<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alevi &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/alevi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Mar 2026 16:57:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Alevi &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ali Yolunun Kantarma’daki Çınarı: Abuzer Dede</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/ali-yolunun-kantarmadaki-cinari-abuzer-dede-3/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/ali-yolunun-kantarmadaki-cinari-abuzer-dede-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2025 07:13:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[abuzer erdıoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Ağucan]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Kantarma]]></category>
		<category><![CDATA[şkrü yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/ali-yolunun-kantarmadaki-cinari-abuzer-dede-3/</guid>

					<description><![CDATA[Bugün biraz Kantarma’ya uzanacağız. Kantarma, Alevi inancının kadim ocaklarından biri olan Sinemilli Ocağı&#8216;nın merkez köyü olarak bilinir. Burası sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda Alevi inanç dünyasının önemli mihenk&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün biraz Kantarma’ya uzanacağız. Kantarma, Alevi inancının kadim ocaklarından biri olan <strong>Sinemilli Ocağı</strong>&#8216;nın merkez köyü olarak bilinir. Burası sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda Alevi inanç dünyasının önemli mihenk taşlarından biridir. Bu köyde yaşayanlar büyük ölçüde <strong>dedelerden</strong> oluşur; yani Alevi toplumunun ruhani önderleri burada doğar, büyür ve hizmet eder. Kantarma, Sinemilli Ocağı&#8217;na bağlı taliplere yıllardır hizmet vermekte olan bir <strong>ocak köyüdür</strong>. Aynı zamanda Alevi geleneğinin, sözlü kültürünün ve inanç mirasının bir nevi saklandığı, korunduğu ve gelecek nesillere aktarıldığı yerdir.</p>
<p>Kantarma&#8217;nın bu kadar özel ve önemli olmasının en temel sebeplerinden biri de, <strong>Alevi değişleri, nefesleri ve deyişlerinin</strong> büyük bir kısmının bu köyde yapılan derlemelerden kaynaklanmasıdır. Bugün elimizde bulunan, dilden dile aktarılan birçok nefesin kaynağı Kantarma’da yaşatılan bu kadim gelenektir. Bir anlamda <strong>Aleviliğin gizli hazinesi</strong>, bu köyde yankılanan nefeslerde, söylenen deyişlerde saklıdır. Bu yönüyle Kantarma, Alevi coğrafyasında yalnızca coğrafi bir merkez değil; aynı zamanda ruhsal ve kültürel bir merkezdir.</p>
<p> Pir Abuzer Erdoğan dede</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde, bu kutsal mekânın bir evladı olan <strong>Abuzer Erdoğan</strong>, aramızdan ayrıldı. Kendisi, Sinemilli Ocağı’nın mürşit kapısı olan <strong>Ağuçan Ocağı</strong> evlatlarındandı. Bu yönüyle, Alevi inanç sistemindeki mürşitlik, pirlik ve rehberlik sıralamasında önemli bir yere sahipti. <strong>Ağuçan pîrleri, Sinemilli Ocağı içerisinde mürşitlik</strong> görevini üstlenen, topluma rehberlik eden, yol gösteren isimlerdir. Abuzer Dede de bu pîrlerimizden biriydi. Yaşamını Kantarma’da sürdürmekte ve burada mürşitlik hizmetini yürütmekteydi. Bu yönüyle, sadece bir köy büyüğü değil; aynı zamanda bir inanç önderi, bir gönül insanı ve bir hak yolcusu idi.</p>
<p>Hak ile hakikat idi&#8230;</p>
<p>Mersin’den, doğup büyüdüğü ve bağlılığını hiç yitirmediği <strong>Kantarma Köyü’ne</strong> yolcu edildi. Bu yolculuk, yalnızca bir bedensel yolculuk değil; aynı zamanda bir Hakk’a yürüyüş, bir sonsuzluğa kavuşma devriyede yeniden doğuş anlamı taşır. Abuzer Dede de bu döngüde, yurduna dönmüştür.</p>
<p>Onun mütevazı kişiliğini bilenler, tanıyanlar çok iyi bilir: hiçbir zaman gösterişin, yüceltilmenin peşinde olmadı. Hep yolun gereğini yaptı. Bu anlamda, bir hatıramı paylaşmak istiyorum. Unutmadığım bir konuşması var: <strong>Büyük Mehmet Yüksel Dede’nin Hakk’a uğurlanma töreninde</strong>, Abuzer Dede’nin yaptığı konuşma hâlâ kulaklarımda. O konuşmasında şöyle diyordu: <strong>“Evet, Mehmet Yüksel Sinemilli pîriydi ama o benim talibimdi. O talibim geldi, beni geçti ve benim mürşidim oldu.”</strong></p>
<p>Bu söz, Alevi öğretisinin ne kadar derin, ne kadar erdemli bir düşünce sistemine dayandığını gösteren önemli bir örnektir. Abuzer Dede, büyük bir tevazu ile kendi talibini, kendi mürşidi olarak kabul etmiş ve onu aynı saygıyla Hakk’a uğurlamıştır.</p>
<p> Veyis Dede, Abuzer Dede, Şükrü Yıldız, Ali Ekber dede</p>
<p>Bugün Alevi toplumu içinde zaman zaman “kim hangi dede, neresi hangi ocak, kim daha yetkili” gibi <strong>kimlik tartışmaları</strong> yapılırken; Abuzer Dede’nin bu yaklaşımı, <strong>Ali felsefesinin</strong> ne kadar köklü, ne kadar yüce ve birleştirici bir şekilde bu coğrafyada yaşadığını ve yaşatıldığını bir kez daha ortaya koymaktadır.</p>
<p>Yaşayan Aleviliğin güzel bir temsilcisi, artık aramızda değil. Bizler uzağız, talipleri uzakta. Ama gönlümüz onunla. Mersin’den Elbistan’a doğru yol aldı şimdi Kantarma’da. Diliyorum ki; <strong>devr-i daim olsun</strong>, <strong>hizmetleri Hakk katında kabul olsun</strong>. Her gittiğimizde kolunu kanadını etrafımıza dolayan, bizleri koruyan, kollayan, destekleyen bir gönül eri oldu. Bizim üzerimizde emeği büyük.</p>
<p>Bu vesileyle bir kez daha diyorum ki:<br />
<strong>Devr-i daim olsun pîr’im. Uğurlar olsun Abuzer Dede.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/ali-yolunun-kantarmadaki-cinari-abuzer-dede-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suriye’de Alevi Katliamı: Türkiye’nin Suç Ortaklığı</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/suriyede-alevi-katliami-turkiyenin-suc-ortakligi-4/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/suriyede-alevi-katliami-turkiyenin-suc-ortakligi-4/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Dec 2024 17:01:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi düşmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[alevi örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[cihatçı gruplar]]></category>
		<category><![CDATA[cihatçılar]]></category>
		<category><![CDATA[Esad]]></category>
		<category><![CDATA[Heyet Tahrir el-Şam]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Rojava]]></category>
		<category><![CDATA[Rojava yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[seküler yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye iç savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye Milli Ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye'deki Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye'deki gruplar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'nin Suç Ortaklığı]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/suriyede-alevi-katliami-turkiyenin-suc-ortakligi-4/</guid>

					<description><![CDATA[Suriye, dünya gündemini meşgul eden bir yer haline gelmişken, bizler için de oldukça yakın bir noktada yer almakta. Bu topraklarda yaşayan insanlar, bizim akrabalarımız, dostlarımız ve aynı coğrafyada varlıklarını sürdüren&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Suriye, dünya gündemini meşgul eden bir yer haline gelmişken, bizler için de oldukça yakın bir noktada yer almakta. Bu topraklarda yaşayan insanlar, bizim akrabalarımız, dostlarımız ve aynı coğrafyada varlıklarını sürdüren topluluklar. Suriye’deki gelişmeler, sadece bölgedeki halkı değil, Türkiye&#8217;deki Alevi toplumu gibi başka toplulukları da yakından etkiliyor. Savaş topraklarımızda karşılığını buluyor. Yıkım getiriyor. Aclık ve sefaleti derinleştiriyor. Erdoğan iktidarı ise içerde ekmiş olduğu kin ve nefreti cihadistler eliyle Suriye topraklarında da yaymaya çalışıyor. Türkiye, mafya ve çetelerin buluşma noktası haline gelmiş bir ülke olarak savaştan da besleniyor. Suriye’ye bodoslamasına çakal gibi dalmış bulunuyor.</p>
<p>Suriye’de ciddi bir Alevi nüfusu var, özellikle sahil bölgelerinde. Latakia, Tartus, Baniyas, Jableh, Homs’da büyük bir tehdit altındalar. Her ne kadar IŞİD’in yoğun saldırı dönemine tekabül eden bir durum olmasa da, mevcut sistemin oturmasıyla birlikte gelecekte olası tehditler korkunç bir tablo ortaya koyuyor. Türkiye’nin Suriye iç savaşına müdahale etmesinin ardından, cihatçı gruplara verdiği destek, Alevilere yönelik tehditleri daha da artırmış durumda. Hükümetin desteklediği grupların, Suriye’deki Alevi nüfusunu hedef alması, toplumda büyük bir korku yaratmış durumda.</p>
<p>Erdoğan medyası HTŞ güzellemeleri yapa dursun, sosyal medya platformlarından Suriye’de büyük bir Alevi kıyımının yaşandığından bahsediliyor. Vahşi görüntüler paylaşılıyor. Demokrasi kahramanları diye pazarlananlar sokaklarda “Hepinizi tek tek not ediyoruz” diye dolanıyorlar. Sorgusuz sulasiz infazlar yapıyorlar. Bu görüntüler, gelecekte yaşanacakların işareti. “Görünen köy kılavuz istemez” misali.</p>
<p>Radikal gruplar, Alevilere yönelik saldırılarını artırıyor. Bu grupların şu an yaptığı, bir anlamda IŞİD’in geçmişteki eylemlerini başka bir zamana erteleyerek tekrar gündeme getirmek gibi görünüyor. Batıyı ürkütmemek için yapılan &#8220;ılımlı açıklamalar&#8221; ise, ne yazık ki Alevi nüfusu kapsamıyor. Alevi köylerinden insanlar korkularından sahildeki kentlere akın ediyorlar.</p>
<p>Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm aktörler sessiz. Türkiye’deki Alevi örgütleri de bu konuda sorumluluklarını yeterince yerine getirmiyor. Bugün Suriye’de bir Alevi katliamı yaşanıyor ve buna karşı mücadele etmek için sadece bildirilerle yetiniyorlar. Bildirileri yayınlamakla Alevilerin yaşam hakkını güvence altına almak mümkün mü!</p>
<p>Suriye’deki Alevilere sahip çıkmayanların, Türkiye’de de bir mücadele verdiklerini söylemek mümkün değil. Katliamı görmezden gelmek, bir anlamda ortak olma anlamına gelmiyor mu! Bu katliamlar Suriye’deki Aleviler ile sınırlı kalmayacak, Türkiye’nin içine de sıçrayacak. Türkiye içindeki Alevileride hedef alacak.</p>
<p>X Platformundan yapılan paylaşımlara göre, Lazkiye kırsalında Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) tarafından Alevi sivillere yönelik katliamlar başladı. Yerel kaynaklar, bu saldırılarda çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini bildiriyor. Uluslararası toplum acil müdahale çağrısı yapıyor. Lazkiye şehir merkezinde şu an toplu bir saldırı olmasa da kırsal alanlarda Alevi köyleri hedef alınıyor. İsrail’e, Güney Suriye’ye, Rojava’ya veya Türkiye&#8217;nin diğer gündemlerine odaklanılmışken, kırsal kesimlerdeki bu saldırılar gözden kaçıyor. Uluslararası toplumun ve Birleşmiş Milletler’in bu konuda sessiz kalması, sadece Suriye’deki Aleviler için değil, tüm dünya için büyük bir sorumsuzluktur.</p>
<p>Şu an Suriye’deki Alevilerin geleceği ve onları kimin temsil edip koruyacağı belirsiz. Esad iktidarıyla ilişkilendirilmeye çalışılıyor, Esad’ın işlemiş olduğu suçların sorumluları haline getirilmek isteniyor. Esad yönetiminin kim olduğu ve nasıl bir rejim olduğu herkes tarafından biliniyor. Alevilik ile yakından uzaktan ilişkisi yok. Türkiye’deki Aleviler açısından da durum benzer. Türkiye’de de Kemalist algısı üzerinden Alevilerle bir eşleştirme yapılıyor. Kemalistlerin yaptıkları Aleviler yapıyor diye Siyasal İslamcılar tarafından kitlesine pazarlanıyor. Oysaki Alevilere yönelik dışlayıcı politikalar, Kemalist yönetim döneminde en ağır bir şekilde yaşatıldı. Kemalistlerin iktidarında da bugünde bu ülkede tek bir Alevi kaymakam, vali görev yapmadı. Görev verilmedi. Bugün ise bu dıştalayıcı durum derinleşerek devam ediyor. Kimse Kemalistleri, Baascıların suçlarını Aleviliğe yüklüyemez. Bunun üzerinden Alevi düşmanlığı üretemez. Bu alçakca bir yaklaşımdır. Kötü niyetlidir.</p>
<p>Suriye’de cihatçı gruplar, Türkiye’deki Siyasal İslamcılar Alevi “iktidarından” ve Alevi baskısından bahsediyor. Ve üretiliyor. Alevilere yönelik saldırılarda sorgusuz sualsiz şiddet uygulanıyor. Görüntüler sosyal medyada açıkça yer alıyor. İnsanlara sadece “Alevi misin, değil misin?” diye soruluyor. Eğer Aleviyseniz, herhangi bir suç işleyip işlemediğiniz ya da herhangi bir olayla ilgili olup olmadığınız sorgulanmıyor. Hangi tarafta olduğunuz, Esad’a mı muhalif yoksa destekçi mi olduğunuz, sol bir gruba mı mensup olduğunuz da sorulmuyor. Sadece “Alevi misiniz?” diye soruluyor ve buna göre muamele yapılıyor.</p>
<p>Bu durum, Türkiye’de yaşayan Aleviler için de bir tehdit teşkil ediyor. Eğer Suriye’de Alevilere yapılanları durduramazsanız, Türkiye’deki Alevi katliamlarının önüne geçemezsiniz. Çünkü bunlar birbiriyle bağlantılı. Suriye’de şekillenmeye başlayan iktidar modeli, Afganistan’daki model Erdoğan&#8217;ın hayalindeki devlet örgütlenmesi. Afganistan için söylemişti “Aynı değerlere bağlıyız” diye.</p>
<p>Nasıl ki Türkiye, Kürtlere yönelik düşmanlık ve nefret politikalarını sınırları içinde örgütlüyorsa, aynı politikayı Suriye, Irak ve İran’daki Kürtler üzerinde de uyguluyor. Bu durum, Alevilere yönelik saldırılar için de geçerli. Suriye’deki Alevilere yapılan saldırılar, Türkiye’deki Aleviler için de benzer bir tehlike anlamına geliyor. Alevilik, sadece Türkiye sınırlarıyla ya da Anadolu Aleviliği kavramıyla sınırlı değil. Bu coğrafya Hindistan’dan Balkanlar’a kadar uzanıyor. Ve bu coğrafyanın dört bir yanında Selefi ve cihatçı gruplar, Alevileri katlediyor. Irak’ta, Afganistan’da, Suriye’de ve Türkiye’de bu katliamlar sürüyor.</p>
<p>Maraş Katliamı’nın gene yıldönümü. Orada bugünlerde Kürt Aleviler katledildi. Bugün Suriye topraklarında daha büyük çapta bir Alevi avcılığı yapılıyor. Böyle bir ortamda Alevilerin, Alevi örgütleribin sadece bir bildiri yayınlaması yeterli değil. Bu çok yetersiz ve abes bir yaklaşım. Ayıp bir duruş.</p>
<p>Böylesine bir saldırıya karşı, Kürtlerin Rojava’daki örgütlenmesini ve kendi kendilerini savunma azmini düşünün. Buna rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Suriye’de de Kürtlere karşı katliamları destekleyen bir politika izliyor. Suriye’deki Alevilerin ise şu an korunma sağlayabilecek bir yapıları bile yok. Belki de tek sığınacakları yer, seküler bir yaşamı esas alan Rojava yönetimi. Çünkü burada Ermeniler, Süryaniler, Kürtler gibi tüm toplulukların haklarına saygı gösteriliyor.</p>
<p>Ancak bölgede HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) gibi gruplar hâkim. HTŞ, El Kaide’den, ardından El Nusra’ya dönüşen ve oradan bugünkü hâlini alan bir yapılanma. Görünürde yumuşak mesajlar veriyor olabilir, ama geçmişi ve kodları belli. Afganistan’da Taliban’ın yaptıklarını görüyorsunuz. Aynı zihniyet, Alevilerin bu topraklarda yaşamasına izin vermeyecek. Bunun için her türlü katliamı yapmaya hazırlar. Mezarları ateşe veren bir anlayıştan bahsediyoruz. İnsanların ölüsüne bile saygı duymayan bir zihniyet var. Bu zihniyete karşı Suriye’deki Alevileri kim koruyacak!</p>
<p>Türkiye’nin, Suriye’deki gruplara yönelik desteği, Aleviler için tehdit oluşturan bir başka faktör. Türkiye’nin vergilerimizle finanse ettiği “Suriye Milli Ordusu” gibi çetelerin faaliyetleri, bölgede yaşayan Ermeniler, Dürziler, Aleviler, Kürtler ve Süryaniler gibi topluluklar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Rojava gibi seküler, demokratik bir bölge, Suriye’deki Aleviler, Dürziler gibi gruplar sürekli bir saldırı altında. Bizden toplanan vergilerle bu saldırılar yapılıyor ve kardeşlerimize, inançlarımıza hakaret ediliyor.</p>
<p>Bugün yaşananlar, sadece Suriye’deki Alevi toplumu için değil, tüm insanlık için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Alevilere yönelik düşmanlık, sadece bir inanç meselesi değil, insan hakları ihlali anlamına gelmektedir. Türkiye’deki Aleviler, kendi haklarını savunmanın ötesinde, Suriye’deki ve dünyadaki diğer Alevi topluluklarıyla birlikte hareket etmelidir.</p>
<p>Alevi örgütlerinin, Suriye’deki Alevi topluluğuna yönelik saldırılara karşı daha etkin bir şekilde sesini yükseltmesi gerekiyor. Sadece bildirilerle bu sorun çözülemez. Hatay’a, Samandağı’na gitmek lazım. Hızır Türbesinin etrafında toplanıp Suriye’deki Alevilerin yaşadıklarına dikkat çekerek, bölgedeki Alevilerin yanında olduğumuzu bizzat göstermek gerekiyor. Bu katliamların durdurulması için uluslararası alanda etkin bir mücadele başlatmak zorundayız. Eğer bu konuda harekete geçmezsek, aynı tehdit Türkiye’deki Alevilere de sıçrayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/suriyede-alevi-katliami-turkiyenin-suc-ortakligi-4/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Mahmet Bayrak yazısı</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/bir-mahmet-bayrak-yazisi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/bir-mahmet-bayrak-yazisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Oct 2024 13:11:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[bir mehmet bayrak yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet bayrak]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/bir-mahmet-bayrak-yazisi/</guid>

					<description><![CDATA[90’lı yıllar, 12 Eylül darbesinin yarattığı baskı ve karanlığın ardından toplumun kendine gelmeye, kimlik arayışına girdiği bir dönemdi. O yıllar, özellikle Kürtlerin, Alevilerin ve hatta Türklerin kendilerini yeniden bulmaya çalıştığı,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>90’lı yıllar, 12 Eylül darbesinin yarattığı baskı ve karanlığın ardından toplumun kendine gelmeye, kimlik arayışına girdiği bir dönemdi. O yıllar, özellikle Kürtlerin, Alevilerin ve hatta Türklerin kendilerini yeniden bulmaya çalıştığı, kimliklerini yeniden inşa ettikleri bir süreçti. İnsanlar bilgiye ulaşmak, geçmişlerini öğrenmek, köklerine dair daha fazla bilgi edinmek için çok büyük çabalar sarf ediyorlardı. O günlerin karanlıktan aydınlığa geçmesinde emeği geçenlerin fedakarlıkları çok büyüktü. Zaman iğneyle kuyu kazmak misali sabır ve emek gerektiriyordu. Çünkü darbe sonrası yıllarda bilgiye erişim çok kısıtlıydı. Kitaplar, belgeler, kaynaklar bulunması zor şeylerdi. Özellikle belirli konular hakkında yazılmış eserler neredeyse yok denecek kadar azdı. Ama insanlar yine de yılmadan bu bilgilere ulaşmak için mücadele ettiler.</p>
<p>O dönemde hatırlıyorum, Ethem Xemgin’in “Kürdistan Tarihi” adlı kitabı yayımlanmıştı. Kitabın içerdiği tarihsel bilgi ve araştırmaların derinliği ya da genişliği o kadar da önemli değildi. Asıl önemli olan, Kürt tarihi hakkında yazılmış bir kaynağın varlığıydı. Teorik olarak savunduğumuz, inandığımız şeyler vardı ama bunları destekleyecek kaynaklara ulaşmak çok zordu. İşte bu dönemde, bu tür kaynakları yaratmak ve okuyuculara sunmak için büyük çaba sarf eden isimlerden biri de Mehmet Bayrak’tı. Mehmet Bayrak, Kürt ve Alevi kimliklerine dair araştırmalar yaparken, bu alandaki bilgi açığını kapatmaya çalışan önemli isimlerden biriydi. Aynı zamanda o yıllarda, Mehmet Uzun da romanlarıyla Kürt dili ve edebiyatına dair önemli notlar düşmeye çalışıyordu. Her iki isim de o yıllarda çok önemli işler başardı.</p>
<p>90’lı yıllar, sadece Kürtler için değil, Aleviler için de bir uyanış dönemi oldu. Aleviler de bu dönemde kimliklerini yeniden örgütlemeye, kaybettikleri, unuttukları değerleri tekrar hatırlamaya çalışıyordu. Bu süreçte hem Kürtlerle hem de Alevilerle ilgili araştırmalar hızlandı. Adeta küllerinden yeniden doğan topluluklar ortaya çıktı. Unutturulmaya çalışılan her şey gün yüzüne çıkmaya başladı. Bilinmeyen, gizli kalan, üzeri örtülen her şey yeniden keşfediliyordu.</p>
<p>Bu dönemde Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin yükselmesi ve bu mücadelenin kararlılığı, Kürtler ve Aleviler üzerine yapılan araştırmaları teşvik etti. Aynı zamanda bu mücadele, geniş bir okur kitlesinin de oluşmasına vesile oldu. Yani bu süreç birbirini besleyen, tamamlayan bir döngü haline geldi. Bir çocuğun emekleyerek yürümeyi öğrenmesi gibi, Kürt tarihi, bilinci, edebiyatı ve kültürü hakkında yazılan eserler yavaş yavaş çoğalmaya başladı. Kürtçe müzik yapan sanatçılar sahneye çıkıyor, Alevi deyişleri yeniden kaydediliyordu. Sadece kitaplar değil, akademik araştırmalar da arttı. Özellikle Kürt ve Alevi gençler, bu konuda çok ciddi çalışmalar yapmaya başladılar. Mehmet Bayrak, Ethem Xemgin, Cemşit Bender gibi önemli isimler, büyük emek vererek çok değerli eserler ortaya koydular. O dönemde İsmail Beşikçi’nin kitapları da büyük bir ihtiyaçtı ve önemli bir boşluğu dolduruyordu. Bugün bile bu değerler üzerine yapılan çalışmalar, yeni nesillere ilham vermeye devam ediyor.</p>
<p> MEHMET BAYRAK / Resim: medyanews.net</p>
<p>Mehmet Bayrak’tan özellikle bahsetmek gerek. Çünkü Ethem Xemgin gibi, Mehmet Bayrak’ın da iki kimliği vardı: Kürt kimliği ve Alevi kimliği. Mehmet Bayrak, Alevilerin yoğun olarak yaşadığı bir bölgede büyümüş bir isimdi ve hem Kürt kimliği hem de Alevi kimliği üzerine sorumluluklarını yerine getirmeye çalışıyordu. Bu çok önemliydi, çünkü Kürtler içinde Alevilik mücadelesi vermek ya da Aleviler içinde Kürt kimliğini savunmak oldukça zor bir işti. Mehmet Bayrak da bu zorlu görevi üstlenen isimlerden biriydi. Hem Kürt hem de Alevi kimliklerinin tarihini araştırmak, bu kimliklerin üzerindeki baskıyı ortaya çıkarmak ve kimlik mücadelesi verenlerin sesini duyurmak için çok emek verdi.</p>
<p>Mehmet abinin “Alevilik ve Kürtler” kitabı benim için her zaman çok önemli bir kaynak olmuştur. Kitabın kapağındaki muhteşem resim ve içindeki belgeler, adeta birer mucize gibiydi bizim için. Kendi varlığımızı, kimliğimizi o belgelerde bulmak, bize tarifsiz bir sevinç veriyordu. Her bir belge, adeta bir hazine değerindeydi. Mehmet Bayrak’ın Kürt Alevileri üzerine yaptığı araştırmalar, büyük bir titizlikle hazırlanmış ve çok ciddi bir emeğin ürünüydü. Ayrıca dönemin ihtiyaçlarını çok iyi görebiliyordu. Bu alandaki boşluğu fark ediyor ve bu boşluğu doldurmak için çalışmalar yapıyordu. Etrafındaki insanları sürekli araştırmaya teşvik ediyordu. Elindeki bilgi ve belgeleri paylaşmaktan hiç çekinmiyordu. Genelde araştırmacılar, akademisyenler ya da yazarlar bilgiyi kendine saklama eğilimindedir, ama Mehmet Bayrak tam tersini yaptı. Elindeki bilgileri çevresindekilerle paylaştı ve herkesi bu çalışmalara katılmaya teşvik etti. İnsanları, kendi tarihleri hakkında yazmaya cesaretlendirdi.</p>
<p>Mehmet abi, hakikatçi Alevi geleneğinin bir temsilcisi olarak, hakikati Dallıkavak’ın toprağı, havası, güneşi ve suyu gibi doğal ve bereketli gördü. Tıpkı Hacı Bayrak’ın sazından dökülen nağmeler gibi güzel, Haydar Bayrak’ın sesindeki huzur gibi derin ve Dallıkavaklı Fedai’nin “ez kurmancım” derken hissettirdiği aidiyet duygusu kadar köklü bir bağlılıkla yoğrulmuştur. Bu toprakların özü, sesi, nefesidir. Binlerce yıldır baskı altında kalan, unutturulmaya çalışılan bir coğrafyanın sesi olmuştur. Kalemiyle, sözüyle, geçmişiyle barışık bir varlık mücadelesi veren bir savaşçıdır adeta. Onun yazıları, İç Toroslar’ın ruhunu yansıtan, toprağını ve insanını yaşatan bir mücadelenin belgesi gibidir.</p>
<p>Binlerce yıldır bu topraklar üzerinde yaşayan halkların, inançların ve kültürlerin üzerine uygulanan baskıların, yok sayılmanın ve dışlanmanın karşısında Bayrak, varlığın aydınlatılmasının temsildir. Onun mücadelesi, sadece kendisi için değil, bu topraklarda yaşayan ve kimliği, kültürü baskı altında olan herkesin mücadelesidir. Tıpkı İç Toroslar’ın bereketli toprakları gibi, Bayrak da yazılarıyla, araştırmalarıyla, halkının hafızasında filizlenmiş ve büyümüştür. O, bu coğrafyanın sesi olmakla kalmamış, bu sesi gelecek kuşaklara aktarmak için de büyük bir çaba sarf etmiştir.</p>
<p>Bayrak’ın çalışmaları, tıpkı İç Toroslar’ın doğası gibi doğurgandır, yaşamla doludur. Yüzlerce yıldır unutulmuş, göz ardı edilmiş olan gerçekleri su yüzüne çıkarmış, onları koruyup yaşatmak için her türlü bedeli ödemiştir. Kalemiyle, sazıyla, sözleriyle bu toprakların gerçek sahiplerinin tarihini ve kültürünü yaşatmak için büyük bir özveriyle mücadele etmiştir. Bu nedenle Mehmet Bayrak, hem bu toprakların tarihini yazan bir bilge, hem de halkı için hakikati arayan bir savaşçıdır.</p>
<p>Mehmet Bayrak’ın genç araştırmacıları yeni çalışmalara yönlendirmek, onların önünü açmak konusunda da büyük katkıları oldu. Birçok kişiye öncülük etti, onların yolunu açtı. O dönemde böyle değerli insanların varlığına sahip çıkmak gerçekten çok önemliydi. Bugün bir kitapçıya girdiğinizde ya da internet üzerinde bir araştırma yaptığınızda yüzlerce belgeye, kaynağa ulaşabiliyorsunuz ama o dönemde bu bilgilere ulaşmak çok büyük bir zorluktu. O günlerin zorluklarını, mücadelelerini bilmeden bugünkü rahatlığı anlamak mümkün değil. Geçmişi bilmeyenlerin geleceği olmaz. Özellikle Türkiye’de kimlik mücadelesi verenlerin, o günlerde ödedikleri bedellerle bugünkü zenginliğin temelini attıklarını unutmamak gerekiyor. Bu yüzden o dönemdem bu güne akıp gelen değerlerimize sahip çıkmak, bu insanları ve çalışmalarını destklemek çok önemli.</p>
<p>Kısacası Mehmet Abi bizim çoğrafyada Gül gibi güzel, Ay gibi parlaktır.</p>
<p>Saygılarımla</p>
<p><strong>MEHMET BAYRAK&#8217;IN KITAPLARI<br />
</strong>(Liste Yazar Firaz Baran tarafından derlenmiştir)</p>
<ul>
<li><strong>Tevfik Fikret ve Devrim: </strong>İnceleme, 1973</li>
<li><strong>Köy Enstitülü Yazarlar-Ozanlar: </strong>İnceleme, 1978</li>
<li><strong>Halk Hareketleri ve Çağdaş Destanlar: </strong>Araştırma, 1984</li>
<li><strong>Eşkıyalık ve Eşkıya Türküleri: </strong>İnceleme-Antoloji, 1985</li>
<li><strong>Pir Sultan Abdal: </strong>İnceleme-Araştırma, 1986</li>
<li><strong>Halk Gülmecesi: </strong>İnceleme-Örnekleme, 1987</li>
<li><strong>Kilam û Stranên Kurdî: </strong>İnceleme-Antoloji, 1991</li>
<li><strong>Red ve İnkardan Kabullenmeye&#8230; Kürt Kimliği Mücadelesi: </strong>Savunmalar Kararlar, 1992</li>
<li><strong>Kürtler ve Ulusal Demokratik Mücadeleleri/Gizli Belgeler, Araştırmalar, Notlar: </strong>Araştırma, 1993</li>
<li><strong>Açık-Gizli/Resmi-Gayriresmi Kürdoloji Belgeleri I: </strong>İnceleme-Araştırma, 1994</li>
<li><strong>Öyküleriyle Halk Anlatı Türküleri: </strong>İnceleme-Antoloji, 1996 (Bu kitap 1985&#8217;te yayınlanan “Eşkıyalık ve Eşkıya Türküleri” isimli kitabın geliştirilmiş halidir.)</li>
<li><strong>Alevilik ve Kürtler: </strong>İnceleme, 1997</li>
<li><strong>Kürt Sorunu ve Demokratik Çözüm: </strong>Araştırma-İnceleme, 1999</li>
<li><strong>Köy Enstitüleri ve Köy Edebiyatı: </strong>İnceleme, 2000</li>
<li><strong>Kürt Müziği, Dansları ve Şarkıları I-II-III: </strong>2002</li>
<li><strong>Geçmişten Günümüze Kürt Kadını: </strong>İnceleme-Bibliyografya, 2002</li>
<li><strong>Gravürlerle Kürtler: </strong>Albüm, 2002</li>
<li><strong>Ortaçağ’dan Modern Çağa Alevilik: </strong>İnceleme, 2004</li>
<li><strong>Açık-Gizli/Resmi-Gayriresmi Kürdoloji Belgeleri II:</strong>     İnceleme-Araştırma, 2004</li>
<li><strong>Alevi- Bektaşi Edebiyatında Ermeni</strong> <strong>Aşıklar:</strong> İnceleme- Antoloji, 2005</li>
<li><strong>İçtoroslar’da Alevi- Kürt Aşiretler:</strong> İnceleme- Antoloji, 2006</li>
<li><strong>Osmanlı’da Kürt Kadını </strong>/Jinên Kurd Dı Serdema Osmanî De: Albüm, 2007</li>
<li><strong>Kürtlere Vurulan Kelepçe Şark Islahat Planı:</strong> İnceleme-Araştırma, 2009</li>
<li><strong>Alevilik-Kürdoloji-Türkoloji Yazıları (1973- 2009): </strong>İnceleme, 2009</li>
<li><strong>Dersim-Koçgiri: </strong>İnceleme-Araştırma/2010, Genişletilmiş yeni baskı 2012</li>
<li><strong>Bir Siyaset Tarzı Olarak Alevi Katliamları: </strong>İnceleme-Araştırma, 2011</li>
<li><strong>Kürt ve Alevi Tarihinde Horasan:</strong> İnceleme-Antoloji, 2013</li>
<li><strong>Êzidî–Kızılbaş-Yaresan Kürtler: </strong>İnceleme-Araştırma, 2014</li>
<li><strong>Kürt ve Alevi Tarihinde Tabular Yıkılırken:</strong> İnceleme ve Tv Konuşmaları, 2014</li>
<li><strong>İçtoroslar’da Oda Kültürü ve Kürtçe Edebiyat:</strong> İnceleme-Antoloji, 2015</li>
<li><strong>Acılı Coğrafyanın Kederli Çocukları: Êzidîler:</strong> İnceleme-Araştırma, 2015</li>
<li><strong>Kuşatmayı Yaran Kürt Kadını:</strong> İnceleme-Araştırma, 2015</li>
<li><strong>Kürt Bâtıniliğinde Kutsal Metinler:</strong> İnceleme-Antoloji, 2016</li>
<li><strong>Manzum Halk Tarihçisi Ermeni Aşuğlar:</strong> İnceleme-Antoloji, 2016</li>
<li><strong>Alevilik-Kürdoloji-Türkoloji Yazıları, Cilt II, 1972-2018:</strong> İnceleme- Araştırma, 2018</li>
<li><strong>Kürtler’in ve Kürdistan’ın Görsel Tarihi:</strong> İnceleme-Araştırma, 2019</li>
<li><strong>İçtoroslar’da Hakikatçı Alevilik:</strong> İnceleme-Antoloji, 2020</li>
<li><strong>Kürt Kimliği Mücadelem: </strong>İnceleme, 2023</li>
<li><strong>Alevi Kimliği Mücadelem: </strong>İnceleme, 2024</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/bir-mahmet-bayrak-yazisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TV AVRUPA</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/tv-avrupa/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/tv-avrupa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Aug 2024 20:27:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TV Kanalları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/?p=1755</guid>

					<description><![CDATA[Tv Avrupa / İlk kurulan Alevi televizyonu]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tv Avrupa / İlk kurulan Alevi televizyonu</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/tv-avrupa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Kerbela’daki gibi”</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/kerbeladaki-gibi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/kerbeladaki-gibi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2024 09:25:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlum]]></category>
		<category><![CDATA[Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[ya Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Ya Hak]]></category>
		<category><![CDATA[Ya Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/kerbeladaki-gibi/</guid>

					<description><![CDATA[Ya Hak, ya Muhammed, ya Ali. Alevilik tarih tartışmalarında ana meselelerden biri, yaşayan Aleviliğin ciddi anlamda görülmemesi ile ilgilidir. Eğer gezdiklerimiz ve gördüklerimizle bir kıyaslama yaparsak, bugün muharremin 10. günü,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ya Hak, ya Muhammed, ya Ali.</p>
<p>Alevilik tarih tartışmalarında ana meselelerden biri, yaşayan Aleviliğin ciddi anlamda görülmemesi ile ilgilidir. Eğer gezdiklerimiz ve gördüklerimizle bir kıyaslama yaparsak, bugün muharremin 10. günü, Hüseyin&#8217;in şehit edildiği, Hakk&#8217;a yürüdüğü gündür ve acının en derin yaşandığı gündür. Ama Alevi toplumu bugün bu acıyı yaşamıyor, hissetmiyor. Özellikle metropollerde özünü kaybetmiş, şeklin egemen olduğu bir atmosferde anılıyor.</p>
<p>Acı, acını yaşamak, hissetmek psikolojide bile bir direniştir. Yaşamın yeniden başlamasına vesile olan bir unsurdur. Dövdüğünüz bir insan yere düştüğünde, siz onu tekmelediğinizde, dövdüğünüzde onun döktüğü gözyaşları, attığınız tekmelere karşı direncidir. Güçsüzlüğünü güce çevirme, zulme karşı direnişidir. Tekrar ayağa kalkmasının enerjisidir.</p>
<p>Kerbela da, Alevilerin direncidir, direnişidir. Tekrar tekrar düştüğü yerden kalkma iradesidir. Alevilerin direnci gözyaşlarıyla örtülmüştür, kanla bezenmiştir. Ve Alevi toplumunun bugüne gelmesindeki ana temel dayanak, Mekke&#8217;den çıkıp Kufe&#8217;ye doğru bir yol alışın hikayesidir. Bir özgürlüğe yürüyüşün hikayesidir. Başkaldırının destansı anlatımıdır. Tıpkı Dersim&#8217;in dağlarında, Maraş&#8217;ın Nurhaklarında, Diyarbakır zindanlarında, Hakkari&#8217;de, Cilo’da, Zagroslarda başlatılan o özgürlük yürüyüşü gibi bir özgürlük yürüyüşüdür. Deniz’in, Mahir’in, İbo’nun başlattığı özgürlük yürüyüşü gibi bir özgürlük yürüyüşüdür. Mazlum gibi bir başkaldırıdır. Gazi, Gezi direnişidir. Siz onu oradan alıp koparamazsınız. Kerbela, bugün tümüyle üst üste oturan bir mücadelenin, ezen ve ezilenlerin kavgasının mirasıdır. Beslendiği bir kaynaktır.</p>
<p>Öyle ki; bugündür. Hüseyin, Kerbela&#8217;ya geldiğinde devasa ordularla karşılaştı. Kimisi 30.000 kişi diyor, kimisi 10.000 kişi, kimisi 3.000 kişi; fark etmiyor. Ancak karşısında duran kafilede 100 kişi vardı ya da 72 kişi deniliyor. 72 kişi de 72 millete istinaden söyleniyor. Sonuçta Hüseyin’in yanında kadınların, çocukların içinde olduğu 100 kişi, 150 kişi var. Bu devasa ordu karşısında o 100, 150 kişi boyun eğmiyor. Aynı zulmün kol gezdiği Diyarbakır zindanlarında boyun eğmedikleri gibi. Seyit Rıza’ların biat etmediği gibi. Milyonluk NATO ordusu karşısında diz çökmedikleri gibi. Bu hikaye, basit ve sıradan bir olayın yansıması değildir. Bu, binlerce yıllık bir direniş sürecinin kendisidir. Teslimiyete karşı, bedeni ile zafere yürüyüşün hikayesidir.</p>
<p>Ali Asker’dir. Kerbela&#8217;da ne oluyor? Hüseyin avuçlarının içinde altı aylık Ali Asker&#8217;i kaldırıyor ve &#8220;Bir damla su verin çocuğa&#8221; diyor. Zalimler onu oklar ile orada öldürüyorlar. Fırat&#8217;ın kıyısında Ali Asker&#8217;e su vermiyorlar. Zalimin zulmü böylesine acımasızdır, böyle vicdansızdır.</p>
<p>Peki, biz Cizre bodrumlarını unuttuk mu? Cizre bodrumlarında o güzel insanlar, umut dolu bir yarın için biat etmeyen insanlar hangi mesajı gönderdiler? Bombalamadan önce çekilen son SMS neydi? “Su, heval su.” Dicle&#8217;nin kıyısında susuz bıraktılar, bombalarla, tanklarla, toplarla insanlarımızı öldürdüler. Aynı Kerbela&#8217;da yaptıkları gibi zalimce davrandılar. Yezit mirası ile katlimize ferman verdiler. Bitmedi; Kerbela&#8217;da erkekleri, eli silah tutanları tek tek katlettiler. Kadınlarımızı, çocuklarımızı çıplak develere bindirip Şam&#8217;ın köle pazarlarında sattılar. Bu bir hikaye, çirok değildir. Gözümüzün önündeki gerçeğin ta kendisidir.</p>
<p>Şengal&#8217;de IŞİD, onun ortakları gözlerimizin önünde katliam yapmadı mı? Kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk demeden bizleri öldürmedi mi? Öldürmedikleri kadınlarımızı, kızlarımızı aldılar, binlercesini işkenceler ile Rakka’ya taşımadılar mı? Ve onları Rakka köle pazarlarında dünyanın dört bir yanına satmadılar mı?</p>
<p>Bu nedenle Aleviler, Hüseyin&#8217;in direncine, mücadelesine sahip çıkarak bir direniş gösteriyorlar. Hüseyin&#8217;i öldürdüler, 72 kişiyi öldürdüler Kerbela&#8217;da. Peki, bize bu hikayeyi kim anlattı? Kerbela&#8217;nın hikayesi kimin hikayesidir? Hüseyin orada direndi, Ali Asker&#8217;i kaldırdı, oklarla Ali Asker&#8217;i öldürdüler. Hüseyin meydana geldi, onu tek tek yenemeyeceğini anlayanlar, binlerce ok fırlatarak Kerbela meydanında onu şehit ettiler. Korkakça, kalleşçe.</p>
<p>Kim anlattı bize bunu? Kimden miras kaldı bu anlatımlar? Evet, orada yaşananları bir kadın anlattı. Zeynep. Öz güzel kadın, o yiğit kadın, o uslanmaz bir direnişin sözcüsü olarak anlattı, aktardı, iliklerimize kadar işledi. Ve o direnişin yükünü Zeynep sırtladı, taşıyıp nakşetti tarihe. O Zeynepler, Rojava&#8217;daki kadınlar oldular. IŞİD zulmüne karşı zaferi örgütlediler. Yezit’in zulmüne boyun eğmediler.</p>
<p>Onun içindir ki; bu hikaye bizim hikayemizdir. Dünden kalmış, unutacağımız bir hikaye değildir, bugün içinde olduğumuz dönemin kendisidir. Bu nedenle zalimler, Kerbela direnişinde var olanlara ve bize direnişi hatırlatanlara her zaman saldırdılar, saldırıyorlar. Aleviliğin asimile edilmek istendiği yer Kerbela&#8217;dır. Hüseyin&#8217;dir. Ali&#8217;dir. Zalimler ve onun etrafında pervane olmuşlar kılıçlarını ilk Muhammed’e çektiler. Kerbela&#8217;ya meydana gelmeden bir “yetim” gibi Muhammed’i devirdiler. Muhammed’i devirenler kılıçlarını Ali’ye çevirdiler. Şimdi Kerbela meydanında yezit ordularının saflarında Hüseyin’in karşısında durup biat istiyorlar.</p>
<p>Hatırlatalım, 1.400 yıllık bir direnişin bayrağıdır Hüseyin. Mazlumlar için dalgalanıyor halen Kerbela meydanında. Haydar. Bu tarih, binlerce yıllık acılarımızın, direnişimizin bir yansımasıdır. Kimse bu hikayemizi küçümsemesin. Aklımızla dalga geçmesin. &#8220;İslam’ın, Müslümanların zulmünden kaçtılar da kendilerine Aleviyim, Ali’nin taraftarıyız diyerek zulümden kurtuldular.&#8221; diyenler dönüp bir bakın, Ali&#8217;nin arkasında duranların ödülü mü vardı? Bunu deyince ölümden, zulümden mi kurtuldular? Onlar da öldürülmedi mi? Katledilmedi mi?</p>
<p>Yalanın arkasına sığınmamak gerekiyor. Biz bir yalanın arkasına sığınmıyoruz. Bakış açımızı değiştirmek istiyorlar. Bize &#8220;Kerbela gibi bakmayın&#8221; diyorlar. &#8220;Kerbela&#8217;daki insanlar gibi bize bakmayın&#8221; diyorlar. Mazlumların hikayesini unutun, Sünni bir pencere açıp oradan okuyun dünyayı&#8221; diyorlar. Kimin gibi bakmamız gerektiğini söylüyorlar? Yezit gibi bakmamızı istiyorlar. Çünkü Yezit, kendini bilmezliğin temsilcisidir. Hadsizliğin, yalanın, dolanın, fitnenin temsilcisidir. Buna oynuyorlar. Bundan besleniyorlar. Biz Aleviler de diyoruz ki; Kerbela&#8217;da durduğumuz gibiyiz. Zeynep’e verilmiş sözümüz, Hüseyin’e verilmiş ikrarımız var. Bundan ürküyorlar, bundan korkuyorlar.</p>
<p>Aleviler Kerbela direnişi ile, Kerbela’daki yaşanan zulmü tekrar tekrar hatırlatarak, nesilden nesile aktararak, bu acıyla ayaktadır. Kimse kusura bakmasın. Kitap okumakla, oturduğu yerden felsefi analizler yapmakla Alevi toplumunun gerçekliğini anlamak mümkün değildir. Yaşayan Aleviliği göreceksin, onların kabulüne layık olacaksın. İşin şekli ile meşgul olmayıp, bu coğrafyanın gerçeğini görüp, ondan utanmayacaksın.</p>
<p>Bilinmelidir ki; Alevilerin yüzlerce, binlerce yıldır bugüne getirmiş olduğu deyiş ve nefesleri onu yüz yıllarca beslemeye yetecek güçtedir. Hepsi acı ile örülmüş, direnişe dairdir. Kim ki bu coğrafyada ayağa kalkmış ise bunlarla başlamıştır. Sazın tınısı mücadelenin sesi olmuştur. Hepsi mazlumların dilindedir. Seyit Rıza&#8217;nın dilindedir. Seyit Rıza Dersim&#8217;in generalidir, yüreğidir. “Evladı Kerbela”dır, sonuna kadar Kürttür, Alevidir, direnişçidir. “Biz korkuyu Kerbela’da bıraktık” diyen Hüseyin İnan&#8217;ın dilindedir. Kerbela eski değildir, geçmişte kalmış bir olay değildir. Kerbela bizim acımızdır. Kerbela, Lice&#8217;dir. Kerbela, Cizre bodrumlarıdır. Kerbela, Maraş&#8217;tır, Çorum&#8217;dur, Sivas&#8217;tır. Kerbela, direnişi, boyun eğmeyenleri temsil eden cümledir. Mazlumun direnişinde yaşamaya devam eden, kendimizi ifade ettiğimiz en kısa yoldur, en kısa cümledir. &#8220;Kerbela&#8217;daki gibi&#8221; dediğinizde, karşıdaki kişi ne demek istediğinizi anlar. Hiç uğraşmanıza gerek yoktur. Simgeleşmiş tarihsel olaylar ve tarihsel kimlikler, insan hafızasında bir davranış biçimini de belirler. Bugün Alevi toplumu, tarihi boyunca bu davranışı simgeleştirerek bugüne kadar getirmiş ve hala bu şekilde devam etmektedir.</p>
<p>Aşk ile&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/kerbeladaki-gibi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eski Reis Peker’in söylediği hiçbir şey yalanlanamıyor!</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/eski-reis-pekerin-soyledigi-hicbir-sey-yalanlanamiyor-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/eski-reis-pekerin-soyledigi-hicbir-sey-yalanlanamiyor-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2024 08:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[açlık sınırı]]></category>
		<category><![CDATA[ahlaksızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[alevinet]]></category>
		<category><![CDATA[aynaya bakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Bahriye Üçok]]></category>
		<category><![CDATA[Çetin Emeç]]></category>
		<category><![CDATA[cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[Cizre]]></category>
		<category><![CDATA[devlet bağlantıları]]></category>
		<category><![CDATA[devlet etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[dolandırıcılar]]></category>
		<category><![CDATA[dolandırıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[eski Reis]]></category>
		<category><![CDATA[Eşref Bitlis]]></category>
		<category><![CDATA[Gafer Okan]]></category>
		<category><![CDATA[gasp]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[görgüsüzlük]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkâri]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar erki]]></category>
		<category><![CDATA[kadın pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[kara para]]></category>
		<category><![CDATA[katliamlar]]></category>
		<category><![CDATA[kirlenme]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuyor]]></category>
		<category><![CDATA[Madımak]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ağar]]></category>
		<category><![CDATA[Muammer Aksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Musa Anter]]></category>
		<category><![CDATA[namussuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Nusaybin]]></category>
		<category><![CDATA[Peker]]></category>
		<category><![CDATA[savaş lobisi]]></category>
		<category><![CDATA[sedat]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Silopi]]></category>
		<category><![CDATA[Şırnak]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sur]]></category>
		<category><![CDATA[Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz]]></category>
		<category><![CDATA[tuğla]]></category>
		<category><![CDATA[Turan Dursun]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[Ümraniye]]></category>
		<category><![CDATA[utanmazlık]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu ticareti]]></category>
		<category><![CDATA[Vedat Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[yalanlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[yalanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/eski-reis-pekerin-soyledigi-hicbir-sey-yalanlanamiyor-2/</guid>

					<description><![CDATA[Unvanını Tayyip’e kaptıran eski Reis, Peker konuşuyor. Kimisi için “bu kadarda olmaz” dedirten, ama bizim yakanın hep bildiği, söylediği, yazıp çizdiği şeyleri teyit ediyor. Tekrarlıyor. Devletin kendisine sunduğu imkânlarla elde&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Unvanını Tayyip’e kaptıran eski Reis, Peker konuşuyor. Kimisi için<em><strong> “bu kadarda olmaz”</strong></em> dedirten, ama bizim yakanın hep bildiği, söylediği, yazıp çizdiği şeyleri teyit ediyor. Tekrarlıyor. Devletin kendisine sunduğu imkânlarla elde ettiği etki alanıyla da sarsıyor.</p>
<p><strong>“İt, ite bir dalaştır, gidiyor.”</strong></p>
<p>Peker söylüyor, söylediği hiçbir şey yalanlanamıyor.</p>
<p>İçerden geliyor, içeriyi biliyor…</p>
<p>İçeriden oynuyor…</p>
<p><em><strong>“Uğur Mumcu”</strong> </em>diyor</p>
<p><strong>Mehmet Ağar</strong>’ı işaret ediyor.</p>
<p>Ağar <em><strong>“Bir tuğla çekersek herkes altında kalır”</strong></em> diyor.</p>
<p>Kimse tuğlayı çekmiyor.</p>
<p>Hepsi kirlenmiş.</p>
<p>Hepsi biliyor, herkes bildiklerinin ortağı.</p>
<p>Tuğla çekilemiyor…</p>
<p><em><strong>Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Eşref Bitlis, Gafer Okan, Muammer Aksoy, Musa Anter, Turan Dursun, Uğur Mumcu, Vedat Aydın…</strong> </em>Liste uzayıp gidiyor. 17 binleri geçiyor.</p>
<p><em><strong>Madımak, Gazi, Ümraniye, Gezi</strong></em> ile devam ediyor…</p>
<p><em><strong>Sur, Cizre, Silopi, Nusaybin, Şırnak, Mardin, Hakkâri</strong></em>’deki katliamlar ile zirve yapıyor…</p>
<p>Biz ölüyoruz…</p>
<p><strong>Farklı kişilermişiz gibi durup, aynı kişiler gibi vuruluyoruz…</strong></p>
<p>Biz öldürülürken, Türkiye Avrupa <strong>uyuşturucu</strong> ticaretinin dağıtım merkezi oluyor.</p>
<p>Kara paranın aklandığı, <strong>ak cennete</strong> dönüşüyor.</p>
<p>Vatan, millet, milli, yerli naralarının arkasındakilerin hepsi uluslararası kirli pazarın malları oluveriyor. Kendini satma yarışına giriyor. Kendisini satabilen daha da büyüyor.</p>
<p>Ortalıkta ne kadar namussuz, şerefsiz, onursuz ve haysiyetsiz varsa hepsi ekranlarda, toplantılarda, mitinglerde <em><strong>“Eğer ben yapmışsam, etmişsem, söylemişsem, biliyorsam… namussuzum, şerefsizim, onursuzum, haysiyetsizim”</strong></em> diye yemine duruyor.</p>
<p>Yeminlerinin arkasından daha bir gün geçmeden yalanları ortalığa dökülüyor.</p>
<p>Kimse utanmıyor…</p>
<p>Açlık sınırının altında milyonların yaşam mücadelesi verdiği ülkede, milyon dolarlar, milyarlar iktidar erkinin etrafında dolaşıyor.</p>
<p>Dolandırıcılık itibarlı meslek haline geliyor. Dolandırıcılar, dolandırıcılıklarını toplantılarda Televizyon ekranlarında ballandıra ballandıra anlatıyor, dinleyen tuğlalar ayakta alkışlıyor.</p>
<p>Ne hikmetse, bunların örgütlediği katliamların, <strong>hırsızlıkların, tecavüz ve uyuşturucu ticaretinin, kadın pazarının, savaş lobisinin</strong> arkasında hep <strong>DEVLET</strong> çıkıyor.</p>
<p>Onun beslediği, büyütüp topluma sattığı adamları çıkıyor.</p>
<p>Biri alıyor, diğerine devrediyor…</p>
<p>Kirlenme derinleşerek geliyor.</p>
<p>Yalan söylemenin doğal hali Tayyip oluyor. İktidar oluyor. Herkesin gözünün içine baka baka yalan söyleniyor, suratlarındaki alaycı gülümsemeleri halka kalıyor.</p>
<p><em><strong>“Sen mi öldürdün”</strong></em></p>
<p>Görgüsüzlüğün resimleri dökülüyor ortalığa.</p>
<p><strong>Cinayetle, tecavüzle, gasp ve şiddetle</strong> örülmüş, <strong>ölülerimiz</strong> üzerinde kurulan.</p>
<p>Resim utanç verici de, resmin arkasında duranlar utanacak kişiler mi?</p>
<p>Hayır.</p>
<p>Bunları böylesine insanlıktan çıkaran, utanmaz, ahlaksız yapan kim?</p>
<p><em><strong>Dönüp aynaya bakmak bize kalıyor….</strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/eski-reis-pekerin-soyledigi-hicbir-sey-yalanlanamiyor-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soykırım suçları ve Dersim</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/soykirim-suclari-ve-dersim/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/soykirim-suclari-ve-dersim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jul 2024 10:16:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[1937]]></category>
		<category><![CDATA[1938]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[askeri müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[askeri operasyon]]></category>
		<category><![CDATA[azınlık hakları]]></category>
		<category><![CDATA[BM Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim isyanı]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[etnik çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[etnik temizlik]]></category>
		<category><![CDATA[faşizan söylem]]></category>
		<category><![CDATA[faşizm]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki süreç]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları ihlalleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt-Alevi nüfusu]]></category>
		<category><![CDATA[mağara zehirleme]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[resmi itiraf]]></category>
		<category><![CDATA[soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[TCK]]></category>
		<category><![CDATA[Tunceli]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Adalet Divanı]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/soykirim-suclari-ve-dersim/</guid>

					<description><![CDATA[Tunceli kendi küllerinden kendisini haykırdı. Utancın sessiz sahipleri için de yeniden Dersim olu verdi. 1937/38 de işlenmiş cinayetlerin resmi tüm çıplaklığıyla bir kez daha ortaya döküldü, caninin pişkince itirafları eşliğinde.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tunceli kendi küllerinden kendisini haykırdı. Utancın sessiz sahipleri için de yeniden Dersim olu verdi. 1937/38 de işlenmiş cinayetlerin resmi tüm çıplaklığıyla bir kez daha ortaya döküldü, caninin pişkince itirafları eşliğinde.</p>
<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen&#8221;in dem vurduğu cinayetler ne anlama geliyor? &#8220;İnsanları mağaralarda fare gibi zehirlemek&#8221; uluslararası hukukta ve iç hukukta ne ifade ediyor?</p>
<p>Soykırımın Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşmeyi özetlersek;</p>
<p>Söz konusu sözleşmeye göre<strong> SOYKIRIM</strong>, “Ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir grubu toptan ya da bir bölümünü yok etme niyetiyle,<br />
a) Grup mensuplarının öldürülmesi,<br />
b) Grup mensuplarına fiziki ve ruhsal olarak önemli ölçüde zarar verilmesi,<br />
c) Kısmen veya tamamen yok etme kastıyla grubun fiziksel varlığını sona erdirecek şekildeki yaşama koşullarına tabi tutulması,<br />
d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla kısıtlamalar konulması,<br />
e) Bir grubun çocuklarının zorla başka bir gruba nakledilmesidir.”</p>
<p>BM Sözleşmesi&#8221;nin tanımını esas alan Uluslararası Adalet Divanı&#8221;na göre de SOYKIRIM suçunun dört unsuru var:<br />
1) Suçu işleyen, bir veya daha fazla insan öldürmüştür,<br />
2) Öldürülen kişi veya kişiler belirli bir milli, etnik grup, ırk veya dini gruba aittir,<br />
3) Suçu işleyen, o grubu kısmen veya tamamen yok etmek amacındadır,<br />
4) Söz konusu eylem&#8230; grubu ortadan kaldırmaya yöneliktir.</p>
<p>Soykırımın Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme, 9 Aralık 1948 tarihinde Paris&#8221;te toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu&#8221;nda kabul edilerek, imza, onay ve katılıma açılmıştır. Sözleşme 12 Ocak 1951 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye Sözleşmeyi 23 Mart 1950&#8243;de onaylamıştır.</p>
<p>24 Eylül 2004 tarih ve 5237 sayılı yeni TCK ya giren tanım ve öngörülen cezaları (madde 76. &#8211; (1) bir plânın icrası suretiyle, millî, etnik, ırkî veya dinî bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerine karşı aşağıdaki fiillerden birinin işlenmesi, <strong>SOYKIRIM</strong> suçunu oluşturur:</p>
<p>a) Kasten öldürme.<br />
b) Kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme.<br />
c) Grubun, tamamen veya kısmen yok edilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması.<br />
d) Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması.<br />
e) Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi.<br />
(2) Soykırım suçu failine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. ancak, soykırım kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır.<br />
(3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.<br />
(4) <strong>Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.</strong></p>
<p>Dersimde yaşananlara birde bu gözden bakıldığında hukuksal sürecin işletilmesi konusunda da adımlar atılmalıdır. Atılmalıdır ki, ırkçı ve faşizan söylemler itibar bulmasın. Nasıl ki Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde faşizm bir suçsa, Türkiye&#8221;de de suç haline getirilsin.</p>
<p>Kasım 2009</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/soykirim-suclari-ve-dersim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kürtler katileri arasında seçim yapmak zorunda değildir!</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/kurtler-katileri-arasinda-secim-yapmak-zorunda-degildir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/kurtler-katileri-arasinda-secim-yapmak-zorunda-degildir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Dec 2022 20:53:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/kurtler-katileri-arasinda-secim-yapmak-zorunda-degildir-2/</guid>

					<description><![CDATA[AKP-MHP özellikle bir savaşa ihtiyaç duyuyor. Bu savaşı da seçim sürecine denk getirmek istiyor. Geçmişten beri örgütlendirilmiş milliyetçi faşist yapılara güveniyor. Türkiye&#8217;de 100 yıldır toplum ırkçı ve faşist bir eğitimle&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AKP-MHP özellikle bir savaşa ihtiyaç duyuyor. Bu savaşı da seçim sürecine denk getirmek istiyor. Geçmişten beri örgütlendirilmiş milliyetçi faşist yapılara güveniyor. Türkiye&#8217;de 100 yıldır toplum ırkçı ve faşist bir eğitimle bugüne getirildi. Ayrıca ırkçılık bütün dünyada olduğu gibi Türkiye&#8217;de de para yapar bir pozisyonda. AKP iktidarını ve bu seçimi böyle bir zemin üzerinden almayı planlıyor.</p>
<p>Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu planın ötesinde bir pozisyonun içerisinde. Kürtlerin soykırımı üzerinden savaşı örgütlüyor. Yeni bir yüzyılını örgütlemek istiyor. Demokrasiyi, birlikte yaşamayı, adil bir yönetimi hedeflemiyor. Cumhuriyetin ikinci yüzyılına katliam ile hazırlanıyor. İçinden geçtiğimiz şu andaki dönemi, konjektörel durumu kendisinin lehine olduğunu düşünüyor. Bu dönem ve süreç içerisinde devletin Erdoğan eliyle yaptıracağı bir katliamı, bir soykırımı planlıyor. Destekliyor. Bunun karşılığında Erdoğan’a iktidarda kalma imkanı sunuyor. Siyasal İslamı, ırkçı faşist sitemin hizmetinde bir süre daha kullanmak istiyor.</p>
<p>Kanaatim odur ki; Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti devletine hakim olan güç pozisyonda değildir. İktidarda olan güçün sözcüsü, temsilcisi konumuna oturutulmuştur.</p>
<p>Erdoğan iktidara geldiğinden bu yana bugün en çok kullanılan pozisyondaki adam. En zayıf pozisyondaki adam. Şimdi diyeceksiniz <strong>“nasıl bu kadar yetkiyle donatılmış ama bu kadar zayıf”</strong>  Bu yetkilerin tümü derin devletin, Erdoğan eli ile Erdoğan sonrası için planlamış olduğu programa ayarlanmış bir altyapının hazırlanması gibi duruyor. Her halukarda Erdoğan gidecektir. Zorlaması bir dönem daha fazlası içindir. Arkası yoktur.</p>
<p>Erdoğan kendisine varis olarak damadı bırakacaktı. Berat&#8217;ı yetiştiriyordu. Herkes onun varisi diyordu. Bir çırpıda ortadan kaldırıldı. Ondan sonra AKP&#8217;de Erdoğan&#8217;ın ekibinde olan Mahir Ünal bir istekle ortadan kalktı. İstifasını verip ayrılmak zorunda kaldı. Erdoğan&#8217;ın yol arkadaşlarından bir tane bile yanında bırakılmadı. AKP ilk kadroları partiyi terk ettiler, ettirildiler. Lakin, Erdoğan kendi ekibinden olmayan hiçbir kimseyi yerine kıpırdatamadığı gibi kendisine küfredenlerin toplamından oluşan bir iktidar kurdu.</p>
<p>Süleyman Soylu gibi. Bu kadar kirlenmişlik, şaibe ile deşifre olmuş, kirli ilişkisi ortaya dökülmüş kişiye dokunamıyor. Kendisi, etrafındaki kesimlerin rahatsız olmasına rağmen sözünün geçmediği bir pozisyonda, müdahale dahi edemiyor.</p>
<p>Erdoğan şu anda devletin Kürt soykırımı için kullanabileceği en iyi figüran pozisyonda. Tüm kesimlerinde üzerinde anlaştığı isim durumundadır. Devletin cumhur itifakı, millet itifakı ile Kürt katliamı için üzerinde hem fikir oldukları şahsiyettir. Eğer böyle olmasaydı, yani bu soykırım bu Kürtlere yönelik katliam politikası bir devlet politikası olmamış olsaydı bugün kendisine muhalefettim diyenler Erdoğan’dan daha çok bu savaşı istemezlerdi.</p>
<p>Bu savaşın seçimlerde aleyhlerine olacağı net bir şekilde ortadayken ve bu seçim bu savaşın Erdoğan&#8217;a seçimde kazandırma ihtimalinin yüksek olduğu bir ortam ve durum içerisinde muhalefet niye savaşa karşı çıkmaz da savaşı daha çok isteyen pozisyonda olabilir? En azından Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nin tabanının Suriye konusunda hassasiyetleri vardı. Bu hassasiyetler nerede kaldı. Birdenbire bu hassasiyetler nasıl ortadan kalktı?</p>
<p>Burada devlet aklı meselesi var. Devlet Kürtleri topyekün ortadan kaldırmak için bugünü en uygun dönem olduğunu düşünüyor. Ukrayna savaşı, Amerika ile Rusya arasındaki gerginlik, Çin&#8217;in güçlenen pozisyonu, dünya piyasalarına müdahalesi, Avrupa’nın mülteci korkusuna teslim olmuş devletleri var. Bunların hepsi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin iştahını çeken bir kaos ortamı yaratıyor, kirli pazarlıklara oturmasını kolaylaştırıyor. Birgün Rusya&#8217;ya diğer gün Amerika&#8217;ya lazım geldiğinde Avrupa devletlerine ve Arap sermayesine dümeni çevirebilecek kıvraklığı sağlıyor. Öyle okuyor.</p>
<p>Bu pozisyon içerisinde birçok avantajı kendisinde olduğunu düşünüyor. Geçmiş deneyimlerini yeniliyor. Ermeni katliamını böylesine bir ortam içerisinde örgütleyen devlet aklı Kürt sorkırımını zirveye taşıyor. İçinden geçtiğimiz süreç Kürt soykırımının kendisi oluyor.</p>
<p>İnsanlığa dair ne varsa ateş altına alınıyor, bombalanıyor. Tahıl ambarları, hastaneler, barajlar, su depoları, petrol rafienleri, elektirik alt yapısı bombalanıyor. Kışın ortasında insanlar yaşam alanlarını terk etmeye zorlanıyor. Bölgede yaşayan insanların varlığını ortadan kaldırmayı hedefliyor. Ölüm, açlık, sürgün dayatıyor.</p>
<p>Erdoğan’a söyletmişlerdi “Buradan Kürtleri çıkaralım. Buralar Kürtler için uygun bir yaşam alan değil” diye. Arap kemeri oluşturmak istiyorlar. Bu Erdoğan&#8217;ın ortaya çıkarttığı, Erdoğan&#8217;ın buluşu değil. Eski devlet projesini güncelliyorlar. Kürtleri o bölgelerde katlederek, sürgüne yollayarak boşaltıkları bölgeye IŞİD, El Nusra gibi cihaist artıklarından topladıkları MSO dedikleri çeteleri yerleştirmek istediklerini açıkça söylüyorlar. Gizli saklı değil, dünyanın gözünün içine baka baka yapmaya çalışıyorlar.</p>
<p>Onun için şu anda bir soykırım sürecinin içinden geçtiğimizi söylemek gerekiyor. Yarın tarih bugünleri öyle yazacak. Soykırımın başarılı olup olmadığını ise bugünün karşı koyuşu ile notlanacak. Bu soykırım süreci sadece Suriye ile ilgili değil. Türkiye&#8217;nin içerisinde de aynı şekilde İnsanlar kendi köylerinde, şehirlerinde, ülkelerinde yaşamaz hale getirildiler. Irak&#8217;ta bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti çocukları öldürüyor. Sivilleri katlediyor. Varlığı ile Kürtlerin varlığını dehşet bir şekilde tehdit ediyor. Her yerde Kürtlerin ortadan kaldırılmasını hedefleyen bir pozisyonu var.</p>
<p>Yani sadece mesele basitleştirilmiş seçim üzerine kurulmuş operasyonel bir durum değildir. AKP&#8217;nin, Erdoğan isteği seçim kazanmak olabilir. Erdoğan bunu isteyebilir. Erdoğan&#8217;ın işlemiş olduğu günahlar, çaldığı, çırptığı, çocuklarına yedirdiği, akrabalarına yedirdi vesaire hepsi ile birlikte o kadar kirlenmişlik var ki, o kadar kullanılacak bir pozisyonda ki, mesela uluslararası güçlerin Erdoğan&#8217;dan neden vazgeçsinler ki. Erdoğan her ne kadar öngörülemez biri olarak değerlendiriliyorsa da en rahat kullanabilecekleri kişi pozisyonda. Hareket kabiliyet tükenmiş, pazarlama konusunda da her şeyi pazara sürebilecek bir şahsiyetin Türkiye’nin başında olması işlerine geliyordur.</p>
<p>Devletin katliam projesi, Erdoğan’ın seçim kazanma isteği ile örtüşüyor. Kendisi bu rolü üstleniyor ve tüm gücü ile içinde yer alıyor. Devletin Kürtleri katletme arzusu ile iktidarının seçim kazanma isteği tamamen bir birine uyum içerisinde yürütülüyor. Katliam karşılığı iktidarı talep ediyor. Ediyorlar.</p>
<p>Onun içindir ki, Kürtlerin önceliği soykırım siyasetini boşa çıkarmaktır. Direniş cephesinin güçlendirilmesi, demokrasi güçlerinin savaş karşıtı duruşları ve Kürtler arası birliğin sağlanması acil bir görev olarak önlerinde duruyor. Seçim sadece faşist cephenin saldırılarını püskürtme, Kürt soykırımını durdurma konusunda bir katkısı olacaksa anlamlı olabilir. Devletin iktidar talipleri arasındaki çekişmesinin bir parçası olarak bir anlam ifade etmez. Aksine seçim ile kendisini yenilemiş katliamcı devlet ve yenilenmiş iktidarı ile karşıkarşıya kalmak büyük bir ihtimal olarak önümüzde duruyor.</p>
<p>Kürtler katileri arasında seçim yapmak zorunda değildir. Seçime endekslide plan yapacak durumda değildirler. Seçime mahkum edilmiş, Cumhur veya Millet itifakı arasında sıkıştırılmış, katillerinden birini tercih edecek lükse hiç sahip değildirler.</p>
<p>Kürtlerin soykırıma karşı duruşlarını, kendilerini savunmalarını “<strong>iktidar cephesine yarıyor”</strong> gibi söylemlerin samiyetsizliği ortadadır. Kuzey Irak’a, Suriye’ye asker gönderirken alkışlayanların, cenazeler geldiğinde <strong>“bu iktidarın işine yarıyor”</strong> diyerek ortalığı velveleye vermeleri bir ahlaksızlık örgütlenmesidir. Kürtler katledilirken <strong>“ayağınız taşa gelmesin”</strong> diyenlerin Kürtlere ne yapmaları gereketiğini söylemesi ayrı bir ahlaksızlıktır.</p>
<p>Kürt katletmek konusunda anlaşanların Kürtlerin direnişini kendilerine karşı olduğunu bilmektedirler. Kürtler, katliamcı devletin iktidarı ve muhalefeti ile mücadele etmektedirler.</p>
<p>Devletin iktidarı ve muahlefeti Kürtlerin imhasını örgütlüyor. İktidar katlediyor. Muhalefeti “ses çıkarmayın” diyor. “Ölün” diyor. “Sizi bitirecekler, boğazınızı kesecekler, çocuklarınızı öldürecekler, yaşam alanlarınız ortadan kaldıracaklar aman aman siz ses çıkarmayın” diyorlar. Utanmıyorlar.</p>
<p>“Erdoğan gitsin” diyorlar. “Gitsin” diyoruz. Seçim ile gelecek olanlar ne söylüyorlar? Gelecek olan da aynı şeyi söylüyor. “Öldüreceğim” diyor. Daha seçim gelmeden bugün söylüyor. Varın yarın iktidarda olduklarını düşünün. Erdoğan&#8217;dan daha çok söylüyor. Oda TV&#8217;sine bakın, Sözcüsüne, Halktv’sine. AKP medyasından daha vahşi cümleler ve kelimelerle saldırıyorlar. Kürt varlığına düşmanlıkları iliklerine kadar işlemiş. Taksim katliamında hepsi sıraya dizlip aynı yalanların arkasında hazırola geçtiler.</p>
<p>Katliam tiyatrosunun figüranları olarak Kürtlere saldırmayı tüm güçleri ile meşrulaştırmaya çalıştılar. Anadolu Ajansını geride bıraktılar. Dehşet bir şekilde devletin, iktidarın yalanını örgütlemeye çalıştılar. Kürtlere düşmanlıklarını kustular, kusmaya devam etmekteler.</p>
<p>Bunun içindir ki, seçime kendisini yatırmış devlet malı muhalefetin Kürtlerin kendilerini korumak, çocuklarının geleceği için yapacaklarından dolayı da Kürtlere söyleyecekleri hiç bir şeyleri yoktur.</p>
<p>Demokratik bir ülke için bugünden Kürtlerin öldürülmesinin karşısında durmak acil bir görevdir. Ölülerin dmeokrasiye ihtiyacı yoktur. Bugün ölümler durdurulmalıdır. Demokrasi için, katliamları önlemek için ne gerekiyorsa o yapılmalıdır.</p>
<p>Şu anda Savaş varsa, bu savaşta da eğer Türkiye Cumhuriyeti Devletinin gerici ve muhafazakar kesimlerine faydalı olacağı söyleniyorsa, savaşı durdurmak, savaş karşısında durup <strong>“biz bu savaşın karşısındayız”</strong> deme cesaretini göstermeleri gerekiyor. Devletin, iktidarın açıklamalarını papagan gibi tekrarlayarak bu olmaz. Bilinmesi gerekiyor ki Kürtler böylesine bir akılla birlikte olamaz.</p>
<p><strong>“Edi bese”</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/kurtler-katileri-arasinda-secim-yapmak-zorunda-degildir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk aşkım</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/ilk-askim-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/ilk-askim-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Jan 2022 09:56:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[ilk aşlk]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[şükrü]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[unesco]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/ilk-askim-2/</guid>

					<description><![CDATA[Hiç bu kadar güzel bir kadın görmemiştim. Görseydim onun adını verecektim. Vermediğime göre en güzeli oydu. İlkokul birinci sınıftaki öğretmenim. Adı mı? Şimdi hatırlamıyorum ama gözlerimin içine bakan ve bana tatlı tatlı ”Büyüyünce&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç bu kadar güzel bir kadın görmemiştim. Görseydim onun adını verecektim. Vermediğime göre en güzeli oydu. İlkokul <em>birinci sınıftaki öğretmenim. Adı mı? Şimdi hatırlamıyorum</em> ama gözlerimin içine bakan ve bana tatlı tatlı <strong>”Büyüyünce ne olmak istiyorsun? ”</strong> diye soran gülüşü aklımda. Verdiğim cevap da <strong>”sizinle evleneceğim”</strong></p>
<p>Evlenemedik ama birinci sınıfta kalan amcamın oğlunun iddiasına göre, torpil yaptığı için ben ikinci sınıfa geçebildim. Bana göre ise  ben, ondan önce -aşkın vermiş olduğu şevkle- Türkçe öğrendim. Çünkü o daha çok kamyon altında para bulmak gibi bir alışkanlık edinmişti. Dersleri asıyordu kesin….</p>
<p>Okul değiştirince en çok üzüldüğüm şey, ilk aşkımı görmeyeceğim olmuştu. Başka neye üzülebilirdim ki! Birinci sınıfı okuduğum okul, yaylanın düzlük yerindeydi. Hiç bir özelliği yoktu. İkinci sınıfa başlayınca gittiğim okulsa, Erzurum kalesine kendisini yaslamış hakim bir tepedeydi. Burçlardan Erzurum yaylası ayaklarımızın altındaydı. Kışınsa kızak kaymak için mükemmel bir yerdi. Zorla çıktığımız tepeyi yaydan fırlamış bir ok gibi inmek gibi bir lüksümüz vardı. Tek eksiklik öğretmenimdi.</p>
<p>O olsaydı kesin beni ilkokul ikinci sınıftan, birinci sınıfa Türkçe bilmediğim için göndermez, aşkla bana öğretirdi diye düşünüyorum. Ben de birinci sınıfı üç ay daha okumak zorunda kalmazdım. Sonrasında nasıl öğrendim hatırlamıyorum. Kürtçeyi ne zaman unuttum onu da bilmiyorum.</p>
<p>İlkokul son sınıfta köye taşınınca konuşamadığımı ve kavga etmeden duramadığım teyzemin oğlu İsmail’in annesine: <strong>“Evna Tirkin, ne marî ye mâ ne”</strong> (Bunlar Türk, bizim akraba değil) deyişi hala kulağımda.</p>
<p>Detaylar kalmadı aklımda… Köyde olduğum yıllar, tekrar öğrendim Kürtçeyi.</p>
<p>UNESCO’nun diller konusundaki verilerini haber yapınca, geçmiş zamanların notları arasında geldi masama.</p>
<p>Niye geldi bilmiyorum… Hocamın kulakları çınlasın diye mi acaba!</p>
<p>Şimdi, artık biraz Türkçe, biraz da Kürtçe biliyorum…</p>
<p>İyi ki de biliyorum…</p>
<p><strong>UNESCO’nun verilerine göre dünya yüzündeki 6 bin dilden yarısının yok olmakla yüz yüze ve her iki haftada bir bir dil yok oluyormuş.</strong></p>
<p>Arşiv | 2000</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/ilk-askim-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çeteler, uyuşturucu ve Alevi çocukları</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/ceteler-uyusturucu-ve-alevi-cocuklari-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/ceteler-uyusturucu-ve-alevi-cocuklari-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2021 12:42:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[altun]]></category>
		<category><![CDATA[BAF]]></category>
		<category><![CDATA[çete]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/ceteler-uyusturucu-ve-alevi-cocuklari-2/</guid>

					<description><![CDATA[Birkaç yıl önceydi. Bir dayanışma gecesinde hasbelkader organizasyona katkılarımdan dolayı “bir kaç kelime de sen et” dediler. Resim kötü. Söylesen dert, söylemesen bin bir dert… Söyledim… Şimdi burada da tekrarlamış&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birkaç yıl önceydi. Bir dayanışma gecesinde hasbelkader organizasyona katkılarımdan dolayı “bir kaç kelime de sen et” dediler. Resim kötü. Söylesen dert, söylemesen bin bir dert…</p>
<p>Söyledim…</p>
<p>Şimdi burada da tekrarlamış olayım.</p>
<p>Aleviler, çeteler, organize işler…</p>
<p>Çok iğreti duruyor. İğrenç ötesi bir duruma tekabül ediyor.</p>
<p>Ürpertiyor.</p>
<p>Kocaman araçlara binmiş, kirli kocaman adamlar cemevlerine ellerini sallayarak girip çıkıyor. Ne iş tutukları bilinen bu adamların cirit attığı mekânlarda, organize işler sıradanlaştırılıyor. Meşru işlermiş gibi, meşru iş adamları muamelesi görüyor.</p>
<p>Bağışları, katkıları övülüyor. Çay, kahve muhabbetlerinin müdavimleri oluyor. Kirli paraların ürettiği mekânlardan, kirlenmişlik örgütleniyor.</p>
<p>İnsanlar satın alınıyor, satılıyor.</p>
<p>Kirlenmişlik toplumsal bir hal alıyor.</p>
<p>Aleviliğin tüketildiği oranda, kirlenmişlik yaygınlaşıyor.</p>
<p>Dokunulmazlık zıhları paranın satın aldığı kadar genişliyor. Yöre derneklerinden, cemevlerinden, dergâhlardan, kısacası içinde oldukları tüm kesimlerden, kurumlardan dokunulmazlık satın alınıyor. Koruma satın alınıyor.</p>
<p>Parası kadar Alevi sayılıyor. Çok parası olan, çok “Alevi” diye övülüyor.</p>
<p>İşte o gün “Ana”nın biri bana gönül koymuş. Duydum ki “biz kapımızı açtık o geldi, çetelerden, uyuşturucudan bahsetti”  demiş. Yani lütfetmiş! “Babasının” mülkünde bize kapısını açmış. Biliyorum, kapasitesi bu. Gönül gözünü kapatmış. Paragözünü açmış. Kapısını açtığı şebekelere dokunduğumuz için gönül koymuş.</p>
<p>Onun yerine utandım…</p>
<p>Onun utanmasını, içinde olduğu kurumların bu konuda tavır koymasını beklemek Sedat Peker’in anlattıkları karşısında, adı geçenlerin utanmasını beklemek gibi bir şey…</p>
<p>Beklemedim.</p>
<p>Beklemesen de gerçeklik yüzümüze bir şamar gibi vurur.</p>
<p>Bir haber olur, gelir bulur seni.</p>
<p> Mehmet Altun</p>
<p>“Britanya Alevi Federasyonu, İngiltere’nin Bournemouth kentinde yaşayan 13 yaşındaki Mehmet Altun’un  uyuşturucudan hayatını kaybetmesine tepki olarak gerçekleşecek yürüyüş ve mitinge katılım çağrısında bulundu.</p>
<p>Kayseri’nin Sarız ilçesi nüfusuna kayıtlı Altun ailesinin çocukları olan Mehmet Altun, perşembe günü yarım saatliğine dışarı çıkmış ve geri dönüşünde fenalaşarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmişti. Yapılan araştırmalar sonucunda Mehmet Altun’un aşırı dozda uyuşturucudan kaynaklı yaşamını yitirdiği bildirilmişti.</p>
<p>Britanya Alevi Federasyonu (BAF), 13 yaşındaki Mehmet Altun’un uyuşturucudan hayatını kaybetmesine tepki olarak yürüyüş gerçekleştirecek.”</p>
<p>Ne desen yetersiz kalır.</p>
<p>Gencecik bedenler aramızdan ayrılırken, bir bakmışız yüzlerce genci zehirleyen başka kirli bir el “başınız sağ olsun” der, acınızı paylaşır. “Bir ihtiyacınız var mı?” diye sorar. Kimi zaman o zor anınızda “derman” olur size… Minnettar kalırsınız o kirlenmişliğe…</p>
<p>Ve hep birlikte kirleniriz…</p>
<p>BAF’ın duyarlık göstermesi güzel. Toplumun dikkatini bu sorunlara çekmesi anlamlı. Lakin sadece sorunun sonuçlarıyla değil, nedenleri ile de uğraşması gerekir. Her gün bizden bir parça koparan yaklaşım tarzına karşı çıkması, uyuşturucu başta olmak üzere çocuklarımızın arasında yaygınlaşan intihar olaylarını engelleme konusunda toplumsal öz güvenin artırılması çalışmalarını yoğunlaştırmalı.</p>
<p>Değerler topluluğu olmayı esas alan bir Alevilik üzerinden yol almalı -kaldı ki aldığına inanıyorum- mevcudiyeti aşabilsin. Toplumsal gerilikleri tedavi edebilsin. Bizler dergâhlarımıza düz odun taşıyalım ki yaktığımız ateş bizleri ısıtsın.</p>
<p>Çocuklarımıza ışık olabilsin.</p>
<p>Işığımız sönmesin…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/ceteler-uyusturucu-ve-alevi-cocuklari-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
