<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alevilik &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/alevilik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Mar 2026 15:22:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Alevilik &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Devletin Alevi Çarkı Yeniden Dönüyor</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/devletin-alevi-carki-yeniden-donuyor/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/devletin-alevi-carki-yeniden-donuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 21:54:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikası]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal tartışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/devletin-alevi-carki-yeniden-donuyor/</guid>

					<description><![CDATA[Uzun süredir Alevilere dönük yürütülen siyaset, Alevilerin öz taleplerine yanıt üretmekten çok, onları belirli siyasal kalıplara sıkıştırmayı hedefleyen bir çizgide ilerliyor. Alevilerin kendi kimliğiyle, kendi talepleriyle, demokrasi güçleriyle yan yana gelme ihtimali her güçlendiğinde, devlet aklı devreye giriyor ve bu süreci dağıtacak hamleler geliştiriyor. Bugün yaşadığımız tartışmalar, yalnızca güncel polemikler değildir. Bu tartışmalar aynı zamanda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süredir Alevilere dönük yürütülen siyaset, Alevilerin öz taleplerine yanıt üretmekten çok, onları belirli siyasal kalıplara sıkıştırmayı hedefleyen bir çizgide ilerliyor. Alevilerin kendi kimliğiyle, kendi talepleriyle, demokrasi güçleriyle yan yana gelme ihtimali her güçlendiğinde, devlet aklı devreye giriyor ve bu süreci dağıtacak hamleler geliştiriyor.</p>
<div>
<p>Bugün yaşadığımız tartışmalar, yalnızca güncel polemikler değildir. Bu tartışmalar aynı zamanda Alevi hareketinin önümüzdeki dönem hangi yönde ilerleyeceğine dair bir yol ayrımını da ifade ediyor. Farklı çevrelerden, farklı aktörlerden çeşitli yaklaşımlar gündeme getiriliyor. Ancak dikkatle bakıldığında, bu yaklaşımların önemli bir bölümünün geçmişten tanıdık olduğunu görmek zor değil. Alevileri denetim altında tutmaya dönük, onları kendi öz mücadele dinamiklerinden koparmayı amaçlayan siyaset, bugün yeni yüzlerle, yeni söylemlerle yeniden üretiliyor.</p>
<p>Artık ilişkiler gizlenemiyor. Kim kiminle yan yana duruyor, kim hangi politik hattın sözcülüğünü üstleniyor, hangi anda hangi refleksler devreye sokuluyor, bunların tamamı açık biçimde ortada. O nedenle sosyal medya, bu dönemi anlamak açısından önemli bir veri alanı sunuyor.</p>
<p>Türkiye kendisini “yeni bir yüzyıl”a girdiği söylemiyle tanımlıyor. Önümüzdeki yüz yılın planları yapılıyor. Peki bu planlamanın içinde Kürtler nerede duracak? Aleviler bu planın neresinde yer alacak? Bu sorular yalnızca Alevilerin ya da Kürtlerin değil, demokrasi mücadelesi yürüten herkesin sorması gereken sorular.</p>
<p>Demokrasi güçlerinin ortaklaşmasını engellemek, taleplerini birleşik bir hatta ifade etmesinin önüne geçmek için devletin çok yönlü bir hazırlık içinde olduğunu söylemek abartı değildir. Demokrasi blokunu zayıflatmaya dönük adımlar, hem kurumsal düzeyde hem de toplumsal alanda eş zamanlı olarak atılmaktadır.</p>
<p>Bu süreçte Aleviler içinden de belirli isimlerin ve çevrelerin özellikle öne çıkarıldığını görüyoruz. Alevi hareketi ne zaman demokrasi güçleriyle yan yana gelmeye başlasa, ne zaman kendi taleplerini yüksek sesle dile getirse, hemen bir saldırı, bir manevra ya da bir siyasal yönlendirme devreye sokuluyor.</p>
<p>1990’lı yılları hatırlayalım. Alevi hareketi kendi adıyla örgütlenmeye başlamıştı. Demokrasi güçleriyle ilişkiler gelişiyor, Aleviler taleplerini açık biçimde ifade ediyordu. Bu durum, Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından da önemli bir potansiyel barındırıyordu. Devlet bu sürece Sivas Katliamı ile yanıt verdi.</p>
<p>Sivas Katliamı sıradan bir olay değildi. Demokrasi güçlerinin ortaklaşmasının önüne geçmeyi hedefleyen açık bir devlet organizasyonuydu. O dönem Kürt siyasetinin de yükseldiği bir dönemdi. Alevileri korku iklimi içine sokarak bu yükselişin önü kesilmek istendi. Katliam herkesin gözü önünde gerçekleşti ve sonrasında yaşanan cezasızlık politikası bu organizasyonun devlet karakterini daha da görünür kıldı.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin geçmişine baktığımızda yaşanan tüm katliamların benzer bir mantıkla hayata geçirildiğini görüyoruz. Gerekçeler ne olursa olsun, bu olayların arkasında devlet aklı vardır. Sivas Katliamı da Alevilerin demokrasi güçleri ve Kürt özgürlük mücadelesiyle bütünleşmesini engelleme hamlesiydi.</p>
<p>Katliam sürecinde devlet yetkililerinin tutumu, saldırganlara açılan alan, güvenlik güçlerinin seyirci kalışı ve sonrasında faillerin korunması, Aleviler üzerinde derin bir korku yaratmayı amaçladı. Bu korku, medya aracılığıyla tüm topluma yayıldı. Aynı yöntem sonraki yıllarda da defalarca uygulandı.</p>
<p>Bu korku siyasetiyle Alevi hareketi yeniden CHP eksenine çekildi. 1990’larda atılan bu adım, Alevi hareketinin demokrasi güçlerinden ve Kürt özgürlük mücadelesinden uzaklaştırılmasını kolaylaştırdı. Oysa Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana hiçbir zaman gerçek anlamda laik bir devlet olmadı.</p>
<p>Laiklik anayasal bir ifade olarak yer aldı, ancak Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurumla fiilen ortadan kaldırıldı. 1925’ten bugüne tekçi bir inanç anlayışı devlet eliyle dayatıldı. Sünni-Hanefi mezhebi esas alındı, diğer tüm inançlar yok sayıldı.</p>
<p>Buna rağmen Alevilere sürekli olarak “Türkiye laiktir, laik kalacak” sloganları attırıldı. Aynı şekilde “İran’a gidin”, “Mollalar İran’a” gibi sloganlarla gerçek sorumlular gizlenmeye çalışıldı. Oysa Alevilere yönelik katliamların yaşandığı tüm bölgelerde hâkim mezhep devletin mezhebi olan Sünni-Hanefilikti.</p>
<p>Amaç açıktı. Bir yandan Ortadoğu’daki İran karşıtlığı üzerinden konumlanmak, diğer yandan Alevileri ulusalcı-Kemalist çizgide CHP etrafında toplamak. Bu politika belirli ölçüde başarılı da oldu. Ancak yıllar geçtikçe CHP’nin ve devletin Alevilere gerçek bir çözüm sunmadığı daha net görüldü.</p>
<p>2000’li yıllardan itibaren Aleviler devleti ve birlikte yol yürüdükleri siyasal yapıları sorgulamaya başladı. Demokrasi güçlerine ve Kürt özgürlük mücadelesine kapılar yeniden açıldı. CHP ve Deniz Baykal çetesi teşhir oldu. Aleviler EDP etrafında toplanma girişimi başlattı. EDP kuruluşunu ilan ettikten ksıa bir süre sonra CHP Genel Başkanı Alevi Kemal Kılıçdaroğlu oldu. Ve EDP’nin etrafında toplanalar soluğu tekrar CHP’de aldılar. Bu devletin dönemsel olarak organzie ettiği bir operasyondu.</p>
<p>Son seçim sürecinde Alevi hareketinin demokrasi güçleriyle kurduğu açık ittifak, devletin bütün düğmelere basmasına yol açtı. Daha önce ortalıkta görünmeyen birçok kişi bir anda “Alevilik uzmanı” kesildi. Alevilik adına konuşarak demokrasi güçlerine saldıran, Kürtlerle Alevileri karşı karşıya getirmeye çalışan bir propaganda süreci başlatıldı.</p>
<p>Amaç nettir. Alevileri yeniden konsolide etmek, siyasal İslam korkusu üzerinden CHP’ye mahkûm etmek ve devletin kurucu ideolojisi etrafında yeniden toplamaktır. Bu nedenle bugün “Devletin Alevi Çarkı yeniden dönüyor” diyoruz.</p>
<p>Elbette herkes fikirlerini ifade edebilir, eleştirilerini dile getirebilir. Ancak burada özgür bir tartışmadan çok, bilinçli olarak kışkırtılan bir gerilim ve çatışma ortamı yaratılmak istenmektedir. Sosyal medya paylaşımları bu gerçeği açık biçimde ortaya koymaktadır.</p>
<p>Alevilik bir pazar haline getirilmektedir. Dün Alevilerle hiçbir bağı olmayanlar bugün Alevilik adına konuşmakta, Alevi mücadelesi verenleri sorgulama hakkını kendilerinde görmektedir. Bu durum tesadüf değildir, planlı ve örgütlüdür.</p>
<p>Aleviler şunu çok net görmelidir. Kim Alevileri demokrasi ve özgürlük mücadelesinden koparmaya çalışıyorsa, arkasında mutlaka örgütlü bir devlet aklı vardır. Bu aklın hedefi, Aleviliğin öz değerlerini aşındırmak ve yok etmektir.</p>
<p>Son yüz yıla dönüp bakıldığında kaybedilen kültürel değerler ortadadır. Osmanlı döneminde baskılara rağmen ayakta kalan Alevilik, Cumhuriyet döneminde asimilasyon politikalarıyla ciddi biçimde tahrip edilmiştir. Bugün Sivas’ta, Maraş’ta, Dersim’de kaç Alevi kaldığı sorusu bu gerçeği açıkça göstermektedir.</p>
<p>Aleviler, ne ulusalcıların ne de siyasal İslamcıların arkasına sığınmak zorundadır. Hak varsa, mücadele de vardır. Alevilik, pazarlanacak, ticareti yapılacak bir alan değildir. Bu değerler çocuklarımıza bırakacağımız mirastır.</p>
<p>Bu nedenle çocuklarımızın savaş politikalarında, işgalci politikalarda kullanılmasına karşı çıkmak zorundayız. Kıbrıs’ta, Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Azerbaycan’da neden öldüğümüzü sormak zorundayız.</p>
<p>Tüm baskılara rağmen Alevi toplumu varlığını sürdürecektir. Kimsenin Alevilik pazarında tüccarlık yapmasına izin verilmeyecektir.</p>
<p><em><strong>Şimdilik bu kadar…</strong></em></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/devletin-alevi-carki-yeniden-donuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Mahmet Bayrak yazısı &#124; Alevi Gazetesi</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/bir-mahmet-bayrak-yazisi-alevi-gazetesi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/bir-mahmet-bayrak-yazisi-alevi-gazetesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Oct 2024 17:37:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sukruyildiz.de/bir-mahmet-bayrak-yazisi-alevi-gazetesi/</guid>

					<description><![CDATA[90’lı yıllar, 12 Eylül darbesinin yarattığı baskı ve karanlığın ardından toplumun kendine gelmeye, kimlik arayışına girdiği bir dönemdi. O yıllar, özellikle Kürtlerin, Alevilerin ve hatta Türklerin kendilerini yeniden bulmaya çalıştığı, kimliklerini yeniden inşa ettikleri bir süreçti. İnsanlar bilgiye ulaşmak, geçmişlerini öğrenmek, köklerine dair daha fazla bilgi edinmek için çok büyük çabalar sarf ediyorlardı. O günlerin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<div>
<p>90’lı yıllar, 12 Eylül darbesinin yarattığı baskı ve karanlığın ardından toplumun kendine gelmeye, kimlik arayışına girdiği bir dönemdi. O yıllar, özellikle Kürtlerin, Alevilerin ve hatta Türklerin kendilerini yeniden bulmaya çalıştığı, kimliklerini yeniden inşa ettikleri bir süreçti. İnsanlar bilgiye ulaşmak, geçmişlerini öğrenmek, köklerine dair daha fazla bilgi edinmek için çok büyük çabalar sarf ediyorlardı. O günlerin karanlıktan aydınlığa geçmesinde emeği geçenlerin fedakarlıkları çok büyüktü. Zaman iğneyle kuyu kazmak misali sabır ve emek gerektiriyordu. Çünkü darbe sonrası yıllarda bilgiye erişim çok kısıtlıydı. Kitaplar, belgeler, kaynaklar bulunması zor şeylerdi. Özellikle belirli konular hakkında yazılmış eserler neredeyse yok denecek kadar azdı. Ama insanlar yine de yılmadan bu bilgilere ulaşmak için mücadele ettiler.</p>
<p>O dönemde hatırlıyorum, Ethem Xemgin’in “Kürdistan Tarihi” adlı kitabı yayımlanmıştı. Kitabın içerdiği tarihsel bilgi ve araştırmaların derinliği ya da genişliği o kadar da önemli değildi. Asıl önemli olan, Kürt tarihi hakkında yazılmış bir kaynağın varlığıydı. Teorik olarak savunduğumuz, inandığımız şeyler vardı ama bunları destekleyecek kaynaklara ulaşmak çok zordu. İşte bu dönemde, bu tür kaynakları yaratmak ve okuyuculara sunmak için büyük çaba sarf eden isimlerden biri de Mehmet Bayrak’tı. Mehmet Bayrak, Kürt ve Alevi kimliklerine dair araştırmalar yaparken, bu alandaki bilgi açığını kapatmaya çalışan önemli isimlerden biriydi. Aynı zamanda o yıllarda, Mehmet Uzun da romanlarıyla Kürt dili ve edebiyatına dair önemli notlar düşmeye çalışıyordu. Her iki isim de o yıllarda çok önemli işler başardı.</p>
<p>90’lı yıllar, sadece Kürtler için değil, Aleviler için de bir uyanış dönemi oldu. Aleviler de bu dönemde kimliklerini yeniden örgütlemeye, kaybettikleri, unuttukları değerleri tekrar hatırlamaya çalışıyordu. Bu süreçte hem Kürtlerle hem de Alevilerle ilgili araştırmalar hızlandı. Adeta küllerinden yeniden doğan topluluklar ortaya çıktı. Unutturulmaya çalışılan her şey gün yüzüne çıkmaya başladı. Bilinmeyen, gizli kalan, üzeri örtülen her şey yeniden keşfediliyordu.</p>
<p>Bu dönemde Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin yükselmesi ve bu mücadelenin kararlılığı, Kürtler ve Aleviler üzerine yapılan araştırmaları teşvik etti. Aynı zamanda bu mücadele, geniş bir okur kitlesinin de oluşmasına vesile oldu. Yani bu süreç birbirini besleyen, tamamlayan bir döngü haline geldi. Bir çocuğun emekleyerek yürümeyi öğrenmesi gibi, Kürt tarihi, bilinci, edebiyatı ve kültürü hakkında yazılan eserler yavaş yavaş çoğalmaya başladı. Kürtçe müzik yapan sanatçılar sahneye çıkıyor, Alevi deyişleri yeniden kaydediliyordu. Sadece kitaplar değil, akademik araştırmalar da arttı. Özellikle Kürt ve Alevi gençler, bu konuda çok ciddi çalışmalar yapmaya başladılar. Mehmet Bayrak, Ethem Xemgin, Cemşit Bender gibi önemli isimler, büyük emek vererek çok değerli eserler ortaya koydular. O dönemde İsmail Beşikçi’nin kitapları da büyük bir ihtiyaçtı ve önemli bir boşluğu dolduruyordu. Bugün bile bu değerler üzerine yapılan çalışmalar, yeni nesillere ilham vermeye devam ediyor.</p>
<figure id="attachment_183773" aria-describedby="caption-attachment-183773" style="width: 1144px" class="wp-caption aligncenter"><img data-recalc-dims="1" fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-183773 size-full" src="https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2024/10/mehmet-bayrak-sukru-yildiz.jpg" alt="" width="696" height="411"  /><figcaption id="caption-attachment-183773" class="wp-caption-text">MEHMET BAYRAK / Resim: medyanews.net</figcaption></figure>
<p>Mehmet Bayrak’tan özellikle bahsetmek gerek. Çünkü Ethem Xemgin gibi, Mehmet Bayrak’ın da iki kimliği vardı: Kürt kimliği ve Alevi kimliği. Mehmet Bayrak, Alevilerin yoğun olarak yaşadığı bir bölgede büyümüş bir isimdi ve hem Kürt kimliği hem de Alevi kimliği üzerine sorumluluklarını yerine getirmeye çalışıyordu. Bu çok önemliydi, çünkü Kürtler içinde Alevilik mücadelesi vermek ya da Aleviler içinde Kürt kimliğini savunmak oldukça zor bir işti. Mehmet Bayrak da bu zorlu görevi üstlenen isimlerden biriydi. Hem Kürt hem de Alevi kimliklerinin tarihini araştırmak, bu kimliklerin üzerindeki baskıyı ortaya çıkarmak ve kimlik mücadelesi verenlerin sesini duyurmak için çok emek verdi.</p>
<p>Mehmet abinin “Alevilik ve Kürtler” kitabı benim için her zaman çok önemli bir kaynak olmuştur. Kitabın kapağındaki muhteşem resim ve içindeki belgeler, adeta birer mucize gibiydi bizim için. Kendi varlığımızı, kimliğimizi o belgelerde bulmak, bize tarifsiz bir sevinç veriyordu. Her bir belge, adeta bir hazine değerindeydi. Mehmet Bayrak’ın Kürt Alevileri üzerine yaptığı araştırmalar, büyük bir titizlikle hazırlanmış ve çok ciddi bir emeğin ürünüydü. Ayrıca dönemin ihtiyaçlarını çok iyi görebiliyordu. Bu alandaki boşluğu fark ediyor ve bu boşluğu doldurmak için çalışmalar yapıyordu. Etrafındaki insanları sürekli araştırmaya teşvik ediyordu. Elindeki bilgi ve belgeleri paylaşmaktan hiç çekinmiyordu. Genelde araştırmacılar, akademisyenler ya da yazarlar bilgiyi kendine saklama eğilimindedir, ama Mehmet Bayrak tam tersini yaptı. Elindeki bilgileri çevresindekilerle paylaştı ve herkesi bu çalışmalara katılmaya teşvik etti. İnsanları, kendi tarihleri hakkında yazmaya cesaretlendirdi.</p>
<p>Mehmet abi, hakikatçi Alevi geleneğinin bir temsilcisi olarak, hakikati Dallıkavak’ın toprağı, havası, güneşi ve suyu gibi doğal ve bereketli gördü. Tıpkı Hacı Bayrak’ın sazından dökülen nağmeler gibi güzel, Haydar Bayrak’ın sesindeki huzur gibi derin ve Dallıkavaklı Fedai’nin “ez kurmancım” derken hissettirdiği aidiyet duygusu kadar köklü bir bağlılıkla yoğrulmuştur. Bu toprakların özü, sesi, nefesidir. Binlerce yıldır baskı altında kalan, unutturulmaya çalışılan bir coğrafyanın sesi olmuştur. Kalemiyle, sözüyle, geçmişiyle barışık bir varlık mücadelesi veren bir savaşçıdır adeta. Onun yazıları, İç Toroslar’ın ruhunu yansıtan, toprağını ve insanını yaşatan bir mücadelenin belgesi gibidir.</p>
<p>Binlerce yıldır bu topraklar üzerinde yaşayan halkların, inançların ve kültürlerin üzerine uygulanan baskıların, yok sayılmanın ve dışlanmanın karşısında Bayrak, varlığın aydınlatılmasının temsildir. Onun mücadelesi, sadece kendisi için değil, bu topraklarda yaşayan ve kimliği, kültürü baskı altında olan herkesin mücadelesidir. Tıpkı İç Toroslar’ın bereketli toprakları gibi, Bayrak da yazılarıyla, araştırmalarıyla, halkının hafızasında filizlenmiş ve büyümüştür. O, bu coğrafyanın sesi olmakla kalmamış, bu sesi gelecek kuşaklara aktarmak için de büyük bir çaba sarf etmiştir.</p>
<p>Bayrak’ın çalışmaları, tıpkı İç Toroslar’ın doğası gibi doğurgandır, yaşamla doludur. Yüzlerce yıldır unutulmuş, göz ardı edilmiş olan gerçekleri su yüzüne çıkarmış, onları koruyup yaşatmak için her türlü bedeli ödemiştir. Kalemiyle, sazıyla, sözleriyle bu toprakların gerçek sahiplerinin tarihini ve kültürünü yaşatmak için büyük bir özveriyle mücadele etmiştir. Bu nedenle Mehmet Bayrak, hem bu toprakların tarihini yazan bir bilge, hem de halkı için hakikati arayan bir savaşçıdır.</p>
<p>Mehmet Bayrak’ın genç araştırmacıları yeni çalışmalara yönlendirmek, onların önünü açmak konusunda da büyük katkıları oldu. Birçok kişiye öncülük etti, onların yolunu açtı. O dönemde böyle değerli insanların varlığına sahip çıkmak gerçekten çok önemliydi. Bugün bir kitapçıya girdiğinizde ya da internet üzerinde bir araştırma yaptığınızda yüzlerce belgeye, kaynağa ulaşabiliyorsunuz ama o dönemde bu bilgilere ulaşmak çok büyük bir zorluktu. O günlerin zorluklarını, mücadelelerini bilmeden bugünkü rahatlığı anlamak mümkün değil. Geçmişi bilmeyenlerin geleceği olmaz. Özellikle Türkiye’de kimlik mücadelesi verenlerin, o günlerde ödedikleri bedellerle bugünkü zenginliğin temelini attıklarını unutmamak gerekiyor. Bu yüzden o dönemdem bu güne akıp gelen değerlerimize sahip çıkmak, bu insanları ve çalışmalarını destklemek çok önemli.</p>
<p>Kısacası Mehmet Abi bizim çoğrafyada Gül gibi güzel, Ay gibi parlaktır.</p>
<p>Saygılarımla</p>
<p><img data-recalc-dims="1" decoding="async" class="alignnone wp-image-183776 size-full" src="https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2024/10/mehmet-bayrak-kitaplari.jpeg" alt="" width="696" height="311"  /></p>
<p><strong>MEHMET BAYRAK’IN KITAPLARI<br /></strong>(Liste Yazar Firaz Baran tarafından derlenmiştir)</p>
<ul>
<li><strong>Tevfik Fikret ve Devrim: </strong>İnceleme, 1973</li>
<li><strong>Köy Enstitülü Yazarlar-Ozanlar: </strong>İnceleme, 1978</li>
<li><strong>Halk Hareketleri ve Çağdaş Destanlar: </strong>Araştırma, 1984</li>
<li><strong>Eşkıyalık ve Eşkıya Türküleri: </strong>İnceleme-Antoloji, 1985</li>
<li><strong>Pir Sultan Abdal: </strong>İnceleme-Araştırma, 1986</li>
<li><strong>Halk Gülmecesi: </strong>İnceleme-Örnekleme, 1987</li>
<li><strong>Kilam û Stranên Kurdî: </strong>İnceleme-Antoloji, 1991</li>
<li><strong>Red ve İnkardan Kabullenmeye… Kürt Kimliği Mücadelesi: </strong>Savunmalar Kararlar, 1992</li>
<li><strong>Kürtler ve Ulusal Demokratik Mücadeleleri/Gizli Belgeler, Araştırmalar, Notlar: </strong>Araştırma, 1993</li>
<li><strong>Açık-Gizli/Resmi-Gayriresmi Kürdoloji Belgeleri I: </strong>İnceleme-Araştırma, 1994</li>
<li><strong>Öyküleriyle Halk Anlatı Türküleri: </strong>İnceleme-Antoloji, 1996 (Bu kitap 1985’te yayınlanan “Eşkıyalık ve Eşkıya Türküleri” isimli kitabın geliştirilmiş halidir.)</li>
<li><strong>Alevilik ve Kürtler: </strong>İnceleme, 1997</li>
<li><strong>Kürt Sorunu ve Demokratik Çözüm: </strong>Araştırma-İnceleme, 1999</li>
<li><strong>Köy Enstitüleri ve Köy Edebiyatı: </strong>İnceleme, 2000</li>
<li><strong>Kürt Müziği, Dansları ve Şarkıları I-II-III: </strong>2002</li>
<li><strong>Geçmişten Günümüze Kürt Kadını: </strong>İnceleme-Bibliyografya, 2002</li>
<li><strong>Gravürlerle Kürtler: </strong>Albüm, 2002</li>
<li><strong>Ortaçağ’dan Modern Çağa Alevilik: </strong>İnceleme, 2004</li>
<li><strong>Açık-Gizli/Resmi-Gayriresmi Kürdoloji Belgeleri II:</strong>     İnceleme-Araştırma, 2004</li>
<li><strong>Alevi- Bektaşi Edebiyatında Ermeni</strong> <strong>Aşıklar:</strong> İnceleme- Antoloji, 2005</li>
<li><strong>İçtoroslar’da Alevi- Kürt Aşiretler:</strong> İnceleme- Antoloji, 2006</li>
<li><strong>Osmanlı’da Kürt Kadını </strong>/Jinên Kurd Dı Serdema Osmanî De: Albüm, 2007</li>
<li><strong>Kürtlere Vurulan Kelepçe Şark Islahat Planı:</strong> İnceleme-Araştırma, 2009</li>
<li><strong>Alevilik-Kürdoloji-Türkoloji Yazıları (1973- 2009): </strong>İnceleme, 2009</li>
<li><strong>Dersim-Koçgiri: </strong>İnceleme-Araştırma/2010, Genişletilmiş yeni baskı 2012</li>
<li><strong>Bir Siyaset Tarzı Olarak Alevi Katliamları: </strong>İnceleme-Araştırma, 2011</li>
<li><strong>Kürt ve Alevi Tarihinde Horasan:</strong> İnceleme-Antoloji, 2013</li>
<li><strong>Êzidî–Kızılbaş-Yaresan Kürtler: </strong>İnceleme-Araştırma, 2014</li>
<li><strong>Kürt ve Alevi Tarihinde Tabular Yıkılırken:</strong> İnceleme ve Tv Konuşmaları, 2014</li>
<li><strong>İçtoroslar’da Oda Kültürü ve Kürtçe Edebiyat:</strong> İnceleme-Antoloji, 2015</li>
<li><strong>Acılı Coğrafyanın Kederli Çocukları: Êzidîler:</strong> İnceleme-Araştırma, 2015</li>
<li><strong>Kuşatmayı Yaran Kürt Kadını:</strong> İnceleme-Araştırma, 2015</li>
<li><strong>Kürt Bâtıniliğinde Kutsal Metinler:</strong> İnceleme-Antoloji, 2016</li>
<li><strong>Manzum Halk Tarihçisi Ermeni Aşuğlar:</strong> İnceleme-Antoloji, 2016</li>
<li><strong>Alevilik-Kürdoloji-Türkoloji Yazıları, Cilt II, 1972-2018:</strong> İnceleme- Araştırma, 2018</li>
<li><strong>Kürtler’in ve Kürdistan’ın Görsel Tarihi:</strong> İnceleme-Araştırma, 2019</li>
<li><strong>İçtoroslar’da Hakikatçı Alevilik:</strong> İnceleme-Antoloji, 2020</li>
<li><strong>Kürt Kimliği Mücadelem: </strong>İnceleme, 2023</li>
<li><strong>Alevi Kimliği Mücadelem: </strong>İnceleme, 2024</li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/bir-mahmet-bayrak-yazisi-alevi-gazetesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Yürü Bre Hızır Paşa”</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/yuru-bre-hizir-pasa/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/yuru-bre-hizir-pasa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 11:05:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi direniş şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi direniş tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi İnançları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürel değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi liderleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ocakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ortak değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ritüelleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi sembolleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yaşam tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan'ın Alevi açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[Şamanizm]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Bedrettin]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Zerdüştlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/yuru-bre-hizir-pasa/</guid>

					<description><![CDATA[Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. (Hz. Ali) Alevilik, sözlü gelenekten beslenen ve itikadın dilden dile, babadan oğla anlatılarak bugüne gelmiş olan, kendisini bugüne kadar getirmiş olan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.</em><strong> (Hz. Ali)</strong></p>
<p>Alevilik, sözlü gelenekten beslenen ve itikadın dilden dile, babadan oğla anlatılarak bugüne gelmiş olan, kendisini bugüne kadar getirmiş olan bir inançtır. Bu durum devletin kendisini en güçlü hissettiği ve Alevi yerleşim bölgelerin tümünün askeri olarak kontrol altına almasıyla sekteye uğratılmıştır. 1940’lar sonrasında hızla önünün alınarak geçmişle bağının bıçak gibi kesilmesinden kaynaklanan asimilasyonun vermiş olduğu tahribatlar üzerinden yaratılan egemen güçle bugünkü tartışmalar sürmektedir.</p>
<p>Aleviliği İslam’ın bir mezhebi, Şiiliğin bir tarikatı gören yaklaşımlar, bir yaşam biçimi olarak sunan kesimler ve ayrı bir din olarak gören çevreler bulunmaktadır. Tüm bu yaklaşımlar birbirinden ayrı görülse de toplamda Aleviliğin nasıl ayrı bir inanç olduğunu ortaya koyması acısından önemlidir. Bununla birlikte Aleviliğin Şamanist veya Zerdüşti kökenli bir inanç olduğu bakış acısıyla da sorunu ele alan çevreler bulunmaktadır.</p>
<p>Tüm bu yaklaşımlar ve tüm bu yaklaşımların bileşkesi olarak Aleviliği anlatmak mümkündür. İşte bu mümkün olan Aleviliğin evrensel ortak değerlere sahiplenmesinden kaynaklanmaktadır. Varlığını değişim üzerinden, sorunları güncel değerler üzerinden sahiplenen Alevilik zaman ve dönemine göre yukarda bahsi geçen inançlardan, dinlerden sosyal ve kültürel topluluklardan kendisine değerler katmış bu değerlerin ortak savunucusu örgütleyicisi kimi zamanda militanı olmuştur.</p>
<p>Örneğin: Alevilerin inanç temelinin vazgeçilmezi olan ocakların güneşin ve ayın ateşin kutsallığı Zerdüştlük inancında karşılığını bulurken, hastaların iyileştirilmesi büyücülük keramet gelecekten haber vermek gibi Şamanist ritüelleri içine almış, Hıristiyanlıktaki Baba, Oğul, Kutsal Ruh üçlemesi, On İki havari gibi din vaizcilerinin karşılığını; Hak, Muhammet, Ali ve On İki imamlar biçiminde kendisinde resmetmiştir.</p>
<p>İslam’ın büyük komutanı, Hz. Ali’yi, onun boyun eğmeyen, mazlumların direniş timsali oğlu Hüseyin’i varlığını korumak için, yaşam kaynağı haline getirmiştir. Kerbela gibi olmuştur. Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin’i bir “Alevi” lideri olarak bağrına basmıştır.</p>
<p>Bu anlamıyla Alevilik Ortadoğu coğrafyasında bir ortak değerler toplamı olmaktadır. Ortakçı bir kültürün birlikte üretip, ortak paylaşıp hak ve adaletin rızalık kentinde örgütlendiği bir inanç olarak bugüne gelmiştir.  Bugüne geliş sürecinde maruz kaldığı saldırılar onun eşitlikçi paylaşımcı bir dünya yaratmak için vermiş olduğu çabanın, emeğin ve direnişin ortadan kaldırılması içindir.</p>
<p>Sayın Başbakanın son günlerde dile getirdiği konu tamda Aleviliğin ortak yaşam kültürünü hedef almaktadır. Mana dünyasının Pir Sultanı, Hızır Paşası ve Ali Babası vardır. Ve baki bir yolculuğun değişik dönemlerdeki, iyi ile kötünün mücadelesinin hikayesidir. Bir zamanın Botan Beyi, Mem u Zin ve Beko’sudur. Anlayanlar dünyasında manası olandır. Kamil insanın yüreğinde saklıdır. Sayın Başbakan’ın bu değerler dünyasında yeri olmadığı anlaşılmıştır. Alevilerin çizdikleri Başbakan Tayyip Erdoğan portesini tamamlamıştır. Osmanlı komutanı edasıyla, “iyinin, doğrunun hükmü bitmiştir.” demiştir. Zaferini ilan etmiştir.</p>
<p>Yanılmıştır. Binlerce yıldır zaferler kazandığına inananlar Alevilerin, tüm baskılara zulme rağmen bugün varlıklarını sürdürdüklerini görmektedir. Zalimin ise dün peşinde olanlar tarafından dahi sahip çıkılamayacak kadar hiçleştirildiğine şahitlik etmektedir. Devri geçmeyenlerin sesi yankılanmaktadır;</p>
<p><em>yürü bre hızır paşa<br />
senin de çarkın kırılır<br />
güvendiğin padişahın<br />
o da bir gün devrilir</em></p>
<p>&#8230;</p>
<p>ben musayım sen firavun<br />
ikrarsız şeytanı lain<br />
üçüncü ölmem bu hain<br />
pir sultan ölür dirilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/yuru-bre-hizir-pasa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevi asimilasyonuna karşı direnişin adı; kadındır</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:37:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kadın temsili]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi köyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi sosyal yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarikatları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[cem evi yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemen bakış açısı]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemenliği]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel değerler]]></category>
		<category><![CDATA[kadın bakış açısı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın katılımı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın liderliği]]></category>
		<category><![CDATA[kadın mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın rolü]]></category>
		<category><![CDATA[kadın temsili]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel erozyon]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel temsiliyet]]></category>
		<category><![CDATA[modern Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[şehirleşme etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal değişim]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal normlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal yapılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde, Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde, Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok, Noksanlık da eksiklik de senin görüşlerinde&#8221; (Hacı Bektaş Veli) Aleviler kendilerini izah ederken&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>&#8220;</i></b><i>Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde,<br />
Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde,<br />
Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok,<br />
Noksanlık da eksiklik de senin görüşlerinde&#8221; </i><strong>(Hacı Bektaş Veli)</strong></p>
<p>Aleviler kendilerini izah ederken bunu da sıkça kullanırlar. Bu felsefe bizim aslında binlerce yıldır kullandığımız bir felsefe. Pratiğe baktığımızda ise görünen durum benim açımdan Aleviler asimilasyona uğramasıyla ilintilidir. Çünkü eğer Alevilik felsefesinden yaratılan toplum, kadın bakış açısını incelediğimiz zaman aslında kadın bakışlı bir hareket içinde şiddeti barındırmayan bir hareket. Alevilikte ölüm cezası yoktur, topluma kazandırmak üzere bir cezalandırma sistemi vardır. Bugün Avrupalıların kendi iç hukukları olarak bir altyapı olarak dile getirilen bir yöntem ile yürüyen bir topluluğu bugün gelmiş olduğu nokta ile karşılaştırdığımız zaman -ki iktidardan uzak durmuştur ve iktidardan uzak durmak aslında erkeğin egemenliğinden de uzak durmaktır. İktidar aslında erkek egemenlikli bakış açılarının, inançların ve siyasetin elinde olduğu için Alevilik bundan da uzak durarak kadına da yakın, kadın bakış açısını da içinde barındıran bir gerçeklikle bunu da şairleri ozanları deyişleri, nefesleri ile sıkça dile getirmiş ve ibadet şekillerini de buna göre düzenlemiş bir inançtır. Bu inançta kadınların erkeklerin birbirinden ayrılmadığı aynı mekanda ibadet ettikleri yine postta -ki her ne kadar pir oturuyorsa mutlaka ananın da onun yanında onun sağ kolunda oturuyor olması şeklinde bir hukuk ile bugüne gelmiş olan alevi inancı var. Uğramış olduğu asimilasyon, uğramış olduğu katliam, asimilasyon sonucu giderek kendi kendisini değiştirmeye başlamıştır. Kendisini değiştirdikçe de kadının konumu da erkek egemenlikli merkezi bir yapıya doğru ilerlemiştir. Geçmişte köylerde kendi imkanları ile hayatlarını idame ettiren Aleviler diğer toplumsal yapılarla daha da içiçe geçmesi ile birlikte onlarla komşuluk ilişkisi onlarla bir birlikte yaşama hukuku içerisine girdiği zaman komşularının da bakış açısıyla merkezi o erkek egemenlikli asimilasyon, tekleştirme mantığıyla birlikte de Aleviler de kendi değerlerinden uzaklaşmaya başladılar. Aslında asimilasyonun Alevilerde ne kadar derin olduğunu anlamak için Alevilerde kadının durumuna bakmamız lazım. Kadın ne kadar toplumun ve hareketin içerisindeyse orada Alevilik hakimdir. Kadın ne kadar Alevi hareketin içerisinden uzaklaştırılmışsa, o zaman başka durumlar orda var demektir.</p>
<p><a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2014/03/alevi_kadin.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a><strong>Alevi kurumlarında kadın bırakılmamıştır.</strong></p>
<p>Bizde de şu an son dönemlerde göze çarpan ve aslında ciddi bir biçimde yadırganan, mesela sıkça da dile getirilen noktalardan bir tanesi de Alevi kurumlarında neredeyse kadın bırakılmamıştır. Yönetici düzeyindeki kadınlar parmakla sayılacak kadar hatta numunelik düzeyindedir.</p>
<p>Alevi derneklerde yönetim düzeyinde çok sayacağımız hepsinin içerisine baktığımızda bir elin parmakları kadar bile yönetici bulamıyorsunuz. Erkek egemenlikli bir organizasyona gittiğinizde örneğin ceme gidiyorsunuz, cemde şu yapılıyor: kadınlar sağ tarafa erkekler, sol tarafa. Siz bu mantıkla bir topluluğa baktığınız zaman orada hiçbir şekilde kadın katılımını göremezsiniz yine siz eğer bu cemaat ki eşitlikli ve toplumcu bir kültürden geliyor, hiçbir zaman Kırklar Meclisine Hz Muhammet, peygamber sıfatıyla girememiştir ve o eşitlikçi çember içerisinde yerde onlarla birlikte diz çökerek oturmuştur. Şimdi bizim cemevlerimizde yüksek bir mekan yüksek mekanın etrafında toparlanmış idareci bir yapı, pir rehber zakir dernek başkanları da onların yanında oturur pozisyonda bir temsiliyet yaratılıyor. Bu, Alevi değerlerinden uzaklaşmaktır.</p>
<p>Siz o değerlerden uzaklaştığınız zaman zaten orda kadını bulamazsınız. Siz oraya kadını sokmuyorsunuz bir kere. Siz oraya kadını ne için sokuyorsunuz. O egemen kültürün parçası olarak sokuyorsunuz. Başlarını örterek bunun gibi değer yargılarını toplumun içine taşıdığınız zaman o toplumdaki güvensizliği artırıyorsunuz. Kadının şehirdeki özellikle kapitalist dünyadaki egemen olan bakış açısı içerisinde ki bizdeki büyük yanlışlardan bir tanesidir. Nasıl ki belirli kıstaslar belirleniyorsa kadınlar için; kapalı kadın, namuslu kadın, ideal kadın, açık kadın da bizim cephemizdeki şeklin öne çıktığı, özün yitirildiği ki Alevilik bir öz hareketidir. Bir şekil hareketi değildir. Eğer siz onu şekle koyarsanız, bizim o köydeki kofili kadınlarımızı gerici bir topluluk olarak algılayacaksınız. İlericiliği etek ölçülerine indirgerseniz. Şimdi bizim topluluğumuz bu hale getirilmiş, bizim bakış açımızdaki öz, değer, biçim, değerin ne kadar tanınıyor olması, çocuklarımıza bırakacağımız mirasın ne kadar olduğu ile ilgilenmeyen, şimdi şu andaki kadın hareketi erkeklerin egemenlik kurma savaşlarının başladığı biçimiyle, bir kavgaya benziyor. Biz şu anda aslında alevi toplumları içerisinde erkek egemenlikli bir Alevilik yaratmaya çalışıyoruz çünkü erkek egemenlikli bir Alevilik devletle merkezi otoriteyle çok rahat uzlaşıyor çünkü mesela bir kadın merkezli hareket geliştirildiği zaman siz tekleştirici zihniyetin karşısına dikilmiş oluyorsunuz. Bak biz sizin dışınızda değiliz gibi içselleştiriyoruz.</p>
<p>Merkezi otoriteye yakın olmak, merkezi otoriteyle uzlaşma kültürü içerisinde yol yürüme kültürü ile doğal Aleviliğin ve bu merkezi otoriteye bulaşmamış Aleviliği birbirinden ayırmak gerekiyor. Tehlike olan akımların Osmanlı merkezi ile irtibatta olan bir akım olduğunu da görmezden gelmemek lazım. Doğrudur böyle bir akım mevcuttur Alevilerde ve merkezi otoriteye ne kadar yakınsanız o merkezi otorite sizi asimile ediyor ve kendi değerlerini sizde yaşatıyor. O kurumların birçokları özellikle de 1500&#8217;lü yıllarda Yavuz Sultan Selim&#8217;in müdahalesiyle gerçekleştirilen ve Hacı Bektaş&#8217;la hiçbir şekilde hukuki bir bağı olmayan Balım Sultan tarafından dizayn edilmeye başlanan akım, zaten Alevi toplumu içerisinde ciddi bir karşı koyuş yaşamıştır. O Alevi topluluğudur esas alınması gereken. Alevi felsefesi esas oradan şekillenmiştir. Müdahaleye maruz kalmadan oradan yol sürek gelmiştir. Şimdi çok derinlere gitmeden bunu düşünelim.</p>
<p>Osmanlı döneminde bir Kara Fatma vardır. Pazarcık&#8217;ta silahlı güçleriyle birlikte gezen. Ciddi bir otoritedir. Cumhuriyetin kuruluş yıllarına gelelim. Seyit Rıza bilinir. Seyit Rıza&#8217;nın yanında Bese&#8217;yi anmadan kimse geçemez. Erkek egemenlikteki bakış Bese&#8217;yi unutturmaya çalışıyor ama Bese yanındadır ya da Alişer&#8217;in kafası kesilmiştir. Alişer&#8217;in kafası kesilmiştir ama Alişerin yanında aynı zamanda Zarife vardır ve Zarife aynı güç ve otoriteyle ordadır ve Zarife&#8217;nin de kafası kesilmiş başı gövdesinden ayrılmıştır. Aynı mekanda aynı şartlarda aynı yerlerde bir yaşam sürdürmüşlerdir. Onun için o kökenli yani Aleviliğin otantik değerleri ile gelen köydeki o bizim devlet müdahalesine maruz kalmayan yerlerde kadının hükmünün daha ağır olduğunu merkeze doğru gittikçe de bunun kabul edildiğini de görebiliyoruz. O anlamda Alevilikten Alevi toplumu ne kadar uzaklaşırsa o kadar erkek egemen bir Alevilik kültürü gelişiyor ama Alevilik değerlerine ve kültürüne sahip çıktığın anda ve ona yüklendiğin andan itibaren de kadın merkezli kadın bakışlı bir Alevilik ortaya çıkıyor. Bunun en iyi örneklerini biz köylerde cemlere gittiğimizde farklı bir manzara ve atmosferle karşılaşıyoruz ama şehre gelip oradaki Cemevlerine girdiğimiz zaman da çok daha değişik, kimi zaman hiç benzetilmeyecek düzeyde bir yaklaşım ile karşılaşıyoruz mesela halkın otantik yapısını kaybetmeyen mesela Adıyaman&#8217;da bazı Alevi tarikatlaşması var, Mezopotamya&#8217;ya gidince Kakailer, Yarasanlar şahsında ortaya çıkan bir Alevilik var, hala kendini koruyabilen bir Alevilik var orada kadının çok daha etkin olduğunu görebiliyoruz. Mesela bizim Adıyaman&#8217;da yaptığımız son çekimler var, bariz bir şekilde kadının etkin ve hakim bir şekilde cemde bulunduğunu o rahatlığı nasıl temsil ettiğini görebiliyoruz.</p>
<p>Bu da Alevi asimilasyonu ile birlikte kadının Alevi hareketinde değer kaybına ve erozyona uğradığını görüyoruz. Bugünkü Alevi hareketinin Alevilerin Alevilikle bağları ve onun otantik yapısına olan bağlılıkları ve bağlı olmamaları mesafesiyle bu yol ölçülür.</p>
<p>Tarihi erkekler yazdığı sürece tabii ki kadınlar görülmeyecek. Denizli&#8217;de abdallar içerisinde cem bağlayan kadınlar var. Mesela kadın cem yönetmek istiyor ama izin verilmiyor. Çünkü erkek otorite onu görmek istemiyor.</p>
<p>Aslında bir temsiliyet ruh hali karşısındakine kendini kabul ettirme pozisyonuna girdiği zaman doğal olarak oradaki hakim olan bakış açısı şekil itibariyle de bize yansıyor. Şekilcilik giderek gelişiyor ve Alevilikten uzaklaşılıyor. Bu da bir realitedir ki toplumların gelenekleri görenekleri kültürleri hep kadın üzerinden şekillenmiştir. Erkek üzerinden yol almamıştır. Alevilerin kültürünün ne olduğuna bakmak istediğinizde erkeklere nadiren rastlarsınız, kadınlarda bunun bütün öğelerini görebilirsiniz. Bir misafir ağırlanmasından, hizmet edilmesine kadar bunun hepsini kadında görebiliriz. Onun için Alevi hareketinin bu asimilasyonla içerimize sızdırılmak istenen anlayışa direnebilmesinin de yolu kadının aktif olarak kadın hareketinin içine katılması ile mümkündür. Eğer Alevi hareketinde kadının gücü yükselir kadın katılımı artar ise bu asimilasyonun önüne geçilir.</p>
<p><b>Erkek bakış açısıyla asimilasyona direnmek mümkün değildir.</b></p>
<p>Erkek bakış açısıyla asimilasyona direnmek zor gözüküyor. Bu Kürt meselesinde de böyle. Yıllarca belki Kürt erkeği meclisteydi, şehirdeydi ama bir kültürel temsileyeti hiç bir şekilde yaratamamıştır. Bugün eğer Newrozlarda, 8 Martlarda, alanlarda kadınları ve onların rengarenk elbiselerini gördüğünüzde &#8220;işte Kürtler&#8221; diyebileceğiniz bir durum ortaya çıkıyor. Alevi kadının da da siz İmranlı&#8217;ya Adıyaman&#8217;a gittiğinizde, Tahtacı köylerine çıktığınızda, &#8220;işte Alevilik&#8221; diyorsanız işte o kadının Alevi hareketinin içerisinde olması gerekiyor ki, asimilasyona karşı koyuş yaşanabilsin. Bu durum Alevi hareketinin direnmesi, asimilasyona karşı koyabilmesi, Aleviliği anlamlandırmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dağın filozofları</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/dagin-filozoflari/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/dagin-filozoflari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:15:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi cenazesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dervişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi deyişleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[aşk ile]]></category>
		<category><![CDATA[dağ filozofları]]></category>
		<category><![CDATA[direniş kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Ebul Vefa]]></category>
		<category><![CDATA[egemenler]]></category>
		<category><![CDATA[Elbistan-Malatya yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Baba]]></category>
		<category><![CDATA[fitne fesat]]></category>
		<category><![CDATA[gülbanglar]]></category>
		<category><![CDATA[Hallacı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Kalenderim kalenderim]]></category>
		<category><![CDATA[Kantarma]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[mistisizm]]></category>
		<category><![CDATA[müzikal derinlik]]></category>
		<category><![CDATA[nefesler]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Pir]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Í Firik]]></category>
		<category><![CDATA[Pir İvo]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Momad]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal örgütlenme]]></category>
		<category><![CDATA[sözlü tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Spartaküs]]></category>
		<category><![CDATA[Şuhreverdi]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[sürgün]]></category>
		<category><![CDATA[Tacım Í Gir]]></category>
		<category><![CDATA[talipler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/dagin-filozoflari/</guid>

					<description><![CDATA[Gecenin karanlığında aracımız Elbistan-Malatya yolundan Kantarma sapağına döndüğünde tarihin köklü bir mekanına adım attığımızı biliyorduk. Geçmişin derinliklerinden gelen Alevi geleneğin son temsilcilerinden birini daha uğurlamanın tanığı olacaktık. Tarih, binlerce yıldır&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gecenin karanlığında aracımız Elbistan-Malatya yolundan Kantarma sapağına döndüğünde tarihin köklü bir mekanına adım attığımızı biliyorduk. Geçmişin derinliklerinden gelen Alevi geleneğin son temsilcilerinden birini daha uğurlamanın tanığı olacaktık.</p>
<p>Tarih, binlerce yıldır Alevilerin deyişlerini, nefeslerini, gülbanglarını soluyordu burada. Aniden aracımıza çarparak karanlığın içerisinden kaybolan devasa kuşun ne olduğu üzerine fikir yürütürken, aynı mekanda gezen habercinin bizimle selamlaştığını düşünmemiştik. Gündüzün ilk ışıklarıyla Pir Momad’in cenazesinin Kantarma’ya girişiyle birlikte dört bir yandan gelen taliplerin pirlerine karşı son görevlerini yerine getirişlerine şahitlik ettik.</p>
<p>Cenazenin toprağa verildiği sırada semalarda dev bir kartalın ahenkli semah dönüşünü gördük. Rivayet odur ki; Pir gibi Pir olan kartal ruhunda temsilini bulur.</p>
<p>Cenaze sonrası yola çıktığımızda aracımıza çarpıldığı yerde aynı kartalın havalandığı, bizleri yolcu ettiğine tanık olduk. Yüreğimiz ürperdi. Gelişimizi selamlayanlar Pirini uğurlayanlar ve bizi yolcu edenler “dağ başlarında bir kartal gibi durmaktadırlar” dedik. Onlar ki ebedi ruhun temsilcileridirler. İşte o gündür ki her çınarımızı yolcu edişimizde bir kartal gibi ruhlarımız semaha durur.</p>
<p>Bugün de hakikat geleneğinin en köklü temsilcilerinden ve bu mirasın en son sürdürücülerinden Erdem Baba’yı (İbrahim Erdem) hakka uğurluyoruz. O ki Alevi geleneğinin temsilciliğini kültürel ve sosyal örgütlenmesinde, yaşamıyla yer alıp temsil etme becerisini göstermiştir.</p>
<p>Alevi kültürü, dilden dile, ustadan öğrenciye yol almaktadır. Yazılı bir metnin olmadığını; yüzlerce deyişin, nefesin, öğrenilerek, öğretilerek, bugüne binbir zahmetle geldiğini biliyoruz. Bu zahmeti çekenler, nice isimsiz kahraman, hak etmediği bir biçimde aramızdan kayıp gitmektedir. Ve bu gelenek yerini artık yazılı edebiyata, kayıtlara bırakmış durumdadır.</p>
<p>Hem ağız hem müzikal derinlik anlamında itikatın ve inancın tınısıyla var olan bu değerler artık yetişmemektedirler. İtikatın ve inancın, Alevi değerlerinden uzaklaşmanın en derin yaşandığı alan, onun sözlü tarihinin ve tınısının ortadan kaldırılarak kapitalizme, popüler kültüre peşkeş çekilmesidir.</p>
<p>Erdem Baba, Tacım Í Gir, Pir Momad, Pir Í Firik, Pir İvo gibi ekoller buna karşı durabilen son kuşaklar olarak görülmektedir. Onlar feyzini dağların derinliklerinde, dağ kültürünün filozofyasından almaktadırlar. Onlar, dağların koruyan kollayan ve özgürleştiren felsefesinden beslenerek Aleviliğin en özgür, en derin felsefi yapısını da temsil etmektedirler.</p>
<p>Bu hayattır ki, dünyaya bakıştır ki, dağın filozofyasını yaratmıştır. Mistisizim diye Avrupalılar tarafından daraltılmak istenen bu ortakçı, paylaşımcı, sosyal adaletçi, dünyayı yorumlayan, tartışan, yaratılıştan ölüme toplumun ihtiyaç duyduğu tüm konularda söyleyecek sözü olan, Ortadoğunun direniş filozofyasıdır. Dün değil binlerce yıl önceki Spartaküs’ün, Hallacı Mansur’un Ebul Vefa’nın Şuhreverdi’nin uğruna hayatlarını verdikleri filozofyanın bugüne taşınabilmesidir. Dağın filozofları, binlerce yıllık direnişin ideologları, savunucuları, yayıcıları ve yeniden yeniden kendini üreten temsilcileridir.</p>
<p>Onun içindir ki egemenler tarafından hedef alınmış, yok etmek için katledilmiş, sürgünlere gönderilmiş ve haklarında her türlü fitne, fesat, hakaret üretilmiştir.</p>
<p>İşte bugün dahi onların temsilcilerinin seslerini duyabilme şansına sahip olan bizler varlığımızla yok edilmek istenen bir direniş kültürünü temsil etmekteyiz. Bilmek, ağır bir yüktür. Bu yük, artık “Ben Aleviyim” diyen herkesin yüküdür. Değerlerimize layık olmanın tek bir yolu vardır, o da, onların gittiği yolda, onların baktığı gözle dünyaya bakabilmektir.</p>
<p>İşte Erdem Baba bu yolun bir hakikati, ermişi, dervişidir. Onu hep “sevdiğim sultanım tez gel” diye haykıran sesiyle anımsaycağız. Onu hak ile hakikat olduğu, sevdiği ile buluştuğu bir mekan içinde düşlemekteyiz. Toprağın bol, devrin daim olsun! Aşk ile&#8230;</p>
<p>Ne dinim var ne imanım<br />
Kalenderim kalenderim<br />
Ne şekkim var ne gümanım<br />
Kalenderim kalenderim</p>
<p>Ne taşlardan arlanırım<br />
Ne sözlerden dillenirim<br />
Çul da giysem sallanırım<br />
Kalenderim kalenderim</p>
<p>Ne salnım ne selatım var<br />
Ne farzım ne sünnetim var<br />
Ne govum ne gıybetim var<br />
Kalenderim kalenderim</p>
<p>Dört kitabı ben yazarım<br />
Kırklara engür ezerim<br />
Kendi reyime gezerim<br />
Kalenderim kalenderim<br />
Erdem Baba</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/dagin-filozoflari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevileri ‘dizayn’ etmek</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:12:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi müttefikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi oyları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[cemevlerinin yasal statüsü]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[dedelik]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Dergah]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikası]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlikçi paylaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi direnişçileri]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Demokratik Cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[ikrar]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Meydanevi]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[pirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[seçim süreci]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni-Alevi ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslam sentezi]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu din dersleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/</guid>

					<description><![CDATA[‘Ulu mahşer günü olur divan kurulur Suçlu, suçsuz gelir anda derilir Piri olmayanlar anda bilinir Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ (Pir Sultan Abdal) Türkiye’de seçim süreci ile birlikte dört bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>‘Ulu mahşer günü olur divan kurulur</em><br />
<em> Suçlu, suçsuz gelir anda derilir</em><br />
<em> Piri olmayanlar anda bilinir</em><br />
<em> Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’</em> <strong>(Pir Sultan Abdal)</strong></p>
<p>Türkiye’de seçim süreci ile birlikte dört bir yandan Alevilerin CHP bünyesinde toparlanması için kampanyaların başladığını görmekteyiz. Aleviliğe yönelik AK Parti ve Başbakan tarafından rahatsızlık veren söylemlerin bilinçli ve sistematik bir şekilde sarf edilmesinin karşısında, CHP’nin bir sığınak olarak resmedilmesi süreci bir devlet politikası olarak yürütülmektedir. Bu süreç Alevilerin varlıkları görünmeden ve de benimsenmeden sürmektedir. Devletin ‘Sünnileri kendi çatısı altında toplama partisi’ AK Parti ve devletin ‘Alevileri kendinde barajlama partisi’ CHP, Alevi siyaseti konusunda hemfikir bir tarzda yol almaktadırlar. Herkes kensine verilen rölü oynamaktadır.</p>
<p>Alevi değerlerinin varlığının önemsenmediği bir sürece daha tanıklık etmekteyiz. Örneğin Alevi oylarının yoğunlaştığı iddia edilen CHP tarafından Alevi kimliğinden dolayı kimse önemsenerek, ciddiye alınarak aday gösterilmemiştir. Buna karşın CHP bünyesinde MHP’li adaylar, cemaatçi adaylar, tüm kritik noktalarda aday gösterilerek sağ ve faşist eğilimler sosyal demokrat kisvesi altında bir daha iktidara taşınmak istenmektedir.</p>
<p>AKP, CHP’nin muhalefette kalması için çalışırken, CHP ise AK Parti’nin iktidarda kalması için çabalamaktadır. CHP’nin seçim sürecinde gösterdiği adaylar bu seçimde iddalı olmadığının kanıtıdır. İstanbul, Ankara, Hatay gibi illerde gösterilen adaylar klasik CHP’yi dahi temsil etmemektedir. Kendisini Gezi sürecinin Partisi olarak lanse etmeye çalışmış ise de, seçim sürecinde Gezi direnişçilerinin talebi olan Demokratik Kent Yönetimleri göz önünde bulundurulmamıştır. Görmek bile istenmemiştir. Klasik belediyeciliğin rant, iktidar, para çemberinde yürüyen anlayışın devamcısı olacağını tercihleriyle göstermiştir. Bu anlamda tüm adaylar, Türk- İslamcı bir karakter arz etmektedirler. Bu da Kürtlerin, Alevilerin, devrimcilerin yok sayılması, ciddiye alınmaması, kimliksel varlıklarının önemsenmemesi anlamına gelmektedir. Söylem düzeyinde ve pratik hayatta İmam Hatipler ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili meseleler; zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması gibi konular, devlet merkezli hiçbir siyasal partinin gündeminde değildir.</p>
<p>Devlet politikalarının değişik renklerdeki savunucuları ve örgütleyicileri açısından Aleviler ‘korkutularak oyları gasp edilmiş ve asimilasyonla sünnileşmeye mahkum edilmiş seçmenler’ olmaktan öte bir anlam ifade etmemektedir. Aynı bakış açısıyla Alevilik, cumhuriyetin kuruluş ideolojisine uygun bir şekilde -Türk- İslam senteziyle- yok sayılarak, varlığı hiçbir şekilde tahammül edilemeyen bir inanç olarak ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Aleviler ile Alevilik arasındaki derin ayrışma, bu politik kesimlerin Aleviler üzerinden rahatça istediklerini yapmaya fırsat vermektedir. Onun içindir ki devletin temel politikası Aleviliğin yok edilmesi; Alevilerin ise benzeştirilerek Türk- İslamcı sentezin malzemesi, yedeği haline getirilmesidir.</p>
<p>İşte böylesine bir süreçte yürütülen yok etme ve asimilasyon sürecine karşı direnen, varlığını cılız da olsa hissettirmeye başlayan, ‘Yaşayan Aleviliğe’ karşı amansız bir saldırı kampanyası geliştirilmektedir. Birçok kesim cemevleri merkezli Aleviliğin devlet bünyesi ile bütünleşmesinin zamanı geldiğini, bu yapılamazsa Aleviliğin kendi değerleri ile buluşarak devlete problem olacağını söyleyip akıl vermektedir. Kimileri, artık Aleviler için gerekli adımlar atılmazsa, Alevilerin yeni bir din ile ortaya çıkabileceklerini söyleyerek, hedef göstermektedir. Bu saldırılar, geldiği cephe açısından anlaşılırdır. Anlaşılamayan ise, Türk- İslam sentezine ve CHP’nin inkarcı asimilasyoncu politikalarına Alevileri mahkum etmek isteyen ve kendine ‘aydın’ diyen kimi çevrelerdir.</p>
<p>Bu gibi çok sayıda çevrenin nereden beslendiği bilinmektedir. Türkiye’nin yeniden dizayn edilmesi sürecinde Alevileri dizayn etmekle görevli kimi doçent, doktor, prof, öğretim üyesi sıfatlı devlet kadroları Alevilerin algısını yönlendirme mücadelesi içine girmişlerdir.</p>
<p>Bunun temel sebebi yaşayan Aleviliğin kendisini var etme sürecinde yarattığı özgürlükten, demokrasiden ve insan haklarından yana olan tavrıdır. Yaşayan Aleviliğin müttefiki ve ittifakları eşitlikçi, paylaşımdan yana, özgürlüklerin teminatı olan, halkların demokratik hareketidir. Gezi sürecinde öznesi olan ‘kendimi ve kentimi ben yönetmek istiyorum’ diyen ‘Halkların Demokratik Cephesi’dir. Ve bu cephenin devletçi Türk- İslamcı kesimleri korkuttuğu gün gibi açıktır. Hiçkimse, hiçbir gerekçe ile Alevileri katillerine oy vermeye davet edecek kadar kirli olamaz, pişkin olamaz. Alevilere bundan daha kötü ve daha ahlaksızca birşey dayatılamaz. Maraş’ın kanı kurumamıştır. Deniz’lerin, Mahir’lerin, İbrahim’lerin Mazlum’ların kanı ellerinde olanlar, Alevi toplumunun içinde elini kolunu sallayarak gezemez, gezdirilemez. Böyle bir utanca Alevilerin ortak olması düşünülemez. Korkularla siyaset yapılmamalı, korkudan katillere boyun eğilmemelidir. Korkmamak Alevi olarak kalabilmek, değerlerine sahip çıkabilmektir. Binlerce yıldır değerler topluluğu olarak var olan Alevilik; yoluna, atasına, insanına sahip çıkmayı sürdürecektir. Alevi olmanın şartı, Alevilik ve onun değerler dünyasının parçası olabilmektir.</p>
<p><strong><em>‘Geldiğiniz hak kapısı. Durduğunuz Mansur darı. Döktüğün varsa doldur. Ağlattığın varsa güldür. Yıktığın varsa kaldır. Gelme gelme! Dönme dönme! Gelenin malı, dönenin başı bu yolda! Gördüğünü ört, görmediğini söyleme. Sen sana sahip ol, seni senden aldık sana verdik.’ ‘Bu yol uzun bir yoldur gidemezsin. Demirden çarıktır giyemezsin. Demirden leblebidir yiyemezsin. Ateşten gömlektir giyemezsin! Geldin gördün. Gelme gelme, dönme dönme. İkrarını bozarsan ikrarın boynuna kement olsun mu? İkrarınızdan dönmeyeceğinize dağlar, taşlar, ağaçlar şahit olsun mu? Ay gün şahit olsun mu? Gece ve gündüz şahit olsun mu? Ayin-i cem erenleri şahit olsun mu?’</em></strong> (dar gülbangından) Gerçeğe hü!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevilik, değerler toplamıdır</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevilik-degerler-toplamidir/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevilik-degerler-toplamidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:04:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi eğilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[benzeşme]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[dedelik]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Dergah]]></category>
		<category><![CDATA[devlet bütçesi]]></category>
		<category><![CDATA[devlet müdahalesi]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[devletleşme]]></category>
		<category><![CDATA[devşirme]]></category>
		<category><![CDATA[dini merkezileşme]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlikçi paylaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Hallacı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[içsel müdahaleler]]></category>
		<category><![CDATA[ikrar]]></category>
		<category><![CDATA[katledilen Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[krallık]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Meydanevi]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[Nesimi]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Padişah]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[pirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Şahı Şehidan Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Seyid Rıza]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluk]]></category>
		<category><![CDATA[zulme karşı duruş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevilik-degerler-toplamidir/</guid>

					<description><![CDATA[“oy nesimi, can nesimi ol gani mihman iken yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken cümlenin rızkını veren ol gani settar iken yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem” 90 yıllık cumhuriyet Alevileri bitirme&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“oy nesimi, can nesimi ol gani mihman iken</em><br />
<em> yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken</em><br />
<em> cümlenin rızkını veren ol gani settar iken</em><br />
<em> yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem”</em></p>
<p>90 yıllık cumhuriyet Alevileri bitirme noktasına getirdiği gibi Aleviliği de bitirmek için içeriden ve dışarıdan müdahalelerini yoğunlaştırmıştır. Özellikle Alevilerin temel kurumları olan Pirlik, Rehberlik, Dedelik makamları, Cemevi, Meydanevi, Dergah, Ocak gibi kutsal yerleri tanımaz hale getirip, anlamsal değerlerini çarpıtarak kendisine ve tarihine düşman bir hale getirtmek için çalışmaktadır.</p>
<p>Hiçbir zaman merkezileşmemiş, piramid dizaynı içinde örgütlenmemiş, “elele el hakka” demiş olan, her talibin Pir’e Pirlerin mürşide ve Mürşidlerin bir Pir’e talip olup ikrar verdikleri, toplumsal ortakçı bir sosyal yapıdan, hilafet gibi, Padişah gibi, krallık gibi örgütlenmeler çıkarılmak istenmektedir. Bölgesel, yerel ihtiyaçların karşılanması, sosyal hayatın eşitlikçi bir paylaşım üzerinden sağlanmasını hedefleyen Aleviler, Alevilik, bugün bireyin kendisini örgütlediği paylaşımda mülkiyetçiliğin öne çıktığı bir süreci yaşamaktadır. Buna paralel en büyük dergah, en büyük ocak, en büyük pir adı altında Alevi ruhunu, felsefesini zedeleyen hareketler bizzat devlet merkezli örgütlendirilmektedir. Özellikle Yavuz Sultan Selim döneminde başlatılan Osmanlının Aleviliği dizayn etme ve kendisine benzeştirme, kendi amaçları için kullanma aracı olarak gördükleri örgütlenme biçimini bugün tekrardan gündeme getirerek, Alevi direnişini, varlık gerekçesini ve varolma biçimini ortadan kaldırmak istemektedirler.</p>
<p>Devletin teorik olarak örgütlenmesine katkı sunduğu ve giderek maddi karşılığıyla da desteklediği bu çalışma, çalışmalar Alevi hareketinin kontrol altına alarak bitirilmesini hedeflemektedir. Yavuzla başlayan ve devam eden bu durum son dönemde Alevi eğilimlerinin tümüne ayrı ayrı dini merkezileşme dayatılmaktadır. “Birlik olalım” “Dergahta birlik” adı altında devletleşme, devletin öngördüğü örgütlenmeyi yaratarak, devletle bütünleşme “devlet bütçesinden yararlanma hakkımız” gibi söylemlerle de devletin Aleviliğin iç işleyişine müdahalesinin meşru zeminin yaratılması hedeflenmektedir.</p>
<p>Yılların vermiş olduğu zorluklar, yenilgiler, acılar, bu eğilimlerin kendisini örgütlemesine imkan sağlamaktadır. Devletin yaratmış olduğu asimilasyon, kendini bilmezlik, yoksulluk, Aleviliğin değerlerinin anlamsızlaştırılması, bu kesimlerin Aleviler üzerinde örgütlenmesini kolaylaştırmaktadır.</p>
<p>Benzeşmek, bitmektir. Alevileri, Alevi yapan başkasına benzemiyen sosyal kültürel ve inançsal farklı duruşları, sosyal eşitlgikçi, paylaşımcı yanlarıdır. Eğer bunları ortadan kaldırırsak eleştirdiklerimize, kabul etmediklerimize benzeşirsek, Alevi olmanın ne anlamı kalabilir ki?</p>
<p>Eğer “kula kulluk” yapılacaksa Alevi olmanın ne faydası olur? Haksızlıklara menfaatler için karşı konmayacaksa Halac-ı Mansur, Nesimi, Pir Sultan, Hüseyin demenin ne manası kalır? Harama ortak olunacaksa, yenecekse, Aleviyim demenin kime faydası olur?</p>
<p>Alevilik, bir değerler toplamıdır. Binlerce yıllık değerlerine sahip çıkmak ve yaşatmak için ölümü göze almaktır. Yüzbinlerce Alevi; yaşam biçiminden sosyal adalet anlayışından geri adım atmadığı için katledilmiştir. Katledilenler büyük bir mirası bizlere bırakmışlardır. Aleviler, bu mirasın ya varisidir; ya da değildir. Alevi olduğunu söyleyenler atalarına saygının gereği olarak öyle durmak, öyle davranmak, yolun hakkını vermek zorundadırlar.</p>
<p>Pir Sultan, Seyid Rıza ve Şah’ı Şehidan Hüseyin bir masal kahramanı, bir hikaye değildir. Yaşanmamışlıktır. Tamamiyle canlı hayatın parçası, gerçeği ve duruşudur. Büyüklüğün değil, eşitliğin, paylaşımcılığın, zulme karşı durmanın adıdır. Mevki makam köşe kapma hiç değildir.</p>
<p>Haq darında doğru ve yanlış, iyi ve kötü ayrışır. Hiç kimse bu darın hilekarı olamaz çünkü bu meydan Kerbela meydanıdır. Divanı Hallacı Mansur’dan Nesimi’den Pir Sultan’dan oluşmaktadır. Herkes bunu bilmelidir. Ona göre konuşmalı, yola layık olmanın gereğini yapmalıdır. Hak ve hakkikat için yola turab olamayanlar, bu yolu yürüyemezler. Yürüdüğünü söyleyenler iddia edenler Osmanlı’nın devşirmeleri, devletin Aleviliği bitirmek için içimize saldığı hainlerden ibarettir. İtibarları Kerbela’da küfeli kadardır. Dersim’de Rayber kadardır. Lanetlidir.</p>
<p>Onun içindir ki; her ocak, pir, mürşit, dergah, evliya, dervişin değeri yeri makamı ikarıan sadık kaldığı kadar, haq’a hizmeti hakikate katıldığı, hükmü evrensel değerler içinde demokratik, paylaşımcı ve sosyal adaleti kadardır. Hiçbiri diğerinden üstün değil, ama birbirine ikrar vermişlerin hukuku içindedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevilik-degerler-toplamidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizmet haq içindir!</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/hizmet-haq-icindir/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/hizmet-haq-icindir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[cem]]></category>
		<category><![CDATA[cem felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[cemler]]></category>
		<category><![CDATA[dejenere]]></category>
		<category><![CDATA[destur]]></category>
		<category><![CDATA[dualar]]></category>
		<category><![CDATA[emek]]></category>
		<category><![CDATA[emek kutsanması]]></category>
		<category><![CDATA[gülbank]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[marifet]]></category>
		<category><![CDATA[metropol]]></category>
		<category><![CDATA[on iki hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[otantik]]></category>
		<category><![CDATA[peyik]]></category>
		<category><![CDATA[peykçi]]></category>
		<category><![CDATA[Pir]]></category>
		<category><![CDATA[rızalık]]></category>
		<category><![CDATA[ruhani]]></category>
		<category><![CDATA[Şah Hatayi]]></category>
		<category><![CDATA[sakkacı]]></category>
		<category><![CDATA[şekil]]></category>
		<category><![CDATA[seyir]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[süpürgeci]]></category>
		<category><![CDATA[talip]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi kökler]]></category>
		<category><![CDATA[tarik]]></category>
		<category><![CDATA[tezekkar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşayan Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[zakir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/hizmet-haq-icindir/</guid>

					<description><![CDATA[Alevilik, daha önce de vurguladığımız gibi bir şekil inancı, cemdeki on iki hizmette şeklen yerine getirilen figürler değildir. Her bir görevin emek ile ilişkili bir hukuku vardır. Tarihi kökleri olan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Alevilik, daha önce de vurguladığımız gibi bir şekil inancı, cemdeki on iki hizmette şeklen yerine getirilen figürler değildir. Her bir görevin emek ile ilişkili bir hukuku vardır. Tarihi kökleri olan bir geçmişe sahiptir. Emeğin olmadığı, tarihi kökleriyle bağdaşmayan hiçbir hizmete gülbank verilemez. Her hizmet binlerce yıllık bir geçmişe ve emeğe sahiptir.</p>
<p>Bugün ise ‘cemevleri’mizde, özellikle metropollerde kümelenmiş mekanlarda cem seyirlik bir aktiviteye dönüştürülmüştür. Alevi hukukunun önemsenmediği, pirin meydana gelişinden, helallik alışından ve posta oturmasına kadar birçok şey, hak ile değil, şekil ile yerine getirilmeye başlanmıştır. Birçok kez denk geldiğimiz gibi, pirlerimiz posta otururken rızalık bile alma gereği duymamaktadır. Rızalık almayan pire, taliplerden itiraz gelmemektedir. Oysaki rızalık alınmadan, talibin izni olmadan hiçbir pir cem postuna oturamaz ve cem yürütemez. Hakkın yerini bulmadığı bir cem ile talip hakikate ulaşamaz. Ki; durduğumuz yer bugün bu olmamaktadır.</p>
<p>Pirlerimizin sıkça söyledikleri “seyir için olmaya, hak için ola” cümlesi, aslında cemin felsefesini izah etmektedir. Hak olan hakikattir. Hak emektir. Bu anlamda tüm hizmetlerde yaşanan eksikliklerle cem, bir hizmet ve hakikat birlikteliği olmaktan uzaklaştırılmaktadır.</p>
<p>Hiçbir emek harcamadan on iki hizmet yerine getirilemez. Örneklersek, peykçi cemin olacağı mekanı insanlara haber veren, ceme katılmalarını sağlayan kişi, aile boyu nesilden, nesile geçen bir gelenek olarak süren hizmettir. Yine süpürgeci cem meydanını temizleyen, hazır hale getiren canlardır&#8230; Bunları çoğaltmak ve 12 hizmetlerin tümüne yaymak mümkündür. Bu hizmetleri görmemiş kişilerin haberci, gözcü, süpürgeci, kurbancı vs. diye dualanması, hakkın görülmemesi, emeğin kutsanmaması manasına gelir ki; bugün birçok cemde bu yaşanmaktadır. Hizmetle hiç alakası olmayan kişilere dualar ezberletilerek yapılan cemler bugün giderek yaygınlaşmıştır. Hizmet görmeyen, ezberi gülcü olan kişiler, gençler hizmet erbabı diye cemde boy göstermektedir.</p>
<p>Alevi inancının en çok dejenere edildiği ve realitesinden uzaklaştırıldığı yer bu tip cemler olmaktadır. Hak ile hakkın buluşmadığı bu mekanlarda cemde manasını ve Alevilikteki ruhani birleştirici özelliğini kaybetmektedir. Hak olmayanların yürüttüğü cemler, hakikatin görülmemesine, yolun kendisinden uzaklaşmasına vesile olmaktadır. Değerler temsili kaybedilmektedir. Onun için otantik, yaşayan Alevilikte ısrar etmek, şekilden uzak özün örgütlendiği mekanlara kavuşmak şarttır. Ne olursa olsun Pirlerin rızayla posta oturmasını sağlamak, taliplerin kuşkusu varsa rızalık vermeme cesaretini göstermek “pirin hata yapmasını engelleyen taliptir” desturuyla yol almak lazım gelmektedir. Bu inançla bir kez daha sözü Şah Hatai ye verelim:</p>
<p>Hakk’tan bize nida geldi<br />
Pirim sana haber olsun<br />
Şahtan bize name geldi<br />
Rehberime haber olsun</p>
<p>Hak kuluna eyler nazar<br />
Dört kalıptan adem dizer<br />
Kalleş gelmiş cemi bozar<br />
Gözcü sana haber olsun.</p>
<p>Bu yola giden hacılar<br />
Kırklar güruh-u Naciler<br />
Cem kilidi kapıcılar<br />
Kapıcıya haber olsun.</p>
<p>Mümin yolun yakın ister<br />
Münkirlerden sakın ister<br />
Delil yanmaz yağın ister<br />
Çerağcıya haber olsun.</p>
<p>Mümini çekti meydana<br />
Münkiri sürdü zindana<br />
Tekbir verildi kurbana<br />
Kurbancıya haber olsun.</p>
<p>Mümini çektiler dara<br />
Münkiri sürerler nara<br />
Hizmet verildi Selman’a<br />
Süpürgeciye haber olsun.</p>
<p>Gelin gidelim tarikata<br />
Kulak verin marifete<br />
Tâlip girmiş hakikate<br />
Tarıkçıya haber olsun.</p>
<p>Mümini çektiler dara<br />
Münkiri sürdüler zindana<br />
Hizmet geldi tezekkâra<br />
Tezekkara haber olsun.</p>
<p>Bu yola giden hacılar<br />
Kırklar güruh-u Naciler<br />
Müminler Müslim bacılar<br />
Peyik sana haber olsun</p>
<p>Yola gider haslar hası<br />
Giymiş hakikat libası<br />
Doldur ver bir engür tası<br />
Sakkacıya haber olsun.</p>
<p>Zakirin zikri saz ile<br />
Kuran okur avaz ile<br />
Mümin müslim niyaz ile<br />
Zakir sana haber olsun.</p>
<p>Şah Hatayi’m varı geldi<br />
Varı geldi varı geçti<br />
Sefil bülbül zara düştü<br />
İznikçiye haber olsun</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/hizmet-haq-icindir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşayan Alevilik</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/yasayan-alevilik/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/yasayan-alevilik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:50:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[12 hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[Cem evleri]]></category>
		<category><![CDATA[çura]]></category>
		<category><![CDATA[dar]]></category>
		<category><![CDATA[dejenere değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Direniş]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek nesiller]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat yolcuları]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet hak için]]></category>
		<category><![CDATA[içsel müdahaleler]]></category>
		<category><![CDATA[ikrar]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[itikat]]></category>
		<category><![CDATA[kendini bulma]]></category>
		<category><![CDATA[köy odaları]]></category>
		<category><![CDATA[modern dünya]]></category>
		<category><![CDATA[mürşidler]]></category>
		<category><![CDATA[otantik değerler]]></category>
		<category><![CDATA[pirler]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>
		<category><![CDATA[ritüeller]]></category>
		<category><![CDATA[şehirleşme]]></category>
		<category><![CDATA[semah]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi baskı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal hiyerarşi]]></category>
		<category><![CDATA[sözlü tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[talipler]]></category>
		<category><![CDATA[tembur]]></category>
		<category><![CDATA[üç telli tembur]]></category>
		<category><![CDATA[yaşayan Alevilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/yasayan-alevilik/</guid>

					<description><![CDATA[Bilmem sünnetleri yar yar bilmem farzları Haq için bir niyaz bana yetmez mi Alyız, nasihat bu çok sözlere Haqa hoş gelecek bir öz yetmez mi (Mücrimî) Alevi asimilasyonunun en derinden&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bilmem sünnetleri yar yar bilmem farzları</em><br />
<em> Haq için bir niyaz bana yetmez mi</em><br />
<em> Alyız, nasihat bu çok sözlere</em><br />
<em> Haqa hoş gelecek bir öz yetmez mi</em> <strong>(Mücrimî)</strong></p>
<p>Alevi asimilasyonunun en derinden yaşandığı ve giderek tüm alanlara derinlemesine işlendiği yıllardan geçmekteyiz. Hiçbir dönem Alevilik bu kadar kendi değerlerinden, yaşam ve itikatından uzaklaştırılamamış, kendisine yabancılaştırılamamıştır. Katliamlar başta olmak üzere siyasi baskı ve içsel müdahaleler Aleviğin bu denli biçimsel bir itikat olmasına neden olamamıştır. Aksine her saldırı Aleviliğin kendisini yeniliyerek inancın özünü koruyarak bugünlere kadar, özüne bağlı kalarak taşımasına vesile olmuştur.</p>
<p>Saldırının büyüklüğü ve asimilasyonun derin etkilerine karşı koyuş, Alevi cephesinde yaşanmaktadır. Sessizce her alanda yaşanan bu direniş her gün kendisini hissettirmeye başlamıştır. Yaşayan Alevilik olarak bunu adlandırmak mümkündür. Otantik değerlere bağlı, geçmişin seslerinde, kayıtlarında, hafızalarda kendisini bulmaktadır. Asimilasyona karşı da hergün itibarı yükselen bir set çekmeye başlamıştır. Bu durum Aleviler açısından tarihi öneme sahiptir.</p>
<p>Muhabetlerde yükselen temburun sesine eşlik eden semahın ahenki, yaşayan Aleviliğin temsili olarak bugüne gelmiştir. Özün temsiliyetini bulduğu mekanlar bilgi edinmek isteyenlere kapılarını açmaya başlamıştır. Köy odalarında toplanan yol erenlerinin muhabetinde, sürekli devam etmektedir. Sürekli buradayım demektedir. Şeklin şehirlerde cem evlerinde ete kemiğe büründüğü günümüzde, şehirleşmenin kuşatmasından uzak, şekli mekanlara hapsedilmek istenen Aleviliğe karşı ocakların tekrar dumanları tüttürülmüştür. Düne kadar köşe bucak saklanan ve sessizliğe bürünen haqın ve haqikatin yolcuları seslerini duyurmanın ve asimilasyona karşı seslerini yükseltme arayışına girmişlerdir. Düne kadar kapılarını kimseye açmayan hakikat yolcuları giderek asimilasyonun hakim olduğu Alevilik resmine ‘dur’ demek ve varlıklarını hissettirmek için aşk ile semah durmuşlardır.</p>
<p>Yokluğun, tanrısal varlığıyla birlikte üretip, birlikte paylaşımın izlerini, tarihin derinliklerinden alıp bugüne getirdikleri değerlerini kamuoyuyla paylaşma arzusunu her alanda dile getirmeye başlamışlardır. Yok edilmek istenen sosyal hiyerarşinin varlığını ve temsiliyetini yeniden inşa etme arayışına girmişlerdir.</p>
<p>Taliplerin pirlere, pirlerin mürşidlere, mürşidlerin yeniden pirlerine ikrar verek, “el ele, el haqa” diyerek, görgülerini görüp haqikat yoluna girmesinin sağlanması istenmektedir. Haq ile haqikat olmanın, haqikat için dara durmanın sağlaması üzerinden varlığını koruma çabaları her alanda yoğunlaşmaya başlanmış, çuranın, üç telli temburun efsanevi dönüşü başlanmıştır.</p>
<p>Aleviliğin özünün yok edilmeye başlandığı, bazı ritüellerin Alevilik diyerek şekle büründüğü süreçte bu çıkış büyük anlam ifade etmektedir. Anlamsızlaştırlmak istenen cem ve 12 hizmetler başta olmak üzere tüm alanlarda özün yeniden yakalanması çabası önem kazanmıştır. Kendini arayış, popüler kültürle piyasaya sürülen, dejenere edilen değerlerin giderek otantik değerlerin öne çıkmasıyla temizlenmesi kendini bulma sürecine doğru evrilmiştir. Kendini arama, değerlere ulaşma ve onları tekrar toplumla buluşturma süreci içerisinde herkese görev düşmektedir. Özellikle giderek aramızdan bir bir ayrılan ve yaşayan Aleviliğin temsilcilerinin gün yüzüne çıkarılması, birer hazine gibi yaklaşılarak kayıtlarının alınması hayati bir önemdedir. Sözlü tarihe sahip olan biz Alevilerin saldırılara karşı tek direngen noktamız yaşayan Aleviliktir. Sessizliğini bozan ve gün yüzüne çıkmak isteyen bu tarihi; artık modern dünyanın ihtiyaçlarına ve imkanlarına göre örgütlemek ve paylaşıma açmamız gerekmektedir. Gelecek nesillerin bilgi kaynaklarının yaratılması önümüzde görev olarak durmaktadır.</p>
<p>Hizmet hak içindir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/yasayan-alevilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aleviler için Gezi direnişi</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/aleviler-icin-gezi-direnisi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/aleviler-icin-gezi-direnisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 08:00:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ütopyası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi-Sünni dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[barışçıl direniş]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte yaşama kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEVRE HAREKETİ]]></category>
		<category><![CDATA[çevre koruma]]></category>
		<category><![CDATA[çevre protestosu]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik protesto]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi direnişi destek]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı protestoları]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul protestoları]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim Meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim Köprüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/aleviler-icin-gezi-direnisi/</guid>

					<description><![CDATA[“Yürü bre Hızır Paşa Senin de çarkın kırılır Güvendiğin padişahın O da bir gün devrilir”(Pir Sultan Abdal) Geçtiğimiz günlerde, Alevi kurumlarının temsilcilerinin yaptığı çağrı üzerine yoğun yağmur altında yüzlerce Alevi,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Yürü bre Hızır Paşa<br />
Senin de çarkın kırılır<br />
Güvendiğin padişahın<br />
O da bir gün devrilir”(Pir Sultan Abdal)</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde, Alevi kurumlarının temsilcilerinin yaptığı çağrı üzerine yoğun yağmur altında yüzlerce Alevi, 3. köprünün temelinin atıldığı yerde bir protesto etkinliğinde buluştu. Gezi direnişinin başladığı günlere denk gelen etkinlik Alevilerin Gezi Parkı direnişine desteklerini de ifade ediyordu. Oradan ayrılan Aleviler Gezi Parkı’na gelerek orada lokma dağıtıp, semah döndüler. Tüm Alevi kurumları, cemevleri bir şekliyle Gezi Parkı direnişini Alevilerin direnişi olarak sahiplendiler.</p>
<p>Görünen o ki; Gezi direnişi tüm sorunlu kesimlerin kendilerini ifade etmelerinin bir aracı oldu. Aleviler, özellikle Yavuz Sultan Selim köprüsü şahsında protestolarını dile getirdiler. Kürtler demokrasi sürecini doğru okunmasını, ‘laikler’ günlük hayatlarına müdahalenin yapılmaması için tavırlarını Gezi’de dile getirdiler. Ama kuşkusuz tüm bunların ötesinde Gezi direnişinin, çevreci bir bakışla hayat bulmuş olması, dünya için en büyük sürprizdi. Çünkü bu ülkede nice ormanlar yakıldı. Dersim doğası karış karış talan edildi. Kutsal Munzur’a setler çekildi. Kimse duymadı! Hatta Yavuz Sultan Selim Köprüsü için yüz binlerce ağaç kesilecek olması kimsenin dikkatini çekmedi. Kürdistan’ın birçok yerinde kimyasal gazlar kullanılarak insanlar ve doğa katledildi. Tonlarca bomba bu coğrafyada taş üstüne taş bırakmadı. Köyler alev alev yandı. İnsanlar evsiz ve yurtsuz bırakıldılar. Vicdan, Gezi Parkı’ndaki gibi olamadı. Kürtler, Alevisi, Sünnisi, Êzidîsi, Süryanisi ve orada yaşayan diğer milletlerden insanlarıyla bu ateşin içinde harlandılar.</p>
<p>Ve o ateş ki İstanbul’un göbeğine kadar uzandı. Çınarlar yıkılmaya başlayınca toprağın ruhu kendisini buldu. Ve Gezi’de gencecik çocuklar direnişi aynı Dersim’dekiler gibi, Diyarbakır’dakiler gibi, Hakkari’dekiler gibi göğüslemekten başka çarelerinin olmadığını anladı. Kürdün bildiğini yıllardır çektiğini, Türk anladı, Çerkes anladı, sağcı anladı, solcu anladı. İşte biz Kürt Alevileri Kürdistan’daki alevlerle Kürt olarak yandık. Gezi’de Kürt Alevileri hem Alevi olarak hem Kürt olarak yangının içinde kendini buldu. Aynı ateşi, yangını hissetti. Ne tek başına Kürt olmak, ne tek başına Alevi olmak, ne tek başına solcu olmak kurtuluşu yakınlaştırmamaktadır. Kürt’ün, Türk’ü TOMO’nun hışmından kurtarmak için Taksim Meydanı’nda uzattığı elin birleştiği yer gibidir Aleviliğimiz. Alevilik, Gezi Parkı’nda üç ağaçtır. Her zaman ve herkes için.</p>
<p>Demokratik dönüşüm ve çözümün tüm kesimler için ne kadar gerekli, zorunlu olduğunun somut bir göstergesidir Gezi Parkı. Kürtlerin onlarca yıldır uğruna mücadele ettikleri ve öğrendikleri, birlikte yaşayabilme kültürünün nasıl hayat bulduğunun da resmidir. Bu resim büyük bir demokrasi kültürünü barındırmaktadır. Demokratik dönüşümün ısrarlı bir direniş, karşındakini anlama kültürü ve onun elinden tutabilme kültürü olduğunu Gezi’deki tüm kesimlere yan yana durmasıyla göstermiştir.  Onun içindir ki; Gezi Parkı direnişçileri, demokrasiyi anlamayanların, kendince yorumlayanların, menfaatlerini örgütleyenlerin, kendisi için sadece “demokrasi” isteyenlerin şiddetli saldırılarına maruz kalmıştır.</p>
<p>Gezi’deki yaşam biçimi Alevi ütopyasının bir resmidir. Birlikte üretmek ve paylaşmak, yaşamı ortaklaştırmak temel prensiptir. Onun için Alevi ütopyasına düşman olanların bu direnişe saldırması, sosyal dayanışmanın birlikte yaşamanın karşısında bireyci bencil bir hayat örgütlemek isteyenlerin Gezi’ye saldırması anlaşılırdır. Çünkü, Gezi direnişi insani bir duruştur. Tüm olumsuzluklarıyla, tüm yanlışlıklarıyla ve yanlış adamların da kendi doğrularıyla orada olmasıyla paylaşımcı bir direniş örneğidir, yaşam biçimidir. Alevicedir.</p>
<p>Pirimiz Seyit Rıza’nın hürmetine&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/aleviler-icin-gezi-direnisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
