<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alevi inancı &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/alevi-inanci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Aug 2024 11:05:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Alevi inancı &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Yürü Bre Hızır Paşa”</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/yuru-bre-hizir-pasa/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/yuru-bre-hizir-pasa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 11:05:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi direniş şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi direniş tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi İnançları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürel değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi liderleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ocakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ortak değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ritüelleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi sembolleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yaşam tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan'ın Alevi açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[Şamanizm]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Bedrettin]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Zerdüştlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/yuru-bre-hizir-pasa/</guid>

					<description><![CDATA[Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. (Hz. Ali) Alevilik, sözlü gelenekten beslenen ve itikadın dilden dile, babadan oğla anlatılarak bugüne gelmiş olan, kendisini bugüne kadar getirmiş olan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.</em><strong> (Hz. Ali)</strong></p>
<p>Alevilik, sözlü gelenekten beslenen ve itikadın dilden dile, babadan oğla anlatılarak bugüne gelmiş olan, kendisini bugüne kadar getirmiş olan bir inançtır. Bu durum devletin kendisini en güçlü hissettiği ve Alevi yerleşim bölgelerin tümünün askeri olarak kontrol altına almasıyla sekteye uğratılmıştır. 1940’lar sonrasında hızla önünün alınarak geçmişle bağının bıçak gibi kesilmesinden kaynaklanan asimilasyonun vermiş olduğu tahribatlar üzerinden yaratılan egemen güçle bugünkü tartışmalar sürmektedir.</p>
<p>Aleviliği İslam’ın bir mezhebi, Şiiliğin bir tarikatı gören yaklaşımlar, bir yaşam biçimi olarak sunan kesimler ve ayrı bir din olarak gören çevreler bulunmaktadır. Tüm bu yaklaşımlar birbirinden ayrı görülse de toplamda Aleviliğin nasıl ayrı bir inanç olduğunu ortaya koyması acısından önemlidir. Bununla birlikte Aleviliğin Şamanist veya Zerdüşti kökenli bir inanç olduğu bakış acısıyla da sorunu ele alan çevreler bulunmaktadır.</p>
<p>Tüm bu yaklaşımlar ve tüm bu yaklaşımların bileşkesi olarak Aleviliği anlatmak mümkündür. İşte bu mümkün olan Aleviliğin evrensel ortak değerlere sahiplenmesinden kaynaklanmaktadır. Varlığını değişim üzerinden, sorunları güncel değerler üzerinden sahiplenen Alevilik zaman ve dönemine göre yukarda bahsi geçen inançlardan, dinlerden sosyal ve kültürel topluluklardan kendisine değerler katmış bu değerlerin ortak savunucusu örgütleyicisi kimi zamanda militanı olmuştur.</p>
<p>Örneğin: Alevilerin inanç temelinin vazgeçilmezi olan ocakların güneşin ve ayın ateşin kutsallığı Zerdüştlük inancında karşılığını bulurken, hastaların iyileştirilmesi büyücülük keramet gelecekten haber vermek gibi Şamanist ritüelleri içine almış, Hıristiyanlıktaki Baba, Oğul, Kutsal Ruh üçlemesi, On İki havari gibi din vaizcilerinin karşılığını; Hak, Muhammet, Ali ve On İki imamlar biçiminde kendisinde resmetmiştir.</p>
<p>İslam’ın büyük komutanı, Hz. Ali’yi, onun boyun eğmeyen, mazlumların direniş timsali oğlu Hüseyin’i varlığını korumak için, yaşam kaynağı haline getirmiştir. Kerbela gibi olmuştur. Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin’i bir “Alevi” lideri olarak bağrına basmıştır.</p>
<p>Bu anlamıyla Alevilik Ortadoğu coğrafyasında bir ortak değerler toplamı olmaktadır. Ortakçı bir kültürün birlikte üretip, ortak paylaşıp hak ve adaletin rızalık kentinde örgütlendiği bir inanç olarak bugüne gelmiştir.  Bugüne geliş sürecinde maruz kaldığı saldırılar onun eşitlikçi paylaşımcı bir dünya yaratmak için vermiş olduğu çabanın, emeğin ve direnişin ortadan kaldırılması içindir.</p>
<p>Sayın Başbakanın son günlerde dile getirdiği konu tamda Aleviliğin ortak yaşam kültürünü hedef almaktadır. Mana dünyasının Pir Sultanı, Hızır Paşası ve Ali Babası vardır. Ve baki bir yolculuğun değişik dönemlerdeki, iyi ile kötünün mücadelesinin hikayesidir. Bir zamanın Botan Beyi, Mem u Zin ve Beko’sudur. Anlayanlar dünyasında manası olandır. Kamil insanın yüreğinde saklıdır. Sayın Başbakan’ın bu değerler dünyasında yeri olmadığı anlaşılmıştır. Alevilerin çizdikleri Başbakan Tayyip Erdoğan portesini tamamlamıştır. Osmanlı komutanı edasıyla, “iyinin, doğrunun hükmü bitmiştir.” demiştir. Zaferini ilan etmiştir.</p>
<p>Yanılmıştır. Binlerce yıldır zaferler kazandığına inananlar Alevilerin, tüm baskılara zulme rağmen bugün varlıklarını sürdürdüklerini görmektedir. Zalimin ise dün peşinde olanlar tarafından dahi sahip çıkılamayacak kadar hiçleştirildiğine şahitlik etmektedir. Devri geçmeyenlerin sesi yankılanmaktadır;</p>
<p><em>yürü bre hızır paşa<br />
senin de çarkın kırılır<br />
güvendiğin padişahın<br />
o da bir gün devrilir</em></p>
<p>&#8230;</p>
<p>ben musayım sen firavun<br />
ikrarsız şeytanı lain<br />
üçüncü ölmem bu hain<br />
pir sultan ölür dirilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/yuru-bre-hizir-pasa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevi asimilasyonuna karşı direnişin adı; kadındır</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:37:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kadın temsili]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi köyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi sosyal yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarikatları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[cem evi yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemen bakış açısı]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemenliği]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel değerler]]></category>
		<category><![CDATA[kadın bakış açısı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın katılımı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın liderliği]]></category>
		<category><![CDATA[kadın mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın rolü]]></category>
		<category><![CDATA[kadın temsili]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel erozyon]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel temsiliyet]]></category>
		<category><![CDATA[modern Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[şehirleşme etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal değişim]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal normlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal yapılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde, Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde, Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok, Noksanlık da eksiklik de senin görüşlerinde&#8221; (Hacı Bektaş Veli) Aleviler kendilerini izah ederken&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>&#8220;</i></b><i>Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde,<br />
Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde,<br />
Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok,<br />
Noksanlık da eksiklik de senin görüşlerinde&#8221; </i><strong>(Hacı Bektaş Veli)</strong></p>
<p>Aleviler kendilerini izah ederken bunu da sıkça kullanırlar. Bu felsefe bizim aslında binlerce yıldır kullandığımız bir felsefe. Pratiğe baktığımızda ise görünen durum benim açımdan Aleviler asimilasyona uğramasıyla ilintilidir. Çünkü eğer Alevilik felsefesinden yaratılan toplum, kadın bakış açısını incelediğimiz zaman aslında kadın bakışlı bir hareket içinde şiddeti barındırmayan bir hareket. Alevilikte ölüm cezası yoktur, topluma kazandırmak üzere bir cezalandırma sistemi vardır. Bugün Avrupalıların kendi iç hukukları olarak bir altyapı olarak dile getirilen bir yöntem ile yürüyen bir topluluğu bugün gelmiş olduğu nokta ile karşılaştırdığımız zaman -ki iktidardan uzak durmuştur ve iktidardan uzak durmak aslında erkeğin egemenliğinden de uzak durmaktır. İktidar aslında erkek egemenlikli bakış açılarının, inançların ve siyasetin elinde olduğu için Alevilik bundan da uzak durarak kadına da yakın, kadın bakış açısını da içinde barındıran bir gerçeklikle bunu da şairleri ozanları deyişleri, nefesleri ile sıkça dile getirmiş ve ibadet şekillerini de buna göre düzenlemiş bir inançtır. Bu inançta kadınların erkeklerin birbirinden ayrılmadığı aynı mekanda ibadet ettikleri yine postta -ki her ne kadar pir oturuyorsa mutlaka ananın da onun yanında onun sağ kolunda oturuyor olması şeklinde bir hukuk ile bugüne gelmiş olan alevi inancı var. Uğramış olduğu asimilasyon, uğramış olduğu katliam, asimilasyon sonucu giderek kendi kendisini değiştirmeye başlamıştır. Kendisini değiştirdikçe de kadının konumu da erkek egemenlikli merkezi bir yapıya doğru ilerlemiştir. Geçmişte köylerde kendi imkanları ile hayatlarını idame ettiren Aleviler diğer toplumsal yapılarla daha da içiçe geçmesi ile birlikte onlarla komşuluk ilişkisi onlarla bir birlikte yaşama hukuku içerisine girdiği zaman komşularının da bakış açısıyla merkezi o erkek egemenlikli asimilasyon, tekleştirme mantığıyla birlikte de Aleviler de kendi değerlerinden uzaklaşmaya başladılar. Aslında asimilasyonun Alevilerde ne kadar derin olduğunu anlamak için Alevilerde kadının durumuna bakmamız lazım. Kadın ne kadar toplumun ve hareketin içerisindeyse orada Alevilik hakimdir. Kadın ne kadar Alevi hareketin içerisinden uzaklaştırılmışsa, o zaman başka durumlar orda var demektir.</p>
<p><a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2014/03/alevi_kadin.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a><strong>Alevi kurumlarında kadın bırakılmamıştır.</strong></p>
<p>Bizde de şu an son dönemlerde göze çarpan ve aslında ciddi bir biçimde yadırganan, mesela sıkça da dile getirilen noktalardan bir tanesi de Alevi kurumlarında neredeyse kadın bırakılmamıştır. Yönetici düzeyindeki kadınlar parmakla sayılacak kadar hatta numunelik düzeyindedir.</p>
<p>Alevi derneklerde yönetim düzeyinde çok sayacağımız hepsinin içerisine baktığımızda bir elin parmakları kadar bile yönetici bulamıyorsunuz. Erkek egemenlikli bir organizasyona gittiğinizde örneğin ceme gidiyorsunuz, cemde şu yapılıyor: kadınlar sağ tarafa erkekler, sol tarafa. Siz bu mantıkla bir topluluğa baktığınız zaman orada hiçbir şekilde kadın katılımını göremezsiniz yine siz eğer bu cemaat ki eşitlikli ve toplumcu bir kültürden geliyor, hiçbir zaman Kırklar Meclisine Hz Muhammet, peygamber sıfatıyla girememiştir ve o eşitlikçi çember içerisinde yerde onlarla birlikte diz çökerek oturmuştur. Şimdi bizim cemevlerimizde yüksek bir mekan yüksek mekanın etrafında toparlanmış idareci bir yapı, pir rehber zakir dernek başkanları da onların yanında oturur pozisyonda bir temsiliyet yaratılıyor. Bu, Alevi değerlerinden uzaklaşmaktır.</p>
<p>Siz o değerlerden uzaklaştığınız zaman zaten orda kadını bulamazsınız. Siz oraya kadını sokmuyorsunuz bir kere. Siz oraya kadını ne için sokuyorsunuz. O egemen kültürün parçası olarak sokuyorsunuz. Başlarını örterek bunun gibi değer yargılarını toplumun içine taşıdığınız zaman o toplumdaki güvensizliği artırıyorsunuz. Kadının şehirdeki özellikle kapitalist dünyadaki egemen olan bakış açısı içerisinde ki bizdeki büyük yanlışlardan bir tanesidir. Nasıl ki belirli kıstaslar belirleniyorsa kadınlar için; kapalı kadın, namuslu kadın, ideal kadın, açık kadın da bizim cephemizdeki şeklin öne çıktığı, özün yitirildiği ki Alevilik bir öz hareketidir. Bir şekil hareketi değildir. Eğer siz onu şekle koyarsanız, bizim o köydeki kofili kadınlarımızı gerici bir topluluk olarak algılayacaksınız. İlericiliği etek ölçülerine indirgerseniz. Şimdi bizim topluluğumuz bu hale getirilmiş, bizim bakış açımızdaki öz, değer, biçim, değerin ne kadar tanınıyor olması, çocuklarımıza bırakacağımız mirasın ne kadar olduğu ile ilgilenmeyen, şimdi şu andaki kadın hareketi erkeklerin egemenlik kurma savaşlarının başladığı biçimiyle, bir kavgaya benziyor. Biz şu anda aslında alevi toplumları içerisinde erkek egemenlikli bir Alevilik yaratmaya çalışıyoruz çünkü erkek egemenlikli bir Alevilik devletle merkezi otoriteyle çok rahat uzlaşıyor çünkü mesela bir kadın merkezli hareket geliştirildiği zaman siz tekleştirici zihniyetin karşısına dikilmiş oluyorsunuz. Bak biz sizin dışınızda değiliz gibi içselleştiriyoruz.</p>
<p>Merkezi otoriteye yakın olmak, merkezi otoriteyle uzlaşma kültürü içerisinde yol yürüme kültürü ile doğal Aleviliğin ve bu merkezi otoriteye bulaşmamış Aleviliği birbirinden ayırmak gerekiyor. Tehlike olan akımların Osmanlı merkezi ile irtibatta olan bir akım olduğunu da görmezden gelmemek lazım. Doğrudur böyle bir akım mevcuttur Alevilerde ve merkezi otoriteye ne kadar yakınsanız o merkezi otorite sizi asimile ediyor ve kendi değerlerini sizde yaşatıyor. O kurumların birçokları özellikle de 1500&#8217;lü yıllarda Yavuz Sultan Selim&#8217;in müdahalesiyle gerçekleştirilen ve Hacı Bektaş&#8217;la hiçbir şekilde hukuki bir bağı olmayan Balım Sultan tarafından dizayn edilmeye başlanan akım, zaten Alevi toplumu içerisinde ciddi bir karşı koyuş yaşamıştır. O Alevi topluluğudur esas alınması gereken. Alevi felsefesi esas oradan şekillenmiştir. Müdahaleye maruz kalmadan oradan yol sürek gelmiştir. Şimdi çok derinlere gitmeden bunu düşünelim.</p>
<p>Osmanlı döneminde bir Kara Fatma vardır. Pazarcık&#8217;ta silahlı güçleriyle birlikte gezen. Ciddi bir otoritedir. Cumhuriyetin kuruluş yıllarına gelelim. Seyit Rıza bilinir. Seyit Rıza&#8217;nın yanında Bese&#8217;yi anmadan kimse geçemez. Erkek egemenlikteki bakış Bese&#8217;yi unutturmaya çalışıyor ama Bese yanındadır ya da Alişer&#8217;in kafası kesilmiştir. Alişer&#8217;in kafası kesilmiştir ama Alişerin yanında aynı zamanda Zarife vardır ve Zarife aynı güç ve otoriteyle ordadır ve Zarife&#8217;nin de kafası kesilmiş başı gövdesinden ayrılmıştır. Aynı mekanda aynı şartlarda aynı yerlerde bir yaşam sürdürmüşlerdir. Onun için o kökenli yani Aleviliğin otantik değerleri ile gelen köydeki o bizim devlet müdahalesine maruz kalmayan yerlerde kadının hükmünün daha ağır olduğunu merkeze doğru gittikçe de bunun kabul edildiğini de görebiliyoruz. O anlamda Alevilikten Alevi toplumu ne kadar uzaklaşırsa o kadar erkek egemen bir Alevilik kültürü gelişiyor ama Alevilik değerlerine ve kültürüne sahip çıktığın anda ve ona yüklendiğin andan itibaren de kadın merkezli kadın bakışlı bir Alevilik ortaya çıkıyor. Bunun en iyi örneklerini biz köylerde cemlere gittiğimizde farklı bir manzara ve atmosferle karşılaşıyoruz ama şehre gelip oradaki Cemevlerine girdiğimiz zaman da çok daha değişik, kimi zaman hiç benzetilmeyecek düzeyde bir yaklaşım ile karşılaşıyoruz mesela halkın otantik yapısını kaybetmeyen mesela Adıyaman&#8217;da bazı Alevi tarikatlaşması var, Mezopotamya&#8217;ya gidince Kakailer, Yarasanlar şahsında ortaya çıkan bir Alevilik var, hala kendini koruyabilen bir Alevilik var orada kadının çok daha etkin olduğunu görebiliyoruz. Mesela bizim Adıyaman&#8217;da yaptığımız son çekimler var, bariz bir şekilde kadının etkin ve hakim bir şekilde cemde bulunduğunu o rahatlığı nasıl temsil ettiğini görebiliyoruz.</p>
<p>Bu da Alevi asimilasyonu ile birlikte kadının Alevi hareketinde değer kaybına ve erozyona uğradığını görüyoruz. Bugünkü Alevi hareketinin Alevilerin Alevilikle bağları ve onun otantik yapısına olan bağlılıkları ve bağlı olmamaları mesafesiyle bu yol ölçülür.</p>
<p>Tarihi erkekler yazdığı sürece tabii ki kadınlar görülmeyecek. Denizli&#8217;de abdallar içerisinde cem bağlayan kadınlar var. Mesela kadın cem yönetmek istiyor ama izin verilmiyor. Çünkü erkek otorite onu görmek istemiyor.</p>
<p>Aslında bir temsiliyet ruh hali karşısındakine kendini kabul ettirme pozisyonuna girdiği zaman doğal olarak oradaki hakim olan bakış açısı şekil itibariyle de bize yansıyor. Şekilcilik giderek gelişiyor ve Alevilikten uzaklaşılıyor. Bu da bir realitedir ki toplumların gelenekleri görenekleri kültürleri hep kadın üzerinden şekillenmiştir. Erkek üzerinden yol almamıştır. Alevilerin kültürünün ne olduğuna bakmak istediğinizde erkeklere nadiren rastlarsınız, kadınlarda bunun bütün öğelerini görebilirsiniz. Bir misafir ağırlanmasından, hizmet edilmesine kadar bunun hepsini kadında görebiliriz. Onun için Alevi hareketinin bu asimilasyonla içerimize sızdırılmak istenen anlayışa direnebilmesinin de yolu kadının aktif olarak kadın hareketinin içine katılması ile mümkündür. Eğer Alevi hareketinde kadının gücü yükselir kadın katılımı artar ise bu asimilasyonun önüne geçilir.</p>
<p><b>Erkek bakış açısıyla asimilasyona direnmek mümkün değildir.</b></p>
<p>Erkek bakış açısıyla asimilasyona direnmek zor gözüküyor. Bu Kürt meselesinde de böyle. Yıllarca belki Kürt erkeği meclisteydi, şehirdeydi ama bir kültürel temsileyeti hiç bir şekilde yaratamamıştır. Bugün eğer Newrozlarda, 8 Martlarda, alanlarda kadınları ve onların rengarenk elbiselerini gördüğünüzde &#8220;işte Kürtler&#8221; diyebileceğiniz bir durum ortaya çıkıyor. Alevi kadının da da siz İmranlı&#8217;ya Adıyaman&#8217;a gittiğinizde, Tahtacı köylerine çıktığınızda, &#8220;işte Alevilik&#8221; diyorsanız işte o kadının Alevi hareketinin içerisinde olması gerekiyor ki, asimilasyona karşı koyuş yaşanabilsin. Bu durum Alevi hareketinin direnmesi, asimilasyona karşı koyabilmesi, Aleviliği anlamlandırmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dağın filozofları</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/dagin-filozoflari/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/dagin-filozoflari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:15:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi cenazesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dervişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi deyişleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[aşk ile]]></category>
		<category><![CDATA[dağ filozofları]]></category>
		<category><![CDATA[direniş kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Ebul Vefa]]></category>
		<category><![CDATA[egemenler]]></category>
		<category><![CDATA[Elbistan-Malatya yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Baba]]></category>
		<category><![CDATA[fitne fesat]]></category>
		<category><![CDATA[gülbanglar]]></category>
		<category><![CDATA[Hallacı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Kalenderim kalenderim]]></category>
		<category><![CDATA[Kantarma]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[mistisizm]]></category>
		<category><![CDATA[müzikal derinlik]]></category>
		<category><![CDATA[nefesler]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Pir]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Í Firik]]></category>
		<category><![CDATA[Pir İvo]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Momad]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal örgütlenme]]></category>
		<category><![CDATA[sözlü tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Spartaküs]]></category>
		<category><![CDATA[Şuhreverdi]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[sürgün]]></category>
		<category><![CDATA[Tacım Í Gir]]></category>
		<category><![CDATA[talipler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/dagin-filozoflari/</guid>

					<description><![CDATA[Gecenin karanlığında aracımız Elbistan-Malatya yolundan Kantarma sapağına döndüğünde tarihin köklü bir mekanına adım attığımızı biliyorduk. Geçmişin derinliklerinden gelen Alevi geleneğin son temsilcilerinden birini daha uğurlamanın tanığı olacaktık. Tarih, binlerce yıldır&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gecenin karanlığında aracımız Elbistan-Malatya yolundan Kantarma sapağına döndüğünde tarihin köklü bir mekanına adım attığımızı biliyorduk. Geçmişin derinliklerinden gelen Alevi geleneğin son temsilcilerinden birini daha uğurlamanın tanığı olacaktık.</p>
<p>Tarih, binlerce yıldır Alevilerin deyişlerini, nefeslerini, gülbanglarını soluyordu burada. Aniden aracımıza çarparak karanlığın içerisinden kaybolan devasa kuşun ne olduğu üzerine fikir yürütürken, aynı mekanda gezen habercinin bizimle selamlaştığını düşünmemiştik. Gündüzün ilk ışıklarıyla Pir Momad’in cenazesinin Kantarma’ya girişiyle birlikte dört bir yandan gelen taliplerin pirlerine karşı son görevlerini yerine getirişlerine şahitlik ettik.</p>
<p>Cenazenin toprağa verildiği sırada semalarda dev bir kartalın ahenkli semah dönüşünü gördük. Rivayet odur ki; Pir gibi Pir olan kartal ruhunda temsilini bulur.</p>
<p>Cenaze sonrası yola çıktığımızda aracımıza çarpıldığı yerde aynı kartalın havalandığı, bizleri yolcu ettiğine tanık olduk. Yüreğimiz ürperdi. Gelişimizi selamlayanlar Pirini uğurlayanlar ve bizi yolcu edenler “dağ başlarında bir kartal gibi durmaktadırlar” dedik. Onlar ki ebedi ruhun temsilcileridirler. İşte o gündür ki her çınarımızı yolcu edişimizde bir kartal gibi ruhlarımız semaha durur.</p>
<p>Bugün de hakikat geleneğinin en köklü temsilcilerinden ve bu mirasın en son sürdürücülerinden Erdem Baba’yı (İbrahim Erdem) hakka uğurluyoruz. O ki Alevi geleneğinin temsilciliğini kültürel ve sosyal örgütlenmesinde, yaşamıyla yer alıp temsil etme becerisini göstermiştir.</p>
<p>Alevi kültürü, dilden dile, ustadan öğrenciye yol almaktadır. Yazılı bir metnin olmadığını; yüzlerce deyişin, nefesin, öğrenilerek, öğretilerek, bugüne binbir zahmetle geldiğini biliyoruz. Bu zahmeti çekenler, nice isimsiz kahraman, hak etmediği bir biçimde aramızdan kayıp gitmektedir. Ve bu gelenek yerini artık yazılı edebiyata, kayıtlara bırakmış durumdadır.</p>
<p>Hem ağız hem müzikal derinlik anlamında itikatın ve inancın tınısıyla var olan bu değerler artık yetişmemektedirler. İtikatın ve inancın, Alevi değerlerinden uzaklaşmanın en derin yaşandığı alan, onun sözlü tarihinin ve tınısının ortadan kaldırılarak kapitalizme, popüler kültüre peşkeş çekilmesidir.</p>
<p>Erdem Baba, Tacım Í Gir, Pir Momad, Pir Í Firik, Pir İvo gibi ekoller buna karşı durabilen son kuşaklar olarak görülmektedir. Onlar feyzini dağların derinliklerinde, dağ kültürünün filozofyasından almaktadırlar. Onlar, dağların koruyan kollayan ve özgürleştiren felsefesinden beslenerek Aleviliğin en özgür, en derin felsefi yapısını da temsil etmektedirler.</p>
<p>Bu hayattır ki, dünyaya bakıştır ki, dağın filozofyasını yaratmıştır. Mistisizim diye Avrupalılar tarafından daraltılmak istenen bu ortakçı, paylaşımcı, sosyal adaletçi, dünyayı yorumlayan, tartışan, yaratılıştan ölüme toplumun ihtiyaç duyduğu tüm konularda söyleyecek sözü olan, Ortadoğunun direniş filozofyasıdır. Dün değil binlerce yıl önceki Spartaküs’ün, Hallacı Mansur’un Ebul Vefa’nın Şuhreverdi’nin uğruna hayatlarını verdikleri filozofyanın bugüne taşınabilmesidir. Dağın filozofları, binlerce yıllık direnişin ideologları, savunucuları, yayıcıları ve yeniden yeniden kendini üreten temsilcileridir.</p>
<p>Onun içindir ki egemenler tarafından hedef alınmış, yok etmek için katledilmiş, sürgünlere gönderilmiş ve haklarında her türlü fitne, fesat, hakaret üretilmiştir.</p>
<p>İşte bugün dahi onların temsilcilerinin seslerini duyabilme şansına sahip olan bizler varlığımızla yok edilmek istenen bir direniş kültürünü temsil etmekteyiz. Bilmek, ağır bir yüktür. Bu yük, artık “Ben Aleviyim” diyen herkesin yüküdür. Değerlerimize layık olmanın tek bir yolu vardır, o da, onların gittiği yolda, onların baktığı gözle dünyaya bakabilmektir.</p>
<p>İşte Erdem Baba bu yolun bir hakikati, ermişi, dervişidir. Onu hep “sevdiğim sultanım tez gel” diye haykıran sesiyle anımsaycağız. Onu hak ile hakikat olduğu, sevdiği ile buluştuğu bir mekan içinde düşlemekteyiz. Toprağın bol, devrin daim olsun! Aşk ile&#8230;</p>
<p>Ne dinim var ne imanım<br />
Kalenderim kalenderim<br />
Ne şekkim var ne gümanım<br />
Kalenderim kalenderim</p>
<p>Ne taşlardan arlanırım<br />
Ne sözlerden dillenirim<br />
Çul da giysem sallanırım<br />
Kalenderim kalenderim</p>
<p>Ne salnım ne selatım var<br />
Ne farzım ne sünnetim var<br />
Ne govum ne gıybetim var<br />
Kalenderim kalenderim</p>
<p>Dört kitabı ben yazarım<br />
Kırklara engür ezerim<br />
Kendi reyime gezerim<br />
Kalenderim kalenderim<br />
Erdem Baba</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/dagin-filozoflari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevileri ‘dizayn’ etmek</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:12:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi müttefikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi oyları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[cemevlerinin yasal statüsü]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[dedelik]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Dergah]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikası]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlikçi paylaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi direnişçileri]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Demokratik Cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[ikrar]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Meydanevi]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[pirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[seçim süreci]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni-Alevi ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslam sentezi]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu din dersleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/</guid>

					<description><![CDATA[‘Ulu mahşer günü olur divan kurulur Suçlu, suçsuz gelir anda derilir Piri olmayanlar anda bilinir Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ (Pir Sultan Abdal) Türkiye’de seçim süreci ile birlikte dört bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>‘Ulu mahşer günü olur divan kurulur</em><br />
<em> Suçlu, suçsuz gelir anda derilir</em><br />
<em> Piri olmayanlar anda bilinir</em><br />
<em> Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’</em> <strong>(Pir Sultan Abdal)</strong></p>
<p>Türkiye’de seçim süreci ile birlikte dört bir yandan Alevilerin CHP bünyesinde toparlanması için kampanyaların başladığını görmekteyiz. Aleviliğe yönelik AK Parti ve Başbakan tarafından rahatsızlık veren söylemlerin bilinçli ve sistematik bir şekilde sarf edilmesinin karşısında, CHP’nin bir sığınak olarak resmedilmesi süreci bir devlet politikası olarak yürütülmektedir. Bu süreç Alevilerin varlıkları görünmeden ve de benimsenmeden sürmektedir. Devletin ‘Sünnileri kendi çatısı altında toplama partisi’ AK Parti ve devletin ‘Alevileri kendinde barajlama partisi’ CHP, Alevi siyaseti konusunda hemfikir bir tarzda yol almaktadırlar. Herkes kensine verilen rölü oynamaktadır.</p>
<p>Alevi değerlerinin varlığının önemsenmediği bir sürece daha tanıklık etmekteyiz. Örneğin Alevi oylarının yoğunlaştığı iddia edilen CHP tarafından Alevi kimliğinden dolayı kimse önemsenerek, ciddiye alınarak aday gösterilmemiştir. Buna karşın CHP bünyesinde MHP’li adaylar, cemaatçi adaylar, tüm kritik noktalarda aday gösterilerek sağ ve faşist eğilimler sosyal demokrat kisvesi altında bir daha iktidara taşınmak istenmektedir.</p>
<p>AKP, CHP’nin muhalefette kalması için çalışırken, CHP ise AK Parti’nin iktidarda kalması için çabalamaktadır. CHP’nin seçim sürecinde gösterdiği adaylar bu seçimde iddalı olmadığının kanıtıdır. İstanbul, Ankara, Hatay gibi illerde gösterilen adaylar klasik CHP’yi dahi temsil etmemektedir. Kendisini Gezi sürecinin Partisi olarak lanse etmeye çalışmış ise de, seçim sürecinde Gezi direnişçilerinin talebi olan Demokratik Kent Yönetimleri göz önünde bulundurulmamıştır. Görmek bile istenmemiştir. Klasik belediyeciliğin rant, iktidar, para çemberinde yürüyen anlayışın devamcısı olacağını tercihleriyle göstermiştir. Bu anlamda tüm adaylar, Türk- İslamcı bir karakter arz etmektedirler. Bu da Kürtlerin, Alevilerin, devrimcilerin yok sayılması, ciddiye alınmaması, kimliksel varlıklarının önemsenmemesi anlamına gelmektedir. Söylem düzeyinde ve pratik hayatta İmam Hatipler ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili meseleler; zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması gibi konular, devlet merkezli hiçbir siyasal partinin gündeminde değildir.</p>
<p>Devlet politikalarının değişik renklerdeki savunucuları ve örgütleyicileri açısından Aleviler ‘korkutularak oyları gasp edilmiş ve asimilasyonla sünnileşmeye mahkum edilmiş seçmenler’ olmaktan öte bir anlam ifade etmemektedir. Aynı bakış açısıyla Alevilik, cumhuriyetin kuruluş ideolojisine uygun bir şekilde -Türk- İslam senteziyle- yok sayılarak, varlığı hiçbir şekilde tahammül edilemeyen bir inanç olarak ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Aleviler ile Alevilik arasındaki derin ayrışma, bu politik kesimlerin Aleviler üzerinden rahatça istediklerini yapmaya fırsat vermektedir. Onun içindir ki devletin temel politikası Aleviliğin yok edilmesi; Alevilerin ise benzeştirilerek Türk- İslamcı sentezin malzemesi, yedeği haline getirilmesidir.</p>
<p>İşte böylesine bir süreçte yürütülen yok etme ve asimilasyon sürecine karşı direnen, varlığını cılız da olsa hissettirmeye başlayan, ‘Yaşayan Aleviliğe’ karşı amansız bir saldırı kampanyası geliştirilmektedir. Birçok kesim cemevleri merkezli Aleviliğin devlet bünyesi ile bütünleşmesinin zamanı geldiğini, bu yapılamazsa Aleviliğin kendi değerleri ile buluşarak devlete problem olacağını söyleyip akıl vermektedir. Kimileri, artık Aleviler için gerekli adımlar atılmazsa, Alevilerin yeni bir din ile ortaya çıkabileceklerini söyleyerek, hedef göstermektedir. Bu saldırılar, geldiği cephe açısından anlaşılırdır. Anlaşılamayan ise, Türk- İslam sentezine ve CHP’nin inkarcı asimilasyoncu politikalarına Alevileri mahkum etmek isteyen ve kendine ‘aydın’ diyen kimi çevrelerdir.</p>
<p>Bu gibi çok sayıda çevrenin nereden beslendiği bilinmektedir. Türkiye’nin yeniden dizayn edilmesi sürecinde Alevileri dizayn etmekle görevli kimi doçent, doktor, prof, öğretim üyesi sıfatlı devlet kadroları Alevilerin algısını yönlendirme mücadelesi içine girmişlerdir.</p>
<p>Bunun temel sebebi yaşayan Aleviliğin kendisini var etme sürecinde yarattığı özgürlükten, demokrasiden ve insan haklarından yana olan tavrıdır. Yaşayan Aleviliğin müttefiki ve ittifakları eşitlikçi, paylaşımdan yana, özgürlüklerin teminatı olan, halkların demokratik hareketidir. Gezi sürecinde öznesi olan ‘kendimi ve kentimi ben yönetmek istiyorum’ diyen ‘Halkların Demokratik Cephesi’dir. Ve bu cephenin devletçi Türk- İslamcı kesimleri korkuttuğu gün gibi açıktır. Hiçkimse, hiçbir gerekçe ile Alevileri katillerine oy vermeye davet edecek kadar kirli olamaz, pişkin olamaz. Alevilere bundan daha kötü ve daha ahlaksızca birşey dayatılamaz. Maraş’ın kanı kurumamıştır. Deniz’lerin, Mahir’lerin, İbrahim’lerin Mazlum’ların kanı ellerinde olanlar, Alevi toplumunun içinde elini kolunu sallayarak gezemez, gezdirilemez. Böyle bir utanca Alevilerin ortak olması düşünülemez. Korkularla siyaset yapılmamalı, korkudan katillere boyun eğilmemelidir. Korkmamak Alevi olarak kalabilmek, değerlerine sahip çıkabilmektir. Binlerce yıldır değerler topluluğu olarak var olan Alevilik; yoluna, atasına, insanına sahip çıkmayı sürdürecektir. Alevi olmanın şartı, Alevilik ve onun değerler dünyasının parçası olabilmektir.</p>
<p><strong><em>‘Geldiğiniz hak kapısı. Durduğunuz Mansur darı. Döktüğün varsa doldur. Ağlattığın varsa güldür. Yıktığın varsa kaldır. Gelme gelme! Dönme dönme! Gelenin malı, dönenin başı bu yolda! Gördüğünü ört, görmediğini söyleme. Sen sana sahip ol, seni senden aldık sana verdik.’ ‘Bu yol uzun bir yoldur gidemezsin. Demirden çarıktır giyemezsin. Demirden leblebidir yiyemezsin. Ateşten gömlektir giyemezsin! Geldin gördün. Gelme gelme, dönme dönme. İkrarını bozarsan ikrarın boynuna kement olsun mu? İkrarınızdan dönmeyeceğinize dağlar, taşlar, ağaçlar şahit olsun mu? Ay gün şahit olsun mu? Gece ve gündüz şahit olsun mu? Ayin-i cem erenleri şahit olsun mu?’</em></strong> (dar gülbangından) Gerçeğe hü!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Utan, unutma (3K)</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:15:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[çok kültürlülük]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[derin devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Elbistan]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon avukatlığı]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlik mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi olayları]]></category>
		<category><![CDATA[halkların kardeşliği]]></category>
		<category><![CDATA[kanlı siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[katliam anmaları]]></category>
		<category><![CDATA[katliam sorumluları]]></category>
		<category><![CDATA[katliamın etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kırıkhan]]></category>
		<category><![CDATA[Koçgiri katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ebussuud]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Ökkeş Kenger]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı fetvası]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[sol kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal direniş]]></category>
		<category><![CDATA[unutulmaması gerekenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/</guid>

					<description><![CDATA[“yadeller, uy amman amman bu nasıl maraş, bu nasıl maraş ağam ağam kızıl kan içinde can veren kardaş kardaş kalk gidelim, yoldaş kalk gidelim, bizim eller kırçıllıdır geçilmez yollar çamur&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“yadeller, uy amman amman<br />
bu nasıl maraş, bu nasıl maraş<br />
ağam ağam<br />
kızıl kan içinde can veren kardaş<br />
kardaş kalk gidelim,<br />
yoldaş kalk gidelim,<br />
bizim eller kırçıllıdır geçilmez<br />
yollar çamur kurusun da gidelim<br />
buradan gidelim oy oy oy”</em></p>
<p>“Kızılbaşların topluca öldürülmeleri elbette dinimize göre helaldir. Bu, en büyük, en kutsal savaştır&#8230; Bu yolda ölmek de şehitliğin en ulusudur” diyen Osmanlı şeyhülislamı Mehmet Ebussuud el-Îmadi’nin 16. yüzyılda Alevileri hedef alan fetvası, MHP suretiyle 1978 de Maraş’ta yeniden can buldu. Suret MHP idi, ruhu ise derinlerde olan devletti. Herkes biliyordu, hemfikirdi. Yıllar gizli çekmecelerde katliamı deşifre etse de, zaman aşımına uğramış kanlarımızın katilleri, aramızda dolaşmaya devam ediyor. Pişkince, işledikleri her cinayet için ödüllendirilmiş kirli ruhları, kirletilmiş düşkün taifesini de içine katarak, dünyanın en çirkin insanı yaratılıyor. Onlar “şereflerini de” kaybedenler oluyor&#8230;</p>
<p>Şerefini kaybedenler, utanmıyor. Utanmadığı için, “Ben MHP’liyim” bile diyebiliyor. Utanmadığı için, Pir Sultan köpeklerinin bile itibar etmediğine inandığımız harama -beş kuruşa- yalanıyor. Elbistan’da, Maraş Katliam’ının gizli ortağı CHP’nin çağrısıyla “aşiret” -Alevi- oylarıyla iki dönem belediye başkanlığını MHP’ye kazandırabiliyor. Utanmayanlar halkası yayılıyor&#8230; Katillerimizden iyi adamlar çıkarma sevdası, kirli yüzümüzü örten bir maske oluyor. Ruhunu katilline satmış bedenler her katliamda daha da artarak aramızda dolaşıyor&#8230;</p>
<p><a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2013/12/maras_seyadil_mezarligi.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a>Koçgiri, Dersim, Elbistan, Kırıkhan, Malatya, Sivas, Çorum, yine Sivas, Gazi&#8230;</p>
<p>Ve onlar bizden aldıkları kanla -oylarla- Ergenekon’a avukatlığa soyundu. Gözlerimizin içine bakarak “Dersim’de analar ağlamasın denilmedi” dedi. Birileri de Maraş Katliam’ının baş sorumlusu gösterilen Ökkeş Kenger’i, Alevilerin derdine derman olsun diye sofralarına çağırdı. Katillerden milletvekili, bakanlar çıkardı.</p>
<p>Bizse, kadın, çocuk, yaşlı, genç yüzlerce Alevi vahşice katledilerek üretilen korku siyasetini örgütlemek için, emeğimizi katillerimize katık ediyoruz. Hoşgörü hikâyeleri anlatıp, acizliğimizi allayıp, pullayıp ancak kendimizi satıyoruz. Ayıp artık&#8230;</p>
<p>Bakalım bir daha Maraş’ın resimlerine! Utanalım ki, unutmayalım kim olduğumuzu.</p>
<p>Kim olduğumuz!&#8230; Üç kelimede saklı olan, Maraş’ta kanla gömülmek istenen&#8230;</p>
<p><strong>Maraş’ta katledilmek istenen Kürtlüğümüzdü&#8230;</strong></p>
<p>Sonuna kadar, bildiğimiz dilimizin döndüğü kadar Kürtçe konuşarak, varlığımızı her alanda hissettirmek, katledilen insanlarımıza sahip çıkmaktır. Katliama mantığına karşı büyük bir direniştir.</p>
<p><strong>Maraş’ta katledilmek istenen Aleviliğimizdi&#8230;</strong></p>
<p>Sonuna kadar ikrarımıza sadık kalarak, pirlerimizin, dedelerimizin kelamlarından, deyişler, semahlar dönerek, onları yücelterek, onlarla yücelerek, Aleviliğimizi çocuklarımıza miras olarak aktarmak suretiyle varlığımızı sürdürmek, katillere verilecek en büyük cevaptır.</p>
<p><strong>Maraş’ta katledilmek istenen sol yanımızdı&#8230;</strong></p>
<p>Soldan hayata bakmak ve onun değerler toplamı içinde kimliklerimizi yaşatmak, çok kültürlü, demokratik ve eşitlikçi birlikte bir hayatın varlığını yaratmak, bizleri yok etmek isteyenlerin suratına inmiş bir tokattır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevilere Yönelik Saldırılar Devam Ediyor</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevilere-yonelik-saldirilar-devam-ediyor-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevilere-yonelik-saldirilar-devam-ediyor-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:10:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi cemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi demokratları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi destekçileri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hak savunuculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ibadetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilciliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumunun korunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi zikirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi zulmü]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi güçleri]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[faşist saldırılar]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm projeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş anma]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal adalet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevilere-yonelik-saldirilar-devam-ediyor-2/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Salma dil gemisin engine aşık Onu fark edecek bir can bulunmaz Her yerde bahşetme sırrı hakikat Ali çoktur Şahı Merdan bulunmaz&#8221; (Aşık Turabi) Geçmişin resmi tekrar çiziliyor katliam ve vahşet&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;Salma dil gemisin engine aşık<br />
</em><em>Onu fark edecek bir can bulunmaz<br />
</em><em>Her yerde bahşetme sırrı hakikat<br />
</em><em>Ali çoktur Şahı Merdan bulunmaz&#8221; </em><strong>(Aşık Turabi)</strong></p>
<p>Geçmişin resmi tekrar çiziliyor katliam ve vahşet hatırlatılıyor. Sivas’ın Çorum’un, Maraş’ın ev işaretlenme ve sonrasında saldırıya maruz kalma biçiminde vukuu bulan olayları Adıyaman’da tekrarlanacak deniliyor. 2012’den bu yana dördüncü kez Adıyaman’da evler işaretleniyor. Üç işaretlemenin failleri ortada yok iken bir işaretlemenin tanıdık failleri yakalanıyor. Maraş’ın 3 hilalli katillerinin Adıyaman’daki iki tanesi suç üstü yapılırken birisine 8 ay diğerine 1 yıl olmak üzere ertelenmiş güya ‘cezalar’ veriliyor. Devletin kollayıp koruduğu, tehdit ve saldırı için hazır hale getirdiği bu güruh şimdi Adıyaman’da Alevilere saldırmaya hazırlanıyor.</p>
<p>Sivas’ta Maraş ve Çorum’da Alevi yerleşim bölgelerinin boşaltılması bu alanların sivil faşistler eline bırakılma uygulaması bugün Adıyaman’da hayata geçiriliyor. Çünkü Adıyaman; Dersim ve Hatay’dan sonra Alevilerin toplu olarak yaşadıkları bir Alevi kentidir. Otantik Aleviliğin değerlerini Maraş gibi Kürt kimliğiyle birleştiren diri bir bölge. Cumhuriyet projesine aykırı görülen bir Alevi bölgesidir. Nüfusun dağıtılarak etki alanının Kürt-Alevi kimliğinin bir temsiliyetinin daha ortadan kaldırılmak istenmektedir.</p>
<p>Adıyaman Alevileri tüm asimilasyon ve yok etme politikalarına rağmen ibadetlerini, zikirlerini, cemlerini kendi anadilleriyle yapmaktadırlar ve Kürt Alevi kültürünün dünden bugüne taşınmasında ciddi bir temsiliyete sahiptirler. Kürt alevi inkarına karşı, yaşayan Aleviliğin bir cevabı olarak korunmaktadır. Bugün hedef alınan aynı Maraş gibi; Maraş katliamının yıldönümünde yakın zamanda yapılan bu işaretlemeler, bu kimliğe ve Alevi inancına karşı saldırganların, nasıl bir pozisyon içerisinde olduğunun da göstergesidir. Adıyaman’da yapılmak istenenlerle Maraş katliamının altında yatan nedenler örtüşmektedir. Aynı amaç ile kapılar işaretlenmekte ve Maraş’ı teslim almanın en etkili yolu olan göçe zorlamanın Adıyaman’a da dayatılması hedeflenmektedir. Kentsel dönüşüm projeleri salt mimari düzenlemelerden ibaret tasarımlar değildir.Kentler yaşayan, nefes alan, değişen ve dönüşen toplusal alanlardır. Şehirlerin ruhları vardır. Sivas’ın, Maraş’ın, Çorum’un ruhu ırkçı-faşist bir resme büründürülmüş ve diğerlerinden arındırılmış, insansızlaştırılmıştır. Bugün Adıyaman olayında görünen fotoğraf da budur. Adıyaman, Kürt-Alevi-Demokrat insanından arındırılarak ruhsuzlaştırılmak istenmektedir.</p>
<p>Bu  saldırı küçümsenecek bir olay değildir. Hükümetin kurguladığı gibi üç-beş kendini bilmez çocuğun işi, hiç değildir. Bu kadar derin ve korkunç sonuçları olan bir durum karşısında takınılan tavır da bu çevrelerin niyetiyle ilgilidir. Kürt açılımı, Kürt’lere yönelik yeni baskı politikaları ve şiddet getirirken, Alevi açılımı adı altında yapılanlar da her alanda Alevileri hedefe koymaya başlamıştır. Alevilere yönelik ağza alınmayacak söylemler başta iktidar olmak üzere bir çok kesim tarafından kullanılmış ve yaygınlaştırılmıştır.</p>
<p>Onun içindir ki Adıyaman’daki mesele lokal bir durum değil, aksine, tüm demokrasi güçlerini ilgilendiren bir toplumsal saldırıyı içerisinde barındırmaktadır. Buna sessiz kalmak ve sıradanlaştırmak sorumsuzluktur. Alevi toplumunun kendisini yalnız hissetmesi ve öyle davranması siyasetin yanlışların da doğmasına vesile olacaktır. Aleviler saldırıya maruz kaldıklarında yanlarında olmayanlar Alevi değillerdir ve söz söyleme hakkına da sahip olamazlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevilere-yonelik-saldirilar-devam-ediyor-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sana niyaz ettik ya pir</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/sana-niyaz-ettik-ya-pir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/sana-niyaz-ettik-ya-pir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 08:50:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi aşkı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi cemiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dervişleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi erenler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kökenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Pirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ritüelleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi sofrası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi türküleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kute]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa’daki Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[cemaat]]></category>
		<category><![CDATA[Dervişlerin izleri]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Ana]]></category>
		<category><![CDATA[Fakir İsmail]]></category>
		<category><![CDATA[Geleneksel müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Hemî Tazı]]></category>
		<category><![CDATA[Kayıp mekanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe deyişler]]></category>
		<category><![CDATA[Mecnun ve Leyla]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Pirlerin öğretileri]]></category>
		<category><![CDATA[Semsûr]]></category>
		<category><![CDATA[Semsur’daki kayıplar]]></category>
		<category><![CDATA[Semsur’un kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Seyit Rıza]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi izler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel acılar]]></category>
		<category><![CDATA[tembur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/sana-niyaz-ettik-ya-pir-2/</guid>

					<description><![CDATA[“Çum diyarî semsure / tinga tinga denge tembure” Yoldayız… Yollardayız. 1980 sonrası başlayan bu coğrafyanın aydınlanma sürecinde kendimizi arıyoruz. Yasaklanan, ortadan kaldırılmak istenen kendimizi kaybettiğimizi düşündüğümüz mekânlarda, zamanlarda arıyoruz. Ateşe&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><i>“Çum diyarî semsure / tinga tinga denge tembure”</i></p>
<p>Yoldayız… Yollardayız. 1980 sonrası başlayan bu coğrafyanın aydınlanma sürecinde kendimizi arıyoruz. Yasaklanan, ortadan kaldırılmak istenen kendimizi kaybettiğimizi düşündüğümüz mekânlarda, zamanlarda arıyoruz. Ateşe pervane olmuş kelebekler gibi kendi etrafımızda çarka durmuşuz. Avrupa’nın değişik ülkelerinden, metropollerden ve üniversitelerden gelen, ellerinde kameralar, teypler, sırtlarında küçük çantaları olan, akın akın kaynağına dönmeye çalışan onlarca, yüzlerce genç ile birlikte, kendimize dair bir kelam, resim, tarihi bir iz aramaktayız. Alandayız.</p>
<p>Deryada kaybolmuş damlaların izini sürmekteyiz. Tarihin en derin acılarına dalmaktayız. Bir Dersim, Semsur, Gurgum, Melatî, Olbıstan, Erzingan … olmaktayız. Her karesinde bir kaybın, kaybettirilenin izine rastlamaktayız. Her bulduğumuz zerrede aşkı yaşamaktayız.</p>
<p>Aşk ile…</p>
<p>Aşk ile yollara koyulmuş dervişlerin izcileri, çocukları binlerce yıllık geleneklerin, deyişlerin, türkülerin ardından bize gelen ve duran zaman koridorunda yol almaktayız. Ritmik dansların, duman altı sohbetlerin, muştulu bilginlerin sofrasındayız. Cellâda inat, yaşama pervane olmuş tarihin içindeyiz. Semsur’dayız…</p>
<p>“Offf of… Ne xoş buradasınız, değil mi?”</p>
<p>Biz oradayız. Onlar zaten orada. Bizi biz olmaya davet etmekteler. Yüzlerindeki derin çizgilerinde binlerce yıllık sırrı saklarlarken, kalenin burçlarında bayrak gibi nöbetteler. Gecenin içindeler. Gecenin sahipleriler. Gündüzün mağdurları, biçareleri, dervişleri, delileri, lalları, hamalları…</p>
<p>Gecenin efendileriler… Temburun efendileri, aşk ile niyaza durmuş Semsur. Her yanın ateş, ateşgahların aydınlattığı mekânların ülkesi… Sana geldik, sana niyaz ettik ya pir. Varlığından, ateşe pervane olmuş gençleri mahrum etmeyesin… Bilginden, derdinden… Ali Kute’den, Elif Ana’dan, Fakir İsmail’den, Niyazi Baba’dan, Hemi Tazi’dan … Eyvallahhhh… Eyvallah… Tüm erenler, evliyalar .. Çok xoştur… xoştur…</p>
<p>Yok, yok, yok, yok…</p>
<p>Derdin dermanı pir’in ışığından başka, yola ikrar vermişlerin cemaatinde, cemalinde, “ne güzel, ne güzel Hüseyin de burada, Seyit Rıza’da” &#8230; Eyvallah, eyvallah… Başkaca yok yok yok yok…</p>
<p>O ne xoştur, Kürtçe’dir ki; tamburun sesine eşlik eder. Erenlerin kelamını söyler. Derdimin dermanını söyler. Söylerde bizi biz olmaktan alır, bizi biz yapan olur. Atam olur, anam olur… Semsur kelam olur…</p>
<p>Ey kendini arayanlar, dervişler, evliyalar… Dört bir yana çil yavrusu gibi dağılanlar… Ses verin pirlerin sesine, davetine… gel gel oldu viran bağlar…</p>
<p>Çok xoştur, Semsur’da dara durmak, darda durup aşka pervane olmak. Pervaza durmuş canlar, niyaza durmuş canlar, dara durmuş canlar gel gel… Gel de gör pirini, gel de gör nicedir haller… “Ben olmuşum Mecnun, pirim de Leyla, Mecnun Leyla’sını bulmaz mı dostum” …</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/sana-niyaz-ettik-ya-pir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalnızlığa terk edilmiş bir tarih: Harabati</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/yalnizliga-terk-edilmis-bir-tarih-harabati-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/yalnizliga-terk-edilmis-bir-tarih-harabati-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 08:50:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AHİM]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi birlikteliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Dergâhları]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ibadet yerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi misyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ocakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi statükoculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tekkeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilikte öz ve biçim]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Baba Mondi]]></category>
		<category><![CDATA[Bektaşi dervişleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bektaşi tekkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bektaşilik]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Evi]]></category>
		<category><![CDATA[dedebabalık]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[Hacıbektaş]]></category>
		<category><![CDATA[Harabati Baba Tekkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalkandelen]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Ohri Çerçeve Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Şar Dağları]]></category>
		<category><![CDATA[Sersem Ali Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Server Ali Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni-Bektaşi anlaşmazlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Tetovo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/yalnizliga-terk-edilmis-bir-tarih-harabati-2/</guid>

					<description><![CDATA[Varam haber soram garib bülbüle Kokusunu söyler her dem bu güle Sersem’im niyazı hemen bu yola Ey güruh-u naci size aşk olsun (Sersem Ali Baba) Dün Aleviler için önemli bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Varam haber soram garib bülbüle<br />
Kokusunu söyler her dem bu güle<br />
Sersem’im niyazı hemen bu yola<br />
Ey güruh-u naci size aşk olsun </em><strong>(Sersem Ali Baba)</strong></p>
<div>
<p>Dün Aleviler için önemli bir merkez olan Harabati Baba Bektaşi türbesindeydik. Bir kale duvarını andıran girişin arkasında yalnızlığa terkedilmiş bir tarih yatıyordu. Sırtını Şar Dağları’na yaslayan tekkenin duvarlarla çevrili külliyesinin büyük ve gösterişli bir giriş kapısı var. Kapısı üzerinde kule bulunuyor. Tekke, 1538 yılında Sersem Ali Baba veya Server Ali Baba adlarıyla anılan Bektaşi babası tarafından kurulmuş. Tekkenin kurucusu olan Server Ali Baba, Kalkandelen’e (Tetovo) gelmeden önce Bektaşilik’te “dedebabalık” makamını kuran ve 1520’de ilk dedebaba olarak Hacıbektaş’taki dergâhta bu posta oturan kişi.</p>
<p>Bugün Baba Mondi tarafından temsil ediliyor. Hikayesi ise Alevilerin ortak kaderiymiş gibi, yıkım, baskı ve direnişlerle dolu. 1945 yılında dergâh kapatılmış. 1948 yılında eşkıyalar tarafından yakılmış. Ayrıca, Yugoslavya döneminde, tamir edilerek turistik tesise dönüştürülmüş. İçinde otel, lokanta, disko olarak işletilmiş. Yugoslavya’nın dağılması ile 1992’de dergâhın Kış Evi ve Meydan Evi gibi bazı bölümleri yeniden açılarak dergâh canlandırılmış. 2001’deki Ohri Çerçeve Antlaşması’ndan sonra otel, restoran olarak kullanılan bölümler kapatılmış. 2003 yılında dergâhın kullanımı konusu Sünni Birliği ve Bektaşi Birliği arasında dava konusu olmuş. 2010’da bazı bölümleri Sünniler tarafından şiddet yoluyla ele geçirilmiş ve meydan evi Mescit olarak kullanılmaya başlanmış. Ve görünen o ki, bu gerginlik devam etmekte.</p>
<p>Baba Mondi’nin dervişleri Harabati Baba Tekkesi’nin tarihteki rolünü geri sağlamak için mücadele vermekteler. Derviş Abdülkadir Bakiri tek başına dergahta hizmet eri olarak kalmakta. Bektaşilere özgü bir kendine güvenle, “Burayı terk etmeyeceğiz. Bektaşilerin olanı geri alacağız” diyor. Türkiye’den, Avrupa’dan bir çok Alevi Bektaşi kurumunun temsilcisi, başkanı ziyaret etmiş tekkeyi. Bolca fotoğraf çektirmiş. Lakin geride sadece anıları kalmış. Türkiye’deki Bektaşi dergahlarının kaderiyle aynı kaderi paylaşmış. Vakıf malları devlet tarafından kamulaştırılmış. Harabati Baba Tekkesi devrişleri Avrupa Birliği nezninde de malların geri alınması için girişimde bulunmuş. AHİM’de dava açılmış ve davanın sonucunu beklemekteler.</p>
<p>Alevilerin rolleri ne olursa olsun kendi tarihlerine sahip çıkmaları, kendilerine sahip çıkmaları anlamına gelir. Eğer tarih viraneye dönmüşse, demek ki o tarihin sahipleri de viranedir. Alevilerin-Bektaşilerin içinde bulundukları durum, bu tür kurumlarına, geçmişlerine sahip çıkamamalarıyla da ilgilidir. Aleviler için yeni ibadet yerleri inşa etmekle övünenler tarihlerini böyle sahipsiz bırakabiliyorlsa, bu samimiyetsizlik olarak geri dönmekte, toplumsal hafızada asimilasyon olarak şekil bulmaya vesile olmaktadır.</p>
<p>Bu niyete bağlı bir durumu da işaret etmektedir. Alevi ocakları, dergahları, tekkeleri zaviyeleri terk edilerek yerlerine ‘Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Evi’ kurulmaktadır. Bu Alevilerin, Bektaşilerin kendilerini kendi eliyle yok etme, değiştirme, egemene benzeştirme sürecinin başarılı olduğunun ifadesi olmaktadır.</p>
<p>Aleviliğin içini boşaltarak, geçmişle bağlarını kopararak yeni bir Alevilik yaratılmak istenmektedir. Bu yaratılan Alevilik özünden, geçmişinden kopmuş bir Alevilik resmi olarak görünmektedir. Öz ile biçim ayrılmakta, özünden kopmuş olanlar, Aleviliğin özünden ayrılanlar, Aleviliğin tarihsel misyonuna ihanet edenler, egemenlerin şekilci, inkarcı, içi boş yaşam biçimini Alevilere dayatmaktadırlar. Bunlar Aleviliğin eşitleyici, demokratik, paylaşımcı yanını hiçleştirerek, haftada bir ceme giden insanlar düzeyine çekerek, bitirmek istemektedirler.</p>
<p>Bazıları Aleviliği devrişler, erenler yolu olmaktan çıkararak sistemin parçası haline getirmek için çalışmaktadırlar. Son dönemlerdeki tartışmalarda Alevilerin kendisine ait bir tavır geliştirememiş olmasını, Ergenekoncu ve statükocu manipülasyona açık durmasını, bu tarihiyle olan bağının kopmuş olmasıyla izah etmek mümkündür. Şeklen “Alevi” olmak gibi bir olgunun toplumda gelişmesiyle ilgilidir. Şeklen Alevi olanlar, egemen inancın bakış açısını Aleviler üzerinde bir metot olarak örgütlemeye, Aleviliği var eden tüm değerleri ise yok etmeye başlamıştır.</p>
<p>Alevilerin kendilerini yeniden var edebilmesi için elinde kalmış olan (sayıları çok az olan) dergâhlarına, ziyaretlerine sahip çıkmaları gerekmektedir. Bu kurumların tarihte oynadıkları, olumlu- olumsuz rollerinden dolayı hesap vermeyi de bilerek hakikat için yol alınmalıdır. Bizim olanların doğru bir tarih süzgeçinden geçirilerek çocuklarımıza miras bırakılması gerekmektedir.</p>
<p>Harabati Baba Tekkesi de elimizde kalan önemli merkezlerden biridir. Ona sahip çıkmak, erenlerin emeklerini nurlamak için, hak yolunda, hak olmak için, “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” diyen Mevla’nanın nasihatına kulak verelim&#8230;</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/yalnizliga-terk-edilmis-bir-tarih-harabati-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Newroz Mesajı Alevilerin özgürlük mücadelesidir</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 08:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi aydınlanması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimlik arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimlik savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kökenli yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürel mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Kürt işbirliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Önderleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgürlük mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi politik aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi politikası]]></category>
		<category><![CDATA[alevi sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarihi çarpıtma]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi uyanışı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Hallac-ı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist aydınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalizm ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklar meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt özgürlük hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[madımak katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Nesimi]]></category>
		<category><![CDATA[Şah Hatai]]></category>
		<category><![CDATA[Seyit Rıza]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tekke ve Zaviyeler yasası]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeri ve Bektaşilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/</guid>

					<description><![CDATA[“Kırklar meydanına vardım Gel beru ey can dediler İzzet ile selam verdim Gel işte meydan dediler” (Şah Hatai) Biz Alevilerin en temel sorunlarından bir tanesi, adımıza hep başkalarının konuşuyor olmasıdır.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Kırklar meydanına vardım</em><br />
<em>Gel beru ey can dediler</em><br />
<em>İzzet ile selam verdim</em><br />
<em>Gel işte meydan dediler”</em> <strong>(Şah Hatai)</strong></p>
<p>Biz Alevilerin en temel sorunlarından bir tanesi, adımıza hep başkalarının konuşuyor olmasıdır. Cumhuriyet sonrası giderek derinleştirilen bu durum, uzun yıllar sonra Aleviler arasında da olur bulmuştur. 90’lı yıllardan sonra ilk kez Alevi kelimesini de kullanarak örgütler kuran bizler, bu durumu halen aşmış değiliz. Son günlerdeki tartışmalar göstermiştir ki; halen kendi adımıza konuşmaktan uzağız.</p>
<p>Kendimiz konuşmuyoruz. Kendimizi ifade edemiyoruz. Egemenlerin yazdığı tarih üzerinden olaylara bakıyoruz, egemenlerin bizlere biçmiş olduğu rölü aşamıyoruz. Bu durum Aleviler üzerinden siyaset yapan kesimlerin pervasızlaşmasına, hattini aşarak bizlere akıl verip yönlendirmesine vesile olabiliyor.</p>
<p>Cumhuriyetin yartmış olduğu dehşet ortamı ve Alevi katliamları sonrası sağladığı askeri, baskıcı hakimiyet karşısında Aleviler büyük bir suskunluğa bürünmüşlerdir. Üzerlerine ölü toprağı serpilmiştir. Sunni kökenli Kemalist Türk Aydınları bu durumu kullanmış ve içinden geldikleri toplumsal yapıyla hesaplaşmanın bir aracı olarak Alevileri kullanmıştır. Kullanmanın tüm imkanlarını sistem sağlamış ve desteklemiştir. Bu durum uzun yıllar devam etmiştir. Giderek Aleviler içerisinde de derin sistemle işbirliği içerisinde faaliyet yürüten ekipler çıkarılmıştır. Yıllara varan asimilasyon ve devşirme çalışmaları sonrasında yaratılanlar, Alevi örgütlenmesinin en büyük sıkıntısı olarak bügüne gelmiştir. Bu kesimler üzerinden yürütülen idolojik politik yönlendirme sistemle bütünleştirme çalışmaları devam etmektedir.</p>
<p>C<a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2013/03/newroz2.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a>umhuriyetle birlikte Alevi önderlerleri Alevi inancına emek verenler önemsizleştirilirken, toplumsal güvensizliğin, kendine inançsızlığın ürünü olan Kemalist aydınların arkasına saklanma bir yaşam biçimi olarak dayatılmıştır. Son yıllara kadar medyada Alevi kökenli aydınların, yazarların açıklamalarını görmek mümkün değildi. Alevi kelimesini en çok kullananlar aslında Aleviliğide kabul etmeyen, ama onu kendi menfaatlari için bir sosyal dayanak haline getirmek isteyen kesimler oldu. Bu kesimlerin yazdığı, yanlış niyete bağlı tarih, Alevi tarihi olarak yansıtılmaya kabul ettirilmeye başlandı. Kısaca bugün derin devletin tarih anlayışı içerisinde Alevilere biçilen rol ne idi ise Aleviler bunu benimser bir noktada tutulmaya çalışıldı.</p>
<p>Alevi uyanışının önüne Sünni Kökenli Kemalist Türk aydınları eliyle barajlar kuruldu. Aleviliği yasaklayan ve bugün Alevilerin asimilasyonunda temel röl oynayan Tekke ve Zaviyeler yasasını bile Alevilere savunduracak kadar tarih ve politika algısı çarpıtıldı. Alevilik unuturulmak istendi &#8230;</p>
<p><strong>KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ VE ALEVİLER</strong></p>
<p>Bu kader Kürt siyasetinin ortaya çıkışı ile değişti. Alevilerde, Türkiye’de ötekileştirilen, baskı ve asimilasyona tabi tutulan tüm kesimler gibi, Kürt siyasetinin gelişmesine paralel doğan özgürlükçü ortamda kendilerini ifade etme şansını yakaladılar. Kürt siyesetinin dayatttıgı özgürlükçü ortam her kesimde yankısını buldu. Alevilerde kendisini kendi kimiliğiyle, adıyla ilk kez 90’lı yıllarda ifade etme imkanını yakaladı. Kürtlerin özgürlük hareketi ilk yankısını da Aleviler içinde buldu. Maraş, Antep, Adıyaman Alevilerin uyanış merkezleri olarak tarihdeki yerini aldı. Maraş katliamı bu uyanışa karşı derin devletin cevabı oldu. Katliamın hedefinde Kürdistan Devrimcileri vardı. İşte, Maraş katliamını kendilerine karşı yapılmış kabul eden Kürdistan Devrimcileri’nin derin devlete, katliamcı güçlere verdiği cevap bugünkü Kürt Özgürlük Harekatını yarattı.</p>
<p>Kürt özgürlük harekatı Maraş katliamına karşı direnişin, mücadeleyi yükseltmenin, asimilasyona, inkar ve imhaya başkaldırının adıdır. Katliamlara karşı sorumluluğun ifadesidir. Onun büyük emekçisi Mazlum Doğan direnişe çağrıdır. İnsanlığa davettir. Kutsal bir abide olarak tüm Kürtlerin yüreğinde taht kurmuştur. Milyonların toplandığı Newroz alanları hep ama hep Mazlum Doğan’dır. Bunu görmeden Kürt siyasetinin atığı adımları anlamak mümkün değildir.</p>
<p>Anlamak için tarihi doğru okumak gerekir. 2 Temmuz’u doğru okumak gerekir. Madımak katliamı Alevi uyanışının barajlanması, suyun akışının yön değiştirilmesiydi. Bu baraj, bu yol değişikliği kime yaradıysa bu katliamda onların parmağı vardı. Derin yapıların, derin ilişkilerin ürünü idi Sivas. Kimse dönüp sorgulamadı. Sorgulayanlar da hep sokakdaki gürühla kaldı. Bizlere de korkular salındı, slogan attırıldı; “Mollalar İrana”</p>
<p><strong>NEWROZ&#8217;LA BAŞLAYAN YENİ ÖZGÜRLÜK HAMLESİ</strong></p>
<p>Bu slogan ne kadar Alevilere ait olabilirdi ki; “Mollalar İrana” diye slogan atanlar bugün Suriye’nin, İran’ın “Alevi” olduğunu keşfettiler. Alevilere bu sloganı attıranlar, atmak durumunda bırakanlar şimdi de Alevileri Suriye ve İran’a sahip çıkmaya çağırmaktadırlar. Aynı kesimler Alevileri, Ulusalcı Kemalist, Ergenokoncu siyasetin bir malzemesi haline getirmek için her türlü yalana başvurmaktadırlar. Aleviler adına konuşmakta, onların temsilcileriymiş gibi davranarak kamuoyunu manüpüle etmektedirler. Kendilerinin yazdığı tarih üzerinden Alevileri yönlendirmeye, Newroz’la başlayan yeni özgürlük hamlesinin Aleviler içindeki etkisini azaltmaya, boğmaya çalışmaktadırlar.</p>
<p>Aleviler için kılını kıpırdatmayanlar, CHP’nin ve Onur Öymen’in Dersim katliamını öven açıklamalarını aklamak için Deniz Baykal’ın arkasında, Onur Öymen’in yanında grup toplantılarına girip, boy gösterenler “Alevi” kimliklerini kullanarak Kürt siyasetine saldırmaya başladılar. CHP kapısında vekillik, CHP belediyelerinde iş kapmak için el pençe duranlar ve varlıkları Kürtlere, Alevilere düşmanlık üzerinde kurulu olanlar, savaşın rantıyla beslenenler, devşirmeler Alevilerin sessizliğinden yararlanarak, gene onlar adına konuşma hakkını kendilerinde olduğunu sanmaktadırlar. Unutmaktadırlar ki; Aleviler eski Aleviler değildir. Yıllardır süren diriliş mücadelesiyle birlikte büyüyen, kendisini arayan, tarihine sahip çıkan Aleviler var.</p>
<p>1990 yıllarında Kürt siyasetinin Dinlere yaklaşımını belirleyen ve Sosyalist cephede bir ilk olan Sayın Öcalan’ın “Dine Devrimci Yaklaşım” kitapçığı bugün bu kesimlere verilmiş en iyi yanıt olmaktadır. Kendi toplumuyla barışık olmayan bir anlayışın bu topraklarda yaşama şansı yoktur. Kürt siyaseti toplumsal barışın temsilidir. Varlığı demokrasinin tehminatıdır. Hafızası olmayanlara hatırlatılır ki; Kürt Özgürlük Mücadelesi, Alevilerin özgürlük mücadelesidir. Alevilerin direnişidir. Aleviliğin ruhuna kimliğine ve özüne sadık kalmakdır. Hallac-ı Mansur, Nesimi, Seyit Rıza gibi olmaktır&#8230;</p>
<p><strong>ALEVİ DEĞERLERİ</strong></p>
<p>Yalan tarihin, yalancıları; Yavuz Sultan Selim’in yanında İdris-i Bitlisi’yi, İdris-i Bitlisi’nin yanında Ebu Suud Efendi’yi görüyorlardır. Doğrudur. Peki neden bunların kapısında kılıç kuşanmış Elbistan, Malatya, Adıyaman’dan Halep’e kadar Alevi kellesi kesen Bektaşi Yeniçeri ordusunu görmüyorlardır. Çaldıran’da Şah Hatai’ye karşı savaşanlar, Alevileri katledip ganimet toplayanlar kimdi? Ergenekoncu siyasete Alevileri kurban etmek için bu kadar derine inilecekse, bu kuyudan elleri kanlı Yeniçeri ordusu, Osmanlının kapı kulu Bektaşilik çıkar. Tarih biliyor ki; Hacı Bektaşi Veli ile hiçbir alakası olmayan ama onun adını kullanarak Balım Sultan tarafından örgütlenen Bektaşilik bir Osmanlı kurumu, tarikatıdır.19.yy. kadar da bir Osmanlı kurumu olarak görev yürütmüş, İslam Halifesi’nin ordusu olarak cihan imparatorlugunun yaratılmasında büyük rol oynamışdır.</p>
<p>İçimizde yalan tarih, yalan bilgi ile sürekli Kemalizm ve ulusalcılık propagandasını yapan bu kesimlere karşı artık bizlerin bir ölçü tutturması gerekmektedir. Kemalizm’in, Ortadoğu halklarına düşmanlığı temelinde şekillenen ve ifadesini „İslam düşmanlığı“ „Arap düşmanlığı“ ve „Din düşmanlığı“ biçiminde bulan ve Alevileri de buna alet etmeye çalışma yönündeki faaliyetlerine karşı çıkma zamanı gelmiştir. Bu kesimlere karşı Alevi değerleri, geçmişi daha çok gün yüzüne çıkarılmalıdır.</p>
<p>Bu kesimlerin Alevilikle alakası olmadığı bilinen bir gerçektir. Aleviler tüm ulusları bir gördüğü gibi, kimseyi de, inançlarından dolayı horlamaz ve saygısızlık yapmaz. Bunu yapmak, Türkiye’de sadece Kemalistlerin işidir. Özellikle, Sünni kesim alet edilerek, Alevilerin katledilmesini istismar eden bu inkârcı Kemalistler, düşüncelerini ifade ederken dayanacakları bir kesimi bulamadıklarından, Alevileri kullanmaya çalışmanın yanında, toplumu hücrelerine kadar bölmeye de çalışmaktadır. Toplum ve topluluklar arasında güvensizliği de geliştirerek rejimin sürekliliğini sağlayan bu kesimler, Kemalizm’in „Tüm toplumsal kesimlerin örgütlenmelerinde bir düşman yaratarak örgütlenmek ve topluluklar arasında güveni, birliği kaldırarak, muhalefeti asgariye indirmek“ taktiğine uygun olarak örgütlenmeleri yönlendirmektedirler.</p>
<p>Aleviler arasında Sünniliğe karşı önyargıları körükleyerek, Alevi örgütlenmesini, İslami kesimleri de Alevilere, Yezidilere, Hıristiyanlara vd. inançlara karşı şartlandırmakla Şeriatçı örgütlenmeyi, Türkleri, ulusal anlamda Araplara, Ermenilere, Kürtlere, Yunanlılara karşı kışkırtarak, Türk milliyetçiliğini örgütleyen rejim böylelikle toplumu hücrelerine kadar parçalamıştır. Param-parça ettiği kesimlerin üzerine oturan Kemalist rejim ve Cumhuriyet hiç bir zaman bu kesimlerin bir araya gelmesini istemediği gibi, bunu derinleştirmesi için elinden geleni yapmıştır, yapmaktadır.</p>
<p>Bundan sonra Alevilerin kendileri adına ve güzelliklerini yansıtarak gündeme girmesinin zamanı gelmiştir. Bu anlamda dostluk kavramının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Aleviler adına şimdiye kadar konuşan Kemalistlere bundan sonra müsaade edilmemelidir. Onların kendi adlarına istedikleri kadar konuşma hakkı vardır kuşkusuz. Bizim adımıza değil…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/newroz-mesaji-alevilerin-ozgurluk-mucadelesidir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye laik bir ülke değildir</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/turkiye-laik-bir-ulke-degildir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/turkiye-laik-bir-ulke-degildir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2024 07:13:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dernekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi talepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik dinamikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa'da Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[cemevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[devlet ve din]]></category>
		<category><![CDATA[dinler arası diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri]]></category>
		<category><![CDATA[entegrasyon politikası]]></category>
		<category><![CDATA[federasyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[görüş farklılıkları]]></category>
		<category><![CDATA[inanç kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve devlet ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[laik devlet]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik tartışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi tercihler]]></category>
		<category><![CDATA[sol kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni-Alevi ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel figürler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de Aleviler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/turkiye-laik-bir-ulke-degildir-2/</guid>

					<description><![CDATA[Şükrü Yıldız; Türkiye Cumhuriyetini laik bir devlet olarak görmüyorum. Yada laiklik anlayışını kabul edilir bulmuyorum. Osmanlı imparatorluğu döneminde İslam’ın devlete hüküm etmesi durumu vardı. Şimdi Türkiye Cumhuriyetinde ise devletin dini&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şükrü Yıldız; Türkiye Cumhuriyetini laik bir devlet olarak görmüyorum. Yada laiklik anlayışını kabul edilir bulmuyorum. Osmanlı imparatorluğu döneminde İslam’ın devlete hüküm etmesi durumu vardı. Şimdi Türkiye Cumhuriyetinde ise devletin dini idare etmesi, yönetmesi gibi bir durum var.</p>
<p align="left"><strong>Aleviler içerisinde Aleviliğin yorumlanmasına ilişkin farklı görüşler var. Bu görüş farklılıklarının kaynağı nedir?</strong></p>
<p>Aleviler arasındaki bu tartışmalar, Aleviliğin asimile edilmesiyle ilintilidir. Cumhuriyetin kabulüyle birlikte Alevi kimliği giderek dejenerasyona uğramıştır. Cumhuriyete sahiplenme adı altında kimliğinden ve inancından uzaklaşmalar yaşanmış, Cumhuriyetin yaratmak istediği kimlik, Alevi kimliğinin yerini almaya başlamıştır. Buna 1960 yıllarından sonra sol kimlikte eklenince Alevilik inanç kimliğini kaybederek daha çok sosyal bir kimlik olarak ortada kalmıştır.</p>
<p>80’li yıllardan soruna bu durum değişmeye başlamıştır. Herkesin kendisini sorgulamaya başladığı bir dönemde Alevilerde bundan nasibini almış ve örgütlenme girişimlerine hız vermişlerdir. Alevilerin kendilerini örgütleme ve inançlarının gereklerini yerine getirme arayışı, kendilerini örgütleme arayışı, doğal olarak iktidara oynayan çeşitli kesimlerin dikkatini çekmiştir. Sağcısından solcusuna, Kürdün’den Türkü’ne, Müslüman’ından Hıristiyan’ına hemen tüm kesimler kendi yanlarında görmek istedikleri Alevi kesimine yönelik girişimlerde bulunmuştur.</p>
<p>Kısacası Alevi örgütlenmesinin gündeme gelmesi ile, onları yanında ve politik mecrasında görmek isteyenlerin çalışmaları aynı zaman diliminde gündeme geldiğinden, Alevi hareketi kendi dinamikleri üstünde gelişme şansına sahip olmadığından, farklı görüşlerin gündeme gelmesi gibi bir durum yaşanmıştır.</p>
<p>Siyasal tercihlerle başlayan bu ayrılıklar giderek Aleviliğin tarihine ilişkin değişik görüşlerin yaratılmasıyla da ivme kazanmıştır. Şu durumda ne yazık ki, herkesin kendi cephesinden baktığı ve kendi çıkarlarına, politik tercihlerine uygun yorumlanan bir Alevilik var.</p>
<p><strong>Bunları görüşleri kategorilere ayırsak?</strong></p>
<p>Ana başlıklarla şöyle söylemek mümkün; Türk-İslam sentezcileri ki bunlar Cem vakfı ve sayın İzzettin Doğan etrafında toparlanmaktadırlar, Aleviliğin bir inançtan ziyade bir yaşam biçimi ve sosyal bir hareket olduğunu iddia edenler, bunlar AABF, Pir Sultan Dernekleri ve sol siyasetçiler tarafından temsilini bulmakta. Aleviliğin Zerdüşt inancının, yada Şamanizm’in bir devamı olarak görenler ki, bunların Zerdüştileri Kürt Alevi hareketi içinde, Şamanistleri Türk milliyetçisi örgütlenmelerde toplanmaktadırlar. Ama geniş Alevi kitleleri içinde giderek yaygınlaşan kanaat odur ki Alevilik kendi başına bir inanç olduğu yönündedir.</p>
<p><strong>Siz nasıl düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Şimdi Aleviliğe baktığınızda, Aleviliği izah etmek isteyen versiyonların tümünün kullandığı argümanlara rastlarsınız. Bu körlerin fili tarifine benziyor. Herkes kendi çıkarına olduğuna inandığını tarif etmektedir. Tabii ki bunun ardında politik tercihler var. Bunu bilmeyen yok&#8230; Benim inandığım Aleviliğin kendi başına bir inanç olduğudur. Her inanç gibi insanlığın geçmişiyle iyi bağları olan ve onların iyi yönlerini kendine rehber edinmiş bir inanç. Bunun adı Aleviliktir.</p>
<p><strong>“Alevilik örgütlenmesinde dernekler, federasyonlar dönemi bitti. Alevilerin dini bazda kurumlarını örgütleyerek gelişmesi gerekiyor” yönünde görüşler var. Siz bunu nasıl görüyorsunuz?</strong></p>
<p>Katılmak gerekiyor&#8230; Alevilik sonuçta bir inançtır ve dini kurumlarını örgütlemesi gerekiyor. Dernek ve federasyonlar olmasın anlamında değil tabi&#8230; Öncelikler konusunda böyle düşünüyorum. Yani bir dernek yeri kurmak için harcanan çabanın Cemevlerine aktarılması gerekir. Dernek ve federasyonları finanse edeceğine Alevi dedelerini finanse etmeyi esas almalıdır. Dedelik kurumunu ayakta tutan ve onların görevlerini ihmal etmelerine fırsat vermeyecek olan inançsal kurumsallığını geliştirmesi gerekiyor diye düşünüyorum.</p>
<p>Tabi bunun yasal bir kazanım haline getirilmesi mücadelesi verilmesi gerekiyor Türkiye’de. İnanç olarak tanınmayan bir kimlik var. Örgütlenmesi yasak olan bir kimlik&#8230; Bu durum tabii ki dernek ve federasyon biçiminde örgütlenmeyi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkarıyor&#8230; Ama bu zorunluluk mesela Avrupa’da yoktur. Bu durumda Avrupa’da bunu model olarak yapmak gerekir diye düşünüyorum. Tabi bunun olabilmesi için Avrupa’da Alevileri temsil ettiğini iddia eden dostların sorumlu yaklaşması gerekiyor.</p>
<p><strong>Almanya’da okullarda başlayan Alevilik dersleri uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Tabii bu uygulama Aleviler açısından ciddiye alınması gereken bir gelişmedir. Gelecek nesillerin ihtiyaç duyduğu inancıyla ilgili bilgilerin sitemli verme olanağı yaratılmıştır. Şimdi bunun kullanılmaması gibi bir durumda ve çelişki söz konusudur. Türkiye’deki Alevinin sıkıntılarını anlamak mümkündür. Yasalar ve yasaklar vardır. Fakat Avrupa’da tüm olanaklar vardır. Kimse inançlarında dolayı ve inancının gereklerini yaptığından dolayı baskı altında değildir. İşte bu noktada Aleviler derin bir çelişki yaşamaktadırlar. Alevi örgütleri de samimi davranmamaktadırlar. Türkiye’ye sert eleştiriler yapmaktadırlar. Bunlarda haklılar&#8230; Ama burada bunun yasal tüm zemini olmasına rağmen hayata geçmemesi için ne lazımsa onu yapmaktadırlar. Kendileri yapmaktadırlar. Örgüt hesaplarına Alevileri kurban veriyorlar diye düşünüyorum&#8230;</p>
<p><strong>Entegrasyon politikası konusunda ne düşünüyor?</strong></p>
<p>Tabii ki kendi kimliğimizle, içinde yaşadığımız topluma uzum sağlamamız gerekmektedir. Bu asimilasyon olarak algılanmamalıdır. Eğer öyle algılanırsa buna da karşı durmak gerekmektedir.</p>
<p>Bizim kendi hayatımızı örgütlememiz ve bizim hakkımızda alınan kararlara iştirak etmemiz gerekmektedir. Bunun için toplumsal uyum, birlikte yaşama kültürünün egemen olması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Dinler arası diyalog konusunda yürütülen çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Farklılıklar Alevilik’te her zaman bir zenginlik olarak kabul görmüştür. Hz. Ali’nin güzel bir sözü vardır. “İnsan bilmediği şeyin düşmanıdır” diye: Şimdi doğu topluluklarında derin önyargılar vardır. Bunların giderilmesinin en iyi yolu dinler arası diyalog çerçevesinde inançların birbirlerini aracıya gerek duymadan tanımaları ve ifade etmeleridir. Sonuçlarının olumlu olacağı en azında bu çalışma içinde olanlar için bile olsa iyi olacağı kanaatini taşımaktayım.</p>
<p><strong>Laiklik tartışmalarını nasıl bakıyorsunuz?</strong></p>
<p>Başta şunu söylemek istiyorum; Türkiye Cumhuriyeti’ni laik bir Devlet olarak görmüyorum. Yada laiklik anlayışını kabul edilir bulmuyorum. Osmanlı İmparatorluğu döneminde İslam’ın devlete hüküm etmesi durumu vardı. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti’nde ise devletin dini idare etmesi, yönetmesi gibi bir durum var. Bunu laiklik olarak görmek mümkün değildir. Laikliği inançların kendilerini özgürce ifade etmeleri olarak algılıyorum.</p>
<p>Sizi şimdi Diyanet gibi bir kurumunuz olacak, başörtüsü var diye insanları üniversite kapılarında çevireceksiniz, bazı inançları kökten yasaklayacaksınız, buna da laik çağdaş düzen diyeceksiniz. Bu kendimizi aldatmaktır.</p>
<p>Tüm insanların kendilerinin bildiği gibi inançlarının gereklerini yerine getirme hakkı vardır. Bu hakkın sınırları, başka bir inanca müdahale etme ve diğer insanların yaşamlarını değiştirmeye kalkmadığı müddetçe saygıyla karşılanmalıdır.</p>
<p><strong>Türkiye’de Alevilerin Diyanette temsil edilmesi veya Diyanetin feshedilmesi yönünde tartışmalar var&#8230; Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Normal şartlarda laik bir ülkede böyle bir kurumun varolması doğal karşılanamaz. Her kesimden inancın kendisini, kendi olanaklarıyla örgütlemesi gerekmektedir. Mesela Aleviler’den, Hıristiyan’lardan ve diğer inanç mensuplarından kesilen vergilerle Diyanet finanse ediliyor. Bu kesinlikle bir haksızlıktır. İş böyle olunca kimilerinin Alevilik’te Diyanette temsil edilmeli ve yatırımlar inançlar arasında eşit bölüştürülmelidir diyebilir. Bu tabii ki mevcut kendine “laik” diyen sistemin benimsenmesi ve onaylanması şartını da içerir. Eğer siz öyle derseniz birleri de kalkar size bunun karşılığında “şunu şunu yapmanız gerekir” der ve sizde bunu yapmak durumda kalırsınız. Yani devletin dine müdahalesini ve onu yönlendirmesini benimsemek şartını kabul etmiş olursunuz. Alevilik açısından ve onun prensipsel değerleri açısından hazmedilecek bir durum değildir.</p>
<p>Devlet olanaklarıyla çok şeyler örgütleye bilirsiniz ama bunların Aleviliğe yararlı şeyler olabileceğine kanaatim yok. Yani eleştirdiğiniz, benimsemediğiniz ve reddettiğinizi şimdi söylediğiniz şeyleri siz yapmaya başlayacaksınız böyle bir durumda.</p>
<p><strong>AKP’nin iktidara gelmesiyle Alevilik tartışmaları da farklı bir biçimde gündeme geldi. Siz bu tartışmaları nasıl buluyorsunuz? AK Partinin tek başına iktidar olmasını Aleviler açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>İlginç bulabilirsiniz ama bu süreci Alevilerin güvende olduğu bir dönem olarak görmek mümkündür. Çünkü Alevilere yönelik saldırılar sağ veya İslami Partilerin iktidarda olduğu dönemde gündeme gelmemiştir. Aksine Aleviliğin gündeme gelmesine ve kendini ifade etmesine vesile olmuştur. AKP tabanı ve yöneticileri inançlarından dolayı maruz kaldıkları baskıları ve yasakları başka bir inanç için geçerli olmasını kabul etmeseler gerek diye düşünüyorum. Böyle olmasını istiyorum.</p>
<p>Polemiklerden kaçınılması gereken bir süreç. Ön yargılardan arınarak olaylara ve olgulara yaklaşmak ve kimsenin hesaplaşmalarının tarafı olmamamız gerekmektedir. AKP nin kimliği biliniyor bundan yola çıkarak yaptıkların baştan karşı çıkmaktansa, atılması gereken adımlar konusundaki taleplerimiz her iktidara olduğu gibi bu iktidara da götürmek ve çözüm üretmesini talep etmek gerekmektedir.</p>
<p>Kaldı ki, AKP ister istesin ister istemesin hangi gerekçeyle olursa olsun Alevi inancına yönelik ciddi adımlar bu süreçte atılacağı inancını taşımaktayım. Yine AB uyum yasalarında gündeme geldiği gibi “Camiler” ibaresinin yerine “ibadethanelerin” cümlesi alınarak 80 yıllık Cumhuriyet tarihinde çok ciddi bir düzeltmeye gidilmiştir. Altında AKP imzası vardır.</p>
<p><strong>Sünnilerle herhangi bir probleminiz var mı? Hangi konularda çatışıyorsunuz? </strong></p>
<p>Buna rahatlıkla “Alevilerin, Sünni kesimle veya başka bir kesimle bir sorunu, problemi yoktur” diye cevaplayabilirim. Alevilerin kendilerini ifade etme ve inançlarının gereğini yaşamak gibi bir istemi var.</p>
<p>Fakat bazı kesimler tarafından bu durum istismar edilmektedir. Yukarda da belirttiğim gibi Cumhuriyet Türkiye’sinin yaratmak istediği kimliği Alevilerin belli bir kesimi benimsemiştir. Alevilerin değil ama Cumhuriyetin İslam’la problemi vardır. Çatışması vardır. Son yıllarda daha açık görülen bu çatışma kendisine cumhuriyetçi-laik diyen kesim ile İslami kesim arasında yapılmaktadır. Aleviler sadece burada istismar edildiklerinden karşıtlar içinde görünmektedir. Aleviler özünde geldikleri noktada kendine laik ve cumhuriyetçiyim diyen Sünni kökenli aydınların kurbanları durumuna düşmüşlerdir. Bu kesimler Alevi hoşgörüsünü ve toleranslarını, içinden geldikleri kesimle olan çatışmaları için istismar etmişlerdir.</p>
<p><strong>Sivas olayı üzerinden 10 yıl geçti. Bu konuda ne diyorsunuz?</strong></p>
<p>Hiç bir şekilde kabul edilmeyecek bir olay. Olay sonrasında bu olaya iştirak eden bazı ideolojik çevreler dışında kalan herkesin utançla hatırladığı düşüncesindeyim. Solingen’deki insanlarımızın Naziler tarafından yakılması olayının daha çirkin bir biçimde işlenmesi ve bununda akşam gizlice değil dünyanın gözünün içine baka baka yapılamasıdır ki, hiç bir şekilde maruz gösterilecek yanı yoktur. Yapanları ve ardındakileri lanetliyorum.</p>
<p>Sevgili Turgut Öker’in Sivas katliamın onuncu yıllı vesileyle yaptığı açıklamaya katılıyorum. “Bu olayın sorumluları, Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel, Başkan Tansu Çiller ve dönemin Genel Kurmay Başkanı Doğan Güreştir. Bunlar yargılanmadıkça Alevilerin vicdanı rahat etmeyecektir” Ben buna Öker’in eklemediği Başbakan Yardımcısı ve olayların başlamasından beri haberdar edilen Erdal İnönü’yü de eklemek istiyorum.</p>
<p>Bu olay, Sivas olayları bir kesime yönelik başlatılan bir operasyonun parçasıdır. Uğur Mumcu, Turan Dursun, Behiye Üçok cinayetlerini bu kapsamda görüyorum. Arkasında herkesin kafasından geçen derin devlet vardır.</p>
<p><strong>Sivas davası sanıklarının, eve dönüş yasası kapsamına alınması gündemde bu konuda ne düşüyorsunuz?</strong></p>
<p>Şimdi biliyorsunuz Susurluk sanıklarından Sedat Bucak beraat etti. Beraat gerekçesinde bu görevin devlet tarafından verildiği bundan dolayı sanığın devlete karşı sorumluluğu gereği bunu yaptığı belirtildi. Şimdi Sivas sanıklarını da bu kapsamda görmek mümkündür.</p>
<p>Bu böyle olmakla birlikte Sivas olaylarını göstererek Alevi kitlesi içine korku salıp korkulardan medet uman anlayışı da kabul etmemek gerekmektedir. Alevileri karşıtlar yaratarak değil, özgül taleplerinden yola çıkarak örgütlenmelerini tamamlamalıdırlar. Korkulardan medet umanlar korkularının esiri olurlar. O anlamda soruna ciddi yaklaşmak ve istismar etmemek gerekmektedir.</p>
<p><strong>Cemevleri giderek yaygınlaşıyor, bunu nasıl görüyorsunuz?</strong></p>
<p>Doğal bir gelişme. Aleviler gün yüzüne çıkıyorlar. Buda ibadethanelerinde gün yüzüne çıkması anlamına geliyor. Cemevleri tabi şehirleşmenin getirmiş olduğu bir sonuç. Alevilikte dede kimin evine gelir ve cem başlarsa ona cem evi denirdi. Tabi bu köy ortamında değiliz. Şehirlerde artık Cemevleri şarttır. Bunların özünden koparılmadan inşa edilerek nasıl camilerden hocalar sorumluysa, cemevlerinden de dedeler sorumlu hale getirilerek dini anlamda örgütlenme yapılmalıdır. Tabi bunları dernek ve federasyonlar tarzından çıkarmak yasal anlamda atılan adım çerçevesinden ibadethane olarak organize etmek gerekiyor.</p>
<p><strong>Aleviliği İslam’ın bir mezhebi olarak görüyor musunuz? Görmüyorsanız Hz. Ali’ye neden sahip çıkıyorsunuz? Alevilik bir din mi?</strong></p>
<p>Bu konularda kendimce cevaplarım var. Bu cevaplar şimdilik bende saklı. Yukarda belirttiğim gibi bu sorunun cevabı farklı kesimlere göre farklı cevaplar içermektedir. Bu tartışmanın Alevi örgütlülüğüne bir faydasının dokunacağını sanmıyorum. Sünni kesimle de Aleviliği tartışmanın hele onların değerleri içinde tartışmanın anlamı yoktur. Eğer bunu yaparsanız karşılaşacağınız tepkileri de anlayışla karşılamanız gerekmektedir. Tabi bu Sünni kesim içinde geçerlidir. Eğer kendi değerler sistemi içinde Aleviliği tartışmak isterlerse Alevilerle, karşılaşacakları cevapları da aynı olgunlukla kabul etmeleri gerekecektir. Böylesine bir hoş görü ortamın halen var olmadığı bir zeminde, Alevilerin Sünnilerle Alevliği, Alevilerinde Sünnilerle Sünniliği tartışması yarardan çok toplumsal birlikteliği zorlar diye düşüyorum. Sünnilerin Hz Ali’si Sünnilere, Alevilerin de Ali’si Alevilere&#8230;.</p>
<p><strong>Aleviliği besleyen kaynaklar nelerdir? Felsefesini kim çizmiştir?</strong></p>
<p>Aleviliği yorumlayan farklı görüşler olsa da, ortak değerler, isimler vardır. İmam Ali, İmam Hasan ve Hüseyin ile birlikte 12 İmam, Ebul Vefa, Hallac-ı Mansur, Nesimi, Şuhreverdi, Hasan El Sabah, Şah Hatayi, Pir Sultan, Abdal Musa gibi isimleri saymak mümkündür.</p>
<p>Cem, 12 İmam orucu, Musahiplik gibi olgular kimsenin tartışamayacağı ortak değerlerdir.</p>
<p><strong>Türkiye’de solcu kesimin büyük bir çoğunluğunun özellikle kendini devrimci diye niteleyenlerin dinle arası çok iyi olmamasına rağmen niye Alevilere sahip çıkıyorlar? Aleviliği İslam’ın devrim geçirmiş hali olarak mı görüyorlar? Mesela Aziz Nesin ateist olduğunu söylemesine rağmen neden Alevilere sahip çıkıyordu?</strong></p>
<p>Kimin Alevilere nasıl baktıkları onların sorunudur. Daha öncede belirttim çeşitli kesimlerin Alevilere farklı yaklaşımı var. Şimdi bazı Sünni kökenli aydının Alevilere sahip çıkması onlarla Alevilerin Cumhuriyet kimliğinde buluşmasıdır. Onların ateist olması şu veya bu siyasetten olması Alevilerle olan ortak yanları değildir. Sivas olaylarına bakınız, atılan sloganlarda “cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacaktır” deniyordu. Daha sonra bazı kesimler &#8220;bu saldırı cumhuriyete yönelik bir saldırıdır&#8221; diye kamuoyuna açıklamada bulundu. Şimdi bu nokta Alevilerin bir kesimin Sünni kökenli Kemalist aydınlarla buluştukları noktadır. Ne yazık ki bu kesimlerinde kendi kökenleriyle sorunları vardır, çatışması vardır. Alevileri bu anlamda istismar etmektedirler. Hoşgörüsünü istismar etmektedirler. Alevilerde bastırılmışlığın ve kendine güvensizliğin bedelini bu kesimleri kendisinin sözcüsü haline getirmek suretiyle ödemektedir.</p>
<p><strong>Siz mevcut Alevi örgütlerine nasıl bakıyorsunuz?</strong></p>
<p>Alevi örgütlerine bir blok olarak bakıyorum. Hepsinin kendilerince haklı yanları var. Hepsinin şu veya bu şekilde Alevi örgütlüğüne katkıları vardır. Kabul etmediğim yan Alevi örgütlerinin birbirlerini tanımamalarıdır. Birbirini yıpratmak için başvurdukları yöntemlerdir. Açıkça söylemek lazımsa dışarıya karşı alabildiğine hoşgörülü olabilen Aleviler sorun içe yönelik olunca bundan eser kalmamaktadır. Bu konuda Alevi örgütleri doğru bir temsilin sahibi değillerdir. Hatta nankördürler diyebilirim.</p>
<p>Kendim için rahatlıkla söylemeliyim ki, AABF’nin Cem Vakfından, Cem Vakfının DAF’dan, DAF’ın Pir Sultan Abdal Derneklerinden, PSA’ların Hacı Bektaş derneklerinden bir farkı yoktur. Hepsini de gönülden destekliyorum gelişmelerini istiyorum. Onların gelişmesi istisnasız Aleviliğin bir kazanımı olacaktır. Onların her birinin yanlışı Alevilerin yanlışı olacağından bu örgütlerimizin daha sorumlu davranmasını da beklemek her Alevi gibi benimde hakkım oluyor. Alevilerin maruz kaldığı saldırılarda ve hakaretlerde kimse bu AABF’li, bu Cem Vakfın’dan veya şu çevredendir demiyor. Topyekün Alevileri hedefe alıyor. Bu anlamda hiç bir örgüt diğerinden önemsiz değildir. Hepsini desteklenmesi gerekiyor. Herkes kendisine yakın bulduğu Alevi örgütüne desteğini esirgememelidir.</p>
<p><strong>Teşekkürler</strong></p>
<p>Ben teşekkür ederim</p>
<p><strong>1 Ağustos 2003</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/turkiye-laik-bir-ulke-degildir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
