<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çorum &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/corum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Aug 2024 11:40:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Çorum &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kobanê direnişi, Kerbela direnişidir!</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/kobane-direnisi-kerbela-direnisidir/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/kobane-direnisi-kerbela-direnisidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 11:40:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi aydınları]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Pirlerinin çağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Kürt direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Kürt hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Mezopotamya]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Rojava dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Hak ve Hakikat mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[IŞİD çeteleri]]></category>
		<category><![CDATA[IŞİD ve Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela ve Rojava]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela zulmü]]></category>
		<category><![CDATA[Kobanê direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[madımak katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlum halklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu ve Mezopotamya]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[Roboski]]></category>
		<category><![CDATA[Rojava direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Rojava ve özgürlük mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Şah-ı Şehidin Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Seyit Nesimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil inisiyatif Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Sıffin Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Şuhreverdi]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Yezit ve Muaviye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/kobane-direnisi-kerbela-direnisidir/</guid>

					<description><![CDATA[Haksızlık önünde eğilmeyiniz&#8230; Çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz! (Hz. Ali)Alevi Pirlerinin çağrısı üzerine Aleviler Kobanê sınırına gittiler. Kobanê halkının direnişini “Kerbela direnişi” diye selamladılar. Sivil bir inisiyatif olarak Alevilerin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #262626;"><em>Haksızlık önünde eğilmeyiniz&#8230; Çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz</em>!<em><strong> (</strong></em></span><em><strong>Hz. Ali<span style="color: #262626;">)</span></strong></em><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Alevi Pirlerinin çağrısı üzerine Aleviler Kobanê sınırına gittiler. Kobanê halkının direnişini “Kerbela direnişi” diye selamladılar. Sivil bir inisiyatif olarak Alevilerin kurumların girişimini beklemeden örgütledikleri bu gidişe Alevi kurumlarının önde gelenleri desteklerini açıklayıp temsilcileriyle katıldılar. Görüldü ki kurum ve kuruluşlarının hareketini sağlayacak olan pirlerin, aydınların, yazarların misyonlarına sahip çıkmaları.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Bunun en güzel örneği sınırda görüldü. Bu tür eylem ve etkinliklerin artık Alevilerin hayatının bir parçası olacağını şimdiden söylemek mümkün. Söz artık eyleme dönüşmek zorundaydı. Öyle de oldu. Eylemlilikler ve rengini ifade edecek etkinliklerin başını da pirlerimizin çekecek gibi. Hantal, siyasetin, bireysel ilişki ve menfaatlerin derinlemesine kendisini hissettirdiği Alevi kurumlarının kendilerini gözden geçirme ve yenilemesinin de önünü açacak olan pirlerimin bu ve benzer çıkışlarıdır. Hak ve hakikatin izinde yol almak için Alevi felsefesinin tarihi örgütlenme biçimi ve önderlik hakkının teslim edilmesi de böylece tekrar sağlanmış olacaktır. Hak ve hakikat pirlerimizde tecelli ettikçe, onların şahsında kendini resm ettikçe asimilasyona karşız da en büyük direniş başlamış olacaktır. Onun içindir ki;</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Kobanê sınırında tarihin onlara yüklemiş olduğu misyona laik bir adım atmışlardır. İnisiyatifi ele almışlardır. Kendi varlıklarıyla, direnenlerin varlığını bütünleştirmişlerdir. Kobanê’de yaşananlara “Kerbela” demişlerdir. Direnenlere “Şah-ı Şehidin Hüseyin” demişlerdir. Kahramanlığa sahip çıkmış, hakikatle muhabbet etmişlerdir. Onları aşkı muhabbetle selamlıyorum&#8230; Ve onların sınırın sıfır noktasında haykırdıkları cümlelerini sizinle paylaşmak istiyorum. Pirlerimiz diyor ki;</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><em style="color: #262626;"><strong>Yezit’e karşı İmam Hüseyin Olma Zamanıdır!&#8230;</strong></em><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Ortadoğu ve Türkiye’de 20. yüzyılın “Paylaşım” planını yapan egemen sömürgeci güçler yüz yıldır mazlum halkları ve inanç gruplarını birbirine kırdırdı. Bu kırımı planlayanlar doğal kaynaklarımıza el koyup kendi çıkarları için kullanırken biz mazlum halklar ve inanç grupları katliamın acısını kat kat artıran yoksullaşmayı da yaşadık.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">21. Yüzyılın “Yeni sömürge” planını yapan egemen güçler, aynı plan üzerine kurguladıkları senaryo için eli kanlı çeteleri kullanıyorlar. Ortadoğu, Mezopotamya, Anadolu, Kürdistan insanlığın doğal yaşamdan, yerleşik yaşama adım attığı kadim coğrafyadır. Bu kadim coğrafyanın halkları ve inanç grupları birbirinin “Düşmanı” değil dostu ve yarenidir. Bu dostluğun ve yarenliğin somutlaşması Rojava topraklarında gerçekleşirken, dostluğu, dayanışmayı, yarenliği, birlikte yürüyecek eşit ve özgür yaşamı bozmak, düşmanlaşmayı ve katliamı oluşturmak isteyen güçler tekrar iş başındadır. Yoksulluğu kuru ekmekle pay eden, acıları paylaşarak azaltan, her türlü etnik ve inançsal kimliği tanıyarak kendi kadim değerleri ile yaşatmanın planını yapan Rojava halkını hedef alan IŞİD vb. katliamcı çetelere karşı direnmek, mücadele etmek inancımız açısından ibadet kabilindedir. Rojava’da/Kobanê’de yaşayan ve destansı bir mücadele yürüten insanlar bilinmelidir ki dünyanın mazlum halkları adına zalim ve katliamcı zihniyete karşı mücadele etmektedir. Rojava direnişi sadece kendisi ile sınırlı değildir. Zulüm ve katliamın neredeyse “Kader gibi” algılandığı bir coğrafyada, yani ve özgür bir yaşamın olabileceğini kanıtlayan, halkın ve hakkın iradesiyle eşitliği yaşamsal kılan mazlum Kürt halkı zalime ve katile inat “Kaderin” bozuk yazgısını silme iradesi gösteriyor. Biz Alevi aydınları olarak “Bu irade bizim de irademizdir, bu direniş bizim de direnişimizdir.” diyoruz!</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Rojava, Hama, Halep inancımızın Hak ve Hakikat uğruna direniş destanının Hak Aşıklarının kanıyla canıyla yazıldığı topraklardır. Sühreverdi (1191), Seyit Nesimi (1425) Halep’te hak için Hakka yürümüştür. Sühreverdi ve Seyit Nesimi gibi Hak ve hakikat aşıklarını katleden zihniyet IŞİD zihniyetinin kaynağıdır. Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın “Kızılırmak gibi bendinden boşan/ Hamadan, Mardin’den, Sivas’a döşen/ Düldül eyerlendi Zülfikâr kuşan/ Alim ne yatarsın günlerin geldi?” deyişi tam da bugünü gören ve bugün ne yapılması gerekeni ifade eden deyiştir. Bu gün Hak ve Hakikat aşkına, yoksulun, mazlumun, masumun, dili kimliği, inancı inkar edilerek katledilenler için Zülfikar kuşanma zamanıdır. Şahı Merdan Ali ile Muaviye güçleri arasında yaşanan Sıffin savaşı da bu topraklarda (Rakka/Sıffin) gerçekleşmiştir. Hak ve hakikatin karşısında yenilgiye uğrayacağını gören Muaviye askerlerine, İslam’ın kutsal kitabı “Kuran-ı Kerim sayfalarını yırtarak mızraklarının ucuna takma” emrini bu topraklarda vermiştir. IŞİD katilleri, Sıffin Savaşı’nda Şahı Merdan Ali’ye karşı tarihin gördüğü en düzenbaz savaş hilelerinden birini yapan Muaviye zihniyetinin temsilcisidir. İnsan bedenini parçalayarak “Kalbini yeme” Yezit’in atası, Muaviye’nin ana/babası Ebusüfyan ve Hind’den kalan bir caniliktir. Cani, kanlı katil IŞİD çetelerinin Rojava’da Kürt halkına, Suriye’de Alevi toplumuna karşı yaptığı katliamlar Yezit’in Kerbela’da yaptıklarının devamıdır. Nerde bir Muaviye varsa orada bir Şahı Merdan Ali olacaktır. Nerede Yezit eliyle yapılan bir Kerbela varsa orada bir İmam Hüseyin ve Masum-u Paklar, Zeynepler, Sakineler, Zeynel Abidinler olacaktır. IŞİD çeteleri kelle keserek Kerbela zulmünü sürdürüyorlar. İnsanlık bilmelidir ki suya erişmeyi engelleyen IŞİD çeteleri Yezitlik yapıyor. Rojava’da Ortadoğu’da çocukları katleden IŞİD çeteleri Kerbela’da altı aylık Ali Asgar’ı ve Masum-u Pakları katleden Hurmala Bin Kâhil’in soyundandır. IŞİD çeteleri Kerbela’da baş kesen Şimr Bin Zi’l Cevşen’in torunlarıdır. Tarihimiz zulüm ve katliama karşı direnişin destanıdır. Madımak’tan Kerbela’ya, Roboski’den Maraş’a, Çorum’dan Kobanê’ye, Dersim’den Rojava’ya kadar yaşanan tarihte mazlum biziz. Rojava direnişinde zulüm ve katliam yenilecek Halklar ve inanç grupları eşit, özgür ve özerk olacak. Bu mücadeleye güç katmak ve “Bu mücadele bizim mücadelemizdir” demek için buradayız.  </span></p>
<p><span style="color: #6a6a6a;">18.07.2014</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/kobane-direnisi-kerbela-direnisidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevi asimilasyonu devam ediyor</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:55:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[4+4+4 eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi beklentileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Bektaşi Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dernekler Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi halkları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürel sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurum ve kuruluşları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumlarının kongreleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[alevi sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasal haklar]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlikçi yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[Garip Dede Dergahı]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[inançsal gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Celal Fırat]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ve siyasal yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni söylemler]]></category>
		<category><![CDATA[teolojik Alevilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Pir Sultan’ım eydür şunda çok keramet var insanda o cihanda bu cihanda Ali’ye saydılar bizi&#8221; (Pir Sultan Abdal) Alevi kurumlarının kongreler sürecine girdiğini ve kendilerini yenilediklerini geçen yazılarımda vurgulamıştım. 11&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="Text">
<p style="text-align: left;"><em>&#8220;Pir Sultan’ım eydür şunda<br />
çok keramet var insanda<br />
o cihanda bu cihanda<br />
Ali’ye saydılar bizi&#8221; </em><strong>(Pir Sultan Abdal)</strong></p>
<p style="text-align: left;">Alevi kurumlarının kongreler sürecine girdiğini ve kendilerini yenilediklerini geçen yazılarımda vurgulamıştım. 11 Nisan’da Alevi dernekler Federasyonu (ADF) ve 25 Nisan’da ise Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) kongreleri var. Bu kongre sürecinin başarılı geçtiğini söylemek mümkün değil. Alevi toplumu içerisinde dahi gözden ırak geçen bu kongrelerin sadece başkan kim olacak üzerinden yürütülmesi ve Alevi toplumunun beklentilerinin tartışıldığı platformlardan uzak hale gelmesi; Alevi kurumlarımızın çıkmazı olmaktadır. Bu süreçlerin yoğun tartışmaların yapıldığı, toplumun tüm kesimlerine mesaj verecek etkinliklere dönüştüğü kongreler olması gerekir. Sessiz sedasız geçiştiriliyor olmaları, “Bu kurumlarımızın toplumsal beklentilerimizden ne kadar uzaklaştıkları” biçiminde okunmalıdır. Tartışmayan, konuşmayan ve süreçleri, değişimleri okuyamayan bir Alevi kurumu olamaz, olmamalıdır. Bu hafta Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat’ın Alevi örgütlenmesinin temel sorunları ve çözüm önerilerini içeren yazısını sizinle paylaşmak istiyorum:</p>
<p>“Aslında bu soru şöyle sorulmalı; Alevilerin yüzyıllardır çözülen sorunu var mı? Ya da hangi yüzyılda Alevilerin sorunu olmadı? Buna direkt şöyle cevap verebilirdim, biz Alevilerin yüzyıllardır çözülen hiçbir sorunu olmadı. Hatta sorunlarımız çığ gibi büyümeye devam ediyor. Kabul görmeyen tarihsel gerçekliğimiz üzerinde asimilasyon, teolojik olarak Sünni söyleme dayandırılmaya çalışılan Alevilik, ve sosyal alandaki yaşam alanlarımızın daraltılması.</p>
<p>Alevi bilim insanları, araştırmacıları, tarihçileri Alevi tarihine bilimsel yaklaşmak zorundalar. Çünkü her tarihi dönüşüm biz Alevilerin kıyımıyla noktalanmıştır. Bu kıyımların hesabını veremeyen sistemden çözüm beklemek ütopyadır.</p>
<p>Aleviliğin tarihsel tanımı, farklı coğrafyalarla, farklı kültürlerle ilişkilendirilerek bugüne kadar geldi. Aleviliğin tarihsel gerçekliğini kendi sünni kaynaklarına dayandıran araştırmacılar, tarihçiler oldu. Çünkü Aleviliğin sözlü geleneği her dönemde saldırıya maruz kaldı ve hızla asimilasyona uğratıldı.</p>
<p>“Kızılbaş tayfasının katli vaciptir!” fetvaları, derisi yüzülen Nesimi’ler, asılan Pir Sultan’lar, Yavuz’un, Kuyucu Murat’ın katliamlarını meşrulaştırdı. Bu alışkanlık yakın tarihimizde hafızalarımızda derin ve unutulmaz acılar bırakan; Sivas, Maraş, Çorum, Malatya, Gezi, Gazi katliamlarını doğurdu.</p>
<p>Kısacası kendi toplumsal kuram ve kurallarını korumaya çalışan güç, toplum ateşini ölçmek için önce termometreyi bizim üzerimizde denedi. Bu termometre ile haklarını talep eden tüm halkları da sindirmiş oldu. Çünkü Alevilik kimliğimiz, Alevice yaşamamız haksızlıklara karşı duvar örmeyi temel alır. Yapılan her haksızlık karşısında bizi ayakta tutan ve farklı kılan tek şey İmam Hüseyin’in onuru ve cesaretidir.</p>
<p>Teolojik Alevi tanımında ise yine aynı değerde baskı görmüş ve sindirilmiştir. Hepimiz biliriz ki; Alevilik; etnik ve inançsal tüm kültürleri ve farklılıkları bünyesinde barındıran kaynağını Güruh-i Naci’den alan kendi sosyal ve siyasal yapısını oluşturmuş. Ve insanı merkeze koyan bir rızalık kapısıdır.</p>
<p>Aleviler nerede olursa olsun adalet ve insan sevgisi özelliğini asla kaybetmezler. Bu özellik Hz. Ali’nin Anadolu’ya hayat veren sevgisidir. Derin felsefedir. Özgündür, bağımsızdır.  Teolojik tanım içinde inancımızda kendine göre özgündür, şekilcilikten çok özü esas alır. Biçimsel değil, özüdür.</p>
<p><strong>‘Örgütlenmemiz engellendi’</strong></p>
<p>Geleneksel anlamda Ocak- Dede-Talip ilişkisini bu sistemin kendi içinde sağladığı sosyal kontrol mekanizmasını; içi boş tanımlarla işlevsiz hale getirdiler. Örneğin; Alevi dedeleri bilgisiz, cahil sayıldı. ‘Dedelik Alevilik içinde bir kurumdur’ algısı yok edildi. Onlara göre “Bir Alevi dedesinin kentlerde Aleviliği sürdürmesi imkansızdı.” Çünkü kentlerde “yüksek kültür” vardı! Dede ancak cenaze kaldırabilir, nikah yapabilir ya da kısa yapılan eğitim cemlerini sürdürebilirdi. Alevi dedeleri de bu sosyal kurmacayı benimsedi. Ve Sünni inancına dayandırılan bir kişilikle karşımıza çıktı. Ocaksız Alevi dedelerini doğuran bu asimilasyonla, sürekli yorumlanan ve tanımlanan bir Alevilik kafamızı karıştırdı. Bizi tuhaf ve alışık olmadığımız ve alışamayacağımız bir tanıma sürüklemeye çalıştılar. Bu devam etmektedir.</p>
<p><strong>‘Çocuklarımızı Alevi kültürü ile yetiştirmemiz engellendi’</strong></p>
<p>Tüm bu baskılar Aleviliği işlevsiz hale getirmiş, dengesiz temelsiz ve Sünnilik ilkesine dayandırmıştır. Özellikle 4+4+4 sistemiyle aynı bahçede oynayan çocukları ayırıp, çocuk imam yetiştirmeyi hedefleyen sistem çocuklarımızı yaşam alanında fişlemiş sosyal hayat içinde telafisi olmayan yaralar açmıştır.</p>
<p>Bilge ve mürşitlerimizin öğreti ve hikmetleri edebi olarak modern ve seküler dünya algılayışının üzerinde olmasına rağmen, sistemin dayattığı ve örgütlediği yapay algıyla, Alevilik  yorumlayarak çoğulcu anlayış ortadan kaldırılmaya başlanmıştır.</p>
<p>Türkülerimiz, deyişlerimiz, duvaz-ı imamlarımız sürekli sansürlendi. İçeriğinin boşaltılması ve anlamsızlaştırılması için her türlü yöntem denendi. Fakat Aleviler bu asimilasyon politikalarına direnmesini öğrendi ve kendisini yeniden var etme sürecine girdi.</p>
<p>Bu sürecin tek çözümü tüm haksızlıklara uğrayan halklarla beraber ortak hareket etmek , eşitlikçi, ilerici ve barıştırıcı, Anayasal haklara eşit şekilde bakan bir yönetim şeklinin oluşmasını sağlamaktır.</p>
<p>Bunun için öncelikle Alevi kurum ve kuruluşlarının oluşan sosyal ve siyasal yapı içinde kendilerini sorgulamaları gerekmektedir. Yöneticilerin sorumluluk ilkesiyle hareket etmesi ve yapılan tüm katliamların hesabını sorması yanında; inançsal gerçekliğimizi de kabul ettirmesi gerekir.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
