<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alevi katliamları &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/alevi-katliamlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Dec 2024 17:01:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Alevi katliamları &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Suriye’de Alevi Katliamı: Türkiye’nin Suç Ortaklığı</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/suriyede-alevi-katliami-turkiyenin-suc-ortakligi-4/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/suriyede-alevi-katliami-turkiyenin-suc-ortakligi-4/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Dec 2024 17:01:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi düşmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[alevi örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[cihatçı gruplar]]></category>
		<category><![CDATA[cihatçılar]]></category>
		<category><![CDATA[Esad]]></category>
		<category><![CDATA[Heyet Tahrir el-Şam]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Rojava]]></category>
		<category><![CDATA[Rojava yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[seküler yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye iç savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye Milli Ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye'deki Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye'deki gruplar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'nin Suç Ortaklığı]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/suriyede-alevi-katliami-turkiyenin-suc-ortakligi-4/</guid>

					<description><![CDATA[Suriye, dünya gündemini meşgul eden bir yer haline gelmişken, bizler için de oldukça yakın bir noktada yer almakta. Bu topraklarda yaşayan insanlar, bizim akrabalarımız, dostlarımız ve aynı coğrafyada varlıklarını sürdüren&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Suriye, dünya gündemini meşgul eden bir yer haline gelmişken, bizler için de oldukça yakın bir noktada yer almakta. Bu topraklarda yaşayan insanlar, bizim akrabalarımız, dostlarımız ve aynı coğrafyada varlıklarını sürdüren topluluklar. Suriye’deki gelişmeler, sadece bölgedeki halkı değil, Türkiye&#8217;deki Alevi toplumu gibi başka toplulukları da yakından etkiliyor. Savaş topraklarımızda karşılığını buluyor. Yıkım getiriyor. Aclık ve sefaleti derinleştiriyor. Erdoğan iktidarı ise içerde ekmiş olduğu kin ve nefreti cihadistler eliyle Suriye topraklarında da yaymaya çalışıyor. Türkiye, mafya ve çetelerin buluşma noktası haline gelmiş bir ülke olarak savaştan da besleniyor. Suriye’ye bodoslamasına çakal gibi dalmış bulunuyor.</p>
<p>Suriye’de ciddi bir Alevi nüfusu var, özellikle sahil bölgelerinde. Latakia, Tartus, Baniyas, Jableh, Homs’da büyük bir tehdit altındalar. Her ne kadar IŞİD’in yoğun saldırı dönemine tekabül eden bir durum olmasa da, mevcut sistemin oturmasıyla birlikte gelecekte olası tehditler korkunç bir tablo ortaya koyuyor. Türkiye’nin Suriye iç savaşına müdahale etmesinin ardından, cihatçı gruplara verdiği destek, Alevilere yönelik tehditleri daha da artırmış durumda. Hükümetin desteklediği grupların, Suriye’deki Alevi nüfusunu hedef alması, toplumda büyük bir korku yaratmış durumda.</p>
<p>Erdoğan medyası HTŞ güzellemeleri yapa dursun, sosyal medya platformlarından Suriye’de büyük bir Alevi kıyımının yaşandığından bahsediliyor. Vahşi görüntüler paylaşılıyor. Demokrasi kahramanları diye pazarlananlar sokaklarda “Hepinizi tek tek not ediyoruz” diye dolanıyorlar. Sorgusuz sulasiz infazlar yapıyorlar. Bu görüntüler, gelecekte yaşanacakların işareti. “Görünen köy kılavuz istemez” misali.</p>
<p>Radikal gruplar, Alevilere yönelik saldırılarını artırıyor. Bu grupların şu an yaptığı, bir anlamda IŞİD’in geçmişteki eylemlerini başka bir zamana erteleyerek tekrar gündeme getirmek gibi görünüyor. Batıyı ürkütmemek için yapılan &#8220;ılımlı açıklamalar&#8221; ise, ne yazık ki Alevi nüfusu kapsamıyor. Alevi köylerinden insanlar korkularından sahildeki kentlere akın ediyorlar.</p>
<p>Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm aktörler sessiz. Türkiye’deki Alevi örgütleri de bu konuda sorumluluklarını yeterince yerine getirmiyor. Bugün Suriye’de bir Alevi katliamı yaşanıyor ve buna karşı mücadele etmek için sadece bildirilerle yetiniyorlar. Bildirileri yayınlamakla Alevilerin yaşam hakkını güvence altına almak mümkün mü!</p>
<p>Suriye’deki Alevilere sahip çıkmayanların, Türkiye’de de bir mücadele verdiklerini söylemek mümkün değil. Katliamı görmezden gelmek, bir anlamda ortak olma anlamına gelmiyor mu! Bu katliamlar Suriye’deki Aleviler ile sınırlı kalmayacak, Türkiye’nin içine de sıçrayacak. Türkiye içindeki Alevileride hedef alacak.</p>
<p>X Platformundan yapılan paylaşımlara göre, Lazkiye kırsalında Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) tarafından Alevi sivillere yönelik katliamlar başladı. Yerel kaynaklar, bu saldırılarda çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini bildiriyor. Uluslararası toplum acil müdahale çağrısı yapıyor. Lazkiye şehir merkezinde şu an toplu bir saldırı olmasa da kırsal alanlarda Alevi köyleri hedef alınıyor. İsrail’e, Güney Suriye’ye, Rojava’ya veya Türkiye&#8217;nin diğer gündemlerine odaklanılmışken, kırsal kesimlerdeki bu saldırılar gözden kaçıyor. Uluslararası toplumun ve Birleşmiş Milletler’in bu konuda sessiz kalması, sadece Suriye’deki Aleviler için değil, tüm dünya için büyük bir sorumsuzluktur.</p>
<p>Şu an Suriye’deki Alevilerin geleceği ve onları kimin temsil edip koruyacağı belirsiz. Esad iktidarıyla ilişkilendirilmeye çalışılıyor, Esad’ın işlemiş olduğu suçların sorumluları haline getirilmek isteniyor. Esad yönetiminin kim olduğu ve nasıl bir rejim olduğu herkes tarafından biliniyor. Alevilik ile yakından uzaktan ilişkisi yok. Türkiye’deki Aleviler açısından da durum benzer. Türkiye’de de Kemalist algısı üzerinden Alevilerle bir eşleştirme yapılıyor. Kemalistlerin yaptıkları Aleviler yapıyor diye Siyasal İslamcılar tarafından kitlesine pazarlanıyor. Oysaki Alevilere yönelik dışlayıcı politikalar, Kemalist yönetim döneminde en ağır bir şekilde yaşatıldı. Kemalistlerin iktidarında da bugünde bu ülkede tek bir Alevi kaymakam, vali görev yapmadı. Görev verilmedi. Bugün ise bu dıştalayıcı durum derinleşerek devam ediyor. Kimse Kemalistleri, Baascıların suçlarını Aleviliğe yüklüyemez. Bunun üzerinden Alevi düşmanlığı üretemez. Bu alçakca bir yaklaşımdır. Kötü niyetlidir.</p>
<p>Suriye’de cihatçı gruplar, Türkiye’deki Siyasal İslamcılar Alevi “iktidarından” ve Alevi baskısından bahsediyor. Ve üretiliyor. Alevilere yönelik saldırılarda sorgusuz sualsiz şiddet uygulanıyor. Görüntüler sosyal medyada açıkça yer alıyor. İnsanlara sadece “Alevi misin, değil misin?” diye soruluyor. Eğer Aleviyseniz, herhangi bir suç işleyip işlemediğiniz ya da herhangi bir olayla ilgili olup olmadığınız sorgulanmıyor. Hangi tarafta olduğunuz, Esad’a mı muhalif yoksa destekçi mi olduğunuz, sol bir gruba mı mensup olduğunuz da sorulmuyor. Sadece “Alevi misiniz?” diye soruluyor ve buna göre muamele yapılıyor.</p>
<p>Bu durum, Türkiye’de yaşayan Aleviler için de bir tehdit teşkil ediyor. Eğer Suriye’de Alevilere yapılanları durduramazsanız, Türkiye’deki Alevi katliamlarının önüne geçemezsiniz. Çünkü bunlar birbiriyle bağlantılı. Suriye’de şekillenmeye başlayan iktidar modeli, Afganistan’daki model Erdoğan&#8217;ın hayalindeki devlet örgütlenmesi. Afganistan için söylemişti “Aynı değerlere bağlıyız” diye.</p>
<p>Nasıl ki Türkiye, Kürtlere yönelik düşmanlık ve nefret politikalarını sınırları içinde örgütlüyorsa, aynı politikayı Suriye, Irak ve İran’daki Kürtler üzerinde de uyguluyor. Bu durum, Alevilere yönelik saldırılar için de geçerli. Suriye’deki Alevilere yapılan saldırılar, Türkiye’deki Aleviler için de benzer bir tehlike anlamına geliyor. Alevilik, sadece Türkiye sınırlarıyla ya da Anadolu Aleviliği kavramıyla sınırlı değil. Bu coğrafya Hindistan’dan Balkanlar’a kadar uzanıyor. Ve bu coğrafyanın dört bir yanında Selefi ve cihatçı gruplar, Alevileri katlediyor. Irak’ta, Afganistan’da, Suriye’de ve Türkiye’de bu katliamlar sürüyor.</p>
<p>Maraş Katliamı’nın gene yıldönümü. Orada bugünlerde Kürt Aleviler katledildi. Bugün Suriye topraklarında daha büyük çapta bir Alevi avcılığı yapılıyor. Böyle bir ortamda Alevilerin, Alevi örgütleribin sadece bir bildiri yayınlaması yeterli değil. Bu çok yetersiz ve abes bir yaklaşım. Ayıp bir duruş.</p>
<p>Böylesine bir saldırıya karşı, Kürtlerin Rojava’daki örgütlenmesini ve kendi kendilerini savunma azmini düşünün. Buna rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Suriye’de de Kürtlere karşı katliamları destekleyen bir politika izliyor. Suriye’deki Alevilerin ise şu an korunma sağlayabilecek bir yapıları bile yok. Belki de tek sığınacakları yer, seküler bir yaşamı esas alan Rojava yönetimi. Çünkü burada Ermeniler, Süryaniler, Kürtler gibi tüm toplulukların haklarına saygı gösteriliyor.</p>
<p>Ancak bölgede HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) gibi gruplar hâkim. HTŞ, El Kaide’den, ardından El Nusra’ya dönüşen ve oradan bugünkü hâlini alan bir yapılanma. Görünürde yumuşak mesajlar veriyor olabilir, ama geçmişi ve kodları belli. Afganistan’da Taliban’ın yaptıklarını görüyorsunuz. Aynı zihniyet, Alevilerin bu topraklarda yaşamasına izin vermeyecek. Bunun için her türlü katliamı yapmaya hazırlar. Mezarları ateşe veren bir anlayıştan bahsediyoruz. İnsanların ölüsüne bile saygı duymayan bir zihniyet var. Bu zihniyete karşı Suriye’deki Alevileri kim koruyacak!</p>
<p>Türkiye’nin, Suriye’deki gruplara yönelik desteği, Aleviler için tehdit oluşturan bir başka faktör. Türkiye’nin vergilerimizle finanse ettiği “Suriye Milli Ordusu” gibi çetelerin faaliyetleri, bölgede yaşayan Ermeniler, Dürziler, Aleviler, Kürtler ve Süryaniler gibi topluluklar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Rojava gibi seküler, demokratik bir bölge, Suriye’deki Aleviler, Dürziler gibi gruplar sürekli bir saldırı altında. Bizden toplanan vergilerle bu saldırılar yapılıyor ve kardeşlerimize, inançlarımıza hakaret ediliyor.</p>
<p>Bugün yaşananlar, sadece Suriye’deki Alevi toplumu için değil, tüm insanlık için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Alevilere yönelik düşmanlık, sadece bir inanç meselesi değil, insan hakları ihlali anlamına gelmektedir. Türkiye’deki Aleviler, kendi haklarını savunmanın ötesinde, Suriye’deki ve dünyadaki diğer Alevi topluluklarıyla birlikte hareket etmelidir.</p>
<p>Alevi örgütlerinin, Suriye’deki Alevi topluluğuna yönelik saldırılara karşı daha etkin bir şekilde sesini yükseltmesi gerekiyor. Sadece bildirilerle bu sorun çözülemez. Hatay’a, Samandağı’na gitmek lazım. Hızır Türbesinin etrafında toplanıp Suriye’deki Alevilerin yaşadıklarına dikkat çekerek, bölgedeki Alevilerin yanında olduğumuzu bizzat göstermek gerekiyor. Bu katliamların durdurulması için uluslararası alanda etkin bir mücadele başlatmak zorundayız. Eğer bu konuda harekete geçmezsek, aynı tehdit Türkiye’deki Alevilere de sıçrayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/suriyede-alevi-katliami-turkiyenin-suc-ortakligi-4/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sözde değil özde Alevilik&#8230;</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/sozde-degil-ozde-alevilik/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/sozde-degil-ozde-alevilik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 12:40:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Federasyonu kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi gençliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi helalleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Kürt cenazesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özüne saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarihindeki katliamlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Kürt dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik ve İslam tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik ve şekil]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Gelsenkirchen]]></category>
		<category><![CDATA[Axin konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[cem ve pir huzuru]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik Alevi değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kantarma Cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Önder Konca]]></category>
		<category><![CDATA[Sabiha Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Şah Hatayi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Topal Osman]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal kardeşlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/?p=1648</guid>

					<description><![CDATA[Şah Hatayi’m muhabbete bakarım Ben doluyum ben dolana akarım Güzel pirim bir dert vermiş çekeri Bir derdim var bin dermana değişmem (Şah Hatayi) Demokratik Alevi Federasyonu kongresi geçtiğimiz günlerde Almanya’nın Gelsenkirchen şehrinde yüzlerce delegenin katılımıyla yapıldı. Avrupa’nın dört bir yanından gelen delegeler demokratik değişim ve barış sürecini değerlendirdi. Kürt Alevilerinin sürecin asli bir parçası olduğu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şah Hatayi’m muhabbete bakarım<br />
Ben doluyum ben dolana akarım<br />
Güzel pirim bir dert vermiş çekeri<br />
Bir derdim var bin dermana değişmem <strong>(Şah Hatayi)</strong></p>
<p>Demokratik Alevi Federasyonu kongresi geçtiğimiz günlerde Almanya’nın Gelsenkirchen şehrinde yüzlerce delegenin katılımıyla yapıldı. Avrupa’nın dört bir yanından gelen delegeler demokratik değişim ve barış sürecini değerlendirdi. Kürt Alevilerinin sürecin asli bir parçası olduğu vurgulanan kongrede, Alevilerin yaşadığı sorulara, çözümlere dair onlarca konuşma yapıldı. Bu konuşmalardan bir tanesi Almanya’da doğmuş ve büyümüş on sekiz yaşındaki Axin’e aitti. Axin; “&#8230;Dünden beri konuşmaları dinliyorum. Asıl problemimiz bu konuşmalarda dile getirilmedi. Sevgili büyüklerim Alevilik İslam dışı mı, İslam içi mi tartışmalarından çok, Aleviliği bilmeyen genç kuşaklara sahip olmamız en büyük problemimizdir. Sizlere soruyorum çocuklarınız nerede, siz neden buradasınız. Sizin konuşmalarınızla yaptığınız aynı değil. Hanginiz çocuklarınıza kutsal değerlerimizi, Aleviliği öğretiyorsunuz. Alevi gençliği nereye ait olduğunu, Alevilik nedir, kutsal değerlerimiz nedir bilmiyor. Alevi gençliğinin bu durumda olmasının suçluları sizsiniz. Lütfen sözde değil özde Alevi olun&#8230; Ya haq, ya Xızır, ya Ali &#8230;.”</p>
<p>Öz Aleviliğin temel iddiasıdır. Şekli reddeder. İnsanın yüreğiyle, yaşamdaki, ilişkilerdeki samimiyeti, özüyle bakarak Alevilik bu güne gelmiştir. Onun varlık sebebi yaşamın özüne inmek, iyiliği özünde temsil etmektir. Şekil, şekilde mekan yoktur. Bugün biz Alevilere giydirilmek istenen şekil onun imhası üzerinde hesap yapanların işidir. Alevilere saldırının altında “özü” vardır. Aleviliğin özüne, insanın, insanı kutsayan değerlerine saldırılmaktadırlar. Onu şekle büründürenler, dört duvar mekanlara kapatanlar, Aleviliğe Alevi inancına temelden, özünden düşmandırlar.</p>
<p>Daha önce bu köşede yazdık. Helallik alınmamıştır. Önder Konca’nın şahsında Kürt Alevilerine, Alxaslılara karşı yapılanların hala hesabı verilmemiştir. Hatırladığımız gibi Hatay’da şehitler kervanına katılan Önder Konca’nın cenazesi bu Cemevine alınmamış, Alevilik özden yaralanmıştır. Bu ayıp ve utancı silmek için Kantarma Cemevi’nde bir cemin yapılarak, bu meselenin muhataplarının helalleşmesi toplumsal kardeşliğin sağlanması talebi hala yerine getirilmemiştir. Alevi Kürtlerin cenazesini Cemevine sokmayan bir zihniyet bizce düşkündür. Alevi hukuku bellidir. Pir huzurunda yaşanan durumun hesabı verilmelidir. Pirin verdiği, vereceği karar hakkın kararıdır. Hakkın tecelli bulması için Alevi özünün arınması, mekanlara sıkışmış şeklin uğursuzluğun aşılması için cem olmak şarttır. Cemden kaçanlar, pir huzurunda dara durmayanlar, Alevi değildir. Pirinden korkan cemaatinden korkan komşusuyla helalleşmeyen Alevi değildir.</p>
<p>Kim ki o cemevinde cem bağlar, deyiş söyler, semah döner ve “ben de Aleviyim” der ondan da davacıyız. Bir kez daha halimizle halleşmek için, derdimize derman bulmak için, acımızı birazcık da olsa dindirmek için cem olmaya, pir huzurunda Kantarmada dara durmaya çağırıyoruz. Dardan kaçanlar Aleviliğin özünden kaçanlar bilmelidirler ki; hakkın bedduasıyla lanetli olacaklardır.</p>
<p>Hal ile helaleşmeyenler, özlerini kaybedip şekle bürünenler, şeklen “ben Aleviyim” diyenler bilmelidirler ki; hakikat onları Alevilik defterinden silecektir. Onlar hakikati kaybedenler, siyasetin gözlerini kör ettikleri ancak Yavuz’un şahsında kendileri de Yavuz’laşırlar. Biliyoruz; binlerce Alevi Kürt Yavuz’un Bektaşi ordusu Yeniçeriler tarafından kılıçtan geçirildi. Rivayet odur ki; Yavuzun ordusu Yeniçeriler Şah Hatayi’nin deyişlerini söyleyerek Şah Hatayi’ye saldırdı. Şah Hatayi’nin ordusunu Yavuzun gözüyle yok ettiler.  Yavuz Sultan Selim Türk tarihine “büyük bir padişah” olarak geçti. Alevi katliamları her zaman birilerinin büyümesine vesile oldu. Yavuz’u büyük yapan da büyümesine vesile olan da Alevi katliamlarıdır. Tabii ki böyle bir katilin isminin büyük bir projeye verilmesi bu zihniyetin devam ettiğinin bir resmidir. İktidar mesajını net vermiştir. Aynı  Kemal Kılıçdaroğlu gibi. İstanbul belediye başkanlığı seçimi sonrası Kılıçdaroğlu “Yavuz Sultan Selim halkımızın büyük bir değeridir” demişti. Görünen o ki büyük Türk değerler, büyük projelere laik görülüyor. Aynı Dersim katili Sabiha Gökçen gibi. Dersime bombalar yağdıran Alevi Kürt katili, Atatürk’ün manevi kızı artık uluslararası bir havaalanının adı olarak tüm dünyada bilinen bir “kahraman” oluyor.  Koçgiri’nin katili Topal Osman kahramanlıkları anlatılan filmlere konu yapılıp, ardından devasa anıtları dikiliyor. Kıssadan hisse; Kürtleri, Alevileri katledenler bu memlekette itibar görmeye, ödüllendirilmeye devam ediyor. Ve kulağımda Axin’in sesi: “Lütfen sözde değil, özde Alevi olun.”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/sozde-degil-ozde-alevilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevi asimilasyonu devam ediyor</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:55:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[4+4+4 eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi beklentileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Bektaşi Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dernekler Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi halkları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürel sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurum ve kuruluşları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumlarının kongreleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[alevi sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasal haklar]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlikçi yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[Garip Dede Dergahı]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[inançsal gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Celal Fırat]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ve siyasal yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni söylemler]]></category>
		<category><![CDATA[teolojik Alevilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Pir Sultan’ım eydür şunda çok keramet var insanda o cihanda bu cihanda Ali’ye saydılar bizi&#8221; (Pir Sultan Abdal) Alevi kurumlarının kongreler sürecine girdiğini ve kendilerini yenilediklerini geçen yazılarımda vurgulamıştım. 11&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="Text">
<p style="text-align: left;"><em>&#8220;Pir Sultan’ım eydür şunda<br />
çok keramet var insanda<br />
o cihanda bu cihanda<br />
Ali’ye saydılar bizi&#8221; </em><strong>(Pir Sultan Abdal)</strong></p>
<p style="text-align: left;">Alevi kurumlarının kongreler sürecine girdiğini ve kendilerini yenilediklerini geçen yazılarımda vurgulamıştım. 11 Nisan’da Alevi dernekler Federasyonu (ADF) ve 25 Nisan’da ise Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) kongreleri var. Bu kongre sürecinin başarılı geçtiğini söylemek mümkün değil. Alevi toplumu içerisinde dahi gözden ırak geçen bu kongrelerin sadece başkan kim olacak üzerinden yürütülmesi ve Alevi toplumunun beklentilerinin tartışıldığı platformlardan uzak hale gelmesi; Alevi kurumlarımızın çıkmazı olmaktadır. Bu süreçlerin yoğun tartışmaların yapıldığı, toplumun tüm kesimlerine mesaj verecek etkinliklere dönüştüğü kongreler olması gerekir. Sessiz sedasız geçiştiriliyor olmaları, “Bu kurumlarımızın toplumsal beklentilerimizden ne kadar uzaklaştıkları” biçiminde okunmalıdır. Tartışmayan, konuşmayan ve süreçleri, değişimleri okuyamayan bir Alevi kurumu olamaz, olmamalıdır. Bu hafta Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat’ın Alevi örgütlenmesinin temel sorunları ve çözüm önerilerini içeren yazısını sizinle paylaşmak istiyorum:</p>
<p>“Aslında bu soru şöyle sorulmalı; Alevilerin yüzyıllardır çözülen sorunu var mı? Ya da hangi yüzyılda Alevilerin sorunu olmadı? Buna direkt şöyle cevap verebilirdim, biz Alevilerin yüzyıllardır çözülen hiçbir sorunu olmadı. Hatta sorunlarımız çığ gibi büyümeye devam ediyor. Kabul görmeyen tarihsel gerçekliğimiz üzerinde asimilasyon, teolojik olarak Sünni söyleme dayandırılmaya çalışılan Alevilik, ve sosyal alandaki yaşam alanlarımızın daraltılması.</p>
<p>Alevi bilim insanları, araştırmacıları, tarihçileri Alevi tarihine bilimsel yaklaşmak zorundalar. Çünkü her tarihi dönüşüm biz Alevilerin kıyımıyla noktalanmıştır. Bu kıyımların hesabını veremeyen sistemden çözüm beklemek ütopyadır.</p>
<p>Aleviliğin tarihsel tanımı, farklı coğrafyalarla, farklı kültürlerle ilişkilendirilerek bugüne kadar geldi. Aleviliğin tarihsel gerçekliğini kendi sünni kaynaklarına dayandıran araştırmacılar, tarihçiler oldu. Çünkü Aleviliğin sözlü geleneği her dönemde saldırıya maruz kaldı ve hızla asimilasyona uğratıldı.</p>
<p>“Kızılbaş tayfasının katli vaciptir!” fetvaları, derisi yüzülen Nesimi’ler, asılan Pir Sultan’lar, Yavuz’un, Kuyucu Murat’ın katliamlarını meşrulaştırdı. Bu alışkanlık yakın tarihimizde hafızalarımızda derin ve unutulmaz acılar bırakan; Sivas, Maraş, Çorum, Malatya, Gezi, Gazi katliamlarını doğurdu.</p>
<p>Kısacası kendi toplumsal kuram ve kurallarını korumaya çalışan güç, toplum ateşini ölçmek için önce termometreyi bizim üzerimizde denedi. Bu termometre ile haklarını talep eden tüm halkları da sindirmiş oldu. Çünkü Alevilik kimliğimiz, Alevice yaşamamız haksızlıklara karşı duvar örmeyi temel alır. Yapılan her haksızlık karşısında bizi ayakta tutan ve farklı kılan tek şey İmam Hüseyin’in onuru ve cesaretidir.</p>
<p>Teolojik Alevi tanımında ise yine aynı değerde baskı görmüş ve sindirilmiştir. Hepimiz biliriz ki; Alevilik; etnik ve inançsal tüm kültürleri ve farklılıkları bünyesinde barındıran kaynağını Güruh-i Naci’den alan kendi sosyal ve siyasal yapısını oluşturmuş. Ve insanı merkeze koyan bir rızalık kapısıdır.</p>
<p>Aleviler nerede olursa olsun adalet ve insan sevgisi özelliğini asla kaybetmezler. Bu özellik Hz. Ali’nin Anadolu’ya hayat veren sevgisidir. Derin felsefedir. Özgündür, bağımsızdır.  Teolojik tanım içinde inancımızda kendine göre özgündür, şekilcilikten çok özü esas alır. Biçimsel değil, özüdür.</p>
<p><strong>‘Örgütlenmemiz engellendi’</strong></p>
<p>Geleneksel anlamda Ocak- Dede-Talip ilişkisini bu sistemin kendi içinde sağladığı sosyal kontrol mekanizmasını; içi boş tanımlarla işlevsiz hale getirdiler. Örneğin; Alevi dedeleri bilgisiz, cahil sayıldı. ‘Dedelik Alevilik içinde bir kurumdur’ algısı yok edildi. Onlara göre “Bir Alevi dedesinin kentlerde Aleviliği sürdürmesi imkansızdı.” Çünkü kentlerde “yüksek kültür” vardı! Dede ancak cenaze kaldırabilir, nikah yapabilir ya da kısa yapılan eğitim cemlerini sürdürebilirdi. Alevi dedeleri de bu sosyal kurmacayı benimsedi. Ve Sünni inancına dayandırılan bir kişilikle karşımıza çıktı. Ocaksız Alevi dedelerini doğuran bu asimilasyonla, sürekli yorumlanan ve tanımlanan bir Alevilik kafamızı karıştırdı. Bizi tuhaf ve alışık olmadığımız ve alışamayacağımız bir tanıma sürüklemeye çalıştılar. Bu devam etmektedir.</p>
<p><strong>‘Çocuklarımızı Alevi kültürü ile yetiştirmemiz engellendi’</strong></p>
<p>Tüm bu baskılar Aleviliği işlevsiz hale getirmiş, dengesiz temelsiz ve Sünnilik ilkesine dayandırmıştır. Özellikle 4+4+4 sistemiyle aynı bahçede oynayan çocukları ayırıp, çocuk imam yetiştirmeyi hedefleyen sistem çocuklarımızı yaşam alanında fişlemiş sosyal hayat içinde telafisi olmayan yaralar açmıştır.</p>
<p>Bilge ve mürşitlerimizin öğreti ve hikmetleri edebi olarak modern ve seküler dünya algılayışının üzerinde olmasına rağmen, sistemin dayattığı ve örgütlediği yapay algıyla, Alevilik  yorumlayarak çoğulcu anlayış ortadan kaldırılmaya başlanmıştır.</p>
<p>Türkülerimiz, deyişlerimiz, duvaz-ı imamlarımız sürekli sansürlendi. İçeriğinin boşaltılması ve anlamsızlaştırılması için her türlü yöntem denendi. Fakat Aleviler bu asimilasyon politikalarına direnmesini öğrendi ve kendisini yeniden var etme sürecine girdi.</p>
<p>Bu sürecin tek çözümü tüm haksızlıklara uğrayan halklarla beraber ortak hareket etmek , eşitlikçi, ilerici ve barıştırıcı, Anayasal haklara eşit şekilde bakan bir yönetim şeklinin oluşmasını sağlamaktır.</p>
<p>Bunun için öncelikle Alevi kurum ve kuruluşlarının oluşan sosyal ve siyasal yapı içinde kendilerini sorgulamaları gerekmektedir. Yöneticilerin sorumluluk ilkesiyle hareket etmesi ve yapılan tüm katliamların hesabını sorması yanında; inançsal gerçekliğimizi de kabul ettirmesi gerekir.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Utan, unutma (3K)</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:15:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[çok kültürlülük]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[derin devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Elbistan]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon avukatlığı]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlik mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi olayları]]></category>
		<category><![CDATA[halkların kardeşliği]]></category>
		<category><![CDATA[kanlı siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[katliam anmaları]]></category>
		<category><![CDATA[katliam sorumluları]]></category>
		<category><![CDATA[katliamın etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kırıkhan]]></category>
		<category><![CDATA[Koçgiri katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ebussuud]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Ökkeş Kenger]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı fetvası]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[sol kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal direniş]]></category>
		<category><![CDATA[unutulmaması gerekenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/</guid>

					<description><![CDATA[“yadeller, uy amman amman bu nasıl maraş, bu nasıl maraş ağam ağam kızıl kan içinde can veren kardaş kardaş kalk gidelim, yoldaş kalk gidelim, bizim eller kırçıllıdır geçilmez yollar çamur&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“yadeller, uy amman amman<br />
bu nasıl maraş, bu nasıl maraş<br />
ağam ağam<br />
kızıl kan içinde can veren kardaş<br />
kardaş kalk gidelim,<br />
yoldaş kalk gidelim,<br />
bizim eller kırçıllıdır geçilmez<br />
yollar çamur kurusun da gidelim<br />
buradan gidelim oy oy oy”</em></p>
<p>“Kızılbaşların topluca öldürülmeleri elbette dinimize göre helaldir. Bu, en büyük, en kutsal savaştır&#8230; Bu yolda ölmek de şehitliğin en ulusudur” diyen Osmanlı şeyhülislamı Mehmet Ebussuud el-Îmadi’nin 16. yüzyılda Alevileri hedef alan fetvası, MHP suretiyle 1978 de Maraş’ta yeniden can buldu. Suret MHP idi, ruhu ise derinlerde olan devletti. Herkes biliyordu, hemfikirdi. Yıllar gizli çekmecelerde katliamı deşifre etse de, zaman aşımına uğramış kanlarımızın katilleri, aramızda dolaşmaya devam ediyor. Pişkince, işledikleri her cinayet için ödüllendirilmiş kirli ruhları, kirletilmiş düşkün taifesini de içine katarak, dünyanın en çirkin insanı yaratılıyor. Onlar “şereflerini de” kaybedenler oluyor&#8230;</p>
<p>Şerefini kaybedenler, utanmıyor. Utanmadığı için, “Ben MHP’liyim” bile diyebiliyor. Utanmadığı için, Pir Sultan köpeklerinin bile itibar etmediğine inandığımız harama -beş kuruşa- yalanıyor. Elbistan’da, Maraş Katliam’ının gizli ortağı CHP’nin çağrısıyla “aşiret” -Alevi- oylarıyla iki dönem belediye başkanlığını MHP’ye kazandırabiliyor. Utanmayanlar halkası yayılıyor&#8230; Katillerimizden iyi adamlar çıkarma sevdası, kirli yüzümüzü örten bir maske oluyor. Ruhunu katilline satmış bedenler her katliamda daha da artarak aramızda dolaşıyor&#8230;</p>
<p><a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2013/12/maras_seyadil_mezarligi.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a>Koçgiri, Dersim, Elbistan, Kırıkhan, Malatya, Sivas, Çorum, yine Sivas, Gazi&#8230;</p>
<p>Ve onlar bizden aldıkları kanla -oylarla- Ergenekon’a avukatlığa soyundu. Gözlerimizin içine bakarak “Dersim’de analar ağlamasın denilmedi” dedi. Birileri de Maraş Katliam’ının baş sorumlusu gösterilen Ökkeş Kenger’i, Alevilerin derdine derman olsun diye sofralarına çağırdı. Katillerden milletvekili, bakanlar çıkardı.</p>
<p>Bizse, kadın, çocuk, yaşlı, genç yüzlerce Alevi vahşice katledilerek üretilen korku siyasetini örgütlemek için, emeğimizi katillerimize katık ediyoruz. Hoşgörü hikâyeleri anlatıp, acizliğimizi allayıp, pullayıp ancak kendimizi satıyoruz. Ayıp artık&#8230;</p>
<p>Bakalım bir daha Maraş’ın resimlerine! Utanalım ki, unutmayalım kim olduğumuzu.</p>
<p>Kim olduğumuz!&#8230; Üç kelimede saklı olan, Maraş’ta kanla gömülmek istenen&#8230;</p>
<p><strong>Maraş’ta katledilmek istenen Kürtlüğümüzdü&#8230;</strong></p>
<p>Sonuna kadar, bildiğimiz dilimizin döndüğü kadar Kürtçe konuşarak, varlığımızı her alanda hissettirmek, katledilen insanlarımıza sahip çıkmaktır. Katliama mantığına karşı büyük bir direniştir.</p>
<p><strong>Maraş’ta katledilmek istenen Aleviliğimizdi&#8230;</strong></p>
<p>Sonuna kadar ikrarımıza sadık kalarak, pirlerimizin, dedelerimizin kelamlarından, deyişler, semahlar dönerek, onları yücelterek, onlarla yücelerek, Aleviliğimizi çocuklarımıza miras olarak aktarmak suretiyle varlığımızı sürdürmek, katillere verilecek en büyük cevaptır.</p>
<p><strong>Maraş’ta katledilmek istenen sol yanımızdı&#8230;</strong></p>
<p>Soldan hayata bakmak ve onun değerler toplamı içinde kimliklerimizi yaşatmak, çok kültürlü, demokratik ve eşitlikçi birlikte bir hayatın varlığını yaratmak, bizleri yok etmek isteyenlerin suratına inmiş bir tokattır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevilere Yönelik Saldırılar Devam Ediyor</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevilere-yonelik-saldirilar-devam-ediyor-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevilere-yonelik-saldirilar-devam-ediyor-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:10:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi cemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi demokratları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi destekçileri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hak savunuculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ibadetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilciliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumunun korunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi zikirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi zulmü]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi güçleri]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[faşist saldırılar]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm projeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş anma]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal adalet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevilere-yonelik-saldirilar-devam-ediyor-2/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Salma dil gemisin engine aşık Onu fark edecek bir can bulunmaz Her yerde bahşetme sırrı hakikat Ali çoktur Şahı Merdan bulunmaz&#8221; (Aşık Turabi) Geçmişin resmi tekrar çiziliyor katliam ve vahşet&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;Salma dil gemisin engine aşık<br />
</em><em>Onu fark edecek bir can bulunmaz<br />
</em><em>Her yerde bahşetme sırrı hakikat<br />
</em><em>Ali çoktur Şahı Merdan bulunmaz&#8221; </em><strong>(Aşık Turabi)</strong></p>
<p>Geçmişin resmi tekrar çiziliyor katliam ve vahşet hatırlatılıyor. Sivas’ın Çorum’un, Maraş’ın ev işaretlenme ve sonrasında saldırıya maruz kalma biçiminde vukuu bulan olayları Adıyaman’da tekrarlanacak deniliyor. 2012’den bu yana dördüncü kez Adıyaman’da evler işaretleniyor. Üç işaretlemenin failleri ortada yok iken bir işaretlemenin tanıdık failleri yakalanıyor. Maraş’ın 3 hilalli katillerinin Adıyaman’daki iki tanesi suç üstü yapılırken birisine 8 ay diğerine 1 yıl olmak üzere ertelenmiş güya ‘cezalar’ veriliyor. Devletin kollayıp koruduğu, tehdit ve saldırı için hazır hale getirdiği bu güruh şimdi Adıyaman’da Alevilere saldırmaya hazırlanıyor.</p>
<p>Sivas’ta Maraş ve Çorum’da Alevi yerleşim bölgelerinin boşaltılması bu alanların sivil faşistler eline bırakılma uygulaması bugün Adıyaman’da hayata geçiriliyor. Çünkü Adıyaman; Dersim ve Hatay’dan sonra Alevilerin toplu olarak yaşadıkları bir Alevi kentidir. Otantik Aleviliğin değerlerini Maraş gibi Kürt kimliğiyle birleştiren diri bir bölge. Cumhuriyet projesine aykırı görülen bir Alevi bölgesidir. Nüfusun dağıtılarak etki alanının Kürt-Alevi kimliğinin bir temsiliyetinin daha ortadan kaldırılmak istenmektedir.</p>
<p>Adıyaman Alevileri tüm asimilasyon ve yok etme politikalarına rağmen ibadetlerini, zikirlerini, cemlerini kendi anadilleriyle yapmaktadırlar ve Kürt Alevi kültürünün dünden bugüne taşınmasında ciddi bir temsiliyete sahiptirler. Kürt alevi inkarına karşı, yaşayan Aleviliğin bir cevabı olarak korunmaktadır. Bugün hedef alınan aynı Maraş gibi; Maraş katliamının yıldönümünde yakın zamanda yapılan bu işaretlemeler, bu kimliğe ve Alevi inancına karşı saldırganların, nasıl bir pozisyon içerisinde olduğunun da göstergesidir. Adıyaman’da yapılmak istenenlerle Maraş katliamının altında yatan nedenler örtüşmektedir. Aynı amaç ile kapılar işaretlenmekte ve Maraş’ı teslim almanın en etkili yolu olan göçe zorlamanın Adıyaman’a da dayatılması hedeflenmektedir. Kentsel dönüşüm projeleri salt mimari düzenlemelerden ibaret tasarımlar değildir.Kentler yaşayan, nefes alan, değişen ve dönüşen toplusal alanlardır. Şehirlerin ruhları vardır. Sivas’ın, Maraş’ın, Çorum’un ruhu ırkçı-faşist bir resme büründürülmüş ve diğerlerinden arındırılmış, insansızlaştırılmıştır. Bugün Adıyaman olayında görünen fotoğraf da budur. Adıyaman, Kürt-Alevi-Demokrat insanından arındırılarak ruhsuzlaştırılmak istenmektedir.</p>
<p>Bu  saldırı küçümsenecek bir olay değildir. Hükümetin kurguladığı gibi üç-beş kendini bilmez çocuğun işi, hiç değildir. Bu kadar derin ve korkunç sonuçları olan bir durum karşısında takınılan tavır da bu çevrelerin niyetiyle ilgilidir. Kürt açılımı, Kürt’lere yönelik yeni baskı politikaları ve şiddet getirirken, Alevi açılımı adı altında yapılanlar da her alanda Alevileri hedefe koymaya başlamıştır. Alevilere yönelik ağza alınmayacak söylemler başta iktidar olmak üzere bir çok kesim tarafından kullanılmış ve yaygınlaştırılmıştır.</p>
<p>Onun içindir ki Adıyaman’daki mesele lokal bir durum değil, aksine, tüm demokrasi güçlerini ilgilendiren bir toplumsal saldırıyı içerisinde barındırmaktadır. Buna sessiz kalmak ve sıradanlaştırmak sorumsuzluktur. Alevi toplumunun kendisini yalnız hissetmesi ve öyle davranması siyasetin yanlışların da doğmasına vesile olacaktır. Aleviler saldırıya maruz kaldıklarında yanlarında olmayanlar Alevi değillerdir ve söz söyleme hakkına da sahip olamazlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevilere-yonelik-saldirilar-devam-ediyor-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Newroz Mesajı Alevilerin özgürlük mücadelesidir</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 08:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi aydınlanması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimlik arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimlik savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kökenli yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürel mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Kürt işbirliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Önderleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgürlük mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi politik aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi politikası]]></category>
		<category><![CDATA[alevi sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarihi çarpıtma]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi uyanışı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Hallac-ı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist aydınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklar meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt özgürlük hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[madımak katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Nesimi]]></category>
		<category><![CDATA[Şah Hatai]]></category>
		<category><![CDATA[Seyit Rıza]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tekke ve Zaviyeler yasası]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeri ve Bektaşilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/</guid>

					<description><![CDATA[“Kırklar meydanına vardım Gel beru ey can dediler İzzet ile selam verdim Gel işte meydan dediler” (Şah Hatai) Biz Alevilerin en temel sorunlarından bir tanesi, adımıza hep başkalarının konuşuyor olmasıdır.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Kırklar meydanına vardım</em><br />
<em>Gel beru ey can dediler</em><br />
<em>İzzet ile selam verdim</em><br />
<em>Gel işte meydan dediler”</em> <strong>(Şah Hatai)</strong></p>
<p>Biz Alevilerin en temel sorunlarından bir tanesi, adımıza hep başkalarının konuşuyor olmasıdır. Cumhuriyet sonrası giderek derinleştirilen bu durum, uzun yıllar sonra Aleviler arasında da olur bulmuştur. 90’lı yıllardan sonra ilk kez Alevi kelimesini de kullanarak örgütler kuran bizler, bu durumu halen aşmış değiliz. Son günlerdeki tartışmalar göstermiştir ki; halen kendi adımıza konuşmaktan uzağız.</p>
<p>Kendimiz konuşmuyoruz. Kendimizi ifade edemiyoruz. Egemenlerin yazdığı tarih üzerinden olaylara bakıyoruz, egemenlerin bizlere biçmiş olduğu rölü aşamıyoruz. Bu durum Aleviler üzerinden siyaset yapan kesimlerin pervasızlaşmasına, hattini aşarak bizlere akıl verip yönlendirmesine vesile olabiliyor.</p>
<p>Cumhuriyetin yartmış olduğu dehşet ortamı ve Alevi katliamları sonrası sağladığı askeri, baskıcı hakimiyet karşısında Aleviler büyük bir suskunluğa bürünmüşlerdir. Üzerlerine ölü toprağı serpilmiştir. Sunni kökenli Kemalist Türk Aydınları bu durumu kullanmış ve içinden geldikleri toplumsal yapıyla hesaplaşmanın bir aracı olarak Alevileri kullanmıştır. Kullanmanın tüm imkanlarını sistem sağlamış ve desteklemiştir. Bu durum uzun yıllar devam etmiştir. Giderek Aleviler içerisinde de derin sistemle işbirliği içerisinde faaliyet yürüten ekipler çıkarılmıştır. Yıllara varan asimilasyon ve devşirme çalışmaları sonrasında yaratılanlar, Alevi örgütlenmesinin en büyük sıkıntısı olarak bügüne gelmiştir. Bu kesimler üzerinden yürütülen idolojik politik yönlendirme sistemle bütünleştirme çalışmaları devam etmektedir.</p>
<p>C<a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2013/03/newroz2.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a>umhuriyetle birlikte Alevi önderlerleri Alevi inancına emek verenler önemsizleştirilirken, toplumsal güvensizliğin, kendine inançsızlığın ürünü olan Kemalist aydınların arkasına saklanma bir yaşam biçimi olarak dayatılmıştır. Son yıllara kadar medyada Alevi kökenli aydınların, yazarların açıklamalarını görmek mümkün değildi. Alevi kelimesini en çok kullananlar aslında Aleviliğide kabul etmeyen, ama onu kendi menfaatlari için bir sosyal dayanak haline getirmek isteyen kesimler oldu. Bu kesimlerin yazdığı, yanlış niyete bağlı tarih, Alevi tarihi olarak yansıtılmaya kabul ettirilmeye başlandı. Kısaca bugün derin devletin tarih anlayışı içerisinde Alevilere biçilen rol ne idi ise Aleviler bunu benimser bir noktada tutulmaya çalışıldı.</p>
<p>Alevi uyanışının önüne Sünni Kökenli Kemalist Türk aydınları eliyle barajlar kuruldu. Aleviliği yasaklayan ve bugün Alevilerin asimilasyonunda temel röl oynayan Tekke ve Zaviyeler yasasını bile Alevilere savunduracak kadar tarih ve politika algısı çarpıtıldı. Alevilik unuturulmak istendi &#8230;</p>
<p><strong>KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ VE ALEVİLER</strong></p>
<p>Bu kader Kürt siyasetinin ortaya çıkışı ile değişti. Alevilerde, Türkiye’de ötekileştirilen, baskı ve asimilasyona tabi tutulan tüm kesimler gibi, Kürt siyasetinin gelişmesine paralel doğan özgürlükçü ortamda kendilerini ifade etme şansını yakaladılar. Kürt siyesetinin dayatttıgı özgürlükçü ortam her kesimde yankısını buldu. Alevilerde kendisini kendi kimiliğiyle, adıyla ilk kez 90’lı yıllarda ifade etme imkanını yakaladı. Kürtlerin özgürlük hareketi ilk yankısını da Aleviler içinde buldu. Maraş, Antep, Adıyaman Alevilerin uyanış merkezleri olarak tarihdeki yerini aldı. Maraş katliamı bu uyanışa karşı derin devletin cevabı oldu. Katliamın hedefinde Kürdistan Devrimcileri vardı. İşte, Maraş katliamını kendilerine karşı yapılmış kabul eden Kürdistan Devrimcileri’nin derin devlete, katliamcı güçlere verdiği cevap bugünkü Kürt Özgürlük Harekatını yarattı.</p>
<p>Kürt özgürlük harekatı Maraş katliamına karşı direnişin, mücadeleyi yükseltmenin, asimilasyona, inkar ve imhaya başkaldırının adıdır. Katliamlara karşı sorumluluğun ifadesidir. Onun büyük emekçisi Mazlum Doğan direnişe çağrıdır. İnsanlığa davettir. Kutsal bir abide olarak tüm Kürtlerin yüreğinde taht kurmuştur. Milyonların toplandığı Newroz alanları hep ama hep Mazlum Doğan’dır. Bunu görmeden Kürt siyasetinin atığı adımları anlamak mümkün değildir.</p>
<p>Anlamak için tarihi doğru okumak gerekir. 2 Temmuz’u doğru okumak gerekir. Madımak katliamı Alevi uyanışının barajlanması, suyun akışının yön değiştirilmesiydi. Bu baraj, bu yol değişikliği kime yaradıysa bu katliamda onların parmağı vardı. Derin yapıların, derin ilişkilerin ürünü idi Sivas. Kimse dönüp sorgulamadı. Sorgulayanlar da hep sokakdaki gürühla kaldı. Bizlere de korkular salındı, slogan attırıldı; “Mollalar İrana”</p>
<p><strong>NEWROZ&#8217;LA BAŞLAYAN YENİ ÖZGÜRLÜK HAMLESİ</strong></p>
<p>Bu slogan ne kadar Alevilere ait olabilirdi ki; “Mollalar İrana” diye slogan atanlar bugün Suriye’nin, İran’ın “Alevi” olduğunu keşfettiler. Alevilere bu sloganı attıranlar, atmak durumunda bırakanlar şimdi de Alevileri Suriye ve İran’a sahip çıkmaya çağırmaktadırlar. Aynı kesimler Alevileri, Ulusalcı Kemalist, Ergenokoncu siyasetin bir malzemesi haline getirmek için her türlü yalana başvurmaktadırlar. Aleviler adına konuşmakta, onların temsilcileriymiş gibi davranarak kamuoyunu manüpüle etmektedirler. Kendilerinin yazdığı tarih üzerinden Alevileri yönlendirmeye, Newroz’la başlayan yeni özgürlük hamlesinin Aleviler içindeki etkisini azaltmaya, boğmaya çalışmaktadırlar.</p>
<p>Aleviler için kılını kıpırdatmayanlar, CHP’nin ve Onur Öymen’in Dersim katliamını öven açıklamalarını aklamak için Deniz Baykal’ın arkasında, Onur Öymen’in yanında grup toplantılarına girip, boy gösterenler “Alevi” kimliklerini kullanarak Kürt siyasetine saldırmaya başladılar. CHP kapısında vekillik, CHP belediyelerinde iş kapmak için el pençe duranlar ve varlıkları Kürtlere, Alevilere düşmanlık üzerinde kurulu olanlar, savaşın rantıyla beslenenler, devşirmeler Alevilerin sessizliğinden yararlanarak, gene onlar adına konuşma hakkını kendilerinde olduğunu sanmaktadırlar. Unutmaktadırlar ki; Aleviler eski Aleviler değildir. Yıllardır süren diriliş mücadelesiyle birlikte büyüyen, kendisini arayan, tarihine sahip çıkan Aleviler var.</p>
<p>1990 yıllarında Kürt siyasetinin Dinlere yaklaşımını belirleyen ve Sosyalist cephede bir ilk olan Sayın Öcalan’ın “Dine Devrimci Yaklaşım” kitapçığı bugün bu kesimlere verilmiş en iyi yanıt olmaktadır. Kendi toplumuyla barışık olmayan bir anlayışın bu topraklarda yaşama şansı yoktur. Kürt siyaseti toplumsal barışın temsilidir. Varlığı demokrasinin tehminatıdır. Hafızası olmayanlara hatırlatılır ki; Kürt Özgürlük Mücadelesi, Alevilerin özgürlük mücadelesidir. Alevilerin direnişidir. Aleviliğin ruhuna kimliğine ve özüne sadık kalmakdır. Hallac-ı Mansur, Nesimi, Seyit Rıza gibi olmaktır&#8230;</p>
<p><strong>ALEVİ DEĞERLERİ</strong></p>
<p>Yalan tarihin, yalancıları; Yavuz Sultan Selim’in yanında İdris-i Bitlisi’yi, İdris-i Bitlisi’nin yanında Ebu Suud Efendi’yi görüyorlardır. Doğrudur. Peki neden bunların kapısında kılıç kuşanmış Elbistan, Malatya, Adıyaman’dan Halep’e kadar Alevi kellesi kesen Bektaşi Yeniçeri ordusunu görmüyorlardır. Çaldıran’da Şah Hatai’ye karşı savaşanlar, Alevileri katledip ganimet toplayanlar kimdi? Ergenekoncu siyasete Alevileri kurban etmek için bu kadar derine inilecekse, bu kuyudan elleri kanlı Yeniçeri ordusu, Osmanlının kapı kulu Bektaşilik çıkar. Tarih biliyor ki; Hacı Bektaşi Veli ile hiçbir alakası olmayan ama onun adını kullanarak Balım Sultan tarafından örgütlenen Bektaşilik bir Osmanlı kurumu, tarikatıdır.19.yy. kadar da bir Osmanlı kurumu olarak görev yürütmüş, İslam Halifesi’nin ordusu olarak cihan imparatorlugunun yaratılmasında büyük rol oynamışdır.</p>
<p>İçimizde yalan tarih, yalan bilgi ile sürekli Kemalizm ve ulusalcılık propagandasını yapan bu kesimlere karşı artık bizlerin bir ölçü tutturması gerekmektedir. Kemalizm’in, Ortadoğu halklarına düşmanlığı temelinde şekillenen ve ifadesini „İslam düşmanlığı“ „Arap düşmanlığı“ ve „Din düşmanlığı“ biçiminde bulan ve Alevileri de buna alet etmeye çalışma yönündeki faaliyetlerine karşı çıkma zamanı gelmiştir. Bu kesimlere karşı Alevi değerleri, geçmişi daha çok gün yüzüne çıkarılmalıdır.</p>
<p>Bu kesimlerin Alevilikle alakası olmadığı bilinen bir gerçektir. Aleviler tüm ulusları bir gördüğü gibi, kimseyi de, inançlarından dolayı horlamaz ve saygısızlık yapmaz. Bunu yapmak, Türkiye’de sadece Kemalistlerin işidir. Özellikle, Sünni kesim alet edilerek, Alevilerin katledilmesini istismar eden bu inkârcı Kemalistler, düşüncelerini ifade ederken dayanacakları bir kesimi bulamadıklarından, Alevileri kullanmaya çalışmanın yanında, toplumu hücrelerine kadar bölmeye de çalışmaktadır. Toplum ve topluluklar arasında güvensizliği de geliştirerek rejimin sürekliliğini sağlayan bu kesimler, Kemalizm’in „Tüm toplumsal kesimlerin örgütlenmelerinde bir düşman yaratarak örgütlenmek ve topluluklar arasında güveni, birliği kaldırarak, muhalefeti asgariye indirmek“ taktiğine uygun olarak örgütlenmeleri yönlendirmektedirler.</p>
<p>Aleviler arasında Sünniliğe karşı önyargıları körükleyerek, Alevi örgütlenmesini, İslami kesimleri de Alevilere, Yezidilere, Hıristiyanlara vd. inançlara karşı şartlandırmakla Şeriatçı örgütlenmeyi, Türkleri, ulusal anlamda Araplara, Ermenilere, Kürtlere, Yunanlılara karşı kışkırtarak, Türk milliyetçiliğini örgütleyen rejim böylelikle toplumu hücrelerine kadar parçalamıştır. Param-parça ettiği kesimlerin üzerine oturan Kemalist rejim ve Cumhuriyet hiç bir zaman bu kesimlerin bir araya gelmesini istemediği gibi, bunu derinleştirmesi için elinden geleni yapmıştır, yapmaktadır.</p>
<p>Bundan sonra Alevilerin kendileri adına ve güzelliklerini yansıtarak gündeme girmesinin zamanı gelmiştir. Bu anlamda dostluk kavramının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Aleviler adına şimdiye kadar konuşan Kemalistlere bundan sonra müsaade edilmemelidir. Onların kendi adlarına istedikleri kadar konuşma hakkı vardır kuşkusuz. Bizim adımıza değil…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teslim taşı</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/teslim-tasi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/teslim-tasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2024 08:19:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi cenaze erkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ibadetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inkârı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarihindeki yanlışlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarikatları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Asimilasyon politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Balım Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Bektaşilik]]></category>
		<category><![CDATA[Cem evleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaşi Veli]]></category>
		<category><![CDATA[Helallik töreni]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı döneminde Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/teslim-tasi/</guid>

					<description><![CDATA[Dü çeşmim kan ağlamaktan gözlerim yaş incidir Kadir kıymet bilmeyenler yaren yoldaş incidir Dinle sözüm al nasihat konuşma cahil ile Cahilde bir kem söz var ki değse bin baş incidir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dü çeşmim kan ağlamaktan gözlerim yaş incidir<br />
</em><em>Kadir kıymet bilmeyenler yaren yoldaş incidir<br />
</em><em>Dinle sözüm al nasihat konuşma cahil ile<br />
</em><em id="__mceDel"><em>Cahilde bir kem söz var ki değse bin baş incidir  </em></em><strong>(Aşık Tüccari)</strong></p>
<div>
<p><em id="__mceDel"><em id="__mceDel"><em id="__mceDel"><em id="__mceDel">Geçen haftaki Alevilerde cenaze erkânıyla ilgili yazımız üzerine çoğunluğu destekleyici  olarak birçok eleştiri aldık. Özellikle Alevi geleneklerine aykırı uğurlama erkânları konusunda toplumun ne kadar muzdarip olduğunu bu yazı vesilesiyle bir kez daha gördük. Alevilerin kendi gelenekleriyle cenazelerini uğurlamaları için ne gerekiyorsa onu yaparak, hayata geçirilmesi, asimilasyona karşı önemli bir direniş unsuru olacağı kanaati içindeyim. Özellikle uğurlama törenlerinde Alevi edep, erkân ve diliyle bu hizmetlerin görülmesi toplumun geçmişiyle yol alması anlamına gelecektir.</em></em></em></em></p>
<p>Asimilasyonun inkâr ve imhanın Alevi toplumu içerisinde yarattığı kargaşanın temel unsurlarından bir tanesi de 1500’lü yıllarda Osmanlı’da Yavuz Sultan Selim eliyle geliştirilen ve hiçbir şekliyle Hacı Bektaşi Veli’nin kendisi ve öğretisiyle ilgisi olmayan ve günümüzde Bektaşilik olarak şekil bulmuş olan Alevi tarikatının yaratmış olduğu olumsuz durumdur.</p>
<p>Hacı Bektaşi Veli’nin ölümünden yüzlerce yıl sonra, Alevileri merkezi otoriteye bağlamak amacıyla, Yavuz Sultan Selim’in Bektaşi Dergâhı’na ataması Balım Sultan eliyle Bektaşi Dergâhı’na müdahale edildi. Kalender Çelebi’nin Nurhaklarda şehit edilmesinin ardından da Osmanlı’nın Aleviler içerisinde ki bir devlet kurumu biçiminde temsilini buldu. Bektaşilik; Alevi dilinin, inancının, edep ve ahlakının Osmanlı’ya uygun hale getirilmesinin adı olmuştur. Bir asimilasyon kurumu olarak Aleviler içinde iş görmeye başlamıştır.</p>
<p>Bektaşiler, Alevilerin biat etmesi için çokça seferde yer alınmıştır. Özellikle Yeniçeri Ocağının etkin olduğu zamanlarda birçok Alevi katliamı olmuştur.  Yavuz Sultan Selim zamanında yapılan Alevi katliamların da Yeniçeriler rol oynamıştır. Rivayet odur ki; Şah Hatayi’nin deyişlerini nefeslerinin söyleyerek, Şah İsmail’e (Şah Hatayi) karşı savaşmışlardır. Bu gün Hünkâr Hacı Bektaşi Veli’nin yanında bulunan Balım Sultan türbesi ve etrafındaki birçok düzenleme Yavuz Sultan Selim’in komutanları tarafından yaptırılmıştır. Bu anlamda Hacı Bektaşi veli türbesinin etrafında bir Alevi inkârı örülmüştür. Bu anlamıyla Hünkâr kuşatılmıştır. Onun kimliğine karşın uğursuz bir rol yüz yıllardır sürdürülmektedir.</p>
<p>Osmanlı döneminde Balım Sultan süreğiyle yol alanlar, boyunlarına teslim taşı -Bektaşi dervişlerinin taşıdığı bir eşyadır; Bektaşi dergâhına teslimiyet manasına gelen, dervişlerin boyunun çıkarmadıkları taştır- asıp biat edenler, Osmanlı’nın vergidarları, vergi toplayıcıları olmuşlardır. Alevilerin vergileriyle Osmanlıya ortak bir akım olarak Aleviliğe karşı sürekli biat isteyen bir noktada durmuşlardır.</p>
<p>Biz Aleviler olayları ve olguları değerlendirirken tarihimizin iç yanlışlarını da ele alıp, bu günü yapılmak istenilenleri bir kez daha yorumlayabiliriz. İktidar ile iletişim içinde olmak, sistemin bir parçası olmak gibi avantajları kullanarak bu günde Aleviler Balım Sultan süreği tarafından biate çağrılmaktadır. Sistemin imkânlarını arkasına alarak propaganda, eğitim ve Alevileri Balım Sultan tarikatı içerisinde eritme çabası devam etmektedir. Devlet de bunu sağlanması ve her alanda hakim kılınarak, teslim taşını Alevilerin boynuna asmaya çalışmaktadır.</p>
<p>Cemevi, cenaze erkânı, cem bağlama ve bunların günlük kullanım dili, kendini ifade etme araçları Aleviliğin özünde koparılarak Bektaşi bir resme büründürülmektedir. Dağ, taş, ağaç, ziyaretlerle kendilerini ifade etmeye çalışan Aleviler, aslanın suretinde kendini bulanlar, Munzur’u, Düzgün Baba’yı unutanlar, şimdi Balım Sultan taifesinde biatin sembolü olan teslim taşını ve tarikat yüzüklerini canlandırarak, içsel asimilasyonun resmini ortaya koymuş oluyorlar.</p>
<p>Aleviliğin, Alevilerin değerli bir düşünürü olan Hacı Bektaşi Veli’nin adının böyle bir asimilasyon politikasına alet edilmesi durumuna karşı daha duyarlı olmak gerekmektedir. Alevi değerlerin düşünürlerin dejenere edilerek toplumun teslim alınmasına karşı çıkmak hayati görevdir.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/teslim-tasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemalist Türk “aydınlarının” Alevilik istismarı</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/kemalist-turk-aydinlarinin-alevilik-istismari-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/kemalist-turk-aydinlarinin-alevilik-istismari-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jul 2024 12:44:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplulukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik tartışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı ayrışma]]></category>
		<category><![CDATA[barış ve kardeşlik]]></category>
		<category><![CDATA[devlet baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgörü ve saygı]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist aydınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist rejim]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[modern yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlükçü yaklaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi entrikalar]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi manipülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sınıfsal ayrışma]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni-Alevi ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel katliamlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplum mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[toplumlararası güven]]></category>
		<category><![CDATA[Türk milliyetçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal kışkırtmalar]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası gelişmeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/kemalist-turk-aydinlarinin-alevilik-istismari-2/</guid>

					<description><![CDATA[Tüm kesimlerde olduğu gibi, sınıfsal ayrışma ve Ortadoğu’da Alevileri ve Aleviliği kendi lehine çevirmek isteyen güçlerin fazla olması, Aleviler arasında Alevilikle ilgili tercihleri ve anlayışları farklılaştırmaktadır. Alevilik olayı, artık her&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm kesimlerde olduğu gibi, sınıfsal ayrışma ve Ortadoğu’da Alevileri ve Aleviliği kendi lehine çevirmek isteyen güçlerin fazla olması, Aleviler arasında Alevilikle ilgili tercihleri ve anlayışları farklılaştırmaktadır.</p>
<p>Alevilik olayı, artık her kesimden insanların görüş belirtmek durumunda kaldıkları bir gerçeklik haline gelmeye başlamış, iyisi-kötüsüyle Aleviler ilk kez kendilerini böylesine gündemde bulmuşlardır. Kuşkusuz bu ortamın yaratılması, genel anlamda gelişmeyi ifade ettiği gibi, içinde gerilikleri de barındırmaktadır. Gelişme, tartışmanın başlamasında, Alevilerin kendilerini artık çekinmeden ortaya koymasında ifadesini bulurken, gerilik, yetmiş yıldır yasaklarla kuşatılmış Alevilerin kendi gerçeklerinden uzaklaştırılmış olmalarının aleyhte bir durum yaratmasında yatmaktadır. Tüm kesimlerde olduğu gibi, sınıfsal ayrışma ve Ortadoğu’da Alevileri ve Aleviliği kendi lehine çevirmek isteyen güçlerin fazla olması, Aleviler arasında Alevilikle ilgili tercihleri ve anlayışları farklılaştırmaktadır. Bu anlamda da herkes kendi lehine bir „Alevilik“ örgütlemesi geliştirmek, yoksa en azından onu etkileyerek çıkarları için kullanır halde tutmak istemektedir.</p>
<p>Oysaki Ortadoğu coğrafyasında egemen olan siyasette tarih boyunca Alevilik ve Aleviler yok edilmek istenmiş, inkâr edilmiş ve yasaklarla boğuşturulmuş, kendisi için var olmasının tüm imkânları elinden alınmıştır. Suudi’den, İran’a, oradan Mısır’a ve Türkiye’ye kadar yayılan alanda her zaman Alevi katliamları yaşanmış, Alevi kanının şu veya bu şekilde dökülmediği yer kalmamıştır. Bu anlamda son dönemde gelişen politikaların altında köklü siyasal çıkarlar ve politikalar yatmaktadır. Bu çıkar politi-kalarının uygulanması olarak bugün bu çevrelerin yeni Alevi politikası gelişmektedir.</p>
<p>Alevilerin kendileri adına varlıklarını ortaya koyması ise her dönem de olduğu gibi, böyle bir süreçte dahi engellenmeye çalışılmaktadır. Anadolu Aleviliği olarak ele alacağımız kesimin bugün yoğunlukta yaşadığı, Türkiye’nin egemenliği altındaki topraklardaki Aleviler, bu sorunu en yoğun, tahribatları açı-sından en ağır bir biçimde yaşamaktadır.</p>
<p>Sürekli katliamlarla, Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan sonra ise yasalarla susturulan Aleviler ve Alevilik kendisini ifade edemezken, bunu fırsat bilen çıkarcı ve kendilerini, kendi topluluklarının, içinden geldikleri topluma ifade etmekten mahrum olan Türk Aydınları, Alevilerin sözcülüğüne so-yunmuştur. Özellikle **** sonrası gelişen bu durum Alevilerin dışa karşı yansımasını da değiştirmiş, özellikle Kemalist kökenli bu aydınlarının açıklamaları sanki Alevilerin açıklama ve istemleriymiş gibi kamuoyuna sunulmuştur. Bugün ise, Alevilerin kendileri adına konuşmaya çalış-tıkları süreç başlamıştır. Buna paralel, rejimde, geçmişini süzgeçten geçirerek, yeni dönemin organizasyonu olan, Kemalist aydınların öğrencilerini devreye sokmuştur. Alevi hareketinin kendi dinamikleri, özü üzerinde yükselmesini engellemek, dışarıdan yapılacak müdahalelere açık bırakmak için tüm entrikaları devreye sokmuştur. Zaten bu kesimlerin sözcülüğünde gelişen „Alevilik“ ilkesiz, kendisini ifade etmekten mahrumdur. Kendi insanını, değerlerini dışlayan, başkalarına öykünen, onları sırtında taşıyan ve kompleks doludur. Bu komplekste Aleviliği aşağı gören tüm yaklaşımlar vardır. Kendisi olmaktan utanan, diğerine ise müthiş özenen bir nitelik taşımaktadır. Karşısındakileri büyük gören, kendisini ise aşağılayan durum, özellikle Kemalist Türk aydınlarının yarattığı ve „Sizin haklarınızı ancak ben savunurum. Ben sizin en iyi öncünüzüm“ mantığından gelmektedir. Alevi değerlerini, inançlarını aşağılayan bu kesimlere Alevilerin sahip çıkması ise, susturulmuşluğun, katliamların sonucu ve yansıması olsa da, artık kendisine gelen Alevilerin ve Aleviliğin kabul edeceği bir durum değildir. Bu „Aydın“ kesimin genel özellikleri ele alındığında, yaşamları ve iddiaları ele alındığında Alevilikle de dost olmadıkları açıkken, Alevilerin nasıl kendilerini ifade etmek için kullan-dıklarını görmek mümkündür. Türkiye’de barınacak hiç bir yer bulamayan bu kesimler, Alevilerin hoşgörüsü ve özgürlükçü yaklaşımlarını istismar ederek, Alevilerin içine sızmışlardır. Kendi ailesini, akrabasının Alevilere karşı önyargısını kırmaktan mahrum, hatta buna ses çıkaracak cesareti olma-yanlar, yıllarca Alevilere, Alevilerin ne kadar demokrat, ilerici, Kemalist, hoşgörülü olduklarını anlatmıştır. Buna, Aleviler „Ne iyi adam“ diyerek destek vermiş, onu siyasal ve ekonomik olarak desteklemiştir. Bu kesimler kendilerini sadece Alevilere kabul ettirirken, diğer kesimlerden kendilerine yönelen tepkilerin topunu da Alevilerin üzerine atmıştır. Faturayı Alevilere ödetmiştir.</p>
<p>Hiç bir Alevi kalkıp, bu kesimlere „Kardeşim sen, beni, bana anlatıyorsun. Aleviler iyidir, güzeldir, demokrattır, ilericidir vs. Ben Aleviyim. Beni ne diye bana anlatıyorsun. Sen git, birazda anana, babana, akrabalarına Alevilerin güzelliklerini, hoşgörüsünü anlatsana.“ diyememiştir. Aleviler arasında ahkâm kesilen bu kesimler, Aleviler üzerinde devlet kanalıyla geliştirilen asimilasyonunda taşıyıcıları olmuşlardır.</p>
<p>Devletin açık baskılarını üzerinde hisseden Alevilerin direk olarak düzene bağlanması mümkün olmadığından, değişik kanallarla bu gerçekleştirilmiştir. Bu kanaların en gelişmişi ve etkili olanı, Kemalist aydınların yürüttüğü bu yöntem olmuştur. Alevilik adına yola çıkanlarda bu kesimin gölge-sinden ve egemenliğinden kurtulmadan, onların sırtında var olma mücadelesi vermiş, bu anlamda da daha çok bu Sünni kökenli, Türk aydınlarının egemenliğinin gelişmesine sebebiyet vermişlerdir.</p>
<p>Yargılamanın ve sorgulamanın geliştiği bu dönemdeki, ilk dönem örgütlenmelerinin karakteri ile günümüze uzanan yapılar arasında sürekli ileriye yönelen bir çizgi hakim olmaktadır. İstenilen dü-zeyde olmasa da başta tamimiyle devlet ve onun uzantısı biçiminde geliştirilmek istenen hareket, giderek tabana yayılmasına paralel, bundan giderek uzaklaşmış, açık ilişkilerin yerini gizli ve in direk ilişkiler almıştır. Önümüzdeki süreçte bununda aşılarak, Aleviliğin ve onun ilkelerinin esas alındığı örgütlenmelerin gelişeceği bir gerçek olmaktadır. Aleviliğin penceresinden dünyaya bakmak, dünyayı yorumlamak ve ona göre siyaset geliştirmek önümüzdeki dönemin Alevi örgütlenmesinin ilkesi olarak şekillenmek zorundadır.</p>
<p>Bu şansı, iyi değerlendirilmek zorundayız. Hiç bir dönem, Aleviler böylesine bir olanağa ve böylesine kendilerini ifade edecekleri bir ortama sahip olamadılar. Uluslar arası gelişmelerin ve Alevilerin iç dinamiklerinin yaratmış olduğu bugünkü durumdan Aleviler kendilerini var ederek, geleceklerini kimsenin tahakkümü altında bırakmadan çıkmak zorundadırlar.</p>
<p>Bunun için lazım olan, tüm kesimlerin kendi lehine çevirmeye çalıştıkları Aleviliği, Alevilerin kendi lehlerine çevirmeleriyle mümkün olacaktır. Herkesin kendisi için malzeme yaptığı gerçekliğimizi, artık biz Aleviler de kendimiz için, onunla beslenmek, çocuklarımızı da onunla büyütmek durumundayız. Gelişim, üretim tüketim sorunudur. Biz, kendimizin ürettiği, atalarımızın ürettiğini kendimiz tüketerek gelişmek durumundayız. Bizde var olanı yıllarca kendi hanelerine taşıyanlardan artık arınmak durumundayız. Bu anlamda, bu dönemde geliştirilen ve Alevilere sahip çıktıklarını söyle-yenlerin tarihleri ve pratikleri iyi gözden geçirilmek zorunluluk olmaktadır.</p>
<p>Barışın ve kardeşliğin savunucuları olarak, Ortadoğu insanının kendisini bulmasına katkımızı, kendimiz sunmak durumundayız. Kendisini inkâr ederek, Avrupa başta olmak üzere, tüm kesimleri yeniden ele alırken, esas olan bizim medeniyetlere analık eden kültürümüz ve inancımız olmalıdır. Hiç tartışmaya gerek kalmaksızın, modern olarak adlandırılan kesimlerin çok ilerisinde bir yaşamı örgütleyen, emeği kutsayan, insanı ve doğayı esas alan inancımızın güzelliklerini istismar edilmesinin önüne geçmek zorundayız. „Biz Aleviler hoşgörülüyüz“ adı altında kendi ilkelerimizden taviz vermemizi isteyenlere, gerçekliği ısrarla savunarak cevap olmalıyız. Hoşgörünün karşıdakinin düşüncelerine saygı duymak olduğu kadar, karşıdakinden de kendimiz için aynı saygıyı beklemek olmaktadır. Tek taraflı hoşgörünün olmayacağı, bunun karşılıklı olduğu kavranılarak ilişkiler geliştirilmelidir. Yoksa herkesin kendisine yamamak, Aleviliği ilkelerinden arındırmak ve yok etmek için bunu kullanması kabul edilecek bir olay değildir.</p>
<p>Aleviler içinde sürekli Kemalizm’in propagandasını yapan bu kesimlere karşı artık Alevilerin bir ölçü tutturması gerekmektedir. Ölçü dost olduklarını söyleyenlerin, içinden geldikleri toplumun, Ale-vilere karşı önyargılarını yıkmak için yaptıkları çalışmalar olmalıdır. Yoksa Kemalizm’in, Ortadoğu halklarına düşmanlığı temelinde şekillenen ve ifadesini „İslam düşmanlığı“ „Arap düşmanlığı“ ve „Din düşmanlığı“ biçiminde gelişen ve Alevileri de buna alet etmeye çalışma yönündeki faaliyetleri dostluk olarak ele almak Kemalizm’e kurban edilmektir.</p>
<p>Zaten bu kesimlerin yaptığı bu olmaktadır. Bunun Alevilikle alakası olmadığı bilinen bir gerçektir. Aleviler tüm ulusları bir gördüğü gibi, kimseyi de, inançlarından dolayı horlamaz ve saygısızlık yapmaz. Bunu yapmak, Türkiye’de sadece Kemalistlerin işidir. Özellikle, Sünni kesim alet edilerek, Alevilerin katledilmesini istismar eden bu inkârcı Kemalistler, düşüncelerini ifade ederken dayana-cakları bir kesimi bulamadıklarından, Alevileri kullanmaya çalışmanın yanında, toplumu hücrelerine kadar bölmeye de çalışmaktadır. Toplum ve topluluklar arasında güvensizliği de geliştirerek rejimin sürekliliğini sağlayan bu kesimler, Kemalizm’in „Tüm toplumsal kesimlerin örgütlenmelerinde bir düşman yaratarak örgütlenmek ve topluluklar arasında güveni, birliği kaldırarak, muhalefeti asgariye indirmek“ taktiğine uygun olarak örgütlenmeleri yönlendirmektedirler.</p>
<p>Aleviler arasında Sünniliğe karşı önyargıları körükleyerek, Alevi örgütlenmesini, İslami kesimleri de Alevilere, Yezidilere, Hıristiyanlara vd. inançlara karşı şartlandırmakla Şeriatçı örgütlenmeyi, Türkleri, ulusal anlamda Araplara, Ermenilere, Kürtlere, Yunanlılara karşı kışkırtarak, Türk milliyetçiliğini örgütleyen rejim böylelikle toplumu hücrelerine kadar parçalamıştır. Param-parça ettiği kesimlerin üzerine oturan Kemalist rejim ve Cumhuriyet hiç bir zaman bu kesimlerin bir araya gelmesini istemediği gibi, bunu derinleştirmesi için elinden geleni yapmıştır, yapmaktadır.</p>
<p>Bundan sonra Alevilerin kendileri adına ve güzelliklerini yansıtarak gündeme girmesinin zamanı gelmiştir. Bu anlamda dostluk kavramının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Aleviler adına şimdiye kadar konuşan Kemalistlere bundan sonra müsaade edilmemelidir. Onların kendi adlarına istedikleri kadar konuşma hakkı vardır kuşkusuz. Bizim adımıza değil&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/kemalist-turk-aydinlarinin-alevilik-istismari-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
