<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alevi örgütlenmesi &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/alevi-orgutlenmesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Aug 2024 11:55:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Alevi örgütlenmesi &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Alevilere “korku verirler”</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevilere-korku-verirler/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevilere-korku-verirler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 11:55:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[1990'lar cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi bağları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi çocuklarına namaz]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi direnci]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi gerginlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ittifakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kampanyaları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi korkuları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi korkutma]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi oy dizaynı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tahrik edici saldırılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Kürt siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilere yönelik saldırılar]]></category>
		<category><![CDATA[cami inşası]]></category>
		<category><![CDATA[CHP ve Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet elden gidiyor]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Baykal]]></category>
		<category><![CDATA[devlet örgütlü cinayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Ekmellettin İhsanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ezan haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[HDP ve Alevi temsilciliği]]></category>
		<category><![CDATA[HDP ve Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist aydın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kirli ittifaklar]]></category>
		<category><![CDATA[korku siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[korku siyasetinin sona ermesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt siyasetinin Alevilere yaklaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[madımak katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal demokrat tepkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevilere-korku-verirler/</guid>

					<description><![CDATA[“Dirilirler dilirler gelirler Huzur-ı mahşerde divan dururlar Harami var diye korku verirler Benim ipek yüklü kervanım mı var”  (Karacaoğlan)Alevilere yönelik tahrik edici saldırılar son günlerde artarak devam etmekte. Alevilerin yaşadığı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Dirilirler dilirler gelirler<br />
Huzur-ı mahşerde divan dururlar<br />
Harami var diye korku verirler<br />
</em><em> Benim ipek yüklü kervanım mı var”</em><strong style="color: #262626;"><em>  </em>(Karacaoğlan)</strong><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Alevilere yönelik tahrik edici saldırılar son günlerde artarak devam etmekte. Alevilerin yaşadığı hemen her bölgeden küçük çaplı gerginliğe vesile olan haberler gelmektedir. Kimi yerlerde Alevi çocuklarına zorla “namaz” kıldırıldığı, kimi köylerde camilerin inşa edildiği, ezanların okunduğu ve sözlü sataşma haberleri&#8230; Bildik tanıdık bazı “Alevi”ler tarafından başlatılan kampanyalarda buna eklenince korku siyasetinin besleyecek unsurların yeniden üretildiği görülmektedir.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Klasik Alevilere bakış açısının ötesindeki bu gelişme, saldırılar, seçim öncesinde Alevilerin oy akışını dizayn etmek isteyen kesimler tarafından planlı bir şekilde organize edildiği anlaşılmaktadır. Zaten sistematik bir baskı altında olan Alevilere karşı son günlerde eklenen gözle görülür yönelimler korku siyasetinin simsarlarını beslemektedir. Onlar tarafından da örgütlenmektedir.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Özellikle Ekmellettin İhsanoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmesi sonrasında Aleviler başta olmak üzere sosyal demokrat kesimlerde oluşan tepkileri bastırmak için bu saldırıların önümüzdeki günlerde artarak devam edeceği anlaşılmaktadır.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">1990 yıllarında Kemalist aydınlara karşı başlatılan cinayetler ve 2 Temmuz 1993’de Madımak Katliamı Alevi aklını esir almanın bir yolu olmuştur. Korkular üzerinden Alevilik teslim alınmak istenmiştir. “Cumhuriyet elden gidiyor” diyen bu akıl tutulması devletin Alevileri kendinde barajlaşmasını sağlamıştır. Bunun sağlamanın yolu, devlet politikası olarak bu katliamlar örgütlenmiştir. Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Turan Dursun gibi Kemalist aydınlar art arda katledilirken bu cinayetlerin sorumluları halen yakalanmamış, bu cinayetler faili meçhuller listesinde bulunmaktadır.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Devletin bizzat örgütlediğine inanılan bu siyasi cinayetler ve 2 Temmuz katliamı Alevileri ciddi bir biçimde korkutmuştur. Sindirmiştir. Devlete, Alevi kurumlaşmasının yönünü ve ittifaklarını kendisine göre dizayn etme imkanı vermiştir. Siyaseten de bundan en çok menfaatlenen parti CHP’dir. CHP devletin Alevileri kendinde toplama merkezi olmuştur. Alevilere yapılan her saldırı CHP’ye oy olarak destek olarak dönmüştür. Alevileri kendisine mahkum eden bu durumun her aşıldığı dönemde devlet çeşitli manevralarla Alevileri yeniden CHP’de toplamanın yollarını açmıştır. Deniz Baykal sürecinde yıpranan ve Alevilerde kopuşun başladığı CHP’nin başına Kılıçdaroğlu Genel Başkan olarak getirilmiştir. Tayyip Erdoğan’ın katkıları ve bilinçli yönlendirmesiyle de; Alevilerin CHP dışında bir tercih yapmamaları için her yöntem denenmiştir, denenmektedir.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Söz konusu Aleviler olunca devletin refleksi devreye girmektedir. AK Parti, CHP, MHP ortak davranmaktadır. Meclis, komisyonlar aynı akılla işlemekte, Aleviliğin asimile edilmesi temel bir prensip olarak işlemektedir. Alevilerin hassasiyetleri söz konusu olduğunda kimseden ses çıkmamaktadır.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">HDP şahsında somut bir duruma dönüşen Alevilerin kendilerini kendisi olarak ifade etme imkanı, şansı Alevilerde heyecan yaratmaya başlamıştır. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimleri bunu gün yüzüne çıkarmıştır. Alevilerden Selahattin Demirtaş’a hatırı sayılır bir oy akışının olacağı görülmektedir. Başta Alevi kurumları olmak üzere Aleviler Selahattin Demirtaş şahsında Kürt siyasetiyle bağlarını yeniden düzenlemeye başlamıştır. Bu sürecin önümüzdeki yıllarda ötekilerin birlikte yürüme mücadelesine yansıyacağı da ortadadır.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Alevileri korkularından yola çıkarak teslim almak isteyen siyasetin artık başarılı olma şansı yoktur. Kirli ittifakların Aleviler tarafından itibar görmesi de düşünülemez. Alevilerin içindeki bu yaklaşımları dışına attığı bir süreçte, HDP, Aleviler içinde teşhir olmuş, mahkum edilmesi için yılların harcandığı yaklaşımların kendilerini yeniden örgütlemesine izin verilmemelidir. Alevilerin korkularını aşmasına katkı sunarak, Kürt siyasetinin direnci ve koruyucu gücü etrafında toparlamasını bilmelidir. Sorumluluk almalıdır. Alevileri kendisinde barajlaşmaya çalışan, siyaset malzemesi, sıçrama tahtası yapmak isteyen yaklaşımları görebilmeli, bunun önünü şimdiden almalıdır. Kürt siyasetinin Alevilere yaklaşımındaki samimi resmi temsil edebilme becerisini göstermelidir.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Çünkü bilinmelidir ki; Alevilerin mücadelesinin yeni bir boyut kazanması ve sistemle olan bağlarının koparılması Alevilere karşı yeni saldırıların olacağı anlamına da gelmektedir. Bu saldırıların göğüsleneceği bir birliğin sağlanması da hayati bir önemdedir. Aleviler bu olası saldırılar karşısında yalnız bırakılmamalıdır. Bırakılmayacağı da hissettirilerek korku siyasetinin sütüne yürünmelidir.</span></p>
<p><span style="color: #6a6a6a;">25.07.2014</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevilere-korku-verirler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HDP ve Aleviler</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/hdp-ve-aleviler/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/hdp-ve-aleviler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 11:35:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[2 Temmuz anması]]></category>
		<category><![CDATA[AABF]]></category>
		<category><![CDATA[ABF]]></category>
		<category><![CDATA[ADF]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi siyasal tercihleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi utanç müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve HDP ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Kürt hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Kürt siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[AVF]]></category>
		<category><![CDATA[CEM Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[CHP ve Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[FEDA]]></category>
		<category><![CDATA[HDP Alevi temsilciliği]]></category>
		<category><![CDATA[HDP kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[madımak oteli]]></category>
		<category><![CDATA[ÖDAD]]></category>
		<category><![CDATA[PSAKD]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ve Türkmen Alevileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/hdp-ve-aleviler/</guid>

					<description><![CDATA[Pir Sultan Abdal’ım ey Hızır Paşa Yazılan gelirmiş her daim başa Beni hasret koydun kavim kardaşa Katip arzuhalim yaz yare böyle Sivas katliamının 21. yıldönümü. Acının ateşle eşleştiği 2 Temmuz’un&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Pir Sultan Abdal’ım ey Hızır Paşa<br />
Yazılan gelirmiş her daim başa<br />
Beni hasret koydun kavim kardaşa<br />
Katip arzuhalim yaz yare böyle</em></p>
<p>Sivas katliamının 21. yıldönümü. Acının ateşle eşleştiği 2 Temmuz’un arifesindeyiz. Alevi kurumları Madımak Oteli’nin önünde toplanacaklar. Her yıl olduğu gibi bu yıl da katliamın asıl sorumlularının ortaya çıkarılması, Madımak Oteli’nin (Kamulaştırıldıktan sonra Sivas il Özel İdaresi’ne devredilip, şimdilerde Bilim ve Kültür Merkezi olarak adlandırılan yer) utanç müzesine dönüştürmesi talebini dile getirecekler.</p>
<p>Cumhurbaşkanı seçimleri vesilesiyle siyasal tercihleri iyice deşifre olan siyasi partiler başta CHP, Alevililerin yalnızlığını bir kez daha ortaya koyarken, HDP Alevilerin beklentilerinin tek temsilcisi olarak ortaya çıkmıştır. Bu durum yıllardır Kürt siyasetine karşı barajlama misyonu üstlenmiş, böyle bir misyon içinde tutulan kesimleri bile alternatifsiz bırakmıştır. Devlet, devletin siyasal partileri iki adayla siyasal İslam’da karar kılmıştır. Ve Ortadoğu’daki gericiliğe IŞİD şahsında esen rüzgara teslim olmuştur. Bu durum HDP’yi tüm umutların birleştiği parti yaparken, ezilen halkların inançların ve emeğin birleştiği bir merkez olma fırsatı vermiştir. Önümüzdeki en önemli soru bunun pratik temsili ve örgütlenmesinin nasıl olacağıydı ki; HDP aynı zamanda nasıl olunması gerektiğini de kongresinde ortaya koymuştur. Tüm farklılıkların zenginlik olduğu bir ülke&#8230;</p>
<p>Bu zenginlik içinde tabii ki büyük bir kitle ile Aleviler durmaktadır. HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş bir gazeteye verdiği demeçte “Alevilerin partimizde güçlü temsilcileri var. Aleviler adına konuşmayı bile kendimizde bir hak olarak görmüyoruz. Talepleri neyse aracısı olacağız.” diyerek tam da Alevilerin beklentilerine cevap oldu. Alevilerin duymak istediği mesajı birinci ağızdan dillendirdi. Katıldığı bir televizyon programında da bu yıl da Alevilerle birlikte Sivas’ta, Madımak Oteli’nin önünde olacaklarını söyleyerek, Alevilerin yalnız bırakılamayacağının resmini çizdi. Önümüzdeki dönemde kendisini daha net olarak gösterecek olan Alevilerin HDP şahsında, Kürt siyasal hareketiyle kaderini ortaklaştırması süreci kendi içinde tehlikeleri de barındırmaktadır. Özellikle Kürt siyasetini Alevi Kurumlarıyla çatıştırmak suretiyle, Kürt siyasetini kendisine mahkum etmeye çalışan HDP içi yaklaşımlar görülmelidir. Buna karşı durulmalı ve Alevi hareketinin yönü iyi okunmalıdır. Kürt siyasal hareketine doğru yol alan Alevilerin önünü açılmalıdır.</p>
<p>Alevileri, Kürtlerle çatıştırmak suretiyle bugüne kadar Aleviler üzerinden siyaset yapan, devlet merkezli siyasal yaklaşımlar ve asimilasyon temelli örgütlenmeler iyi görülerek bunun artık zeminin kalmadığı bilinmelidir. Aleviler içinde artık kendi kendisini teşhir eder bir duruma düşen, itibarsızlaşmaya başlamış olan bu yaklaşımlar üzerinden Alevilerin okunmasına son verilmelidir.</p>
<p>Diğer önemli bilinmesi gereken nokta Alevi Hareketi olarak adlandırdığımız Alevi örgütlenmesi, AABF, ABF, ADF, PSAKD, ÖDAD, AVF, FEDA, CEM Vakfı vs&#8230; Tümü Kürtlerden oluşmaktadır. Kısacası bir Kürt hareketidir. Kürt Alevilerinin Alevilik etrafında var olma mücadelesidir. Bu kurumların yöneticileri ve üyelerinin %90’dan fazlası Kürtlerden oluşmaktadır. Bu anlamda Alevi hareketini Kürt hareketinden ayrı düşünmek ve onu “dostlar” pozisyonunda tutmak isteyen yaklaşımlar yanlıştır.</p>
<p>Bu niyete bağlı bir durumdur. Alevileri nasıl görmek istediğimiz, nerede görmek istediğimizle ilgilidir. Türk ve Türkmen Alevileri bu hareket içinde çok küçük bir kesimi oluşturmaktadırlar. Çepniler, Tahtacılar, Türkmenler diye adlandırabileceğimiz Türk kökenli Aleviler bu örgütlenme içinde yokturlar. Kendi örgütleri vardır ve siyasal tercihleri itibari ile CHP’nin bile gerisindedirler. Milliyetçi, ırkçı bir kuşatma içindedirler.</p>
<p>Bu anlamda Aleviliği ve Alevileri doğru okumak şarttır. Önemlidir. Büyük ve ağır sorunları olan bir toplumun bu statüde durması artık mümkün değildir. Alevilerin yüzü Kürt siyasetine dönmüştür. HDP’ye ve bileşenlerine buna doğru yaklaşmak düşer.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/hdp-ve-aleviler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABF ortaklaştırıcı olmalıdır</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/abf-ortaklastirici-olmalidir/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/abf-ortaklastirici-olmalidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 11:30:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[ABF kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[ABF yeni yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi birliği ve savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi birlikteliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dernekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi haklarının savunulması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi itifakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi itifakları oluşturma]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi refleksi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilciliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve diğer inançlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve emekçi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve ezilen halklar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Kürt dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Şii dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yönetim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Fevzi Gümüş ve Abbas Tan]]></category>
		<category><![CDATA[IŞİD ve Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu Alevi durumu]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/abf-ortaklastirici-olmalidir/</guid>

					<description><![CDATA[“ABDAL PİR SULTAN’ım gönlü zar olan Döner mi sözünden gerçek er olan Senin gibi ahtı sadık yar olan Verdiği ikrardan döner mi yar yar” Alevilere yönelik saldırıların had safaya çıktığı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“ABDAL PİR SULTAN’ım gönlü zar olan<br />
Döner mi sözünden gerçek er olan<br />
Senin gibi ahtı sadık yar olan<br />
Verdiği ikrardan döner mi yar yar”</em></p>
<p>Alevilere yönelik saldırıların had safaya çıktığı ve alenileştiği bir süreçte ABF kongresi gerçekleşti. Türkiye’deki en büyük Alevi bileşeni olan ABF bu kongresiyle yeni dönemde nasıl bir yola alaçığının da resmini ortaya koydu. Fevzi Gümüş ile Abbas Tan başkanlığında iki listenin yarıştığı kongrede Fevzi Gümüş’ün listesi seçimi kazandı.</p>
<p>Birlik Grubu olarak seçime giren Gümüş’ün yönetim kurulu 21 kişiden oluşuyor. Fevzi Gümüş, Necdet Saraç, Mehmet Uzuner, Engin Gündük, Ali Yıldırım, Recai Aksu, Ali Rıza Yıldırım, Haydar Şahin, Haydar Olcay, Hıdır Çam, Erdal Sefer, Miktat Öztürk, Baki Düzgün, Fadime Türkyılmaz, Ali Başak, Uğur Bilgin, Eyüp Tek, Kamil Ateşoğulları, Ali Özcan, Türkan Akbıyık, Hakverdi Çelik gibi isimlerin yer aldığı yönetim ABF içindeki farklı eğilimleri içinde topladığı görülüyor. Alevi Kültür Derneklerinin destekeldiği Abbas Tan etrafındaki eğilimi dışında tutarsak ABF yönetimine “birlik yönetimi” olduğunu söylemek mümkündür. İnancım odur ki: yönetimin dışında kalan arkadaşlarda çalışmalara dahil edilecek bir yaklaşımla, Alevilere karşı saldırıların yoğunlaştığı bir dönemde, Alevi refleksi kendisini hissettirir.</p>
<p>Yeni yönetimin, geçmiş yönetimlerin düştüğü ve artık kendisini tekrarlama şansı olmayan, Alevilerin kabul edilemeyeceği kişiselleştirilmiş yaklaşımlardan uzaklaşılmış olsun.</p>
<p>Alevilerin artık kendilerini temsil edecek ve haklarını örgütleyecek bir yapıya ihtiyacı vardır. Önceliğin Alevilerin ve Aleviliğin çıkarları olan bir yaklaşımla bireysel kaygıların taşınmadığı ve gerekli fedakarlıkların gösterildiği kamil insan yaklaşımı içerisinde yol almak istemektedir.</p>
<p>Ortaoğu’da görüldüğü gibi her şiddete maruz kesimin yanında mutlakata bir Alevi, Şii veya Gayri-Müslüm kesim bulunmaktadır. Suriye, Irak, Türkiye vs&#8230; Alevileri avlamayı varlığının esası haline getirmiş IŞİD gibi çeteler Ortadoğu’da bugün kendisini her alanda hissettirir olmuştur.</p>
<p>Alevililerin her alandaki varlıkları hedef haline gelmiş, yaşama hakları gasp edilmeye başlanmıştır. Böylesi bir dönemde dernekcilik statüsünde kalmakta kabul edilir bir durum olmayacaktır. Alevilerin kendilerini koruması, savunması ve bunun için kendisi gibi mağdur edilen kesimlerle itifaka girmesi kaçınılmazdır. Ürkeklik ve kişisel kaygılardan dolayı bu itifaklardan uzak durmanın hiçbir açıklamsı olmayacaktır. Ölümün Türkiye’deki Alevilerin ensesinde olduğu bir dönemde böyle bir yaklaşım lüks olacaktır. Alevilerin kendilerini savunacakları bir yapılanmaya ihtiyaçları vardır. Bunu yapma misyonu da ABF gibi Alevi kurumlarına düşmektedir. Alevilerin haklarının örgütleneceği itifakları yaratmak, güçlendirmek temel bir görev olmaktadır.</p>
<p>Başta Kürtler olmak üzere, emekçi sınıfı, diğer milletlerden ezilen halklar, inanaçların birlikte yaşama kültürü etrafında itifakının yaratılması için kendisine görev çıkarmalıdır. Birliği, ortak haraket etmeyi esas alan ve bunu bizzat örgütleyen olabilmelidir. Çağrıcı olmalıdır. Almanya örneğinde görüldüğü gibi tüm ezileneler yan yana gelince büyük bir güç olmaktadır. Bu birliğe Alevilerin çağrısı vesile olabilmektedir. Bu görülmüştür. ABF, Alevilerin birleştirici ortaklaştırıcı yanlarını değerlendirmelidir. Bu durumu Alevilerin savunması için bir vesile haline getirilmeli, Alevileri yalnızlaştırmak isteyen kesimlere inat birliği örgütlemelidir. İtifakları geliştirmelidir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/abf-ortaklastirici-olmalidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kongresi</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevi-bektasi-federasyonu-abf-kongresi-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevi-bektasi-federasyonu-abf-kongresi-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 11:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[25 Mayıs kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[ABF kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[ABF kongresi tartışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[ABF yerel temsil]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi beklentileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Bektaşi Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi birleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dernekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi fedakarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi federasyonları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi itikadı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi köy dernekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi rızalık]]></category>
		<category><![CDATA[alevi sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi sosyal yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsil]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsiliyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yol bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yöneticiler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[kongre adayları]]></category>
		<category><![CDATA[kongre süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevi-bektasi-federasyonu-abf-kongresi-2/</guid>

					<description><![CDATA[“Okudum bildim deme Çok taat kıldım deme Eğer hak bilmez isen Abes yere yelmektir” (Yunus Emre) Alevi örgütlenmesinin önemli kurumlarından bir tanesi olan ABF’nin kongresi önümüzdeki pazar günü Ankara’da yapılıyor.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Okudum bildim deme<br />
Çok taat kıldım deme<br />
Eğer hak bilmez isen<br />
Abes yere yelmektir” </em><strong>(</strong><strong>Yunus Emre)</strong></p>
<p>Alevi örgütlenmesinin önemli kurumlarından bir tanesi olan ABF’nin kongresi önümüzdeki pazar günü Ankara’da yapılıyor. Alevilerin kendilerini güvende hissetmedikleri bir süreçte böylesine bir kongre yapılıyor. Doğaldır ki; Alevilerin böyle bir kongrede beklentileri her zamankinden daha fazladır. Lakin görünen o dur ki; ABF içerisinde Alevileri temsil kabiliyetine sahip bir yönetim oluşturulamamaktadır. Şahsi tutumlar, kişisel yaklaşımlar, Alevilerin beklentilerinden daha önemli bir hal almış bulunmaktadır.</p>
<p>Yönetime talip olan ve isimleri geçen Alevi hareketi içerisinde yirmi yıldan beridir tanınan arkadaşlarımız listeler oluşturmaktadır. Benim sorum bu arkadaşların ayrı ayrı listeler oluşturarak neden yönetime talip oldukları ile ilgilidir. Alevilerin temel sorunlar konusunda bu arkadaşlardan görüş beyan etmelerini istesek hepsi aynı mealde cevaplar vermektedirler. Çözüm konusunda önerileri de bilinmektedir. Peki o zaman aynı sorunların çözümlerin ve bakış açısının aynı olduğu bir yerde ayrılıkların sebebi nedir? Bunu izah edebilecek birileri var mı? Kimsenin zor süreçten geçen asimilasyonu en doruk noktasında yaşayan Alevilere böylesine keyfi bir tutumu dayatmaya hakkı yoktur. Alevilerin, Alevi kurumlarının her zamankinden daha fazla birlikte çalışma kültürün ihtiyacı vardır. Bunun imkan ve olanağını yaratmak ABF bünyesinde bulunan tüm kurumların sorumluluğundadır.</p>
<p>Alevi kurumları bu kongre sürecinde Alevilerin temel sorunları üzerinde bir tartışma başlatabilmeliydi. Neden ve niçin farklı listelerle aday olduklarını Alevi kamuoyu ile paylaşabilecek durumda olmalıydı.  Neden ve niçin Aleviler kimi kimleri seçeceğini tartışarak konuşarak yorumlayarak sonuca götürmesi en sağlıklı tutum olurken, tartışmaların Alevi kamuoyu önünde yapılmayışı, gizli saklı herkesin kendi çevresi içinde yürütmesi ciddi bir güvensizliğin doğmasına da vesile olmaktadır.</p>
<p>Geçmişte olduğu gibi, gövdesi büyük kendisi ve etki alanı kurumlarını yönlendirme kabiliyetinse sahip olmayan bir yönetimlerle çatı örgütü olunamaz.</p>
<p>Alevi hukuku burada da işletilmelidir. Kim neyin arkasına saklanırsa saklansın cem cemaat olmak dışında, cem hukuku içerisinde yol almak inancın kendisine de en yakışanıdır.</p>
<p>Rızalık şehrinin yolcuları, rıza almaksızın kapitalist modernizenin yaratmış olduğu sanki tanrısal bir değişmezmiş gibi parmakların kalkıp indiği bir sistemle aslında Alevilik katledilmektedir. Nasıl ki cemde bir kişi dahil rızalık göstermiyorsa, bu da cemin yürümesini engelleyecek kadar büyük bir şeyse, bu kurumlarımızın herkesin rızalığına talip olan bir hukuk içerisinde kongreye gidilmelidir. Bir Alevi kuruluşu, bir Alevi duruşu sergilemelidir. çünkü yıllardır bu cephede emek verenlerimiz bu devasa birliği ancak birleşerek, yan yana gelerek, birbirini dinleyerek ve rızalık vererek temsil edebilirler.</p>
<p>Alevilerin dahi gündemi olamayan bir Alevi Bektaşi Federasyonu kongresi, ne siyasetin, ne sosyal hayatın, ne de Alevilerin dikkate alacağı bir varlık sergiler. Kendisi olamayanlar, kendisi gibi duramayanlar, birliğe semah dönemeyenler, niçin var olacaklardır?</p>
<p>Bu anlamda Alevi Bektaşi Federasyonu’nun bu kongresi büyük önem arz etmektedir. Çünkü Alevilerin iradi bir temsilliyete, güce ihtiyaçları vardır. Bunun için parmak sayısına bakmaksızın rızalık akdi üzerinden bir yönetimin oluşturulması ve kurumların yeni yönetime ikrar vermesi şarttır. Hatta bu kongre ABF bünyesinde olmayan yerel Alevi köy derneklerine ve diğer Alevi kuruluşlarına da çağrıda bulunup onları da bünyesine katacak bir formasyona sahip olmalıdır.</p>
<p>Bunun için Aleviler her türlü fedakarlıkta bulunmaya hazırdırlar. Yüzlerce yıldır yüreklerini bu davaya vermiş Alevi toplumu kendi hukuku içerisinde bir temsiliyeti de hakketmiştir. Kimse Alevilerin itikadını, yol bilgisini ve hukukunu zorlamayı denemesin.  Uzun bir yolda kat edilecek çok nefeslik yol vardır. Nefesi yetene Allah eyvallah.</p>
<p>25 Mayıs’ta gerçekleşecek olan kongre için herkese, tüm adaylara gönlümüzce başarılar diliyoruz. Birliğin hak olan yolunda gerçeğe hü diyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevi-bektasi-federasyonu-abf-kongresi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevi asimilasyonu devam ediyor</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:55:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[4+4+4 eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi beklentileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Bektaşi Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dernekler Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi halkları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürel sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurum ve kuruluşları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumlarının kongreleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[alevi sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasal haklar]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlikçi yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[Garip Dede Dergahı]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[inançsal gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Celal Fırat]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ve siyasal yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni söylemler]]></category>
		<category><![CDATA[teolojik Alevilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Pir Sultan’ım eydür şunda çok keramet var insanda o cihanda bu cihanda Ali’ye saydılar bizi&#8221; (Pir Sultan Abdal) Alevi kurumlarının kongreler sürecine girdiğini ve kendilerini yenilediklerini geçen yazılarımda vurgulamıştım. 11&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="Text">
<p style="text-align: left;"><em>&#8220;Pir Sultan’ım eydür şunda<br />
çok keramet var insanda<br />
o cihanda bu cihanda<br />
Ali’ye saydılar bizi&#8221; </em><strong>(Pir Sultan Abdal)</strong></p>
<p style="text-align: left;">Alevi kurumlarının kongreler sürecine girdiğini ve kendilerini yenilediklerini geçen yazılarımda vurgulamıştım. 11 Nisan’da Alevi dernekler Federasyonu (ADF) ve 25 Nisan’da ise Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) kongreleri var. Bu kongre sürecinin başarılı geçtiğini söylemek mümkün değil. Alevi toplumu içerisinde dahi gözden ırak geçen bu kongrelerin sadece başkan kim olacak üzerinden yürütülmesi ve Alevi toplumunun beklentilerinin tartışıldığı platformlardan uzak hale gelmesi; Alevi kurumlarımızın çıkmazı olmaktadır. Bu süreçlerin yoğun tartışmaların yapıldığı, toplumun tüm kesimlerine mesaj verecek etkinliklere dönüştüğü kongreler olması gerekir. Sessiz sedasız geçiştiriliyor olmaları, “Bu kurumlarımızın toplumsal beklentilerimizden ne kadar uzaklaştıkları” biçiminde okunmalıdır. Tartışmayan, konuşmayan ve süreçleri, değişimleri okuyamayan bir Alevi kurumu olamaz, olmamalıdır. Bu hafta Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat’ın Alevi örgütlenmesinin temel sorunları ve çözüm önerilerini içeren yazısını sizinle paylaşmak istiyorum:</p>
<p>“Aslında bu soru şöyle sorulmalı; Alevilerin yüzyıllardır çözülen sorunu var mı? Ya da hangi yüzyılda Alevilerin sorunu olmadı? Buna direkt şöyle cevap verebilirdim, biz Alevilerin yüzyıllardır çözülen hiçbir sorunu olmadı. Hatta sorunlarımız çığ gibi büyümeye devam ediyor. Kabul görmeyen tarihsel gerçekliğimiz üzerinde asimilasyon, teolojik olarak Sünni söyleme dayandırılmaya çalışılan Alevilik, ve sosyal alandaki yaşam alanlarımızın daraltılması.</p>
<p>Alevi bilim insanları, araştırmacıları, tarihçileri Alevi tarihine bilimsel yaklaşmak zorundalar. Çünkü her tarihi dönüşüm biz Alevilerin kıyımıyla noktalanmıştır. Bu kıyımların hesabını veremeyen sistemden çözüm beklemek ütopyadır.</p>
<p>Aleviliğin tarihsel tanımı, farklı coğrafyalarla, farklı kültürlerle ilişkilendirilerek bugüne kadar geldi. Aleviliğin tarihsel gerçekliğini kendi sünni kaynaklarına dayandıran araştırmacılar, tarihçiler oldu. Çünkü Aleviliğin sözlü geleneği her dönemde saldırıya maruz kaldı ve hızla asimilasyona uğratıldı.</p>
<p>“Kızılbaş tayfasının katli vaciptir!” fetvaları, derisi yüzülen Nesimi’ler, asılan Pir Sultan’lar, Yavuz’un, Kuyucu Murat’ın katliamlarını meşrulaştırdı. Bu alışkanlık yakın tarihimizde hafızalarımızda derin ve unutulmaz acılar bırakan; Sivas, Maraş, Çorum, Malatya, Gezi, Gazi katliamlarını doğurdu.</p>
<p>Kısacası kendi toplumsal kuram ve kurallarını korumaya çalışan güç, toplum ateşini ölçmek için önce termometreyi bizim üzerimizde denedi. Bu termometre ile haklarını talep eden tüm halkları da sindirmiş oldu. Çünkü Alevilik kimliğimiz, Alevice yaşamamız haksızlıklara karşı duvar örmeyi temel alır. Yapılan her haksızlık karşısında bizi ayakta tutan ve farklı kılan tek şey İmam Hüseyin’in onuru ve cesaretidir.</p>
<p>Teolojik Alevi tanımında ise yine aynı değerde baskı görmüş ve sindirilmiştir. Hepimiz biliriz ki; Alevilik; etnik ve inançsal tüm kültürleri ve farklılıkları bünyesinde barındıran kaynağını Güruh-i Naci’den alan kendi sosyal ve siyasal yapısını oluşturmuş. Ve insanı merkeze koyan bir rızalık kapısıdır.</p>
<p>Aleviler nerede olursa olsun adalet ve insan sevgisi özelliğini asla kaybetmezler. Bu özellik Hz. Ali’nin Anadolu’ya hayat veren sevgisidir. Derin felsefedir. Özgündür, bağımsızdır.  Teolojik tanım içinde inancımızda kendine göre özgündür, şekilcilikten çok özü esas alır. Biçimsel değil, özüdür.</p>
<p><strong>‘Örgütlenmemiz engellendi’</strong></p>
<p>Geleneksel anlamda Ocak- Dede-Talip ilişkisini bu sistemin kendi içinde sağladığı sosyal kontrol mekanizmasını; içi boş tanımlarla işlevsiz hale getirdiler. Örneğin; Alevi dedeleri bilgisiz, cahil sayıldı. ‘Dedelik Alevilik içinde bir kurumdur’ algısı yok edildi. Onlara göre “Bir Alevi dedesinin kentlerde Aleviliği sürdürmesi imkansızdı.” Çünkü kentlerde “yüksek kültür” vardı! Dede ancak cenaze kaldırabilir, nikah yapabilir ya da kısa yapılan eğitim cemlerini sürdürebilirdi. Alevi dedeleri de bu sosyal kurmacayı benimsedi. Ve Sünni inancına dayandırılan bir kişilikle karşımıza çıktı. Ocaksız Alevi dedelerini doğuran bu asimilasyonla, sürekli yorumlanan ve tanımlanan bir Alevilik kafamızı karıştırdı. Bizi tuhaf ve alışık olmadığımız ve alışamayacağımız bir tanıma sürüklemeye çalıştılar. Bu devam etmektedir.</p>
<p><strong>‘Çocuklarımızı Alevi kültürü ile yetiştirmemiz engellendi’</strong></p>
<p>Tüm bu baskılar Aleviliği işlevsiz hale getirmiş, dengesiz temelsiz ve Sünnilik ilkesine dayandırmıştır. Özellikle 4+4+4 sistemiyle aynı bahçede oynayan çocukları ayırıp, çocuk imam yetiştirmeyi hedefleyen sistem çocuklarımızı yaşam alanında fişlemiş sosyal hayat içinde telafisi olmayan yaralar açmıştır.</p>
<p>Bilge ve mürşitlerimizin öğreti ve hikmetleri edebi olarak modern ve seküler dünya algılayışının üzerinde olmasına rağmen, sistemin dayattığı ve örgütlediği yapay algıyla, Alevilik  yorumlayarak çoğulcu anlayış ortadan kaldırılmaya başlanmıştır.</p>
<p>Türkülerimiz, deyişlerimiz, duvaz-ı imamlarımız sürekli sansürlendi. İçeriğinin boşaltılması ve anlamsızlaştırılması için her türlü yöntem denendi. Fakat Aleviler bu asimilasyon politikalarına direnmesini öğrendi ve kendisini yeniden var etme sürecine girdi.</p>
<p>Bu sürecin tek çözümü tüm haksızlıklara uğrayan halklarla beraber ortak hareket etmek , eşitlikçi, ilerici ve barıştırıcı, Anayasal haklara eşit şekilde bakan bir yönetim şeklinin oluşmasını sağlamaktır.</p>
<p>Bunun için öncelikle Alevi kurum ve kuruluşlarının oluşan sosyal ve siyasal yapı içinde kendilerini sorgulamaları gerekmektedir. Yöneticilerin sorumluluk ilkesiyle hareket etmesi ve yapılan tüm katliamların hesabını sorması yanında; inançsal gerçekliğimizi de kabul ettirmesi gerekir.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Newroz Mesajı Alevilerin özgürlük mücadelesidir</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 08:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi aydınlanması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimlik arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimlik savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kökenli yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürel mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Kürt işbirliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Önderleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgürlük mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi politik aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi politikası]]></category>
		<category><![CDATA[alevi sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarihi çarpıtma]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi uyanışı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Hallac-ı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist aydınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklar meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt özgürlük hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[madımak katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Nesimi]]></category>
		<category><![CDATA[Şah Hatai]]></category>
		<category><![CDATA[Seyit Rıza]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tekke ve Zaviyeler yasası]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeri ve Bektaşilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/</guid>

					<description><![CDATA[“Kırklar meydanına vardım Gel beru ey can dediler İzzet ile selam verdim Gel işte meydan dediler” (Şah Hatai) Biz Alevilerin en temel sorunlarından bir tanesi, adımıza hep başkalarının konuşuyor olmasıdır.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Kırklar meydanına vardım</em><br />
<em>Gel beru ey can dediler</em><br />
<em>İzzet ile selam verdim</em><br />
<em>Gel işte meydan dediler”</em> <strong>(Şah Hatai)</strong></p>
<p>Biz Alevilerin en temel sorunlarından bir tanesi, adımıza hep başkalarının konuşuyor olmasıdır. Cumhuriyet sonrası giderek derinleştirilen bu durum, uzun yıllar sonra Aleviler arasında da olur bulmuştur. 90’lı yıllardan sonra ilk kez Alevi kelimesini de kullanarak örgütler kuran bizler, bu durumu halen aşmış değiliz. Son günlerdeki tartışmalar göstermiştir ki; halen kendi adımıza konuşmaktan uzağız.</p>
<p>Kendimiz konuşmuyoruz. Kendimizi ifade edemiyoruz. Egemenlerin yazdığı tarih üzerinden olaylara bakıyoruz, egemenlerin bizlere biçmiş olduğu rölü aşamıyoruz. Bu durum Aleviler üzerinden siyaset yapan kesimlerin pervasızlaşmasına, hattini aşarak bizlere akıl verip yönlendirmesine vesile olabiliyor.</p>
<p>Cumhuriyetin yartmış olduğu dehşet ortamı ve Alevi katliamları sonrası sağladığı askeri, baskıcı hakimiyet karşısında Aleviler büyük bir suskunluğa bürünmüşlerdir. Üzerlerine ölü toprağı serpilmiştir. Sunni kökenli Kemalist Türk Aydınları bu durumu kullanmış ve içinden geldikleri toplumsal yapıyla hesaplaşmanın bir aracı olarak Alevileri kullanmıştır. Kullanmanın tüm imkanlarını sistem sağlamış ve desteklemiştir. Bu durum uzun yıllar devam etmiştir. Giderek Aleviler içerisinde de derin sistemle işbirliği içerisinde faaliyet yürüten ekipler çıkarılmıştır. Yıllara varan asimilasyon ve devşirme çalışmaları sonrasında yaratılanlar, Alevi örgütlenmesinin en büyük sıkıntısı olarak bügüne gelmiştir. Bu kesimler üzerinden yürütülen idolojik politik yönlendirme sistemle bütünleştirme çalışmaları devam etmektedir.</p>
<p>C<a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2013/03/newroz2.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a>umhuriyetle birlikte Alevi önderlerleri Alevi inancına emek verenler önemsizleştirilirken, toplumsal güvensizliğin, kendine inançsızlığın ürünü olan Kemalist aydınların arkasına saklanma bir yaşam biçimi olarak dayatılmıştır. Son yıllara kadar medyada Alevi kökenli aydınların, yazarların açıklamalarını görmek mümkün değildi. Alevi kelimesini en çok kullananlar aslında Aleviliğide kabul etmeyen, ama onu kendi menfaatlari için bir sosyal dayanak haline getirmek isteyen kesimler oldu. Bu kesimlerin yazdığı, yanlış niyete bağlı tarih, Alevi tarihi olarak yansıtılmaya kabul ettirilmeye başlandı. Kısaca bugün derin devletin tarih anlayışı içerisinde Alevilere biçilen rol ne idi ise Aleviler bunu benimser bir noktada tutulmaya çalışıldı.</p>
<p>Alevi uyanışının önüne Sünni Kökenli Kemalist Türk aydınları eliyle barajlar kuruldu. Aleviliği yasaklayan ve bugün Alevilerin asimilasyonunda temel röl oynayan Tekke ve Zaviyeler yasasını bile Alevilere savunduracak kadar tarih ve politika algısı çarpıtıldı. Alevilik unuturulmak istendi &#8230;</p>
<p><strong>KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ VE ALEVİLER</strong></p>
<p>Bu kader Kürt siyasetinin ortaya çıkışı ile değişti. Alevilerde, Türkiye’de ötekileştirilen, baskı ve asimilasyona tabi tutulan tüm kesimler gibi, Kürt siyasetinin gelişmesine paralel doğan özgürlükçü ortamda kendilerini ifade etme şansını yakaladılar. Kürt siyesetinin dayatttıgı özgürlükçü ortam her kesimde yankısını buldu. Alevilerde kendisini kendi kimiliğiyle, adıyla ilk kez 90’lı yıllarda ifade etme imkanını yakaladı. Kürtlerin özgürlük hareketi ilk yankısını da Aleviler içinde buldu. Maraş, Antep, Adıyaman Alevilerin uyanış merkezleri olarak tarihdeki yerini aldı. Maraş katliamı bu uyanışa karşı derin devletin cevabı oldu. Katliamın hedefinde Kürdistan Devrimcileri vardı. İşte, Maraş katliamını kendilerine karşı yapılmış kabul eden Kürdistan Devrimcileri’nin derin devlete, katliamcı güçlere verdiği cevap bugünkü Kürt Özgürlük Harekatını yarattı.</p>
<p>Kürt özgürlük harekatı Maraş katliamına karşı direnişin, mücadeleyi yükseltmenin, asimilasyona, inkar ve imhaya başkaldırının adıdır. Katliamlara karşı sorumluluğun ifadesidir. Onun büyük emekçisi Mazlum Doğan direnişe çağrıdır. İnsanlığa davettir. Kutsal bir abide olarak tüm Kürtlerin yüreğinde taht kurmuştur. Milyonların toplandığı Newroz alanları hep ama hep Mazlum Doğan’dır. Bunu görmeden Kürt siyasetinin atığı adımları anlamak mümkün değildir.</p>
<p>Anlamak için tarihi doğru okumak gerekir. 2 Temmuz’u doğru okumak gerekir. Madımak katliamı Alevi uyanışının barajlanması, suyun akışının yön değiştirilmesiydi. Bu baraj, bu yol değişikliği kime yaradıysa bu katliamda onların parmağı vardı. Derin yapıların, derin ilişkilerin ürünü idi Sivas. Kimse dönüp sorgulamadı. Sorgulayanlar da hep sokakdaki gürühla kaldı. Bizlere de korkular salındı, slogan attırıldı; “Mollalar İrana”</p>
<p><strong>NEWROZ&#8217;LA BAŞLAYAN YENİ ÖZGÜRLÜK HAMLESİ</strong></p>
<p>Bu slogan ne kadar Alevilere ait olabilirdi ki; “Mollalar İrana” diye slogan atanlar bugün Suriye’nin, İran’ın “Alevi” olduğunu keşfettiler. Alevilere bu sloganı attıranlar, atmak durumunda bırakanlar şimdi de Alevileri Suriye ve İran’a sahip çıkmaya çağırmaktadırlar. Aynı kesimler Alevileri, Ulusalcı Kemalist, Ergenokoncu siyasetin bir malzemesi haline getirmek için her türlü yalana başvurmaktadırlar. Aleviler adına konuşmakta, onların temsilcileriymiş gibi davranarak kamuoyunu manüpüle etmektedirler. Kendilerinin yazdığı tarih üzerinden Alevileri yönlendirmeye, Newroz’la başlayan yeni özgürlük hamlesinin Aleviler içindeki etkisini azaltmaya, boğmaya çalışmaktadırlar.</p>
<p>Aleviler için kılını kıpırdatmayanlar, CHP’nin ve Onur Öymen’in Dersim katliamını öven açıklamalarını aklamak için Deniz Baykal’ın arkasında, Onur Öymen’in yanında grup toplantılarına girip, boy gösterenler “Alevi” kimliklerini kullanarak Kürt siyasetine saldırmaya başladılar. CHP kapısında vekillik, CHP belediyelerinde iş kapmak için el pençe duranlar ve varlıkları Kürtlere, Alevilere düşmanlık üzerinde kurulu olanlar, savaşın rantıyla beslenenler, devşirmeler Alevilerin sessizliğinden yararlanarak, gene onlar adına konuşma hakkını kendilerinde olduğunu sanmaktadırlar. Unutmaktadırlar ki; Aleviler eski Aleviler değildir. Yıllardır süren diriliş mücadelesiyle birlikte büyüyen, kendisini arayan, tarihine sahip çıkan Aleviler var.</p>
<p>1990 yıllarında Kürt siyasetinin Dinlere yaklaşımını belirleyen ve Sosyalist cephede bir ilk olan Sayın Öcalan’ın “Dine Devrimci Yaklaşım” kitapçığı bugün bu kesimlere verilmiş en iyi yanıt olmaktadır. Kendi toplumuyla barışık olmayan bir anlayışın bu topraklarda yaşama şansı yoktur. Kürt siyaseti toplumsal barışın temsilidir. Varlığı demokrasinin tehminatıdır. Hafızası olmayanlara hatırlatılır ki; Kürt Özgürlük Mücadelesi, Alevilerin özgürlük mücadelesidir. Alevilerin direnişidir. Aleviliğin ruhuna kimliğine ve özüne sadık kalmakdır. Hallac-ı Mansur, Nesimi, Seyit Rıza gibi olmaktır&#8230;</p>
<p><strong>ALEVİ DEĞERLERİ</strong></p>
<p>Yalan tarihin, yalancıları; Yavuz Sultan Selim’in yanında İdris-i Bitlisi’yi, İdris-i Bitlisi’nin yanında Ebu Suud Efendi’yi görüyorlardır. Doğrudur. Peki neden bunların kapısında kılıç kuşanmış Elbistan, Malatya, Adıyaman’dan Halep’e kadar Alevi kellesi kesen Bektaşi Yeniçeri ordusunu görmüyorlardır. Çaldıran’da Şah Hatai’ye karşı savaşanlar, Alevileri katledip ganimet toplayanlar kimdi? Ergenekoncu siyasete Alevileri kurban etmek için bu kadar derine inilecekse, bu kuyudan elleri kanlı Yeniçeri ordusu, Osmanlının kapı kulu Bektaşilik çıkar. Tarih biliyor ki; Hacı Bektaşi Veli ile hiçbir alakası olmayan ama onun adını kullanarak Balım Sultan tarafından örgütlenen Bektaşilik bir Osmanlı kurumu, tarikatıdır.19.yy. kadar da bir Osmanlı kurumu olarak görev yürütmüş, İslam Halifesi’nin ordusu olarak cihan imparatorlugunun yaratılmasında büyük rol oynamışdır.</p>
<p>İçimizde yalan tarih, yalan bilgi ile sürekli Kemalizm ve ulusalcılık propagandasını yapan bu kesimlere karşı artık bizlerin bir ölçü tutturması gerekmektedir. Kemalizm’in, Ortadoğu halklarına düşmanlığı temelinde şekillenen ve ifadesini „İslam düşmanlığı“ „Arap düşmanlığı“ ve „Din düşmanlığı“ biçiminde bulan ve Alevileri de buna alet etmeye çalışma yönündeki faaliyetlerine karşı çıkma zamanı gelmiştir. Bu kesimlere karşı Alevi değerleri, geçmişi daha çok gün yüzüne çıkarılmalıdır.</p>
<p>Bu kesimlerin Alevilikle alakası olmadığı bilinen bir gerçektir. Aleviler tüm ulusları bir gördüğü gibi, kimseyi de, inançlarından dolayı horlamaz ve saygısızlık yapmaz. Bunu yapmak, Türkiye’de sadece Kemalistlerin işidir. Özellikle, Sünni kesim alet edilerek, Alevilerin katledilmesini istismar eden bu inkârcı Kemalistler, düşüncelerini ifade ederken dayanacakları bir kesimi bulamadıklarından, Alevileri kullanmaya çalışmanın yanında, toplumu hücrelerine kadar bölmeye de çalışmaktadır. Toplum ve topluluklar arasında güvensizliği de geliştirerek rejimin sürekliliğini sağlayan bu kesimler, Kemalizm’in „Tüm toplumsal kesimlerin örgütlenmelerinde bir düşman yaratarak örgütlenmek ve topluluklar arasında güveni, birliği kaldırarak, muhalefeti asgariye indirmek“ taktiğine uygun olarak örgütlenmeleri yönlendirmektedirler.</p>
<p>Aleviler arasında Sünniliğe karşı önyargıları körükleyerek, Alevi örgütlenmesini, İslami kesimleri de Alevilere, Yezidilere, Hıristiyanlara vd. inançlara karşı şartlandırmakla Şeriatçı örgütlenmeyi, Türkleri, ulusal anlamda Araplara, Ermenilere, Kürtlere, Yunanlılara karşı kışkırtarak, Türk milliyetçiliğini örgütleyen rejim böylelikle toplumu hücrelerine kadar parçalamıştır. Param-parça ettiği kesimlerin üzerine oturan Kemalist rejim ve Cumhuriyet hiç bir zaman bu kesimlerin bir araya gelmesini istemediği gibi, bunu derinleştirmesi için elinden geleni yapmıştır, yapmaktadır.</p>
<p>Bundan sonra Alevilerin kendileri adına ve güzelliklerini yansıtarak gündeme girmesinin zamanı gelmiştir. Bu anlamda dostluk kavramının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Aleviler adına şimdiye kadar konuşan Kemalistlere bundan sonra müsaade edilmemelidir. Onların kendi adlarına istedikleri kadar konuşma hakkı vardır kuşkusuz. Bizim adımıza değil…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye laik bir ülke değildir</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/turkiye-laik-bir-ulke-degildir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/turkiye-laik-bir-ulke-degildir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2024 07:13:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dernekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi talepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik dinamikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa'da Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[cemevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[devlet ve din]]></category>
		<category><![CDATA[dinler arası diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri]]></category>
		<category><![CDATA[entegrasyon politikası]]></category>
		<category><![CDATA[federasyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[görüş farklılıkları]]></category>
		<category><![CDATA[inanç kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve devlet ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[laik devlet]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik tartışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi tercihler]]></category>
		<category><![CDATA[sol kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni-Alevi ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel figürler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de Aleviler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/turkiye-laik-bir-ulke-degildir-2/</guid>

					<description><![CDATA[Şükrü Yıldız; Türkiye Cumhuriyetini laik bir devlet olarak görmüyorum. Yada laiklik anlayışını kabul edilir bulmuyorum. Osmanlı imparatorluğu döneminde İslam’ın devlete hüküm etmesi durumu vardı. Şimdi Türkiye Cumhuriyetinde ise devletin dini&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şükrü Yıldız; Türkiye Cumhuriyetini laik bir devlet olarak görmüyorum. Yada laiklik anlayışını kabul edilir bulmuyorum. Osmanlı imparatorluğu döneminde İslam’ın devlete hüküm etmesi durumu vardı. Şimdi Türkiye Cumhuriyetinde ise devletin dini idare etmesi, yönetmesi gibi bir durum var.</p>
<p align="left"><strong>Aleviler içerisinde Aleviliğin yorumlanmasına ilişkin farklı görüşler var. Bu görüş farklılıklarının kaynağı nedir?</strong></p>
<p>Aleviler arasındaki bu tartışmalar, Aleviliğin asimile edilmesiyle ilintilidir. Cumhuriyetin kabulüyle birlikte Alevi kimliği giderek dejenerasyona uğramıştır. Cumhuriyete sahiplenme adı altında kimliğinden ve inancından uzaklaşmalar yaşanmış, Cumhuriyetin yaratmak istediği kimlik, Alevi kimliğinin yerini almaya başlamıştır. Buna 1960 yıllarından sonra sol kimlikte eklenince Alevilik inanç kimliğini kaybederek daha çok sosyal bir kimlik olarak ortada kalmıştır.</p>
<p>80’li yıllardan soruna bu durum değişmeye başlamıştır. Herkesin kendisini sorgulamaya başladığı bir dönemde Alevilerde bundan nasibini almış ve örgütlenme girişimlerine hız vermişlerdir. Alevilerin kendilerini örgütleme ve inançlarının gereklerini yerine getirme arayışı, kendilerini örgütleme arayışı, doğal olarak iktidara oynayan çeşitli kesimlerin dikkatini çekmiştir. Sağcısından solcusuna, Kürdün’den Türkü’ne, Müslüman’ından Hıristiyan’ına hemen tüm kesimler kendi yanlarında görmek istedikleri Alevi kesimine yönelik girişimlerde bulunmuştur.</p>
<p>Kısacası Alevi örgütlenmesinin gündeme gelmesi ile, onları yanında ve politik mecrasında görmek isteyenlerin çalışmaları aynı zaman diliminde gündeme geldiğinden, Alevi hareketi kendi dinamikleri üstünde gelişme şansına sahip olmadığından, farklı görüşlerin gündeme gelmesi gibi bir durum yaşanmıştır.</p>
<p>Siyasal tercihlerle başlayan bu ayrılıklar giderek Aleviliğin tarihine ilişkin değişik görüşlerin yaratılmasıyla da ivme kazanmıştır. Şu durumda ne yazık ki, herkesin kendi cephesinden baktığı ve kendi çıkarlarına, politik tercihlerine uygun yorumlanan bir Alevilik var.</p>
<p><strong>Bunları görüşleri kategorilere ayırsak?</strong></p>
<p>Ana başlıklarla şöyle söylemek mümkün; Türk-İslam sentezcileri ki bunlar Cem vakfı ve sayın İzzettin Doğan etrafında toparlanmaktadırlar, Aleviliğin bir inançtan ziyade bir yaşam biçimi ve sosyal bir hareket olduğunu iddia edenler, bunlar AABF, Pir Sultan Dernekleri ve sol siyasetçiler tarafından temsilini bulmakta. Aleviliğin Zerdüşt inancının, yada Şamanizm’in bir devamı olarak görenler ki, bunların Zerdüştileri Kürt Alevi hareketi içinde, Şamanistleri Türk milliyetçisi örgütlenmelerde toplanmaktadırlar. Ama geniş Alevi kitleleri içinde giderek yaygınlaşan kanaat odur ki Alevilik kendi başına bir inanç olduğu yönündedir.</p>
<p><strong>Siz nasıl düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Şimdi Aleviliğe baktığınızda, Aleviliği izah etmek isteyen versiyonların tümünün kullandığı argümanlara rastlarsınız. Bu körlerin fili tarifine benziyor. Herkes kendi çıkarına olduğuna inandığını tarif etmektedir. Tabii ki bunun ardında politik tercihler var. Bunu bilmeyen yok&#8230; Benim inandığım Aleviliğin kendi başına bir inanç olduğudur. Her inanç gibi insanlığın geçmişiyle iyi bağları olan ve onların iyi yönlerini kendine rehber edinmiş bir inanç. Bunun adı Aleviliktir.</p>
<p><strong>“Alevilik örgütlenmesinde dernekler, federasyonlar dönemi bitti. Alevilerin dini bazda kurumlarını örgütleyerek gelişmesi gerekiyor” yönünde görüşler var. Siz bunu nasıl görüyorsunuz?</strong></p>
<p>Katılmak gerekiyor&#8230; Alevilik sonuçta bir inançtır ve dini kurumlarını örgütlemesi gerekiyor. Dernek ve federasyonlar olmasın anlamında değil tabi&#8230; Öncelikler konusunda böyle düşünüyorum. Yani bir dernek yeri kurmak için harcanan çabanın Cemevlerine aktarılması gerekir. Dernek ve federasyonları finanse edeceğine Alevi dedelerini finanse etmeyi esas almalıdır. Dedelik kurumunu ayakta tutan ve onların görevlerini ihmal etmelerine fırsat vermeyecek olan inançsal kurumsallığını geliştirmesi gerekiyor diye düşünüyorum.</p>
<p>Tabi bunun yasal bir kazanım haline getirilmesi mücadelesi verilmesi gerekiyor Türkiye’de. İnanç olarak tanınmayan bir kimlik var. Örgütlenmesi yasak olan bir kimlik&#8230; Bu durum tabii ki dernek ve federasyon biçiminde örgütlenmeyi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkarıyor&#8230; Ama bu zorunluluk mesela Avrupa’da yoktur. Bu durumda Avrupa’da bunu model olarak yapmak gerekir diye düşünüyorum. Tabi bunun olabilmesi için Avrupa’da Alevileri temsil ettiğini iddia eden dostların sorumlu yaklaşması gerekiyor.</p>
<p><strong>Almanya’da okullarda başlayan Alevilik dersleri uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Tabii bu uygulama Aleviler açısından ciddiye alınması gereken bir gelişmedir. Gelecek nesillerin ihtiyaç duyduğu inancıyla ilgili bilgilerin sitemli verme olanağı yaratılmıştır. Şimdi bunun kullanılmaması gibi bir durumda ve çelişki söz konusudur. Türkiye’deki Alevinin sıkıntılarını anlamak mümkündür. Yasalar ve yasaklar vardır. Fakat Avrupa’da tüm olanaklar vardır. Kimse inançlarında dolayı ve inancının gereklerini yaptığından dolayı baskı altında değildir. İşte bu noktada Aleviler derin bir çelişki yaşamaktadırlar. Alevi örgütleri de samimi davranmamaktadırlar. Türkiye’ye sert eleştiriler yapmaktadırlar. Bunlarda haklılar&#8230; Ama burada bunun yasal tüm zemini olmasına rağmen hayata geçmemesi için ne lazımsa onu yapmaktadırlar. Kendileri yapmaktadırlar. Örgüt hesaplarına Alevileri kurban veriyorlar diye düşünüyorum&#8230;</p>
<p><strong>Entegrasyon politikası konusunda ne düşünüyor?</strong></p>
<p>Tabii ki kendi kimliğimizle, içinde yaşadığımız topluma uzum sağlamamız gerekmektedir. Bu asimilasyon olarak algılanmamalıdır. Eğer öyle algılanırsa buna da karşı durmak gerekmektedir.</p>
<p>Bizim kendi hayatımızı örgütlememiz ve bizim hakkımızda alınan kararlara iştirak etmemiz gerekmektedir. Bunun için toplumsal uyum, birlikte yaşama kültürünün egemen olması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Dinler arası diyalog konusunda yürütülen çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Farklılıklar Alevilik’te her zaman bir zenginlik olarak kabul görmüştür. Hz. Ali’nin güzel bir sözü vardır. “İnsan bilmediği şeyin düşmanıdır” diye: Şimdi doğu topluluklarında derin önyargılar vardır. Bunların giderilmesinin en iyi yolu dinler arası diyalog çerçevesinde inançların birbirlerini aracıya gerek duymadan tanımaları ve ifade etmeleridir. Sonuçlarının olumlu olacağı en azında bu çalışma içinde olanlar için bile olsa iyi olacağı kanaatini taşımaktayım.</p>
<p><strong>Laiklik tartışmalarını nasıl bakıyorsunuz?</strong></p>
<p>Başta şunu söylemek istiyorum; Türkiye Cumhuriyeti’ni laik bir Devlet olarak görmüyorum. Yada laiklik anlayışını kabul edilir bulmuyorum. Osmanlı İmparatorluğu döneminde İslam’ın devlete hüküm etmesi durumu vardı. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti’nde ise devletin dini idare etmesi, yönetmesi gibi bir durum var. Bunu laiklik olarak görmek mümkün değildir. Laikliği inançların kendilerini özgürce ifade etmeleri olarak algılıyorum.</p>
<p>Sizi şimdi Diyanet gibi bir kurumunuz olacak, başörtüsü var diye insanları üniversite kapılarında çevireceksiniz, bazı inançları kökten yasaklayacaksınız, buna da laik çağdaş düzen diyeceksiniz. Bu kendimizi aldatmaktır.</p>
<p>Tüm insanların kendilerinin bildiği gibi inançlarının gereklerini yerine getirme hakkı vardır. Bu hakkın sınırları, başka bir inanca müdahale etme ve diğer insanların yaşamlarını değiştirmeye kalkmadığı müddetçe saygıyla karşılanmalıdır.</p>
<p><strong>Türkiye’de Alevilerin Diyanette temsil edilmesi veya Diyanetin feshedilmesi yönünde tartışmalar var&#8230; Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Normal şartlarda laik bir ülkede böyle bir kurumun varolması doğal karşılanamaz. Her kesimden inancın kendisini, kendi olanaklarıyla örgütlemesi gerekmektedir. Mesela Aleviler’den, Hıristiyan’lardan ve diğer inanç mensuplarından kesilen vergilerle Diyanet finanse ediliyor. Bu kesinlikle bir haksızlıktır. İş böyle olunca kimilerinin Alevilik’te Diyanette temsil edilmeli ve yatırımlar inançlar arasında eşit bölüştürülmelidir diyebilir. Bu tabii ki mevcut kendine “laik” diyen sistemin benimsenmesi ve onaylanması şartını da içerir. Eğer siz öyle derseniz birleri de kalkar size bunun karşılığında “şunu şunu yapmanız gerekir” der ve sizde bunu yapmak durumda kalırsınız. Yani devletin dine müdahalesini ve onu yönlendirmesini benimsemek şartını kabul etmiş olursunuz. Alevilik açısından ve onun prensipsel değerleri açısından hazmedilecek bir durum değildir.</p>
<p>Devlet olanaklarıyla çok şeyler örgütleye bilirsiniz ama bunların Aleviliğe yararlı şeyler olabileceğine kanaatim yok. Yani eleştirdiğiniz, benimsemediğiniz ve reddettiğinizi şimdi söylediğiniz şeyleri siz yapmaya başlayacaksınız böyle bir durumda.</p>
<p><strong>AKP’nin iktidara gelmesiyle Alevilik tartışmaları da farklı bir biçimde gündeme geldi. Siz bu tartışmaları nasıl buluyorsunuz? AK Partinin tek başına iktidar olmasını Aleviler açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>İlginç bulabilirsiniz ama bu süreci Alevilerin güvende olduğu bir dönem olarak görmek mümkündür. Çünkü Alevilere yönelik saldırılar sağ veya İslami Partilerin iktidarda olduğu dönemde gündeme gelmemiştir. Aksine Aleviliğin gündeme gelmesine ve kendini ifade etmesine vesile olmuştur. AKP tabanı ve yöneticileri inançlarından dolayı maruz kaldıkları baskıları ve yasakları başka bir inanç için geçerli olmasını kabul etmeseler gerek diye düşünüyorum. Böyle olmasını istiyorum.</p>
<p>Polemiklerden kaçınılması gereken bir süreç. Ön yargılardan arınarak olaylara ve olgulara yaklaşmak ve kimsenin hesaplaşmalarının tarafı olmamamız gerekmektedir. AKP nin kimliği biliniyor bundan yola çıkarak yaptıkların baştan karşı çıkmaktansa, atılması gereken adımlar konusundaki taleplerimiz her iktidara olduğu gibi bu iktidara da götürmek ve çözüm üretmesini talep etmek gerekmektedir.</p>
<p>Kaldı ki, AKP ister istesin ister istemesin hangi gerekçeyle olursa olsun Alevi inancına yönelik ciddi adımlar bu süreçte atılacağı inancını taşımaktayım. Yine AB uyum yasalarında gündeme geldiği gibi “Camiler” ibaresinin yerine “ibadethanelerin” cümlesi alınarak 80 yıllık Cumhuriyet tarihinde çok ciddi bir düzeltmeye gidilmiştir. Altında AKP imzası vardır.</p>
<p><strong>Sünnilerle herhangi bir probleminiz var mı? Hangi konularda çatışıyorsunuz? </strong></p>
<p>Buna rahatlıkla “Alevilerin, Sünni kesimle veya başka bir kesimle bir sorunu, problemi yoktur” diye cevaplayabilirim. Alevilerin kendilerini ifade etme ve inançlarının gereğini yaşamak gibi bir istemi var.</p>
<p>Fakat bazı kesimler tarafından bu durum istismar edilmektedir. Yukarda da belirttiğim gibi Cumhuriyet Türkiye’sinin yaratmak istediği kimliği Alevilerin belli bir kesimi benimsemiştir. Alevilerin değil ama Cumhuriyetin İslam’la problemi vardır. Çatışması vardır. Son yıllarda daha açık görülen bu çatışma kendisine cumhuriyetçi-laik diyen kesim ile İslami kesim arasında yapılmaktadır. Aleviler sadece burada istismar edildiklerinden karşıtlar içinde görünmektedir. Aleviler özünde geldikleri noktada kendine laik ve cumhuriyetçiyim diyen Sünni kökenli aydınların kurbanları durumuna düşmüşlerdir. Bu kesimler Alevi hoşgörüsünü ve toleranslarını, içinden geldikleri kesimle olan çatışmaları için istismar etmişlerdir.</p>
<p><strong>Sivas olayı üzerinden 10 yıl geçti. Bu konuda ne diyorsunuz?</strong></p>
<p>Hiç bir şekilde kabul edilmeyecek bir olay. Olay sonrasında bu olaya iştirak eden bazı ideolojik çevreler dışında kalan herkesin utançla hatırladığı düşüncesindeyim. Solingen’deki insanlarımızın Naziler tarafından yakılması olayının daha çirkin bir biçimde işlenmesi ve bununda akşam gizlice değil dünyanın gözünün içine baka baka yapılamasıdır ki, hiç bir şekilde maruz gösterilecek yanı yoktur. Yapanları ve ardındakileri lanetliyorum.</p>
<p>Sevgili Turgut Öker’in Sivas katliamın onuncu yıllı vesileyle yaptığı açıklamaya katılıyorum. “Bu olayın sorumluları, Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel, Başkan Tansu Çiller ve dönemin Genel Kurmay Başkanı Doğan Güreştir. Bunlar yargılanmadıkça Alevilerin vicdanı rahat etmeyecektir” Ben buna Öker’in eklemediği Başbakan Yardımcısı ve olayların başlamasından beri haberdar edilen Erdal İnönü’yü de eklemek istiyorum.</p>
<p>Bu olay, Sivas olayları bir kesime yönelik başlatılan bir operasyonun parçasıdır. Uğur Mumcu, Turan Dursun, Behiye Üçok cinayetlerini bu kapsamda görüyorum. Arkasında herkesin kafasından geçen derin devlet vardır.</p>
<p><strong>Sivas davası sanıklarının, eve dönüş yasası kapsamına alınması gündemde bu konuda ne düşüyorsunuz?</strong></p>
<p>Şimdi biliyorsunuz Susurluk sanıklarından Sedat Bucak beraat etti. Beraat gerekçesinde bu görevin devlet tarafından verildiği bundan dolayı sanığın devlete karşı sorumluluğu gereği bunu yaptığı belirtildi. Şimdi Sivas sanıklarını da bu kapsamda görmek mümkündür.</p>
<p>Bu böyle olmakla birlikte Sivas olaylarını göstererek Alevi kitlesi içine korku salıp korkulardan medet uman anlayışı da kabul etmemek gerekmektedir. Alevileri karşıtlar yaratarak değil, özgül taleplerinden yola çıkarak örgütlenmelerini tamamlamalıdırlar. Korkulardan medet umanlar korkularının esiri olurlar. O anlamda soruna ciddi yaklaşmak ve istismar etmemek gerekmektedir.</p>
<p><strong>Cemevleri giderek yaygınlaşıyor, bunu nasıl görüyorsunuz?</strong></p>
<p>Doğal bir gelişme. Aleviler gün yüzüne çıkıyorlar. Buda ibadethanelerinde gün yüzüne çıkması anlamına geliyor. Cemevleri tabi şehirleşmenin getirmiş olduğu bir sonuç. Alevilikte dede kimin evine gelir ve cem başlarsa ona cem evi denirdi. Tabi bu köy ortamında değiliz. Şehirlerde artık Cemevleri şarttır. Bunların özünden koparılmadan inşa edilerek nasıl camilerden hocalar sorumluysa, cemevlerinden de dedeler sorumlu hale getirilerek dini anlamda örgütlenme yapılmalıdır. Tabi bunları dernek ve federasyonlar tarzından çıkarmak yasal anlamda atılan adım çerçevesinden ibadethane olarak organize etmek gerekiyor.</p>
<p><strong>Aleviliği İslam’ın bir mezhebi olarak görüyor musunuz? Görmüyorsanız Hz. Ali’ye neden sahip çıkıyorsunuz? Alevilik bir din mi?</strong></p>
<p>Bu konularda kendimce cevaplarım var. Bu cevaplar şimdilik bende saklı. Yukarda belirttiğim gibi bu sorunun cevabı farklı kesimlere göre farklı cevaplar içermektedir. Bu tartışmanın Alevi örgütlülüğüne bir faydasının dokunacağını sanmıyorum. Sünni kesimle de Aleviliği tartışmanın hele onların değerleri içinde tartışmanın anlamı yoktur. Eğer bunu yaparsanız karşılaşacağınız tepkileri de anlayışla karşılamanız gerekmektedir. Tabi bu Sünni kesim içinde geçerlidir. Eğer kendi değerler sistemi içinde Aleviliği tartışmak isterlerse Alevilerle, karşılaşacakları cevapları da aynı olgunlukla kabul etmeleri gerekecektir. Böylesine bir hoş görü ortamın halen var olmadığı bir zeminde, Alevilerin Sünnilerle Alevliği, Alevilerinde Sünnilerle Sünniliği tartışması yarardan çok toplumsal birlikteliği zorlar diye düşüyorum. Sünnilerin Hz Ali’si Sünnilere, Alevilerin de Ali’si Alevilere&#8230;.</p>
<p><strong>Aleviliği besleyen kaynaklar nelerdir? Felsefesini kim çizmiştir?</strong></p>
<p>Aleviliği yorumlayan farklı görüşler olsa da, ortak değerler, isimler vardır. İmam Ali, İmam Hasan ve Hüseyin ile birlikte 12 İmam, Ebul Vefa, Hallac-ı Mansur, Nesimi, Şuhreverdi, Hasan El Sabah, Şah Hatayi, Pir Sultan, Abdal Musa gibi isimleri saymak mümkündür.</p>
<p>Cem, 12 İmam orucu, Musahiplik gibi olgular kimsenin tartışamayacağı ortak değerlerdir.</p>
<p><strong>Türkiye’de solcu kesimin büyük bir çoğunluğunun özellikle kendini devrimci diye niteleyenlerin dinle arası çok iyi olmamasına rağmen niye Alevilere sahip çıkıyorlar? Aleviliği İslam’ın devrim geçirmiş hali olarak mı görüyorlar? Mesela Aziz Nesin ateist olduğunu söylemesine rağmen neden Alevilere sahip çıkıyordu?</strong></p>
<p>Kimin Alevilere nasıl baktıkları onların sorunudur. Daha öncede belirttim çeşitli kesimlerin Alevilere farklı yaklaşımı var. Şimdi bazı Sünni kökenli aydının Alevilere sahip çıkması onlarla Alevilerin Cumhuriyet kimliğinde buluşmasıdır. Onların ateist olması şu veya bu siyasetten olması Alevilerle olan ortak yanları değildir. Sivas olaylarına bakınız, atılan sloganlarda “cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacaktır” deniyordu. Daha sonra bazı kesimler &#8220;bu saldırı cumhuriyete yönelik bir saldırıdır&#8221; diye kamuoyuna açıklamada bulundu. Şimdi bu nokta Alevilerin bir kesimin Sünni kökenli Kemalist aydınlarla buluştukları noktadır. Ne yazık ki bu kesimlerinde kendi kökenleriyle sorunları vardır, çatışması vardır. Alevileri bu anlamda istismar etmektedirler. Hoşgörüsünü istismar etmektedirler. Alevilerde bastırılmışlığın ve kendine güvensizliğin bedelini bu kesimleri kendisinin sözcüsü haline getirmek suretiyle ödemektedir.</p>
<p><strong>Siz mevcut Alevi örgütlerine nasıl bakıyorsunuz?</strong></p>
<p>Alevi örgütlerine bir blok olarak bakıyorum. Hepsinin kendilerince haklı yanları var. Hepsinin şu veya bu şekilde Alevi örgütlüğüne katkıları vardır. Kabul etmediğim yan Alevi örgütlerinin birbirlerini tanımamalarıdır. Birbirini yıpratmak için başvurdukları yöntemlerdir. Açıkça söylemek lazımsa dışarıya karşı alabildiğine hoşgörülü olabilen Aleviler sorun içe yönelik olunca bundan eser kalmamaktadır. Bu konuda Alevi örgütleri doğru bir temsilin sahibi değillerdir. Hatta nankördürler diyebilirim.</p>
<p>Kendim için rahatlıkla söylemeliyim ki, AABF’nin Cem Vakfından, Cem Vakfının DAF’dan, DAF’ın Pir Sultan Abdal Derneklerinden, PSA’ların Hacı Bektaş derneklerinden bir farkı yoktur. Hepsini de gönülden destekliyorum gelişmelerini istiyorum. Onların gelişmesi istisnasız Aleviliğin bir kazanımı olacaktır. Onların her birinin yanlışı Alevilerin yanlışı olacağından bu örgütlerimizin daha sorumlu davranmasını da beklemek her Alevi gibi benimde hakkım oluyor. Alevilerin maruz kaldığı saldırılarda ve hakaretlerde kimse bu AABF’li, bu Cem Vakfın’dan veya şu çevredendir demiyor. Topyekün Alevileri hedefe alıyor. Bu anlamda hiç bir örgüt diğerinden önemsiz değildir. Hepsini desteklenmesi gerekiyor. Herkes kendisine yakın bulduğu Alevi örgütüne desteğini esirgememelidir.</p>
<p><strong>Teşekkürler</strong></p>
<p>Ben teşekkür ederim</p>
<p><strong>1 Ağustos 2003</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/turkiye-laik-bir-ulke-degildir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
