<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>alevi direnişi &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/alevi-direnisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Dec 2024 17:01:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>alevi direnişi &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Suriye’de Alevi Katliamı: Türkiye’nin Suç Ortaklığı</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/suriyede-alevi-katliami-turkiyenin-suc-ortakligi-4/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/suriyede-alevi-katliami-turkiyenin-suc-ortakligi-4/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Dec 2024 17:01:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi düşmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[alevi örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[cihatçı gruplar]]></category>
		<category><![CDATA[cihatçılar]]></category>
		<category><![CDATA[Esad]]></category>
		<category><![CDATA[Heyet Tahrir el-Şam]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Rojava]]></category>
		<category><![CDATA[Rojava yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[seküler yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye iç savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye Milli Ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye'deki Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye'deki gruplar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'nin Suç Ortaklığı]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/suriyede-alevi-katliami-turkiyenin-suc-ortakligi-4/</guid>

					<description><![CDATA[Suriye, dünya gündemini meşgul eden bir yer haline gelmişken, bizler için de oldukça yakın bir noktada yer almakta. Bu topraklarda yaşayan insanlar, bizim akrabalarımız, dostlarımız ve aynı coğrafyada varlıklarını sürdüren&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Suriye, dünya gündemini meşgul eden bir yer haline gelmişken, bizler için de oldukça yakın bir noktada yer almakta. Bu topraklarda yaşayan insanlar, bizim akrabalarımız, dostlarımız ve aynı coğrafyada varlıklarını sürdüren topluluklar. Suriye’deki gelişmeler, sadece bölgedeki halkı değil, Türkiye&#8217;deki Alevi toplumu gibi başka toplulukları da yakından etkiliyor. Savaş topraklarımızda karşılığını buluyor. Yıkım getiriyor. Aclık ve sefaleti derinleştiriyor. Erdoğan iktidarı ise içerde ekmiş olduğu kin ve nefreti cihadistler eliyle Suriye topraklarında da yaymaya çalışıyor. Türkiye, mafya ve çetelerin buluşma noktası haline gelmiş bir ülke olarak savaştan da besleniyor. Suriye’ye bodoslamasına çakal gibi dalmış bulunuyor.</p>
<p>Suriye’de ciddi bir Alevi nüfusu var, özellikle sahil bölgelerinde. Latakia, Tartus, Baniyas, Jableh, Homs’da büyük bir tehdit altındalar. Her ne kadar IŞİD’in yoğun saldırı dönemine tekabül eden bir durum olmasa da, mevcut sistemin oturmasıyla birlikte gelecekte olası tehditler korkunç bir tablo ortaya koyuyor. Türkiye’nin Suriye iç savaşına müdahale etmesinin ardından, cihatçı gruplara verdiği destek, Alevilere yönelik tehditleri daha da artırmış durumda. Hükümetin desteklediği grupların, Suriye’deki Alevi nüfusunu hedef alması, toplumda büyük bir korku yaratmış durumda.</p>
<p>Erdoğan medyası HTŞ güzellemeleri yapa dursun, sosyal medya platformlarından Suriye’de büyük bir Alevi kıyımının yaşandığından bahsediliyor. Vahşi görüntüler paylaşılıyor. Demokrasi kahramanları diye pazarlananlar sokaklarda “Hepinizi tek tek not ediyoruz” diye dolanıyorlar. Sorgusuz sulasiz infazlar yapıyorlar. Bu görüntüler, gelecekte yaşanacakların işareti. “Görünen köy kılavuz istemez” misali.</p>
<p>Radikal gruplar, Alevilere yönelik saldırılarını artırıyor. Bu grupların şu an yaptığı, bir anlamda IŞİD’in geçmişteki eylemlerini başka bir zamana erteleyerek tekrar gündeme getirmek gibi görünüyor. Batıyı ürkütmemek için yapılan &#8220;ılımlı açıklamalar&#8221; ise, ne yazık ki Alevi nüfusu kapsamıyor. Alevi köylerinden insanlar korkularından sahildeki kentlere akın ediyorlar.</p>
<p>Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm aktörler sessiz. Türkiye’deki Alevi örgütleri de bu konuda sorumluluklarını yeterince yerine getirmiyor. Bugün Suriye’de bir Alevi katliamı yaşanıyor ve buna karşı mücadele etmek için sadece bildirilerle yetiniyorlar. Bildirileri yayınlamakla Alevilerin yaşam hakkını güvence altına almak mümkün mü!</p>
<p>Suriye’deki Alevilere sahip çıkmayanların, Türkiye’de de bir mücadele verdiklerini söylemek mümkün değil. Katliamı görmezden gelmek, bir anlamda ortak olma anlamına gelmiyor mu! Bu katliamlar Suriye’deki Aleviler ile sınırlı kalmayacak, Türkiye’nin içine de sıçrayacak. Türkiye içindeki Alevileride hedef alacak.</p>
<p>X Platformundan yapılan paylaşımlara göre, Lazkiye kırsalında Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) tarafından Alevi sivillere yönelik katliamlar başladı. Yerel kaynaklar, bu saldırılarda çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini bildiriyor. Uluslararası toplum acil müdahale çağrısı yapıyor. Lazkiye şehir merkezinde şu an toplu bir saldırı olmasa da kırsal alanlarda Alevi köyleri hedef alınıyor. İsrail’e, Güney Suriye’ye, Rojava’ya veya Türkiye&#8217;nin diğer gündemlerine odaklanılmışken, kırsal kesimlerdeki bu saldırılar gözden kaçıyor. Uluslararası toplumun ve Birleşmiş Milletler’in bu konuda sessiz kalması, sadece Suriye’deki Aleviler için değil, tüm dünya için büyük bir sorumsuzluktur.</p>
<p>Şu an Suriye’deki Alevilerin geleceği ve onları kimin temsil edip koruyacağı belirsiz. Esad iktidarıyla ilişkilendirilmeye çalışılıyor, Esad’ın işlemiş olduğu suçların sorumluları haline getirilmek isteniyor. Esad yönetiminin kim olduğu ve nasıl bir rejim olduğu herkes tarafından biliniyor. Alevilik ile yakından uzaktan ilişkisi yok. Türkiye’deki Aleviler açısından da durum benzer. Türkiye’de de Kemalist algısı üzerinden Alevilerle bir eşleştirme yapılıyor. Kemalistlerin yaptıkları Aleviler yapıyor diye Siyasal İslamcılar tarafından kitlesine pazarlanıyor. Oysaki Alevilere yönelik dışlayıcı politikalar, Kemalist yönetim döneminde en ağır bir şekilde yaşatıldı. Kemalistlerin iktidarında da bugünde bu ülkede tek bir Alevi kaymakam, vali görev yapmadı. Görev verilmedi. Bugün ise bu dıştalayıcı durum derinleşerek devam ediyor. Kimse Kemalistleri, Baascıların suçlarını Aleviliğe yüklüyemez. Bunun üzerinden Alevi düşmanlığı üretemez. Bu alçakca bir yaklaşımdır. Kötü niyetlidir.</p>
<p>Suriye’de cihatçı gruplar, Türkiye’deki Siyasal İslamcılar Alevi “iktidarından” ve Alevi baskısından bahsediyor. Ve üretiliyor. Alevilere yönelik saldırılarda sorgusuz sualsiz şiddet uygulanıyor. Görüntüler sosyal medyada açıkça yer alıyor. İnsanlara sadece “Alevi misin, değil misin?” diye soruluyor. Eğer Aleviyseniz, herhangi bir suç işleyip işlemediğiniz ya da herhangi bir olayla ilgili olup olmadığınız sorgulanmıyor. Hangi tarafta olduğunuz, Esad’a mı muhalif yoksa destekçi mi olduğunuz, sol bir gruba mı mensup olduğunuz da sorulmuyor. Sadece “Alevi misiniz?” diye soruluyor ve buna göre muamele yapılıyor.</p>
<p>Bu durum, Türkiye’de yaşayan Aleviler için de bir tehdit teşkil ediyor. Eğer Suriye’de Alevilere yapılanları durduramazsanız, Türkiye’deki Alevi katliamlarının önüne geçemezsiniz. Çünkü bunlar birbiriyle bağlantılı. Suriye’de şekillenmeye başlayan iktidar modeli, Afganistan’daki model Erdoğan&#8217;ın hayalindeki devlet örgütlenmesi. Afganistan için söylemişti “Aynı değerlere bağlıyız” diye.</p>
<p>Nasıl ki Türkiye, Kürtlere yönelik düşmanlık ve nefret politikalarını sınırları içinde örgütlüyorsa, aynı politikayı Suriye, Irak ve İran’daki Kürtler üzerinde de uyguluyor. Bu durum, Alevilere yönelik saldırılar için de geçerli. Suriye’deki Alevilere yapılan saldırılar, Türkiye’deki Aleviler için de benzer bir tehlike anlamına geliyor. Alevilik, sadece Türkiye sınırlarıyla ya da Anadolu Aleviliği kavramıyla sınırlı değil. Bu coğrafya Hindistan’dan Balkanlar’a kadar uzanıyor. Ve bu coğrafyanın dört bir yanında Selefi ve cihatçı gruplar, Alevileri katlediyor. Irak’ta, Afganistan’da, Suriye’de ve Türkiye’de bu katliamlar sürüyor.</p>
<p>Maraş Katliamı’nın gene yıldönümü. Orada bugünlerde Kürt Aleviler katledildi. Bugün Suriye topraklarında daha büyük çapta bir Alevi avcılığı yapılıyor. Böyle bir ortamda Alevilerin, Alevi örgütleribin sadece bir bildiri yayınlaması yeterli değil. Bu çok yetersiz ve abes bir yaklaşım. Ayıp bir duruş.</p>
<p>Böylesine bir saldırıya karşı, Kürtlerin Rojava’daki örgütlenmesini ve kendi kendilerini savunma azmini düşünün. Buna rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Suriye’de de Kürtlere karşı katliamları destekleyen bir politika izliyor. Suriye’deki Alevilerin ise şu an korunma sağlayabilecek bir yapıları bile yok. Belki de tek sığınacakları yer, seküler bir yaşamı esas alan Rojava yönetimi. Çünkü burada Ermeniler, Süryaniler, Kürtler gibi tüm toplulukların haklarına saygı gösteriliyor.</p>
<p>Ancak bölgede HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) gibi gruplar hâkim. HTŞ, El Kaide’den, ardından El Nusra’ya dönüşen ve oradan bugünkü hâlini alan bir yapılanma. Görünürde yumuşak mesajlar veriyor olabilir, ama geçmişi ve kodları belli. Afganistan’da Taliban’ın yaptıklarını görüyorsunuz. Aynı zihniyet, Alevilerin bu topraklarda yaşamasına izin vermeyecek. Bunun için her türlü katliamı yapmaya hazırlar. Mezarları ateşe veren bir anlayıştan bahsediyoruz. İnsanların ölüsüne bile saygı duymayan bir zihniyet var. Bu zihniyete karşı Suriye’deki Alevileri kim koruyacak!</p>
<p>Türkiye’nin, Suriye’deki gruplara yönelik desteği, Aleviler için tehdit oluşturan bir başka faktör. Türkiye’nin vergilerimizle finanse ettiği “Suriye Milli Ordusu” gibi çetelerin faaliyetleri, bölgede yaşayan Ermeniler, Dürziler, Aleviler, Kürtler ve Süryaniler gibi topluluklar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Rojava gibi seküler, demokratik bir bölge, Suriye’deki Aleviler, Dürziler gibi gruplar sürekli bir saldırı altında. Bizden toplanan vergilerle bu saldırılar yapılıyor ve kardeşlerimize, inançlarımıza hakaret ediliyor.</p>
<p>Bugün yaşananlar, sadece Suriye’deki Alevi toplumu için değil, tüm insanlık için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Alevilere yönelik düşmanlık, sadece bir inanç meselesi değil, insan hakları ihlali anlamına gelmektedir. Türkiye’deki Aleviler, kendi haklarını savunmanın ötesinde, Suriye’deki ve dünyadaki diğer Alevi topluluklarıyla birlikte hareket etmelidir.</p>
<p>Alevi örgütlerinin, Suriye’deki Alevi topluluğuna yönelik saldırılara karşı daha etkin bir şekilde sesini yükseltmesi gerekiyor. Sadece bildirilerle bu sorun çözülemez. Hatay’a, Samandağı’na gitmek lazım. Hızır Türbesinin etrafında toplanıp Suriye’deki Alevilerin yaşadıklarına dikkat çekerek, bölgedeki Alevilerin yanında olduğumuzu bizzat göstermek gerekiyor. Bu katliamların durdurulması için uluslararası alanda etkin bir mücadele başlatmak zorundayız. Eğer bu konuda harekete geçmezsek, aynı tehdit Türkiye’deki Alevilere de sıçrayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/suriyede-alevi-katliami-turkiyenin-suc-ortakligi-4/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Aç kal, alçalma’ &#124; Alevi Gazetesi</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma-alevi-gazetesi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma-alevi-gazetesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 12:45:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi İnançları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin ve Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin'in şehadeti]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin’in direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin’in mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin’in konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve adalet]]></category>
		<category><![CDATA[İslam’da direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela savaşının detayları]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela’daki haksızlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlumun gücü]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[Şah Murtaza Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Şahı Şehidan Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel Alevi figürleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yas-ı Muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[Yezid ve İbn-i Ziyad]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynelabidin]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep bin Ali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma-alevi-gazetesi/</guid>

					<description><![CDATA[“Pir Sultan Abdal tut damenin anın Düşmanına düşman ol hanedanın Nur-ı çeşmidürür Şah Murtaza’nın Erenler hünkârı İmam Hüseyin” Yas-ı Muharrem’deyiz. İyinin kötüye ka4rşı tarihi bir duruşun nasıl olması gerektiğinin resmedildiği Kerbela darındayız. Sayıları on binler olan vahşet ordularına karşı, 73 aile efradıyla başkaldıran “haksızlık karşısında eğilmeyiniz, eğilirseniz hakkınızla birlikte, şerefinizi de kaybedersiniz” diyen Şahı Murtaza [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>“Pir Sultan Abdal tut damenin anın<br />
</em></strong><strong><em>Düşmanına düşman ol hanedanın<br />
</em></strong><strong><em>Nur-ı çeşmidürür Şah Murtaza’nın<br />
</em></strong><strong><em>Erenler hünkârı İmam Hüseyin”</em></strong></p>
<div>
<p>Yas-ı Muharrem’deyiz. İyinin kötüye ka4rşı tarihi bir duruşun nasıl olması gerektiğinin resmedildiği Kerbela darındayız. Sayıları on binler olan vahşet ordularına karşı, 73 aile efradıyla başkaldıran “haksızlık karşısında eğilmeyiniz, eğilirseniz hakkınızla birlikte, şerefinizi de kaybedersiniz” diyen Şahı Murtaza Ali evladı, Peygamber torunu İmam Hüseyin’in huzurundayız. Her muharrem kendimizi Kerbela’da sorguladığımız ve haksızlıklar karşısında “neredeyiz” diye kendimize sorduğumuz günler içindeyiz.</p>
<p>Bu sorgulama her gün biraz daha canımızı acıtarak kendisini bizlere hissettirmektedir. Aynı Kerbela acısı gibi karşımızda durmaktadır. Yüzümüz yerde, özümüzü dara çekmektedir. Hakikate bizleri davet etmektedir. Hüseyin Kerbela çölünden “sen neredesin” diye bizlere seslenmekte, bizi bizlere hatırlatmaktadır.</p>
<p>Her atılan adımda bizi sorgulamaktadır. “Biz dedeler” derken, “dedelere aylık” derken, devlet kapısında pasaport, yol harçlığı sırasına girerekten, o “aç kal, alçalma” diyerek bizleri uyarmaktadır. Kendi bedenini ölüme yatırıp, haksızlıklar karşısında nasıl davranmamız gerektiğini pratiğiyle göstermektedir. Aması, fakatı olmadan, kirli olan her şeye kafa tutmaktadır. Haksızlık ve vahşet ne kadar güçlü olursa olsun mazlumun hakkının asla teslim alınamayacağını dünyaya ispatlamaktadır. Binlerce yıldır dilden dile aktarılarak unutulmayan, İmam Hüseyin’in direnişi, bizlerin yol süreğimizin izi olmaya devam etmektedir. Bu iz açlıkla terbiye edilmiş bir beden değildir.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-4385 " src="https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2024/08/huseyin_dogan_dede.jpg" alt="" width="605" height="402" data-recalc-dims="1" /></p>
<p>Bu oruç bir iradenin tecilli ve Şahı Şehidan Hüseyin’in acısının ilklerine kadar hissedilmesidir. Mazlumun kendisini ifade etmesi ve bununla da hak ettiği gibi kendisini yüceltmesidir. Hüseyin direnişi, mazlumun haksızlıklara karşı gücüdür. Emeğidir. Yas-ı Muharrem orucu işte bu emeğin tüm ezilen, mazlum kesimlerce ortaklaştırılması, sahiplenilmesidir. Kerbela’daki zaferin taçlandırılması, miras olarak alınması ve gelecek nesillere bırakılmasıdır. Alevi felsefesinin özü burada oluşmuştur. Şekil kazanmıştır, kendisini ifade edecek temsilcisine kavuşmuştur. Hiç kimse Aleviliği Hüseyin kadar temsil edemez.</p>
<p>Öyle ki; “Tarih, Hicret’in 61. yılını, yani 10 Ekim 680’i gösteriyordu. Yezid’in valisi İbn-i Ziyad’ın 30 bin kişilik orduyu Hüseyin’in üzerine gönderdi. Muharrem ayının 7’sinde Ömer bin Sa’d çemberi daralttı ve kampın suyollarını kesti. Muharrem ayının 9’unda, kampın su kaynakları tükendi ve önlerinde sadece savaşmak ya da teslim olmak seçeneği kaldı.</p>
<p>Hüseyin adamlarına, teslim olmaya niyeti olmadığını, savaşacağını söyledi. Sayıca çok yetersiz oldukları için, öldürülecekleri aşikârdı. Yine de hepsi ölmeyi tercih etti. Hüseyin herkesin kampı terk edip, gece karanlığından yararlanarak kaçmakta serbest olduğunu söyledi ancak hiçbiri yerinden kıpırdamadı.</p>
<p>Ertesi sabah Hüseyin düşman askerlerine uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşma öylesine etkili oldu ki, Yezid’in generallerinden Hûr, devasa düşman ordusunu terk edip, Hüseyin’in bir avuç ordusuna katıldı. İbn Sa’d diğer adamlarının da saf değiştirmesinden korkup, Hüseyin’e ilk oku atarak savaşı başlattı. Hüseyin’in taraftarlarından ilk olarak Hur, Habib bin Mezahir gibi Hüseyin’in ve babası Ali bin Ebu Talib’in yakın arkadaşları döğüştüler ve birer birer hayatlarını kaybettiler. Bunlardan sonra Hüseyin’in akrabaları dövüştüler. Ölenler arasında Hüseyin’in oğlu Ali Ekber, kardeşi Hasan’ın oğlu Kasım, tek taraftan kardeşi ve sancaktarı Abbas (Alemdar) da vardı.</p>
<p>Kadınlar ve çocuklar çadırlarda birbirlerine sarılmış, savaşın bitmesini bekliyorlardı. Hüseyin’in oğlu İmam Zeynelabidin de, savaşamayacak kadar hasta olduğu için çadırdaydı. Hüseyin diğer oğlu Ali Asgar henüz altı aylıktı ve susuzluktan ölmek üzereydi. Hüseyin oğlunu kucağına aldı ve Yezid’in ordusunun karşısına dikildi. Çocuğa bir yudum su vermelerini istedi. Ama Hurmala bin Kâhil, Ömer bin Sa’d’ın emri ile çocuğu okla vurdu. Boynundan vurulan bebek oracıkta can verdi.</p>
<p>Hüseyin oğlunu gömdükten sonra tekrar düşmanın karşısına çıktı ve onları teslim olmaya davet etti. Birebir savaşta çok fazla kayıp veren Ömer bin Sa’d’ın ordusu Şimr bin Zi’l Cevşen’in emriyle toplu hücuma geçti ve her taraftan ok ve mızraklar Hüseyin’in üzerine yağmaya başladı. Sinan bin Enes en-Nehai veya Şimr bin Zi’l Cevşen kafasını kılıçla keserek Hüseyin’i öldürdü. Kafası mızrağa takıldı ve herkese gösterildi. Üzerindeki değerli eşyalar alındı ve yarı çıplak bırakıldı.</p>
<p>Ubeydullah bin Ziyad’ın emri üzerine Hüseyin’in cesedi atlara çiğnetildi. Daha sonra Yezid’in askerleri çadırlara girdiler ve kampı yağmalamaya başladılar. Ölen 72 kişinin cesedi El-Gadiriye köylüleri tarafından ertesi gün defnedildi.</p>
<p>Bununla birlikte Kerbelâ’dan Kûfe’ye ve Kûfe’den Şam’a yapılan yolculuklarda Hüseyin’in kız kardeşi Zeynep bin Ali ve oğlu Zeynelabidin her fırsatta Yezid’in neler yaptığını ve Kerbela’da işlenen suçları Müslümanlara anlattılar. Yezid’in mahkemesine çıkarıldığında Zeynep büyük bir cesaret örneği sergileyerek Yezid’in halifeliğinin geçersiz olduğunu ilan etti.”</p>
<p>gündem</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/ac-kal-alcalma-alevi-gazetesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sözde değil özde Alevilik&#8230;</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/sozde-degil-ozde-alevilik/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/sozde-degil-ozde-alevilik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 12:40:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Federasyonu kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi gençliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi helalleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Kürt cenazesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özüne saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarihindeki katliamlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Kürt dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik ve İslam tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik ve şekil]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Gelsenkirchen]]></category>
		<category><![CDATA[Axin konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[cem ve pir huzuru]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik Alevi değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kantarma Cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Önder Konca]]></category>
		<category><![CDATA[Sabiha Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Şah Hatayi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Topal Osman]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal kardeşlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/?p=1648</guid>

					<description><![CDATA[Şah Hatayi’m muhabbete bakarım Ben doluyum ben dolana akarım Güzel pirim bir dert vermiş çekeri Bir derdim var bin dermana değişmem (Şah Hatayi) Demokratik Alevi Federasyonu kongresi geçtiğimiz günlerde Almanya’nın Gelsenkirchen şehrinde yüzlerce delegenin katılımıyla yapıldı. Avrupa’nın dört bir yanından gelen delegeler demokratik değişim ve barış sürecini değerlendirdi. Kürt Alevilerinin sürecin asli bir parçası olduğu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şah Hatayi’m muhabbete bakarım<br />
Ben doluyum ben dolana akarım<br />
Güzel pirim bir dert vermiş çekeri<br />
Bir derdim var bin dermana değişmem <strong>(Şah Hatayi)</strong></p>
<p>Demokratik Alevi Federasyonu kongresi geçtiğimiz günlerde Almanya’nın Gelsenkirchen şehrinde yüzlerce delegenin katılımıyla yapıldı. Avrupa’nın dört bir yanından gelen delegeler demokratik değişim ve barış sürecini değerlendirdi. Kürt Alevilerinin sürecin asli bir parçası olduğu vurgulanan kongrede, Alevilerin yaşadığı sorulara, çözümlere dair onlarca konuşma yapıldı. Bu konuşmalardan bir tanesi Almanya’da doğmuş ve büyümüş on sekiz yaşındaki Axin’e aitti. Axin; “&#8230;Dünden beri konuşmaları dinliyorum. Asıl problemimiz bu konuşmalarda dile getirilmedi. Sevgili büyüklerim Alevilik İslam dışı mı, İslam içi mi tartışmalarından çok, Aleviliği bilmeyen genç kuşaklara sahip olmamız en büyük problemimizdir. Sizlere soruyorum çocuklarınız nerede, siz neden buradasınız. Sizin konuşmalarınızla yaptığınız aynı değil. Hanginiz çocuklarınıza kutsal değerlerimizi, Aleviliği öğretiyorsunuz. Alevi gençliği nereye ait olduğunu, Alevilik nedir, kutsal değerlerimiz nedir bilmiyor. Alevi gençliğinin bu durumda olmasının suçluları sizsiniz. Lütfen sözde değil özde Alevi olun&#8230; Ya haq, ya Xızır, ya Ali &#8230;.”</p>
<p>Öz Aleviliğin temel iddiasıdır. Şekli reddeder. İnsanın yüreğiyle, yaşamdaki, ilişkilerdeki samimiyeti, özüyle bakarak Alevilik bu güne gelmiştir. Onun varlık sebebi yaşamın özüne inmek, iyiliği özünde temsil etmektir. Şekil, şekilde mekan yoktur. Bugün biz Alevilere giydirilmek istenen şekil onun imhası üzerinde hesap yapanların işidir. Alevilere saldırının altında “özü” vardır. Aleviliğin özüne, insanın, insanı kutsayan değerlerine saldırılmaktadırlar. Onu şekle büründürenler, dört duvar mekanlara kapatanlar, Aleviliğe Alevi inancına temelden, özünden düşmandırlar.</p>
<p>Daha önce bu köşede yazdık. Helallik alınmamıştır. Önder Konca’nın şahsında Kürt Alevilerine, Alxaslılara karşı yapılanların hala hesabı verilmemiştir. Hatırladığımız gibi Hatay’da şehitler kervanına katılan Önder Konca’nın cenazesi bu Cemevine alınmamış, Alevilik özden yaralanmıştır. Bu ayıp ve utancı silmek için Kantarma Cemevi’nde bir cemin yapılarak, bu meselenin muhataplarının helalleşmesi toplumsal kardeşliğin sağlanması talebi hala yerine getirilmemiştir. Alevi Kürtlerin cenazesini Cemevine sokmayan bir zihniyet bizce düşkündür. Alevi hukuku bellidir. Pir huzurunda yaşanan durumun hesabı verilmelidir. Pirin verdiği, vereceği karar hakkın kararıdır. Hakkın tecelli bulması için Alevi özünün arınması, mekanlara sıkışmış şeklin uğursuzluğun aşılması için cem olmak şarttır. Cemden kaçanlar, pir huzurunda dara durmayanlar, Alevi değildir. Pirinden korkan cemaatinden korkan komşusuyla helalleşmeyen Alevi değildir.</p>
<p>Kim ki o cemevinde cem bağlar, deyiş söyler, semah döner ve “ben de Aleviyim” der ondan da davacıyız. Bir kez daha halimizle halleşmek için, derdimize derman bulmak için, acımızı birazcık da olsa dindirmek için cem olmaya, pir huzurunda Kantarmada dara durmaya çağırıyoruz. Dardan kaçanlar Aleviliğin özünden kaçanlar bilmelidirler ki; hakkın bedduasıyla lanetli olacaklardır.</p>
<p>Hal ile helaleşmeyenler, özlerini kaybedip şekle bürünenler, şeklen “ben Aleviyim” diyenler bilmelidirler ki; hakikat onları Alevilik defterinden silecektir. Onlar hakikati kaybedenler, siyasetin gözlerini kör ettikleri ancak Yavuz’un şahsında kendileri de Yavuz’laşırlar. Biliyoruz; binlerce Alevi Kürt Yavuz’un Bektaşi ordusu Yeniçeriler tarafından kılıçtan geçirildi. Rivayet odur ki; Yavuzun ordusu Yeniçeriler Şah Hatayi’nin deyişlerini söyleyerek Şah Hatayi’ye saldırdı. Şah Hatayi’nin ordusunu Yavuzun gözüyle yok ettiler.  Yavuz Sultan Selim Türk tarihine “büyük bir padişah” olarak geçti. Alevi katliamları her zaman birilerinin büyümesine vesile oldu. Yavuz’u büyük yapan da büyümesine vesile olan da Alevi katliamlarıdır. Tabii ki böyle bir katilin isminin büyük bir projeye verilmesi bu zihniyetin devam ettiğinin bir resmidir. İktidar mesajını net vermiştir. Aynı  Kemal Kılıçdaroğlu gibi. İstanbul belediye başkanlığı seçimi sonrası Kılıçdaroğlu “Yavuz Sultan Selim halkımızın büyük bir değeridir” demişti. Görünen o ki büyük Türk değerler, büyük projelere laik görülüyor. Aynı Dersim katili Sabiha Gökçen gibi. Dersime bombalar yağdıran Alevi Kürt katili, Atatürk’ün manevi kızı artık uluslararası bir havaalanının adı olarak tüm dünyada bilinen bir “kahraman” oluyor.  Koçgiri’nin katili Topal Osman kahramanlıkları anlatılan filmlere konu yapılıp, ardından devasa anıtları dikiliyor. Kıssadan hisse; Kürtleri, Alevileri katledenler bu memlekette itibar görmeye, ödüllendirilmeye devam ediyor. Ve kulağımda Axin’in sesi: “Lütfen sözde değil, özde Alevi olun.”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/sozde-degil-ozde-alevilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kobanê direnişi, Kerbela direnişidir!</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/kobane-direnisi-kerbela-direnisidir/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/kobane-direnisi-kerbela-direnisidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 11:40:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi aydınları]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Pirlerinin çağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Kürt direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Kürt hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Mezopotamya]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Rojava dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Hak ve Hakikat mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[IŞİD çeteleri]]></category>
		<category><![CDATA[IŞİD ve Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela ve Rojava]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela zulmü]]></category>
		<category><![CDATA[Kobanê direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[madımak katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlum halklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu ve Mezopotamya]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[Roboski]]></category>
		<category><![CDATA[Rojava direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Rojava ve özgürlük mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Şah-ı Şehidin Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Seyit Nesimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil inisiyatif Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Sıffin Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Şuhreverdi]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Yezit ve Muaviye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/kobane-direnisi-kerbela-direnisidir/</guid>

					<description><![CDATA[Haksızlık önünde eğilmeyiniz&#8230; Çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz! (Hz. Ali)Alevi Pirlerinin çağrısı üzerine Aleviler Kobanê sınırına gittiler. Kobanê halkının direnişini “Kerbela direnişi” diye selamladılar. Sivil bir inisiyatif olarak Alevilerin&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #262626;"><em>Haksızlık önünde eğilmeyiniz&#8230; Çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz</em>!<em><strong> (</strong></em></span><em><strong>Hz. Ali<span style="color: #262626;">)</span></strong></em><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Alevi Pirlerinin çağrısı üzerine Aleviler Kobanê sınırına gittiler. Kobanê halkının direnişini “Kerbela direnişi” diye selamladılar. Sivil bir inisiyatif olarak Alevilerin kurumların girişimini beklemeden örgütledikleri bu gidişe Alevi kurumlarının önde gelenleri desteklerini açıklayıp temsilcileriyle katıldılar. Görüldü ki kurum ve kuruluşlarının hareketini sağlayacak olan pirlerin, aydınların, yazarların misyonlarına sahip çıkmaları.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Bunun en güzel örneği sınırda görüldü. Bu tür eylem ve etkinliklerin artık Alevilerin hayatının bir parçası olacağını şimdiden söylemek mümkün. Söz artık eyleme dönüşmek zorundaydı. Öyle de oldu. Eylemlilikler ve rengini ifade edecek etkinliklerin başını da pirlerimizin çekecek gibi. Hantal, siyasetin, bireysel ilişki ve menfaatlerin derinlemesine kendisini hissettirdiği Alevi kurumlarının kendilerini gözden geçirme ve yenilemesinin de önünü açacak olan pirlerimin bu ve benzer çıkışlarıdır. Hak ve hakikatin izinde yol almak için Alevi felsefesinin tarihi örgütlenme biçimi ve önderlik hakkının teslim edilmesi de böylece tekrar sağlanmış olacaktır. Hak ve hakikat pirlerimizde tecelli ettikçe, onların şahsında kendini resm ettikçe asimilasyona karşız da en büyük direniş başlamış olacaktır. Onun içindir ki;</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Kobanê sınırında tarihin onlara yüklemiş olduğu misyona laik bir adım atmışlardır. İnisiyatifi ele almışlardır. Kendi varlıklarıyla, direnenlerin varlığını bütünleştirmişlerdir. Kobanê’de yaşananlara “Kerbela” demişlerdir. Direnenlere “Şah-ı Şehidin Hüseyin” demişlerdir. Kahramanlığa sahip çıkmış, hakikatle muhabbet etmişlerdir. Onları aşkı muhabbetle selamlıyorum&#8230; Ve onların sınırın sıfır noktasında haykırdıkları cümlelerini sizinle paylaşmak istiyorum. Pirlerimiz diyor ki;</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><em style="color: #262626;"><strong>Yezit’e karşı İmam Hüseyin Olma Zamanıdır!&#8230;</strong></em><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Ortadoğu ve Türkiye’de 20. yüzyılın “Paylaşım” planını yapan egemen sömürgeci güçler yüz yıldır mazlum halkları ve inanç gruplarını birbirine kırdırdı. Bu kırımı planlayanlar doğal kaynaklarımıza el koyup kendi çıkarları için kullanırken biz mazlum halklar ve inanç grupları katliamın acısını kat kat artıran yoksullaşmayı da yaşadık.</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">21. Yüzyılın “Yeni sömürge” planını yapan egemen güçler, aynı plan üzerine kurguladıkları senaryo için eli kanlı çeteleri kullanıyorlar. Ortadoğu, Mezopotamya, Anadolu, Kürdistan insanlığın doğal yaşamdan, yerleşik yaşama adım attığı kadim coğrafyadır. Bu kadim coğrafyanın halkları ve inanç grupları birbirinin “Düşmanı” değil dostu ve yarenidir. Bu dostluğun ve yarenliğin somutlaşması Rojava topraklarında gerçekleşirken, dostluğu, dayanışmayı, yarenliği, birlikte yürüyecek eşit ve özgür yaşamı bozmak, düşmanlaşmayı ve katliamı oluşturmak isteyen güçler tekrar iş başındadır. Yoksulluğu kuru ekmekle pay eden, acıları paylaşarak azaltan, her türlü etnik ve inançsal kimliği tanıyarak kendi kadim değerleri ile yaşatmanın planını yapan Rojava halkını hedef alan IŞİD vb. katliamcı çetelere karşı direnmek, mücadele etmek inancımız açısından ibadet kabilindedir. Rojava’da/Kobanê’de yaşayan ve destansı bir mücadele yürüten insanlar bilinmelidir ki dünyanın mazlum halkları adına zalim ve katliamcı zihniyete karşı mücadele etmektedir. Rojava direnişi sadece kendisi ile sınırlı değildir. Zulüm ve katliamın neredeyse “Kader gibi” algılandığı bir coğrafyada, yani ve özgür bir yaşamın olabileceğini kanıtlayan, halkın ve hakkın iradesiyle eşitliği yaşamsal kılan mazlum Kürt halkı zalime ve katile inat “Kaderin” bozuk yazgısını silme iradesi gösteriyor. Biz Alevi aydınları olarak “Bu irade bizim de irademizdir, bu direniş bizim de direnişimizdir.” diyoruz!</span><br style="color: #262626;" /><br style="color: #262626;" /><span style="color: #262626;">Rojava, Hama, Halep inancımızın Hak ve Hakikat uğruna direniş destanının Hak Aşıklarının kanıyla canıyla yazıldığı topraklardır. Sühreverdi (1191), Seyit Nesimi (1425) Halep’te hak için Hakka yürümüştür. Sühreverdi ve Seyit Nesimi gibi Hak ve hakikat aşıklarını katleden zihniyet IŞİD zihniyetinin kaynağıdır. Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın “Kızılırmak gibi bendinden boşan/ Hamadan, Mardin’den, Sivas’a döşen/ Düldül eyerlendi Zülfikâr kuşan/ Alim ne yatarsın günlerin geldi?” deyişi tam da bugünü gören ve bugün ne yapılması gerekeni ifade eden deyiştir. Bu gün Hak ve Hakikat aşkına, yoksulun, mazlumun, masumun, dili kimliği, inancı inkar edilerek katledilenler için Zülfikar kuşanma zamanıdır. Şahı Merdan Ali ile Muaviye güçleri arasında yaşanan Sıffin savaşı da bu topraklarda (Rakka/Sıffin) gerçekleşmiştir. Hak ve hakikatin karşısında yenilgiye uğrayacağını gören Muaviye askerlerine, İslam’ın kutsal kitabı “Kuran-ı Kerim sayfalarını yırtarak mızraklarının ucuna takma” emrini bu topraklarda vermiştir. IŞİD katilleri, Sıffin Savaşı’nda Şahı Merdan Ali’ye karşı tarihin gördüğü en düzenbaz savaş hilelerinden birini yapan Muaviye zihniyetinin temsilcisidir. İnsan bedenini parçalayarak “Kalbini yeme” Yezit’in atası, Muaviye’nin ana/babası Ebusüfyan ve Hind’den kalan bir caniliktir. Cani, kanlı katil IŞİD çetelerinin Rojava’da Kürt halkına, Suriye’de Alevi toplumuna karşı yaptığı katliamlar Yezit’in Kerbela’da yaptıklarının devamıdır. Nerde bir Muaviye varsa orada bir Şahı Merdan Ali olacaktır. Nerede Yezit eliyle yapılan bir Kerbela varsa orada bir İmam Hüseyin ve Masum-u Paklar, Zeynepler, Sakineler, Zeynel Abidinler olacaktır. IŞİD çeteleri kelle keserek Kerbela zulmünü sürdürüyorlar. İnsanlık bilmelidir ki suya erişmeyi engelleyen IŞİD çeteleri Yezitlik yapıyor. Rojava’da Ortadoğu’da çocukları katleden IŞİD çeteleri Kerbela’da altı aylık Ali Asgar’ı ve Masum-u Pakları katleden Hurmala Bin Kâhil’in soyundandır. IŞİD çeteleri Kerbela’da baş kesen Şimr Bin Zi’l Cevşen’in torunlarıdır. Tarihimiz zulüm ve katliama karşı direnişin destanıdır. Madımak’tan Kerbela’ya, Roboski’den Maraş’a, Çorum’dan Kobanê’ye, Dersim’den Rojava’ya kadar yaşanan tarihte mazlum biziz. Rojava direnişinde zulüm ve katliam yenilecek Halklar ve inanç grupları eşit, özgür ve özerk olacak. Bu mücadeleye güç katmak ve “Bu mücadele bizim mücadelemizdir” demek için buradayız.  </span></p>
<p><span style="color: #6a6a6a;">18.07.2014</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/kobane-direnisi-kerbela-direnisidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘A’dan Z’ye” Kürt Alevi Düşmanlığı</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/adan-zye-kurt-alevi-dusmanligi-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/adan-zye-kurt-alevi-dusmanligi-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 11:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi gençlerinin ölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Protestoları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Toplumsal Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumunun cevabı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumunun sorumlulukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Kürt dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Kürt saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan Erdoğan ve Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı eylemleri]]></category>
		<category><![CDATA[HDP kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP ve Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt protestoları]]></category>
		<category><![CDATA[ötekileştirme ve hakaretler]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal gerilik]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslamcı saldırılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/adan-zye-kurt-alevi-dusmanligi-2/</guid>

					<description><![CDATA[“Gelin canlar bir olalım Münkire kılıç çalalım Mazlumun hakkını alalım Tevekkeltü taalallah” Pir Sultan Abdal 2006’nın Mart ayında Diyarbakır’dan başlayarak Kürdistan’ın dört bir yanına yayılan protestoları değerlendiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #262626;"><em>“Gelin canlar bir olalım<br />
Münkire kılıç çalalım<br />
Mazlumun hakkını alalım<br />
Tevekkeltü taalallah” </em><strong><em>Pir Sultan Abdal</em></strong></p>
<p style="color: #262626;">2006’nın Mart ayında Diyarbakır’dan başlayarak Kürdistan’ın dört bir yanına yayılan protestoları değerlendiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “Kadın da olsa çocuk da olsa gereken yapılacaktır” diyordu. “Gereğini” yapan polis-asker emniyet güçleri halkın üstüne gerçek mermilerle yürüdü. Onlarca kişi yaralandı ve öldürüldü. Kürt düşmanlığının tecili gibiydi. Yılların kin ve nefretinin sokakta şekil bulduğu devlet, resmi olarak hafızalarımızda kaldı.</p>
<p>Yıl 2014, 31 Mayıs günü Başbakan Sultangazi Belediye binasını açılış töreninde “Geziciler Taksim’e çağırıyorlar. Halkıma sesleniyorum. Bakınız bu oyuna gelmeyin. Buraya gelme gibi durumun içine girerseniz, güvenlik güçlerimiz talimat almışlardır, gereği neyse A’dan Z’ye yapılacaktır.” Gereğini günler öncesinden yapmaya başlayan polis 22 Mayıs günü Okmeydanı’nda, cemevinde Uğur Kurt’a karşı polis “gereğini” yapmıştı. Sonrasındaki protestolarda ise bilindik görüntüler vardı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “kahraman polisi” ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “halkımızın çocukları” polisleri el ele “destan” yazıyordu. Destan yazan polis Gezi’den başlayarak Türkiye’nin dört bir yanına yayılan ve değişik çevrelerden yüz binlerin katıldığı eylemlerde ne hikmetse Alevi gençlerini buluyor ve öldürüyordu. Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, İrfan Tuna, Mustafa Sarı, Selim Önder, Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan&#8230;</p>
<p>“A’dan Z’ye” Alevi düşmanlığının adı oluyor. Her söyleminde kin ve nefret suçu işlenen ülkemizde Kürtlerin, Alevilerin böylesine kolay hedef gösterilmesi toplumsal yapının ne kadar birlikte yaşama kültürünü içselleştirdiğiyle de ilgilidir. Geçmişin geriliklerinin içimizde nasıl kendisini örgütlediğini bizlere göstermektedir. Erdoğan şahsında vuku bulan olay bunun açığa çıkmasıdır. Toplumsal geriliğin gücüdür. Halkalara, inançlara karşı tahammülsüz olan bir bakış açısı, toplumdan bu kadar destek görebilmektedir. Şiddet hiçbir dönem bu kadar açıktan ve pişkince savunulamamıştır. Her zaman bir “aması” olan devlet bunu da ortadan kaldırmış ve açıktan saldırıya geçmiştir.</p>
<p>Bu saldırıların nereye kadar gidebileceğini de bu olaylar bizlere göstermiştir. Hem söylemde hem de pratik uygulamalarıyla Türk-İslamcı bir saldırı dalgası cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi ülkeyi sarmış bulunmaktadır. Önümüzdeki günlerde bunun giderek daha da tırmanacağı görülmektedir.</p>
<p>Buna karşı sesini yükseltebilmek tek alternatif olarak önümüzde durmaktadır. Kürtlerin maruz kaldığı saldırılar, katliamlar, nasıl ki Alevilere yapılmış bir saldırı ve katliam ise, Alevilere karşı yapılan her saldırı da Kürtler başta olmak üzere bu topraklar üstünde yaşayan tüm halklara ve inançlara yapılmış bir saldırı ve katliamdır.</p>
<p>Bunun içindir ki; tüm kesimlerden ötekileştirilenlerin cephesinde buluşmak ve güçlendirmek temel bir görev halini almış bulunmaktadır. HDP şahsında ifadesini bulan halkların kendini var etme mücadelesini birleştirme çabası büyük bir anlam taşımaktadır. Alevilerin bu cephede yerini kendi kimlikleriyle alması kaçınılmaz bir sorumluluk olmaktadır. Bu sorumluluk gereği HDP kongresinde sorunlarını ortaklaştıracak bir yapıyla Aleviler orada olmalıdır. Orada olmak tüm ötekileştirme, hakaret ve saldırılara karşı da, Alevilerin bir cevabı maiyetinde olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/adan-zye-kurt-alevi-dusmanligi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Yürü Bre Hızır Paşa”</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/yuru-bre-hizir-pasa/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/yuru-bre-hizir-pasa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 11:05:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi direniş şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi direniş tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi İnançları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürel değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi liderleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ocakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ortak değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ritüelleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi sembolleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yaşam tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan'ın Alevi açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[Şamanizm]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Bedrettin]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Zerdüştlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/yuru-bre-hizir-pasa/</guid>

					<description><![CDATA[Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. (Hz. Ali) Alevilik, sözlü gelenekten beslenen ve itikadın dilden dile, babadan oğla anlatılarak bugüne gelmiş olan, kendisini bugüne kadar getirmiş olan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.</em><strong> (Hz. Ali)</strong></p>
<p>Alevilik, sözlü gelenekten beslenen ve itikadın dilden dile, babadan oğla anlatılarak bugüne gelmiş olan, kendisini bugüne kadar getirmiş olan bir inançtır. Bu durum devletin kendisini en güçlü hissettiği ve Alevi yerleşim bölgelerin tümünün askeri olarak kontrol altına almasıyla sekteye uğratılmıştır. 1940’lar sonrasında hızla önünün alınarak geçmişle bağının bıçak gibi kesilmesinden kaynaklanan asimilasyonun vermiş olduğu tahribatlar üzerinden yaratılan egemen güçle bugünkü tartışmalar sürmektedir.</p>
<p>Aleviliği İslam’ın bir mezhebi, Şiiliğin bir tarikatı gören yaklaşımlar, bir yaşam biçimi olarak sunan kesimler ve ayrı bir din olarak gören çevreler bulunmaktadır. Tüm bu yaklaşımlar birbirinden ayrı görülse de toplamda Aleviliğin nasıl ayrı bir inanç olduğunu ortaya koyması acısından önemlidir. Bununla birlikte Aleviliğin Şamanist veya Zerdüşti kökenli bir inanç olduğu bakış acısıyla da sorunu ele alan çevreler bulunmaktadır.</p>
<p>Tüm bu yaklaşımlar ve tüm bu yaklaşımların bileşkesi olarak Aleviliği anlatmak mümkündür. İşte bu mümkün olan Aleviliğin evrensel ortak değerlere sahiplenmesinden kaynaklanmaktadır. Varlığını değişim üzerinden, sorunları güncel değerler üzerinden sahiplenen Alevilik zaman ve dönemine göre yukarda bahsi geçen inançlardan, dinlerden sosyal ve kültürel topluluklardan kendisine değerler katmış bu değerlerin ortak savunucusu örgütleyicisi kimi zamanda militanı olmuştur.</p>
<p>Örneğin: Alevilerin inanç temelinin vazgeçilmezi olan ocakların güneşin ve ayın ateşin kutsallığı Zerdüştlük inancında karşılığını bulurken, hastaların iyileştirilmesi büyücülük keramet gelecekten haber vermek gibi Şamanist ritüelleri içine almış, Hıristiyanlıktaki Baba, Oğul, Kutsal Ruh üçlemesi, On İki havari gibi din vaizcilerinin karşılığını; Hak, Muhammet, Ali ve On İki imamlar biçiminde kendisinde resmetmiştir.</p>
<p>İslam’ın büyük komutanı, Hz. Ali’yi, onun boyun eğmeyen, mazlumların direniş timsali oğlu Hüseyin’i varlığını korumak için, yaşam kaynağı haline getirmiştir. Kerbela gibi olmuştur. Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin’i bir “Alevi” lideri olarak bağrına basmıştır.</p>
<p>Bu anlamıyla Alevilik Ortadoğu coğrafyasında bir ortak değerler toplamı olmaktadır. Ortakçı bir kültürün birlikte üretip, ortak paylaşıp hak ve adaletin rızalık kentinde örgütlendiği bir inanç olarak bugüne gelmiştir.  Bugüne geliş sürecinde maruz kaldığı saldırılar onun eşitlikçi paylaşımcı bir dünya yaratmak için vermiş olduğu çabanın, emeğin ve direnişin ortadan kaldırılması içindir.</p>
<p>Sayın Başbakanın son günlerde dile getirdiği konu tamda Aleviliğin ortak yaşam kültürünü hedef almaktadır. Mana dünyasının Pir Sultanı, Hızır Paşası ve Ali Babası vardır. Ve baki bir yolculuğun değişik dönemlerdeki, iyi ile kötünün mücadelesinin hikayesidir. Bir zamanın Botan Beyi, Mem u Zin ve Beko’sudur. Anlayanlar dünyasında manası olandır. Kamil insanın yüreğinde saklıdır. Sayın Başbakan’ın bu değerler dünyasında yeri olmadığı anlaşılmıştır. Alevilerin çizdikleri Başbakan Tayyip Erdoğan portesini tamamlamıştır. Osmanlı komutanı edasıyla, “iyinin, doğrunun hükmü bitmiştir.” demiştir. Zaferini ilan etmiştir.</p>
<p>Yanılmıştır. Binlerce yıldır zaferler kazandığına inananlar Alevilerin, tüm baskılara zulme rağmen bugün varlıklarını sürdürdüklerini görmektedir. Zalimin ise dün peşinde olanlar tarafından dahi sahip çıkılamayacak kadar hiçleştirildiğine şahitlik etmektedir. Devri geçmeyenlerin sesi yankılanmaktadır;</p>
<p><em>yürü bre hızır paşa<br />
senin de çarkın kırılır<br />
güvendiğin padişahın<br />
o da bir gün devrilir</em></p>
<p>&#8230;</p>
<p>ben musayım sen firavun<br />
ikrarsız şeytanı lain<br />
üçüncü ölmem bu hain<br />
pir sultan ölür dirilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/yuru-bre-hizir-pasa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevi asimilasyonu devam ediyor</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:55:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[4+4+4 eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi beklentileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Bektaşi Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dernekler Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi halkları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürel sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurum ve kuruluşları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumlarının kongreleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[alevi sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasal haklar]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlikçi yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[Garip Dede Dergahı]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[inançsal gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Celal Fırat]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ve siyasal yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni söylemler]]></category>
		<category><![CDATA[teolojik Alevilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Pir Sultan’ım eydür şunda çok keramet var insanda o cihanda bu cihanda Ali’ye saydılar bizi&#8221; (Pir Sultan Abdal) Alevi kurumlarının kongreler sürecine girdiğini ve kendilerini yenilediklerini geçen yazılarımda vurgulamıştım. 11&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="Text">
<p style="text-align: left;"><em>&#8220;Pir Sultan’ım eydür şunda<br />
çok keramet var insanda<br />
o cihanda bu cihanda<br />
Ali’ye saydılar bizi&#8221; </em><strong>(Pir Sultan Abdal)</strong></p>
<p style="text-align: left;">Alevi kurumlarının kongreler sürecine girdiğini ve kendilerini yenilediklerini geçen yazılarımda vurgulamıştım. 11 Nisan’da Alevi dernekler Federasyonu (ADF) ve 25 Nisan’da ise Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) kongreleri var. Bu kongre sürecinin başarılı geçtiğini söylemek mümkün değil. Alevi toplumu içerisinde dahi gözden ırak geçen bu kongrelerin sadece başkan kim olacak üzerinden yürütülmesi ve Alevi toplumunun beklentilerinin tartışıldığı platformlardan uzak hale gelmesi; Alevi kurumlarımızın çıkmazı olmaktadır. Bu süreçlerin yoğun tartışmaların yapıldığı, toplumun tüm kesimlerine mesaj verecek etkinliklere dönüştüğü kongreler olması gerekir. Sessiz sedasız geçiştiriliyor olmaları, “Bu kurumlarımızın toplumsal beklentilerimizden ne kadar uzaklaştıkları” biçiminde okunmalıdır. Tartışmayan, konuşmayan ve süreçleri, değişimleri okuyamayan bir Alevi kurumu olamaz, olmamalıdır. Bu hafta Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat’ın Alevi örgütlenmesinin temel sorunları ve çözüm önerilerini içeren yazısını sizinle paylaşmak istiyorum:</p>
<p>“Aslında bu soru şöyle sorulmalı; Alevilerin yüzyıllardır çözülen sorunu var mı? Ya da hangi yüzyılda Alevilerin sorunu olmadı? Buna direkt şöyle cevap verebilirdim, biz Alevilerin yüzyıllardır çözülen hiçbir sorunu olmadı. Hatta sorunlarımız çığ gibi büyümeye devam ediyor. Kabul görmeyen tarihsel gerçekliğimiz üzerinde asimilasyon, teolojik olarak Sünni söyleme dayandırılmaya çalışılan Alevilik, ve sosyal alandaki yaşam alanlarımızın daraltılması.</p>
<p>Alevi bilim insanları, araştırmacıları, tarihçileri Alevi tarihine bilimsel yaklaşmak zorundalar. Çünkü her tarihi dönüşüm biz Alevilerin kıyımıyla noktalanmıştır. Bu kıyımların hesabını veremeyen sistemden çözüm beklemek ütopyadır.</p>
<p>Aleviliğin tarihsel tanımı, farklı coğrafyalarla, farklı kültürlerle ilişkilendirilerek bugüne kadar geldi. Aleviliğin tarihsel gerçekliğini kendi sünni kaynaklarına dayandıran araştırmacılar, tarihçiler oldu. Çünkü Aleviliğin sözlü geleneği her dönemde saldırıya maruz kaldı ve hızla asimilasyona uğratıldı.</p>
<p>“Kızılbaş tayfasının katli vaciptir!” fetvaları, derisi yüzülen Nesimi’ler, asılan Pir Sultan’lar, Yavuz’un, Kuyucu Murat’ın katliamlarını meşrulaştırdı. Bu alışkanlık yakın tarihimizde hafızalarımızda derin ve unutulmaz acılar bırakan; Sivas, Maraş, Çorum, Malatya, Gezi, Gazi katliamlarını doğurdu.</p>
<p>Kısacası kendi toplumsal kuram ve kurallarını korumaya çalışan güç, toplum ateşini ölçmek için önce termometreyi bizim üzerimizde denedi. Bu termometre ile haklarını talep eden tüm halkları da sindirmiş oldu. Çünkü Alevilik kimliğimiz, Alevice yaşamamız haksızlıklara karşı duvar örmeyi temel alır. Yapılan her haksızlık karşısında bizi ayakta tutan ve farklı kılan tek şey İmam Hüseyin’in onuru ve cesaretidir.</p>
<p>Teolojik Alevi tanımında ise yine aynı değerde baskı görmüş ve sindirilmiştir. Hepimiz biliriz ki; Alevilik; etnik ve inançsal tüm kültürleri ve farklılıkları bünyesinde barındıran kaynağını Güruh-i Naci’den alan kendi sosyal ve siyasal yapısını oluşturmuş. Ve insanı merkeze koyan bir rızalık kapısıdır.</p>
<p>Aleviler nerede olursa olsun adalet ve insan sevgisi özelliğini asla kaybetmezler. Bu özellik Hz. Ali’nin Anadolu’ya hayat veren sevgisidir. Derin felsefedir. Özgündür, bağımsızdır.  Teolojik tanım içinde inancımızda kendine göre özgündür, şekilcilikten çok özü esas alır. Biçimsel değil, özüdür.</p>
<p><strong>‘Örgütlenmemiz engellendi’</strong></p>
<p>Geleneksel anlamda Ocak- Dede-Talip ilişkisini bu sistemin kendi içinde sağladığı sosyal kontrol mekanizmasını; içi boş tanımlarla işlevsiz hale getirdiler. Örneğin; Alevi dedeleri bilgisiz, cahil sayıldı. ‘Dedelik Alevilik içinde bir kurumdur’ algısı yok edildi. Onlara göre “Bir Alevi dedesinin kentlerde Aleviliği sürdürmesi imkansızdı.” Çünkü kentlerde “yüksek kültür” vardı! Dede ancak cenaze kaldırabilir, nikah yapabilir ya da kısa yapılan eğitim cemlerini sürdürebilirdi. Alevi dedeleri de bu sosyal kurmacayı benimsedi. Ve Sünni inancına dayandırılan bir kişilikle karşımıza çıktı. Ocaksız Alevi dedelerini doğuran bu asimilasyonla, sürekli yorumlanan ve tanımlanan bir Alevilik kafamızı karıştırdı. Bizi tuhaf ve alışık olmadığımız ve alışamayacağımız bir tanıma sürüklemeye çalıştılar. Bu devam etmektedir.</p>
<p><strong>‘Çocuklarımızı Alevi kültürü ile yetiştirmemiz engellendi’</strong></p>
<p>Tüm bu baskılar Aleviliği işlevsiz hale getirmiş, dengesiz temelsiz ve Sünnilik ilkesine dayandırmıştır. Özellikle 4+4+4 sistemiyle aynı bahçede oynayan çocukları ayırıp, çocuk imam yetiştirmeyi hedefleyen sistem çocuklarımızı yaşam alanında fişlemiş sosyal hayat içinde telafisi olmayan yaralar açmıştır.</p>
<p>Bilge ve mürşitlerimizin öğreti ve hikmetleri edebi olarak modern ve seküler dünya algılayışının üzerinde olmasına rağmen, sistemin dayattığı ve örgütlediği yapay algıyla, Alevilik  yorumlayarak çoğulcu anlayış ortadan kaldırılmaya başlanmıştır.</p>
<p>Türkülerimiz, deyişlerimiz, duvaz-ı imamlarımız sürekli sansürlendi. İçeriğinin boşaltılması ve anlamsızlaştırılması için her türlü yöntem denendi. Fakat Aleviler bu asimilasyon politikalarına direnmesini öğrendi ve kendisini yeniden var etme sürecine girdi.</p>
<p>Bu sürecin tek çözümü tüm haksızlıklara uğrayan halklarla beraber ortak hareket etmek , eşitlikçi, ilerici ve barıştırıcı, Anayasal haklara eşit şekilde bakan bir yönetim şeklinin oluşmasını sağlamaktır.</p>
<p>Bunun için öncelikle Alevi kurum ve kuruluşlarının oluşan sosyal ve siyasal yapı içinde kendilerini sorgulamaları gerekmektedir. Yöneticilerin sorumluluk ilkesiyle hareket etmesi ve yapılan tüm katliamların hesabını sorması yanında; inançsal gerçekliğimizi de kabul ettirmesi gerekir.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ey cellat! Biz ölmedik!</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/ey-cellat-biz-olmedik/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/ey-cellat-biz-olmedik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:50:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumsal sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilere yönelik nefret söylemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan ve Alevi politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[derin devlet ve Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim’de zulüm]]></category>
		<category><![CDATA[devlet kurumları ve Alevilere militanca bakış]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[gerginlik siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[kirli ittifaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu düzenlemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Kültür Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[PSAKD Genel Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/ey-cellat-biz-olmedik/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Pir sultan abdal’m can göğe almaz haktan emr olmazsa irahmet yağmaz su ellerin tası bana hiç değmez ille dostun bir tek gülü yaralar beni&#8221; (Pir Sultan Abdal) Alevilere yönelik bildik&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;Pir sultan abdal’m can göğe almaz<br />
haktan emr olmazsa irahmet yağmaz<br />
su ellerin tası bana hiç değmez<br />
ille dostun bir tek gülü yaralar beni&#8221; </em><strong>(Pir Sultan Abdal)</strong></p>
<p>Alevilere yönelik bildik nefret söylemleri devam ediyor. Toplumun tümünü temsil etmesi gereken devlet kurumlarının Alevilere nasıl militanca baktıklarını herkes görüyor. Alevilerin yıllarca bildikleri, söyledikleri ve maruz kaldıkları inkarcı, imhacı ve nefret dolu bakış açısının ne kadar cüretkar olduğuna bugünlerde şahit oluyoruz.</p>
<p>Kimin ne olduğuna, nasıl yaşayacağına, nasıl davranacağına karar verme yetkisini kendisinde gören yaklaşımlar, topluma giderek daha çok korku salmaya çalışıyor. Görünen odur ki devlet dizaynı içerisinde Alevilerin olması gerektiği yer, Başbakan tarafından çiziliyor. Devletin Alevi politikası da böyle bir dönemde şekillenmiş oluyor. Devlet, Sayın Başbakan şahsında kendi Alevisini, görmek istediği Alevi’yi tanımlıyor, tarif ediyor ve bu tanıma uygun da önümüzdeki dönemde düzenlemeler yapacağa benziyor. Diğer yandan devletin asimilasyoncu politikalarına karşı direnecek olan Alevi kesimi içinde kahramanlar üreterek, bu kesim ile de ilişkisini yeniden düzenliyor. Nasıl ki, Alevilerin demokrasi ve birlikte yaşama arayışlarını CHP şahsında bloke ediyorsa, aynı şekilde benzer sahte kahramanlar yaratarak, özgürlükçü ve demokratik Alevi çıkışının önünü almaya çalışıyor. Sayın Başbakan, Aleviler içerisinde devleti en çok derinlemesine örgütleyen kişi oluyor. Başbakan’ın Alevilere karşı yürüttüğü politikalar, derin devletin, Gladyo ya da Ergenekon’un ve ulusalcıların örgütlemelerinin Aleviler içerisinde derinleşmesini sağlıyor. Bu yapının güçlenebilmesi için Başbakan’ın büyük bir çaba harcadığını söylemek mümkün.</p>
<p>Toplum içinde kin ve nefreti artıran bu söylemlerin; Türkiye’nin geleceğine de, Müslüman topluluklarının huzur içinde birlikte yaşama isteklerine de bir katkısının olmadığı açıktır.</p>
<p>Biz Alevilerin bu dönemi doğru okumamız gerekiyor. Bu süreçte herkesin farkında olduğu gibi Ortadoğu’da yeni bir düzenleme yapılmaktadır. Bu düzenleme içerisinde ya kendimiz olarak var olacağız; ya da derin, açık kirli ilişkilerin, siyasetin kurbanları haline getirileceğiz. Bu temelde Alevilerin sadece kendisi olması, karşıdakine benzeşmemesi ve benzeşme siyaseti üzerindeki iktidar beklentilerinden kendini tanımlamaktan ısrarla kaçınması gerekmektedir. İktidarların kirletici, özünden koparıcı, çatışmacı ve ondan beslenen düzeni içerisine girmemelidir. Kendini orada tanımlama ve var etme yanlışına düşmemelidir. Bugün en çok Aleviler bu çizgi içerisine çekilmek istenmektedir.</p>
<p>Öyle ki Alevilerin kendi varlıklarını ifade ettikleri kurumları, etkinlikleri, Pirleri, cemaatleri önemli günleri, anmaları haber konusu bile olamazken, kirli ittifakların yönlendirdiği tartışmalarda meze haline getirilmek istenmektedirler. Özellikle bu meseleye, Başbakan’ın etrafında yönlendirilen bu tartışmalar siyasetin en basit kuralı olan “sonuçları kime yarıyor?” şeklinde bakabiliriz.</p>
<p><strong>PSAKD Genel Kurulu yapıldı</strong></p>
<p>Bu tartışmaların bizleri meşgul ettiği şu günlerde Alevilerin etkin kurumlarından olan Pir Sultan Kültür Derneği’nin genel kurulu yapıldı. Medyamız bu genel kurulu görmedi. Burada neyin tartışıldığını, Alevileri nelerin beklediğini, konuşmadı. Önemsemedi. Bu durum aslında Alevilerin ne kadar kendileri olarak görülmek istendikleri ile de ilgilidir. Alevilerin böylesine yalnızlaştırılması, uzun süredir devam eden bir politikanın sonucudur. Aleviler, kurumları, temsilcileri ve beklentileri ile konuşulmak istenmemektedirler. Siyasal iktidarın gerginlik siyasetinin malzemesi olma ötesinde bir değerleri olmadığının resmi, bir kez daha ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Genel kurul öncesi ve genel kurul esnasında ortaya konan tavır; takdire değerdir. Gerginlikten uzak, çoğulcu ve demokratik bir tartışma ortamı içerisinde yeni yönetimini seçmiştir. Emeklerinden dolayı Sayın Kemal Bülbül ve yönetici arkadaşlarına teşekkür ederken, yeni seçilen genel başkan Müslüm Doğan ve yönetim kuruluna çalışmalarında başarılar diliyoruz.</p>
<p>Hizmet hak içindir&#8230;</p>
<p><strong>Dersim&#8230;</strong></p>
<p>Önümüzdeki günler yine katliamların anıldığı bir güne şahitlik edecek. 4 Mayıs. İnsanın insana yapabileceğine inanıldığı bir zulmün yıldönümü. On binleri kefensiz toprağa verdiğimiz, yine on binlerin vatansız bırakıldığı tarih. Dersim’de Kürtler öldürüldü; Dersim’de Aleviler öldürüldü. Ve istendi ki Dersim’de Kürt kalmasın&#8230; Ve istendi ki Dersim’de Alevi kalmasın&#8230; Zulmün makineleri öyle çalıştı. Yaşayan, hareket eden her canlı bundan nasibini aldı. Zulüm ne kadar derinse, yaşama gönül vermişlerin direnişi de o kadar güçlü oldu. Ve; Dersim Kürt kaldı. Dersim, Alevi kaldı. Ve Dersim’de yürekler soldan attı.</p>
<p>Ey cellat! Biz ölmedik!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/ey-cellat-biz-olmedik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kürt Alevi uyanışı</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/kurt-alevi-uyanisi/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/kurt-alevi-uyanisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:40:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[30 Mart seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[90 yıllık Cumhuriyet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi seçmen davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumsal hareket]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi uyanışı]]></category>
		<category><![CDATA[CHP-MHP ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Elbistan]]></category>
		<category><![CDATA[HDP oyları]]></category>
		<category><![CDATA[HDP ve Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Hınıs]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik ve temsiliyet]]></category>
		<category><![CDATA[kimlikli duruş]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[metropol hareketliliği]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarcık]]></category>
		<category><![CDATA[seçim sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[seçmen tavrı]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal temsiliyet]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi ahlaksızlık]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi ittifaklar]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi stratejiler]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni kökenli nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye siyasal tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Varto]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/kurt-alevi-uyanisi/</guid>

					<description><![CDATA[“İlim ilim bilmektir/ ilim kendini bilmektir”  Yunus Emre 30 Mart seçimleri Aleviler için yeni bir sürecin başladığını göstermektedir. Korkularına mahkum edilmek istenen Kürt Aleviler, üstlerindeki ölü toprağı silkelemeye başladılar. Onlarca yılın&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“İlim ilim bilmektir/ ilim kendini bilmektir”  </em><strong>Yunus Emre</strong></p>
<p>30 Mart seçimleri Aleviler için yeni bir sürecin başladığını göstermektedir. Korkularına mahkum edilmek istenen Kürt Aleviler, üstlerindeki ölü toprağı silkelemeye başladılar. Onlarca yılın siyasi istismarcılarına cevap olabilecek bir seçime imza attılar. Başta Dersim olmak üzere Elbistan, Pazarcık, Nurhak,  Adıyaman, Malatya, Hınıs, Varto gibi Kürt Alevilerinin yaşadığı bölgelerde klasik tercihlerin ötesinde BDP- HDP oylarını katlayarak devletin politik yaklaşımlarına itirazını ortaya koymuştur.</p>
<p>Kürt Alevilerinin yoğun olarak yaşadığı bu bölgeler, devletin ve de devletin sivil faşist güçlerinin saldırıları altında bulunmaktadır. Dersim hariç diğer Kürt Alevilerinin yaşadığı bölgeler, Sünni kökenli Türk nüfusuyla iç içe geçmiştir. Hem kimliksel hem ulusal hem de dinsel anlamda saldırı altında bulunan bu bölgeleri genel tercihlerinin soldan yana olmasından da kaynaklı bir üçüncü saldırıya da maruz kaldıklarından boşaltılmış durumdadır. Geriye kalan nüfus genel bölgenin yüzde 10-15’ine tekabül etmektedir ve bu bölgelerde Kürt Sünni nüfus yok denecek kadar azdır. Ne kimliksel ne dinsel anlamda ağırlık oluşturacak bir alan söz konusudur. Fakat kimlikli duruş, siyasal temsiliyet ve geçmişten günümüze yürütülen devrimci mücadele bu alanları da direniş için potansiyel bir temsiliyet alanı haline getirmiştir.</p>
<p>Kalender Çelebi’den Sinan Cemgil’e uzanan direniş bu topraklarda halen tüm imkansızlıklara rağmen devam etmektedir. Kimilerinin siyaseten arındırılmış, kimliksizleştirilmiş ve iktidar ortağı olma arzusu içinde dayatmış olduğu siyasete karşı da bu seçimlerde tavır alınmıştır.</p>
<p>Klasik siyasetin yıllardır örgütlediği ve özellikle Maraş’ta çirkince hayata geçirilmek istenen CHP- MHP ittifakı çökmüştür. Elbistan’da CHP’nin MHP’ye Pazarcık’ta MHP’nin CHP’ye oy vermesi gibi bir çalışma Alevi toplumu tarafından itibar görmemiştir. Bu ittifakın her iki tarafı seçimleri hem Pazarcık’ta hem Elbistan’da kaybetmiştir. CHP’nin daha Maraş Katliamı’nın sorumluları ortadayken ve sorumlular hesap vermemişken, böyle bir ittifaka Alevileri dahil etmek istemesinin cevabı da böylece verilmiştir.</p>
<p>Bugün hala Maraş Katliamı’nın anmaları Maraş’ta yapılamamaktadır. Yapılan anmalara ülkücüler, milliyetçiler tarafından saldırılmaktadır. Yine Suriye örneğinde gördüğümüz gibi ülkücü ve milliyetçi cephe El- Kaide ile el ele Alevi ve Kürt katliamı yaparken böyle bir ittifakın Maraş’ta gündeme getirilmiş olması başka bir siyasi ahlaksızlıktır. Eğer kim ki böyle bir ittifakı meşru görüyorsa bu katliamların da hesabını vermesi gerekmektedir. Kimse katilleri ve varlığına kastedenleri bu kadar meşru gösteremez.</p>
<p>Kimliği, kişiliği olmayanların temsiliyeti olamaz. Eğer biz kendimiz olamıyorsak, başkalarının bizlere itibar etmesi de mümkün değildir. Kendisine itibar etmeyenlere niye başkaları itibar etsin ki? O anlamda son seçimler Kürt Alevilerinin kendileri olma yolunda attıkları ciddi bir adımdır.</p>
<p>Oyların çokluğu azlığı, seçimin kazanılıp kaybedilmesi tartışmasının ölçütü ne kadar kendimiz olduğumuzla ilgilidir. Pazarcık’ta görüldüğü gibi talepleri kimlikleri hiçbir zaman ciddiye alınmayan Kürt Alevilerinin HDP şahsında attıkları adım, artık Pazarcık’ın Kürtsüz, Alevisiz, solcusuz düşünülemeyeceğini ortaya koymuştur. Artık her siyasi güç, bu kesimin kimliksel varlığını kabul ederek adım atmak zorundadır. İşte kazanan kimlikli duruş, budur. Bu anlamıyla Kürt Alevileri geleceğin siyasal arenasında yer alacaklarının mesajını da vermişlerdir. Bölgeden başlayan bu hareketlilik, inancımız odur ki önümüzdeki süreçte metropollerde de kendisini hissettirecektir. CHP başta olmak üzere tüm siyasal güçler, bunu görmüşlerdir. Bu durumu Kürt Alevilerinin yeniden uyanışı olarak okumak mümkündür.</p>
<p>Bu uyanışı farklı yorumlamak; Alevileri 90 yıllık cumhuriyetin inkarcı, imhacı politikalarını aklamaya çalışmaktır. Ortaya dökülen onca bilgi, belge ve kirlilik var iken buna kalkışmak Alevilerle dalga geçmek olur ki, o devir de çoktan geçti.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/kurt-alevi-uyanisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saz; Alevi filozofyasıdır</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/saz-alevi-filozofyasidir/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/saz-alevi-filozofyasidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:30:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi düşüncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi müziği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi uyanışı]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Tacım Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dağın Filozofları]]></category>
		<category><![CDATA[değerlerin korunması]]></category>
		<category><![CDATA[değerlerin unutturulması]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[deyiş]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Baba’nın mirası]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin rolü]]></category>
		<category><![CDATA[gülbank]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel değerler]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel yozlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[modern dünya]]></category>
		<category><![CDATA[saz]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel miras]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Değerler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun özlemi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun sahip çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam filozofası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/saz-alevi-filozofyasidir/</guid>

					<description><![CDATA[Senin nur cemalin bana cennettir Ayrılıp kavuşmak büyük nimettir Niyaz alıp niyaz vermek murattır Hamdu selam olsun artık görüştük, gelip kavuştuk (Büyük Tacım Dede) Emeğe saygısızlık, sömürü, tüketim, yozlaşma bunun&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><i>Senin nur cemalin bana cennettir<br />
Ayrılıp kavuşmak büyük nimettir<br />
</i><i>Niyaz alıp niyaz vermek murattır<br />
Hamdu selam olsun artık görüştük, gelip kavuştuk</i> <strong>(Büyük Tacım Dede)</strong></p>
<p>Emeğe saygısızlık, sömürü, tüketim, yozlaşma bunun bütün bir kimliksel temsiliyetinin olduğu bir noktadayız. Değerler alınıyor, toparlanıyor ve bu değerler karşısında gerekli saygı ve ilgi gösterilmiyor. Erdem Baba’yı yolcu ettik ve gördük ki Erdem Babanın deyişlerinin, onun sazının telinin tınısının hırsızları, orada yoklar. Biz bunu Pir Mehmet Yüksel’nin cenazesinde de gördük. Bu, büyük bir acıdır. Bunun toplumun değerlerine, toplumun kültürüne ne kadar büyük bir saygısızlık olduğunu herkesin görmesi gerekiyor. Toplumun kendisinin de bu kültürü sahiplendiğini ortaya koyması gerekiyor.</p>
<p>Erdem Baba ve niceleri, binlerce yıl önce gelen bir tarihi mirasın temsilcileridir. Bu mirasın aktarımı da, devamı da o kadar kolay olmamıştır. Binlerce yıllık değerleri babadan oğula aktararak bugüne taşımış olan, okuma yazması olmayan; ama beyinlerinde binlerce deyiş, gülbank, beyit bulunduran insanlar bunlar. Erdem Baba’lar, tarihin ta kendisidir. Bu yüzden onlara sahip çıkmak tarihine, topraklarına, yaşamına sahip çıkmaktır. Asimilasyona karşı durabilmek için de, asimilasyonun temsilcilerine karşı dik durabilmek için de bu kültür mirasına ihtiyaç duyarsınız.  Bunun farkında olmalıyız.</p>
<p>Şu anda sistemin yaptığı zaten bu değerleri unutturmak, insanları bu değerden uzaklaştırmaktır. Çünkü Erdem Baba’yı, Büyük Tacım Dede&#8217;yi unuttursak, Aleviliği unuturuz. Aleviliğin unutulması, Aleviler içerisinde “ucube” bir durum yaratır.</p>
<p>Alevilik adına bazı şeyler rahatlıkla dejenere edilebiliyorsa, değerlerin kendisinin unutturulup, değerlerin kendisine sahip çıkılmayıp onlar bir kenara itildiği içindir. Oysa Alevi felsefesinin, Alevi örgütlenmesinin, Alevilerin, yeniden kendilerini bu modern dünyada ifade edebilmelerinin yolu, bu kaynaklarına geri dönebilmektir.</p>
<p>Bunu biliyoruz; çünkü biz bu gerçeği “Dağın Filozofları”nda gördük. Dağın Filozofları yayına başladığı andan itibaren onun çevresinde, onun değerleriyle beslenen kaynakların tümü birdenbire anlamsız hale geldi. Yağmacıların cesaretleri kalmadı, kırıldı. Erdem Baba’nın çıktığı bir sahnede, Erdem Baba’nın deyişlerinin çaldığı bir yerde, Mehmet Mustafa’nın çaldığı bir yerde, Büyük Tacım Dede&#8217;nin sesinin yükseldiği bir yerde, hiç kimse Alevi değerlerinin kullanarak, Alevi asimilasyonuyla yol alamayacağını bilir, görür.</p>
<p>Biz ise toplumun bu değerlere inanılmaz bir biçimde sahip çıktığını gördük. Bunların daha çok dinlenilmesi ve yaygınlaştırılması konusunda Alevi toplumu çok müsait olduğunu bize gösterdi. Mesela biz yıllardır bu alanda yayıncılık, televizyonculuk yaparız; ama Dağın Filozoflarını yayına koyduğumuzda, aldığımız etki ve güç kadar hiçbir yerden güç alamadık.</p>
<p>Asimilasyon ne kadar derinleşirse, bu değerlerden o kadar uzaklaşıyoruz. Zamanla, bu değerlerimizi adeta başa belaymış gibi görüyoruz. Mesela durum, Kürt meselesinde de böyledir. “Kürtlüğe sahip çıkmayın” diyerek toplumun asimilasyonunun sürmesi ve devlet politikalarının devam etmesi sağlanıyordu. Burada da böyledir. Alevi kimliğinden uzaklaştırmanın bir yolu da onu kendi kimliğinden utanır hale getirmektir. İnsanların sazından bile utandırılır hale getirildiler. Alevi olmasından utanması gibi olguların geliştirilmesi boşuna değil. Bu asimilasyonu daha da geliştiriyor.</p>
<p>Kendisinden utanan bir topluluk, çok daha hızlı asimile ediliyor. Hakikatçilik ve geleneksel Alevicilik; yaşayan Aleviliğin dıştalanması, ötekileştirilmesi çalışması zaten şehir merkezlerinden yürütülüyor. Bu bir devlet politikası olarak var ve uygulanıyor. Ama Alevi topluluğunun kendisi o tınıyı duyduğu zaman en derinlerine kadar, en iliklerinde kadar bir dönüşümü yaşayabiliyor.</p>
<p>İşte bu, toplumun kendisine olan özlemidir. Bu özlemin son temsilcilerinden birini daha yolcu ettik. Erdem Baba. Uzun süredir zorluklarla hayatını idame ettirdi ve zorluklarla bugünlere geldi. Uğur olsun.</p>
<p>Ama en önemlisi gençler,  tıpkı cenazede, Erdem Baba’nın yanı başında bağlama çalan genç kızımız gibi, bu sese sahip çıkacaklarını gösterdiler. Bu sesler sadece bir tını değildir. Bir yaşam filozofyasıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/saz-alevi-filozofyasidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
