<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>devlet baskısı &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/devlet-baskisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Aug 2024 09:35:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>devlet baskısı &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Vefasızlar Yezit gibi</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/vefasizlar-yezit-gibi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/vefasizlar-yezit-gibi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:35:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[acılar ve direnişler]]></category>
		<category><![CDATA[acının çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilerin yalnızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anma günleri]]></category>
		<category><![CDATA[anma törenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Aşık Mahzuni]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte yaşama kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[devlet baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[devletin suçu]]></category>
		<category><![CDATA[devrimci görev]]></category>
		<category><![CDATA[devrimciler]]></category>
		<category><![CDATA[egemenler]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenilerin yalnızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[etnik arındırma]]></category>
		<category><![CDATA[etnik kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[jandarma kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[katliam mağdurları]]></category>
		<category><![CDATA[katliamın izleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[kimlikler]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel varlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtlerin yalnızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş'ın tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyetlerin doğduğu coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[mezarlar]]></category>
		<category><![CDATA[organizatörler]]></category>
		<category><![CDATA[polis barikatları]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[suç ortaklığı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tekleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[terk edilmişlik]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal barış]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal ortak değerler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yörük Selim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/vefasizlar-yezit-gibi/</guid>

					<description><![CDATA[“Yaralı bir geyik gibi Kerbela’da şehit gibi Vefasızlar Yezit gibi Yalnızım bu ellerde Beni bilmeyen dillerde” (Tacım-î Rizê -Mahzuni) Yalnızlığın ve terk edilmişliğin şehri Maraş’ta insanlığın katledildiği sokaklarda geziyoruz. Her&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Yaralı bir geyik gibi</em><br />
<em> Kerbela’da şehit gibi</em><br />
<em> Vefasızlar Yezit gibi</em><br />
<em> Yalnızım bu ellerde</em><br />
Beni bilmeyen dillerde”<strong> (Tacım-î Rizê -Mahzuni)</strong></p>
<p>Yalnızlığın ve terk edilmişliğin şehri Maraş’ta insanlığın katledildiği sokaklarda geziyoruz. Her adımımızda vahşeti tekrar tekrar yaşıyoruz. Terk edilmişliğin, viraneye dönen mekanlarında, katillerin izine rastlıyoruz. Korkunun nasıl örgütlendiğini her adımızmızda hissediyoruz. Ürkek kurbanların, pişkin katillerin bakışları içerisinde Yörük Selime ulaşıyoruz. 35 yıl sonra katliam mekanlarında gezme cesaretini gösteren kurbanlar, gözyaşları içinde geçmişlerini yâd ederken ürperiyoruz. Aklın anlamakta zorlandığı anlar yaşıyoruz, yaşananları hissediyoruz.</p>
<p>Bu yıl da devletin derin baskısını, katliam günlerini aratmayacak psikolojik saldırısını hissettik. Bu durum, anmaya karşı takınılan tavır, devletin kendisini suçüstü yapılmış durumunun resmiydi. Devletin bu katliamdaki yerini görmek isteyenler, her yıl anmalarda bunu görebilirler. Yaşanan panik, onlarca kamerayla yapılan çekimler, helikopterler, sadece sayısı birkaç yüzü bulmayan anmaya gelenler içindi. Maraş’ın tüm girişleri ilçelerden itibaren tutulmuştu. İlçelerdeki polis, jandarma barikatını aşanlar ise ancak üç kontrol noktasını aşarak şehre girebildi. Resim açıktı; katillerin utançlarının yüzlerine vurulmasına müsaade edilmeyecekti. Edilmedi de. Bu yılda vahşeti yapanların kimler tarafından korunduğunu bir kez daha gördük, yaşadık&#8230;</p>
<p>Maraş Katliamı mağdurlarının 35 yıl sonra sokaklarda boy göstermesi, katliamda yer almış olanların utancını bir kez daha gösterdi. Maraş sokaklarında anma günü insanlara rastlamak mümkün olmadı. Katliamın ortakları utançlarından evlerinden çıkamadılar. Onun içindir ki, Maraş Katliamı anmaları ve bu anmaların Maraş’ta yapılması, büyük bir önem arz etmektedir. Maraş; katillerin, vahşet uygulayıcıların, barbarların, rahat edecekleri bir mekan olmamalıdır.  Herkesin katil olduğu, suça ortak olduğu mekanlarda suçlu aranmaz. Onun içindir ki, yıllardır Maraş’a kimse sokulmamaktadır. Katillerin, barbarların, huzuru bozulmasın “yaptıkları yanlarına kar kalsın” diye, Kürt Alevilerini, devrimcileri, Maraş’a sokmamak için bütün gücüyle devlet katliamın suç ortaklarıyla birlikte direnmektedir. Bunun içindir ki Maraş’ta olmak, devrimci bir görevdir. Gel gör ki, yenilmişler, kaybetmişler ve teslim olmuşlar dünyasının resmi Maraş’ta çizilmektedir. Maraş’a giremeyen, gelemeyenler, devrimden bahsedemezler. Cenazeleri ortalıkta bırakılmış, mezarları bilinmeyen kurbanların vebali onun ardı olduğunu iddia edenlerin boynunadır. Hiçbir gerekçe sorumluluklarımızdan ve bedenlerini insanlık için vermişlerden önemli değildir. Temel değerimiz insan ve insanların bizlere bırakmış olduğu insani değerlerdir. İşte biz bu değerlerin sahibi olmak iddiasında olanlar, Maraş’ı yalnızlaştıramaz. Buna müsaade edemez.</p>
<p>Bu yılki anmalarda temsilen de olsa insanlık adına ahkâm kesenlerin orada olması en azından bir iyi niyet sayılabilirdi. Maraş Katliamı anması Maraşlıların sadece görevi değildir. Acılar ve direnişler toplumsal ortak değerlerdir. Değerler toplumu olmak ortak olmaktır. Bu ortaklığın olmadığı yer, yalnızlıktır.</p>
<p>Onun için Maraş’taki türküler, deyişler, şarkılar en çok yalnızlığı anlatır. Ermenilerin yalnızlığını anlatır. Kürtlerin yalnızlığını anlatır. Alevilerin yalnızlığını anlatır. Yalnız ölenlerin mekânıdır Maraş. Onun içindir ki; Maraş, sevimsiz bir isim halini almıştır. Acının çocukları her yerli olurlar ama Maraşlı olmayı zul sayarlar. Yalnızlığı, terk edilmeyi kabullenmek istemezler. “Maraşlıyız” demezler. Maraş’ta yaratılan ve yaratılmak istenen tekleşmeye ortak olmak istemezler. Bu durum aslında egemenlerin ve Maraş Katliamı’nın organizatörlerinin istedikleri bir durumdur. Çünkü Maraş Katliamı, Maraş resminde Alevileri, Kürtleri ve diğerlerini görmek istemedikleri için yapılmıştır.</p>
<p>Sonuçları itibariyle bakıldığında Maraş Katliamı devletin etnik arındırma katliamıdır. Tekleştirme katliamıdır. Bugünkü Maraş, buna uygun haldedir. Sokaklarında, caddelerinde, evlerinde, mezarlarında katledenlerin hâkimiyeti ve yaşamı belirleyen tüm izleri vardır.</p>
<p>Oysa ki Maraş medeniyetlerin doğduğu, birlikte yaşama kültürünün egemen olduğu bir coğrafyanın adıdır. Söz bitti; zaman bu coğrafya sahip çıkma zamanıdır. Maraş, o topraklarda yaşayan her kimlikten insanlarla bizimdir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/vefasizlar-yezit-gibi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemalist Türk “aydınlarının” Alevilik istismarı</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/kemalist-turk-aydinlarinin-alevilik-istismari-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/kemalist-turk-aydinlarinin-alevilik-istismari-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jul 2024 12:44:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplulukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik tartışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı ayrışma]]></category>
		<category><![CDATA[barış ve kardeşlik]]></category>
		<category><![CDATA[devlet baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgörü ve saygı]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist aydınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist rejim]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[modern yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlükçü yaklaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi entrikalar]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi manipülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sınıfsal ayrışma]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni-Alevi ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel katliamlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplum mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[toplumlararası güven]]></category>
		<category><![CDATA[Türk milliyetçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal kışkırtmalar]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası gelişmeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/kemalist-turk-aydinlarinin-alevilik-istismari-2/</guid>

					<description><![CDATA[Tüm kesimlerde olduğu gibi, sınıfsal ayrışma ve Ortadoğu’da Alevileri ve Aleviliği kendi lehine çevirmek isteyen güçlerin fazla olması, Aleviler arasında Alevilikle ilgili tercihleri ve anlayışları farklılaştırmaktadır. Alevilik olayı, artık her&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm kesimlerde olduğu gibi, sınıfsal ayrışma ve Ortadoğu’da Alevileri ve Aleviliği kendi lehine çevirmek isteyen güçlerin fazla olması, Aleviler arasında Alevilikle ilgili tercihleri ve anlayışları farklılaştırmaktadır.</p>
<p>Alevilik olayı, artık her kesimden insanların görüş belirtmek durumunda kaldıkları bir gerçeklik haline gelmeye başlamış, iyisi-kötüsüyle Aleviler ilk kez kendilerini böylesine gündemde bulmuşlardır. Kuşkusuz bu ortamın yaratılması, genel anlamda gelişmeyi ifade ettiği gibi, içinde gerilikleri de barındırmaktadır. Gelişme, tartışmanın başlamasında, Alevilerin kendilerini artık çekinmeden ortaya koymasında ifadesini bulurken, gerilik, yetmiş yıldır yasaklarla kuşatılmış Alevilerin kendi gerçeklerinden uzaklaştırılmış olmalarının aleyhte bir durum yaratmasında yatmaktadır. Tüm kesimlerde olduğu gibi, sınıfsal ayrışma ve Ortadoğu’da Alevileri ve Aleviliği kendi lehine çevirmek isteyen güçlerin fazla olması, Aleviler arasında Alevilikle ilgili tercihleri ve anlayışları farklılaştırmaktadır. Bu anlamda da herkes kendi lehine bir „Alevilik“ örgütlemesi geliştirmek, yoksa en azından onu etkileyerek çıkarları için kullanır halde tutmak istemektedir.</p>
<p>Oysaki Ortadoğu coğrafyasında egemen olan siyasette tarih boyunca Alevilik ve Aleviler yok edilmek istenmiş, inkâr edilmiş ve yasaklarla boğuşturulmuş, kendisi için var olmasının tüm imkânları elinden alınmıştır. Suudi’den, İran’a, oradan Mısır’a ve Türkiye’ye kadar yayılan alanda her zaman Alevi katliamları yaşanmış, Alevi kanının şu veya bu şekilde dökülmediği yer kalmamıştır. Bu anlamda son dönemde gelişen politikaların altında köklü siyasal çıkarlar ve politikalar yatmaktadır. Bu çıkar politi-kalarının uygulanması olarak bugün bu çevrelerin yeni Alevi politikası gelişmektedir.</p>
<p>Alevilerin kendileri adına varlıklarını ortaya koyması ise her dönem de olduğu gibi, böyle bir süreçte dahi engellenmeye çalışılmaktadır. Anadolu Aleviliği olarak ele alacağımız kesimin bugün yoğunlukta yaşadığı, Türkiye’nin egemenliği altındaki topraklardaki Aleviler, bu sorunu en yoğun, tahribatları açı-sından en ağır bir biçimde yaşamaktadır.</p>
<p>Sürekli katliamlarla, Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan sonra ise yasalarla susturulan Aleviler ve Alevilik kendisini ifade edemezken, bunu fırsat bilen çıkarcı ve kendilerini, kendi topluluklarının, içinden geldikleri topluma ifade etmekten mahrum olan Türk Aydınları, Alevilerin sözcülüğüne so-yunmuştur. Özellikle **** sonrası gelişen bu durum Alevilerin dışa karşı yansımasını da değiştirmiş, özellikle Kemalist kökenli bu aydınlarının açıklamaları sanki Alevilerin açıklama ve istemleriymiş gibi kamuoyuna sunulmuştur. Bugün ise, Alevilerin kendileri adına konuşmaya çalış-tıkları süreç başlamıştır. Buna paralel, rejimde, geçmişini süzgeçten geçirerek, yeni dönemin organizasyonu olan, Kemalist aydınların öğrencilerini devreye sokmuştur. Alevi hareketinin kendi dinamikleri, özü üzerinde yükselmesini engellemek, dışarıdan yapılacak müdahalelere açık bırakmak için tüm entrikaları devreye sokmuştur. Zaten bu kesimlerin sözcülüğünde gelişen „Alevilik“ ilkesiz, kendisini ifade etmekten mahrumdur. Kendi insanını, değerlerini dışlayan, başkalarına öykünen, onları sırtında taşıyan ve kompleks doludur. Bu komplekste Aleviliği aşağı gören tüm yaklaşımlar vardır. Kendisi olmaktan utanan, diğerine ise müthiş özenen bir nitelik taşımaktadır. Karşısındakileri büyük gören, kendisini ise aşağılayan durum, özellikle Kemalist Türk aydınlarının yarattığı ve „Sizin haklarınızı ancak ben savunurum. Ben sizin en iyi öncünüzüm“ mantığından gelmektedir. Alevi değerlerini, inançlarını aşağılayan bu kesimlere Alevilerin sahip çıkması ise, susturulmuşluğun, katliamların sonucu ve yansıması olsa da, artık kendisine gelen Alevilerin ve Aleviliğin kabul edeceği bir durum değildir. Bu „Aydın“ kesimin genel özellikleri ele alındığında, yaşamları ve iddiaları ele alındığında Alevilikle de dost olmadıkları açıkken, Alevilerin nasıl kendilerini ifade etmek için kullan-dıklarını görmek mümkündür. Türkiye’de barınacak hiç bir yer bulamayan bu kesimler, Alevilerin hoşgörüsü ve özgürlükçü yaklaşımlarını istismar ederek, Alevilerin içine sızmışlardır. Kendi ailesini, akrabasının Alevilere karşı önyargısını kırmaktan mahrum, hatta buna ses çıkaracak cesareti olma-yanlar, yıllarca Alevilere, Alevilerin ne kadar demokrat, ilerici, Kemalist, hoşgörülü olduklarını anlatmıştır. Buna, Aleviler „Ne iyi adam“ diyerek destek vermiş, onu siyasal ve ekonomik olarak desteklemiştir. Bu kesimler kendilerini sadece Alevilere kabul ettirirken, diğer kesimlerden kendilerine yönelen tepkilerin topunu da Alevilerin üzerine atmıştır. Faturayı Alevilere ödetmiştir.</p>
<p>Hiç bir Alevi kalkıp, bu kesimlere „Kardeşim sen, beni, bana anlatıyorsun. Aleviler iyidir, güzeldir, demokrattır, ilericidir vs. Ben Aleviyim. Beni ne diye bana anlatıyorsun. Sen git, birazda anana, babana, akrabalarına Alevilerin güzelliklerini, hoşgörüsünü anlatsana.“ diyememiştir. Aleviler arasında ahkâm kesilen bu kesimler, Aleviler üzerinde devlet kanalıyla geliştirilen asimilasyonunda taşıyıcıları olmuşlardır.</p>
<p>Devletin açık baskılarını üzerinde hisseden Alevilerin direk olarak düzene bağlanması mümkün olmadığından, değişik kanallarla bu gerçekleştirilmiştir. Bu kanaların en gelişmişi ve etkili olanı, Kemalist aydınların yürüttüğü bu yöntem olmuştur. Alevilik adına yola çıkanlarda bu kesimin gölge-sinden ve egemenliğinden kurtulmadan, onların sırtında var olma mücadelesi vermiş, bu anlamda da daha çok bu Sünni kökenli, Türk aydınlarının egemenliğinin gelişmesine sebebiyet vermişlerdir.</p>
<p>Yargılamanın ve sorgulamanın geliştiği bu dönemdeki, ilk dönem örgütlenmelerinin karakteri ile günümüze uzanan yapılar arasında sürekli ileriye yönelen bir çizgi hakim olmaktadır. İstenilen dü-zeyde olmasa da başta tamimiyle devlet ve onun uzantısı biçiminde geliştirilmek istenen hareket, giderek tabana yayılmasına paralel, bundan giderek uzaklaşmış, açık ilişkilerin yerini gizli ve in direk ilişkiler almıştır. Önümüzdeki süreçte bununda aşılarak, Aleviliğin ve onun ilkelerinin esas alındığı örgütlenmelerin gelişeceği bir gerçek olmaktadır. Aleviliğin penceresinden dünyaya bakmak, dünyayı yorumlamak ve ona göre siyaset geliştirmek önümüzdeki dönemin Alevi örgütlenmesinin ilkesi olarak şekillenmek zorundadır.</p>
<p>Bu şansı, iyi değerlendirilmek zorundayız. Hiç bir dönem, Aleviler böylesine bir olanağa ve böylesine kendilerini ifade edecekleri bir ortama sahip olamadılar. Uluslar arası gelişmelerin ve Alevilerin iç dinamiklerinin yaratmış olduğu bugünkü durumdan Aleviler kendilerini var ederek, geleceklerini kimsenin tahakkümü altında bırakmadan çıkmak zorundadırlar.</p>
<p>Bunun için lazım olan, tüm kesimlerin kendi lehine çevirmeye çalıştıkları Aleviliği, Alevilerin kendi lehlerine çevirmeleriyle mümkün olacaktır. Herkesin kendisi için malzeme yaptığı gerçekliğimizi, artık biz Aleviler de kendimiz için, onunla beslenmek, çocuklarımızı da onunla büyütmek durumundayız. Gelişim, üretim tüketim sorunudur. Biz, kendimizin ürettiği, atalarımızın ürettiğini kendimiz tüketerek gelişmek durumundayız. Bizde var olanı yıllarca kendi hanelerine taşıyanlardan artık arınmak durumundayız. Bu anlamda, bu dönemde geliştirilen ve Alevilere sahip çıktıklarını söyle-yenlerin tarihleri ve pratikleri iyi gözden geçirilmek zorunluluk olmaktadır.</p>
<p>Barışın ve kardeşliğin savunucuları olarak, Ortadoğu insanının kendisini bulmasına katkımızı, kendimiz sunmak durumundayız. Kendisini inkâr ederek, Avrupa başta olmak üzere, tüm kesimleri yeniden ele alırken, esas olan bizim medeniyetlere analık eden kültürümüz ve inancımız olmalıdır. Hiç tartışmaya gerek kalmaksızın, modern olarak adlandırılan kesimlerin çok ilerisinde bir yaşamı örgütleyen, emeği kutsayan, insanı ve doğayı esas alan inancımızın güzelliklerini istismar edilmesinin önüne geçmek zorundayız. „Biz Aleviler hoşgörülüyüz“ adı altında kendi ilkelerimizden taviz vermemizi isteyenlere, gerçekliği ısrarla savunarak cevap olmalıyız. Hoşgörünün karşıdakinin düşüncelerine saygı duymak olduğu kadar, karşıdakinden de kendimiz için aynı saygıyı beklemek olmaktadır. Tek taraflı hoşgörünün olmayacağı, bunun karşılıklı olduğu kavranılarak ilişkiler geliştirilmelidir. Yoksa herkesin kendisine yamamak, Aleviliği ilkelerinden arındırmak ve yok etmek için bunu kullanması kabul edilecek bir olay değildir.</p>
<p>Aleviler içinde sürekli Kemalizm’in propagandasını yapan bu kesimlere karşı artık Alevilerin bir ölçü tutturması gerekmektedir. Ölçü dost olduklarını söyleyenlerin, içinden geldikleri toplumun, Ale-vilere karşı önyargılarını yıkmak için yaptıkları çalışmalar olmalıdır. Yoksa Kemalizm’in, Ortadoğu halklarına düşmanlığı temelinde şekillenen ve ifadesini „İslam düşmanlığı“ „Arap düşmanlığı“ ve „Din düşmanlığı“ biçiminde gelişen ve Alevileri de buna alet etmeye çalışma yönündeki faaliyetleri dostluk olarak ele almak Kemalizm’e kurban edilmektir.</p>
<p>Zaten bu kesimlerin yaptığı bu olmaktadır. Bunun Alevilikle alakası olmadığı bilinen bir gerçektir. Aleviler tüm ulusları bir gördüğü gibi, kimseyi de, inançlarından dolayı horlamaz ve saygısızlık yapmaz. Bunu yapmak, Türkiye’de sadece Kemalistlerin işidir. Özellikle, Sünni kesim alet edilerek, Alevilerin katledilmesini istismar eden bu inkârcı Kemalistler, düşüncelerini ifade ederken dayana-cakları bir kesimi bulamadıklarından, Alevileri kullanmaya çalışmanın yanında, toplumu hücrelerine kadar bölmeye de çalışmaktadır. Toplum ve topluluklar arasında güvensizliği de geliştirerek rejimin sürekliliğini sağlayan bu kesimler, Kemalizm’in „Tüm toplumsal kesimlerin örgütlenmelerinde bir düşman yaratarak örgütlenmek ve topluluklar arasında güveni, birliği kaldırarak, muhalefeti asgariye indirmek“ taktiğine uygun olarak örgütlenmeleri yönlendirmektedirler.</p>
<p>Aleviler arasında Sünniliğe karşı önyargıları körükleyerek, Alevi örgütlenmesini, İslami kesimleri de Alevilere, Yezidilere, Hıristiyanlara vd. inançlara karşı şartlandırmakla Şeriatçı örgütlenmeyi, Türkleri, ulusal anlamda Araplara, Ermenilere, Kürtlere, Yunanlılara karşı kışkırtarak, Türk milliyetçiliğini örgütleyen rejim böylelikle toplumu hücrelerine kadar parçalamıştır. Param-parça ettiği kesimlerin üzerine oturan Kemalist rejim ve Cumhuriyet hiç bir zaman bu kesimlerin bir araya gelmesini istemediği gibi, bunu derinleştirmesi için elinden geleni yapmıştır, yapmaktadır.</p>
<p>Bundan sonra Alevilerin kendileri adına ve güzelliklerini yansıtarak gündeme girmesinin zamanı gelmiştir. Bu anlamda dostluk kavramının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Aleviler adına şimdiye kadar konuşan Kemalistlere bundan sonra müsaade edilmemelidir. Onların kendi adlarına istedikleri kadar konuşma hakkı vardır kuşkusuz. Bizim adımıza değil&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/kemalist-turk-aydinlarinin-alevilik-istismari-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
