<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Asimilasyon politikaları &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/asimilasyon-politikalari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Aug 2024 14:30:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Asimilasyon politikaları &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mansur darındayız!</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/mansur-darindayiz/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/mansur-darindayiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 14:30:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Asimilasyon politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[dar-ı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Enel hak]]></category>
		<category><![CDATA[Êzidîler]]></category>
		<category><![CDATA[Hallac-ı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[IŞİD saldırısı]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt siyasal hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Laleş]]></category>
		<category><![CDATA[Musul tarihi eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Rojava]]></category>
		<category><![CDATA[Şengal katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Adi]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarih katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[YPG direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Zerdüşti katliamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/mansur-darindayiz/</guid>

					<description><![CDATA[“Cehennem, acı çektiğimiz yer değildir; acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir&#8230;!” (Hallac-ı Mansur)“IŞİD çeteleri Şengal’e girdi” haberi, beraberinde katliam, göz yaşı ve acı getirdi. İnsanlık, yerinden yurdundan edilen Êzidîlerin fotoğraflara yansıyan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em style="color: #262626;">“Cehennem, acı çektiğimiz yer değildir; acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir&#8230;!” </em><strong>(Hallac-ı Mansur)</strong><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">“IŞİD çeteleri Şengal’e girdi” haberi, beraberinde katliam, göz yaşı ve acı getirdi. İnsanlık, yerinden yurdundan edilen Êzidîlerin fotoğraflara yansıyan kareleri ile yeni bir utanca şahitlik etti. Yüreğimiz bir kez daha derin yara aldı. Aynı yüzlerce yıl önceki gibi; 7. yüzyılda ceylan derisi üzerine Hewrami (Gorani) lehçesiyle yazılan bir şiirde, İslam halife ordularının Zerdüşti topluluklara karşı yaptığı katliam anlatılmaktaydı ve lanetlenmekteydi;</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><em style="color: #262626;">“Kutsal yerler yakıldı, kutsal ateşler söndü<br />
Herkesten gizlerdi namlı büyükler<br />
Zalimler girdi ta Fırat’a dek<br />
Köylerden tut da ta Şehrizur’a kadar<br />
Esir alındı bütün kızlar ve kadınlar<br />
Kendi kanında boğuldu özgür adamlar<br />
Kimsesiz kaldı Zerdüşt’ün töresi, dini<br />
Yüce Hürmüz affetmeyecek hiç birisini”</em><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Bugün gene Musul’da tarih katledildi. Mabetler, türbeler, kiliseler, tarihi eserler kısacası insanlığın ortak tarihi, kültürü hedef alındı. Taş üstüne taş bırakılmadı. İnsanlığın izleri silinmeye çalışıldı. Ortak yaşam katledildi. Şimdi sıra Şengal’e geldi&#8230;</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Alevi ve Êzidî tarihinin en değerli mirası, Hallac-ı Mansur’un makamı, mezarı IŞİD’in saldırısı altında. Yunus Peygamber’in türbesini havaya uçuranlar, Laleş’e, Şeyh Adi’nin mezarına ve onun mezarının yanındaki Hallac-ı Mansur’un mezarına doğru ilerlemek için var gücüyle Êzidîler şahsında insanlığa, insanlık değerlerimize saldırıyor.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Hallac-ı Mansur ki; Alevi-Kızılbaş düşüncesinin felsefi köküdür. Kurucularından biridir. Cem ayinlerindeki en yüksek makam olan Dar-ı Mansur divanının sahibidir. Temsilcisidir. Durduğu dar hak ve hakikat darıdır. Haklı ile haksızın ayrıştığı, halkın dahil olduğu mahkemedir. Bu mahkeme yüzlerce yıldır devam eden hak ile haksızın mücadelesinde bir meşale gibidir. Binlerce kez saldırıya uğramıştır. Unutturulması için her şey denenmiştir. Yazılı kaynakları tahrip edilmiştir. Tüm bunlara rağmen Hallac-ı Mansur gerçeği, hakikat yolculuğunda ayakta kalabilmiştir.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Hallac-ı Mansur’u bu kadar güçlü kılan ve günümüze kadar gelmesini sağlayan Alevi ve Êzidî felsefesindeki yaratıcı yeridir. Kararlılığı ve fikirleri için darağacını, ölümü Kerbela’daki Hüseyin gibi göze almasıdır. Düşüncelerini ölümüne savunmasıdır.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">“Enel hak”&#8230;</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Êzidîlerin bir inancına göre ise: “Hallac-ı Mansur idam edildiğinde ruhu, bedeninden ayrıldı ve suların üzerinden uçmaya koyuldu. Rastlantı sonucu, kız kardeşi, su almaya geldi; testisini Dicle’nin suyundan doldurdu; erkek kardeşini fark etmedi; eve döndüğünde susadı ve bu testiden su içti. Böylece Mansur’un ruhu, onun bedenine girdi; önce onun erkek kardeşi iken, şimdi oğlu oldu. Bu olaydan dolayı Êzidîler, ağzı tülbentle kapalı olmadıkça hiçbir dar ağızlı kaba su doldurup bundan içmezler.” (Six Months In a Syrian Monastery; by Oswald H. Parry, B. A. (London; Horace-Cox, 1895); s. 372)</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Roger Lescot ‘Yezidiler’ adılı eserinde, Hallacilerin, özellikle Êzidî Şeyhi Adi Bin Musafır’ın Hallac-ı Mansur’a abartılı bir sevgi ile bağlı olduğuna dikkat çeker. Şeyh Adi’nin Mansur’un yolunda gittiğini söyler. Bundan yola çıkarak Şeyh Adi’nin Hallaç’ın soyundan olabileceğini yazar&#8230;</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">“Hallaciyenin son temsilcileri Kadderiye’de toplanmış ve Şeyh Adi’de bizzat bu toplantıya icabet etmişti. Yezidilerin çok büyük saygı gösterdikleri Hallac-ı Mansur’un mezarı bu gün Irak’ın Musul kentinin kuzeyindeki Laleş’te bulunan Şeyh Adi’nin mezarı yanındaki Bağdat Şehitleri’ne ayrılan bir bölümde bulunmaktadır.” (a.g.e)</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">&#8230;</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Tarihe karşı işlenen suçlara bir yenisi eklenirken, direniş de o kadar kahramanca olmuştur. Êzidîlerin yalnız olmadığı ve değerlerin ne pahasına olursa olsun korunacağını YPG şahsında Kürt siyasal hareketi ortaya koymuştur. Rojava’daki tüm imkansızlıklara ve saldırılara rağmen sınırları aşarak insanlığa siper olmuştur. Bu kahramanca çıkış, dikkatleri Şengal’e çekmeyi başarmış, sorumluluktan kaçanları Kürt halkı içinde teşhir etmiştir. KDP başta olmak üzere Kürt parti ve çevrelerini Şengal’e sahip çıkmaya mecbur bırakmıştır. İnsanlığı sorumluluğa davet etmiştir. IŞİD saldırıları karşısında gösterilen bu tavır, Ortadoğu’da güvenin adresini, katliamlara karşı direnişin adresini de herkese göstermiştir.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Mansur darındayız&#8230; Hak ile hakikat darındayız&#8230; IŞİD katliamları karşısında nerede olduğumuzu sorgulama günündeyiz&#8230;</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Rivayet edilir ki; “İdam edilmeden önce halk taş atmaya başladı. Atılan taşlara hiç ses çıkarmıyor, hatta tebessüm ediyordu. Bir dostu, taş yerine gül attı. O zaman Mansur hazretleri inledi. Sebebi sorulduğunda; ‘Taş atanlar beni yakınen tanımayanlardır. Tabiidir ki halden anlamazlar. Halden anlayanların bir gülü bile beni incitti.’ cevabını verdi.</span></p>
<p><span style="color: #6a6a6a;">08.08.2014</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/mansur-darindayiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teslim taşı</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/teslim-tasi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/teslim-tasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2024 08:19:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi cenaze erkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ibadetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inkârı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarihindeki yanlışlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarikatları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Asimilasyon politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Balım Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Bektaşilik]]></category>
		<category><![CDATA[Cem evleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaşi Veli]]></category>
		<category><![CDATA[Helallik töreni]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı döneminde Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/teslim-tasi/</guid>

					<description><![CDATA[Dü çeşmim kan ağlamaktan gözlerim yaş incidir Kadir kıymet bilmeyenler yaren yoldaş incidir Dinle sözüm al nasihat konuşma cahil ile Cahilde bir kem söz var ki değse bin baş incidir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dü çeşmim kan ağlamaktan gözlerim yaş incidir<br />
</em><em>Kadir kıymet bilmeyenler yaren yoldaş incidir<br />
</em><em>Dinle sözüm al nasihat konuşma cahil ile<br />
</em><em id="__mceDel"><em>Cahilde bir kem söz var ki değse bin baş incidir  </em></em><strong>(Aşık Tüccari)</strong></p>
<div>
<p><em id="__mceDel"><em id="__mceDel"><em id="__mceDel"><em id="__mceDel">Geçen haftaki Alevilerde cenaze erkânıyla ilgili yazımız üzerine çoğunluğu destekleyici  olarak birçok eleştiri aldık. Özellikle Alevi geleneklerine aykırı uğurlama erkânları konusunda toplumun ne kadar muzdarip olduğunu bu yazı vesilesiyle bir kez daha gördük. Alevilerin kendi gelenekleriyle cenazelerini uğurlamaları için ne gerekiyorsa onu yaparak, hayata geçirilmesi, asimilasyona karşı önemli bir direniş unsuru olacağı kanaati içindeyim. Özellikle uğurlama törenlerinde Alevi edep, erkân ve diliyle bu hizmetlerin görülmesi toplumun geçmişiyle yol alması anlamına gelecektir.</em></em></em></em></p>
<p>Asimilasyonun inkâr ve imhanın Alevi toplumu içerisinde yarattığı kargaşanın temel unsurlarından bir tanesi de 1500’lü yıllarda Osmanlı’da Yavuz Sultan Selim eliyle geliştirilen ve hiçbir şekliyle Hacı Bektaşi Veli’nin kendisi ve öğretisiyle ilgisi olmayan ve günümüzde Bektaşilik olarak şekil bulmuş olan Alevi tarikatının yaratmış olduğu olumsuz durumdur.</p>
<p>Hacı Bektaşi Veli’nin ölümünden yüzlerce yıl sonra, Alevileri merkezi otoriteye bağlamak amacıyla, Yavuz Sultan Selim’in Bektaşi Dergâhı’na ataması Balım Sultan eliyle Bektaşi Dergâhı’na müdahale edildi. Kalender Çelebi’nin Nurhaklarda şehit edilmesinin ardından da Osmanlı’nın Aleviler içerisinde ki bir devlet kurumu biçiminde temsilini buldu. Bektaşilik; Alevi dilinin, inancının, edep ve ahlakının Osmanlı’ya uygun hale getirilmesinin adı olmuştur. Bir asimilasyon kurumu olarak Aleviler içinde iş görmeye başlamıştır.</p>
<p>Bektaşiler, Alevilerin biat etmesi için çokça seferde yer alınmıştır. Özellikle Yeniçeri Ocağının etkin olduğu zamanlarda birçok Alevi katliamı olmuştur.  Yavuz Sultan Selim zamanında yapılan Alevi katliamların da Yeniçeriler rol oynamıştır. Rivayet odur ki; Şah Hatayi’nin deyişlerini nefeslerinin söyleyerek, Şah İsmail’e (Şah Hatayi) karşı savaşmışlardır. Bu gün Hünkâr Hacı Bektaşi Veli’nin yanında bulunan Balım Sultan türbesi ve etrafındaki birçok düzenleme Yavuz Sultan Selim’in komutanları tarafından yaptırılmıştır. Bu anlamda Hacı Bektaşi veli türbesinin etrafında bir Alevi inkârı örülmüştür. Bu anlamıyla Hünkâr kuşatılmıştır. Onun kimliğine karşın uğursuz bir rol yüz yıllardır sürdürülmektedir.</p>
<p>Osmanlı döneminde Balım Sultan süreğiyle yol alanlar, boyunlarına teslim taşı -Bektaşi dervişlerinin taşıdığı bir eşyadır; Bektaşi dergâhına teslimiyet manasına gelen, dervişlerin boyunun çıkarmadıkları taştır- asıp biat edenler, Osmanlı’nın vergidarları, vergi toplayıcıları olmuşlardır. Alevilerin vergileriyle Osmanlıya ortak bir akım olarak Aleviliğe karşı sürekli biat isteyen bir noktada durmuşlardır.</p>
<p>Biz Aleviler olayları ve olguları değerlendirirken tarihimizin iç yanlışlarını da ele alıp, bu günü yapılmak istenilenleri bir kez daha yorumlayabiliriz. İktidar ile iletişim içinde olmak, sistemin bir parçası olmak gibi avantajları kullanarak bu günde Aleviler Balım Sultan süreği tarafından biate çağrılmaktadır. Sistemin imkânlarını arkasına alarak propaganda, eğitim ve Alevileri Balım Sultan tarikatı içerisinde eritme çabası devam etmektedir. Devlet de bunu sağlanması ve her alanda hakim kılınarak, teslim taşını Alevilerin boynuna asmaya çalışmaktadır.</p>
<p>Cemevi, cenaze erkânı, cem bağlama ve bunların günlük kullanım dili, kendini ifade etme araçları Aleviliğin özünde koparılarak Bektaşi bir resme büründürülmektedir. Dağ, taş, ağaç, ziyaretlerle kendilerini ifade etmeye çalışan Aleviler, aslanın suretinde kendini bulanlar, Munzur’u, Düzgün Baba’yı unutanlar, şimdi Balım Sultan taifesinde biatin sembolü olan teslim taşını ve tarikat yüzüklerini canlandırarak, içsel asimilasyonun resmini ortaya koymuş oluyorlar.</p>
<p>Aleviliğin, Alevilerin değerli bir düşünürü olan Hacı Bektaşi Veli’nin adının böyle bir asimilasyon politikasına alet edilmesi durumuna karşı daha duyarlı olmak gerekmektedir. Alevi değerlerin düşünürlerin dejenere edilerek toplumun teslim alınmasına karşı çıkmak hayati görevdir.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/teslim-tasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
