<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alevi felsefesi &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/alevi-felsefesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Aug 2024 12:50:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Alevi felsefesi &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Aç kal, alçalma’ &#124; Alevi Gazetesi</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma-alevi-gazetesi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma-alevi-gazetesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 12:45:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi İnançları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin ve Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin'in şehadeti]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin’in direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin’in mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin’in konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve adalet]]></category>
		<category><![CDATA[İslam’da direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela savaşının detayları]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela’daki haksızlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlumun gücü]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[Şah Murtaza Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Şahı Şehidan Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel Alevi figürleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yas-ı Muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[Yezid ve İbn-i Ziyad]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynelabidin]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep bin Ali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma-alevi-gazetesi/</guid>

					<description><![CDATA[“Pir Sultan Abdal tut damenin anın Düşmanına düşman ol hanedanın Nur-ı çeşmidürür Şah Murtaza’nın Erenler hünkârı İmam Hüseyin” Yas-ı Muharrem’deyiz. İyinin kötüye ka4rşı tarihi bir duruşun nasıl olması gerektiğinin resmedildiği Kerbela darındayız. Sayıları on binler olan vahşet ordularına karşı, 73 aile efradıyla başkaldıran “haksızlık karşısında eğilmeyiniz, eğilirseniz hakkınızla birlikte, şerefinizi de kaybedersiniz” diyen Şahı Murtaza [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>“Pir Sultan Abdal tut damenin anın<br />
</em></strong><strong><em>Düşmanına düşman ol hanedanın<br />
</em></strong><strong><em>Nur-ı çeşmidürür Şah Murtaza’nın<br />
</em></strong><strong><em>Erenler hünkârı İmam Hüseyin”</em></strong></p>
<div>
<p>Yas-ı Muharrem’deyiz. İyinin kötüye ka4rşı tarihi bir duruşun nasıl olması gerektiğinin resmedildiği Kerbela darındayız. Sayıları on binler olan vahşet ordularına karşı, 73 aile efradıyla başkaldıran “haksızlık karşısında eğilmeyiniz, eğilirseniz hakkınızla birlikte, şerefinizi de kaybedersiniz” diyen Şahı Murtaza Ali evladı, Peygamber torunu İmam Hüseyin’in huzurundayız. Her muharrem kendimizi Kerbela’da sorguladığımız ve haksızlıklar karşısında “neredeyiz” diye kendimize sorduğumuz günler içindeyiz.</p>
<p>Bu sorgulama her gün biraz daha canımızı acıtarak kendisini bizlere hissettirmektedir. Aynı Kerbela acısı gibi karşımızda durmaktadır. Yüzümüz yerde, özümüzü dara çekmektedir. Hakikate bizleri davet etmektedir. Hüseyin Kerbela çölünden “sen neredesin” diye bizlere seslenmekte, bizi bizlere hatırlatmaktadır.</p>
<p>Her atılan adımda bizi sorgulamaktadır. “Biz dedeler” derken, “dedelere aylık” derken, devlet kapısında pasaport, yol harçlığı sırasına girerekten, o “aç kal, alçalma” diyerek bizleri uyarmaktadır. Kendi bedenini ölüme yatırıp, haksızlıklar karşısında nasıl davranmamız gerektiğini pratiğiyle göstermektedir. Aması, fakatı olmadan, kirli olan her şeye kafa tutmaktadır. Haksızlık ve vahşet ne kadar güçlü olursa olsun mazlumun hakkının asla teslim alınamayacağını dünyaya ispatlamaktadır. Binlerce yıldır dilden dile aktarılarak unutulmayan, İmam Hüseyin’in direnişi, bizlerin yol süreğimizin izi olmaya devam etmektedir. Bu iz açlıkla terbiye edilmiş bir beden değildir.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-4385 " src="https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2024/08/huseyin_dogan_dede.jpg" alt="" width="605" height="402" data-recalc-dims="1" /></p>
<p>Bu oruç bir iradenin tecilli ve Şahı Şehidan Hüseyin’in acısının ilklerine kadar hissedilmesidir. Mazlumun kendisini ifade etmesi ve bununla da hak ettiği gibi kendisini yüceltmesidir. Hüseyin direnişi, mazlumun haksızlıklara karşı gücüdür. Emeğidir. Yas-ı Muharrem orucu işte bu emeğin tüm ezilen, mazlum kesimlerce ortaklaştırılması, sahiplenilmesidir. Kerbela’daki zaferin taçlandırılması, miras olarak alınması ve gelecek nesillere bırakılmasıdır. Alevi felsefesinin özü burada oluşmuştur. Şekil kazanmıştır, kendisini ifade edecek temsilcisine kavuşmuştur. Hiç kimse Aleviliği Hüseyin kadar temsil edemez.</p>
<p>Öyle ki; “Tarih, Hicret’in 61. yılını, yani 10 Ekim 680’i gösteriyordu. Yezid’in valisi İbn-i Ziyad’ın 30 bin kişilik orduyu Hüseyin’in üzerine gönderdi. Muharrem ayının 7’sinde Ömer bin Sa’d çemberi daralttı ve kampın suyollarını kesti. Muharrem ayının 9’unda, kampın su kaynakları tükendi ve önlerinde sadece savaşmak ya da teslim olmak seçeneği kaldı.</p>
<p>Hüseyin adamlarına, teslim olmaya niyeti olmadığını, savaşacağını söyledi. Sayıca çok yetersiz oldukları için, öldürülecekleri aşikârdı. Yine de hepsi ölmeyi tercih etti. Hüseyin herkesin kampı terk edip, gece karanlığından yararlanarak kaçmakta serbest olduğunu söyledi ancak hiçbiri yerinden kıpırdamadı.</p>
<p>Ertesi sabah Hüseyin düşman askerlerine uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşma öylesine etkili oldu ki, Yezid’in generallerinden Hûr, devasa düşman ordusunu terk edip, Hüseyin’in bir avuç ordusuna katıldı. İbn Sa’d diğer adamlarının da saf değiştirmesinden korkup, Hüseyin’e ilk oku atarak savaşı başlattı. Hüseyin’in taraftarlarından ilk olarak Hur, Habib bin Mezahir gibi Hüseyin’in ve babası Ali bin Ebu Talib’in yakın arkadaşları döğüştüler ve birer birer hayatlarını kaybettiler. Bunlardan sonra Hüseyin’in akrabaları dövüştüler. Ölenler arasında Hüseyin’in oğlu Ali Ekber, kardeşi Hasan’ın oğlu Kasım, tek taraftan kardeşi ve sancaktarı Abbas (Alemdar) da vardı.</p>
<p>Kadınlar ve çocuklar çadırlarda birbirlerine sarılmış, savaşın bitmesini bekliyorlardı. Hüseyin’in oğlu İmam Zeynelabidin de, savaşamayacak kadar hasta olduğu için çadırdaydı. Hüseyin diğer oğlu Ali Asgar henüz altı aylıktı ve susuzluktan ölmek üzereydi. Hüseyin oğlunu kucağına aldı ve Yezid’in ordusunun karşısına dikildi. Çocuğa bir yudum su vermelerini istedi. Ama Hurmala bin Kâhil, Ömer bin Sa’d’ın emri ile çocuğu okla vurdu. Boynundan vurulan bebek oracıkta can verdi.</p>
<p>Hüseyin oğlunu gömdükten sonra tekrar düşmanın karşısına çıktı ve onları teslim olmaya davet etti. Birebir savaşta çok fazla kayıp veren Ömer bin Sa’d’ın ordusu Şimr bin Zi’l Cevşen’in emriyle toplu hücuma geçti ve her taraftan ok ve mızraklar Hüseyin’in üzerine yağmaya başladı. Sinan bin Enes en-Nehai veya Şimr bin Zi’l Cevşen kafasını kılıçla keserek Hüseyin’i öldürdü. Kafası mızrağa takıldı ve herkese gösterildi. Üzerindeki değerli eşyalar alındı ve yarı çıplak bırakıldı.</p>
<p>Ubeydullah bin Ziyad’ın emri üzerine Hüseyin’in cesedi atlara çiğnetildi. Daha sonra Yezid’in askerleri çadırlara girdiler ve kampı yağmalamaya başladılar. Ölen 72 kişinin cesedi El-Gadiriye köylüleri tarafından ertesi gün defnedildi.</p>
<p>Bununla birlikte Kerbelâ’dan Kûfe’ye ve Kûfe’den Şam’a yapılan yolculuklarda Hüseyin’in kız kardeşi Zeynep bin Ali ve oğlu Zeynelabidin her fırsatta Yezid’in neler yaptığını ve Kerbela’da işlenen suçları Müslümanlara anlattılar. Yezid’in mahkemesine çıkarıldığında Zeynep büyük bir cesaret örneği sergileyerek Yezid’in halifeliğinin geçersiz olduğunu ilan etti.”</p>
<p>gündem</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma-alevi-gazetesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevi asimilasyonuna karşı direnişin adı; kadındır</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:37:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kadın temsili]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi köyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi sosyal yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarikatları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[cem evi yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemen bakış açısı]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemenliği]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel değerler]]></category>
		<category><![CDATA[kadın bakış açısı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın katılımı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın liderliği]]></category>
		<category><![CDATA[kadın mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın rolü]]></category>
		<category><![CDATA[kadın temsili]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel erozyon]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel temsiliyet]]></category>
		<category><![CDATA[modern Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[şehirleşme etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal değişim]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal normlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal yapılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde, Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde, Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok, Noksanlık da eksiklik de senin görüşlerinde&#8221; (Hacı Bektaş Veli) Aleviler kendilerini izah ederken&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>&#8220;</i></b><i>Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde,<br />
Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde,<br />
Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok,<br />
Noksanlık da eksiklik de senin görüşlerinde&#8221; </i><strong>(Hacı Bektaş Veli)</strong></p>
<p>Aleviler kendilerini izah ederken bunu da sıkça kullanırlar. Bu felsefe bizim aslında binlerce yıldır kullandığımız bir felsefe. Pratiğe baktığımızda ise görünen durum benim açımdan Aleviler asimilasyona uğramasıyla ilintilidir. Çünkü eğer Alevilik felsefesinden yaratılan toplum, kadın bakış açısını incelediğimiz zaman aslında kadın bakışlı bir hareket içinde şiddeti barındırmayan bir hareket. Alevilikte ölüm cezası yoktur, topluma kazandırmak üzere bir cezalandırma sistemi vardır. Bugün Avrupalıların kendi iç hukukları olarak bir altyapı olarak dile getirilen bir yöntem ile yürüyen bir topluluğu bugün gelmiş olduğu nokta ile karşılaştırdığımız zaman -ki iktidardan uzak durmuştur ve iktidardan uzak durmak aslında erkeğin egemenliğinden de uzak durmaktır. İktidar aslında erkek egemenlikli bakış açılarının, inançların ve siyasetin elinde olduğu için Alevilik bundan da uzak durarak kadına da yakın, kadın bakış açısını da içinde barındıran bir gerçeklikle bunu da şairleri ozanları deyişleri, nefesleri ile sıkça dile getirmiş ve ibadet şekillerini de buna göre düzenlemiş bir inançtır. Bu inançta kadınların erkeklerin birbirinden ayrılmadığı aynı mekanda ibadet ettikleri yine postta -ki her ne kadar pir oturuyorsa mutlaka ananın da onun yanında onun sağ kolunda oturuyor olması şeklinde bir hukuk ile bugüne gelmiş olan alevi inancı var. Uğramış olduğu asimilasyon, uğramış olduğu katliam, asimilasyon sonucu giderek kendi kendisini değiştirmeye başlamıştır. Kendisini değiştirdikçe de kadının konumu da erkek egemenlikli merkezi bir yapıya doğru ilerlemiştir. Geçmişte köylerde kendi imkanları ile hayatlarını idame ettiren Aleviler diğer toplumsal yapılarla daha da içiçe geçmesi ile birlikte onlarla komşuluk ilişkisi onlarla bir birlikte yaşama hukuku içerisine girdiği zaman komşularının da bakış açısıyla merkezi o erkek egemenlikli asimilasyon, tekleştirme mantığıyla birlikte de Aleviler de kendi değerlerinden uzaklaşmaya başladılar. Aslında asimilasyonun Alevilerde ne kadar derin olduğunu anlamak için Alevilerde kadının durumuna bakmamız lazım. Kadın ne kadar toplumun ve hareketin içerisindeyse orada Alevilik hakimdir. Kadın ne kadar Alevi hareketin içerisinden uzaklaştırılmışsa, o zaman başka durumlar orda var demektir.</p>
<p><a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2014/03/alevi_kadin.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a><strong>Alevi kurumlarında kadın bırakılmamıştır.</strong></p>
<p>Bizde de şu an son dönemlerde göze çarpan ve aslında ciddi bir biçimde yadırganan, mesela sıkça da dile getirilen noktalardan bir tanesi de Alevi kurumlarında neredeyse kadın bırakılmamıştır. Yönetici düzeyindeki kadınlar parmakla sayılacak kadar hatta numunelik düzeyindedir.</p>
<p>Alevi derneklerde yönetim düzeyinde çok sayacağımız hepsinin içerisine baktığımızda bir elin parmakları kadar bile yönetici bulamıyorsunuz. Erkek egemenlikli bir organizasyona gittiğinizde örneğin ceme gidiyorsunuz, cemde şu yapılıyor: kadınlar sağ tarafa erkekler, sol tarafa. Siz bu mantıkla bir topluluğa baktığınız zaman orada hiçbir şekilde kadın katılımını göremezsiniz yine siz eğer bu cemaat ki eşitlikli ve toplumcu bir kültürden geliyor, hiçbir zaman Kırklar Meclisine Hz Muhammet, peygamber sıfatıyla girememiştir ve o eşitlikçi çember içerisinde yerde onlarla birlikte diz çökerek oturmuştur. Şimdi bizim cemevlerimizde yüksek bir mekan yüksek mekanın etrafında toparlanmış idareci bir yapı, pir rehber zakir dernek başkanları da onların yanında oturur pozisyonda bir temsiliyet yaratılıyor. Bu, Alevi değerlerinden uzaklaşmaktır.</p>
<p>Siz o değerlerden uzaklaştığınız zaman zaten orda kadını bulamazsınız. Siz oraya kadını sokmuyorsunuz bir kere. Siz oraya kadını ne için sokuyorsunuz. O egemen kültürün parçası olarak sokuyorsunuz. Başlarını örterek bunun gibi değer yargılarını toplumun içine taşıdığınız zaman o toplumdaki güvensizliği artırıyorsunuz. Kadının şehirdeki özellikle kapitalist dünyadaki egemen olan bakış açısı içerisinde ki bizdeki büyük yanlışlardan bir tanesidir. Nasıl ki belirli kıstaslar belirleniyorsa kadınlar için; kapalı kadın, namuslu kadın, ideal kadın, açık kadın da bizim cephemizdeki şeklin öne çıktığı, özün yitirildiği ki Alevilik bir öz hareketidir. Bir şekil hareketi değildir. Eğer siz onu şekle koyarsanız, bizim o köydeki kofili kadınlarımızı gerici bir topluluk olarak algılayacaksınız. İlericiliği etek ölçülerine indirgerseniz. Şimdi bizim topluluğumuz bu hale getirilmiş, bizim bakış açımızdaki öz, değer, biçim, değerin ne kadar tanınıyor olması, çocuklarımıza bırakacağımız mirasın ne kadar olduğu ile ilgilenmeyen, şimdi şu andaki kadın hareketi erkeklerin egemenlik kurma savaşlarının başladığı biçimiyle, bir kavgaya benziyor. Biz şu anda aslında alevi toplumları içerisinde erkek egemenlikli bir Alevilik yaratmaya çalışıyoruz çünkü erkek egemenlikli bir Alevilik devletle merkezi otoriteyle çok rahat uzlaşıyor çünkü mesela bir kadın merkezli hareket geliştirildiği zaman siz tekleştirici zihniyetin karşısına dikilmiş oluyorsunuz. Bak biz sizin dışınızda değiliz gibi içselleştiriyoruz.</p>
<p>Merkezi otoriteye yakın olmak, merkezi otoriteyle uzlaşma kültürü içerisinde yol yürüme kültürü ile doğal Aleviliğin ve bu merkezi otoriteye bulaşmamış Aleviliği birbirinden ayırmak gerekiyor. Tehlike olan akımların Osmanlı merkezi ile irtibatta olan bir akım olduğunu da görmezden gelmemek lazım. Doğrudur böyle bir akım mevcuttur Alevilerde ve merkezi otoriteye ne kadar yakınsanız o merkezi otorite sizi asimile ediyor ve kendi değerlerini sizde yaşatıyor. O kurumların birçokları özellikle de 1500&#8217;lü yıllarda Yavuz Sultan Selim&#8217;in müdahalesiyle gerçekleştirilen ve Hacı Bektaş&#8217;la hiçbir şekilde hukuki bir bağı olmayan Balım Sultan tarafından dizayn edilmeye başlanan akım, zaten Alevi toplumu içerisinde ciddi bir karşı koyuş yaşamıştır. O Alevi topluluğudur esas alınması gereken. Alevi felsefesi esas oradan şekillenmiştir. Müdahaleye maruz kalmadan oradan yol sürek gelmiştir. Şimdi çok derinlere gitmeden bunu düşünelim.</p>
<p>Osmanlı döneminde bir Kara Fatma vardır. Pazarcık&#8217;ta silahlı güçleriyle birlikte gezen. Ciddi bir otoritedir. Cumhuriyetin kuruluş yıllarına gelelim. Seyit Rıza bilinir. Seyit Rıza&#8217;nın yanında Bese&#8217;yi anmadan kimse geçemez. Erkek egemenlikteki bakış Bese&#8217;yi unutturmaya çalışıyor ama Bese yanındadır ya da Alişer&#8217;in kafası kesilmiştir. Alişer&#8217;in kafası kesilmiştir ama Alişerin yanında aynı zamanda Zarife vardır ve Zarife aynı güç ve otoriteyle ordadır ve Zarife&#8217;nin de kafası kesilmiş başı gövdesinden ayrılmıştır. Aynı mekanda aynı şartlarda aynı yerlerde bir yaşam sürdürmüşlerdir. Onun için o kökenli yani Aleviliğin otantik değerleri ile gelen köydeki o bizim devlet müdahalesine maruz kalmayan yerlerde kadının hükmünün daha ağır olduğunu merkeze doğru gittikçe de bunun kabul edildiğini de görebiliyoruz. O anlamda Alevilikten Alevi toplumu ne kadar uzaklaşırsa o kadar erkek egemen bir Alevilik kültürü gelişiyor ama Alevilik değerlerine ve kültürüne sahip çıktığın anda ve ona yüklendiğin andan itibaren de kadın merkezli kadın bakışlı bir Alevilik ortaya çıkıyor. Bunun en iyi örneklerini biz köylerde cemlere gittiğimizde farklı bir manzara ve atmosferle karşılaşıyoruz ama şehre gelip oradaki Cemevlerine girdiğimiz zaman da çok daha değişik, kimi zaman hiç benzetilmeyecek düzeyde bir yaklaşım ile karşılaşıyoruz mesela halkın otantik yapısını kaybetmeyen mesela Adıyaman&#8217;da bazı Alevi tarikatlaşması var, Mezopotamya&#8217;ya gidince Kakailer, Yarasanlar şahsında ortaya çıkan bir Alevilik var, hala kendini koruyabilen bir Alevilik var orada kadının çok daha etkin olduğunu görebiliyoruz. Mesela bizim Adıyaman&#8217;da yaptığımız son çekimler var, bariz bir şekilde kadının etkin ve hakim bir şekilde cemde bulunduğunu o rahatlığı nasıl temsil ettiğini görebiliyoruz.</p>
<p>Bu da Alevi asimilasyonu ile birlikte kadının Alevi hareketinde değer kaybına ve erozyona uğradığını görüyoruz. Bugünkü Alevi hareketinin Alevilerin Alevilikle bağları ve onun otantik yapısına olan bağlılıkları ve bağlı olmamaları mesafesiyle bu yol ölçülür.</p>
<p>Tarihi erkekler yazdığı sürece tabii ki kadınlar görülmeyecek. Denizli&#8217;de abdallar içerisinde cem bağlayan kadınlar var. Mesela kadın cem yönetmek istiyor ama izin verilmiyor. Çünkü erkek otorite onu görmek istemiyor.</p>
<p>Aslında bir temsiliyet ruh hali karşısındakine kendini kabul ettirme pozisyonuna girdiği zaman doğal olarak oradaki hakim olan bakış açısı şekil itibariyle de bize yansıyor. Şekilcilik giderek gelişiyor ve Alevilikten uzaklaşılıyor. Bu da bir realitedir ki toplumların gelenekleri görenekleri kültürleri hep kadın üzerinden şekillenmiştir. Erkek üzerinden yol almamıştır. Alevilerin kültürünün ne olduğuna bakmak istediğinizde erkeklere nadiren rastlarsınız, kadınlarda bunun bütün öğelerini görebilirsiniz. Bir misafir ağırlanmasından, hizmet edilmesine kadar bunun hepsini kadında görebiliriz. Onun için Alevi hareketinin bu asimilasyonla içerimize sızdırılmak istenen anlayışa direnebilmesinin de yolu kadının aktif olarak kadın hareketinin içine katılması ile mümkündür. Eğer Alevi hareketinde kadının gücü yükselir kadın katılımı artar ise bu asimilasyonun önüne geçilir.</p>
<p><b>Erkek bakış açısıyla asimilasyona direnmek mümkün değildir.</b></p>
<p>Erkek bakış açısıyla asimilasyona direnmek zor gözüküyor. Bu Kürt meselesinde de böyle. Yıllarca belki Kürt erkeği meclisteydi, şehirdeydi ama bir kültürel temsileyeti hiç bir şekilde yaratamamıştır. Bugün eğer Newrozlarda, 8 Martlarda, alanlarda kadınları ve onların rengarenk elbiselerini gördüğünüzde &#8220;işte Kürtler&#8221; diyebileceğiniz bir durum ortaya çıkıyor. Alevi kadının da da siz İmranlı&#8217;ya Adıyaman&#8217;a gittiğinizde, Tahtacı köylerine çıktığınızda, &#8220;işte Alevilik&#8221; diyorsanız işte o kadının Alevi hareketinin içerisinde olması gerekiyor ki, asimilasyona karşı koyuş yaşanabilsin. Bu durum Alevi hareketinin direnmesi, asimilasyona karşı koyabilmesi, Aleviliği anlamlandırmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saz; Alevi filozofyasıdır</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/saz-alevi-filozofyasidir/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/saz-alevi-filozofyasidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:30:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi düşüncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi müziği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi uyanışı]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Tacım Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dağın Filozofları]]></category>
		<category><![CDATA[değerlerin korunması]]></category>
		<category><![CDATA[değerlerin unutturulması]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[deyiş]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Baba’nın mirası]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin rolü]]></category>
		<category><![CDATA[gülbank]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel değerler]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel yozlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[modern dünya]]></category>
		<category><![CDATA[saz]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel miras]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Değerler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun özlemi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun sahip çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam filozofası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/saz-alevi-filozofyasidir/</guid>

					<description><![CDATA[Senin nur cemalin bana cennettir Ayrılıp kavuşmak büyük nimettir Niyaz alıp niyaz vermek murattır Hamdu selam olsun artık görüştük, gelip kavuştuk (Büyük Tacım Dede) Emeğe saygısızlık, sömürü, tüketim, yozlaşma bunun&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><i>Senin nur cemalin bana cennettir<br />
Ayrılıp kavuşmak büyük nimettir<br />
</i><i>Niyaz alıp niyaz vermek murattır<br />
Hamdu selam olsun artık görüştük, gelip kavuştuk</i> <strong>(Büyük Tacım Dede)</strong></p>
<p>Emeğe saygısızlık, sömürü, tüketim, yozlaşma bunun bütün bir kimliksel temsiliyetinin olduğu bir noktadayız. Değerler alınıyor, toparlanıyor ve bu değerler karşısında gerekli saygı ve ilgi gösterilmiyor. Erdem Baba’yı yolcu ettik ve gördük ki Erdem Babanın deyişlerinin, onun sazının telinin tınısının hırsızları, orada yoklar. Biz bunu Pir Mehmet Yüksel’nin cenazesinde de gördük. Bu, büyük bir acıdır. Bunun toplumun değerlerine, toplumun kültürüne ne kadar büyük bir saygısızlık olduğunu herkesin görmesi gerekiyor. Toplumun kendisinin de bu kültürü sahiplendiğini ortaya koyması gerekiyor.</p>
<p>Erdem Baba ve niceleri, binlerce yıl önce gelen bir tarihi mirasın temsilcileridir. Bu mirasın aktarımı da, devamı da o kadar kolay olmamıştır. Binlerce yıllık değerleri babadan oğula aktararak bugüne taşımış olan, okuma yazması olmayan; ama beyinlerinde binlerce deyiş, gülbank, beyit bulunduran insanlar bunlar. Erdem Baba’lar, tarihin ta kendisidir. Bu yüzden onlara sahip çıkmak tarihine, topraklarına, yaşamına sahip çıkmaktır. Asimilasyona karşı durabilmek için de, asimilasyonun temsilcilerine karşı dik durabilmek için de bu kültür mirasına ihtiyaç duyarsınız.  Bunun farkında olmalıyız.</p>
<p>Şu anda sistemin yaptığı zaten bu değerleri unutturmak, insanları bu değerden uzaklaştırmaktır. Çünkü Erdem Baba’yı, Büyük Tacım Dede&#8217;yi unuttursak, Aleviliği unuturuz. Aleviliğin unutulması, Aleviler içerisinde “ucube” bir durum yaratır.</p>
<p>Alevilik adına bazı şeyler rahatlıkla dejenere edilebiliyorsa, değerlerin kendisinin unutturulup, değerlerin kendisine sahip çıkılmayıp onlar bir kenara itildiği içindir. Oysa Alevi felsefesinin, Alevi örgütlenmesinin, Alevilerin, yeniden kendilerini bu modern dünyada ifade edebilmelerinin yolu, bu kaynaklarına geri dönebilmektir.</p>
<p>Bunu biliyoruz; çünkü biz bu gerçeği “Dağın Filozofları”nda gördük. Dağın Filozofları yayına başladığı andan itibaren onun çevresinde, onun değerleriyle beslenen kaynakların tümü birdenbire anlamsız hale geldi. Yağmacıların cesaretleri kalmadı, kırıldı. Erdem Baba’nın çıktığı bir sahnede, Erdem Baba’nın deyişlerinin çaldığı bir yerde, Mehmet Mustafa’nın çaldığı bir yerde, Büyük Tacım Dede&#8217;nin sesinin yükseldiği bir yerde, hiç kimse Alevi değerlerinin kullanarak, Alevi asimilasyonuyla yol alamayacağını bilir, görür.</p>
<p>Biz ise toplumun bu değerlere inanılmaz bir biçimde sahip çıktığını gördük. Bunların daha çok dinlenilmesi ve yaygınlaştırılması konusunda Alevi toplumu çok müsait olduğunu bize gösterdi. Mesela biz yıllardır bu alanda yayıncılık, televizyonculuk yaparız; ama Dağın Filozoflarını yayına koyduğumuzda, aldığımız etki ve güç kadar hiçbir yerden güç alamadık.</p>
<p>Asimilasyon ne kadar derinleşirse, bu değerlerden o kadar uzaklaşıyoruz. Zamanla, bu değerlerimizi adeta başa belaymış gibi görüyoruz. Mesela durum, Kürt meselesinde de böyledir. “Kürtlüğe sahip çıkmayın” diyerek toplumun asimilasyonunun sürmesi ve devlet politikalarının devam etmesi sağlanıyordu. Burada da böyledir. Alevi kimliğinden uzaklaştırmanın bir yolu da onu kendi kimliğinden utanır hale getirmektir. İnsanların sazından bile utandırılır hale getirildiler. Alevi olmasından utanması gibi olguların geliştirilmesi boşuna değil. Bu asimilasyonu daha da geliştiriyor.</p>
<p>Kendisinden utanan bir topluluk, çok daha hızlı asimile ediliyor. Hakikatçilik ve geleneksel Alevicilik; yaşayan Aleviliğin dıştalanması, ötekileştirilmesi çalışması zaten şehir merkezlerinden yürütülüyor. Bu bir devlet politikası olarak var ve uygulanıyor. Ama Alevi topluluğunun kendisi o tınıyı duyduğu zaman en derinlerine kadar, en iliklerinde kadar bir dönüşümü yaşayabiliyor.</p>
<p>İşte bu, toplumun kendisine olan özlemidir. Bu özlemin son temsilcilerinden birini daha yolcu ettik. Erdem Baba. Uzun süredir zorluklarla hayatını idame ettirdi ve zorluklarla bugünlere geldi. Uğur olsun.</p>
<p>Ama en önemlisi gençler,  tıpkı cenazede, Erdem Baba’nın yanı başında bağlama çalan genç kızımız gibi, bu sese sahip çıkacaklarını gösterdiler. Bu sesler sadece bir tını değildir. Bir yaşam filozofyasıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/saz-alevi-filozofyasidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her emek sahibi kalemizin taşları, tuğlalarıdır</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/her-emek-sahibi-kalemizin-taslari-tuglalaridir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/her-emek-sahibi-kalemizin-taslari-tuglalaridir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Abidin Özgünay]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ahde vefa]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerlerinin korunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi emeği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi filozofları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi köyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[alevi liderler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirasının savunulması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi savunucuları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumunun sahiplenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yol erenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyonla mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[dervişler]]></category>
		<category><![CDATA[Hak ve hakikat yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Hallac-ı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Hıdır Ali Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[Nejat Birdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Nesimi]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Bedreddin]]></category>
		<category><![CDATA[Seyit Rıza]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi kayıplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/her-emek-sahibi-kalemizin-taslari-tuglalaridir-2/</guid>

					<description><![CDATA[Nasıl yar diyeyim ben böyle yare Mecnun edip çöle saldıktan sonra Alemin bağında bülbüller öter Giden benim gülüm solduktan sonra (Pir Sultan) Zaman akıp gidiyor… Zamanın emektarları, yaratıcıları, Aleviliğin bugüne&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Nasıl yar diyeyim ben böyle yare<br />
</em><em>Mecnun edip çöle saldıktan sonra<br />
</em><em>Alemin bağında bülbüller öter<br />
</em><em>Giden benim gülüm solduktan sonra<strong> (</strong></em><strong><em>Pir Sultan)</em></strong></p>
<div>
<p>Zaman akıp gidiyor… Zamanın emektarları, yaratıcıları, Aleviliğin bugüne taşınmasında kendilerini, yaşamlarını katık etmiş olanlar, aramızdan ayrılıyorlar. Emeğini, hayalini bizlere bırakarak gidiyor. Kimisi onlarca yıllık acıyı, işkenceyi göğüsleyerek taşıdığı mirası aktarmak için canını verdi. Veriyor. Aleviliğin yaşama temel bakışı bu emeğin sahiplenilmesi, miras yoluyla çocuklara, torunlara devredilmesidir ki; Aleviliğin tüm zulüm ve baskılarına rağmen değişmeyen en temel felsefik besleyici kaynağı budur. Değerler topluluğu olmak, bu değerlerin korunması için hiçbir fedakarlıktan kaçınmamak.</p>
<p>Hüseyin gibi, Hüseyin olmak…</p>
<p>Ahde vefa</p>
<p>Biz ki bizden öncekilerin, emekleriyle bugünleri yaşıyoruz. Bazen kahramanların, yiğitlerin, hikayelerini, efsanelerini anlatıp kendimizi güçlü hissetmeye, kendi mesajımızı vermeye çalışıyoruz. Bir zaman geliyor Hallacı Mansur, bir zaman geliyor Nesimi, bir zaman geliyor Pir Sultan, tüm zamanlarda Şeyh Bedreddin, bazen Seyit Rıza oluyoruz. Art arda gidiyoruz. Kelimeleri, isimleri ahenk içinde tekrarlıyoruz. Utanmıyoruz. Ne Hallac’ın Fırat’a savrulan küllerinden, ne Nesimi’nin yüzülen derisinden, utanmıyoruz. Pir Sultan gibi, Seyid Rıza gibi darağacına yürüyen yol önderlerinin bakışlarından, haykırışlarından, boyun eğmezliklerinden utanmıyoruz. Art arda geliyoruz. Utanmazlığımızdan, utanmıyoruz.</p>
<p>Derviş Kandemir’i, Abidin Özgünay gibi, yıllarını Alevi mücadelesine verenleri, Hıdır Ali Bingöl gibi Alevilik için kavga edenleri, Nejat Birdoğan gibi köy köy gezenleri bir çırpıda unutuyoruz. Aldede’yi, Tacım Dede’yi, Aligöl, İvo Dede’yi, Firik Dede’yi, İsmail, Mamo Geyik, Şıxo Dede’yi… vd. tüm dağın filozoflarını unutuyoruz. Gün geliyor cinayet gibi bir kazada Seyit Ali Durmaz’ı öylesine hakka uğurluyoruz.</p>
<p>Biz ki büyük lafların arkasına saklanmış küçük adamlar, o dar gününde Pir huzurunda emeğe saygının hesabını nasıl vereceğiz?</p>
<p>Çocuklarımıza nasıl bir miras bırakacağız?</p>
<p>Aylıkları ceplerinde gri pasaportlu, devlet erkanlı cemevi dedelerin hikayesini mi anlatacağız? Bunun arkasına sığınıp, bizi böyle yok ettiler, bizi bağışlayın mı diyeceğiz.</p>
<p>Öz ile biçimin kavgasında, özün derin temsilcisi olan biz Aleviler, özümüzü ihanete mi, teslim edeceğiz. Kavganın, emeğin mirascılarını unutup, günün peşinde mi koşacağız.</p>
<p>Bugünkü değerlerimizin oluşmasında emek vermiş eski yöneticilerimizi meydanlarımızda yad etmeden, emek sahiplerinin hakkını hak huzurunda dile getirmeden, hastalıktan veya başka sebeplerden dolayı aramızda olamayan tüm yol erenlerimizi  sahiplenmeden, Sevgili yol kardeşimiz, kurumlarımızda en alttan başlayarak en üste kadar  kurum sorumluluğu yaparak hizmet veren  değerli yol ereni sayın Ali Bingöl canımıza sahip çıkmadan, emeğin savunucusu olduğumuzu nasıl söyleyebiliriz?</p>
<p>Alevi asimilasyonu dediğimiz nedir? Aleviliği var eden insan olma olgusunu kutsayan değerlerinden kopması değil midir? Bizim biz olmaktan çıkmamız değimlidir? Mekanı, meydanı olmayan, insan olan, insanla kutsanan değerlerin korunması, sahip çıkması görevimiz değil mi?</p>
<p>Hak ile hakikat yolcusuyuz biz. Onun içindir ki; ayrılıklara ve emeğe, kutsalın en kutsalına sahip çıkalım. Değerlerimize sahip çıkalım. Unutmayalım ki; her sahipleniş asimilasyona karşı bir kale duvarının örülmesidir. Her emek sahibi kalemizin taşları, tuğlalarıdır.</p>
<p>Hak ile hak olan, hakta hakikati bulanlar aşkına… Kendimize ve değerlerimize sahip çıkalım. Şeyh Bedrettin yiğitlerine sahip çıkar gibi kendimize sahip çıkalım… Gün yol değerlerine sahip çıkma günüdür. Hüznün derin bir yara gibi içimizi yaktığı günlerdeyiz.</p>
<p>Önemli günlerden geçmekteyiz. Çünkü büyük saldırılara maruz kalmaktayız. Küçük gibi görünen, birleştiklerinde devleşen değerlerimize sahip çıkarak, asimilasyona ve bu saldırılara karşı koyabiliriz. Kökleri bizde olanlara sahip çıktıkça, biz bizleşeceğiz.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/her-emek-sahibi-kalemizin-taslari-tuglalaridir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Aç kal, alçalma’</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 08:40:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi İnançları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin ve Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin'in şehadeti]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin’in direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin’in mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin’in konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve adalet]]></category>
		<category><![CDATA[İslam’da direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela savaşının detayları]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela’daki haksızlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlumun gücü]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[Şah Murtaza Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Şahı Şehidan Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel Alevi figürleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yas-ı Muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[Yezid ve İbn-i Ziyad]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynelabidin]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep bin Ali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Pir Sultan Abdal tut damenin anın Düşmanına düşman ol hanedanın Nur-ı çeşmidürür Şah Murtaza’nın Erenler hünkârı İmam Hüseyin&#8221; Yas-ı Muharrem’deyiz. İyinin kötüye ka4rşı tarihi bir duruşun nasıl olması gerektiğinin resmedildiği&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>&#8220;Pir Sultan Abdal tut damenin anın</em></strong><br />
<strong><em>Düşmanına düşman ol hanedanın</em></strong><br />
<strong><em>Nur-ı çeşmidürür Şah Murtaza’nın</em></strong><br />
<strong><em>Erenler hünkârı İmam Hüseyin&#8221;</em></strong></p>
<p>Yas-ı Muharrem’deyiz. İyinin kötüye ka4rşı tarihi bir duruşun nasıl olması gerektiğinin resmedildiği Kerbela darındayız. Sayıları on binler olan vahşet ordularına karşı, 73 aile efradıyla başkaldıran “haksızlık karşısında eğilmeyiniz, eğilirseniz hakkınızla birlikte, şerefinizi de kaybedersiniz” diyen Şahı Murtaza Ali evladı, Peygamber torunu İmam Hüseyin’in huzurundayız. Her muharrem kendimizi Kerbela’da sorguladığımız ve haksızlıklar karşısında “neredeyiz” diye kendimize sorduğumuz günler içindeyiz.</p>
<p>Bu sorgulama her gün biraz daha canımızı acıtarak kendisini bizlere hissettirmektedir. Aynı Kerbela acısı gibi karşımızda durmaktadır. Yüzümüz yerde, özümüzü dara çekmektedir. Hakikate bizleri davet etmektedir. Hüseyin Kerbela çölünden “sen neredesin” diye bizlere seslenmekte, bizi bizlere hatırlatmaktadır.</p>
<p>Her atılan adımda bizi sorgulamaktadır. “Biz dedeler” derken, “dedelere aylık” derken, devlet kapısında pasaport, yol harçlığı sırasına girerekten, o “aç kal, alçalma” diyerek bizleri uyarmaktadır. Kendi bedenini ölüme yatırıp, haksızlıklar karşısında nasıl davranmamız gerektiğini pratiğiyle göstermektedir. Aması, fakatı olmadan, kirli olan her şeye kafa tutmaktadır. Haksızlık ve vahşet ne kadar güçlü olursa olsun mazlumun hakkının asla teslim alınamayacağını dünyaya ispatlamaktadır. Binlerce yıldır dilden dile aktarılarak unutulmayan, İmam Hüseyin’in direnişi, bizlerin yol süreğimizin izi olmaya devam etmektedir. Bu iz açlıkla terbiye edilmiş bir beden değildir.</p>
<p>Bu oruç bir iradenin tecilli ve Şahı Şehidan Hüseyin’in acısının ilklerine kadar hissedilmesidir. Mazlumun kendisini ifade etmesi ve bununla da hak ettiği gibi kendisini yüceltmesidir. Hüseyin direnişi, mazlumun haksızlıklara karşı gücüdür. Emeğidir. Yas-ı Muharrem orucu işte bu emeğin tüm ezilen, mazlum kesimlerce ortaklaştırılması, sahiplenilmesidir. Kerbela’daki zaferin taçlandırılması, miras olarak alınması ve gelecek nesillere bırakılmasıdır. Alevi felsefesinin özü burada oluşmuştur. Şekil kazanmıştır, kendisini ifade edecek temsilcisine kavuşmuştur. Hiç kimse Aleviliği Hüseyin kadar temsil edemez.</p>
<p>Öyle ki; “Tarih, Hicret’in 61. yılını, yani 10 Ekim 680’i gösteriyordu. Yezid’in valisi İbn-i Ziyad’ın 30 bin kişilik orduyu Hüseyin’in üzerine gönderdi. Muharrem ayının 7’sinde Ömer bin Sa’d çemberi daralttı ve kampın suyollarını kesti. Muharrem ayının 9’unda, kampın su kaynakları tükendi ve önlerinde sadece savaşmak ya da teslim olmak seçeneği kaldı.</p>
<p>Hüseyin adamlarına, teslim olmaya niyeti olmadığını, savaşacağını söyledi. Sayıca çok yetersiz oldukları için, öldürülecekleri aşikârdı. Yine de hepsi ölmeyi tercih etti. Hüseyin herkesin kampı terk edip, gece karanlığından yararlanarak kaçmakta serbest olduğunu söyledi ancak hiçbiri yerinden kıpırdamadı.</p>
<p>Ertesi sabah Hüseyin düşman askerlerine uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşma öylesine etkili oldu ki, Yezid’in generallerinden Hûr, devasa düşman ordusunu terk edip, Hüseyin’in bir avuç ordusuna katıldı. İbn Sa’d diğer adamlarının da saf değiştirmesinden korkup, Hüseyin’e ilk oku atarak savaşı başlattı. Hüseyin’in taraftarlarından ilk olarak Hur, Habib bin Mezahir gibi Hüseyin’in ve babası Ali bin Ebu Talib’in yakın arkadaşları döğüştüler ve birer birer hayatlarını kaybettiler. Bunlardan sonra Hüseyin’in akrabaları dövüştüler. Ölenler arasında Hüseyin’in oğlu Ali Ekber, kardeşi Hasan’ın oğlu Kasım, tek taraftan kardeşi ve sancaktarı Abbas (Alemdar) da vardı.</p>
<p>Kadınlar ve çocuklar çadırlarda birbirlerine sarılmış, savaşın bitmesini bekliyorlardı. Hüseyin’in oğlu İmam Zeynelabidin de, savaşamayacak kadar hasta olduğu için çadırdaydı. Hüseyin diğer oğlu Ali Asgar henüz altı aylıktı ve susuzluktan ölmek üzereydi. Hüseyin oğlunu kucağına aldı ve Yezid’in ordusunun karşısına dikildi. Çocuğa bir yudum su vermelerini istedi. Ama Hurmala bin Kâhil, Ömer bin Sa’d’ın emri ile çocuğu okla vurdu. Boynundan vurulan bebek oracıkta can verdi.</p>
<p>Hüseyin oğlunu gömdükten sonra tekrar düşmanın karşısına çıktı ve onları teslim olmaya davet etti. Birebir savaşta çok fazla kayıp veren Ömer bin Sa’d’ın ordusu Şimr bin Zi’l Cevşen’in emriyle toplu hücuma geçti ve her taraftan ok ve mızraklar Hüseyin’in üzerine yağmaya başladı. Sinan bin Enes en-Nehai veya Şimr bin Zi’l Cevşen kafasını kılıçla keserek Hüseyin’i öldürdü. Kafası mızrağa takıldı ve herkese gösterildi. Üzerindeki değerli eşyalar alındı ve yarı çıplak bırakıldı.</p>
<p>Ubeydullah bin Ziyad’ın emri üzerine Hüseyin’in cesedi atlara çiğnetildi. Daha sonra Yezid’in askerleri çadırlara girdiler ve kampı yağmalamaya başladılar. Ölen 72 kişinin cesedi El-Gadiriye köylüleri tarafından ertesi gün defnedildi.</p>
<p>Bununla birlikte Kerbelâ’dan Kûfe’ye ve Kûfe’den Şam’a yapılan yolculuklarda Hüseyin’in kız kardeşi Zeynep bin Ali ve oğlu Zeynelabidin her fırsatta Yezid’in neler yaptığını ve Kerbela’da işlenen suçları Müslümanlara anlattılar. Yezid’in mahkemesine çıkarıldığında Zeynep büyük bir cesaret örneği sergileyerek Yezid’in halifeliğinin geçersiz olduğunu ilan etti.”</p>
<p>gündem</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aleviler olarak kazanmak zorundayız</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/aleviler-olarak-kazanmak-zorundayiz/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/aleviler-olarak-kazanmak-zorundayiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 09:59:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ahlakı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kazanımları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi talepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi uyanışı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Kürt ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve solcular]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[barış süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Başköylü Hasan Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi deyişleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyetin kuruluşu]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır inanç özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Hakka doğru ikrar]]></category>
		<category><![CDATA[kiliseler ve camiler]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt kadının devrimsel dönüşümü]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt özgürlük hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt talepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>
		<category><![CDATA[laik kültürel birliktelik]]></category>
		<category><![CDATA[madımak katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Newroz mesajı]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Süryani milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Susurluk]]></category>
		<category><![CDATA[tek ulus politikası]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal birliktelik]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'nin renkleri]]></category>
		<category><![CDATA[ulusalcı faşist çevreler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/aleviler-olarak-kazanmak-zorundayiz/</guid>

					<description><![CDATA[“Hakka doğru giden ikrar imandır Hak ikrar ulu mihmandır Ulu divan kurulacak zamandır Hakkın divanında davamız bizim”   (Başköylü Hasan Efendi) “Alevlik ve süreç” diye başlayan tartışmalar giderek niyete bağlı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Hakka doğru giden ikrar imandır<br />
</em><em>Hak ikrar ulu mihmandır<br />
</em><em>Ulu divan kurulacak zamandır<br />
</em><em id="__mceDel"><em id="__mceDel"><em>Hakkın divanında davamız bizim”   </em></em></em><strong>(Başköylü Hasan Efendi)</strong></p>
<div>
<p>“Alevlik ve süreç” diye başlayan tartışmalar giderek niyete bağlı olarak Kürtler aleyhine kampanyaya dönuştürülmek istenmektedir. Bunun için bildik bir çok çevre, kişi harekete geçmiş bulunmaktadır. Görünen o ki; olası barış, birilerini ciddi şekilde korkutmaktadır&#8230; Alevilerin kendilerini daha özgür ve demokratik bir ortam içerisinde ifade etme olasılığı, Aleviler üzerinde egemenlik hesabı yapanları ürkütmektedir. Çünkü; Alevileri Kürt siyasal hareketinden uzak tutmak isteyenler ve şimdiye kadar Kürt düşmanlığını Aleviler içinde örgütlemek için çatışma ortamını gerekçe olarak gösterenlerin elindeki koz alınmıştır. Newroz mesajı sonrası Alevi uyanışının ve kendi kimliği ile buluşmasının önü her zamankinden daha fazla açılmış, Kürt siyaseti ile Alevilerin buluşması kaçınılmaz olarak kendisini yeni sürece dayatmıştır.</p>
<p>Demokratik bir Türkiye’nin yaratılması için Kürtlerin ve inançsal olarak da Alevilerin taleplerinin mutlaka karşılanması şarttır. Biri diğerinden daha önemli ya da daha önemsiz değildir. Tüm kesimler kendilerini sürece dahil etmenin yolunu aramalı, bulmalıdır. Seslerini yükseltmeli, taleplerini kamuoyu ile paylaşmalı, baskı unsuru olmak için harekete geçmelidir. Bilinmeldir ki; ulusalcı faşist çevrelerin kendi yaratıkları ve Kürdistan’daki ayakları ve temsilcileri olan çevrelerden yola çıkarak tarif etmek istedikleri Kürt imajı çoktan aşılmıştır. “Cahil Kürt” devri kapanmıştır. Cehalet, otuz yıllık çetin bir direniş sonrası sahiplerine iade edilmiştir. Kürt Özgürlük Hareketi’nin egemen olduğu her yerde demokratik eşitlikçi ve gerçek anlamda laik bir kültürel birliktelik yaratılmıştır. Bunu bütün yaşam alanlarında görmek mümkündür. Süryaniler ilk kez, Kürt Özgürlük Hareketi’nin katkılarıyla TBMM’de milletvekili göndermiştir. Diyarbakır tüm inançların kendilerini özgürce yaşatabildikleri bir şehir olarak tarihteki misyonuna uygun bir resim vermiştir. Kiliselerindeki çan seslerine, camilerde ezan sesleri, cemevinde deyişler ve semahlar eşlik etmektedir. Tüm bunlar Kürt siyasetinin yaratığı olanaklar ve onun öncülüğünde olmuştur. Diyarbakır örneği, Kürt siyasetinin yaratmak istediği birlikte yaşam arzusunun kendisidir. Kısacası devletin yüzyıllardır geri bırakmak suretiyle Kürtler üzerinde egemenliğini devam ettirme çabası aşılmaya başlanmıştır. Yine Kürt kadınının devrimsel dönüşümü ortadadır. Toplumun en temel kültürel değerlerinin taşıyıcı olarak özgürlük mücadelesindeki yerini almıştır. Kürt gericiliğine karşı en büyük başkaldırıya öncülük etmektedir.</p>
<p><a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2013/04/semah.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a>Düne kadar “tek ulus, tek inanç, tek dil” diyerek toplumu benzeştirip, tekleştirmek isteyen katliamcı ve inkarcı zihniyet bugün Kürtler başta olmak üzere, fiilen Lazların, Gürcülerin, Çerkezlerin, Asurilerin, inançsal olarak Alevilerin, Êzîdîlerin varlığını kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu kabul edilişin altında Kürt Özgürlük Hareketi’nin ciddi emeği vardır. Kürt Özgürlük Mücadelesi sadece Kürtlerin var olma mücadelesi değildir. Türkiye’de tüm yok sayılanların mücadelesidir. Bunu bugün varılan sonuçlarla görmek mümkündür. Kürt siyaseti şeklin, sloganın ötesinde durmaktadır. Bu topraklarda özünde büyük bir değişimi dayatmaktadır. Kürdistan’dan haraketle Türkiye’nin geneline yayılmak istenen bu değişimin karşısında durmak mümkün değildir. Hiç bir gerekçe mevcut statükoyu korumayı ve sahiplenmeyi haklı kılamaz. Hiç kimse bizden, Kürtler, Aleviler ve solcular başta olmak üzere, bu toprakların tüm renklerini yok etmek isteyen, bunun üzerine kurulmuş bir sistemi savunmamızı beklememelidir. Cumhuriyetin kuruluş yıllarından itibaren bizlere uygulanan katliamlar belgeleri ile ortadadır. Bunun için çok uzağa gitmeye bile gerek yoktur. Madımak daha dündür. Gazi’nin kanı daha kurumamıştır. Onun için Aleviler’den “cumhuriyete bekçilik” yapması istenemez. İsteyenlerin aymazlığı ve niyeti ortadadır. Niyetleri Susurluk’tadır. Ergenekon’dadır. Bu da Alevi ahlakına, felsefesine yaşamına uymaz. Uyanları Alevi olamaz&#8230;</p>
<p>Onun için barış sürecinde demokrasi mücadelesini daha güçlü yükseltmek gerekmektedir. Siyasetin, dönemin değişim isteyen ruhuna uygun bir hareket içinde olmak zorundayız. Çünkü Alevilerin kendisi için bir şeyler isteme, kazanma zamanı gelmiştir.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/aleviler-olarak-kazanmak-zorundayiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hak, kadında hakikat olarak şekil bulmuştur</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/hak-kadinda-hakikat-olarak-sekil-bulmustur-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/hak-kadinda-hakikat-olarak-sekil-bulmustur-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 07:47:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ağucan]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi birlikteliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Dergâhları]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hak savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakikatı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inanç savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kutsal mekanları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ocakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yolcuları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Baba Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet dönemi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Derviş Cemal]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Hallacı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Hubyar Sultan Ocağı]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[inanç özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi ibadeti]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe deyişler]]></category>
		<category><![CDATA[Madımak yangını]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş vahşeti]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Mezopotamya]]></category>
		<category><![CDATA[nefesler]]></category>
		<category><![CDATA[Nesimi]]></category>
		<category><![CDATA[Şuhreverdi]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Üryan Xızır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/hak-kadinda-hakikat-olarak-sekil-bulmustur-2/</guid>

					<description><![CDATA[“Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok Noksanlıkla eksiklik senin görüşlerinde.” Hacı Bektaş Veli Alevilerle, Alevilik arasındaki farklılaşma giderek derinleşiyor. Aleviliğin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde<br />
</em><em>Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde<br />
</em><em>Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok<br />
</em><em id="__mceDel"><em id="__mceDel"><em id="__mceDel"><em>Noksanlıkla eksiklik senin görüşlerinde.” </em></em></em></em><strong>Hacı Bektaş Veli</strong></p>
<div>
<p>Alevilerle, Alevilik arasındaki farklılaşma giderek derinleşiyor. Aleviliğin toplumsalcı, eşitlikçi ve hümanist yanları asimilasyonla ortadan kaldırılıyor. Binlerce yıldır baskılara direnen, varlığını sürdürmek için bedel ödeyenler, modern denen dünyanın tüketici rüzgarı altında Alevilikten uzaklaştırıyor. Kimi zaman Alevilerin eliyle Alevilik tanınmaz hale getiriliyor.</p>
<p>Bunu Alevi kadınların özellikle büyük şehirlerde yaşadıklarında görmek mümkündür.</p>
<p>Birlikte üreten, ürettiklerini birlikte paylaşan, bunu toplumsal temsili olan sosyal bir ilişki olarak yaşayan Aleviler bu değerlerini bir kenara bırakarak, erkek egemenlikli bir hayatı organize etmeye başlamışlardır.</p>
<p>Toplumun en etkin alanlarında kendini temsil etme, karar verme gücüne her zaman sahip olan Alevi kadını, bugün posta dahi yaklaştırılamaz bir duruma düşürülmüştür. Kendisini temsil etmek bir yana, karar verme yetisi elinden alınmıştır. Cemlerde “ana” diye hitap edilen ve Pir yanında Pir hükmünde posta oturan Alevi kadını, gelinen noktada sadece hizmetli, ya da en iyi durumda sembolik temsil durumuna düşürülmüştür. Bu da Alevi asimilasyonun boyutunun anlaşılması için gösterilebilecek bir örnektir. Cemleri özellikle devlet otoritesine, devlet merkezine yakın bir mantık içerisinde yürüten çevreler Alevileri, Türk-İslam anlayışıyla asimile etmek isteyenler, postta kadını yaklaştırmamaktadırlar. Bu anlayışın ve uğursuz rolün sahipleri “Kadın posta oturmaz” diyerek Aleviliğe hakaret edebilecek cesarete ulaşmışlardır.</p>
<p>“Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok / Noksanlıkla eksiklik senin görüşlerinde” diyen Alevi erenlerine karşı, Cemlerde kadınları ve erkekleri ayrıştıranlar, fikrindeki ayrılıkçı resmi ortaya koymaktadır. Bu ayrılık temelden bir sapma, yoldan ayrılmadır. Böyle bir resim, Alevilikle, Alevilerin bağlarını koparmaktadır. Bu durum ağır bir travmatik hastalığa tekabül eder. Aleviliğin merkeze doğru çekilmesi, devletle ve onun kurumlarıyla benzeşmesi, egemen inançların uygulamalarını rehber alması, Aleviliğe Alevi kadınına ayrımcılık olarak, kadının Alevi toplumu içinde kazanmış olduğu haklarının gasp edilmesi olarak yansımaktadır.</p>
<p>Alevi örgütlenmelerindeki kadın sayısının azlığı, yönetim düzeyinde nerdeyse yok denecek kadar kadının olması, Alevi hareketinin karakterini de ortaya koymaktadır. Alevilerin demokratik eşitlikçi yanının ne kadar törpülenerek kendisi olmaktan çıkarıldığının göstergesi olmaktadır.</p>
<p>Kadına yaklaşım, kadının Alevi örgütündeki yeri, kurumlarımızın kimliğini ele vermektedir. Alevilikle olan bağ zayıfladıkça Alevi kurumları da eleştirdikleri karşıtlarına benzeşmektedir. Alevi kadının özgürleşme sorunu Alevilerin özgürleşmesiyle de ilintilidir. Alevi kadının Alevi hareketine katılımı onun gücüyle de ilgilidir. Alevi kadının Alevi örgütüne katılımı o kurumun Alevi olup olmamasıyla da ilgilidir. Büyük özgürlük iddiası eşitlik iddiası hak ile hakikat olma iddiası kadının özgürlük iddiası ile ilgili ve ölçülüdür. Böyle bir düzlemde baktığımızda Alevi hareketinin demokrasi hareketi içerisindeki yeri toplumu etkileme gücü ve kendisini koruyarak gelecek nesillere aktarma hürriyeti çok zayıflatılmıştır.</p>
<p>Yaşayan Aleviliğin gelenek, görenek ve kültürünün en yoğun biçimde ifadesini bulduğu Alevi kadını bugün Alevi hareketinin dışında örgütsüz ve kendisini temsil etmekten çok uzakta durmaktadır. Bu durum Alevi hareketinin kendisini aşamamasının ve demokrasi güçleriyle de buluşamamasının da temel nedenlerinden biri olmaktadır. Bu durum ancak Alevi değerlerine Alevilerin sahip çımasıyla aşılabilinir. Aleviliğin kadını yücelten, onu eşitleyen, toplumu idare eden, karar sahibi kılan kadın kimliğinin tekrar bu toplumla buluşması gerekmektedir.</p>
<p>Bunun somut örneğini Kürt siyasi hareketinde görmek mümkündür. Değişim yaratıcısı ve temsilcisi kadındır. Kürt toplumsal değişiminin ilk fedaileri Azimeler, Zekiyeler, Zilanlar, Beritanlardan Sakinelere uzanan kadın emeği devasa bir ürün olarak demokrasiye yürüyen, özgürlüğe yürüyen bir hareket yaratmıştır. Alevilik felsefesinin Kürt siyasetiyle buluşmasının temsili olan bu yiğit kadınlar bugün özgürlüğün, demokratik bir dünyada eşit bir yaşamın teminatı olmuştur. Orta Doğu’dan dünyaya özgürlük ve eşitlik meşaleleri olarak anılmaktadır.</p>
<p>Kürt siyasetindeki kadın iradesi; dönüştürücü, özgürleştirici ve hayatı anlamlandırıcı hareketi geleceğe dair büyük umutların yeşermesine vesile olmaktadır. Ortadoğu coğrafyası bu büyük umudu demokrasinin sembolü haline gelen hareket tarzıyla saygınlık yaratan bu durum, tüm alanlarda değişim dinamiğinin de kendisi olmaktadır. Ortadoğu’nun değiştirici dinamiği kadındır. Kadınsız değişim ve demokratik eşitlik söz konusu olamaz. Alevi kadının desteklemediği, iradesini katmadığı bir hareket, ne dönüştürücü, ne de eşitlikçi olabilir. Bugün tam da Alevi hareketinin yaşadığı budur. Kadınsız Alevi hareketi tüm saldırılara ve asimilasyona açıktır.</p>
<p>Alevilerin Alevilikte ısrarı Alevi ruhuna, toplumsal dünyasına yapılacak en büyük katkı olacaktır. Hak ve hakikat olacaktır. Fatma Ana’dan, Bese’ye, Zarife’ye uzanan ve direnen Aleviliğin mirasçıları olan bu yol erlerinin fedakarlıklarıdır ki; Alevilik hakikatle kutsanmıştır. Hak, kadında hakikat olarak şekil bulmuştur, Alevilik olmuştur.</p>
<p>Nice 8 Mart’lara&#8230;</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/hak-kadinda-hakikat-olarak-sekil-bulmustur-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
