<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alevi değerleri &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/alevi-degerleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Aug 2024 12:40:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Alevi değerleri &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sözde değil özde Alevilik&#8230;</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/sozde-degil-ozde-alevilik/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/sozde-degil-ozde-alevilik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 12:40:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Federasyonu kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi gençliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi helalleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Kürt cenazesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özüne saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarihindeki katliamlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ve Kürt dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik ve İslam tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik ve şekil]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Gelsenkirchen]]></category>
		<category><![CDATA[Axin konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[cem ve pir huzuru]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik Alevi değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kantarma Cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Önder Konca]]></category>
		<category><![CDATA[Sabiha Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Şah Hatayi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Topal Osman]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal kardeşlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/?p=1648</guid>

					<description><![CDATA[Şah Hatayi’m muhabbete bakarım Ben doluyum ben dolana akarım Güzel pirim bir dert vermiş çekeri Bir derdim var bin dermana değişmem (Şah Hatayi) Demokratik Alevi Federasyonu kongresi geçtiğimiz günlerde Almanya’nın Gelsenkirchen şehrinde yüzlerce delegenin katılımıyla yapıldı. Avrupa’nın dört bir yanından gelen delegeler demokratik değişim ve barış sürecini değerlendirdi. Kürt Alevilerinin sürecin asli bir parçası olduğu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şah Hatayi’m muhabbete bakarım<br />
Ben doluyum ben dolana akarım<br />
Güzel pirim bir dert vermiş çekeri<br />
Bir derdim var bin dermana değişmem <strong>(Şah Hatayi)</strong></p>
<p>Demokratik Alevi Federasyonu kongresi geçtiğimiz günlerde Almanya’nın Gelsenkirchen şehrinde yüzlerce delegenin katılımıyla yapıldı. Avrupa’nın dört bir yanından gelen delegeler demokratik değişim ve barış sürecini değerlendirdi. Kürt Alevilerinin sürecin asli bir parçası olduğu vurgulanan kongrede, Alevilerin yaşadığı sorulara, çözümlere dair onlarca konuşma yapıldı. Bu konuşmalardan bir tanesi Almanya’da doğmuş ve büyümüş on sekiz yaşındaki Axin’e aitti. Axin; “&#8230;Dünden beri konuşmaları dinliyorum. Asıl problemimiz bu konuşmalarda dile getirilmedi. Sevgili büyüklerim Alevilik İslam dışı mı, İslam içi mi tartışmalarından çok, Aleviliği bilmeyen genç kuşaklara sahip olmamız en büyük problemimizdir. Sizlere soruyorum çocuklarınız nerede, siz neden buradasınız. Sizin konuşmalarınızla yaptığınız aynı değil. Hanginiz çocuklarınıza kutsal değerlerimizi, Aleviliği öğretiyorsunuz. Alevi gençliği nereye ait olduğunu, Alevilik nedir, kutsal değerlerimiz nedir bilmiyor. Alevi gençliğinin bu durumda olmasının suçluları sizsiniz. Lütfen sözde değil özde Alevi olun&#8230; Ya haq, ya Xızır, ya Ali &#8230;.”</p>
<p>Öz Aleviliğin temel iddiasıdır. Şekli reddeder. İnsanın yüreğiyle, yaşamdaki, ilişkilerdeki samimiyeti, özüyle bakarak Alevilik bu güne gelmiştir. Onun varlık sebebi yaşamın özüne inmek, iyiliği özünde temsil etmektir. Şekil, şekilde mekan yoktur. Bugün biz Alevilere giydirilmek istenen şekil onun imhası üzerinde hesap yapanların işidir. Alevilere saldırının altında “özü” vardır. Aleviliğin özüne, insanın, insanı kutsayan değerlerine saldırılmaktadırlar. Onu şekle büründürenler, dört duvar mekanlara kapatanlar, Aleviliğe Alevi inancına temelden, özünden düşmandırlar.</p>
<p>Daha önce bu köşede yazdık. Helallik alınmamıştır. Önder Konca’nın şahsında Kürt Alevilerine, Alxaslılara karşı yapılanların hala hesabı verilmemiştir. Hatırladığımız gibi Hatay’da şehitler kervanına katılan Önder Konca’nın cenazesi bu Cemevine alınmamış, Alevilik özden yaralanmıştır. Bu ayıp ve utancı silmek için Kantarma Cemevi’nde bir cemin yapılarak, bu meselenin muhataplarının helalleşmesi toplumsal kardeşliğin sağlanması talebi hala yerine getirilmemiştir. Alevi Kürtlerin cenazesini Cemevine sokmayan bir zihniyet bizce düşkündür. Alevi hukuku bellidir. Pir huzurunda yaşanan durumun hesabı verilmelidir. Pirin verdiği, vereceği karar hakkın kararıdır. Hakkın tecelli bulması için Alevi özünün arınması, mekanlara sıkışmış şeklin uğursuzluğun aşılması için cem olmak şarttır. Cemden kaçanlar, pir huzurunda dara durmayanlar, Alevi değildir. Pirinden korkan cemaatinden korkan komşusuyla helalleşmeyen Alevi değildir.</p>
<p>Kim ki o cemevinde cem bağlar, deyiş söyler, semah döner ve “ben de Aleviyim” der ondan da davacıyız. Bir kez daha halimizle halleşmek için, derdimize derman bulmak için, acımızı birazcık da olsa dindirmek için cem olmaya, pir huzurunda Kantarmada dara durmaya çağırıyoruz. Dardan kaçanlar Aleviliğin özünden kaçanlar bilmelidirler ki; hakkın bedduasıyla lanetli olacaklardır.</p>
<p>Hal ile helaleşmeyenler, özlerini kaybedip şekle bürünenler, şeklen “ben Aleviyim” diyenler bilmelidirler ki; hakikat onları Alevilik defterinden silecektir. Onlar hakikati kaybedenler, siyasetin gözlerini kör ettikleri ancak Yavuz’un şahsında kendileri de Yavuz’laşırlar. Biliyoruz; binlerce Alevi Kürt Yavuz’un Bektaşi ordusu Yeniçeriler tarafından kılıçtan geçirildi. Rivayet odur ki; Yavuzun ordusu Yeniçeriler Şah Hatayi’nin deyişlerini söyleyerek Şah Hatayi’ye saldırdı. Şah Hatayi’nin ordusunu Yavuzun gözüyle yok ettiler.  Yavuz Sultan Selim Türk tarihine “büyük bir padişah” olarak geçti. Alevi katliamları her zaman birilerinin büyümesine vesile oldu. Yavuz’u büyük yapan da büyümesine vesile olan da Alevi katliamlarıdır. Tabii ki böyle bir katilin isminin büyük bir projeye verilmesi bu zihniyetin devam ettiğinin bir resmidir. İktidar mesajını net vermiştir. Aynı  Kemal Kılıçdaroğlu gibi. İstanbul belediye başkanlığı seçimi sonrası Kılıçdaroğlu “Yavuz Sultan Selim halkımızın büyük bir değeridir” demişti. Görünen o ki büyük Türk değerler, büyük projelere laik görülüyor. Aynı Dersim katili Sabiha Gökçen gibi. Dersime bombalar yağdıran Alevi Kürt katili, Atatürk’ün manevi kızı artık uluslararası bir havaalanının adı olarak tüm dünyada bilinen bir “kahraman” oluyor.  Koçgiri’nin katili Topal Osman kahramanlıkları anlatılan filmlere konu yapılıp, ardından devasa anıtları dikiliyor. Kıssadan hisse; Kürtleri, Alevileri katledenler bu memlekette itibar görmeye, ödüllendirilmeye devam ediyor. Ve kulağımda Axin’in sesi: “Lütfen sözde değil, özde Alevi olun.”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/sozde-degil-ozde-alevilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevi asimilasyonuna karşı direnişin adı; kadındır</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:37:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kadın temsili]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi köyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi sosyal yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarikatları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[cem evi yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemen bakış açısı]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemenliği]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel değerler]]></category>
		<category><![CDATA[kadın bakış açısı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın katılımı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın liderliği]]></category>
		<category><![CDATA[kadın mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın rolü]]></category>
		<category><![CDATA[kadın temsili]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel erozyon]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel temsiliyet]]></category>
		<category><![CDATA[modern Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[şehirleşme etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal değişim]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal normlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal yapılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde, Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde, Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok, Noksanlık da eksiklik de senin görüşlerinde&#8221; (Hacı Bektaş Veli) Aleviler kendilerini izah ederken&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>&#8220;</i></b><i>Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde,<br />
Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde,<br />
Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok,<br />
Noksanlık da eksiklik de senin görüşlerinde&#8221; </i><strong>(Hacı Bektaş Veli)</strong></p>
<p>Aleviler kendilerini izah ederken bunu da sıkça kullanırlar. Bu felsefe bizim aslında binlerce yıldır kullandığımız bir felsefe. Pratiğe baktığımızda ise görünen durum benim açımdan Aleviler asimilasyona uğramasıyla ilintilidir. Çünkü eğer Alevilik felsefesinden yaratılan toplum, kadın bakış açısını incelediğimiz zaman aslında kadın bakışlı bir hareket içinde şiddeti barındırmayan bir hareket. Alevilikte ölüm cezası yoktur, topluma kazandırmak üzere bir cezalandırma sistemi vardır. Bugün Avrupalıların kendi iç hukukları olarak bir altyapı olarak dile getirilen bir yöntem ile yürüyen bir topluluğu bugün gelmiş olduğu nokta ile karşılaştırdığımız zaman -ki iktidardan uzak durmuştur ve iktidardan uzak durmak aslında erkeğin egemenliğinden de uzak durmaktır. İktidar aslında erkek egemenlikli bakış açılarının, inançların ve siyasetin elinde olduğu için Alevilik bundan da uzak durarak kadına da yakın, kadın bakış açısını da içinde barındıran bir gerçeklikle bunu da şairleri ozanları deyişleri, nefesleri ile sıkça dile getirmiş ve ibadet şekillerini de buna göre düzenlemiş bir inançtır. Bu inançta kadınların erkeklerin birbirinden ayrılmadığı aynı mekanda ibadet ettikleri yine postta -ki her ne kadar pir oturuyorsa mutlaka ananın da onun yanında onun sağ kolunda oturuyor olması şeklinde bir hukuk ile bugüne gelmiş olan alevi inancı var. Uğramış olduğu asimilasyon, uğramış olduğu katliam, asimilasyon sonucu giderek kendi kendisini değiştirmeye başlamıştır. Kendisini değiştirdikçe de kadının konumu da erkek egemenlikli merkezi bir yapıya doğru ilerlemiştir. Geçmişte köylerde kendi imkanları ile hayatlarını idame ettiren Aleviler diğer toplumsal yapılarla daha da içiçe geçmesi ile birlikte onlarla komşuluk ilişkisi onlarla bir birlikte yaşama hukuku içerisine girdiği zaman komşularının da bakış açısıyla merkezi o erkek egemenlikli asimilasyon, tekleştirme mantığıyla birlikte de Aleviler de kendi değerlerinden uzaklaşmaya başladılar. Aslında asimilasyonun Alevilerde ne kadar derin olduğunu anlamak için Alevilerde kadının durumuna bakmamız lazım. Kadın ne kadar toplumun ve hareketin içerisindeyse orada Alevilik hakimdir. Kadın ne kadar Alevi hareketin içerisinden uzaklaştırılmışsa, o zaman başka durumlar orda var demektir.</p>
<p><a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2014/03/alevi_kadin.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a><strong>Alevi kurumlarında kadın bırakılmamıştır.</strong></p>
<p>Bizde de şu an son dönemlerde göze çarpan ve aslında ciddi bir biçimde yadırganan, mesela sıkça da dile getirilen noktalardan bir tanesi de Alevi kurumlarında neredeyse kadın bırakılmamıştır. Yönetici düzeyindeki kadınlar parmakla sayılacak kadar hatta numunelik düzeyindedir.</p>
<p>Alevi derneklerde yönetim düzeyinde çok sayacağımız hepsinin içerisine baktığımızda bir elin parmakları kadar bile yönetici bulamıyorsunuz. Erkek egemenlikli bir organizasyona gittiğinizde örneğin ceme gidiyorsunuz, cemde şu yapılıyor: kadınlar sağ tarafa erkekler, sol tarafa. Siz bu mantıkla bir topluluğa baktığınız zaman orada hiçbir şekilde kadın katılımını göremezsiniz yine siz eğer bu cemaat ki eşitlikli ve toplumcu bir kültürden geliyor, hiçbir zaman Kırklar Meclisine Hz Muhammet, peygamber sıfatıyla girememiştir ve o eşitlikçi çember içerisinde yerde onlarla birlikte diz çökerek oturmuştur. Şimdi bizim cemevlerimizde yüksek bir mekan yüksek mekanın etrafında toparlanmış idareci bir yapı, pir rehber zakir dernek başkanları da onların yanında oturur pozisyonda bir temsiliyet yaratılıyor. Bu, Alevi değerlerinden uzaklaşmaktır.</p>
<p>Siz o değerlerden uzaklaştığınız zaman zaten orda kadını bulamazsınız. Siz oraya kadını sokmuyorsunuz bir kere. Siz oraya kadını ne için sokuyorsunuz. O egemen kültürün parçası olarak sokuyorsunuz. Başlarını örterek bunun gibi değer yargılarını toplumun içine taşıdığınız zaman o toplumdaki güvensizliği artırıyorsunuz. Kadının şehirdeki özellikle kapitalist dünyadaki egemen olan bakış açısı içerisinde ki bizdeki büyük yanlışlardan bir tanesidir. Nasıl ki belirli kıstaslar belirleniyorsa kadınlar için; kapalı kadın, namuslu kadın, ideal kadın, açık kadın da bizim cephemizdeki şeklin öne çıktığı, özün yitirildiği ki Alevilik bir öz hareketidir. Bir şekil hareketi değildir. Eğer siz onu şekle koyarsanız, bizim o köydeki kofili kadınlarımızı gerici bir topluluk olarak algılayacaksınız. İlericiliği etek ölçülerine indirgerseniz. Şimdi bizim topluluğumuz bu hale getirilmiş, bizim bakış açımızdaki öz, değer, biçim, değerin ne kadar tanınıyor olması, çocuklarımıza bırakacağımız mirasın ne kadar olduğu ile ilgilenmeyen, şimdi şu andaki kadın hareketi erkeklerin egemenlik kurma savaşlarının başladığı biçimiyle, bir kavgaya benziyor. Biz şu anda aslında alevi toplumları içerisinde erkek egemenlikli bir Alevilik yaratmaya çalışıyoruz çünkü erkek egemenlikli bir Alevilik devletle merkezi otoriteyle çok rahat uzlaşıyor çünkü mesela bir kadın merkezli hareket geliştirildiği zaman siz tekleştirici zihniyetin karşısına dikilmiş oluyorsunuz. Bak biz sizin dışınızda değiliz gibi içselleştiriyoruz.</p>
<p>Merkezi otoriteye yakın olmak, merkezi otoriteyle uzlaşma kültürü içerisinde yol yürüme kültürü ile doğal Aleviliğin ve bu merkezi otoriteye bulaşmamış Aleviliği birbirinden ayırmak gerekiyor. Tehlike olan akımların Osmanlı merkezi ile irtibatta olan bir akım olduğunu da görmezden gelmemek lazım. Doğrudur böyle bir akım mevcuttur Alevilerde ve merkezi otoriteye ne kadar yakınsanız o merkezi otorite sizi asimile ediyor ve kendi değerlerini sizde yaşatıyor. O kurumların birçokları özellikle de 1500&#8217;lü yıllarda Yavuz Sultan Selim&#8217;in müdahalesiyle gerçekleştirilen ve Hacı Bektaş&#8217;la hiçbir şekilde hukuki bir bağı olmayan Balım Sultan tarafından dizayn edilmeye başlanan akım, zaten Alevi toplumu içerisinde ciddi bir karşı koyuş yaşamıştır. O Alevi topluluğudur esas alınması gereken. Alevi felsefesi esas oradan şekillenmiştir. Müdahaleye maruz kalmadan oradan yol sürek gelmiştir. Şimdi çok derinlere gitmeden bunu düşünelim.</p>
<p>Osmanlı döneminde bir Kara Fatma vardır. Pazarcık&#8217;ta silahlı güçleriyle birlikte gezen. Ciddi bir otoritedir. Cumhuriyetin kuruluş yıllarına gelelim. Seyit Rıza bilinir. Seyit Rıza&#8217;nın yanında Bese&#8217;yi anmadan kimse geçemez. Erkek egemenlikteki bakış Bese&#8217;yi unutturmaya çalışıyor ama Bese yanındadır ya da Alişer&#8217;in kafası kesilmiştir. Alişer&#8217;in kafası kesilmiştir ama Alişerin yanında aynı zamanda Zarife vardır ve Zarife aynı güç ve otoriteyle ordadır ve Zarife&#8217;nin de kafası kesilmiş başı gövdesinden ayrılmıştır. Aynı mekanda aynı şartlarda aynı yerlerde bir yaşam sürdürmüşlerdir. Onun için o kökenli yani Aleviliğin otantik değerleri ile gelen köydeki o bizim devlet müdahalesine maruz kalmayan yerlerde kadının hükmünün daha ağır olduğunu merkeze doğru gittikçe de bunun kabul edildiğini de görebiliyoruz. O anlamda Alevilikten Alevi toplumu ne kadar uzaklaşırsa o kadar erkek egemen bir Alevilik kültürü gelişiyor ama Alevilik değerlerine ve kültürüne sahip çıktığın anda ve ona yüklendiğin andan itibaren de kadın merkezli kadın bakışlı bir Alevilik ortaya çıkıyor. Bunun en iyi örneklerini biz köylerde cemlere gittiğimizde farklı bir manzara ve atmosferle karşılaşıyoruz ama şehre gelip oradaki Cemevlerine girdiğimiz zaman da çok daha değişik, kimi zaman hiç benzetilmeyecek düzeyde bir yaklaşım ile karşılaşıyoruz mesela halkın otantik yapısını kaybetmeyen mesela Adıyaman&#8217;da bazı Alevi tarikatlaşması var, Mezopotamya&#8217;ya gidince Kakailer, Yarasanlar şahsında ortaya çıkan bir Alevilik var, hala kendini koruyabilen bir Alevilik var orada kadının çok daha etkin olduğunu görebiliyoruz. Mesela bizim Adıyaman&#8217;da yaptığımız son çekimler var, bariz bir şekilde kadının etkin ve hakim bir şekilde cemde bulunduğunu o rahatlığı nasıl temsil ettiğini görebiliyoruz.</p>
<p>Bu da Alevi asimilasyonu ile birlikte kadının Alevi hareketinde değer kaybına ve erozyona uğradığını görüyoruz. Bugünkü Alevi hareketinin Alevilerin Alevilikle bağları ve onun otantik yapısına olan bağlılıkları ve bağlı olmamaları mesafesiyle bu yol ölçülür.</p>
<p>Tarihi erkekler yazdığı sürece tabii ki kadınlar görülmeyecek. Denizli&#8217;de abdallar içerisinde cem bağlayan kadınlar var. Mesela kadın cem yönetmek istiyor ama izin verilmiyor. Çünkü erkek otorite onu görmek istemiyor.</p>
<p>Aslında bir temsiliyet ruh hali karşısındakine kendini kabul ettirme pozisyonuna girdiği zaman doğal olarak oradaki hakim olan bakış açısı şekil itibariyle de bize yansıyor. Şekilcilik giderek gelişiyor ve Alevilikten uzaklaşılıyor. Bu da bir realitedir ki toplumların gelenekleri görenekleri kültürleri hep kadın üzerinden şekillenmiştir. Erkek üzerinden yol almamıştır. Alevilerin kültürünün ne olduğuna bakmak istediğinizde erkeklere nadiren rastlarsınız, kadınlarda bunun bütün öğelerini görebilirsiniz. Bir misafir ağırlanmasından, hizmet edilmesine kadar bunun hepsini kadında görebiliriz. Onun için Alevi hareketinin bu asimilasyonla içerimize sızdırılmak istenen anlayışa direnebilmesinin de yolu kadının aktif olarak kadın hareketinin içine katılması ile mümkündür. Eğer Alevi hareketinde kadının gücü yükselir kadın katılımı artar ise bu asimilasyonun önüne geçilir.</p>
<p><b>Erkek bakış açısıyla asimilasyona direnmek mümkün değildir.</b></p>
<p>Erkek bakış açısıyla asimilasyona direnmek zor gözüküyor. Bu Kürt meselesinde de böyle. Yıllarca belki Kürt erkeği meclisteydi, şehirdeydi ama bir kültürel temsileyeti hiç bir şekilde yaratamamıştır. Bugün eğer Newrozlarda, 8 Martlarda, alanlarda kadınları ve onların rengarenk elbiselerini gördüğünüzde &#8220;işte Kürtler&#8221; diyebileceğiniz bir durum ortaya çıkıyor. Alevi kadının da da siz İmranlı&#8217;ya Adıyaman&#8217;a gittiğinizde, Tahtacı köylerine çıktığınızda, &#8220;işte Alevilik&#8221; diyorsanız işte o kadının Alevi hareketinin içerisinde olması gerekiyor ki, asimilasyona karşı koyuş yaşanabilsin. Bu durum Alevi hareketinin direnmesi, asimilasyona karşı koyabilmesi, Aleviliği anlamlandırmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonuna-karsi-direnisin-adi-kadindir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saz; Alevi filozofyasıdır</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/saz-alevi-filozofyasidir/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/saz-alevi-filozofyasidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:30:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi düşüncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi müziği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi uyanışı]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Tacım Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dağın Filozofları]]></category>
		<category><![CDATA[değerlerin korunması]]></category>
		<category><![CDATA[değerlerin unutturulması]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[deyiş]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Baba’nın mirası]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin rolü]]></category>
		<category><![CDATA[gülbank]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel değerler]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel yozlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[modern dünya]]></category>
		<category><![CDATA[saz]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel miras]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Değerler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun özlemi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun sahip çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam filozofası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/saz-alevi-filozofyasidir/</guid>

					<description><![CDATA[Senin nur cemalin bana cennettir Ayrılıp kavuşmak büyük nimettir Niyaz alıp niyaz vermek murattır Hamdu selam olsun artık görüştük, gelip kavuştuk (Büyük Tacım Dede) Emeğe saygısızlık, sömürü, tüketim, yozlaşma bunun&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><i>Senin nur cemalin bana cennettir<br />
Ayrılıp kavuşmak büyük nimettir<br />
</i><i>Niyaz alıp niyaz vermek murattır<br />
Hamdu selam olsun artık görüştük, gelip kavuştuk</i> <strong>(Büyük Tacım Dede)</strong></p>
<p>Emeğe saygısızlık, sömürü, tüketim, yozlaşma bunun bütün bir kimliksel temsiliyetinin olduğu bir noktadayız. Değerler alınıyor, toparlanıyor ve bu değerler karşısında gerekli saygı ve ilgi gösterilmiyor. Erdem Baba’yı yolcu ettik ve gördük ki Erdem Babanın deyişlerinin, onun sazının telinin tınısının hırsızları, orada yoklar. Biz bunu Pir Mehmet Yüksel’nin cenazesinde de gördük. Bu, büyük bir acıdır. Bunun toplumun değerlerine, toplumun kültürüne ne kadar büyük bir saygısızlık olduğunu herkesin görmesi gerekiyor. Toplumun kendisinin de bu kültürü sahiplendiğini ortaya koyması gerekiyor.</p>
<p>Erdem Baba ve niceleri, binlerce yıl önce gelen bir tarihi mirasın temsilcileridir. Bu mirasın aktarımı da, devamı da o kadar kolay olmamıştır. Binlerce yıllık değerleri babadan oğula aktararak bugüne taşımış olan, okuma yazması olmayan; ama beyinlerinde binlerce deyiş, gülbank, beyit bulunduran insanlar bunlar. Erdem Baba’lar, tarihin ta kendisidir. Bu yüzden onlara sahip çıkmak tarihine, topraklarına, yaşamına sahip çıkmaktır. Asimilasyona karşı durabilmek için de, asimilasyonun temsilcilerine karşı dik durabilmek için de bu kültür mirasına ihtiyaç duyarsınız.  Bunun farkında olmalıyız.</p>
<p>Şu anda sistemin yaptığı zaten bu değerleri unutturmak, insanları bu değerden uzaklaştırmaktır. Çünkü Erdem Baba’yı, Büyük Tacım Dede&#8217;yi unuttursak, Aleviliği unuturuz. Aleviliğin unutulması, Aleviler içerisinde “ucube” bir durum yaratır.</p>
<p>Alevilik adına bazı şeyler rahatlıkla dejenere edilebiliyorsa, değerlerin kendisinin unutturulup, değerlerin kendisine sahip çıkılmayıp onlar bir kenara itildiği içindir. Oysa Alevi felsefesinin, Alevi örgütlenmesinin, Alevilerin, yeniden kendilerini bu modern dünyada ifade edebilmelerinin yolu, bu kaynaklarına geri dönebilmektir.</p>
<p>Bunu biliyoruz; çünkü biz bu gerçeği “Dağın Filozofları”nda gördük. Dağın Filozofları yayına başladığı andan itibaren onun çevresinde, onun değerleriyle beslenen kaynakların tümü birdenbire anlamsız hale geldi. Yağmacıların cesaretleri kalmadı, kırıldı. Erdem Baba’nın çıktığı bir sahnede, Erdem Baba’nın deyişlerinin çaldığı bir yerde, Mehmet Mustafa’nın çaldığı bir yerde, Büyük Tacım Dede&#8217;nin sesinin yükseldiği bir yerde, hiç kimse Alevi değerlerinin kullanarak, Alevi asimilasyonuyla yol alamayacağını bilir, görür.</p>
<p>Biz ise toplumun bu değerlere inanılmaz bir biçimde sahip çıktığını gördük. Bunların daha çok dinlenilmesi ve yaygınlaştırılması konusunda Alevi toplumu çok müsait olduğunu bize gösterdi. Mesela biz yıllardır bu alanda yayıncılık, televizyonculuk yaparız; ama Dağın Filozoflarını yayına koyduğumuzda, aldığımız etki ve güç kadar hiçbir yerden güç alamadık.</p>
<p>Asimilasyon ne kadar derinleşirse, bu değerlerden o kadar uzaklaşıyoruz. Zamanla, bu değerlerimizi adeta başa belaymış gibi görüyoruz. Mesela durum, Kürt meselesinde de böyledir. “Kürtlüğe sahip çıkmayın” diyerek toplumun asimilasyonunun sürmesi ve devlet politikalarının devam etmesi sağlanıyordu. Burada da böyledir. Alevi kimliğinden uzaklaştırmanın bir yolu da onu kendi kimliğinden utanır hale getirmektir. İnsanların sazından bile utandırılır hale getirildiler. Alevi olmasından utanması gibi olguların geliştirilmesi boşuna değil. Bu asimilasyonu daha da geliştiriyor.</p>
<p>Kendisinden utanan bir topluluk, çok daha hızlı asimile ediliyor. Hakikatçilik ve geleneksel Alevicilik; yaşayan Aleviliğin dıştalanması, ötekileştirilmesi çalışması zaten şehir merkezlerinden yürütülüyor. Bu bir devlet politikası olarak var ve uygulanıyor. Ama Alevi topluluğunun kendisi o tınıyı duyduğu zaman en derinlerine kadar, en iliklerinde kadar bir dönüşümü yaşayabiliyor.</p>
<p>İşte bu, toplumun kendisine olan özlemidir. Bu özlemin son temsilcilerinden birini daha yolcu ettik. Erdem Baba. Uzun süredir zorluklarla hayatını idame ettirdi ve zorluklarla bugünlere geldi. Uğur olsun.</p>
<p>Ama en önemlisi gençler,  tıpkı cenazede, Erdem Baba’nın yanı başında bağlama çalan genç kızımız gibi, bu sese sahip çıkacaklarını gösterdiler. Bu sesler sadece bir tını değildir. Bir yaşam filozofyasıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/saz-alevi-filozofyasidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevi uyanışı sürüyor</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevi-uyanisi-suruyor/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevi-uyanisi-suruyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:25:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi algısı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi gençleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi sosyal hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi uyanışı]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kute]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[deyişler]]></category>
		<category><![CDATA[direniş geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[Düzgün Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Ana]]></category>
		<category><![CDATA[ermiş]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[evliya]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[Hemî Tazı]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyni duruş]]></category>
		<category><![CDATA[Kabe]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel zenginlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş]]></category>
		<category><![CDATA[Munzur]]></category>
		<category><![CDATA[Ocakların duman]]></category>
		<category><![CDATA[Ocaxe Bakê]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Tacım]]></category>
		<category><![CDATA[Salmanê Pok]]></category>
		<category><![CDATA[semah]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslam sentezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevi-uyanisi-suruyor/</guid>

					<description><![CDATA[Kandil geceleri kandil oluruz Kandilin içinde fitil oluruz Hakkı göstermeye delil oluruz Fakat kör olanlar görmez bu hali  (Edip Harabi) Alevi uyanışı sürüyor. Binlerce yıllık saldırıların yaratmış olduğu kırgınlık, kızgınlık&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kandil geceleri kandil oluruz<br />
Kandilin içinde fitil oluruz<br />
Hakkı göstermeye delil oluruz<br />
Fakat kör olanlar görmez bu hali </em><strong> (Edip Harabi)</strong></p>
<p>Alevi uyanışı sürüyor. Binlerce yıllık saldırıların yaratmış olduğu kırgınlık, kızgınlık ve korkular aşılıyor. Özellikle ana göbekte bulunan -Maraş, Malatya, Adıyaman, Sivas, Dersim, Erzincan, Kayseri &#8211; Kürt Alevileri kendilerini haykırmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşıyor. Her fırsatta kendisi olmak isteyen Alevilere karşı, Alevileri korkularına mahkum etmeye çalışan devlet ve onun gizli açık kurumlarının bu uyanışı engellemek için yeni korkular, saldırılar ürettiği görülmektedir.</p>
<p>Özellikle Ak Parti çevresinden, siyasi kadroları tarafından körüklenen söylemler, korkuları tetiklemek için bilinçli olarak üretilmektedir. CHP cephesini beslemek istedikleri ve Alevileri CHP’de toparlamak yönünde devletsel bir refleks içinde oldukları görülmektedir. Yıllar devletin Alevi politikalarının değişmediğini asimilasyonun temel bir yöntem olarak devam edeceğini göstermektedir. Gezi’de ortaya çıkan durum her ne kadar devletin Alevi politikasını bir kez daha gözden geçirmesini zorunlu bir hale getirmişse de, devlet içindeki değişik kanatların konu Alevilik olunca ortak bir tavır içinde olduklarına da şahit oluyoruz.</p>
<p>Alevilerin ehlileştirilmesi, Sünnileştirilmesi, devletle ilişkili bir inanç haline getirilmesi için Suriye’de katliamlarda hedef haline getirilerek, evler şahibeli bir şekilde işaretlenerek, İstanbul Şahintepesi, Kartal, Gazi, Diyarbakır cemevlerinde olduğu gibi ibadet yerlerine yönelik provokatif saldırıları gündeme taşıyarak, Alevileri teslim almaya çalışmaktadır.</p>
<p>Teslimiyet benzeşmeyi dayatmaktadır. Yüzlerce “Alevi dedesi” olduğu iddia edilen insan Kabe’ye taşınmıştır. Bununla; Alevi algısı devletin istediği merkeze yönlendirilmek istenmektedir. Merkez asimilasyonun boyutuyla ilgilidir. Devletin Alevileri ne kadar kendisini tanımaz hale getirdiğinin görülmesi açısından ibretlik bir durumdur. Gri pasaportlu dedelerin yeni icraatı olarak bu ziyaret devletin Alevi düşmanlığının resmi olmaktadır.</p>
<p>İnançları devlet merkezli yönetmek isteyen zihniyetin cumhuriyetle yaratmış olduğu Alevilerin, 12 Eylül ile birilikte Sünniliğe geçişinin tamamlanması sürecinin halkları olarak görülmelidir.</p>
<p>1940’lara kadar askeri olarak sağlanan hakimiyet, 1940’lardan 1980’e kadar başta Kürtlük, Alevilik olmak üzere tüm inanç ve farklı kültürlerin bitirildiği, içinin boşaltılarak unutturulduğu yıllar ve 1980 sonrası da asimilasyonun tamamlandığı Türk-İslamcı toplumsal, tekleştirilmiş yapının yaratıldığı yıllar olarak yönetilmiştir.</p>
<p>Kürt siyasetinin 12 Eylül’e karşı yaratmış olduğu direniş, tüm bu planları boşa çıkarırken, planın parçası olanlarla uyanışın çevresinde toparlananların mücadelesi bugün halen devam etmektedir. 12 Eylül’ün ürünleri Alevi asimilasyonunun tamamlanan kesimi, din değiştirmiş kesimi olurken, Kürt siyaseti kendi özüne bağlı, kendisi olan Aleviliğin arkasında durmuştur. Değerlerin yaşatılması, binlerce yıllık kültürel ve sosyal değerlerin yeni nesillere taşınması için büyük bir direniş vermiştir.</p>
<p>Binlerce Alevi genci bu direnişin bir parçası olarak, Hüseyni bir duruş sergilemiş, Alevi uyanışı, Kürt uyanışının harçları olarak büyük bir miras yaratmışlardır. Bugün Alevi asimilasyonuna karşı en büyük direniş işte bu mirastan beslenmektedir. Alevi sosyal hayatı, kültürel zenginlikleri bu direniş içerisinde toplumun tüm kesimlerine yayılarak büyümekte, itibar görmekte ve birlikte yaşamanın en güzel cephelerinden birini oluşturmaktadır. Alevilik gelişen bir değer olarak, herkesin dikkate alması gereken bir güç olarak artık varlığını hissettirmektedir.</p>
<p>Alevilerin yaşadığı her yerde korkularına teslim olanlar ile direniş geleneğinin temsilcileri arasındaki ayrışma derinleşmekte, Aleviler yeniden deyişler söyleyerek, semaha durmaktadırlar. Saldırı ne kadar büyükse, direnişte o kadar köklü ve derindir. Derinden gelen bir dalga, ses Alevi camiasında dolanmaktadır. Köklerine davet etmektedir. Hak ve hakikate davet etmektedir. Munzur’un, Düzgün Baba’nın, Ali Kute’nin, Elif Ana’nın, Pir Tacım’ın, Ocaxe Bakê’nin, Hemî Tazı’nın, Salmanê Pok’ın&#8230; Nice evliyanın, ermişin ruhu herkesi kendisi etrafında pervane olmaya davet ediyor. Ocakların dumanı tütüyor. Ya Hüseyin&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevi-uyanisi-suruyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dağın filozofları</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/dagin-filozoflari/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/dagin-filozoflari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:15:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi cenazesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dervişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi deyişleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[aşk ile]]></category>
		<category><![CDATA[dağ filozofları]]></category>
		<category><![CDATA[direniş kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Ebul Vefa]]></category>
		<category><![CDATA[egemenler]]></category>
		<category><![CDATA[Elbistan-Malatya yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Baba]]></category>
		<category><![CDATA[fitne fesat]]></category>
		<category><![CDATA[gülbanglar]]></category>
		<category><![CDATA[Hallacı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Kalenderim kalenderim]]></category>
		<category><![CDATA[Kantarma]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[mistisizm]]></category>
		<category><![CDATA[müzikal derinlik]]></category>
		<category><![CDATA[nefesler]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Pir]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Í Firik]]></category>
		<category><![CDATA[Pir İvo]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Momad]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal örgütlenme]]></category>
		<category><![CDATA[sözlü tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Spartaküs]]></category>
		<category><![CDATA[Şuhreverdi]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[sürgün]]></category>
		<category><![CDATA[Tacım Í Gir]]></category>
		<category><![CDATA[talipler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/dagin-filozoflari/</guid>

					<description><![CDATA[Gecenin karanlığında aracımız Elbistan-Malatya yolundan Kantarma sapağına döndüğünde tarihin köklü bir mekanına adım attığımızı biliyorduk. Geçmişin derinliklerinden gelen Alevi geleneğin son temsilcilerinden birini daha uğurlamanın tanığı olacaktık. Tarih, binlerce yıldır&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gecenin karanlığında aracımız Elbistan-Malatya yolundan Kantarma sapağına döndüğünde tarihin köklü bir mekanına adım attığımızı biliyorduk. Geçmişin derinliklerinden gelen Alevi geleneğin son temsilcilerinden birini daha uğurlamanın tanığı olacaktık.</p>
<p>Tarih, binlerce yıldır Alevilerin deyişlerini, nefeslerini, gülbanglarını soluyordu burada. Aniden aracımıza çarparak karanlığın içerisinden kaybolan devasa kuşun ne olduğu üzerine fikir yürütürken, aynı mekanda gezen habercinin bizimle selamlaştığını düşünmemiştik. Gündüzün ilk ışıklarıyla Pir Momad’in cenazesinin Kantarma’ya girişiyle birlikte dört bir yandan gelen taliplerin pirlerine karşı son görevlerini yerine getirişlerine şahitlik ettik.</p>
<p>Cenazenin toprağa verildiği sırada semalarda dev bir kartalın ahenkli semah dönüşünü gördük. Rivayet odur ki; Pir gibi Pir olan kartal ruhunda temsilini bulur.</p>
<p>Cenaze sonrası yola çıktığımızda aracımıza çarpıldığı yerde aynı kartalın havalandığı, bizleri yolcu ettiğine tanık olduk. Yüreğimiz ürperdi. Gelişimizi selamlayanlar Pirini uğurlayanlar ve bizi yolcu edenler “dağ başlarında bir kartal gibi durmaktadırlar” dedik. Onlar ki ebedi ruhun temsilcileridirler. İşte o gündür ki her çınarımızı yolcu edişimizde bir kartal gibi ruhlarımız semaha durur.</p>
<p>Bugün de hakikat geleneğinin en köklü temsilcilerinden ve bu mirasın en son sürdürücülerinden Erdem Baba’yı (İbrahim Erdem) hakka uğurluyoruz. O ki Alevi geleneğinin temsilciliğini kültürel ve sosyal örgütlenmesinde, yaşamıyla yer alıp temsil etme becerisini göstermiştir.</p>
<p>Alevi kültürü, dilden dile, ustadan öğrenciye yol almaktadır. Yazılı bir metnin olmadığını; yüzlerce deyişin, nefesin, öğrenilerek, öğretilerek, bugüne binbir zahmetle geldiğini biliyoruz. Bu zahmeti çekenler, nice isimsiz kahraman, hak etmediği bir biçimde aramızdan kayıp gitmektedir. Ve bu gelenek yerini artık yazılı edebiyata, kayıtlara bırakmış durumdadır.</p>
<p>Hem ağız hem müzikal derinlik anlamında itikatın ve inancın tınısıyla var olan bu değerler artık yetişmemektedirler. İtikatın ve inancın, Alevi değerlerinden uzaklaşmanın en derin yaşandığı alan, onun sözlü tarihinin ve tınısının ortadan kaldırılarak kapitalizme, popüler kültüre peşkeş çekilmesidir.</p>
<p>Erdem Baba, Tacım Í Gir, Pir Momad, Pir Í Firik, Pir İvo gibi ekoller buna karşı durabilen son kuşaklar olarak görülmektedir. Onlar feyzini dağların derinliklerinde, dağ kültürünün filozofyasından almaktadırlar. Onlar, dağların koruyan kollayan ve özgürleştiren felsefesinden beslenerek Aleviliğin en özgür, en derin felsefi yapısını da temsil etmektedirler.</p>
<p>Bu hayattır ki, dünyaya bakıştır ki, dağın filozofyasını yaratmıştır. Mistisizim diye Avrupalılar tarafından daraltılmak istenen bu ortakçı, paylaşımcı, sosyal adaletçi, dünyayı yorumlayan, tartışan, yaratılıştan ölüme toplumun ihtiyaç duyduğu tüm konularda söyleyecek sözü olan, Ortadoğunun direniş filozofyasıdır. Dün değil binlerce yıl önceki Spartaküs’ün, Hallacı Mansur’un Ebul Vefa’nın Şuhreverdi’nin uğruna hayatlarını verdikleri filozofyanın bugüne taşınabilmesidir. Dağın filozofları, binlerce yıllık direnişin ideologları, savunucuları, yayıcıları ve yeniden yeniden kendini üreten temsilcileridir.</p>
<p>Onun içindir ki egemenler tarafından hedef alınmış, yok etmek için katledilmiş, sürgünlere gönderilmiş ve haklarında her türlü fitne, fesat, hakaret üretilmiştir.</p>
<p>İşte bugün dahi onların temsilcilerinin seslerini duyabilme şansına sahip olan bizler varlığımızla yok edilmek istenen bir direniş kültürünü temsil etmekteyiz. Bilmek, ağır bir yüktür. Bu yük, artık “Ben Aleviyim” diyen herkesin yüküdür. Değerlerimize layık olmanın tek bir yolu vardır, o da, onların gittiği yolda, onların baktığı gözle dünyaya bakabilmektir.</p>
<p>İşte Erdem Baba bu yolun bir hakikati, ermişi, dervişidir. Onu hep “sevdiğim sultanım tez gel” diye haykıran sesiyle anımsaycağız. Onu hak ile hakikat olduğu, sevdiği ile buluştuğu bir mekan içinde düşlemekteyiz. Toprağın bol, devrin daim olsun! Aşk ile&#8230;</p>
<p>Ne dinim var ne imanım<br />
Kalenderim kalenderim<br />
Ne şekkim var ne gümanım<br />
Kalenderim kalenderim</p>
<p>Ne taşlardan arlanırım<br />
Ne sözlerden dillenirim<br />
Çul da giysem sallanırım<br />
Kalenderim kalenderim</p>
<p>Ne salnım ne selatım var<br />
Ne farzım ne sünnetim var<br />
Ne govum ne gıybetim var<br />
Kalenderim kalenderim</p>
<p>Dört kitabı ben yazarım<br />
Kırklara engür ezerim<br />
Kendi reyime gezerim<br />
Kalenderim kalenderim<br />
Erdem Baba</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/dagin-filozoflari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevileri ‘dizayn’ etmek</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:12:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi müttefikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi oyları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[cemevlerinin yasal statüsü]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[dedelik]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Dergah]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikası]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlikçi paylaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi direnişçileri]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Demokratik Cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[ikrar]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Meydanevi]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[pirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[seçim süreci]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni-Alevi ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslam sentezi]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu din dersleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/</guid>

					<description><![CDATA[‘Ulu mahşer günü olur divan kurulur Suçlu, suçsuz gelir anda derilir Piri olmayanlar anda bilinir Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ (Pir Sultan Abdal) Türkiye’de seçim süreci ile birlikte dört bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>‘Ulu mahşer günü olur divan kurulur</em><br />
<em> Suçlu, suçsuz gelir anda derilir</em><br />
<em> Piri olmayanlar anda bilinir</em><br />
<em> Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’</em> <strong>(Pir Sultan Abdal)</strong></p>
<p>Türkiye’de seçim süreci ile birlikte dört bir yandan Alevilerin CHP bünyesinde toparlanması için kampanyaların başladığını görmekteyiz. Aleviliğe yönelik AK Parti ve Başbakan tarafından rahatsızlık veren söylemlerin bilinçli ve sistematik bir şekilde sarf edilmesinin karşısında, CHP’nin bir sığınak olarak resmedilmesi süreci bir devlet politikası olarak yürütülmektedir. Bu süreç Alevilerin varlıkları görünmeden ve de benimsenmeden sürmektedir. Devletin ‘Sünnileri kendi çatısı altında toplama partisi’ AK Parti ve devletin ‘Alevileri kendinde barajlama partisi’ CHP, Alevi siyaseti konusunda hemfikir bir tarzda yol almaktadırlar. Herkes kensine verilen rölü oynamaktadır.</p>
<p>Alevi değerlerinin varlığının önemsenmediği bir sürece daha tanıklık etmekteyiz. Örneğin Alevi oylarının yoğunlaştığı iddia edilen CHP tarafından Alevi kimliğinden dolayı kimse önemsenerek, ciddiye alınarak aday gösterilmemiştir. Buna karşın CHP bünyesinde MHP’li adaylar, cemaatçi adaylar, tüm kritik noktalarda aday gösterilerek sağ ve faşist eğilimler sosyal demokrat kisvesi altında bir daha iktidara taşınmak istenmektedir.</p>
<p>AKP, CHP’nin muhalefette kalması için çalışırken, CHP ise AK Parti’nin iktidarda kalması için çabalamaktadır. CHP’nin seçim sürecinde gösterdiği adaylar bu seçimde iddalı olmadığının kanıtıdır. İstanbul, Ankara, Hatay gibi illerde gösterilen adaylar klasik CHP’yi dahi temsil etmemektedir. Kendisini Gezi sürecinin Partisi olarak lanse etmeye çalışmış ise de, seçim sürecinde Gezi direnişçilerinin talebi olan Demokratik Kent Yönetimleri göz önünde bulundurulmamıştır. Görmek bile istenmemiştir. Klasik belediyeciliğin rant, iktidar, para çemberinde yürüyen anlayışın devamcısı olacağını tercihleriyle göstermiştir. Bu anlamda tüm adaylar, Türk- İslamcı bir karakter arz etmektedirler. Bu da Kürtlerin, Alevilerin, devrimcilerin yok sayılması, ciddiye alınmaması, kimliksel varlıklarının önemsenmemesi anlamına gelmektedir. Söylem düzeyinde ve pratik hayatta İmam Hatipler ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili meseleler; zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması gibi konular, devlet merkezli hiçbir siyasal partinin gündeminde değildir.</p>
<p>Devlet politikalarının değişik renklerdeki savunucuları ve örgütleyicileri açısından Aleviler ‘korkutularak oyları gasp edilmiş ve asimilasyonla sünnileşmeye mahkum edilmiş seçmenler’ olmaktan öte bir anlam ifade etmemektedir. Aynı bakış açısıyla Alevilik, cumhuriyetin kuruluş ideolojisine uygun bir şekilde -Türk- İslam senteziyle- yok sayılarak, varlığı hiçbir şekilde tahammül edilemeyen bir inanç olarak ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Aleviler ile Alevilik arasındaki derin ayrışma, bu politik kesimlerin Aleviler üzerinden rahatça istediklerini yapmaya fırsat vermektedir. Onun içindir ki devletin temel politikası Aleviliğin yok edilmesi; Alevilerin ise benzeştirilerek Türk- İslamcı sentezin malzemesi, yedeği haline getirilmesidir.</p>
<p>İşte böylesine bir süreçte yürütülen yok etme ve asimilasyon sürecine karşı direnen, varlığını cılız da olsa hissettirmeye başlayan, ‘Yaşayan Aleviliğe’ karşı amansız bir saldırı kampanyası geliştirilmektedir. Birçok kesim cemevleri merkezli Aleviliğin devlet bünyesi ile bütünleşmesinin zamanı geldiğini, bu yapılamazsa Aleviliğin kendi değerleri ile buluşarak devlete problem olacağını söyleyip akıl vermektedir. Kimileri, artık Aleviler için gerekli adımlar atılmazsa, Alevilerin yeni bir din ile ortaya çıkabileceklerini söyleyerek, hedef göstermektedir. Bu saldırılar, geldiği cephe açısından anlaşılırdır. Anlaşılamayan ise, Türk- İslam sentezine ve CHP’nin inkarcı asimilasyoncu politikalarına Alevileri mahkum etmek isteyen ve kendine ‘aydın’ diyen kimi çevrelerdir.</p>
<p>Bu gibi çok sayıda çevrenin nereden beslendiği bilinmektedir. Türkiye’nin yeniden dizayn edilmesi sürecinde Alevileri dizayn etmekle görevli kimi doçent, doktor, prof, öğretim üyesi sıfatlı devlet kadroları Alevilerin algısını yönlendirme mücadelesi içine girmişlerdir.</p>
<p>Bunun temel sebebi yaşayan Aleviliğin kendisini var etme sürecinde yarattığı özgürlükten, demokrasiden ve insan haklarından yana olan tavrıdır. Yaşayan Aleviliğin müttefiki ve ittifakları eşitlikçi, paylaşımdan yana, özgürlüklerin teminatı olan, halkların demokratik hareketidir. Gezi sürecinde öznesi olan ‘kendimi ve kentimi ben yönetmek istiyorum’ diyen ‘Halkların Demokratik Cephesi’dir. Ve bu cephenin devletçi Türk- İslamcı kesimleri korkuttuğu gün gibi açıktır. Hiçkimse, hiçbir gerekçe ile Alevileri katillerine oy vermeye davet edecek kadar kirli olamaz, pişkin olamaz. Alevilere bundan daha kötü ve daha ahlaksızca birşey dayatılamaz. Maraş’ın kanı kurumamıştır. Deniz’lerin, Mahir’lerin, İbrahim’lerin Mazlum’ların kanı ellerinde olanlar, Alevi toplumunun içinde elini kolunu sallayarak gezemez, gezdirilemez. Böyle bir utanca Alevilerin ortak olması düşünülemez. Korkularla siyaset yapılmamalı, korkudan katillere boyun eğilmemelidir. Korkmamak Alevi olarak kalabilmek, değerlerine sahip çıkabilmektir. Binlerce yıldır değerler topluluğu olarak var olan Alevilik; yoluna, atasına, insanına sahip çıkmayı sürdürecektir. Alevi olmanın şartı, Alevilik ve onun değerler dünyasının parçası olabilmektir.</p>
<p><strong><em>‘Geldiğiniz hak kapısı. Durduğunuz Mansur darı. Döktüğün varsa doldur. Ağlattığın varsa güldür. Yıktığın varsa kaldır. Gelme gelme! Dönme dönme! Gelenin malı, dönenin başı bu yolda! Gördüğünü ört, görmediğini söyleme. Sen sana sahip ol, seni senden aldık sana verdik.’ ‘Bu yol uzun bir yoldur gidemezsin. Demirden çarıktır giyemezsin. Demirden leblebidir yiyemezsin. Ateşten gömlektir giyemezsin! Geldin gördün. Gelme gelme, dönme dönme. İkrarını bozarsan ikrarın boynuna kement olsun mu? İkrarınızdan dönmeyeceğinize dağlar, taşlar, ağaçlar şahit olsun mu? Ay gün şahit olsun mu? Gece ve gündüz şahit olsun mu? Ayin-i cem erenleri şahit olsun mu?’</em></strong> (dar gülbangından) Gerçeğe hü!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevileri-dizayn-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevilik, değerler toplamıdır</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevilik-degerler-toplamidir/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevilik-degerler-toplamidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:04:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi eğilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[benzeşme]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[dedelik]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Dergah]]></category>
		<category><![CDATA[devlet bütçesi]]></category>
		<category><![CDATA[devlet müdahalesi]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[devletleşme]]></category>
		<category><![CDATA[devşirme]]></category>
		<category><![CDATA[dini merkezileşme]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlikçi paylaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Hallacı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[içsel müdahaleler]]></category>
		<category><![CDATA[ikrar]]></category>
		<category><![CDATA[katledilen Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[krallık]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Meydanevi]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[Nesimi]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Padişah]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[pirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Şahı Şehidan Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Seyid Rıza]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluk]]></category>
		<category><![CDATA[zulme karşı duruş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevilik-degerler-toplamidir/</guid>

					<description><![CDATA[“oy nesimi, can nesimi ol gani mihman iken yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken cümlenin rızkını veren ol gani settar iken yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem” 90 yıllık cumhuriyet Alevileri bitirme&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“oy nesimi, can nesimi ol gani mihman iken</em><br />
<em> yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken</em><br />
<em> cümlenin rızkını veren ol gani settar iken</em><br />
<em> yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem”</em></p>
<p>90 yıllık cumhuriyet Alevileri bitirme noktasına getirdiği gibi Aleviliği de bitirmek için içeriden ve dışarıdan müdahalelerini yoğunlaştırmıştır. Özellikle Alevilerin temel kurumları olan Pirlik, Rehberlik, Dedelik makamları, Cemevi, Meydanevi, Dergah, Ocak gibi kutsal yerleri tanımaz hale getirip, anlamsal değerlerini çarpıtarak kendisine ve tarihine düşman bir hale getirtmek için çalışmaktadır.</p>
<p>Hiçbir zaman merkezileşmemiş, piramid dizaynı içinde örgütlenmemiş, “elele el hakka” demiş olan, her talibin Pir’e Pirlerin mürşide ve Mürşidlerin bir Pir’e talip olup ikrar verdikleri, toplumsal ortakçı bir sosyal yapıdan, hilafet gibi, Padişah gibi, krallık gibi örgütlenmeler çıkarılmak istenmektedir. Bölgesel, yerel ihtiyaçların karşılanması, sosyal hayatın eşitlikçi bir paylaşım üzerinden sağlanmasını hedefleyen Aleviler, Alevilik, bugün bireyin kendisini örgütlediği paylaşımda mülkiyetçiliğin öne çıktığı bir süreci yaşamaktadır. Buna paralel en büyük dergah, en büyük ocak, en büyük pir adı altında Alevi ruhunu, felsefesini zedeleyen hareketler bizzat devlet merkezli örgütlendirilmektedir. Özellikle Yavuz Sultan Selim döneminde başlatılan Osmanlının Aleviliği dizayn etme ve kendisine benzeştirme, kendi amaçları için kullanma aracı olarak gördükleri örgütlenme biçimini bugün tekrardan gündeme getirerek, Alevi direnişini, varlık gerekçesini ve varolma biçimini ortadan kaldırmak istemektedirler.</p>
<p>Devletin teorik olarak örgütlenmesine katkı sunduğu ve giderek maddi karşılığıyla da desteklediği bu çalışma, çalışmalar Alevi hareketinin kontrol altına alarak bitirilmesini hedeflemektedir. Yavuzla başlayan ve devam eden bu durum son dönemde Alevi eğilimlerinin tümüne ayrı ayrı dini merkezileşme dayatılmaktadır. “Birlik olalım” “Dergahta birlik” adı altında devletleşme, devletin öngördüğü örgütlenmeyi yaratarak, devletle bütünleşme “devlet bütçesinden yararlanma hakkımız” gibi söylemlerle de devletin Aleviliğin iç işleyişine müdahalesinin meşru zeminin yaratılması hedeflenmektedir.</p>
<p>Yılların vermiş olduğu zorluklar, yenilgiler, acılar, bu eğilimlerin kendisini örgütlemesine imkan sağlamaktadır. Devletin yaratmış olduğu asimilasyon, kendini bilmezlik, yoksulluk, Aleviliğin değerlerinin anlamsızlaştırılması, bu kesimlerin Aleviler üzerinde örgütlenmesini kolaylaştırmaktadır.</p>
<p>Benzeşmek, bitmektir. Alevileri, Alevi yapan başkasına benzemiyen sosyal kültürel ve inançsal farklı duruşları, sosyal eşitlgikçi, paylaşımcı yanlarıdır. Eğer bunları ortadan kaldırırsak eleştirdiklerimize, kabul etmediklerimize benzeşirsek, Alevi olmanın ne anlamı kalabilir ki?</p>
<p>Eğer “kula kulluk” yapılacaksa Alevi olmanın ne faydası olur? Haksızlıklara menfaatler için karşı konmayacaksa Halac-ı Mansur, Nesimi, Pir Sultan, Hüseyin demenin ne manası kalır? Harama ortak olunacaksa, yenecekse, Aleviyim demenin kime faydası olur?</p>
<p>Alevilik, bir değerler toplamıdır. Binlerce yıllık değerlerine sahip çıkmak ve yaşatmak için ölümü göze almaktır. Yüzbinlerce Alevi; yaşam biçiminden sosyal adalet anlayışından geri adım atmadığı için katledilmiştir. Katledilenler büyük bir mirası bizlere bırakmışlardır. Aleviler, bu mirasın ya varisidir; ya da değildir. Alevi olduğunu söyleyenler atalarına saygının gereği olarak öyle durmak, öyle davranmak, yolun hakkını vermek zorundadırlar.</p>
<p>Pir Sultan, Seyid Rıza ve Şah’ı Şehidan Hüseyin bir masal kahramanı, bir hikaye değildir. Yaşanmamışlıktır. Tamamiyle canlı hayatın parçası, gerçeği ve duruşudur. Büyüklüğün değil, eşitliğin, paylaşımcılığın, zulme karşı durmanın adıdır. Mevki makam köşe kapma hiç değildir.</p>
<p>Haq darında doğru ve yanlış, iyi ve kötü ayrışır. Hiç kimse bu darın hilekarı olamaz çünkü bu meydan Kerbela meydanıdır. Divanı Hallacı Mansur’dan Nesimi’den Pir Sultan’dan oluşmaktadır. Herkes bunu bilmelidir. Ona göre konuşmalı, yola layık olmanın gereğini yapmalıdır. Hak ve hakkikat için yola turab olamayanlar, bu yolu yürüyemezler. Yürüdüğünü söyleyenler iddia edenler Osmanlı’nın devşirmeleri, devletin Aleviliği bitirmek için içimize saldığı hainlerden ibarettir. İtibarları Kerbela’da küfeli kadardır. Dersim’de Rayber kadardır. Lanetlidir.</p>
<p>Onun içindir ki; her ocak, pir, mürşit, dergah, evliya, dervişin değeri yeri makamı ikarıan sadık kaldığı kadar, haq’a hizmeti hakikate katıldığı, hükmü evrensel değerler içinde demokratik, paylaşımcı ve sosyal adaleti kadardır. Hiçbiri diğerinden üstün değil, ama birbirine ikrar vermişlerin hukuku içindedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevilik-degerler-toplamidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşayan Alevilik</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/yasayan-alevilik/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/yasayan-alevilik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:50:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[12 hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[Cem evleri]]></category>
		<category><![CDATA[çura]]></category>
		<category><![CDATA[dar]]></category>
		<category><![CDATA[dejenere değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Direniş]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek nesiller]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat yolcuları]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet hak için]]></category>
		<category><![CDATA[içsel müdahaleler]]></category>
		<category><![CDATA[ikrar]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[itikat]]></category>
		<category><![CDATA[kendini bulma]]></category>
		<category><![CDATA[köy odaları]]></category>
		<category><![CDATA[modern dünya]]></category>
		<category><![CDATA[mürşidler]]></category>
		<category><![CDATA[otantik değerler]]></category>
		<category><![CDATA[pirler]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>
		<category><![CDATA[ritüeller]]></category>
		<category><![CDATA[şehirleşme]]></category>
		<category><![CDATA[semah]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi baskı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal hiyerarşi]]></category>
		<category><![CDATA[sözlü tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[talipler]]></category>
		<category><![CDATA[tembur]]></category>
		<category><![CDATA[üç telli tembur]]></category>
		<category><![CDATA[yaşayan Alevilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/yasayan-alevilik/</guid>

					<description><![CDATA[Bilmem sünnetleri yar yar bilmem farzları Haq için bir niyaz bana yetmez mi Alyız, nasihat bu çok sözlere Haqa hoş gelecek bir öz yetmez mi (Mücrimî) Alevi asimilasyonunun en derinden&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bilmem sünnetleri yar yar bilmem farzları</em><br />
<em> Haq için bir niyaz bana yetmez mi</em><br />
<em> Alyız, nasihat bu çok sözlere</em><br />
<em> Haqa hoş gelecek bir öz yetmez mi</em> <strong>(Mücrimî)</strong></p>
<p>Alevi asimilasyonunun en derinden yaşandığı ve giderek tüm alanlara derinlemesine işlendiği yıllardan geçmekteyiz. Hiçbir dönem Alevilik bu kadar kendi değerlerinden, yaşam ve itikatından uzaklaştırılamamış, kendisine yabancılaştırılamamıştır. Katliamlar başta olmak üzere siyasi baskı ve içsel müdahaleler Aleviğin bu denli biçimsel bir itikat olmasına neden olamamıştır. Aksine her saldırı Aleviliğin kendisini yeniliyerek inancın özünü koruyarak bugünlere kadar, özüne bağlı kalarak taşımasına vesile olmuştur.</p>
<p>Saldırının büyüklüğü ve asimilasyonun derin etkilerine karşı koyuş, Alevi cephesinde yaşanmaktadır. Sessizce her alanda yaşanan bu direniş her gün kendisini hissettirmeye başlamıştır. Yaşayan Alevilik olarak bunu adlandırmak mümkündür. Otantik değerlere bağlı, geçmişin seslerinde, kayıtlarında, hafızalarda kendisini bulmaktadır. Asimilasyona karşı da hergün itibarı yükselen bir set çekmeye başlamıştır. Bu durum Aleviler açısından tarihi öneme sahiptir.</p>
<p>Muhabetlerde yükselen temburun sesine eşlik eden semahın ahenki, yaşayan Aleviliğin temsili olarak bugüne gelmiştir. Özün temsiliyetini bulduğu mekanlar bilgi edinmek isteyenlere kapılarını açmaya başlamıştır. Köy odalarında toplanan yol erenlerinin muhabetinde, sürekli devam etmektedir. Sürekli buradayım demektedir. Şeklin şehirlerde cem evlerinde ete kemiğe büründüğü günümüzde, şehirleşmenin kuşatmasından uzak, şekli mekanlara hapsedilmek istenen Aleviliğe karşı ocakların tekrar dumanları tüttürülmüştür. Düne kadar köşe bucak saklanan ve sessizliğe bürünen haqın ve haqikatin yolcuları seslerini duyurmanın ve asimilasyona karşı seslerini yükseltme arayışına girmişlerdir. Düne kadar kapılarını kimseye açmayan hakikat yolcuları giderek asimilasyonun hakim olduğu Alevilik resmine ‘dur’ demek ve varlıklarını hissettirmek için aşk ile semah durmuşlardır.</p>
<p>Yokluğun, tanrısal varlığıyla birlikte üretip, birlikte paylaşımın izlerini, tarihin derinliklerinden alıp bugüne getirdikleri değerlerini kamuoyuyla paylaşma arzusunu her alanda dile getirmeye başlamışlardır. Yok edilmek istenen sosyal hiyerarşinin varlığını ve temsiliyetini yeniden inşa etme arayışına girmişlerdir.</p>
<p>Taliplerin pirlere, pirlerin mürşidlere, mürşidlerin yeniden pirlerine ikrar verek, “el ele, el haqa” diyerek, görgülerini görüp haqikat yoluna girmesinin sağlanması istenmektedir. Haq ile haqikat olmanın, haqikat için dara durmanın sağlaması üzerinden varlığını koruma çabaları her alanda yoğunlaşmaya başlanmış, çuranın, üç telli temburun efsanevi dönüşü başlanmıştır.</p>
<p>Aleviliğin özünün yok edilmeye başlandığı, bazı ritüellerin Alevilik diyerek şekle büründüğü süreçte bu çıkış büyük anlam ifade etmektedir. Anlamsızlaştırlmak istenen cem ve 12 hizmetler başta olmak üzere tüm alanlarda özün yeniden yakalanması çabası önem kazanmıştır. Kendini arayış, popüler kültürle piyasaya sürülen, dejenere edilen değerlerin giderek otantik değerlerin öne çıkmasıyla temizlenmesi kendini bulma sürecine doğru evrilmiştir. Kendini arama, değerlere ulaşma ve onları tekrar toplumla buluşturma süreci içerisinde herkese görev düşmektedir. Özellikle giderek aramızdan bir bir ayrılan ve yaşayan Aleviliğin temsilcilerinin gün yüzüne çıkarılması, birer hazine gibi yaklaşılarak kayıtlarının alınması hayati bir önemdedir. Sözlü tarihe sahip olan biz Alevilerin saldırılara karşı tek direngen noktamız yaşayan Aleviliktir. Sessizliğini bozan ve gün yüzüne çıkmak isteyen bu tarihi; artık modern dünyanın ihtiyaçlarına ve imkanlarına göre örgütlemek ve paylaşıma açmamız gerekmektedir. Gelecek nesillerin bilgi kaynaklarının yaratılması önümüzde görev olarak durmaktadır.</p>
<p>Hizmet hak içindir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/yasayan-alevilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her emek sahibi kalemizin taşları, tuğlalarıdır</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/her-emek-sahibi-kalemizin-taslari-tuglalaridir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/her-emek-sahibi-kalemizin-taslari-tuglalaridir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Abidin Özgünay]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ahde vefa]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerlerinin korunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi emeği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi filozofları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi köyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[alevi liderler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirasının savunulması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi savunucuları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumunun sahiplenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yol erenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyonla mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[dervişler]]></category>
		<category><![CDATA[Hak ve hakikat yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Hallac-ı Mansur]]></category>
		<category><![CDATA[Hıdır Ali Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[Nejat Birdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Nesimi]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Bedreddin]]></category>
		<category><![CDATA[Seyit Rıza]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi kayıplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/her-emek-sahibi-kalemizin-taslari-tuglalaridir-2/</guid>

					<description><![CDATA[Nasıl yar diyeyim ben böyle yare Mecnun edip çöle saldıktan sonra Alemin bağında bülbüller öter Giden benim gülüm solduktan sonra (Pir Sultan) Zaman akıp gidiyor… Zamanın emektarları, yaratıcıları, Aleviliğin bugüne&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Nasıl yar diyeyim ben böyle yare<br />
</em><em>Mecnun edip çöle saldıktan sonra<br />
</em><em>Alemin bağında bülbüller öter<br />
</em><em>Giden benim gülüm solduktan sonra<strong> (</strong></em><strong><em>Pir Sultan)</em></strong></p>
<div>
<p>Zaman akıp gidiyor… Zamanın emektarları, yaratıcıları, Aleviliğin bugüne taşınmasında kendilerini, yaşamlarını katık etmiş olanlar, aramızdan ayrılıyorlar. Emeğini, hayalini bizlere bırakarak gidiyor. Kimisi onlarca yıllık acıyı, işkenceyi göğüsleyerek taşıdığı mirası aktarmak için canını verdi. Veriyor. Aleviliğin yaşama temel bakışı bu emeğin sahiplenilmesi, miras yoluyla çocuklara, torunlara devredilmesidir ki; Aleviliğin tüm zulüm ve baskılarına rağmen değişmeyen en temel felsefik besleyici kaynağı budur. Değerler topluluğu olmak, bu değerlerin korunması için hiçbir fedakarlıktan kaçınmamak.</p>
<p>Hüseyin gibi, Hüseyin olmak…</p>
<p>Ahde vefa</p>
<p>Biz ki bizden öncekilerin, emekleriyle bugünleri yaşıyoruz. Bazen kahramanların, yiğitlerin, hikayelerini, efsanelerini anlatıp kendimizi güçlü hissetmeye, kendi mesajımızı vermeye çalışıyoruz. Bir zaman geliyor Hallacı Mansur, bir zaman geliyor Nesimi, bir zaman geliyor Pir Sultan, tüm zamanlarda Şeyh Bedreddin, bazen Seyit Rıza oluyoruz. Art arda gidiyoruz. Kelimeleri, isimleri ahenk içinde tekrarlıyoruz. Utanmıyoruz. Ne Hallac’ın Fırat’a savrulan küllerinden, ne Nesimi’nin yüzülen derisinden, utanmıyoruz. Pir Sultan gibi, Seyid Rıza gibi darağacına yürüyen yol önderlerinin bakışlarından, haykırışlarından, boyun eğmezliklerinden utanmıyoruz. Art arda geliyoruz. Utanmazlığımızdan, utanmıyoruz.</p>
<p>Derviş Kandemir’i, Abidin Özgünay gibi, yıllarını Alevi mücadelesine verenleri, Hıdır Ali Bingöl gibi Alevilik için kavga edenleri, Nejat Birdoğan gibi köy köy gezenleri bir çırpıda unutuyoruz. Aldede’yi, Tacım Dede’yi, Aligöl, İvo Dede’yi, Firik Dede’yi, İsmail, Mamo Geyik, Şıxo Dede’yi… vd. tüm dağın filozoflarını unutuyoruz. Gün geliyor cinayet gibi bir kazada Seyit Ali Durmaz’ı öylesine hakka uğurluyoruz.</p>
<p>Biz ki büyük lafların arkasına saklanmış küçük adamlar, o dar gününde Pir huzurunda emeğe saygının hesabını nasıl vereceğiz?</p>
<p>Çocuklarımıza nasıl bir miras bırakacağız?</p>
<p>Aylıkları ceplerinde gri pasaportlu, devlet erkanlı cemevi dedelerin hikayesini mi anlatacağız? Bunun arkasına sığınıp, bizi böyle yok ettiler, bizi bağışlayın mı diyeceğiz.</p>
<p>Öz ile biçimin kavgasında, özün derin temsilcisi olan biz Aleviler, özümüzü ihanete mi, teslim edeceğiz. Kavganın, emeğin mirascılarını unutup, günün peşinde mi koşacağız.</p>
<p>Bugünkü değerlerimizin oluşmasında emek vermiş eski yöneticilerimizi meydanlarımızda yad etmeden, emek sahiplerinin hakkını hak huzurunda dile getirmeden, hastalıktan veya başka sebeplerden dolayı aramızda olamayan tüm yol erenlerimizi  sahiplenmeden, Sevgili yol kardeşimiz, kurumlarımızda en alttan başlayarak en üste kadar  kurum sorumluluğu yaparak hizmet veren  değerli yol ereni sayın Ali Bingöl canımıza sahip çıkmadan, emeğin savunucusu olduğumuzu nasıl söyleyebiliriz?</p>
<p>Alevi asimilasyonu dediğimiz nedir? Aleviliği var eden insan olma olgusunu kutsayan değerlerinden kopması değil midir? Bizim biz olmaktan çıkmamız değimlidir? Mekanı, meydanı olmayan, insan olan, insanla kutsanan değerlerin korunması, sahip çıkması görevimiz değil mi?</p>
<p>Hak ile hakikat yolcusuyuz biz. Onun içindir ki; ayrılıklara ve emeğe, kutsalın en kutsalına sahip çıkalım. Değerlerimize sahip çıkalım. Unutmayalım ki; her sahipleniş asimilasyona karşı bir kale duvarının örülmesidir. Her emek sahibi kalemizin taşları, tuğlalarıdır.</p>
<p>Hak ile hak olan, hakta hakikati bulanlar aşkına… Kendimize ve değerlerimize sahip çıkalım. Şeyh Bedrettin yiğitlerine sahip çıkar gibi kendimize sahip çıkalım… Gün yol değerlerine sahip çıkma günüdür. Hüznün derin bir yara gibi içimizi yaktığı günlerdeyiz.</p>
<p>Önemli günlerden geçmekteyiz. Çünkü büyük saldırılara maruz kalmaktayız. Küçük gibi görünen, birleştiklerinde devleşen değerlerimize sahip çıkarak, asimilasyona ve bu saldırılara karşı koyabiliriz. Kökleri bizde olanlara sahip çıktıkça, biz bizleşeceğiz.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/her-emek-sahibi-kalemizin-taslari-tuglalaridir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cemal haqa, haq cemale; Pir Mehmet Yüksel</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/cemal-haqa-haq-cemale-pir-mehmet-yuksel-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/cemal-haqa-haq-cemale-pir-mehmet-yuksel-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 08:32:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi direniş tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi eğitim kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakikat yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kayıpları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumları ve siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ocakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Pirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi pirlik makamı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tarihindeki kayıplar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumsal yaralar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi uyanışı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik ve devlet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet dönemi Alevi politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Elbistan Kantarma köyü]]></category>
		<category><![CDATA[Hakikatçi Alevi geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak Aleviliği]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Mehmet Yüksel]]></category>
		<category><![CDATA[Pir talip ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Sinemilli Ocağı]]></category>
		<category><![CDATA[Tekke ve Zaviyeler yasası]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim dönemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/cemal-haqa-haq-cemale-pir-mehmet-yuksel-2/</guid>

					<description><![CDATA[Hakikat yolunun yolcuları hakikat arayışının dervişlerinden birisi daha aramızdan ayrıldı.  Sultan Sinemilli Ocağının asırlık çınarı önceki gün mirasını bizlere bırakarak sır oldu. Pir Mehmet Yüksel yaşayan Aleviliğin bir temsilcisi olarak&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hakikat yolunun yolcuları hakikat arayışının dervişlerinden birisi daha aramızdan ayrıldı.  Sultan Sinemilli Ocağının asırlık çınarı önceki gün mirasını bizlere bırakarak sır oldu. Pir Mehmet Yüksel yaşayan Aleviliğin bir temsilcisi olarak Alevi uyanışına tanıklık ederek Elbistan Kantarma köyünde hakka yürüdü.  Alevilik üzerine ahkâm kesenlerin birikiminden yararlanıp sanatçı oldukları, kimisinin telinden, kimisinin tarih bilgisinden, kimisinin deyiş ve nefeslerinden dem aldığı Pir Mehmet Yüksel doğduğu yerde gözlerini yumdu…</p>
<p>Hakikatçi Alevi geleneğinin son temsilcileri arasında yer alan ve giderek parmakla sayılacak kadar azalan yaşayan tarihimiz bir büyük kayıp daha yaşamış oldu. Son bir kaç yıl içerisinde Hasan Sinemilli, Mamo Geyik, İbrahim Aldede, Küçük Tacım Bakır, Mehmet Mustafa dede Şexo Soysüren gibi isimler aramızdan ayrıldı… Her ayrılış Alevilerin tarihinden bir parça alıp götürdü. Alevliler yaşayan değerlerine sahip çıkamayarak, derin asimilasyonu göğüsleyecek dayanaklarını da kaybetmiş oldular.</p>
<p>Asimilasyona karşı direnebilmek bir bilgi birikimi, köklü bir geçmiş ve miras gerektiriyor. İşte bu miras bu gelenekçi pirlerin varlığıyla temsil bulmaktaydı. Onların varlığını Aleviliğin varlığı, yokluğunu Alevilerin yokluğu gibi okumak mümkündür.</p>
<p>Alevi asimilasyonuna karşı okunacak en güzel kitap olan insanın, insanı kâmilin tecellisi olan bu pirlerimizin maruz kaldıkları baskılar ve yaşadıkları zorluklar, Alevi toplumunda temsili &#8216;kendini bilmezlik&#8217; olarak karşılık bulmuştur. Her pirinden uzaklaştırılan talip asimilasyonu en derinden yaşayan kişiler olarak metropollerde başsız bir beden gibi yokluklarına çırpınmışlardır.</p>
<p>Alevilik nedir? Sorusunun cevabı olan ocak pirleri aynı zamanda “Alevi kimdir?” sorusunun da cevabını içinde barındırmaktadırlar. Devlet geçmişten bu güne temel olarak Alevi pirlerini işlevsiz hale getirmek için uğraşmıştır. Tekke ve zaviyeler yasasının Alevi önderlerinin taliple buluşmasını engellemeye çalışan bir işlev üzerine inşa edilmiştir. Pirlik makamı suç makamı haline getirilmiştir. Pirler suçlular olarak takibe maruz kalmıştır. Kimi yerlerde toplum önünde aşağılanmış, sakalları kesilmiş, bıyıkları yolunmuştur. Taliple ilişkisini kesmek için her türlü yola başvurmuştur. Bunu sağlandığı oranda da Alevi asimilasyonu toplum içerisinde derinleşmiş ve bu günkü durum ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Yavuz Sultan Selim zamanında başlatılan Alevi ocaklarının söndürülerek yerine dikme dedelerin atanması cumhuriyet döneminde de benimsenmiştir. Bu gün içi boşaltılmaya çalışılan Alevi uyanışına karşı atama dedeler devreye sokulurken, hakikat yolcuları unutturulmaya çalışılmıştır. Fakat köklü bir geleneğin ve geçmişin mirası olan hakikat ehli yol erleri kendilerini yeniden hissettirmeye Alevileri kendi etrafında toplamaya çağırırken birer birer de aramızdan ayrılmaktadırlar. Kaybımız büyüktür. Bunu Alevilerin içerisinde olduğu duruma bakarak söylemek mümkündür.</p>
<p>Onun içindir ki bizler ocak Aleviliğini önemsiyoruz. Alevilerin kendi kökleriyle buluşmasının yolu pir talip ilişkisinin hayat bulmasıyla mümkündür.  Çünkü pirde tecelli eden ocağın binlerce yıl biriktirdiği değerleri temsil etmesi, öğretiyi bu güne kadar taşımasıdır. Alevilerin yazılı bir geçmişi yok denecek kadar azdır. Tarih pirlerin kulaktan kulağa aktardığı ve miras yoluyla bu güne intikal etmiş olan yaşayan Aleviliktir. Aleviliği yeniden tarif etmek isteyenler,  bunun üzerinden kavga edenler,  yaşayan Aleviliği görmek istenmemektedirler. Çünkü yaşayan Alevilik teslim olmamış, direngen ve geçmişiyle ilişki halindedir. Yaşayan Alevilik tüm direniş tarihinin ezilenlerin zulme karşı ayaklanma tarihidir. Onun içindir ki egemenlerin hedefindeki Aleviliktir.</p>
<p>Yeni yaratılmak istenen ve temsiliyetini Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Vakfında bulan anlayışın Aleviler üzerinde yaratmış olduğu tahribat ortadır. İttifakların, söylemlerin ve yaşam biçimleri ortadadır. Bu cesareti tabi ki Alevilerin asimile edilmesinden ve devletin bu asimilasyonu desteklemesinden almaktadır. Devletle iç içe geçmiş onun gizli-açık finansmanıyla beslenmiş kurumların Alevi olması söz konusu değildir. Lakin günümüz dünyasında kendisini etkin bir biçimde hissettiren Alevilere ihanetin bu kadar pervasız olması işte bu hakikat yolcularının sessizce sahipsizce aramızdan ayrılmasındandır.</p>
<p>Alevi hukukunun işletilmediği Aleviliğin bir yaşam unsuru olarak görülmediği Alevi kurumlarının yabanıl bir ot gibi bittiği, kurum başkanlarının siyaset pazarında Aleviliği pazarladığı bir süreçten geçiyoruz. İşte bundan dolayıdır ki; Pir Mehmet Yüksel gibi çınarlarımızın kaybı bizlerde derin yaralar açmaktadır. Bu yara Alevilerin almış olduğu bir yaradır. Bu kayıp Aleviliğin kaybıdır. Hepimizin başı sağ olsun.</p>
<p>Ve sen pirim;</p>
<p>Hakikat yolunun yolcusu hakka yürürken haq ile haqikat olan mirasın mirasımızdır, bugüne kadar bize taşıdığın inancımızı gelecek nesillere aktarmak da görevimizdir. Toprağın bol, devrin daim olsun pirim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/cemal-haqa-haq-cemale-pir-mehmet-yuksel-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
