<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>CHP &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/chp/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Fri, 24 Oct 2025 05:40:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>CHP &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kurgulanan Kriz, CHP’yi Parçalama Operasyonu</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/kurgulanan-kriz-chpyi-parcalama-operasyonu-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/kurgulanan-kriz-chpyi-parcalama-operasyonu-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 05:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[dava]]></category>
		<category><![CDATA[kurultay]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/kurgulanan-kriz-chpyi-parcalama-operasyonu-2/</guid>

					<description><![CDATA[Yargıdan troll ağlarına, manşetlerden sosyal medyaya uzanan bir kuşatma. CHP’nin iç dengeleriyle oynanıyor, toplumun güven duygusu hedef alınıyor. Kurultay davası, bu planın merkezinde duruyor. Türkiye siyasetinin son dönemine bakıldığında, iktidarın&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yargıdan troll ağlarına, manşetlerden sosyal medyaya uzanan bir kuşatma. CHP’nin iç dengeleriyle oynanıyor, toplumun güven duygusu hedef alınıyor. Kurultay davası, bu planın merkezinde duruyor.</strong></p>
<p>Türkiye siyasetinin son dönemine bakıldığında, iktidarın en fazla enerji harcadığı alanlardan biri muhalefetin kendi iç dinamikleri. Bunun en görünür sahası da Cumhuriyet Halk Partisi. Çünkü CHP, Türkiye’de hem tarihsel olarak hem de örgütsel varlığıyla iktidarın karşısında en geniş tabanlı muhalefet damarını temsil ediyor. Dolayısıyla onu zayıflatmak, yalnızca bir partiyi değil, bütün muhalif hattı zayıflatmak anlamına geliyor.</p>
<p>Bugün yaşananların “CHP içi tartışma” değil, doğrudan “CHP’ye çekilen operasyon” olduğunu herkes görüyor. Bu operasyonun yöntemleri açık: partinin iç dengeleriyle oynanıyor, toplumsal desteği parçalayacak kimlik tartışmaları gündemde tutuluyor. İktidar medyası ve onun sosyal medya uzantıları trolleri üzerinden yaratılan yapay krizler, manipüle edilmiş haberler ve hedefli dosyalarla CHP’nin kendi içinde bir güvensizlik ortamı oluşturuluyor.</p>
<p>Ve tam bu atmosferde, bugün kurultay davası görülüyor. Bu dava iktidarın yargı mekanizmasını muhalefetin üzerinde nasıl bir sopa gibi kullandığının sembolü. CHP’li belediyelere dönük operasyonlar, belediye başkanlarının ve yöneticilerinin yargı üzerinden itibarsızlaştırılma çabaları, aslında CHP’nin toplumsal güvenini sarsma stratejisinin parçası. “Yolsuzluk” ya da “usulsüzlük” iddiaları, çoğu kez hukukla değil, siyasetle tarif ediliyor.</p>
<p>Yargı, iktidarın elinde sadece bir denetim aracı değil; bir mühendislik aygıtı haline getirilmiş durumda. CHP’nin kurultay davası da bu zincirin bir halkası olarak okunmalı. Bu mühendislik, sadece kişileri hedef almıyor; kurumları, toplumsal güveni ve muhalif dayanışma refleksini de yeniden şekillendirmeyi amaçlıyor.</p>
<p>CHP’nin karşı karşıya olduğu tablo, klasik anlamda bir iç çekişmeden çok daha karmaşık. Parti içinde “değişim” söylemiyle başlayan süreç, bugün artık bir kimlik ve yön tartışmasına dönüştü. Bu tartışma doğal ve demokratik zeminde yürütülse kimse rahatsız olmaz; ancak bu süreç dışarıdan besleniyor. Özellikle iktidara yakın medya, her CHP içi tartışmayı manşetlerle büyütüp, bir krize dönüştürüyor. İmamoğlu–Kılıçdaroğlu ayrımı, uzun zamandır bu operasyonun ana başlığı haline getirildi.</p>
<p>Burada dikkat çekilmesi gereken bir nokta daha var, iktidar açısından mesele kişisel değil, yapısal. CHP’nin içinde bir “taraflaşma” oluştuğu algısı yaratıldıkça, partinin kurumsal bütünlüğü zedeleniyor. Bu zedelenme sadece CHP’yi değil, tüm muhalefeti etkiliyor. Çünkü CHP, muhalefet blokunun en önemli cephesi. Bu cephe zayıfladığında, „demokrasi“ cephesi de ayakta kalamaz.</p>
<p>İktidar, yargı eliyle CHP’yi itibarsızlaştırmaya çalışıyor. CHP’li belediyeler üzerinde açılan soruşturmalar, partili isimlere dönük yargı süreçleri, kamuoyunda “CHP de temiz değil” algısını diri tutmayı amaçlıyor.</p>
<p>Medya eliyle yönlendirmeler yapıyor. Havuz medyasıyla muhalefet içi her farklı sesi büyütüp, “kriz” olarak servis ediyor.</p>
<p>Diğer yandan sosyal medya üzerinden troll ağları harekete geçiriliyor. Troll ağları bir yandan Alevi–laik, Türk–Kürt, eski–yeni CHP ayrımı yaratıyor; öte yandan bu tartışmaları CHP tabanında yeniden üretip güven duygusunu kırıyor.</p>
<p>Bütün bu atmosferde CHP, ne yazık ki hâlâ refleksif bir siyaset izliyor. “Bize saldırıyorlar ama biz sakin kalalım” anlayışı, iktidarın işini kolaylaştırıyor. Oysa burada pasif bir pozisyon değil, aktif bir savunma hattı gerekiyor. Özgür Özel kısmen bunu deniyor. İki ileri bir geri yol almaya çalışıyor. Ki, mesele sadece CHP’nin meselesi değil; muhalefetin nefes borusu söz konusu. Bu nedenle CHP’nin, kendi iç bütünlüğünü korurken aynı zamanda toplumun adalet ve demokrasi beklentisini sahiplenmesi, siyasetin merkezine yeniden güven duygusunu yerleştirmesi gerekiyor.</p>
<p>CHP kurultay davası bu açıdan kritik bir eşik. Eğer CHP, bu davayı sadece bir kişisel savunma süreci olarak görürse, kaçırdığı şey büyük resim olur. Bu dava, “CHP’li belediyeler denetleniyor” görüntüsü altında yürütülen politik bir tasfiye operasyonunun parçası.</p>
<p>İktidarın hesap ettiği şey basit: CHP’nin içini karıştır, belediyelerini kriminalize et, seçmenine “bunlar da öbürlerinden farklı değil” dedirt, sonra da moral bozukluğu üzerinden siyaseti dizayn et.</p>
<p>CHP, bu tabloyu tersine çevirebilecek tek aktör. Çünkü toplumsal karşılığı hâlâ güçlü, çünkü halkın yerel yönetimlerde gördüğü değişim umudu hâlâ taze. Ama o umudu diri tutmak için iç kavgalardan değil, ortak akıldan beslenen bir siyaset hattı gerekiyor.</p>
<p>Kurultay davası, tam da bu noktada bir eşik. Ya bu dava, iktidarın “muhalefeti dizayn etme” çabasının parçası olarak kalacak; ya da CHP, buradan yola çıkarak iktidarın yargı sopasını teşhir edecek, geniş bir demokratik dayanışma hattı kuracak.</p>
<p>Bu dayanışma hattı, yalnızca CHP tabanını değil; Alevileri, Kürtleri, emekçileri, gençleri ve demokratik bir Türkiye isteyen herkesi kapsamak zorunda.</p>
<p>Bugün verilecek tepki, bir anlayışı savunmak anlamına geliyor. Çünkü bu dava, yarın bir başka CHP’liyi, ertesi gün bir gazeteciyi, sonra bir sendikacıyı hedef alacak zincirin halkası.<br />
CHP, eğer geçmişin hatalarına saplanmadan, bu operasyonun bütününe karşı politik bir duruş sergileyebilirse, sadece kendisini değil, Türkiye’nin muhalefet yapabilme alanını koruyabilir.<br />
Çünkü bu operasyonun hedefinde doğrudan muhalefetin tamamı var.</p>
<p>Aleviler yıllardır birlik için çabalıyor; taban “yan yana gelin” diyor, kurumlar ortak adımlar atıyor. Buna rağmen birileri ayrışmanın gerekçelerini büyütüyor, sosyal medyada provokasyonları körükleyen troll orduları devreye giriyor. Sonuç, kendi içinde didişen, enerjisini içeride tüketen bir yapı. Bu kimin işine yarar? İktidar blokunun.</p>
<p>Kürt siyasetinde aynı senaryo yürütülüyor: “Öcalan–Demirtaş” ikilemiyle yapay ayrılıklar üretmek suretiyle tabanı karıştırıyorlar. Bu tartışmaları köpürtenlerin kaçının demokratik çözüm için geçmişte emek verdiğini sorgulamak gerekiyor. Amaç açık: İttifakları dağıt, bir-iki puanı eksilt, iktidarın hanesine yaz.</p>
<p>CHP’de de aynı mekanizma çalışıyor. “İmamoğlu–Kılıçdaroğlu” ikilemiyle tabanı kutuplaştıran, Aleviler ve Kürtler üzerinden ayrışma başlıkları açan operasyonla karşı karşıyayız. Netice: Devlet karşısında konumlanan demokrasi cephesinin zemini boşaltılıyor; muhalefet kontrollü bir alan içine itilmek isteniyor.</p>
<p>Tam da bu nedenle CHP’nin öncülüğünde kurulacak yeni bir demokratik birlik hattı, sadece seçim stratejisi değil, bir varlık mücadelesi anlamına geliyor. Onun için CHP’nin daha sorumlu olarak konulara yaklaşması, Türkiye’nin sorunlarının çözümünde diğer muhalefet güçleri ile ittifakını güçlendirmesi gerekiyor. Kürtleri, Alevileri ve diğer güçleri birbirine kırdırmaya çalışan yaklaşımların üzerine giderek, ayrıştırıcı bir dilin tabandan kullanılmasının da önüne geçmelidir.</p>
<p>Sorun sadece CHP’nin değil, Türkiye’nin geleceği ile ilgili olduğu unutulmamalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/kurgulanan-kriz-chpyi-parcalama-operasyonu-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AKP’nin Çaresizliği: CHP ve Demokrasi Güçleri</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/akpnin-caresizligi-chp-ve-demokrasi-gucleri-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/akpnin-caresizligi-chp-ve-demokrasi-gucleri-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Sep 2025 13:56:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/akpnin-caresizligi-chp-ve-demokrasi-gucleri-2/</guid>

					<description><![CDATA[Çaresizlik içinde, yenildiğini gören AKP saldırganlaşmış, şiddeti tek çıkar yolu olarak seçmiştir. Bu saldırganlığın arkasında bir bitmişlik, tükenmişlik ve en önemliisi bir ölüm kalım mücadelesi vardır. Başına geleceklerden korkan bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çaresizlik içinde, yenildiğini gören AKP saldırganlaşmış, şiddeti tek çıkar yolu olarak seçmiştir. Bu saldırganlığın arkasında bir bitmişlik, tükenmişlik ve en önemliisi bir ölüm kalım mücadelesi vardır. Başına geleceklerden korkan bir Erdoğan ve etrafında toplanmış, ondan beslenen gruplar vardır. Demokrasi güçlerinin önünde daha fazla imkan ve olanak belirdiği için AKP bu imkanları bastırmaya yönelmiştir. Bu yüzden bugün Türkiye’de demokrasi mücadelesi veren güçlerin alanı büyümekte, ama aynı zamanda buna karşı iktidar baskısı da artmaktadır.</p>
<p>Bu baskılardan devletin sahibi olduğunu düşünen Kemalistler de nasibini almaya başlamıştır. Kendisini devletin sahibi sanmanın üstenciliğin CHP’yi içine düşürdüğü durum ortadadır. Şaşkınlık ortadadır. İşte tam bu noktada<strong> Kemalistleri koruma görevi artık doğrudan demokrasi güçlerinin omuzlarına yüklenmiştir. </strong>Çünkü Kemalistlerin siyaset yapma, yönetme, sokakta özgürce yürüme imkanları ellerinden alınmıştır. Yavaş yavaş gelen dalgada önce Milletvekilleri dövülmüş, il başkanları darp edilmiş, sokakta linç girişimlerine uğramışlardır. Dönemin Genel Başkanı kameraların önünde yumruklanmıştı. Buna karşı çıkacak refleksi CHP ortaya koyamamıştır. CHP öyle bir siyasal akıl tutulmasına girmiştir ki, bu saldırıları savuşturacak durumda değildir. Bugün iktidar daha da pervasızlaşarak CHP’nin cumhurbaşkanı adayını tutuklamaya kadar gitmiş, yetmemiş onlarca belediye başkanı tutuklayarak, birçok belediyeye kayyumlar atamıştır. Kimi belediye başkanları da tehdit ile parti değiştirmek zorunda bırakmıştır. İktidar bunu herkesin gözü önünde yapmıştır. Dolayısıyla bu kendisini devlet sanan Kemalistlerin maruz kaldıkları hukuksuzluğa karşı durma sorumluluğu da demokrasi güçlerinin omuzuna yüklenmiştir. Bu görevi üstlenmek, demokrasi güçlerinin, demokrat olmanın sorumluluğu haline gelmiştir.</p>
<p>Haklı oldukları için değil, maruz kaldıkları hukuksuzluk, adaletsizlik için bu sorumluluk omuzlarımızdadır. Demokrat olmanın bir sorumluluğu olarak önümüzde durmaktadır.</p>
<p>Bugün Türkiye’de devlet içerisinde bir iç çatışma süreci yaşanıyor. Erdoğan şahsında ve AKP iktidarı üzerinden yürütülen bu savaş, aslında devletin merkezinde planlanmış topyekûn bir kuvvetler arası savaştır. Erdoğan’ın söylemleri, AKP’nin uygulamaları bir kanadın “devlet konsepti” olarak şekillenmiştir. Burada yargının aldığı kararlar, güvenlik bürokrasisinin yeniden dizaynı ve medyanın tamamen iktidar aygıtı haline getirilmesi bunun göstergesidir. AKP’nin kurucu kadroların dışlandığı, Erdoğan’ın etrafında yeni bir uzlaşmayla kurulmuş bir yapı vardır. Menfaat ve çıkar çeteleri vardır.</p>
<p>CHP’de bu savaşın başka bir kanadını temsil ettiği bilinmektedir. Durumu ortadadır. Çok parçalı hale getirilmesi için operasyon başlatılmıştır. İktidara yaklaştığı görülmüştür. Bunun için darbelenmektedir. Demokrasi güçleri ile ortaklaşması Erdoğan cephesinin korkularını artırmaktadır. CHP’nin kazandığı iddia edilen tüm seçimler bu demokrasi güçlerinin birliği ile mümkün olmuştur. Lakin CHP’nin içindeki Erdoğan cephesi sadece devlet refleksiyle değil, ulusalcı-ırkçı yapılardan beslenen damarlarıyla da CHP’yi demokrasi güçleri ile çatışır hale getirilmek istemektedir. Bir taraf olarak gelişmesini istememektedir. Özellikle Kürtlerin başlattığı barış ve demokrasi süreci karşısında, CHP içerisindeki bu damar medya üzerinden bir parçalanmayı dayatmaktadır. Demokrasi güçlerini yan yana tutmak yerine birbirine düşürmeye, güçlendirmek yerine elini kolunu bağlamaya çalışmaktadır. Böylece AKP ve MHP karşısında demokrasi güçlerini yalnızlaştırma çalışmasının bir parçası olarak rol oynamaktadır.</p>
<p>Bu tabloyu güncel gelişmelerle birlikte değerlendirmek gerekiyor. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması, belediyelere yönelik operasyonlar, kayyum atamaları sadece CHP’yi değil, bütün demokrasi güçlerini parçalamayı hedefleyen bir sürecin parçasıdır. Bu böyle okunmuş buna göre demokrasi güçleri pozisyonunu belirlemiştir. CHP yönetimi doğru adımlar atarken, CHP’nin beslendiği iddia edilen medya araçları buna uygun bir tavır göstermemektedir. Her fırsatı Kürtlere saldırmak üzerine kurmuş olan bu yapılar, Erdoğan’ın CHP’yi süreç dışında bırakma çabalarına hizmetten başkaca bir şey yapmamaktadırlar.<br />
Bugün yaşananlar yeni değildir; geçmişte Kürtler bütün bunları çok daha ağır şartlarda yaşadı. Kayyumlar, belediye gaspı, siyasetçilerin tutuklanması, basının susturulması Kürtlerin uzun yıllardır yaşadığı gerçekliktir. Şimdi aynı uygulamalar CHP’nin alanına da yönelince, bunu üstenci bir bakışla değerlendirmek dönemin ruhuna uygun değildir. Selahattin Demirtaş 9 yıl 10 aydır Edirne cezaevinde tutsaktır. Onlarca belediye başkanı Kürt siyasetçi halen içerdedir. Burada kim ne kadar demokrattır tartışması gerekmiyor. Haddini bilmesi gereken bir medya soytarılığı CHP etrafında örgütlendirilmek istenmektedir. Türkiye’nin demokratikleştirilmesi, eşit yurttaşlık temelinde herkesin sahiplendiği bir ülkenin yaratılması demokrasi güçlerinin birliğinde yatmaktadır.</p>
<p>Kürtler her şart altında sorumluluklarına sahip çıkmışlardır. En son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Türk siyasetinin yumrukladığı Kılıçdaroğlu’na CHP’nin kalesi denen yerlerden daha fazla oy vermiş, kendi coğrafyasını kırmızıya boyamıştır. Belediyelerin kazanılması durumu ortadadır.</p>
<p>Kürtleri dışlamak, aşağılamak üzerinden siyaset üretilemez. Hele kendine demokratım, sosyal demokratım diyen bir yapı, gazeteci, yazar, sanatçı bunu nasıl yapabilir&#8230;<br />
Unutmamak gerekir ki, AKP artık ölüm kalım mücadelesi veriyor. Bu, demokrasi güçlerinin önünde büyük bir fırsat da barındırıyor. Demokrasi güçleri bu durumu doğru okumalıdır. Farklılıklarına rağmen bir araya gelmek zorundadır. Mazlumlar da zalimler kadar cesur olmayı göze almalıdır. Cesaret sadece sokakta değil, örgütlenmede, dayanışmada, hukuk mücadelesinde, siyasette, meşru zeminleri kurmada gösterilmelidir. Bu noktada demokrasi güçlerinin ajandası iktidara güven üzerine değil, kendi mücadelesinin köklü deneyimine dayanmalıdır. Kürt demokrasi güçleri yılların verdiği mücadele tecrübesi, halkına ve kendisini destekleyen bütün demokrasi güçlerine güvenmektedir.</p>
<p>Demokrasi bloğu disiplinli bir birlik kurmak zorundadır. Halkla bağını güçlendirerek meşruiyet zeminini sağlamlaştırmalıdır. Bugün ortak değerler ve ortak taktikler etrafında buluşmak hayati bir görevdir.</p>
<p>İslamcı-faşist bir iktidar bütün baskı araçlarını kullanıyor ve güçlüymüş gibi görünse de, meşruiyetini yitirmiştir. Zorbalaşmıştır. Mafyalaşmıştır, çetelerin cirit attığı bir yapı olmuştur. Demokrasi güçlerinin görevi, bu meşruiyet boşluğunu dolduracak yeni bir güç kurmaktır. Türkiye’nin önündeki yol bellidir: ya otoriterliğin kalıcı hale gelmesi, ya da demokratik yeniden yapılanma.</p>
<p>Karar bizim, sorumluluk bizim, cesaret bizimdir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/akpnin-caresizligi-chp-ve-demokrasi-gucleri-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP’nin Krizi, AKP’nin Umudu!</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/chpnin-krizi-akpnin-umudu/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/chpnin-krizi-akpnin-umudu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 12:58:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/chpnin-krizi-akpnin-umudu/</guid>

					<description><![CDATA[AKP iktidarı, CHP&#8217;nin kurultay davasının ertelenmesini kendi lehine bir fırsat olarak görmektedir. Yapılan anketler ya da seçim senaryoları hâlâ muhalefeti birinci parti konumunda göstermektedir. İktidar ise bu tabloyla yarışamayacak bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="181" data-end="657">AKP iktidarı, CHP&#8217;nin kurultay davasının ertelenmesini kendi lehine bir fırsat olarak görmektedir. Yapılan anketler ya da seçim senaryoları hâlâ muhalefeti birinci parti konumunda göstermektedir. İktidar ise bu tabloyla yarışamayacak bir noktadadır. Peki böyle bir durumda ne yapar? Dava sürüncemede bırakılır, tartışmalar diri tutulur, muhalefet kendi içinde bölünür. İktidar da tam bu anı bekler, tam bu kargaşadan beslenir.</p>
<p data-start="659" data-end="1328">Eğer Erdoğan kendisini güçlü hissetseydi, muhalefetin yeterince tepki göstermediğine kanaat getirseydi, en uygun anı yaratır ve seçim sandığını önümüze koyabilirdi. Oysa ki dava erteleniyor. Tartışmaların devam etmesi, muhalefetin kendi içine kapanması, iktidarın ömrünü uzatıyor. İşte kayyumlarla yönetilen belediyelerde gördüğümüz parçalanma, bugün Cumhuriyet Halk Partisi içinde de yeniden üretilmek isteniyor. Bu sadece CHP’ye karşı değil; barolara, sivil toplum kuruluşlarına, Alevi toplumuna karşı da aynı yöntem uygulanıyor. İktidar kendi varlığını ancak muhalifleri böldüğü, birbirine düşürdüğü, enerjilerini tükettirdiği ölçüde güçlendirebiliyor.</p>
<p data-start="1330" data-end="1731">Bu ülkede seçim yapılır mı? Son dönemde art arda gelen zamlar, vergilerdeki düzenlemeler, toplumun alım gücünü eriten kararlar… Bütün bunlar halkın sandığa güvenini azaltmaz mı? Erdoğan ve çevresinde toplanmış yapı, böylesi bir ortamda seçime gitmeyi göze alabilir mi? Görünen odur ki hayır. Tartışmalar uzadıkça, muhalefet birbirini yedikçe, iktidarın günü kurtarma ihtimali artıyor.</p>
<p data-start="1733" data-end="2074">Hukukun üstünlüğünden söz eden bir iktidar, Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamıyorsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını hiçe sayıyorsa, nasıl inandırıcı olabilir? Kendi koyduğu yasaları çiğneyen bir iktidarın “hukuk” kelimesini ağzına alması, halkın vicdanında karşılık bulabilir mi?</p>
<p data-start="2076" data-end="2493">İşin acı yanı, bugün yaşananların sorumluluğu yalnızca iktidara ait değildir. Geçmişte Kürt siyasetine yönelik operasyonlar karşısında sessiz kalan muhalefet, “bize dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışıyla bugünkü tabloya zemin hazırlamıştır. O gün görmezden gelinen baskılar, bugün CHP&#8217;nin kapısına dayanmıştır. Zulme sessiz kalan, bir gün o zulmün muhatabı olur.</p>
<p data-start="2495" data-end="2948">Oysa demokrasi, yalnızca işimize geldiğinde savunulacak bir değer değildir. Hukuk, lehimize işlediğinde alkışlanıp aleyhimize işlediğinde reddedilecek bir araç değildir. Hukukun ölçüsü hak, adalet ve vicdan olmalıdır. Bugün adalet saraylarının önünde gözü bağlı, elinde terazi tutan kadın heykeli bulunuyor. Ama ne yazık ki o heykel yalnızca bir süs, bir taş yığını olmaktan öteye gidemiyor. Eşitlik, adalet ve hukuk, bu ülkede sembolden ibaret.</p>
<p data-start="2950" data-end="3425">CHP&#8217;nin kurultay davası da bu çarpık düzenin bir aynasıdır. Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfi Savaş’ın Sabah gazetesine yaptığı açıklama, iktidar medyasının muhalefet içindeki çatlakları nasıl büyüttüğünü gözler önüne sermektedir. Parti değiştiren, ideolojik bir bağı bulunmayan siyasetçilerin varlığı, CHP’nin en büyük zafiyetlerinden biridir. Bu tablo, AKP’nin saldırılarından çok, muhalefetin kendi örgütlenme biçiminin zaafını göstermektedir.</p>
<p data-start="3427" data-end="3864">Türkiye siyasetinde menfaat ve çıkar üzerine kurulu bir düzen hâkimdir. Belediye başkanlarının satın alınması, muhalefet içinden koparılan isimlerin iktidara geçirilmesi bunun en açık kanıtıdır. Halk sandıkta muhalefete oy verir, ancak seçilen isim ertesi gün iktidar partisine rozet takar. Peki bu durumda temsil edilen oyların, inançların, ideallerin ne anlamı kalır? Seçmen kendi iradesinin böylesine pazarlanmasını sindirebilir mi?</p>
<p data-start="3866" data-end="4429">İktidar var gücüyle saldırganlığını artırırken, muhalefetin birleşmek yerine kendi içinde bölünmesi en büyük tehlikedir. Bir yanda yolsuzluğa, hukuksuzluğa batmış, iktidarı kaybettiği gün hesap vermekten korkan bir yapı var; diğer yanda ise bu saldırganlık karşısında yan yana gelemeyen, kendi içinde didişmekle meşgul bir muhalefet. Oysa halkın adalet arayışı, demokrasinin özlemi, ancak birlik ve dayanışmayla hayat bulabilir. Aksi halde bu düzen, yalnızca iktidarın değil, muhalefetin de zaafları üzerinden ayakta kalmaya devam edecektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/chpnin-krizi-akpnin-umudu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevi uyanışı sürüyor</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevi-uyanisi-suruyor/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevi-uyanisi-suruyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:25:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi algısı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi gençleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi sosyal hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi uyanışı]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kute]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[deyişler]]></category>
		<category><![CDATA[direniş geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[Düzgün Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Ana]]></category>
		<category><![CDATA[ermiş]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[evliya]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[Hemî Tazı]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyni duruş]]></category>
		<category><![CDATA[Kabe]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel zenginlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş]]></category>
		<category><![CDATA[Munzur]]></category>
		<category><![CDATA[Ocakların duman]]></category>
		<category><![CDATA[Ocaxe Bakê]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Tacım]]></category>
		<category><![CDATA[Salmanê Pok]]></category>
		<category><![CDATA[semah]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslam sentezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevi-uyanisi-suruyor/</guid>

					<description><![CDATA[Kandil geceleri kandil oluruz Kandilin içinde fitil oluruz Hakkı göstermeye delil oluruz Fakat kör olanlar görmez bu hali  (Edip Harabi) Alevi uyanışı sürüyor. Binlerce yıllık saldırıların yaratmış olduğu kırgınlık, kızgınlık&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kandil geceleri kandil oluruz<br />
Kandilin içinde fitil oluruz<br />
Hakkı göstermeye delil oluruz<br />
Fakat kör olanlar görmez bu hali </em><strong> (Edip Harabi)</strong></p>
<p>Alevi uyanışı sürüyor. Binlerce yıllık saldırıların yaratmış olduğu kırgınlık, kızgınlık ve korkular aşılıyor. Özellikle ana göbekte bulunan -Maraş, Malatya, Adıyaman, Sivas, Dersim, Erzincan, Kayseri &#8211; Kürt Alevileri kendilerini haykırmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşıyor. Her fırsatta kendisi olmak isteyen Alevilere karşı, Alevileri korkularına mahkum etmeye çalışan devlet ve onun gizli açık kurumlarının bu uyanışı engellemek için yeni korkular, saldırılar ürettiği görülmektedir.</p>
<p>Özellikle Ak Parti çevresinden, siyasi kadroları tarafından körüklenen söylemler, korkuları tetiklemek için bilinçli olarak üretilmektedir. CHP cephesini beslemek istedikleri ve Alevileri CHP’de toparlamak yönünde devletsel bir refleks içinde oldukları görülmektedir. Yıllar devletin Alevi politikalarının değişmediğini asimilasyonun temel bir yöntem olarak devam edeceğini göstermektedir. Gezi’de ortaya çıkan durum her ne kadar devletin Alevi politikasını bir kez daha gözden geçirmesini zorunlu bir hale getirmişse de, devlet içindeki değişik kanatların konu Alevilik olunca ortak bir tavır içinde olduklarına da şahit oluyoruz.</p>
<p>Alevilerin ehlileştirilmesi, Sünnileştirilmesi, devletle ilişkili bir inanç haline getirilmesi için Suriye’de katliamlarda hedef haline getirilerek, evler şahibeli bir şekilde işaretlenerek, İstanbul Şahintepesi, Kartal, Gazi, Diyarbakır cemevlerinde olduğu gibi ibadet yerlerine yönelik provokatif saldırıları gündeme taşıyarak, Alevileri teslim almaya çalışmaktadır.</p>
<p>Teslimiyet benzeşmeyi dayatmaktadır. Yüzlerce “Alevi dedesi” olduğu iddia edilen insan Kabe’ye taşınmıştır. Bununla; Alevi algısı devletin istediği merkeze yönlendirilmek istenmektedir. Merkez asimilasyonun boyutuyla ilgilidir. Devletin Alevileri ne kadar kendisini tanımaz hale getirdiğinin görülmesi açısından ibretlik bir durumdur. Gri pasaportlu dedelerin yeni icraatı olarak bu ziyaret devletin Alevi düşmanlığının resmi olmaktadır.</p>
<p>İnançları devlet merkezli yönetmek isteyen zihniyetin cumhuriyetle yaratmış olduğu Alevilerin, 12 Eylül ile birilikte Sünniliğe geçişinin tamamlanması sürecinin halkları olarak görülmelidir.</p>
<p>1940’lara kadar askeri olarak sağlanan hakimiyet, 1940’lardan 1980’e kadar başta Kürtlük, Alevilik olmak üzere tüm inanç ve farklı kültürlerin bitirildiği, içinin boşaltılarak unutturulduğu yıllar ve 1980 sonrası da asimilasyonun tamamlandığı Türk-İslamcı toplumsal, tekleştirilmiş yapının yaratıldığı yıllar olarak yönetilmiştir.</p>
<p>Kürt siyasetinin 12 Eylül’e karşı yaratmış olduğu direniş, tüm bu planları boşa çıkarırken, planın parçası olanlarla uyanışın çevresinde toparlananların mücadelesi bugün halen devam etmektedir. 12 Eylül’ün ürünleri Alevi asimilasyonunun tamamlanan kesimi, din değiştirmiş kesimi olurken, Kürt siyaseti kendi özüne bağlı, kendisi olan Aleviliğin arkasında durmuştur. Değerlerin yaşatılması, binlerce yıllık kültürel ve sosyal değerlerin yeni nesillere taşınması için büyük bir direniş vermiştir.</p>
<p>Binlerce Alevi genci bu direnişin bir parçası olarak, Hüseyni bir duruş sergilemiş, Alevi uyanışı, Kürt uyanışının harçları olarak büyük bir miras yaratmışlardır. Bugün Alevi asimilasyonuna karşı en büyük direniş işte bu mirastan beslenmektedir. Alevi sosyal hayatı, kültürel zenginlikleri bu direniş içerisinde toplumun tüm kesimlerine yayılarak büyümekte, itibar görmekte ve birlikte yaşamanın en güzel cephelerinden birini oluşturmaktadır. Alevilik gelişen bir değer olarak, herkesin dikkate alması gereken bir güç olarak artık varlığını hissettirmektedir.</p>
<p>Alevilerin yaşadığı her yerde korkularına teslim olanlar ile direniş geleneğinin temsilcileri arasındaki ayrışma derinleşmekte, Aleviler yeniden deyişler söyleyerek, semaha durmaktadırlar. Saldırı ne kadar büyükse, direnişte o kadar köklü ve derindir. Derinden gelen bir dalga, ses Alevi camiasında dolanmaktadır. Köklerine davet etmektedir. Hak ve hakikate davet etmektedir. Munzur’un, Düzgün Baba’nın, Ali Kute’nin, Elif Ana’nın, Pir Tacım’ın, Ocaxe Bakê’nin, Hemî Tazı’nın, Salmanê Pok’ın&#8230; Nice evliyanın, ermişin ruhu herkesi kendisi etrafında pervane olmaya davet ediyor. Ocakların dumanı tütüyor. Ya Hüseyin&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevi-uyanisi-suruyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevileri ‘dizayn’ etmek</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:12:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi müttefikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi oyları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[cemevlerinin yasal statüsü]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[dedelik]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Dergah]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikası]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlikçi paylaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi direnişçileri]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Demokratik Cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[ikrar]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Meydanevi]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[pirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[seçim süreci]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni-Alevi ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslam sentezi]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu din dersleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/</guid>

					<description><![CDATA[‘Ulu mahşer günü olur divan kurulur Suçlu, suçsuz gelir anda derilir Piri olmayanlar anda bilinir Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ (Pir Sultan Abdal) Türkiye’de seçim süreci ile birlikte dört bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>‘Ulu mahşer günü olur divan kurulur</em><br />
<em> Suçlu, suçsuz gelir anda derilir</em><br />
<em> Piri olmayanlar anda bilinir</em><br />
<em> Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’</em> <strong>(Pir Sultan Abdal)</strong></p>
<p>Türkiye’de seçim süreci ile birlikte dört bir yandan Alevilerin CHP bünyesinde toparlanması için kampanyaların başladığını görmekteyiz. Aleviliğe yönelik AK Parti ve Başbakan tarafından rahatsızlık veren söylemlerin bilinçli ve sistematik bir şekilde sarf edilmesinin karşısında, CHP’nin bir sığınak olarak resmedilmesi süreci bir devlet politikası olarak yürütülmektedir. Bu süreç Alevilerin varlıkları görünmeden ve de benimsenmeden sürmektedir. Devletin ‘Sünnileri kendi çatısı altında toplama partisi’ AK Parti ve devletin ‘Alevileri kendinde barajlama partisi’ CHP, Alevi siyaseti konusunda hemfikir bir tarzda yol almaktadırlar. Herkes kensine verilen rölü oynamaktadır.</p>
<p>Alevi değerlerinin varlığının önemsenmediği bir sürece daha tanıklık etmekteyiz. Örneğin Alevi oylarının yoğunlaştığı iddia edilen CHP tarafından Alevi kimliğinden dolayı kimse önemsenerek, ciddiye alınarak aday gösterilmemiştir. Buna karşın CHP bünyesinde MHP’li adaylar, cemaatçi adaylar, tüm kritik noktalarda aday gösterilerek sağ ve faşist eğilimler sosyal demokrat kisvesi altında bir daha iktidara taşınmak istenmektedir.</p>
<p>AKP, CHP’nin muhalefette kalması için çalışırken, CHP ise AK Parti’nin iktidarda kalması için çabalamaktadır. CHP’nin seçim sürecinde gösterdiği adaylar bu seçimde iddalı olmadığının kanıtıdır. İstanbul, Ankara, Hatay gibi illerde gösterilen adaylar klasik CHP’yi dahi temsil etmemektedir. Kendisini Gezi sürecinin Partisi olarak lanse etmeye çalışmış ise de, seçim sürecinde Gezi direnişçilerinin talebi olan Demokratik Kent Yönetimleri göz önünde bulundurulmamıştır. Görmek bile istenmemiştir. Klasik belediyeciliğin rant, iktidar, para çemberinde yürüyen anlayışın devamcısı olacağını tercihleriyle göstermiştir. Bu anlamda tüm adaylar, Türk- İslamcı bir karakter arz etmektedirler. Bu da Kürtlerin, Alevilerin, devrimcilerin yok sayılması, ciddiye alınmaması, kimliksel varlıklarının önemsenmemesi anlamına gelmektedir. Söylem düzeyinde ve pratik hayatta İmam Hatipler ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili meseleler; zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması gibi konular, devlet merkezli hiçbir siyasal partinin gündeminde değildir.</p>
<p>Devlet politikalarının değişik renklerdeki savunucuları ve örgütleyicileri açısından Aleviler ‘korkutularak oyları gasp edilmiş ve asimilasyonla sünnileşmeye mahkum edilmiş seçmenler’ olmaktan öte bir anlam ifade etmemektedir. Aynı bakış açısıyla Alevilik, cumhuriyetin kuruluş ideolojisine uygun bir şekilde -Türk- İslam senteziyle- yok sayılarak, varlığı hiçbir şekilde tahammül edilemeyen bir inanç olarak ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Aleviler ile Alevilik arasındaki derin ayrışma, bu politik kesimlerin Aleviler üzerinden rahatça istediklerini yapmaya fırsat vermektedir. Onun içindir ki devletin temel politikası Aleviliğin yok edilmesi; Alevilerin ise benzeştirilerek Türk- İslamcı sentezin malzemesi, yedeği haline getirilmesidir.</p>
<p>İşte böylesine bir süreçte yürütülen yok etme ve asimilasyon sürecine karşı direnen, varlığını cılız da olsa hissettirmeye başlayan, ‘Yaşayan Aleviliğe’ karşı amansız bir saldırı kampanyası geliştirilmektedir. Birçok kesim cemevleri merkezli Aleviliğin devlet bünyesi ile bütünleşmesinin zamanı geldiğini, bu yapılamazsa Aleviliğin kendi değerleri ile buluşarak devlete problem olacağını söyleyip akıl vermektedir. Kimileri, artık Aleviler için gerekli adımlar atılmazsa, Alevilerin yeni bir din ile ortaya çıkabileceklerini söyleyerek, hedef göstermektedir. Bu saldırılar, geldiği cephe açısından anlaşılırdır. Anlaşılamayan ise, Türk- İslam sentezine ve CHP’nin inkarcı asimilasyoncu politikalarına Alevileri mahkum etmek isteyen ve kendine ‘aydın’ diyen kimi çevrelerdir.</p>
<p>Bu gibi çok sayıda çevrenin nereden beslendiği bilinmektedir. Türkiye’nin yeniden dizayn edilmesi sürecinde Alevileri dizayn etmekle görevli kimi doçent, doktor, prof, öğretim üyesi sıfatlı devlet kadroları Alevilerin algısını yönlendirme mücadelesi içine girmişlerdir.</p>
<p>Bunun temel sebebi yaşayan Aleviliğin kendisini var etme sürecinde yarattığı özgürlükten, demokrasiden ve insan haklarından yana olan tavrıdır. Yaşayan Aleviliğin müttefiki ve ittifakları eşitlikçi, paylaşımdan yana, özgürlüklerin teminatı olan, halkların demokratik hareketidir. Gezi sürecinde öznesi olan ‘kendimi ve kentimi ben yönetmek istiyorum’ diyen ‘Halkların Demokratik Cephesi’dir. Ve bu cephenin devletçi Türk- İslamcı kesimleri korkuttuğu gün gibi açıktır. Hiçkimse, hiçbir gerekçe ile Alevileri katillerine oy vermeye davet edecek kadar kirli olamaz, pişkin olamaz. Alevilere bundan daha kötü ve daha ahlaksızca birşey dayatılamaz. Maraş’ın kanı kurumamıştır. Deniz’lerin, Mahir’lerin, İbrahim’lerin Mazlum’ların kanı ellerinde olanlar, Alevi toplumunun içinde elini kolunu sallayarak gezemez, gezdirilemez. Böyle bir utanca Alevilerin ortak olması düşünülemez. Korkularla siyaset yapılmamalı, korkudan katillere boyun eğilmemelidir. Korkmamak Alevi olarak kalabilmek, değerlerine sahip çıkabilmektir. Binlerce yıldır değerler topluluğu olarak var olan Alevilik; yoluna, atasına, insanına sahip çıkmayı sürdürecektir. Alevi olmanın şartı, Alevilik ve onun değerler dünyasının parçası olabilmektir.</p>
<p><strong><em>‘Geldiğiniz hak kapısı. Durduğunuz Mansur darı. Döktüğün varsa doldur. Ağlattığın varsa güldür. Yıktığın varsa kaldır. Gelme gelme! Dönme dönme! Gelenin malı, dönenin başı bu yolda! Gördüğünü ört, görmediğini söyleme. Sen sana sahip ol, seni senden aldık sana verdik.’ ‘Bu yol uzun bir yoldur gidemezsin. Demirden çarıktır giyemezsin. Demirden leblebidir yiyemezsin. Ateşten gömlektir giyemezsin! Geldin gördün. Gelme gelme, dönme dönme. İkrarını bozarsan ikrarın boynuna kement olsun mu? İkrarınızdan dönmeyeceğinize dağlar, taşlar, ağaçlar şahit olsun mu? Ay gün şahit olsun mu? Gece ve gündüz şahit olsun mu? Ayin-i cem erenleri şahit olsun mu?’</em></strong> (dar gülbangından) Gerçeğe hü!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevilik doğru yerde durabilmektir</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevilik-dogru-yerde-durabilmektir/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevilik-dogru-yerde-durabilmektir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:17:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi korku siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi köyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Aşık Mahzuni]]></category>
		<category><![CDATA[barış süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan]]></category>
		<category><![CDATA[birlik ve beraberlik]]></category>
		<category><![CDATA[cemevleri açılışı]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi süreci]]></category>
		<category><![CDATA[demokratikleşme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru temsiliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Y.]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel dövmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Güngören saldırısı]]></category>
		<category><![CDATA[hak ve hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[halkın talepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kazlıçeşme]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi aile]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[orantısız şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[ötekileştirme]]></category>
		<category><![CDATA[polis müdahalesi]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal İslam]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal tahrik]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset ve ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal barış]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal değişim]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal gerginlikler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[yaz festivalleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevilik-dogru-yerde-durabilmektir/</guid>

					<description><![CDATA[“İçi yalan dışı yalan Her bakışı binbir plan Gül boyanmış kara yılan Abur cubur Adam Etme dedim tutma dedim Dostluğu unutma dedim Sana verdiğim lokmayı Çabuk biter yutma dedim” (Aşık&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“İçi yalan dışı yalan</em><br />
<em> Her bakışı binbir plan<br />
Gül boyanmış kara yılan<br />
Abur cubur Adam<br />
Etme dedim tutma dedim<br />
Dostluğu unutma dedim<br />
Sana verdiğim lokmayı<br />
Çabuk biter yutma dedim” </em><strong>(Aşık Mahzuni)</strong></p>
<p>Yaz geldi. Büyük şehirlere sıkışan, sıkıştırılan insanların memleketlerine akışı da başladı. Festivaller, şenlikler organize edilmeye, köylerde cemevleri açılmaya başlandı. Bazı yerlerde temellerin atılması için hazırlıklar yapıldı. “Ya haq” diyerek bu yazın gönüllerdeki gibi geçmesini diliyorum&#8230;</p>
<p>Gönül isterdi ki bu yazımızda dergahlarımıza akan bizlerin ruh halini yazalım. Atılacak temellerin ebedi olmasını temenni edip, “hizmetiniz haq’a yazıla” dileyelim. Ama gelin görün ki gerginlikler yaratan, tahrik eden, saldırtan siyasal iktidar yaşama dair kaygılarımızı artırmıştır. Geleceğe dair güzel şeyler düşünmemizi engellemektedir. Toplumun kendisini ifade etmesini, tarihi, kültürel varlığını sürdürebilmesini tehdit etmektedir. Başbakan ve AKP şahsında tekleştirme hareketi yeni bir şekil almışa benzemektedir. Kemalist iktidar tiplemesinden, siyasal İslam iktidarı tiplemesine geçilmiştir. Kemalist vatandaşlıktan sonra şimdi de siyasal İslam vatandaşlığı yaratılmıştır. Siyasal İslam’ın vatandaşı olmayanlara bu ülkede nelerin yapılacağının resmi de Gezi Parkı olayında ortaya konmuştur. Farklılıkların nasıl algılanacağı da bir kez daha toplumun tüm kesimlerine gösterilmiştir.</p>
<p>Bu durum sokakta yeni çatışmaların doğmasına zemin hazırlamaktadır. Tam da barışa dair, demokratik değişim sürecine dair umutlar gelişmişken ve bunun için Kürtler büyük fedakarlıklarla adımlar atarken, siyasi iktidarın savaşa hazırlanır gibi tüm kesimleri tahrik etmesi anlaşılır değildir. Sonuçları da kimsenin altından kalkamayacağı yaralara vesile olabilir. Yaşam üzerinde siyaset yapılmasına tahammül etmez. Edemez. Sayın başbakan Kazlıçeşme’de gövde gösterisi yaparken, Taksim’deki vatandaşlarına orantısız ve haksız şiddet uygulamıştır.</p>
<p>Bu ‘münferit’ olaylardan bir tanesinin hedefi İstanbul, Güngören’de Kürt Alevi aile olmuştur. Geçtiğimiz Pazar günü 70 yaşındaki Elif  Y. AKP’nin gerdiği, saldırganlaştırdığı ve tahrik ettiği “dindar insanlar” tarafından saldırıya maruz kalmıştır. “Mahallemizde Hıristiyan istemiyoruz” diye sloganlar atıp, mahalleliye de tempo tutturan saldırganlar, ellerini kollarını sallayarak oradan ayrılmışlardır. Kürt kadınlarının geleneksel dövmelerini diğer saldırganlara göstermek isteyen bir kadın saldırgan, Elif Y.’nin elbiselerini parçalayarak kolundaki artı şeklindeki -ki Elif  Y. “uçak gibi olsun dövmem diye bunu yaptırmıştım” diyor- bir dövmeyi göstererek “Ben size demedim mi bunlar Hıristiyan, bunlar gavur, bunları mahallemizde istemiyoruz” diyor. İşyerlerinin içine giren onlarca saldırgana bu “tespit edilmiş Hıristiyanlık” karşısındaki tavrı vahametin boyutunu gösteriyor. Saldırganlara tempo tutuluyor. Alkışlar eşliğinde saldırganların gazası kutlanıyor. Aklıselim bir iki kişinin araya girmesiyle olay son buluyor. Çağrılan polis ise her zamanki gibi saldırganların dağılmasından sonra gelebiliyor.</p>
<p>Böylesine kendisinden olmayana saldırma hakkını kendisinde gören anlayış demokrasi ve barış sürecini ne kadar hazmedebilir ki. Böyle bir kitle üzerinde siyaset yapmayı temel bir ilke haline getiren başbakan toplumun ötekilerine ne kadar güven verebilir. Kürtlere, Alevilere böyle fütursuzca saldırma hakkını kendinde görenler bu ülkenin nesidirler? Bu ülkenin ötekileştirilenlerine, renklerine, kültürlerine düşman olanları koruyan ve kollayan kolluk kuvvetleri kimin, neyin güvenliğini sağlıyorlar? Böylesine utanç resimlerinin doğması yaygınlaşması ve doğallaşması toplumu ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. Birlikte yaşama arzusunu öldürmekte, şiddetin ise doğallaşmasına vesile olmaktadır.</p>
<p>Sayın başbakan kendi deyimiyle yüzde ellinin oyunu arkasına almış birisidir. Yüzde ellinin oyunu alabilmek siyasi bilgi ve birikim işidir. Cehalet ile izah edilecek bir durum değildir. Eğer gerçekten gelişen bir Türkiye, demokratikleşen bir Türkiye yaratılmış iddiasında isek, nasıl bu kadar sorumsuzca adımlar atabiliriz. Ortada bir cehalet yok ise bir niyet vardır. Bu niyet sokakta iyi bir niyet olarak okunmamaktadır. Sokağın görebildiğini, hissettiğini başbakan göremiyor, hissedemiyor diyemeyiz. Öyle ise geriye niyet meselesi kalıyor. Başbakanın niyeti kötüdür&#8230;</p>
<p>Alevilerin bugün korku siyasetine başbakan tarafından terk edilmesi, hatta bilinçli olarak oraya doğru yönlendirilmesi gibi bir durum da söz konusudur. Alevileri korkutarak, hayatlarına müdahale ederek CHP’de toplamaya çalışmak başbakanın neden temel bir siyasi hareket tarzı oluyor. CHP’yi güçlendirmek, Alevileri orada toplamak Sayın Başbakan’a ne gibi bir artı getirecek? Sokaktaki insanların birbirine düşürülmesi, Sünnilerin Alevilere saldırması, Türklerin Kürtlere saldırması üzerinden nasıl bir siyaset yapılması düşünülebilir? Bunun hiçbir ahlaki yanı olamaz. Kirli siyaset dedikleri bu olsa gerek. Siyasetin temizlenmesi, demokrasinin geliştirilmesi hedefi ile iktidara gelen AKP şimdi bunu kendisinin yapmasına nasıl izin verecektir? Yalan sahibini bulur.</p>
<p>Biz Aleviler açısından sürecin doğru okunması büyük bir önem arz ediyor. AKP’nin yalan siyaseti CHP’nin inkarcı ve imha siyaseti arasında bir tercih yapmak zorunda değiliz. Asimilasyonun biçimleri arsındaki fark, yanlışın yanlışla beslenmesidir. Doğru yerde durabilmek Aleviliktir. Yanlışla, başka bir yanlış düzeltilemez. Yanlışlar doğrularla düzelir. O zaman kendi doğrularımızla var olmak kaçınılmazdır. Doğru olan, hak olan, hakikat olan, halkın duruşu, talebi ve temsiliyetidir. Bu temsiliyet, yürekte birliği arzulayabilmektir. Alevilerin arzusu da budur&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevilik-dogru-yerde-durabilmektir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Utan, unutma (3K)</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:15:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[çok kültürlülük]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[derin devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Elbistan]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon avukatlığı]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlik mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi olayları]]></category>
		<category><![CDATA[halkların kardeşliği]]></category>
		<category><![CDATA[kanlı siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[katliam anmaları]]></category>
		<category><![CDATA[katliam sorumluları]]></category>
		<category><![CDATA[katliamın etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kırıkhan]]></category>
		<category><![CDATA[Koçgiri katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ebussuud]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Ökkeş Kenger]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı fetvası]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[sol kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal direniş]]></category>
		<category><![CDATA[unutulmaması gerekenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/</guid>

					<description><![CDATA[“yadeller, uy amman amman bu nasıl maraş, bu nasıl maraş ağam ağam kızıl kan içinde can veren kardaş kardaş kalk gidelim, yoldaş kalk gidelim, bizim eller kırçıllıdır geçilmez yollar çamur&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“yadeller, uy amman amman<br />
bu nasıl maraş, bu nasıl maraş<br />
ağam ağam<br />
kızıl kan içinde can veren kardaş<br />
kardaş kalk gidelim,<br />
yoldaş kalk gidelim,<br />
bizim eller kırçıllıdır geçilmez<br />
yollar çamur kurusun da gidelim<br />
buradan gidelim oy oy oy”</em></p>
<p>“Kızılbaşların topluca öldürülmeleri elbette dinimize göre helaldir. Bu, en büyük, en kutsal savaştır&#8230; Bu yolda ölmek de şehitliğin en ulusudur” diyen Osmanlı şeyhülislamı Mehmet Ebussuud el-Îmadi’nin 16. yüzyılda Alevileri hedef alan fetvası, MHP suretiyle 1978 de Maraş’ta yeniden can buldu. Suret MHP idi, ruhu ise derinlerde olan devletti. Herkes biliyordu, hemfikirdi. Yıllar gizli çekmecelerde katliamı deşifre etse de, zaman aşımına uğramış kanlarımızın katilleri, aramızda dolaşmaya devam ediyor. Pişkince, işledikleri her cinayet için ödüllendirilmiş kirli ruhları, kirletilmiş düşkün taifesini de içine katarak, dünyanın en çirkin insanı yaratılıyor. Onlar “şereflerini de” kaybedenler oluyor&#8230;</p>
<p>Şerefini kaybedenler, utanmıyor. Utanmadığı için, “Ben MHP’liyim” bile diyebiliyor. Utanmadığı için, Pir Sultan köpeklerinin bile itibar etmediğine inandığımız harama -beş kuruşa- yalanıyor. Elbistan’da, Maraş Katliam’ının gizli ortağı CHP’nin çağrısıyla “aşiret” -Alevi- oylarıyla iki dönem belediye başkanlığını MHP’ye kazandırabiliyor. Utanmayanlar halkası yayılıyor&#8230; Katillerimizden iyi adamlar çıkarma sevdası, kirli yüzümüzü örten bir maske oluyor. Ruhunu katilline satmış bedenler her katliamda daha da artarak aramızda dolaşıyor&#8230;</p>
<p><a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2013/12/maras_seyadil_mezarligi.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a>Koçgiri, Dersim, Elbistan, Kırıkhan, Malatya, Sivas, Çorum, yine Sivas, Gazi&#8230;</p>
<p>Ve onlar bizden aldıkları kanla -oylarla- Ergenekon’a avukatlığa soyundu. Gözlerimizin içine bakarak “Dersim’de analar ağlamasın denilmedi” dedi. Birileri de Maraş Katliam’ının baş sorumlusu gösterilen Ökkeş Kenger’i, Alevilerin derdine derman olsun diye sofralarına çağırdı. Katillerden milletvekili, bakanlar çıkardı.</p>
<p>Bizse, kadın, çocuk, yaşlı, genç yüzlerce Alevi vahşice katledilerek üretilen korku siyasetini örgütlemek için, emeğimizi katillerimize katık ediyoruz. Hoşgörü hikâyeleri anlatıp, acizliğimizi allayıp, pullayıp ancak kendimizi satıyoruz. Ayıp artık&#8230;</p>
<p>Bakalım bir daha Maraş’ın resimlerine! Utanalım ki, unutmayalım kim olduğumuzu.</p>
<p>Kim olduğumuz!&#8230; Üç kelimede saklı olan, Maraş’ta kanla gömülmek istenen&#8230;</p>
<p><strong>Maraş’ta katledilmek istenen Kürtlüğümüzdü&#8230;</strong></p>
<p>Sonuna kadar, bildiğimiz dilimizin döndüğü kadar Kürtçe konuşarak, varlığımızı her alanda hissettirmek, katledilen insanlarımıza sahip çıkmaktır. Katliama mantığına karşı büyük bir direniştir.</p>
<p><strong>Maraş’ta katledilmek istenen Aleviliğimizdi&#8230;</strong></p>
<p>Sonuna kadar ikrarımıza sadık kalarak, pirlerimizin, dedelerimizin kelamlarından, deyişler, semahlar dönerek, onları yücelterek, onlarla yücelerek, Aleviliğimizi çocuklarımıza miras olarak aktarmak suretiyle varlığımızı sürdürmek, katillere verilecek en büyük cevaptır.</p>
<p><strong>Maraş’ta katledilmek istenen sol yanımızdı&#8230;</strong></p>
<p>Soldan hayata bakmak ve onun değerler toplamı içinde kimliklerimizi yaşatmak, çok kültürlü, demokratik ve eşitlikçi birlikte bir hayatın varlığını yaratmak, bizleri yok etmek isteyenlerin suratına inmiş bir tokattır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soykırım suçları ve Dersim</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/soykirim-suclari-ve-dersim/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/soykirim-suclari-ve-dersim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jul 2024 10:16:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[1937]]></category>
		<category><![CDATA[1938]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[askeri müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[askeri operasyon]]></category>
		<category><![CDATA[azınlık hakları]]></category>
		<category><![CDATA[BM Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim isyanı]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[etnik çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[etnik temizlik]]></category>
		<category><![CDATA[faşizan söylem]]></category>
		<category><![CDATA[faşizm]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki süreç]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları ihlalleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt-Alevi nüfusu]]></category>
		<category><![CDATA[mağara zehirleme]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[resmi itiraf]]></category>
		<category><![CDATA[soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[TCK]]></category>
		<category><![CDATA[Tunceli]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Adalet Divanı]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/soykirim-suclari-ve-dersim/</guid>

					<description><![CDATA[Tunceli kendi küllerinden kendisini haykırdı. Utancın sessiz sahipleri için de yeniden Dersim olu verdi. 1937/38 de işlenmiş cinayetlerin resmi tüm çıplaklığıyla bir kez daha ortaya döküldü, caninin pişkince itirafları eşliğinde.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tunceli kendi küllerinden kendisini haykırdı. Utancın sessiz sahipleri için de yeniden Dersim olu verdi. 1937/38 de işlenmiş cinayetlerin resmi tüm çıplaklığıyla bir kez daha ortaya döküldü, caninin pişkince itirafları eşliğinde.</p>
<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen&#8221;in dem vurduğu cinayetler ne anlama geliyor? &#8220;İnsanları mağaralarda fare gibi zehirlemek&#8221; uluslararası hukukta ve iç hukukta ne ifade ediyor?</p>
<p>Soykırımın Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşmeyi özetlersek;</p>
<p>Söz konusu sözleşmeye göre<strong> SOYKIRIM</strong>, “Ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir grubu toptan ya da bir bölümünü yok etme niyetiyle,<br />
a) Grup mensuplarının öldürülmesi,<br />
b) Grup mensuplarına fiziki ve ruhsal olarak önemli ölçüde zarar verilmesi,<br />
c) Kısmen veya tamamen yok etme kastıyla grubun fiziksel varlığını sona erdirecek şekildeki yaşama koşullarına tabi tutulması,<br />
d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla kısıtlamalar konulması,<br />
e) Bir grubun çocuklarının zorla başka bir gruba nakledilmesidir.”</p>
<p>BM Sözleşmesi&#8221;nin tanımını esas alan Uluslararası Adalet Divanı&#8221;na göre de SOYKIRIM suçunun dört unsuru var:<br />
1) Suçu işleyen, bir veya daha fazla insan öldürmüştür,<br />
2) Öldürülen kişi veya kişiler belirli bir milli, etnik grup, ırk veya dini gruba aittir,<br />
3) Suçu işleyen, o grubu kısmen veya tamamen yok etmek amacındadır,<br />
4) Söz konusu eylem&#8230; grubu ortadan kaldırmaya yöneliktir.</p>
<p>Soykırımın Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme, 9 Aralık 1948 tarihinde Paris&#8221;te toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu&#8221;nda kabul edilerek, imza, onay ve katılıma açılmıştır. Sözleşme 12 Ocak 1951 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye Sözleşmeyi 23 Mart 1950&#8243;de onaylamıştır.</p>
<p>24 Eylül 2004 tarih ve 5237 sayılı yeni TCK ya giren tanım ve öngörülen cezaları (madde 76. &#8211; (1) bir plânın icrası suretiyle, millî, etnik, ırkî veya dinî bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerine karşı aşağıdaki fiillerden birinin işlenmesi, <strong>SOYKIRIM</strong> suçunu oluşturur:</p>
<p>a) Kasten öldürme.<br />
b) Kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme.<br />
c) Grubun, tamamen veya kısmen yok edilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması.<br />
d) Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması.<br />
e) Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi.<br />
(2) Soykırım suçu failine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. ancak, soykırım kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır.<br />
(3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.<br />
(4) <strong>Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.</strong></p>
<p>Dersimde yaşananlara birde bu gözden bakıldığında hukuksal sürecin işletilmesi konusunda da adımlar atılmalıdır. Atılmalıdır ki, ırkçı ve faşizan söylemler itibar bulmasın. Nasıl ki Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde faşizm bir suçsa, Türkiye&#8221;de de suç haline getirilsin.</p>
<p>Kasım 2009</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/soykirim-suclari-ve-dersim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
