<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alevi köyleri &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/alevi-koyleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Aug 2024 10:37:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Alevi köyleri &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Alevi asimilasyonuna karşı direnişin adı; kadındır</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:37:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kadın temsili]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi köyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi sosyal yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarikatları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[cem evi yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemen bakış açısı]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemenliği]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel değerler]]></category>
		<category><![CDATA[kadın bakış açısı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın katılımı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın liderliği]]></category>
		<category><![CDATA[kadın mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın rolü]]></category>
		<category><![CDATA[kadın temsili]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel erozyon]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel temsiliyet]]></category>
		<category><![CDATA[modern Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[şehirleşme etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal değişim]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal normlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal yapılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde, Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde, Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok, Noksanlık da eksiklik de senin görüşlerinde&#8221; (Hacı Bektaş Veli) Aleviler kendilerini izah ederken&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>&#8220;</i></b><i>Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde,<br />
Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde,<br />
Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok,<br />
Noksanlık da eksiklik de senin görüşlerinde&#8221; </i><strong>(Hacı Bektaş Veli)</strong></p>
<p>Aleviler kendilerini izah ederken bunu da sıkça kullanırlar. Bu felsefe bizim aslında binlerce yıldır kullandığımız bir felsefe. Pratiğe baktığımızda ise görünen durum benim açımdan Aleviler asimilasyona uğramasıyla ilintilidir. Çünkü eğer Alevilik felsefesinden yaratılan toplum, kadın bakış açısını incelediğimiz zaman aslında kadın bakışlı bir hareket içinde şiddeti barındırmayan bir hareket. Alevilikte ölüm cezası yoktur, topluma kazandırmak üzere bir cezalandırma sistemi vardır. Bugün Avrupalıların kendi iç hukukları olarak bir altyapı olarak dile getirilen bir yöntem ile yürüyen bir topluluğu bugün gelmiş olduğu nokta ile karşılaştırdığımız zaman -ki iktidardan uzak durmuştur ve iktidardan uzak durmak aslında erkeğin egemenliğinden de uzak durmaktır. İktidar aslında erkek egemenlikli bakış açılarının, inançların ve siyasetin elinde olduğu için Alevilik bundan da uzak durarak kadına da yakın, kadın bakış açısını da içinde barındıran bir gerçeklikle bunu da şairleri ozanları deyişleri, nefesleri ile sıkça dile getirmiş ve ibadet şekillerini de buna göre düzenlemiş bir inançtır. Bu inançta kadınların erkeklerin birbirinden ayrılmadığı aynı mekanda ibadet ettikleri yine postta -ki her ne kadar pir oturuyorsa mutlaka ananın da onun yanında onun sağ kolunda oturuyor olması şeklinde bir hukuk ile bugüne gelmiş olan alevi inancı var. Uğramış olduğu asimilasyon, uğramış olduğu katliam, asimilasyon sonucu giderek kendi kendisini değiştirmeye başlamıştır. Kendisini değiştirdikçe de kadının konumu da erkek egemenlikli merkezi bir yapıya doğru ilerlemiştir. Geçmişte köylerde kendi imkanları ile hayatlarını idame ettiren Aleviler diğer toplumsal yapılarla daha da içiçe geçmesi ile birlikte onlarla komşuluk ilişkisi onlarla bir birlikte yaşama hukuku içerisine girdiği zaman komşularının da bakış açısıyla merkezi o erkek egemenlikli asimilasyon, tekleştirme mantığıyla birlikte de Aleviler de kendi değerlerinden uzaklaşmaya başladılar. Aslında asimilasyonun Alevilerde ne kadar derin olduğunu anlamak için Alevilerde kadının durumuna bakmamız lazım. Kadın ne kadar toplumun ve hareketin içerisindeyse orada Alevilik hakimdir. Kadın ne kadar Alevi hareketin içerisinden uzaklaştırılmışsa, o zaman başka durumlar orda var demektir.</p>
<p><a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2014/03/alevi_kadin.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a><strong>Alevi kurumlarında kadın bırakılmamıştır.</strong></p>
<p>Bizde de şu an son dönemlerde göze çarpan ve aslında ciddi bir biçimde yadırganan, mesela sıkça da dile getirilen noktalardan bir tanesi de Alevi kurumlarında neredeyse kadın bırakılmamıştır. Yönetici düzeyindeki kadınlar parmakla sayılacak kadar hatta numunelik düzeyindedir.</p>
<p>Alevi derneklerde yönetim düzeyinde çok sayacağımız hepsinin içerisine baktığımızda bir elin parmakları kadar bile yönetici bulamıyorsunuz. Erkek egemenlikli bir organizasyona gittiğinizde örneğin ceme gidiyorsunuz, cemde şu yapılıyor: kadınlar sağ tarafa erkekler, sol tarafa. Siz bu mantıkla bir topluluğa baktığınız zaman orada hiçbir şekilde kadın katılımını göremezsiniz yine siz eğer bu cemaat ki eşitlikli ve toplumcu bir kültürden geliyor, hiçbir zaman Kırklar Meclisine Hz Muhammet, peygamber sıfatıyla girememiştir ve o eşitlikçi çember içerisinde yerde onlarla birlikte diz çökerek oturmuştur. Şimdi bizim cemevlerimizde yüksek bir mekan yüksek mekanın etrafında toparlanmış idareci bir yapı, pir rehber zakir dernek başkanları da onların yanında oturur pozisyonda bir temsiliyet yaratılıyor. Bu, Alevi değerlerinden uzaklaşmaktır.</p>
<p>Siz o değerlerden uzaklaştığınız zaman zaten orda kadını bulamazsınız. Siz oraya kadını sokmuyorsunuz bir kere. Siz oraya kadını ne için sokuyorsunuz. O egemen kültürün parçası olarak sokuyorsunuz. Başlarını örterek bunun gibi değer yargılarını toplumun içine taşıdığınız zaman o toplumdaki güvensizliği artırıyorsunuz. Kadının şehirdeki özellikle kapitalist dünyadaki egemen olan bakış açısı içerisinde ki bizdeki büyük yanlışlardan bir tanesidir. Nasıl ki belirli kıstaslar belirleniyorsa kadınlar için; kapalı kadın, namuslu kadın, ideal kadın, açık kadın da bizim cephemizdeki şeklin öne çıktığı, özün yitirildiği ki Alevilik bir öz hareketidir. Bir şekil hareketi değildir. Eğer siz onu şekle koyarsanız, bizim o köydeki kofili kadınlarımızı gerici bir topluluk olarak algılayacaksınız. İlericiliği etek ölçülerine indirgerseniz. Şimdi bizim topluluğumuz bu hale getirilmiş, bizim bakış açımızdaki öz, değer, biçim, değerin ne kadar tanınıyor olması, çocuklarımıza bırakacağımız mirasın ne kadar olduğu ile ilgilenmeyen, şimdi şu andaki kadın hareketi erkeklerin egemenlik kurma savaşlarının başladığı biçimiyle, bir kavgaya benziyor. Biz şu anda aslında alevi toplumları içerisinde erkek egemenlikli bir Alevilik yaratmaya çalışıyoruz çünkü erkek egemenlikli bir Alevilik devletle merkezi otoriteyle çok rahat uzlaşıyor çünkü mesela bir kadın merkezli hareket geliştirildiği zaman siz tekleştirici zihniyetin karşısına dikilmiş oluyorsunuz. Bak biz sizin dışınızda değiliz gibi içselleştiriyoruz.</p>
<p>Merkezi otoriteye yakın olmak, merkezi otoriteyle uzlaşma kültürü içerisinde yol yürüme kültürü ile doğal Aleviliğin ve bu merkezi otoriteye bulaşmamış Aleviliği birbirinden ayırmak gerekiyor. Tehlike olan akımların Osmanlı merkezi ile irtibatta olan bir akım olduğunu da görmezden gelmemek lazım. Doğrudur böyle bir akım mevcuttur Alevilerde ve merkezi otoriteye ne kadar yakınsanız o merkezi otorite sizi asimile ediyor ve kendi değerlerini sizde yaşatıyor. O kurumların birçokları özellikle de 1500&#8217;lü yıllarda Yavuz Sultan Selim&#8217;in müdahalesiyle gerçekleştirilen ve Hacı Bektaş&#8217;la hiçbir şekilde hukuki bir bağı olmayan Balım Sultan tarafından dizayn edilmeye başlanan akım, zaten Alevi toplumu içerisinde ciddi bir karşı koyuş yaşamıştır. O Alevi topluluğudur esas alınması gereken. Alevi felsefesi esas oradan şekillenmiştir. Müdahaleye maruz kalmadan oradan yol sürek gelmiştir. Şimdi çok derinlere gitmeden bunu düşünelim.</p>
<p>Osmanlı döneminde bir Kara Fatma vardır. Pazarcık&#8217;ta silahlı güçleriyle birlikte gezen. Ciddi bir otoritedir. Cumhuriyetin kuruluş yıllarına gelelim. Seyit Rıza bilinir. Seyit Rıza&#8217;nın yanında Bese&#8217;yi anmadan kimse geçemez. Erkek egemenlikteki bakış Bese&#8217;yi unutturmaya çalışıyor ama Bese yanındadır ya da Alişer&#8217;in kafası kesilmiştir. Alişer&#8217;in kafası kesilmiştir ama Alişerin yanında aynı zamanda Zarife vardır ve Zarife aynı güç ve otoriteyle ordadır ve Zarife&#8217;nin de kafası kesilmiş başı gövdesinden ayrılmıştır. Aynı mekanda aynı şartlarda aynı yerlerde bir yaşam sürdürmüşlerdir. Onun için o kökenli yani Aleviliğin otantik değerleri ile gelen köydeki o bizim devlet müdahalesine maruz kalmayan yerlerde kadının hükmünün daha ağır olduğunu merkeze doğru gittikçe de bunun kabul edildiğini de görebiliyoruz. O anlamda Alevilikten Alevi toplumu ne kadar uzaklaşırsa o kadar erkek egemen bir Alevilik kültürü gelişiyor ama Alevilik değerlerine ve kültürüne sahip çıktığın anda ve ona yüklendiğin andan itibaren de kadın merkezli kadın bakışlı bir Alevilik ortaya çıkıyor. Bunun en iyi örneklerini biz köylerde cemlere gittiğimizde farklı bir manzara ve atmosferle karşılaşıyoruz ama şehre gelip oradaki Cemevlerine girdiğimiz zaman da çok daha değişik, kimi zaman hiç benzetilmeyecek düzeyde bir yaklaşım ile karşılaşıyoruz mesela halkın otantik yapısını kaybetmeyen mesela Adıyaman&#8217;da bazı Alevi tarikatlaşması var, Mezopotamya&#8217;ya gidince Kakailer, Yarasanlar şahsında ortaya çıkan bir Alevilik var, hala kendini koruyabilen bir Alevilik var orada kadının çok daha etkin olduğunu görebiliyoruz. Mesela bizim Adıyaman&#8217;da yaptığımız son çekimler var, bariz bir şekilde kadının etkin ve hakim bir şekilde cemde bulunduğunu o rahatlığı nasıl temsil ettiğini görebiliyoruz.</p>
<p>Bu da Alevi asimilasyonu ile birlikte kadının Alevi hareketinde değer kaybına ve erozyona uğradığını görüyoruz. Bugünkü Alevi hareketinin Alevilerin Alevilikle bağları ve onun otantik yapısına olan bağlılıkları ve bağlı olmamaları mesafesiyle bu yol ölçülür.</p>
<p>Tarihi erkekler yazdığı sürece tabii ki kadınlar görülmeyecek. Denizli&#8217;de abdallar içerisinde cem bağlayan kadınlar var. Mesela kadın cem yönetmek istiyor ama izin verilmiyor. Çünkü erkek otorite onu görmek istemiyor.</p>
<p>Aslında bir temsiliyet ruh hali karşısındakine kendini kabul ettirme pozisyonuna girdiği zaman doğal olarak oradaki hakim olan bakış açısı şekil itibariyle de bize yansıyor. Şekilcilik giderek gelişiyor ve Alevilikten uzaklaşılıyor. Bu da bir realitedir ki toplumların gelenekleri görenekleri kültürleri hep kadın üzerinden şekillenmiştir. Erkek üzerinden yol almamıştır. Alevilerin kültürünün ne olduğuna bakmak istediğinizde erkeklere nadiren rastlarsınız, kadınlarda bunun bütün öğelerini görebilirsiniz. Bir misafir ağırlanmasından, hizmet edilmesine kadar bunun hepsini kadında görebiliriz. Onun için Alevi hareketinin bu asimilasyonla içerimize sızdırılmak istenen anlayışa direnebilmesinin de yolu kadının aktif olarak kadın hareketinin içine katılması ile mümkündür. Eğer Alevi hareketinde kadının gücü yükselir kadın katılımı artar ise bu asimilasyonun önüne geçilir.</p>
<p><b>Erkek bakış açısıyla asimilasyona direnmek mümkün değildir.</b></p>
<p>Erkek bakış açısıyla asimilasyona direnmek zor gözüküyor. Bu Kürt meselesinde de böyle. Yıllarca belki Kürt erkeği meclisteydi, şehirdeydi ama bir kültürel temsileyeti hiç bir şekilde yaratamamıştır. Bugün eğer Newrozlarda, 8 Martlarda, alanlarda kadınları ve onların rengarenk elbiselerini gördüğünüzde &#8220;işte Kürtler&#8221; diyebileceğiniz bir durum ortaya çıkıyor. Alevi kadının da da siz İmranlı&#8217;ya Adıyaman&#8217;a gittiğinizde, Tahtacı köylerine çıktığınızda, &#8220;işte Alevilik&#8221; diyorsanız işte o kadının Alevi hareketinin içerisinde olması gerekiyor ki, asimilasyona karşı koyuş yaşanabilsin. Bu durum Alevi hareketinin direnmesi, asimilasyona karşı koyabilmesi, Aleviliği anlamlandırmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevilik doğru yerde durabilmektir</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevilik-dogru-yerde-durabilmektir/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevilik-dogru-yerde-durabilmektir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:17:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi korku siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi köyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Aşık Mahzuni]]></category>
		<category><![CDATA[barış süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan]]></category>
		<category><![CDATA[birlik ve beraberlik]]></category>
		<category><![CDATA[cemevleri açılışı]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi süreci]]></category>
		<category><![CDATA[demokratikleşme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru temsiliyet]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Y.]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel dövmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Güngören saldırısı]]></category>
		<category><![CDATA[hak ve hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[halkın talepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kazlıçeşme]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi aile]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[orantısız şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[ötekileştirme]]></category>
		<category><![CDATA[polis müdahalesi]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal İslam]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal tahrik]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset ve ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal barış]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal değişim]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal gerginlikler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[yaz festivalleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevilik-dogru-yerde-durabilmektir/</guid>

					<description><![CDATA[“İçi yalan dışı yalan Her bakışı binbir plan Gül boyanmış kara yılan Abur cubur Adam Etme dedim tutma dedim Dostluğu unutma dedim Sana verdiğim lokmayı Çabuk biter yutma dedim” (Aşık&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“İçi yalan dışı yalan</em><br />
<em> Her bakışı binbir plan<br />
Gül boyanmış kara yılan<br />
Abur cubur Adam<br />
Etme dedim tutma dedim<br />
Dostluğu unutma dedim<br />
Sana verdiğim lokmayı<br />
Çabuk biter yutma dedim” </em><strong>(Aşık Mahzuni)</strong></p>
<p>Yaz geldi. Büyük şehirlere sıkışan, sıkıştırılan insanların memleketlerine akışı da başladı. Festivaller, şenlikler organize edilmeye, köylerde cemevleri açılmaya başlandı. Bazı yerlerde temellerin atılması için hazırlıklar yapıldı. “Ya haq” diyerek bu yazın gönüllerdeki gibi geçmesini diliyorum&#8230;</p>
<p>Gönül isterdi ki bu yazımızda dergahlarımıza akan bizlerin ruh halini yazalım. Atılacak temellerin ebedi olmasını temenni edip, “hizmetiniz haq’a yazıla” dileyelim. Ama gelin görün ki gerginlikler yaratan, tahrik eden, saldırtan siyasal iktidar yaşama dair kaygılarımızı artırmıştır. Geleceğe dair güzel şeyler düşünmemizi engellemektedir. Toplumun kendisini ifade etmesini, tarihi, kültürel varlığını sürdürebilmesini tehdit etmektedir. Başbakan ve AKP şahsında tekleştirme hareketi yeni bir şekil almışa benzemektedir. Kemalist iktidar tiplemesinden, siyasal İslam iktidarı tiplemesine geçilmiştir. Kemalist vatandaşlıktan sonra şimdi de siyasal İslam vatandaşlığı yaratılmıştır. Siyasal İslam’ın vatandaşı olmayanlara bu ülkede nelerin yapılacağının resmi de Gezi Parkı olayında ortaya konmuştur. Farklılıkların nasıl algılanacağı da bir kez daha toplumun tüm kesimlerine gösterilmiştir.</p>
<p>Bu durum sokakta yeni çatışmaların doğmasına zemin hazırlamaktadır. Tam da barışa dair, demokratik değişim sürecine dair umutlar gelişmişken ve bunun için Kürtler büyük fedakarlıklarla adımlar atarken, siyasi iktidarın savaşa hazırlanır gibi tüm kesimleri tahrik etmesi anlaşılır değildir. Sonuçları da kimsenin altından kalkamayacağı yaralara vesile olabilir. Yaşam üzerinde siyaset yapılmasına tahammül etmez. Edemez. Sayın başbakan Kazlıçeşme’de gövde gösterisi yaparken, Taksim’deki vatandaşlarına orantısız ve haksız şiddet uygulamıştır.</p>
<p>Bu ‘münferit’ olaylardan bir tanesinin hedefi İstanbul, Güngören’de Kürt Alevi aile olmuştur. Geçtiğimiz Pazar günü 70 yaşındaki Elif  Y. AKP’nin gerdiği, saldırganlaştırdığı ve tahrik ettiği “dindar insanlar” tarafından saldırıya maruz kalmıştır. “Mahallemizde Hıristiyan istemiyoruz” diye sloganlar atıp, mahalleliye de tempo tutturan saldırganlar, ellerini kollarını sallayarak oradan ayrılmışlardır. Kürt kadınlarının geleneksel dövmelerini diğer saldırganlara göstermek isteyen bir kadın saldırgan, Elif Y.’nin elbiselerini parçalayarak kolundaki artı şeklindeki -ki Elif  Y. “uçak gibi olsun dövmem diye bunu yaptırmıştım” diyor- bir dövmeyi göstererek “Ben size demedim mi bunlar Hıristiyan, bunlar gavur, bunları mahallemizde istemiyoruz” diyor. İşyerlerinin içine giren onlarca saldırgana bu “tespit edilmiş Hıristiyanlık” karşısındaki tavrı vahametin boyutunu gösteriyor. Saldırganlara tempo tutuluyor. Alkışlar eşliğinde saldırganların gazası kutlanıyor. Aklıselim bir iki kişinin araya girmesiyle olay son buluyor. Çağrılan polis ise her zamanki gibi saldırganların dağılmasından sonra gelebiliyor.</p>
<p>Böylesine kendisinden olmayana saldırma hakkını kendisinde gören anlayış demokrasi ve barış sürecini ne kadar hazmedebilir ki. Böyle bir kitle üzerinde siyaset yapmayı temel bir ilke haline getiren başbakan toplumun ötekilerine ne kadar güven verebilir. Kürtlere, Alevilere böyle fütursuzca saldırma hakkını kendinde görenler bu ülkenin nesidirler? Bu ülkenin ötekileştirilenlerine, renklerine, kültürlerine düşman olanları koruyan ve kollayan kolluk kuvvetleri kimin, neyin güvenliğini sağlıyorlar? Böylesine utanç resimlerinin doğması yaygınlaşması ve doğallaşması toplumu ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. Birlikte yaşama arzusunu öldürmekte, şiddetin ise doğallaşmasına vesile olmaktadır.</p>
<p>Sayın başbakan kendi deyimiyle yüzde ellinin oyunu arkasına almış birisidir. Yüzde ellinin oyunu alabilmek siyasi bilgi ve birikim işidir. Cehalet ile izah edilecek bir durum değildir. Eğer gerçekten gelişen bir Türkiye, demokratikleşen bir Türkiye yaratılmış iddiasında isek, nasıl bu kadar sorumsuzca adımlar atabiliriz. Ortada bir cehalet yok ise bir niyet vardır. Bu niyet sokakta iyi bir niyet olarak okunmamaktadır. Sokağın görebildiğini, hissettiğini başbakan göremiyor, hissedemiyor diyemeyiz. Öyle ise geriye niyet meselesi kalıyor. Başbakanın niyeti kötüdür&#8230;</p>
<p>Alevilerin bugün korku siyasetine başbakan tarafından terk edilmesi, hatta bilinçli olarak oraya doğru yönlendirilmesi gibi bir durum da söz konusudur. Alevileri korkutarak, hayatlarına müdahale ederek CHP’de toplamaya çalışmak başbakanın neden temel bir siyasi hareket tarzı oluyor. CHP’yi güçlendirmek, Alevileri orada toplamak Sayın Başbakan’a ne gibi bir artı getirecek? Sokaktaki insanların birbirine düşürülmesi, Sünnilerin Alevilere saldırması, Türklerin Kürtlere saldırması üzerinden nasıl bir siyaset yapılması düşünülebilir? Bunun hiçbir ahlaki yanı olamaz. Kirli siyaset dedikleri bu olsa gerek. Siyasetin temizlenmesi, demokrasinin geliştirilmesi hedefi ile iktidara gelen AKP şimdi bunu kendisinin yapmasına nasıl izin verecektir? Yalan sahibini bulur.</p>
<p>Biz Aleviler açısından sürecin doğru okunması büyük bir önem arz ediyor. AKP’nin yalan siyaseti CHP’nin inkarcı ve imha siyaseti arasında bir tercih yapmak zorunda değiliz. Asimilasyonun biçimleri arsındaki fark, yanlışın yanlışla beslenmesidir. Doğru yerde durabilmek Aleviliktir. Yanlışla, başka bir yanlış düzeltilemez. Yanlışlar doğrularla düzelir. O zaman kendi doğrularımızla var olmak kaçınılmazdır. Doğru olan, hak olan, hakikat olan, halkın duruşu, talebi ve temsiliyetidir. Bu temsiliyet, yürekte birliği arzulayabilmektir. Alevilerin arzusu da budur&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevilik-dogru-yerde-durabilmektir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her emek sahibi kalemizin taşları, tuğlalarıdır</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/her-emek-sahibi-kalemizin-taslari-tuglalaridir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/her-emek-sahibi-kalemizin-taslari-tuglalaridir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Abidin Özgünay]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ahde vefa]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerlerinin korunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi emeği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi filozofları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi köyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[alevi liderler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirasının savunulması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi savunucuları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumunun sahiplenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yol erenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyonla mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[dervişler]]></category>
		<category><![CDATA[Hak ve hakikat yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Hallac-ı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Hıdır Ali Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[Nejat Birdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Nesimi]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Bedreddin]]></category>
		<category><![CDATA[Seyit Rıza]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi kayıplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/her-emek-sahibi-kalemizin-taslari-tuglalaridir-2/</guid>

					<description><![CDATA[Nasıl yar diyeyim ben böyle yare Mecnun edip çöle saldıktan sonra Alemin bağında bülbüller öter Giden benim gülüm solduktan sonra (Pir Sultan) Zaman akıp gidiyor… Zamanın emektarları, yaratıcıları, Aleviliğin bugüne&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Nasıl yar diyeyim ben böyle yare<br />
</em><em>Mecnun edip çöle saldıktan sonra<br />
</em><em>Alemin bağında bülbüller öter<br />
</em><em>Giden benim gülüm solduktan sonra<strong> (</strong></em><strong><em>Pir Sultan)</em></strong></p>
<div>
<p>Zaman akıp gidiyor… Zamanın emektarları, yaratıcıları, Aleviliğin bugüne taşınmasında kendilerini, yaşamlarını katık etmiş olanlar, aramızdan ayrılıyorlar. Emeğini, hayalini bizlere bırakarak gidiyor. Kimisi onlarca yıllık acıyı, işkenceyi göğüsleyerek taşıdığı mirası aktarmak için canını verdi. Veriyor. Aleviliğin yaşama temel bakışı bu emeğin sahiplenilmesi, miras yoluyla çocuklara, torunlara devredilmesidir ki; Aleviliğin tüm zulüm ve baskılarına rağmen değişmeyen en temel felsefik besleyici kaynağı budur. Değerler topluluğu olmak, bu değerlerin korunması için hiçbir fedakarlıktan kaçınmamak.</p>
<p>Hüseyin gibi, Hüseyin olmak…</p>
<p>Ahde vefa</p>
<p>Biz ki bizden öncekilerin, emekleriyle bugünleri yaşıyoruz. Bazen kahramanların, yiğitlerin, hikayelerini, efsanelerini anlatıp kendimizi güçlü hissetmeye, kendi mesajımızı vermeye çalışıyoruz. Bir zaman geliyor Hallacı Mansur, bir zaman geliyor Nesimi, bir zaman geliyor Pir Sultan, tüm zamanlarda Şeyh Bedreddin, bazen Seyit Rıza oluyoruz. Art arda gidiyoruz. Kelimeleri, isimleri ahenk içinde tekrarlıyoruz. Utanmıyoruz. Ne Hallac’ın Fırat’a savrulan küllerinden, ne Nesimi’nin yüzülen derisinden, utanmıyoruz. Pir Sultan gibi, Seyid Rıza gibi darağacına yürüyen yol önderlerinin bakışlarından, haykırışlarından, boyun eğmezliklerinden utanmıyoruz. Art arda geliyoruz. Utanmazlığımızdan, utanmıyoruz.</p>
<p>Derviş Kandemir’i, Abidin Özgünay gibi, yıllarını Alevi mücadelesine verenleri, Hıdır Ali Bingöl gibi Alevilik için kavga edenleri, Nejat Birdoğan gibi köy köy gezenleri bir çırpıda unutuyoruz. Aldede’yi, Tacım Dede’yi, Aligöl, İvo Dede’yi, Firik Dede’yi, İsmail, Mamo Geyik, Şıxo Dede’yi… vd. tüm dağın filozoflarını unutuyoruz. Gün geliyor cinayet gibi bir kazada Seyit Ali Durmaz’ı öylesine hakka uğurluyoruz.</p>
<p>Biz ki büyük lafların arkasına saklanmış küçük adamlar, o dar gününde Pir huzurunda emeğe saygının hesabını nasıl vereceğiz?</p>
<p>Çocuklarımıza nasıl bir miras bırakacağız?</p>
<p>Aylıkları ceplerinde gri pasaportlu, devlet erkanlı cemevi dedelerin hikayesini mi anlatacağız? Bunun arkasına sığınıp, bizi böyle yok ettiler, bizi bağışlayın mı diyeceğiz.</p>
<p>Öz ile biçimin kavgasında, özün derin temsilcisi olan biz Aleviler, özümüzü ihanete mi, teslim edeceğiz. Kavganın, emeğin mirascılarını unutup, günün peşinde mi koşacağız.</p>
<p>Bugünkü değerlerimizin oluşmasında emek vermiş eski yöneticilerimizi meydanlarımızda yad etmeden, emek sahiplerinin hakkını hak huzurunda dile getirmeden, hastalıktan veya başka sebeplerden dolayı aramızda olamayan tüm yol erenlerimizi  sahiplenmeden, Sevgili yol kardeşimiz, kurumlarımızda en alttan başlayarak en üste kadar  kurum sorumluluğu yaparak hizmet veren  değerli yol ereni sayın Ali Bingöl canımıza sahip çıkmadan, emeğin savunucusu olduğumuzu nasıl söyleyebiliriz?</p>
<p>Alevi asimilasyonu dediğimiz nedir? Aleviliği var eden insan olma olgusunu kutsayan değerlerinden kopması değil midir? Bizim biz olmaktan çıkmamız değimlidir? Mekanı, meydanı olmayan, insan olan, insanla kutsanan değerlerin korunması, sahip çıkması görevimiz değil mi?</p>
<p>Hak ile hakikat yolcusuyuz biz. Onun içindir ki; ayrılıklara ve emeğe, kutsalın en kutsalına sahip çıkalım. Değerlerimize sahip çıkalım. Unutmayalım ki; her sahipleniş asimilasyona karşı bir kale duvarının örülmesidir. Her emek sahibi kalemizin taşları, tuğlalarıdır.</p>
<p>Hak ile hak olan, hakta hakikati bulanlar aşkına… Kendimize ve değerlerimize sahip çıkalım. Şeyh Bedrettin yiğitlerine sahip çıkar gibi kendimize sahip çıkalım… Gün yol değerlerine sahip çıkma günüdür. Hüznün derin bir yara gibi içimizi yaktığı günlerdeyiz.</p>
<p>Önemli günlerden geçmekteyiz. Çünkü büyük saldırılara maruz kalmaktayız. Küçük gibi görünen, birleştiklerinde devleşen değerlerimize sahip çıkarak, asimilasyona ve bu saldırılara karşı koyabiliriz. Kökleri bizde olanlara sahip çıktıkça, biz bizleşeceğiz.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/her-emek-sahibi-kalemizin-taslari-tuglalaridir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
