CHP’nin inkarcı asimilasyoncu politikalarına Alevileri mahkum etmek isteyen ve kendine ‘aydın’ diyen kimi çevrelerdir.</p>
<p>Bu gibi çok sayıda çevrenin nereden beslendiği bilinmektedir. Türkiye’nin yeniden dizayn edilmesi sürecinde Alevileri dizayn etmekle görevli kimi doçent, doktor, prof, öğretim üyesi sıfatlı devlet kadroları Alevilerin algısını yönlendirme mücadelesi içine girmişlerdir.</p>
<p>Bunun temel sebebi yaşayan Aleviliğin kendisini var etme sürecinde yarattığı özgürlükten, demokrasiden ve insan haklarından yana olan tavrıdır. Yaşayan Aleviliğin müttefiki ve ittifakları eşitlikçi, paylaşımdan yana, özgürlüklerin teminatı olan, halkların demokratik hareketidir. Gezi sürecinde öznesi olan ‘kendimi ve kentimi ben yönetmek istiyorum’ diyen ‘Halkların Demokratik Cephesi’dir. Ve bu cephenin devletçi Türk- İslamcı kesimleri korkuttuğu gün gibi açıktır. Hiçkimse, hiçbir gerekçe ile Alevileri katillerine oy vermeye davet edecek kadar kirli olamaz, pişkin olamaz. Alevilere bundan daha kötü ve daha ahlaksızca birşey dayatılamaz. Maraş’ın kanı kurumamıştır. Deniz’lerin, Mahir’lerin, İbrahim’lerin Mazlum’ların kanı ellerinde olanlar, Alevi toplumunun içinde elini kolunu sallayarak gezemez, gezdirilemez. Böyle bir utanca Alevilerin ortak olması düşünülemez. Korkularla siyaset yapılmamalı, korkudan katillere boyun eğilmemelidir. Korkmamak Alevi olarak kalabilmek, değerlerine sahip çıkabilmektir. Binlerce yıldır değerler topluluğu olarak var olan Alevilik; yoluna, atasına, insanına sahip çıkmayı sürdürecektir. Alevi olmanın şartı, Alevilik ve onun değerler dünyasının parçası olabilmektir.</p>
<p><strong><em>‘Geldiğiniz hak kapısı. Durduğunuz Mansur darı. Döktüğün varsa doldur. Ağlattığın varsa güldür. Yıktığın varsa kaldır. Gelme gelme! Dönme dönme! Gelenin malı, dönenin başı bu yolda! Gördüğünü ört, görmediğini söyleme. Sen sana sahip ol, seni senden aldık sana verdik.’ ‘Bu yol uzun bir yoldur gidemezsin. Demirden çarıktır giyemezsin. Demirden leblebidir yiyemezsin. Ateşten gömlektir giyemezsin! Geldin gördün. Gelme gelme, dönme dönme. İkrarını bozarsan ikrarın boynuna kement olsun mu? İkrarınızdan dönmeyeceğinize dağlar, taşlar, ağaçlar şahit olsun mu? Ay gün şahit olsun mu? Gece ve gündüz şahit olsun mu? Ayin-i cem erenleri şahit olsun mu?’</em></strong> (dar gülbangından) Gerçeğe hü!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
