<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alevi katliamı &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/alevi-katliami/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 09 Mar 2025 16:08:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Alevi katliamı &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye Destekli HTŞ, SMO ve DAİŞ Alevileri Katlediyor</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/turkiye-destekli-hts-smo-ve-dais-alevileri-katlediyor-4/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/turkiye-destekli-hts-smo-ve-dais-alevileri-katlediyor-4/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2025 16:08:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[DAİŞ]]></category>
		<category><![CDATA[htş]]></category>
		<category><![CDATA[Nusayri]]></category>
		<category><![CDATA[SMO]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/turkiye-destekli-hts-smo-ve-dais-alevileri-katlediyor-4/</guid>

					<description><![CDATA[Suriye&#8217;de Türkiye destekli bir Alevi katliamı yaşanmaktadır. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi&#8217;nin (SOHR) 9 Mart 2025 tarihli raporuna göre, Lazkiye ve Tartus bölgelerinde 6 Mart&#8217;tan bu yana devam eden çatışmalarda 745&#8217;i&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Suriye&#8217;de Türkiye destekli bir Alevi katliamı yaşanmaktadır. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi&#8217;nin (SOHR) 9 Mart 2025 tarihli raporuna göre, Lazkiye ve Tartus bölgelerinde 6 Mart&#8217;tan bu yana devam eden çatışmalarda 745&#8217;i Alevi sivil olmak üzere toplam 1.018 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu çatışmalar, HTŞ çetelerinin, Alevilerin yoğunlukla yaşadığı Akdeniz kıyısındaki Lazkiye ve Tartus&#8217;a yönelik geniş çaplı saldırıları ile başlamıştır. Sivillerin çoğunun yakın mesafeden ateş edilerek öldürüldüğü belirtilmektedir. Yerel kaynaklara göre ise bu sayının 2000&#8217;in üzerinde olduğu ifade edilmektedir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin DAİŞ, El Nusra, HTŞ, SMO gibi çete gruplarıyla birlikte hareket ederek bu bölgede bir cihatçı yapılanma oluşturma çabaları, Suriye&#8217;yi büyük bir felaketin eşiğine getirmiştir. Türkiye, DAİŞ petrollerini uluslararası pazara taşıyarak buradan elde edilen gelirleri cihatçı çetelere aktarmış, aynı zamanda bu grupların silahlandırılmasında aktif rol oynamıştır. 2014-2016 yılları arasında dönemin uluslararası basını, DAİŞ&#8217;in Türkiye üzerinden sağladığı lojistik destekle güç kazandığını ortaya koymuştur. The Guardian, New York Times ve Le Monde gibi medya organlarının yayınladığı raporlarda, DAİŞ&#8217;in petrol satışının Türkiye aracılığıyla gerçekleştirildiği ve elde edilen gelirlerin örgüte silah ve savaşçı temin etmek için kullanıldığı belirtilmiştir. 2015&#8217;te Rusya tarafından yayınlanan uydu görüntülerinde, DAİŞ&#8217;in kontrolü altındaki petrol sahalarından Türkiye&#8217;ye yüzlerce tankerin giriş yaptığı belgelenmiştir. Bu petrol gelirlerinin, Alevilere yönelik saldırılar gerçekleştiren gruplara aktığını düşünmek zor değildir. Ayrıca, 2016 yılında ortaya çıkan belgeler, Türkiye&#8217;den Suriye&#8217;ye giden silah yüklü tır konvoylarının cihatçı gruplara teslim edildiğini göstermiştir. Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nin ifşa ettiği MİT TIR&#8217;ları skandalı, devlet eliyle radikal gruplara sağlanan askeri desteği gözler önüne sermiş, ancak buna rağmen uluslararası kamuoyunda yeterli tepki oluşmamıştır.</p>
<p>Bugün Aleviler, sistematik olarak cihatçı saldırganlığın hedefi haline gelmiş ve devlet destekli radikal unsurlar tarafından tehdit edilmektedir. Türkiye&#8217;nin Alevi politikaları, sadece kendi sınırları içinde değil, Suriye&#8217;de de Alevilere yönelik tehditleri besleyen bir unsur olmuştur. Osmanlı&#8217;dan günümüze kadar uzanan tarihsel süreçte Aleviler ötekileştirilmiş, şiddete ve baskıya maruz bırakılmıştır. AKP iktidarıyla birlikte bu baskı daha da artmış, Alevilere yönelik sistematik ayrımcılık politikaları hız kazanmıştır. Alevilere yönelik nefret söylemi, hükümete yakın medya kuruluşları ve cihatçı propagandalar aracılığıyla körüklenmiş, Türkiye’nin desteklediği gruplar Alevi köylerine yönelik saldırılar gerçekleştirmiştir. Afrin’de, İdlib’de ve Halep kırsalında Alevi topluluklarına yönelik sistematik saldırılar düzenlenmiş, köyler yakılmış ve halk zorla göç ettirilmiştir. Özellikle Afrin’deki Alevi nüfusunun büyük ölçüde yok edilmesi, Türkiye&#8217;nin yürüttüğü politikaların sonuçlarını gözler önüne sermektedir.</p>
<p>Bu bağlamda, İsmail Kılıçaslan&#8217;ın Aleviler hakkındaki sözleri, Türkiye’de devletin ve iktidara yakın kesimlerin Alevilere yönelik bakış açısını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Kılıçaslan: <strong><em>&#8220;Nusayri teröristlerin 100’e yakınını telef etti&#8230;</em></strong></p>
<p><strong><em>Anadolu Aleviliği ile neredeyse hiçbir ortak paydası olmayan, Suriye’de emperyalistlerin köpekliğini yapan, yapmaya da devam eden Nusayrileri&#8230;</em></strong></p>
<p><strong><em>Nusayriler, dini inançları bakımından değil, emperyalizme yaptıkları köpekliğin bir sonucu olarak hala Suriye’de sivil insan öldürecek kadar alçak oldukları için gebertiliyorlar.</em></strong><strong><em>&#8220;</em></strong> diyerek Alevi nefretini yazıya dökmekte bir sakınca görmemiştir. Tek bir kelimesinin Sünni Müslümanlar için kullanılması durumunda kıyameti koparacak olanlar, konu Aleviler olunca arkasında durmakta bir sakınca görmemektedirler. Bu tür söylemler, Türkiye’de Alevilere yönelik nefret iklimini pekiştiren ve cihatçı grupların saldırılarına zemin hazırlayan bir faktör olmuştur.</p>
<p>Türkiye’de muhalif geçinen bazı kesimler, Türkiye&#8217;nin cihatçı gruplarla işbirliğini örtbas eden söylemler üretmekte ve iktidarın Suriye politikasını meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Ufuk Uras’ın <strong><em>&#8220;Günün sonunda fotoğrafın tümüne bakıldığında, İran ve Esatçı artıkların bölgeyi provoke etmeye çalıştığı, bunu fırsat bilen bazı unsurların da sivillere intikam eylemlerine yöneldiği görülüyor. Rusya&#8217;nın derhal Esat&#8217;ı Suriye&#8217;ye teslim etmesi gerekiyor, eğer normalleşmeden yanaysa.&#8221; </em></strong>şeklindeki açıklamaları, muhalif kanatların Esat destekçileri diye haberleri aktarması, Alevilere yönelik katliamları perdelemekten başka bir anlam taşımamaktadır. Bunlar, Türkiye, HTŞ-SMO-DAİŞ gibi gruplarla işbirliği yaparak doğrudan mezhepsel temizlik girişimlerine destek vermektedir. Bu noktada, sözde muhaliflerin iktidarın çizdiği çerçevede hareket etmesi, Alevilerin nasıl bir oyun ile karşı karşıya olduğunu gözler önüne sermektedir. <strong>&#8220;Türkiye&#8217;nin Suriye politikası stratejik bir zorunluluktur&#8221;</strong> diyen çevreler, aslında iktidarın savaş suçlarını aklamak için propaganda yapmaktadırlar.</p>
<p>Devletli Hakan Fidan, Alevi katliamı ile ilgili yaptığı açıklamada ortakları HTŞ-SMO-DAİŞ çetlerini koruması altına alarak, <strong><em>“Suriye hükümetinin hiçbir provokasyona gelmeden haftalardır sürdürdüğü politikanın, bir provokasyonla rayından çıkarılmaya çalışıldığını görüyoruz.” </em></strong>diyecek kadar katledilen insanlara düşmanlığını ortaya koymaktadır. Alevilere yönelik saldırılar yalnızca fiziksel değil, ideolojik ve kimliksel düzeyde de yürütülmektedir. Türkmen Alevileri ile Kürt Alevileri, Arap Alevileri, Şii ve Nusayriler arasında yapay ayrımlar yaratılarak, Alevilerin birlik içinde hareket etmesi engellenmektedir. <strong><em>&#8220;Onlar bizden değil&#8221;,&#8221;Onlar sizden değil&#8221;</em></strong>  gibi söylemler, Aleviler arasındaki dayanışmayı zayıflatmak için kullanılmaktadır. Oysa bu saldırılar, kimlik farkı gözetmeksizin tüm Alevi topluluklarını hedef almaktadır.</p>
<p>Suriye&#8217;deki mezhepsel ve etnik gerilimlerin yalnızca Alevileri değil, Hristiyanlar, Dürziler ve diğer azınlık gruplarını da etkilediği göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle Hristiyan toplulukları da DAİŞ ve diğer radikal grupların saldırılarından ağır şekilde etkilenmiştir. Bu çerçevede, Alevilere yönelik saldırılar, daha geniş bir mezhepsel temizlik stratejisinin parçası olarak ele alınmalıdır. Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesinin arkasında sadece mezhepsel faktörlerin değil, Suriye’nin kuzeyinde Kürt yapılanmasını engellemek ve bölgesel nüfuzunu artırmak amacıyla da bu gruplarla işbirliği yapmakta, Rojava düşmanlığı üzerinden Suriye’de örgütlenmektedir.</p>
<p>Bugün Suriye’deki cihatçı yapılanmalar doğrudan Alevilere yönelik tehdit oluşturmaktadır. Aleviler, bu gruplar tarafından <strong><em>&#8220;katledilmesi vacip&#8221;</em></strong> topluluklar olarak görülmektedir. Türkiye’nin bu gruplara desteği, Alevilere yönelik saldırıları artırmakta ve Suriye&#8217;de mezhepsel temizlik girişimlerine yol açmaktadır. Aynı şekilde Türkiye’de de Alevilere yönelik baskılar artarak devam etmektedir. Alevi köyleri, inanç merkezleri ve toplulukları, hem Türkiye’de hem de Suriye’de sistematik saldırılara maruz kalmaktadır. Türkiye’deki mevcut iktidarın Alevilere yönelik asimilasyon ve baskı politikaları, geçmişte yaşanan Maraş, Çorum, Sivas, Gazi ve Gezi olaylarında açıkça görülmüştür. Bugün de benzer bir süreç, Suriye’de cihatçı yapılar eliyle yürütülmektedir. Alevi çoğrafyası boşaltılmaya çalışılmaktadır.</p>
<p>Bunun için <strong>Türkiye-HTŞ-SMO-DAİŞ ortaklığının Alevi katliamlarına karşı uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek gerekmektedir.</strong> Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi&#8217;ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;ne ve Uluslararası Ceza Mahkemesi&#8217;ne Alevilere yönelik saldırılar hakkında raporlar sunulmalı, Türkiye’nin desteklediği grupların savaş suçu işlediği belgelenerek bu kurumlara başvurulmalıdır. Avrupa ve ABD’deki Alevi diasporası, insan hakları örgütleriyle ortak çalışmalar yaparak bu konuyu gündeme taşımalıdır. Özellikle Avrupa Parlamentosu ve ABD Kongresi gibi uluslararası platformlarda Türkiye’nin Suriye’deki politikalarına karşı yaptırım çağrıları yapılmalıdır. Alevi mahalleleri ve köylerinin savunmasını sağlamak için uluslararası gözlemcilerin Suriye’deki Alevi yerleşimlerine erişimi sağlanmalı, bu bölgelerde güvenliğin arttırılması için uluslararası insani yardım örgütleri devreye sokulmalıdır.</p>
<p>Başta İngiltere olmak üzere ABD ve Almanya’ya katliamdaki sorumlulukları hatırlatılmalı ve baskı altına alınmalıdır. Katilleri meşrulaştıran tuzaklara düşülmeden bu ortaklığa karşı uluslararası güçlerin soruna müdahale etmesi için girişimler artırılmalıdır. Alevi kurumlarının önünde acil olarak bu durumu çözme sorumluluğu durmaktadır. Türkiye-HTŞ-SMO-DAİŞ ortaklığından sorunun çözümüne dair bir beklenti içinde olmak saflık olur.</p>
<p>Aleviler, tarih boyunca sürekli olarak katliamlara maruz kalmış, ancak yeterli örgütlü bir direniş sergileyememiştir. Suriye&#8217;deki trajik olaylar, Alevilerin kendi çıkarları doğrultusunda bağımsız bir örgütlenme oluşturmasının zorunluluğunu bir kez daha göstermiştir. Türkiye, Suriye ve diğer bölgelerdeki Alevi toplulukları arasında daha güçlü bir dayanışma ağı oluşturulmalıdır. Alevi mahalleleri ve köyleri, olası saldırılara karşı kendilerini koruyacak yapılar oluşturmalıdır. Son olarak, Aleviler kendi kaderlerini ellerine alarak, sessiz kalmaktan vazgeçmelidir. <strong>Sessizlik, gelecekteki daha büyük felaketlerin habercisidir.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/turkiye-destekli-hts-smo-ve-dais-alevileri-katlediyor-4/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suriye’de Alevi Katliamı: Türkiye’nin Suç Ortaklığı</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/suriyede-alevi-katliami-turkiyenin-suc-ortakligi-4/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/suriyede-alevi-katliami-turkiyenin-suc-ortakligi-4/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Dec 2024 17:01:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi düşmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[alevi örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[cihatçı gruplar]]></category>
		<category><![CDATA[cihatçılar]]></category>
		<category><![CDATA[Esad]]></category>
		<category><![CDATA[Heyet Tahrir el-Şam]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Rojava]]></category>
		<category><![CDATA[Rojava yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[seküler yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye iç savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye Milli Ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye'deki Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye'deki gruplar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'nin Suç Ortaklığı]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/suriyede-alevi-katliami-turkiyenin-suc-ortakligi-4/</guid>

					<description><![CDATA[Suriye, dünya gündemini meşgul eden bir yer haline gelmişken, bizler için de oldukça yakın bir noktada yer almakta. Bu topraklarda yaşayan insanlar, bizim akrabalarımız, dostlarımız ve aynı coğrafyada varlıklarını sürdüren&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Suriye, dünya gündemini meşgul eden bir yer haline gelmişken, bizler için de oldukça yakın bir noktada yer almakta. Bu topraklarda yaşayan insanlar, bizim akrabalarımız, dostlarımız ve aynı coğrafyada varlıklarını sürdüren topluluklar. Suriye’deki gelişmeler, sadece bölgedeki halkı değil, Türkiye&#8217;deki Alevi toplumu gibi başka toplulukları da yakından etkiliyor. Savaş topraklarımızda karşılığını buluyor. Yıkım getiriyor. Aclık ve sefaleti derinleştiriyor. Erdoğan iktidarı ise içerde ekmiş olduğu kin ve nefreti cihadistler eliyle Suriye topraklarında da yaymaya çalışıyor. Türkiye, mafya ve çetelerin buluşma noktası haline gelmiş bir ülke olarak savaştan da besleniyor. Suriye’ye bodoslamasına çakal gibi dalmış bulunuyor.</p>
<p>Suriye’de ciddi bir Alevi nüfusu var, özellikle sahil bölgelerinde. Latakia, Tartus, Baniyas, Jableh, Homs’da büyük bir tehdit altındalar. Her ne kadar IŞİD’in yoğun saldırı dönemine tekabül eden bir durum olmasa da, mevcut sistemin oturmasıyla birlikte gelecekte olası tehditler korkunç bir tablo ortaya koyuyor. Türkiye’nin Suriye iç savaşına müdahale etmesinin ardından, cihatçı gruplara verdiği destek, Alevilere yönelik tehditleri daha da artırmış durumda. Hükümetin desteklediği grupların, Suriye’deki Alevi nüfusunu hedef alması, toplumda büyük bir korku yaratmış durumda.</p>
<p>Erdoğan medyası HTŞ güzellemeleri yapa dursun, sosyal medya platformlarından Suriye’de büyük bir Alevi kıyımının yaşandığından bahsediliyor. Vahşi görüntüler paylaşılıyor. Demokrasi kahramanları diye pazarlananlar sokaklarda “Hepinizi tek tek not ediyoruz” diye dolanıyorlar. Sorgusuz sulasiz infazlar yapıyorlar. Bu görüntüler, gelecekte yaşanacakların işareti. “Görünen köy kılavuz istemez” misali.</p>
<p>Radikal gruplar, Alevilere yönelik saldırılarını artırıyor. Bu grupların şu an yaptığı, bir anlamda IŞİD’in geçmişteki eylemlerini başka bir zamana erteleyerek tekrar gündeme getirmek gibi görünüyor. Batıyı ürkütmemek için yapılan &#8220;ılımlı açıklamalar&#8221; ise, ne yazık ki Alevi nüfusu kapsamıyor. Alevi köylerinden insanlar korkularından sahildeki kentlere akın ediyorlar.</p>
<p>Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm aktörler sessiz. Türkiye’deki Alevi örgütleri de bu konuda sorumluluklarını yeterince yerine getirmiyor. Bugün Suriye’de bir Alevi katliamı yaşanıyor ve buna karşı mücadele etmek için sadece bildirilerle yetiniyorlar. Bildirileri yayınlamakla Alevilerin yaşam hakkını güvence altına almak mümkün mü!</p>
<p>Suriye’deki Alevilere sahip çıkmayanların, Türkiye’de de bir mücadele verdiklerini söylemek mümkün değil. Katliamı görmezden gelmek, bir anlamda ortak olma anlamına gelmiyor mu! Bu katliamlar Suriye’deki Aleviler ile sınırlı kalmayacak, Türkiye’nin içine de sıçrayacak. Türkiye içindeki Alevileride hedef alacak.</p>
<p>X Platformundan yapılan paylaşımlara göre, Lazkiye kırsalında Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) tarafından Alevi sivillere yönelik katliamlar başladı. Yerel kaynaklar, bu saldırılarda çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini bildiriyor. Uluslararası toplum acil müdahale çağrısı yapıyor. Lazkiye şehir merkezinde şu an toplu bir saldırı olmasa da kırsal alanlarda Alevi köyleri hedef alınıyor. İsrail’e, Güney Suriye’ye, Rojava’ya veya Türkiye&#8217;nin diğer gündemlerine odaklanılmışken, kırsal kesimlerdeki bu saldırılar gözden kaçıyor. Uluslararası toplumun ve Birleşmiş Milletler’in bu konuda sessiz kalması, sadece Suriye’deki Aleviler için değil, tüm dünya için büyük bir sorumsuzluktur.</p>
<p>Şu an Suriye’deki Alevilerin geleceği ve onları kimin temsil edip koruyacağı belirsiz. Esad iktidarıyla ilişkilendirilmeye çalışılıyor, Esad’ın işlemiş olduğu suçların sorumluları haline getirilmek isteniyor. Esad yönetiminin kim olduğu ve nasıl bir rejim olduğu herkes tarafından biliniyor. Alevilik ile yakından uzaktan ilişkisi yok. Türkiye’deki Aleviler açısından da durum benzer. Türkiye’de de Kemalist algısı üzerinden Alevilerle bir eşleştirme yapılıyor. Kemalistlerin yaptıkları Aleviler yapıyor diye Siyasal İslamcılar tarafından kitlesine pazarlanıyor. Oysaki Alevilere yönelik dışlayıcı politikalar, Kemalist yönetim döneminde en ağır bir şekilde yaşatıldı. Kemalistlerin iktidarında da bugünde bu ülkede tek bir Alevi kaymakam, vali görev yapmadı. Görev verilmedi. Bugün ise bu dıştalayıcı durum derinleşerek devam ediyor. Kimse Kemalistleri, Baascıların suçlarını Aleviliğe yüklüyemez. Bunun üzerinden Alevi düşmanlığı üretemez. Bu alçakca bir yaklaşımdır. Kötü niyetlidir.</p>
<p>Suriye’de cihatçı gruplar, Türkiye’deki Siyasal İslamcılar Alevi “iktidarından” ve Alevi baskısından bahsediyor. Ve üretiliyor. Alevilere yönelik saldırılarda sorgusuz sualsiz şiddet uygulanıyor. Görüntüler sosyal medyada açıkça yer alıyor. İnsanlara sadece “Alevi misin, değil misin?” diye soruluyor. Eğer Aleviyseniz, herhangi bir suç işleyip işlemediğiniz ya da herhangi bir olayla ilgili olup olmadığınız sorgulanmıyor. Hangi tarafta olduğunuz, Esad’a mı muhalif yoksa destekçi mi olduğunuz, sol bir gruba mı mensup olduğunuz da sorulmuyor. Sadece “Alevi misiniz?” diye soruluyor ve buna göre muamele yapılıyor.</p>
<p>Bu durum, Türkiye’de yaşayan Aleviler için de bir tehdit teşkil ediyor. Eğer Suriye’de Alevilere yapılanları durduramazsanız, Türkiye’deki Alevi katliamlarının önüne geçemezsiniz. Çünkü bunlar birbiriyle bağlantılı. Suriye’de şekillenmeye başlayan iktidar modeli, Afganistan’daki model Erdoğan&#8217;ın hayalindeki devlet örgütlenmesi. Afganistan için söylemişti “Aynı değerlere bağlıyız” diye.</p>
<p>Nasıl ki Türkiye, Kürtlere yönelik düşmanlık ve nefret politikalarını sınırları içinde örgütlüyorsa, aynı politikayı Suriye, Irak ve İran’daki Kürtler üzerinde de uyguluyor. Bu durum, Alevilere yönelik saldırılar için de geçerli. Suriye’deki Alevilere yapılan saldırılar, Türkiye’deki Aleviler için de benzer bir tehlike anlamına geliyor. Alevilik, sadece Türkiye sınırlarıyla ya da Anadolu Aleviliği kavramıyla sınırlı değil. Bu coğrafya Hindistan’dan Balkanlar’a kadar uzanıyor. Ve bu coğrafyanın dört bir yanında Selefi ve cihatçı gruplar, Alevileri katlediyor. Irak’ta, Afganistan’da, Suriye’de ve Türkiye’de bu katliamlar sürüyor.</p>
<p>Maraş Katliamı’nın gene yıldönümü. Orada bugünlerde Kürt Aleviler katledildi. Bugün Suriye topraklarında daha büyük çapta bir Alevi avcılığı yapılıyor. Böyle bir ortamda Alevilerin, Alevi örgütleribin sadece bir bildiri yayınlaması yeterli değil. Bu çok yetersiz ve abes bir yaklaşım. Ayıp bir duruş.</p>
<p>Böylesine bir saldırıya karşı, Kürtlerin Rojava’daki örgütlenmesini ve kendi kendilerini savunma azmini düşünün. Buna rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Suriye’de de Kürtlere karşı katliamları destekleyen bir politika izliyor. Suriye’deki Alevilerin ise şu an korunma sağlayabilecek bir yapıları bile yok. Belki de tek sığınacakları yer, seküler bir yaşamı esas alan Rojava yönetimi. Çünkü burada Ermeniler, Süryaniler, Kürtler gibi tüm toplulukların haklarına saygı gösteriliyor.</p>
<p>Ancak bölgede HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) gibi gruplar hâkim. HTŞ, El Kaide’den, ardından El Nusra’ya dönüşen ve oradan bugünkü hâlini alan bir yapılanma. Görünürde yumuşak mesajlar veriyor olabilir, ama geçmişi ve kodları belli. Afganistan’da Taliban’ın yaptıklarını görüyorsunuz. Aynı zihniyet, Alevilerin bu topraklarda yaşamasına izin vermeyecek. Bunun için her türlü katliamı yapmaya hazırlar. Mezarları ateşe veren bir anlayıştan bahsediyoruz. İnsanların ölüsüne bile saygı duymayan bir zihniyet var. Bu zihniyete karşı Suriye’deki Alevileri kim koruyacak!</p>
<p>Türkiye’nin, Suriye’deki gruplara yönelik desteği, Aleviler için tehdit oluşturan bir başka faktör. Türkiye’nin vergilerimizle finanse ettiği “Suriye Milli Ordusu” gibi çetelerin faaliyetleri, bölgede yaşayan Ermeniler, Dürziler, Aleviler, Kürtler ve Süryaniler gibi topluluklar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Rojava gibi seküler, demokratik bir bölge, Suriye’deki Aleviler, Dürziler gibi gruplar sürekli bir saldırı altında. Bizden toplanan vergilerle bu saldırılar yapılıyor ve kardeşlerimize, inançlarımıza hakaret ediliyor.</p>
<p>Bugün yaşananlar, sadece Suriye’deki Alevi toplumu için değil, tüm insanlık için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Alevilere yönelik düşmanlık, sadece bir inanç meselesi değil, insan hakları ihlali anlamına gelmektedir. Türkiye’deki Aleviler, kendi haklarını savunmanın ötesinde, Suriye’deki ve dünyadaki diğer Alevi topluluklarıyla birlikte hareket etmelidir.</p>
<p>Alevi örgütlerinin, Suriye’deki Alevi topluluğuna yönelik saldırılara karşı daha etkin bir şekilde sesini yükseltmesi gerekiyor. Sadece bildirilerle bu sorun çözülemez. Hatay’a, Samandağı’na gitmek lazım. Hızır Türbesinin etrafında toplanıp Suriye’deki Alevilerin yaşadıklarına dikkat çekerek, bölgedeki Alevilerin yanında olduğumuzu bizzat göstermek gerekiyor. Bu katliamların durdurulması için uluslararası alanda etkin bir mücadele başlatmak zorundayız. Eğer bu konuda harekete geçmezsek, aynı tehdit Türkiye’deki Alevilere de sıçrayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/suriyede-alevi-katliami-turkiyenin-suc-ortakligi-4/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>4 Mayıs 1937 Alevisiz Türkiye</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/4-mayis-1937-alevisiz-turkiye-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/4-mayis-1937-alevisiz-turkiye-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 10:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[4 Mayıs yıldönümü]]></category>
		<category><![CDATA[AKP siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kazanımları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi korkuları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgürlük hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik yok edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevisiz Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[anti-demokratik düzenlemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[cemevleri yasaklanması]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik anayasa süreci]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim şehitleri]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[Êzidî]]></category>
		<category><![CDATA[faşist yapılar]]></category>
		<category><![CDATA[insan dini]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt destek]]></category>
		<category><![CDATA[Mareşal]]></category>
		<category><![CDATA[ortak akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Reşat Hallı]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal değişim]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal İslamcı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Süryani]]></category>
		<category><![CDATA[Tekke ve Zaviyeler yasası]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal barış]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal birliktelik]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal kamplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Tunceli hadiseleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslamcı sistem]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ulusalcı]]></category>
		<category><![CDATA[ulusalcı faşist]]></category>
		<category><![CDATA[ulusalcı faşist güçler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu din dersi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/4-mayis-1937-alevisiz-turkiye-2/</guid>

					<description><![CDATA[“Yalancılık, bozuk para gibidir. Uzun süre geçindirmez” (Rus Atasözü) “Alevisiz bir Türkiye yaratılmak isteniyormuş. Aleviler devre dışı bırakılarak yeni bir anayasa hazırlanıyormuş. Alevilerin talepleri görülmeyecek ve Alevilik yok edilecekmiş. Her&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Yalancılık, bozuk para gibidir. Uzun süre geçindirmez”</em> <strong>(Rus Atasözü)</strong></p>
<p>“Alevisiz bir Türkiye yaratılmak isteniyormuş. Aleviler devre dışı bırakılarak yeni bir anayasa hazırlanıyormuş. Alevilerin talepleri görülmeyecek ve Alevilik yok edilecekmiş. Her gün Alevileri hedef alan anti-demokratik düzenlemeler oluyormuş ve Kürtler de buna destek verecekmiş&#8230;” miş!</p>
<p>Bunları dinleyince insan Alevilerin kazanımlarının tek tek elinden alınacağını, Aleviliğin anayasal güvencelerine son verileceğini, cemevlerinin yasaklanacağını, zorunlu din dersi uygulaması getirilerek, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kurumların kurulacağını düşünüyor. Korkuyor&#8230;</p>
<p>Ayıp, Aleviliği kabul eden, sahiplenen bir Türkiye vardı da bu halk mı bunu bilmiyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin seksen yıllık tarihinde yapılan anayasalarda Alevilerin hakları güvence altına alınmış, Alevilik özgürce bugünlere gelmiş de bizim mi haberimiz yok.</p>
<p>Utanmadan cumhuriyetin Alevileri yok sayan, 1925’den bu yana Tekke ve Zaviyeler yasasıyla yok edilmek istenen Alevilik değilmiş gibi davranan bu zihniyet, Kürt düşmanlığı üzerinden, ulusalcı faşist güçlerce örgütlendirilmek istenmektedir. Ulusalcı cephe tarafından Aleviler içinden bu ve benzeri söylemlerle kara propagandayı örgütlendirmek üzere bazıları şahsi menfaatleri üzerinden pazara girmiş bulunmakta.</p>
<p>Pazarlığın temsil bulduğu ad; “Alevisiz Türkiye yaratılmak isteniyor” söyleminde gizlidir.</p>
<p>Bu söylemin sahipleri Alevilerin içine yeni korkular salarak ulusalcı, faşist yapılanmaya Alevileri kurban etmek istemektedir. Cumhuriyetin 80 yıllık geçmişi Alevi katliam ve imhasıyla dolu iken, onu temizleyen, aklamaya çalışan bir mantık yaratmaya çalışmaktadır. Bu zihniyet geçmişte de, devletin teşvikiyle Alevileri teslim almak için korkular üretiyordu. Şimdi de misyonlarının gereği üretmeye devam etmektedirler. Alevi özgürlük hareketini korkularla teslim almaya çalışmaktadırlar.</p>
<p>Bunlar, AKP’ye sonuçları itibariyle hizmet etmektedirler. AKP iktidarı bunların ürünüdür. Ve cumhuriyet projesinin şekil almış halidir. Cumhuriyetin temel kuruluş ilkesi Türk-İslamcıdır. Türk olmak, İslam olmak ayrıcalıklı olmaktır. Bu zihniyet Türkçüdür, bu zihniyet diyanetçidir. Diyanet dinini Türkçülüğün dini olarak algılayan Alevi’ye düşman, Müslüman’a düşman, Êzidî’ye, Süryani’ye, Ermeni’ye düşman bir mantık içerisinde varlar. Bugünkü misyonları ise Alevileri toplumsal kamplaşmaya götürmek, Ergenekon vb. yapılar etrafında toplamaktır. Alevilerin demokratik bir anayasa sürecinde, demokratik değişim sürecinde bir aktör, bir taraf, kendinden yana bir taraf olmasını engellemek için çalışmaktadırlar.</p>
<p>Alevileri ulusalcı faşist bir zihniyetin egemenliği altında tutmaya çalışan Ergenekoncu ekip, bu konuda en büyük desteğini AKP, Fethullah Gülen cephesinden almaktadır. Ergenekonculara lazım olan söylemlerin doğması ve altının doldurulması için gerekli olan tüm argümanlar bu çevreler tarafından bilinçli olarak üretilmektedir. AKP kurmayları Alevileri tahrik edecek, korku siyasetini besleyecek, güvensizliği artıracak her tür söylemi gündeme getirmektedirler. Alevileri sürece katma gibi bir yaklaşım içerisinde olmadıkları gibi, Ergenekoncu, ulusalcı faşist kesimin Aleviler üzerinden siyaset yapabilmesinin, kara propaganda üretebilmesinin olanak ve fırsatlarını üretmektedirler. Kısacası istekli bir şekilde Alevileri ulusalcı faşist güçlerin egemenlik alanlarına doğru iteklemektedirler.</p>
<p>Görünen o ki; konu Aleviler olunca, Alevilerin taleplerinin yok sayılması ve kamuoyuyla paylaşılmaması için ittifak yapabilmektedirler. Türk-İslamcı sistemin ortak düşmanları arasında Aleviler de bulunmaktadır. Türklüğe ve Diyanetin İslamına Aleviler kurban edilmek istenmektedir. Yine Aleviler, Türkçülük ve Siyasal İslam arasında sıkıştırılmaktadır. Tercih yapmaya zorlanmaktadır. Her iki tercihin Alevilerin tercihi olmadığı açıktır. Aleviliğin yok edilmesi manasına geldiği içindir ki iki anlayış söz konusu Alevi olunca farklı cephelerden Aleviliğin yok edilmesini esas almaktadır.</p>
<p>Aleviliğin varlık gerekçesi ne ise, bundan sonra üstleneceği sorumluluk da inancın ve itikadın gösterdiği yol olacaktır. Hiçbir gerekçe, hiçbir neden, ölüm ve imha, asimilasyon gerekçe gösterilerek Aleviler teslim olamaz. Katiline boynunu uzatamaz.</p>
<p>Yarın 4 Mayıs. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Alevi katliamını en üst boyuta çıkarttığı günün yıldönümü&#8230;</p>
<p><strong><em>“Son günlerde Tunceli’de vukua gelen hadiselere dair raporlar 4.5.1937 tarihinde Atatürk’ün ve Mareşal’ın huzurları ile tetkik ve mütalaa edilerek aşağıdaki sonuca varılmıştır:</em></strong></p>
<p><strong><em>1- Toplanan kuvvetlerle Nazımiye, Keçizeken (Aşağı Bor), Sin, Karaoğlan hattına kadar, şedit ve müessir bir taarruz hareketi ile varılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em>2- Bu defa isyan etmiş mıntıkadaki halk toplanıp başka yere nakil olunacaktır. Ve bu toplama ameliyesi de köylere baskın edilerek hem silah toplanacak, hem bu suretle elde edilenler nakledilecektir. Şimdilik (2000) kişinin nakli tertibatı hükümetçe ele alınmıştır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Mülahaza:</em></strong></p>
<p><strong><em>Sadece taarruz hareketiyle ilerlemekle iktifa ettikçe isyan ocakları daimi olarak yerinde bırakılmış olur. Bunun içindir ki, silah kullanmış olanları ve kullananları yerinde ve sonuna kadar zarar vermeyecek hale getirmek, köyleri kamilen tahrip etmek ve aileleri uzaklaştırmak lüzumlu görülmüştür.</em></strong></p>
<p><strong><em>Not: Paraya acımaksızın içlerinden çok adam kazanıp kullanmaya çalışmak lazımdır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Aslı gibidir.”</em></strong></p>
<p><strong><em>(Kaynak: Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar. Reşat Hallı, Genel Kurmay Yayını)</em></strong></p>
<p>Bu kanunun altında imzası olanlar, Alevilerin olduğu bir Türkiye mi yaratmak istediler? Utanmazlık ve aymazlık ancak bu kadar olur. Kürt Alevilerini imha eden, hiçbir yaşama hakkı tanımayan bir zihniyeti aklama cüretini nasıl gösterebilirler. Katillerimizin resimlerini bayrak yapanlar, nasıl Alevilere, bizlere akıl verme cüretini kendinde bulabilirler. Bu kadar pişkinlik, bu kadar çarpıtma, bu kadar yalan niçin? Hem de böylesine bir yıldönümünde başlatılan kampanyalar toplumumuz tarafından iyi bilinmelidir. Alevileri cumhuriyetin kuruluşunda sürece dahil etmeyip malzeme edenler, bugün de demokrasi mücadelesinde Alevileri koparmak, demokrasi güçlerinin birlikteliğini dağıtmak için böylesine bir çalışma içerisine girmişlerdir. Kimilerinin milletvekilliği bahanesiyle, kimilerinin belediyelerde iş vaadiyle, kimilerinin köşelik yazı vaadiyle bu kampanyada yer almaları acaba “Paraya acımaksızın içlerinden çok adam kazanıp kullanmaya çalışmak lazımdır” desturu gereği midir bilinmez ama o dönem bu oyunu oynayanların sonu bilinmektedir.</p>
<p>4 Mayıs’ın yıldönümünde ulusalcı, siyasal İslamcı, faşist yapılara inat var olmaya, Alevi kimliğini savunmaya ve toplumsal barışın olmazsa olmazı haline getirmeye devam edeceğiz.</p>
<p>Bilinmelidir ki; her gün daha da çoğalarak Dersim kendisini var etmiştir. On binlerin katledildiği, yüz binlerin sürgüne gönderildiği bu toprakların çocukları, yıllar sonra da olsa varlıklarını ortaya koyup atalarının hesabını sormaya başlamışlardır.</p>
<p>Bilinmelidir ki; Alevilik bir devlet dini değildir. Bir insan dinidir. Bir insan gibi üretip ortak aklını çocuklarına devreden bir sistemdir. Bu sistem içerisinde korku, ihanet gelir ve geçer. Baki olan bu yoldur.</p>
<p>Dersim şehitlerine sözümüzdür&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/4-mayis-1937-alevisiz-turkiye-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
