<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alevi İnançları &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/alevi-inanclari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Aug 2024 12:50:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Alevi İnançları &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Aç kal, alçalma’ &#124; Alevi Gazetesi</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma-alevi-gazetesi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma-alevi-gazetesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 12:45:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi İnançları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin ve Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin'in şehadeti]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin’in direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin’in mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin’in konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve adalet]]></category>
		<category><![CDATA[İslam’da direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela savaşının detayları]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela’daki haksızlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlumun gücü]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[Şah Murtaza Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Şahı Şehidan Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel Alevi figürleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yas-ı Muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[Yezid ve İbn-i Ziyad]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynelabidin]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep bin Ali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma-alevi-gazetesi/</guid>

					<description><![CDATA[“Pir Sultan Abdal tut damenin anın Düşmanına düşman ol hanedanın Nur-ı çeşmidürür Şah Murtaza’nın Erenler hünkârı İmam Hüseyin” Yas-ı Muharrem’deyiz. İyinin kötüye ka4rşı tarihi bir duruşun nasıl olması gerektiğinin resmedildiği Kerbela darındayız. Sayıları on binler olan vahşet ordularına karşı, 73 aile efradıyla başkaldıran “haksızlık karşısında eğilmeyiniz, eğilirseniz hakkınızla birlikte, şerefinizi de kaybedersiniz” diyen Şahı Murtaza [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>“Pir Sultan Abdal tut damenin anın<br />
</em></strong><strong><em>Düşmanına düşman ol hanedanın<br />
</em></strong><strong><em>Nur-ı çeşmidürür Şah Murtaza’nın<br />
</em></strong><strong><em>Erenler hünkârı İmam Hüseyin”</em></strong></p>
<div>
<p>Yas-ı Muharrem’deyiz. İyinin kötüye ka4rşı tarihi bir duruşun nasıl olması gerektiğinin resmedildiği Kerbela darındayız. Sayıları on binler olan vahşet ordularına karşı, 73 aile efradıyla başkaldıran “haksızlık karşısında eğilmeyiniz, eğilirseniz hakkınızla birlikte, şerefinizi de kaybedersiniz” diyen Şahı Murtaza Ali evladı, Peygamber torunu İmam Hüseyin’in huzurundayız. Her muharrem kendimizi Kerbela’da sorguladığımız ve haksızlıklar karşısında “neredeyiz” diye kendimize sorduğumuz günler içindeyiz.</p>
<p>Bu sorgulama her gün biraz daha canımızı acıtarak kendisini bizlere hissettirmektedir. Aynı Kerbela acısı gibi karşımızda durmaktadır. Yüzümüz yerde, özümüzü dara çekmektedir. Hakikate bizleri davet etmektedir. Hüseyin Kerbela çölünden “sen neredesin” diye bizlere seslenmekte, bizi bizlere hatırlatmaktadır.</p>
<p>Her atılan adımda bizi sorgulamaktadır. “Biz dedeler” derken, “dedelere aylık” derken, devlet kapısında pasaport, yol harçlığı sırasına girerekten, o “aç kal, alçalma” diyerek bizleri uyarmaktadır. Kendi bedenini ölüme yatırıp, haksızlıklar karşısında nasıl davranmamız gerektiğini pratiğiyle göstermektedir. Aması, fakatı olmadan, kirli olan her şeye kafa tutmaktadır. Haksızlık ve vahşet ne kadar güçlü olursa olsun mazlumun hakkının asla teslim alınamayacağını dünyaya ispatlamaktadır. Binlerce yıldır dilden dile aktarılarak unutulmayan, İmam Hüseyin’in direnişi, bizlerin yol süreğimizin izi olmaya devam etmektedir. Bu iz açlıkla terbiye edilmiş bir beden değildir.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-4385 " src="https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2024/08/huseyin_dogan_dede.jpg" alt="" width="605" height="402" data-recalc-dims="1" /></p>
<p>Bu oruç bir iradenin tecilli ve Şahı Şehidan Hüseyin’in acısının ilklerine kadar hissedilmesidir. Mazlumun kendisini ifade etmesi ve bununla da hak ettiği gibi kendisini yüceltmesidir. Hüseyin direnişi, mazlumun haksızlıklara karşı gücüdür. Emeğidir. Yas-ı Muharrem orucu işte bu emeğin tüm ezilen, mazlum kesimlerce ortaklaştırılması, sahiplenilmesidir. Kerbela’daki zaferin taçlandırılması, miras olarak alınması ve gelecek nesillere bırakılmasıdır. Alevi felsefesinin özü burada oluşmuştur. Şekil kazanmıştır, kendisini ifade edecek temsilcisine kavuşmuştur. Hiç kimse Aleviliği Hüseyin kadar temsil edemez.</p>
<p>Öyle ki; “Tarih, Hicret’in 61. yılını, yani 10 Ekim 680’i gösteriyordu. Yezid’in valisi İbn-i Ziyad’ın 30 bin kişilik orduyu Hüseyin’in üzerine gönderdi. Muharrem ayının 7’sinde Ömer bin Sa’d çemberi daralttı ve kampın suyollarını kesti. Muharrem ayının 9’unda, kampın su kaynakları tükendi ve önlerinde sadece savaşmak ya da teslim olmak seçeneği kaldı.</p>
<p>Hüseyin adamlarına, teslim olmaya niyeti olmadığını, savaşacağını söyledi. Sayıca çok yetersiz oldukları için, öldürülecekleri aşikârdı. Yine de hepsi ölmeyi tercih etti. Hüseyin herkesin kampı terk edip, gece karanlığından yararlanarak kaçmakta serbest olduğunu söyledi ancak hiçbiri yerinden kıpırdamadı.</p>
<p>Ertesi sabah Hüseyin düşman askerlerine uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşma öylesine etkili oldu ki, Yezid’in generallerinden Hûr, devasa düşman ordusunu terk edip, Hüseyin’in bir avuç ordusuna katıldı. İbn Sa’d diğer adamlarının da saf değiştirmesinden korkup, Hüseyin’e ilk oku atarak savaşı başlattı. Hüseyin’in taraftarlarından ilk olarak Hur, Habib bin Mezahir gibi Hüseyin’in ve babası Ali bin Ebu Talib’in yakın arkadaşları döğüştüler ve birer birer hayatlarını kaybettiler. Bunlardan sonra Hüseyin’in akrabaları dövüştüler. Ölenler arasında Hüseyin’in oğlu Ali Ekber, kardeşi Hasan’ın oğlu Kasım, tek taraftan kardeşi ve sancaktarı Abbas (Alemdar) da vardı.</p>
<p>Kadınlar ve çocuklar çadırlarda birbirlerine sarılmış, savaşın bitmesini bekliyorlardı. Hüseyin’in oğlu İmam Zeynelabidin de, savaşamayacak kadar hasta olduğu için çadırdaydı. Hüseyin diğer oğlu Ali Asgar henüz altı aylıktı ve susuzluktan ölmek üzereydi. Hüseyin oğlunu kucağına aldı ve Yezid’in ordusunun karşısına dikildi. Çocuğa bir yudum su vermelerini istedi. Ama Hurmala bin Kâhil, Ömer bin Sa’d’ın emri ile çocuğu okla vurdu. Boynundan vurulan bebek oracıkta can verdi.</p>
<p>Hüseyin oğlunu gömdükten sonra tekrar düşmanın karşısına çıktı ve onları teslim olmaya davet etti. Birebir savaşta çok fazla kayıp veren Ömer bin Sa’d’ın ordusu Şimr bin Zi’l Cevşen’in emriyle toplu hücuma geçti ve her taraftan ok ve mızraklar Hüseyin’in üzerine yağmaya başladı. Sinan bin Enes en-Nehai veya Şimr bin Zi’l Cevşen kafasını kılıçla keserek Hüseyin’i öldürdü. Kafası mızrağa takıldı ve herkese gösterildi. Üzerindeki değerli eşyalar alındı ve yarı çıplak bırakıldı.</p>
<p>Ubeydullah bin Ziyad’ın emri üzerine Hüseyin’in cesedi atlara çiğnetildi. Daha sonra Yezid’in askerleri çadırlara girdiler ve kampı yağmalamaya başladılar. Ölen 72 kişinin cesedi El-Gadiriye köylüleri tarafından ertesi gün defnedildi.</p>
<p>Bununla birlikte Kerbelâ’dan Kûfe’ye ve Kûfe’den Şam’a yapılan yolculuklarda Hüseyin’in kız kardeşi Zeynep bin Ali ve oğlu Zeynelabidin her fırsatta Yezid’in neler yaptığını ve Kerbela’da işlenen suçları Müslümanlara anlattılar. Yezid’in mahkemesine çıkarıldığında Zeynep büyük bir cesaret örneği sergileyerek Yezid’in halifeliğinin geçersiz olduğunu ilan etti.”</p>
<p>gündem</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma-alevi-gazetesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Yürü Bre Hızır Paşa”</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/yuru-bre-hizir-pasa/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/yuru-bre-hizir-pasa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 11:05:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi direniş şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi direniş tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi İnançları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürel değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi liderleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ocakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ortak değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ritüelleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi sembolleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yaşam tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan'ın Alevi açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[Şamanizm]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Bedrettin]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Zerdüştlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/yuru-bre-hizir-pasa/</guid>

					<description><![CDATA[Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. (Hz. Ali) Alevilik, sözlü gelenekten beslenen ve itikadın dilden dile, babadan oğla anlatılarak bugüne gelmiş olan, kendisini bugüne kadar getirmiş olan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.</em><strong> (Hz. Ali)</strong></p>
<p>Alevilik, sözlü gelenekten beslenen ve itikadın dilden dile, babadan oğla anlatılarak bugüne gelmiş olan, kendisini bugüne kadar getirmiş olan bir inançtır. Bu durum devletin kendisini en güçlü hissettiği ve Alevi yerleşim bölgelerin tümünün askeri olarak kontrol altına almasıyla sekteye uğratılmıştır. 1940’lar sonrasında hızla önünün alınarak geçmişle bağının bıçak gibi kesilmesinden kaynaklanan asimilasyonun vermiş olduğu tahribatlar üzerinden yaratılan egemen güçle bugünkü tartışmalar sürmektedir.</p>
<p>Aleviliği İslam’ın bir mezhebi, Şiiliğin bir tarikatı gören yaklaşımlar, bir yaşam biçimi olarak sunan kesimler ve ayrı bir din olarak gören çevreler bulunmaktadır. Tüm bu yaklaşımlar birbirinden ayrı görülse de toplamda Aleviliğin nasıl ayrı bir inanç olduğunu ortaya koyması acısından önemlidir. Bununla birlikte Aleviliğin Şamanist veya Zerdüşti kökenli bir inanç olduğu bakış acısıyla da sorunu ele alan çevreler bulunmaktadır.</p>
<p>Tüm bu yaklaşımlar ve tüm bu yaklaşımların bileşkesi olarak Aleviliği anlatmak mümkündür. İşte bu mümkün olan Aleviliğin evrensel ortak değerlere sahiplenmesinden kaynaklanmaktadır. Varlığını değişim üzerinden, sorunları güncel değerler üzerinden sahiplenen Alevilik zaman ve dönemine göre yukarda bahsi geçen inançlardan, dinlerden sosyal ve kültürel topluluklardan kendisine değerler katmış bu değerlerin ortak savunucusu örgütleyicisi kimi zamanda militanı olmuştur.</p>
<p>Örneğin: Alevilerin inanç temelinin vazgeçilmezi olan ocakların güneşin ve ayın ateşin kutsallığı Zerdüştlük inancında karşılığını bulurken, hastaların iyileştirilmesi büyücülük keramet gelecekten haber vermek gibi Şamanist ritüelleri içine almış, Hıristiyanlıktaki Baba, Oğul, Kutsal Ruh üçlemesi, On İki havari gibi din vaizcilerinin karşılığını; Hak, Muhammet, Ali ve On İki imamlar biçiminde kendisinde resmetmiştir.</p>
<p>İslam’ın büyük komutanı, Hz. Ali’yi, onun boyun eğmeyen, mazlumların direniş timsali oğlu Hüseyin’i varlığını korumak için, yaşam kaynağı haline getirmiştir. Kerbela gibi olmuştur. Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin’i bir “Alevi” lideri olarak bağrına basmıştır.</p>
<p>Bu anlamıyla Alevilik Ortadoğu coğrafyasında bir ortak değerler toplamı olmaktadır. Ortakçı bir kültürün birlikte üretip, ortak paylaşıp hak ve adaletin rızalık kentinde örgütlendiği bir inanç olarak bugüne gelmiştir.  Bugüne geliş sürecinde maruz kaldığı saldırılar onun eşitlikçi paylaşımcı bir dünya yaratmak için vermiş olduğu çabanın, emeğin ve direnişin ortadan kaldırılması içindir.</p>
<p>Sayın Başbakanın son günlerde dile getirdiği konu tamda Aleviliğin ortak yaşam kültürünü hedef almaktadır. Mana dünyasının Pir Sultanı, Hızır Paşası ve Ali Babası vardır. Ve baki bir yolculuğun değişik dönemlerdeki, iyi ile kötünün mücadelesinin hikayesidir. Bir zamanın Botan Beyi, Mem u Zin ve Beko’sudur. Anlayanlar dünyasında manası olandır. Kamil insanın yüreğinde saklıdır. Sayın Başbakan’ın bu değerler dünyasında yeri olmadığı anlaşılmıştır. Alevilerin çizdikleri Başbakan Tayyip Erdoğan portesini tamamlamıştır. Osmanlı komutanı edasıyla, “iyinin, doğrunun hükmü bitmiştir.” demiştir. Zaferini ilan etmiştir.</p>
<p>Yanılmıştır. Binlerce yıldır zaferler kazandığına inananlar Alevilerin, tüm baskılara zulme rağmen bugün varlıklarını sürdürdüklerini görmektedir. Zalimin ise dün peşinde olanlar tarafından dahi sahip çıkılamayacak kadar hiçleştirildiğine şahitlik etmektedir. Devri geçmeyenlerin sesi yankılanmaktadır;</p>
<p><em>yürü bre hızır paşa<br />
senin de çarkın kırılır<br />
güvendiğin padişahın<br />
o da bir gün devrilir</em></p>
<p>&#8230;</p>
<p>ben musayım sen firavun<br />
ikrarsız şeytanı lain<br />
üçüncü ölmem bu hain<br />
pir sultan ölür dirilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/yuru-bre-hizir-pasa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Aç kal, alçalma’</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 08:40:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi İnançları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin ve Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin'in şehadeti]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin’in direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin’in mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin’in konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve adalet]]></category>
		<category><![CDATA[İslam’da direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela savaşının detayları]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela’daki haksızlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlumun gücü]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[Şah Murtaza Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Şahı Şehidan Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel Alevi figürleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yas-ı Muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[Yezid ve İbn-i Ziyad]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynelabidin]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep bin Ali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Pir Sultan Abdal tut damenin anın Düşmanına düşman ol hanedanın Nur-ı çeşmidürür Şah Murtaza’nın Erenler hünkârı İmam Hüseyin&#8221; Yas-ı Muharrem’deyiz. İyinin kötüye ka4rşı tarihi bir duruşun nasıl olması gerektiğinin resmedildiği&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>&#8220;Pir Sultan Abdal tut damenin anın</em></strong><br />
<strong><em>Düşmanına düşman ol hanedanın</em></strong><br />
<strong><em>Nur-ı çeşmidürür Şah Murtaza’nın</em></strong><br />
<strong><em>Erenler hünkârı İmam Hüseyin&#8221;</em></strong></p>
<p>Yas-ı Muharrem’deyiz. İyinin kötüye ka4rşı tarihi bir duruşun nasıl olması gerektiğinin resmedildiği Kerbela darındayız. Sayıları on binler olan vahşet ordularına karşı, 73 aile efradıyla başkaldıran “haksızlık karşısında eğilmeyiniz, eğilirseniz hakkınızla birlikte, şerefinizi de kaybedersiniz” diyen Şahı Murtaza Ali evladı, Peygamber torunu İmam Hüseyin’in huzurundayız. Her muharrem kendimizi Kerbela’da sorguladığımız ve haksızlıklar karşısında “neredeyiz” diye kendimize sorduğumuz günler içindeyiz.</p>
<p>Bu sorgulama her gün biraz daha canımızı acıtarak kendisini bizlere hissettirmektedir. Aynı Kerbela acısı gibi karşımızda durmaktadır. Yüzümüz yerde, özümüzü dara çekmektedir. Hakikate bizleri davet etmektedir. Hüseyin Kerbela çölünden “sen neredesin” diye bizlere seslenmekte, bizi bizlere hatırlatmaktadır.</p>
<p>Her atılan adımda bizi sorgulamaktadır. “Biz dedeler” derken, “dedelere aylık” derken, devlet kapısında pasaport, yol harçlığı sırasına girerekten, o “aç kal, alçalma” diyerek bizleri uyarmaktadır. Kendi bedenini ölüme yatırıp, haksızlıklar karşısında nasıl davranmamız gerektiğini pratiğiyle göstermektedir. Aması, fakatı olmadan, kirli olan her şeye kafa tutmaktadır. Haksızlık ve vahşet ne kadar güçlü olursa olsun mazlumun hakkının asla teslim alınamayacağını dünyaya ispatlamaktadır. Binlerce yıldır dilden dile aktarılarak unutulmayan, İmam Hüseyin’in direnişi, bizlerin yol süreğimizin izi olmaya devam etmektedir. Bu iz açlıkla terbiye edilmiş bir beden değildir.</p>
<p>Bu oruç bir iradenin tecilli ve Şahı Şehidan Hüseyin’in acısının ilklerine kadar hissedilmesidir. Mazlumun kendisini ifade etmesi ve bununla da hak ettiği gibi kendisini yüceltmesidir. Hüseyin direnişi, mazlumun haksızlıklara karşı gücüdür. Emeğidir. Yas-ı Muharrem orucu işte bu emeğin tüm ezilen, mazlum kesimlerce ortaklaştırılması, sahiplenilmesidir. Kerbela’daki zaferin taçlandırılması, miras olarak alınması ve gelecek nesillere bırakılmasıdır. Alevi felsefesinin özü burada oluşmuştur. Şekil kazanmıştır, kendisini ifade edecek temsilcisine kavuşmuştur. Hiç kimse Aleviliği Hüseyin kadar temsil edemez.</p>
<p>Öyle ki; “Tarih, Hicret’in 61. yılını, yani 10 Ekim 680’i gösteriyordu. Yezid’in valisi İbn-i Ziyad’ın 30 bin kişilik orduyu Hüseyin’in üzerine gönderdi. Muharrem ayının 7’sinde Ömer bin Sa’d çemberi daralttı ve kampın suyollarını kesti. Muharrem ayının 9’unda, kampın su kaynakları tükendi ve önlerinde sadece savaşmak ya da teslim olmak seçeneği kaldı.</p>
<p>Hüseyin adamlarına, teslim olmaya niyeti olmadığını, savaşacağını söyledi. Sayıca çok yetersiz oldukları için, öldürülecekleri aşikârdı. Yine de hepsi ölmeyi tercih etti. Hüseyin herkesin kampı terk edip, gece karanlığından yararlanarak kaçmakta serbest olduğunu söyledi ancak hiçbiri yerinden kıpırdamadı.</p>
<p>Ertesi sabah Hüseyin düşman askerlerine uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşma öylesine etkili oldu ki, Yezid’in generallerinden Hûr, devasa düşman ordusunu terk edip, Hüseyin’in bir avuç ordusuna katıldı. İbn Sa’d diğer adamlarının da saf değiştirmesinden korkup, Hüseyin’e ilk oku atarak savaşı başlattı. Hüseyin’in taraftarlarından ilk olarak Hur, Habib bin Mezahir gibi Hüseyin’in ve babası Ali bin Ebu Talib’in yakın arkadaşları döğüştüler ve birer birer hayatlarını kaybettiler. Bunlardan sonra Hüseyin’in akrabaları dövüştüler. Ölenler arasında Hüseyin’in oğlu Ali Ekber, kardeşi Hasan’ın oğlu Kasım, tek taraftan kardeşi ve sancaktarı Abbas (Alemdar) da vardı.</p>
<p>Kadınlar ve çocuklar çadırlarda birbirlerine sarılmış, savaşın bitmesini bekliyorlardı. Hüseyin’in oğlu İmam Zeynelabidin de, savaşamayacak kadar hasta olduğu için çadırdaydı. Hüseyin diğer oğlu Ali Asgar henüz altı aylıktı ve susuzluktan ölmek üzereydi. Hüseyin oğlunu kucağına aldı ve Yezid’in ordusunun karşısına dikildi. Çocuğa bir yudum su vermelerini istedi. Ama Hurmala bin Kâhil, Ömer bin Sa’d’ın emri ile çocuğu okla vurdu. Boynundan vurulan bebek oracıkta can verdi.</p>
<p>Hüseyin oğlunu gömdükten sonra tekrar düşmanın karşısına çıktı ve onları teslim olmaya davet etti. Birebir savaşta çok fazla kayıp veren Ömer bin Sa’d’ın ordusu Şimr bin Zi’l Cevşen’in emriyle toplu hücuma geçti ve her taraftan ok ve mızraklar Hüseyin’in üzerine yağmaya başladı. Sinan bin Enes en-Nehai veya Şimr bin Zi’l Cevşen kafasını kılıçla keserek Hüseyin’i öldürdü. Kafası mızrağa takıldı ve herkese gösterildi. Üzerindeki değerli eşyalar alındı ve yarı çıplak bırakıldı.</p>
<p>Ubeydullah bin Ziyad’ın emri üzerine Hüseyin’in cesedi atlara çiğnetildi. Daha sonra Yezid’in askerleri çadırlara girdiler ve kampı yağmalamaya başladılar. Ölen 72 kişinin cesedi El-Gadiriye köylüleri tarafından ertesi gün defnedildi.</p>
<p>Bununla birlikte Kerbelâ’dan Kûfe’ye ve Kûfe’den Şam’a yapılan yolculuklarda Hüseyin’in kız kardeşi Zeynep bin Ali ve oğlu Zeynelabidin her fırsatta Yezid’in neler yaptığını ve Kerbela’da işlenen suçları Müslümanlara anlattılar. Yezid’in mahkemesine çıkarıldığında Zeynep büyük bir cesaret örneği sergileyerek Yezid’in halifeliğinin geçersiz olduğunu ilan etti.”</p>
<p>gündem</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başımız önde, dardayız</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/basimiz-onde-dardayiz/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/basimiz-onde-dardayiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2024 08:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Geleneksel Değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi İnançları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Kimliği ve Savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Önderleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Pirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Toplumsal Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik ve Asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dedelik Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Dergah ve Cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[pirlik kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Türk İslamcı Yaklaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Yaklaşımlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/basimiz-onde-dardayiz/</guid>

					<description><![CDATA[22“Şah hatai’dir özümde / Hiç hilaf yoktur sözümde / eksiklik kendi özümde / darına durmaya geldim.” Başımız önde dardayız. Hallac-ı gibi, Nesimi gibi, Ana Fatma gibi&#8230;Sevdiklerimizi uğurlarken, yastayız Alevi olamadığımız&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>22“Şah hatai’dir özümde / Hiç hilaf yoktur sözümde / eksiklik kendi özümde / darına durmaya geldim.”</em></strong></p>
<div>
<p>Başımız önde dardayız. Hallac-ı gibi, Nesimi gibi, Ana Fatma gibi&#8230;Sevdiklerimizi uğurlarken, yastayız Alevi olamadığımız için.Kim bu kadar günahla dardan inebilir ki!Büyük lafların arkasına sığınan asimilasyonu en derin şekilde yaşayan bizler, nasıl sevdalılarımızın yüzüne bakabiliriz? Yapamadıklarımızdan değil, yapabilir olup da yapmadıklarımızdan dolayı nasıl arınabiliriz.</p>
<p>Alevi erkanı, Alevi adabı nasıl, ne zaman bu kadar kendisi olmaktan çıktı?</p>
<p>Kim, nasıl bizleri bu hale getirdi?</p>
<p>Bizler ne zaman Aleviliğimizi unutmaya başladık, Aleviliğimizden utandık? Ne zamandan beri Alevilik yerine başka inançları, başka gelenekleri, başka kültürleri bu kadar içimize işledik? Eğer Alevi isek; Alevi gibi yaşamak, doğumda, ölümde, yaşarken de bir Alevi gibi olmak gerekmez mi? Eğer Alevilerin önderlerine, onların adlarına niyaz etmekten, onlara hürmeten deyişler söyleyip semahlar dönmekten utanacaksak nasıl Alevi oluruz. Alevilik doğumdaki nişanesi, 14 yaşındaki ikrarı ve hakka yürümesi ile gün gibi ortadadır. Aleviliği başka yerde arayanlar başka inançlara sığınanlar bilmelidirler ki bu durduğumuz dardan inemeyeceğiz.</p>
<p>Çünkü hak ile hak olmuş, hakikatin temsili, sığındığımız dünya nefsine hükmedecek güç ve iradeye sahiptir. Hak ile hak olmuş hakikatte rehber olmuş bir Alevi gerçeği, bir Alevi süreği vardır. Bu sürek Kerbela gibidir. Bu sürek Pir Sultan gibidir. Bu sürek Kalender Çelebi, Seyit Rıza gibidir. Bin yıllar, bu süreğe karşı imha ve asimilasyonu dayatmıştır. Öyle ki; binlerce Kızılbaş kanı, kellesi bu uğurda verilmiştir. Biatte, biat etmeyen Alevi kızları, Alevi çocukları ve yaşlıları hak ile hakikat, ortak hafızamızdaki güzelliğin temsilcileri olmuşlardır. En kötü ve zor gününde inancının gereğini yaşayanlar, bugün dün olduğu gibi Muaviye’nin, Yavuz Sultan Selim’in ve Küfelilerin saldırılarına maruz kalmaktadırlar.</p>
<p>Siyasal İslam Aleviler içerisinde Türkçü ve ırkçı bir şekilde örgütlenmek istemektedir. Buna kapılarını açan bizler dardayız.</p>
<p>Dejenere edilen 1930’lardan kalma Kuran’ın Türkçeleştirilmesi ezanın Türkçe okunması Türkçe Kelimeyi Şahadet getirilmesi gibi ırkçı yaklaşımları yeni keşfedilmiş “Alevilik” olarak topluma yutturmaya çalışmaktadırlar. Uzun yıllardır Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından eğitilerek Aleviler içerisine gönderilen Türk İslamcı, mürüvvetsiz çakmalar Alevi asimilasyonunu her alana, özellikle de Kürt Alevilerinin yaşadığı alanlara yaymaktadırlar&#8230; Toplumun iyi niyetini suiistimal edilerek pişkin bir egemenlikle Alevi toplumunu asimile etmeyi sürdürmektedirler. Bu durum hayli ilerlemiş gözükmektedir. Yerel bölgede Alevi dedeleri, toplumun önderleri dışlanarak ikincil plana itilerek dikmeler furyası başlatılmış bulunmaktadır. “Siz cahilsiniz, bilmiyorsunuz” diye başlayan cümlelerle, asimilasyonu içselleştirme çalışmaları yürütmektedirler. “Siz bilmiyorsunuz” diye Alevilere ahkâm kesenlere karşı duramadığımız için dardayız.</p>
<p>Alevi toplumunun ortak aklı ve örgütlerimizin çabaları, bu asimilasyonu durdurmaya, önünü almaya yetmemektedir. Çünkü Devletin imkânlarını, Diyanet İşleri Başkanlığının zihniyetini ve Küfelilerin ihanetini arkasına almış bu asimilasyoncular ordusu giderek toplumun tüm kesimlerine sızdırılmaktadır.</p>
<p>Bu saldırılar karşısında Alevi geleneğinin her daim temsilcisi Kerbela’nın evlatları direnmesini bilmelidir. Bizler dedelik kurumuna sahip çıkarak, talip olmanın hukukunu işleterek bu asimilasyon surecine karşı çıkabiliriz. Bize gerilikmiş gibi sunulan Alevi değerlerine, babadan oğla geçen dedesine, pirine, mürşidine, ziyaretine, dergâhına, ocağına niyaz ederek, taşını öperek, toprağını yiyerek, ağacına bez bağlayarak, cemde semaha durarak,  cenazesinde deyiş söyleyerek karşı koymalıyız.</p>
<p>Başkalarına benzeşerek Alevi olunamaz. Başkalarının gerilik, ilkellik, saçmalık olarak tartışmaya getirmek istediği Aleviliğe dair her şeyin aslında Alevilik olduğunu bilerek kendimizi korumalıyız. Kendimiz oldukça dardan inebiliriz. Kendimiz olarak değerlerimize laik olabiliriz.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/basimiz-onde-dardayiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
