<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alevi dedeleri &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/alevi-dedeleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Aug 2024 10:55:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Alevi dedeleri &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Alevi asimilasyonu devam ediyor</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:55:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[4+4+4 eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi beklentileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Bektaşi Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dernekler Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi halkları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürel sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurum ve kuruluşları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumlarının kongreleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[alevi sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasal haklar]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlikçi yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[Garip Dede Dergahı]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[inançsal gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Celal Fırat]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ve siyasal yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni söylemler]]></category>
		<category><![CDATA[teolojik Alevilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Pir Sultan’ım eydür şunda çok keramet var insanda o cihanda bu cihanda Ali’ye saydılar bizi&#8221; (Pir Sultan Abdal) Alevi kurumlarının kongreler sürecine girdiğini ve kendilerini yenilediklerini geçen yazılarımda vurgulamıştım. 11&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="Text">
<p style="text-align: left;"><em>&#8220;Pir Sultan’ım eydür şunda<br />
çok keramet var insanda<br />
o cihanda bu cihanda<br />
Ali’ye saydılar bizi&#8221; </em><strong>(Pir Sultan Abdal)</strong></p>
<p style="text-align: left;">Alevi kurumlarının kongreler sürecine girdiğini ve kendilerini yenilediklerini geçen yazılarımda vurgulamıştım. 11 Nisan’da Alevi dernekler Federasyonu (ADF) ve 25 Nisan’da ise Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) kongreleri var. Bu kongre sürecinin başarılı geçtiğini söylemek mümkün değil. Alevi toplumu içerisinde dahi gözden ırak geçen bu kongrelerin sadece başkan kim olacak üzerinden yürütülmesi ve Alevi toplumunun beklentilerinin tartışıldığı platformlardan uzak hale gelmesi; Alevi kurumlarımızın çıkmazı olmaktadır. Bu süreçlerin yoğun tartışmaların yapıldığı, toplumun tüm kesimlerine mesaj verecek etkinliklere dönüştüğü kongreler olması gerekir. Sessiz sedasız geçiştiriliyor olmaları, “Bu kurumlarımızın toplumsal beklentilerimizden ne kadar uzaklaştıkları” biçiminde okunmalıdır. Tartışmayan, konuşmayan ve süreçleri, değişimleri okuyamayan bir Alevi kurumu olamaz, olmamalıdır. Bu hafta Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat’ın Alevi örgütlenmesinin temel sorunları ve çözüm önerilerini içeren yazısını sizinle paylaşmak istiyorum:</p>
<p>“Aslında bu soru şöyle sorulmalı; Alevilerin yüzyıllardır çözülen sorunu var mı? Ya da hangi yüzyılda Alevilerin sorunu olmadı? Buna direkt şöyle cevap verebilirdim, biz Alevilerin yüzyıllardır çözülen hiçbir sorunu olmadı. Hatta sorunlarımız çığ gibi büyümeye devam ediyor. Kabul görmeyen tarihsel gerçekliğimiz üzerinde asimilasyon, teolojik olarak Sünni söyleme dayandırılmaya çalışılan Alevilik, ve sosyal alandaki yaşam alanlarımızın daraltılması.</p>
<p>Alevi bilim insanları, araştırmacıları, tarihçileri Alevi tarihine bilimsel yaklaşmak zorundalar. Çünkü her tarihi dönüşüm biz Alevilerin kıyımıyla noktalanmıştır. Bu kıyımların hesabını veremeyen sistemden çözüm beklemek ütopyadır.</p>
<p>Aleviliğin tarihsel tanımı, farklı coğrafyalarla, farklı kültürlerle ilişkilendirilerek bugüne kadar geldi. Aleviliğin tarihsel gerçekliğini kendi sünni kaynaklarına dayandıran araştırmacılar, tarihçiler oldu. Çünkü Aleviliğin sözlü geleneği her dönemde saldırıya maruz kaldı ve hızla asimilasyona uğratıldı.</p>
<p>“Kızılbaş tayfasının katli vaciptir!” fetvaları, derisi yüzülen Nesimi’ler, asılan Pir Sultan’lar, Yavuz’un, Kuyucu Murat’ın katliamlarını meşrulaştırdı. Bu alışkanlık yakın tarihimizde hafızalarımızda derin ve unutulmaz acılar bırakan; Sivas, Maraş, Çorum, Malatya, Gezi, Gazi katliamlarını doğurdu.</p>
<p>Kısacası kendi toplumsal kuram ve kurallarını korumaya çalışan güç, toplum ateşini ölçmek için önce termometreyi bizim üzerimizde denedi. Bu termometre ile haklarını talep eden tüm halkları da sindirmiş oldu. Çünkü Alevilik kimliğimiz, Alevice yaşamamız haksızlıklara karşı duvar örmeyi temel alır. Yapılan her haksızlık karşısında bizi ayakta tutan ve farklı kılan tek şey İmam Hüseyin’in onuru ve cesaretidir.</p>
<p>Teolojik Alevi tanımında ise yine aynı değerde baskı görmüş ve sindirilmiştir. Hepimiz biliriz ki; Alevilik; etnik ve inançsal tüm kültürleri ve farklılıkları bünyesinde barındıran kaynağını Güruh-i Naci’den alan kendi sosyal ve siyasal yapısını oluşturmuş. Ve insanı merkeze koyan bir rızalık kapısıdır.</p>
<p>Aleviler nerede olursa olsun adalet ve insan sevgisi özelliğini asla kaybetmezler. Bu özellik Hz. Ali’nin Anadolu’ya hayat veren sevgisidir. Derin felsefedir. Özgündür, bağımsızdır.  Teolojik tanım içinde inancımızda kendine göre özgündür, şekilcilikten çok özü esas alır. Biçimsel değil, özüdür.</p>
<p><strong>‘Örgütlenmemiz engellendi’</strong></p>
<p>Geleneksel anlamda Ocak- Dede-Talip ilişkisini bu sistemin kendi içinde sağladığı sosyal kontrol mekanizmasını; içi boş tanımlarla işlevsiz hale getirdiler. Örneğin; Alevi dedeleri bilgisiz, cahil sayıldı. ‘Dedelik Alevilik içinde bir kurumdur’ algısı yok edildi. Onlara göre “Bir Alevi dedesinin kentlerde Aleviliği sürdürmesi imkansızdı.” Çünkü kentlerde “yüksek kültür” vardı! Dede ancak cenaze kaldırabilir, nikah yapabilir ya da kısa yapılan eğitim cemlerini sürdürebilirdi. Alevi dedeleri de bu sosyal kurmacayı benimsedi. Ve Sünni inancına dayandırılan bir kişilikle karşımıza çıktı. Ocaksız Alevi dedelerini doğuran bu asimilasyonla, sürekli yorumlanan ve tanımlanan bir Alevilik kafamızı karıştırdı. Bizi tuhaf ve alışık olmadığımız ve alışamayacağımız bir tanıma sürüklemeye çalıştılar. Bu devam etmektedir.</p>
<p><strong>‘Çocuklarımızı Alevi kültürü ile yetiştirmemiz engellendi’</strong></p>
<p>Tüm bu baskılar Aleviliği işlevsiz hale getirmiş, dengesiz temelsiz ve Sünnilik ilkesine dayandırmıştır. Özellikle 4+4+4 sistemiyle aynı bahçede oynayan çocukları ayırıp, çocuk imam yetiştirmeyi hedefleyen sistem çocuklarımızı yaşam alanında fişlemiş sosyal hayat içinde telafisi olmayan yaralar açmıştır.</p>
<p>Bilge ve mürşitlerimizin öğreti ve hikmetleri edebi olarak modern ve seküler dünya algılayışının üzerinde olmasına rağmen, sistemin dayattığı ve örgütlediği yapay algıyla, Alevilik  yorumlayarak çoğulcu anlayış ortadan kaldırılmaya başlanmıştır.</p>
<p>Türkülerimiz, deyişlerimiz, duvaz-ı imamlarımız sürekli sansürlendi. İçeriğinin boşaltılması ve anlamsızlaştırılması için her türlü yöntem denendi. Fakat Aleviler bu asimilasyon politikalarına direnmesini öğrendi ve kendisini yeniden var etme sürecine girdi.</p>
<p>Bu sürecin tek çözümü tüm haksızlıklara uğrayan halklarla beraber ortak hareket etmek , eşitlikçi, ilerici ve barıştırıcı, Anayasal haklara eşit şekilde bakan bir yönetim şeklinin oluşmasını sağlamaktır.</p>
<p>Bunun için öncelikle Alevi kurum ve kuruluşlarının oluşan sosyal ve siyasal yapı içinde kendilerini sorgulamaları gerekmektedir. Yöneticilerin sorumluluk ilkesiyle hareket etmesi ve yapılan tüm katliamların hesabını sorması yanında; inançsal gerçekliğimizi de kabul ettirmesi gerekir.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevi uyanışı sürüyor</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevi-uyanisi-suruyor/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevi-uyanisi-suruyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:25:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi algısı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi gençleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi sosyal hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi uyanışı]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kute]]></category>
		<category><![CDATA[cemevi saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[devlet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[deyişler]]></category>
		<category><![CDATA[direniş geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[Düzgün Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Ana]]></category>
		<category><![CDATA[ermiş]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[evliya]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[Hemî Tazı]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyni duruş]]></category>
		<category><![CDATA[Kabe]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel zenginlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş]]></category>
		<category><![CDATA[Munzur]]></category>
		<category><![CDATA[Ocakların duman]]></category>
		<category><![CDATA[Ocaxe Bakê]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Tacım]]></category>
		<category><![CDATA[Salmanê Pok]]></category>
		<category><![CDATA[semah]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslam sentezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevi-uyanisi-suruyor/</guid>

					<description><![CDATA[Kandil geceleri kandil oluruz Kandilin içinde fitil oluruz Hakkı göstermeye delil oluruz Fakat kör olanlar görmez bu hali  (Edip Harabi) Alevi uyanışı sürüyor. Binlerce yıllık saldırıların yaratmış olduğu kırgınlık, kızgınlık&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kandil geceleri kandil oluruz<br />
Kandilin içinde fitil oluruz<br />
Hakkı göstermeye delil oluruz<br />
Fakat kör olanlar görmez bu hali </em><strong> (Edip Harabi)</strong></p>
<p>Alevi uyanışı sürüyor. Binlerce yıllık saldırıların yaratmış olduğu kırgınlık, kızgınlık ve korkular aşılıyor. Özellikle ana göbekte bulunan -Maraş, Malatya, Adıyaman, Sivas, Dersim, Erzincan, Kayseri &#8211; Kürt Alevileri kendilerini haykırmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşıyor. Her fırsatta kendisi olmak isteyen Alevilere karşı, Alevileri korkularına mahkum etmeye çalışan devlet ve onun gizli açık kurumlarının bu uyanışı engellemek için yeni korkular, saldırılar ürettiği görülmektedir.</p>
<p>Özellikle Ak Parti çevresinden, siyasi kadroları tarafından körüklenen söylemler, korkuları tetiklemek için bilinçli olarak üretilmektedir. CHP cephesini beslemek istedikleri ve Alevileri CHP’de toparlamak yönünde devletsel bir refleks içinde oldukları görülmektedir. Yıllar devletin Alevi politikalarının değişmediğini asimilasyonun temel bir yöntem olarak devam edeceğini göstermektedir. Gezi’de ortaya çıkan durum her ne kadar devletin Alevi politikasını bir kez daha gözden geçirmesini zorunlu bir hale getirmişse de, devlet içindeki değişik kanatların konu Alevilik olunca ortak bir tavır içinde olduklarına da şahit oluyoruz.</p>
<p>Alevilerin ehlileştirilmesi, Sünnileştirilmesi, devletle ilişkili bir inanç haline getirilmesi için Suriye’de katliamlarda hedef haline getirilerek, evler şahibeli bir şekilde işaretlenerek, İstanbul Şahintepesi, Kartal, Gazi, Diyarbakır cemevlerinde olduğu gibi ibadet yerlerine yönelik provokatif saldırıları gündeme taşıyarak, Alevileri teslim almaya çalışmaktadır.</p>
<p>Teslimiyet benzeşmeyi dayatmaktadır. Yüzlerce “Alevi dedesi” olduğu iddia edilen insan Kabe’ye taşınmıştır. Bununla; Alevi algısı devletin istediği merkeze yönlendirilmek istenmektedir. Merkez asimilasyonun boyutuyla ilgilidir. Devletin Alevileri ne kadar kendisini tanımaz hale getirdiğinin görülmesi açısından ibretlik bir durumdur. Gri pasaportlu dedelerin yeni icraatı olarak bu ziyaret devletin Alevi düşmanlığının resmi olmaktadır.</p>
<p>İnançları devlet merkezli yönetmek isteyen zihniyetin cumhuriyetle yaratmış olduğu Alevilerin, 12 Eylül ile birilikte Sünniliğe geçişinin tamamlanması sürecinin halkları olarak görülmelidir.</p>
<p>1940’lara kadar askeri olarak sağlanan hakimiyet, 1940’lardan 1980’e kadar başta Kürtlük, Alevilik olmak üzere tüm inanç ve farklı kültürlerin bitirildiği, içinin boşaltılarak unutturulduğu yıllar ve 1980 sonrası da asimilasyonun tamamlandığı Türk-İslamcı toplumsal, tekleştirilmiş yapının yaratıldığı yıllar olarak yönetilmiştir.</p>
<p>Kürt siyasetinin 12 Eylül’e karşı yaratmış olduğu direniş, tüm bu planları boşa çıkarırken, planın parçası olanlarla uyanışın çevresinde toparlananların mücadelesi bugün halen devam etmektedir. 12 Eylül’ün ürünleri Alevi asimilasyonunun tamamlanan kesimi, din değiştirmiş kesimi olurken, Kürt siyaseti kendi özüne bağlı, kendisi olan Aleviliğin arkasında durmuştur. Değerlerin yaşatılması, binlerce yıllık kültürel ve sosyal değerlerin yeni nesillere taşınması için büyük bir direniş vermiştir.</p>
<p>Binlerce Alevi genci bu direnişin bir parçası olarak, Hüseyni bir duruş sergilemiş, Alevi uyanışı, Kürt uyanışının harçları olarak büyük bir miras yaratmışlardır. Bugün Alevi asimilasyonuna karşı en büyük direniş işte bu mirastan beslenmektedir. Alevi sosyal hayatı, kültürel zenginlikleri bu direniş içerisinde toplumun tüm kesimlerine yayılarak büyümekte, itibar görmekte ve birlikte yaşamanın en güzel cephelerinden birini oluşturmaktadır. Alevilik gelişen bir değer olarak, herkesin dikkate alması gereken bir güç olarak artık varlığını hissettirmektedir.</p>
<p>Alevilerin yaşadığı her yerde korkularına teslim olanlar ile direniş geleneğinin temsilcileri arasındaki ayrışma derinleşmekte, Aleviler yeniden deyişler söyleyerek, semaha durmaktadırlar. Saldırı ne kadar büyükse, direnişte o kadar köklü ve derindir. Derinden gelen bir dalga, ses Alevi camiasında dolanmaktadır. Köklerine davet etmektedir. Hak ve hakikate davet etmektedir. Munzur’un, Düzgün Baba’nın, Ali Kute’nin, Elif Ana’nın, Pir Tacım’ın, Ocaxe Bakê’nin, Hemî Tazı’nın, Salmanê Pok’ın&#8230; Nice evliyanın, ermişin ruhu herkesi kendisi etrafında pervane olmaya davet ediyor. Ocakların dumanı tütüyor. Ya Hüseyin&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevi-uyanisi-suruyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başımız önde, dardayız</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/basimiz-onde-dardayiz/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/basimiz-onde-dardayiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2024 08:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Gelenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Geleneksel Değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi İnançları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Kimliği ve Savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Önderleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Pirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Toplumsal Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik ve Asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Dedelik Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Dergah ve Cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[pirlik kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Türk İslamcı Yaklaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Yaklaşımlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/basimiz-onde-dardayiz/</guid>

					<description><![CDATA[22“Şah hatai’dir özümde / Hiç hilaf yoktur sözümde / eksiklik kendi özümde / darına durmaya geldim.” Başımız önde dardayız. Hallac-ı gibi, Nesimi gibi, Ana Fatma gibi&#8230;Sevdiklerimizi uğurlarken, yastayız Alevi olamadığımız&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>22“Şah hatai’dir özümde / Hiç hilaf yoktur sözümde / eksiklik kendi özümde / darına durmaya geldim.”</em></strong></p>
<div>
<p>Başımız önde dardayız. Hallac-ı gibi, Nesimi gibi, Ana Fatma gibi&#8230;Sevdiklerimizi uğurlarken, yastayız Alevi olamadığımız için.Kim bu kadar günahla dardan inebilir ki!Büyük lafların arkasına sığınan asimilasyonu en derin şekilde yaşayan bizler, nasıl sevdalılarımızın yüzüne bakabiliriz? Yapamadıklarımızdan değil, yapabilir olup da yapmadıklarımızdan dolayı nasıl arınabiliriz.</p>
<p>Alevi erkanı, Alevi adabı nasıl, ne zaman bu kadar kendisi olmaktan çıktı?</p>
<p>Kim, nasıl bizleri bu hale getirdi?</p>
<p>Bizler ne zaman Aleviliğimizi unutmaya başladık, Aleviliğimizden utandık? Ne zamandan beri Alevilik yerine başka inançları, başka gelenekleri, başka kültürleri bu kadar içimize işledik? Eğer Alevi isek; Alevi gibi yaşamak, doğumda, ölümde, yaşarken de bir Alevi gibi olmak gerekmez mi? Eğer Alevilerin önderlerine, onların adlarına niyaz etmekten, onlara hürmeten deyişler söyleyip semahlar dönmekten utanacaksak nasıl Alevi oluruz. Alevilik doğumdaki nişanesi, 14 yaşındaki ikrarı ve hakka yürümesi ile gün gibi ortadadır. Aleviliği başka yerde arayanlar başka inançlara sığınanlar bilmelidirler ki bu durduğumuz dardan inemeyeceğiz.</p>
<p>Çünkü hak ile hak olmuş, hakikatin temsili, sığındığımız dünya nefsine hükmedecek güç ve iradeye sahiptir. Hak ile hak olmuş hakikatte rehber olmuş bir Alevi gerçeği, bir Alevi süreği vardır. Bu sürek Kerbela gibidir. Bu sürek Pir Sultan gibidir. Bu sürek Kalender Çelebi, Seyit Rıza gibidir. Bin yıllar, bu süreğe karşı imha ve asimilasyonu dayatmıştır. Öyle ki; binlerce Kızılbaş kanı, kellesi bu uğurda verilmiştir. Biatte, biat etmeyen Alevi kızları, Alevi çocukları ve yaşlıları hak ile hakikat, ortak hafızamızdaki güzelliğin temsilcileri olmuşlardır. En kötü ve zor gününde inancının gereğini yaşayanlar, bugün dün olduğu gibi Muaviye’nin, Yavuz Sultan Selim’in ve Küfelilerin saldırılarına maruz kalmaktadırlar.</p>
<p>Siyasal İslam Aleviler içerisinde Türkçü ve ırkçı bir şekilde örgütlenmek istemektedir. Buna kapılarını açan bizler dardayız.</p>
<p>Dejenere edilen 1930’lardan kalma Kuran’ın Türkçeleştirilmesi ezanın Türkçe okunması Türkçe Kelimeyi Şahadet getirilmesi gibi ırkçı yaklaşımları yeni keşfedilmiş “Alevilik” olarak topluma yutturmaya çalışmaktadırlar. Uzun yıllardır Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından eğitilerek Aleviler içerisine gönderilen Türk İslamcı, mürüvvetsiz çakmalar Alevi asimilasyonunu her alana, özellikle de Kürt Alevilerinin yaşadığı alanlara yaymaktadırlar&#8230; Toplumun iyi niyetini suiistimal edilerek pişkin bir egemenlikle Alevi toplumunu asimile etmeyi sürdürmektedirler. Bu durum hayli ilerlemiş gözükmektedir. Yerel bölgede Alevi dedeleri, toplumun önderleri dışlanarak ikincil plana itilerek dikmeler furyası başlatılmış bulunmaktadır. “Siz cahilsiniz, bilmiyorsunuz” diye başlayan cümlelerle, asimilasyonu içselleştirme çalışmaları yürütmektedirler. “Siz bilmiyorsunuz” diye Alevilere ahkâm kesenlere karşı duramadığımız için dardayız.</p>
<p>Alevi toplumunun ortak aklı ve örgütlerimizin çabaları, bu asimilasyonu durdurmaya, önünü almaya yetmemektedir. Çünkü Devletin imkânlarını, Diyanet İşleri Başkanlığının zihniyetini ve Küfelilerin ihanetini arkasına almış bu asimilasyoncular ordusu giderek toplumun tüm kesimlerine sızdırılmaktadır.</p>
<p>Bu saldırılar karşısında Alevi geleneğinin her daim temsilcisi Kerbela’nın evlatları direnmesini bilmelidir. Bizler dedelik kurumuna sahip çıkarak, talip olmanın hukukunu işleterek bu asimilasyon surecine karşı çıkabiliriz. Bize gerilikmiş gibi sunulan Alevi değerlerine, babadan oğla geçen dedesine, pirine, mürşidine, ziyaretine, dergâhına, ocağına niyaz ederek, taşını öperek, toprağını yiyerek, ağacına bez bağlayarak, cemde semaha durarak,  cenazesinde deyiş söyleyerek karşı koymalıyız.</p>
<p>Başkalarına benzeşerek Alevi olunamaz. Başkalarının gerilik, ilkellik, saçmalık olarak tartışmaya getirmek istediği Aleviliğe dair her şeyin aslında Alevilik olduğunu bilerek kendimizi korumalıyız. Kendimiz oldukça dardan inebiliriz. Kendimiz olarak değerlerimize laik olabiliriz.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/basimiz-onde-dardayiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye laik bir ülke değildir</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/turkiye-laik-bir-ulke-degildir-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/turkiye-laik-bir-ulke-degildir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2024 07:13:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dernekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi talepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik dinamikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa'da Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[cemevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet ve Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[devlet ve din]]></category>
		<category><![CDATA[dinler arası diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri]]></category>
		<category><![CDATA[entegrasyon politikası]]></category>
		<category><![CDATA[federasyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[görüş farklılıkları]]></category>
		<category><![CDATA[inanç kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve devlet ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[laik devlet]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik tartışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi tercihler]]></category>
		<category><![CDATA[sol kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız görüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni-Alevi ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel figürler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de Aleviler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/turkiye-laik-bir-ulke-degildir-2/</guid>

					<description><![CDATA[Şükrü Yıldız; Türkiye Cumhuriyetini laik bir devlet olarak görmüyorum. Yada laiklik anlayışını kabul edilir bulmuyorum. Osmanlı imparatorluğu döneminde İslam’ın devlete hüküm etmesi durumu vardı. Şimdi Türkiye Cumhuriyetinde ise devletin dini&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şükrü Yıldız; Türkiye Cumhuriyetini laik bir devlet olarak görmüyorum. Yada laiklik anlayışını kabul edilir bulmuyorum. Osmanlı imparatorluğu döneminde İslam’ın devlete hüküm etmesi durumu vardı. Şimdi Türkiye Cumhuriyetinde ise devletin dini idare etmesi, yönetmesi gibi bir durum var.</p>
<p align="left"><strong>Aleviler içerisinde Aleviliğin yorumlanmasına ilişkin farklı görüşler var. Bu görüş farklılıklarının kaynağı nedir?</strong></p>
<p>Aleviler arasındaki bu tartışmalar, Aleviliğin asimile edilmesiyle ilintilidir. Cumhuriyetin kabulüyle birlikte Alevi kimliği giderek dejenerasyona uğramıştır. Cumhuriyete sahiplenme adı altında kimliğinden ve inancından uzaklaşmalar yaşanmış, Cumhuriyetin yaratmak istediği kimlik, Alevi kimliğinin yerini almaya başlamıştır. Buna 1960 yıllarından sonra sol kimlikte eklenince Alevilik inanç kimliğini kaybederek daha çok sosyal bir kimlik olarak ortada kalmıştır.</p>
<p>80’li yıllardan soruna bu durum değişmeye başlamıştır. Herkesin kendisini sorgulamaya başladığı bir dönemde Alevilerde bundan nasibini almış ve örgütlenme girişimlerine hız vermişlerdir. Alevilerin kendilerini örgütleme ve inançlarının gereklerini yerine getirme arayışı, kendilerini örgütleme arayışı, doğal olarak iktidara oynayan çeşitli kesimlerin dikkatini çekmiştir. Sağcısından solcusuna, Kürdün’den Türkü’ne, Müslüman’ından Hıristiyan’ına hemen tüm kesimler kendi yanlarında görmek istedikleri Alevi kesimine yönelik girişimlerde bulunmuştur.</p>
<p>Kısacası Alevi örgütlenmesinin gündeme gelmesi ile, onları yanında ve politik mecrasında görmek isteyenlerin çalışmaları aynı zaman diliminde gündeme geldiğinden, Alevi hareketi kendi dinamikleri üstünde gelişme şansına sahip olmadığından, farklı görüşlerin gündeme gelmesi gibi bir durum yaşanmıştır.</p>
<p>Siyasal tercihlerle başlayan bu ayrılıklar giderek Aleviliğin tarihine ilişkin değişik görüşlerin yaratılmasıyla da ivme kazanmıştır. Şu durumda ne yazık ki, herkesin kendi cephesinden baktığı ve kendi çıkarlarına, politik tercihlerine uygun yorumlanan bir Alevilik var.</p>
<p><strong>Bunları görüşleri kategorilere ayırsak?</strong></p>
<p>Ana başlıklarla şöyle söylemek mümkün; Türk-İslam sentezcileri ki bunlar Cem vakfı ve sayın İzzettin Doğan etrafında toparlanmaktadırlar, Aleviliğin bir inançtan ziyade bir yaşam biçimi ve sosyal bir hareket olduğunu iddia edenler, bunlar AABF, Pir Sultan Dernekleri ve sol siyasetçiler tarafından temsilini bulmakta. Aleviliğin Zerdüşt inancının, yada Şamanizm’in bir devamı olarak görenler ki, bunların Zerdüştileri Kürt Alevi hareketi içinde, Şamanistleri Türk milliyetçisi örgütlenmelerde toplanmaktadırlar. Ama geniş Alevi kitleleri içinde giderek yaygınlaşan kanaat odur ki Alevilik kendi başına bir inanç olduğu yönündedir.</p>
<p><strong>Siz nasıl düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Şimdi Aleviliğe baktığınızda, Aleviliği izah etmek isteyen versiyonların tümünün kullandığı argümanlara rastlarsınız. Bu körlerin fili tarifine benziyor. Herkes kendi çıkarına olduğuna inandığını tarif etmektedir. Tabii ki bunun ardında politik tercihler var. Bunu bilmeyen yok&#8230; Benim inandığım Aleviliğin kendi başına bir inanç olduğudur. Her inanç gibi insanlığın geçmişiyle iyi bağları olan ve onların iyi yönlerini kendine rehber edinmiş bir inanç. Bunun adı Aleviliktir.</p>
<p><strong>“Alevilik örgütlenmesinde dernekler, federasyonlar dönemi bitti. Alevilerin dini bazda kurumlarını örgütleyerek gelişmesi gerekiyor” yönünde görüşler var. Siz bunu nasıl görüyorsunuz?</strong></p>
<p>Katılmak gerekiyor&#8230; Alevilik sonuçta bir inançtır ve dini kurumlarını örgütlemesi gerekiyor. Dernek ve federasyonlar olmasın anlamında değil tabi&#8230; Öncelikler konusunda böyle düşünüyorum. Yani bir dernek yeri kurmak için harcanan çabanın Cemevlerine aktarılması gerekir. Dernek ve federasyonları finanse edeceğine Alevi dedelerini finanse etmeyi esas almalıdır. Dedelik kurumunu ayakta tutan ve onların görevlerini ihmal etmelerine fırsat vermeyecek olan inançsal kurumsallığını geliştirmesi gerekiyor diye düşünüyorum.</p>
<p>Tabi bunun yasal bir kazanım haline getirilmesi mücadelesi verilmesi gerekiyor Türkiye’de. İnanç olarak tanınmayan bir kimlik var. Örgütlenmesi yasak olan bir kimlik&#8230; Bu durum tabii ki dernek ve federasyon biçiminde örgütlenmeyi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkarıyor&#8230; Ama bu zorunluluk mesela Avrupa’da yoktur. Bu durumda Avrupa’da bunu model olarak yapmak gerekir diye düşünüyorum. Tabi bunun olabilmesi için Avrupa’da Alevileri temsil ettiğini iddia eden dostların sorumlu yaklaşması gerekiyor.</p>
<p><strong>Almanya’da okullarda başlayan Alevilik dersleri uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Tabii bu uygulama Aleviler açısından ciddiye alınması gereken bir gelişmedir. Gelecek nesillerin ihtiyaç duyduğu inancıyla ilgili bilgilerin sitemli verme olanağı yaratılmıştır. Şimdi bunun kullanılmaması gibi bir durumda ve çelişki söz konusudur. Türkiye’deki Alevinin sıkıntılarını anlamak mümkündür. Yasalar ve yasaklar vardır. Fakat Avrupa’da tüm olanaklar vardır. Kimse inançlarında dolayı ve inancının gereklerini yaptığından dolayı baskı altında değildir. İşte bu noktada Aleviler derin bir çelişki yaşamaktadırlar. Alevi örgütleri de samimi davranmamaktadırlar. Türkiye’ye sert eleştiriler yapmaktadırlar. Bunlarda haklılar&#8230; Ama burada bunun yasal tüm zemini olmasına rağmen hayata geçmemesi için ne lazımsa onu yapmaktadırlar. Kendileri yapmaktadırlar. Örgüt hesaplarına Alevileri kurban veriyorlar diye düşünüyorum&#8230;</p>
<p><strong>Entegrasyon politikası konusunda ne düşünüyor?</strong></p>
<p>Tabii ki kendi kimliğimizle, içinde yaşadığımız topluma uzum sağlamamız gerekmektedir. Bu asimilasyon olarak algılanmamalıdır. Eğer öyle algılanırsa buna da karşı durmak gerekmektedir.</p>
<p>Bizim kendi hayatımızı örgütlememiz ve bizim hakkımızda alınan kararlara iştirak etmemiz gerekmektedir. Bunun için toplumsal uyum, birlikte yaşama kültürünün egemen olması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Dinler arası diyalog konusunda yürütülen çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Farklılıklar Alevilik’te her zaman bir zenginlik olarak kabul görmüştür. Hz. Ali’nin güzel bir sözü vardır. “İnsan bilmediği şeyin düşmanıdır” diye: Şimdi doğu topluluklarında derin önyargılar vardır. Bunların giderilmesinin en iyi yolu dinler arası diyalog çerçevesinde inançların birbirlerini aracıya gerek duymadan tanımaları ve ifade etmeleridir. Sonuçlarının olumlu olacağı en azında bu çalışma içinde olanlar için bile olsa iyi olacağı kanaatini taşımaktayım.</p>
<p><strong>Laiklik tartışmalarını nasıl bakıyorsunuz?</strong></p>
<p>Başta şunu söylemek istiyorum; Türkiye Cumhuriyeti’ni laik bir Devlet olarak görmüyorum. Yada laiklik anlayışını kabul edilir bulmuyorum. Osmanlı İmparatorluğu döneminde İslam’ın devlete hüküm etmesi durumu vardı. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti’nde ise devletin dini idare etmesi, yönetmesi gibi bir durum var. Bunu laiklik olarak görmek mümkün değildir. Laikliği inançların kendilerini özgürce ifade etmeleri olarak algılıyorum.</p>
<p>Sizi şimdi Diyanet gibi bir kurumunuz olacak, başörtüsü var diye insanları üniversite kapılarında çevireceksiniz, bazı inançları kökten yasaklayacaksınız, buna da laik çağdaş düzen diyeceksiniz. Bu kendimizi aldatmaktır.</p>
<p>Tüm insanların kendilerinin bildiği gibi inançlarının gereklerini yerine getirme hakkı vardır. Bu hakkın sınırları, başka bir inanca müdahale etme ve diğer insanların yaşamlarını değiştirmeye kalkmadığı müddetçe saygıyla karşılanmalıdır.</p>
<p><strong>Türkiye’de Alevilerin Diyanette temsil edilmesi veya Diyanetin feshedilmesi yönünde tartışmalar var&#8230; Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Normal şartlarda laik bir ülkede böyle bir kurumun varolması doğal karşılanamaz. Her kesimden inancın kendisini, kendi olanaklarıyla örgütlemesi gerekmektedir. Mesela Aleviler’den, Hıristiyan’lardan ve diğer inanç mensuplarından kesilen vergilerle Diyanet finanse ediliyor. Bu kesinlikle bir haksızlıktır. İş böyle olunca kimilerinin Alevilik’te Diyanette temsil edilmeli ve yatırımlar inançlar arasında eşit bölüştürülmelidir diyebilir. Bu tabii ki mevcut kendine “laik” diyen sistemin benimsenmesi ve onaylanması şartını da içerir. Eğer siz öyle derseniz birleri de kalkar size bunun karşılığında “şunu şunu yapmanız gerekir” der ve sizde bunu yapmak durumda kalırsınız. Yani devletin dine müdahalesini ve onu yönlendirmesini benimsemek şartını kabul etmiş olursunuz. Alevilik açısından ve onun prensipsel değerleri açısından hazmedilecek bir durum değildir.</p>
<p>Devlet olanaklarıyla çok şeyler örgütleye bilirsiniz ama bunların Aleviliğe yararlı şeyler olabileceğine kanaatim yok. Yani eleştirdiğiniz, benimsemediğiniz ve reddettiğinizi şimdi söylediğiniz şeyleri siz yapmaya başlayacaksınız böyle bir durumda.</p>
<p><strong>AKP’nin iktidara gelmesiyle Alevilik tartışmaları da farklı bir biçimde gündeme geldi. Siz bu tartışmaları nasıl buluyorsunuz? AK Partinin tek başına iktidar olmasını Aleviler açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>İlginç bulabilirsiniz ama bu süreci Alevilerin güvende olduğu bir dönem olarak görmek mümkündür. Çünkü Alevilere yönelik saldırılar sağ veya İslami Partilerin iktidarda olduğu dönemde gündeme gelmemiştir. Aksine Aleviliğin gündeme gelmesine ve kendini ifade etmesine vesile olmuştur. AKP tabanı ve yöneticileri inançlarından dolayı maruz kaldıkları baskıları ve yasakları başka bir inanç için geçerli olmasını kabul etmeseler gerek diye düşünüyorum. Böyle olmasını istiyorum.</p>
<p>Polemiklerden kaçınılması gereken bir süreç. Ön yargılardan arınarak olaylara ve olgulara yaklaşmak ve kimsenin hesaplaşmalarının tarafı olmamamız gerekmektedir. AKP nin kimliği biliniyor bundan yola çıkarak yaptıkların baştan karşı çıkmaktansa, atılması gereken adımlar konusundaki taleplerimiz her iktidara olduğu gibi bu iktidara da götürmek ve çözüm üretmesini talep etmek gerekmektedir.</p>
<p>Kaldı ki, AKP ister istesin ister istemesin hangi gerekçeyle olursa olsun Alevi inancına yönelik ciddi adımlar bu süreçte atılacağı inancını taşımaktayım. Yine AB uyum yasalarında gündeme geldiği gibi “Camiler” ibaresinin yerine “ibadethanelerin” cümlesi alınarak 80 yıllık Cumhuriyet tarihinde çok ciddi bir düzeltmeye gidilmiştir. Altında AKP imzası vardır.</p>
<p><strong>Sünnilerle herhangi bir probleminiz var mı? Hangi konularda çatışıyorsunuz? </strong></p>
<p>Buna rahatlıkla “Alevilerin, Sünni kesimle veya başka bir kesimle bir sorunu, problemi yoktur” diye cevaplayabilirim. Alevilerin kendilerini ifade etme ve inançlarının gereğini yaşamak gibi bir istemi var.</p>
<p>Fakat bazı kesimler tarafından bu durum istismar edilmektedir. Yukarda da belirttiğim gibi Cumhuriyet Türkiye’sinin yaratmak istediği kimliği Alevilerin belli bir kesimi benimsemiştir. Alevilerin değil ama Cumhuriyetin İslam’la problemi vardır. Çatışması vardır. Son yıllarda daha açık görülen bu çatışma kendisine cumhuriyetçi-laik diyen kesim ile İslami kesim arasında yapılmaktadır. Aleviler sadece burada istismar edildiklerinden karşıtlar içinde görünmektedir. Aleviler özünde geldikleri noktada kendine laik ve cumhuriyetçiyim diyen Sünni kökenli aydınların kurbanları durumuna düşmüşlerdir. Bu kesimler Alevi hoşgörüsünü ve toleranslarını, içinden geldikleri kesimle olan çatışmaları için istismar etmişlerdir.</p>
<p><strong>Sivas olayı üzerinden 10 yıl geçti. Bu konuda ne diyorsunuz?</strong></p>
<p>Hiç bir şekilde kabul edilmeyecek bir olay. Olay sonrasında bu olaya iştirak eden bazı ideolojik çevreler dışında kalan herkesin utançla hatırladığı düşüncesindeyim. Solingen’deki insanlarımızın Naziler tarafından yakılması olayının daha çirkin bir biçimde işlenmesi ve bununda akşam gizlice değil dünyanın gözünün içine baka baka yapılamasıdır ki, hiç bir şekilde maruz gösterilecek yanı yoktur. Yapanları ve ardındakileri lanetliyorum.</p>
<p>Sevgili Turgut Öker’in Sivas katliamın onuncu yıllı vesileyle yaptığı açıklamaya katılıyorum. “Bu olayın sorumluları, Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel, Başkan Tansu Çiller ve dönemin Genel Kurmay Başkanı Doğan Güreştir. Bunlar yargılanmadıkça Alevilerin vicdanı rahat etmeyecektir” Ben buna Öker’in eklemediği Başbakan Yardımcısı ve olayların başlamasından beri haberdar edilen Erdal İnönü’yü de eklemek istiyorum.</p>
<p>Bu olay, Sivas olayları bir kesime yönelik başlatılan bir operasyonun parçasıdır. Uğur Mumcu, Turan Dursun, Behiye Üçok cinayetlerini bu kapsamda görüyorum. Arkasında herkesin kafasından geçen derin devlet vardır.</p>
<p><strong>Sivas davası sanıklarının, eve dönüş yasası kapsamına alınması gündemde bu konuda ne düşüyorsunuz?</strong></p>
<p>Şimdi biliyorsunuz Susurluk sanıklarından Sedat Bucak beraat etti. Beraat gerekçesinde bu görevin devlet tarafından verildiği bundan dolayı sanığın devlete karşı sorumluluğu gereği bunu yaptığı belirtildi. Şimdi Sivas sanıklarını da bu kapsamda görmek mümkündür.</p>
<p>Bu böyle olmakla birlikte Sivas olaylarını göstererek Alevi kitlesi içine korku salıp korkulardan medet uman anlayışı da kabul etmemek gerekmektedir. Alevileri karşıtlar yaratarak değil, özgül taleplerinden yola çıkarak örgütlenmelerini tamamlamalıdırlar. Korkulardan medet umanlar korkularının esiri olurlar. O anlamda soruna ciddi yaklaşmak ve istismar etmemek gerekmektedir.</p>
<p><strong>Cemevleri giderek yaygınlaşıyor, bunu nasıl görüyorsunuz?</strong></p>
<p>Doğal bir gelişme. Aleviler gün yüzüne çıkıyorlar. Buda ibadethanelerinde gün yüzüne çıkması anlamına geliyor. Cemevleri tabi şehirleşmenin getirmiş olduğu bir sonuç. Alevilikte dede kimin evine gelir ve cem başlarsa ona cem evi denirdi. Tabi bu köy ortamında değiliz. Şehirlerde artık Cemevleri şarttır. Bunların özünden koparılmadan inşa edilerek nasıl camilerden hocalar sorumluysa, cemevlerinden de dedeler sorumlu hale getirilerek dini anlamda örgütlenme yapılmalıdır. Tabi bunları dernek ve federasyonlar tarzından çıkarmak yasal anlamda atılan adım çerçevesinden ibadethane olarak organize etmek gerekiyor.</p>
<p><strong>Aleviliği İslam’ın bir mezhebi olarak görüyor musunuz? Görmüyorsanız Hz. Ali’ye neden sahip çıkıyorsunuz? Alevilik bir din mi?</strong></p>
<p>Bu konularda kendimce cevaplarım var. Bu cevaplar şimdilik bende saklı. Yukarda belirttiğim gibi bu sorunun cevabı farklı kesimlere göre farklı cevaplar içermektedir. Bu tartışmanın Alevi örgütlülüğüne bir faydasının dokunacağını sanmıyorum. Sünni kesimle de Aleviliği tartışmanın hele onların değerleri içinde tartışmanın anlamı yoktur. Eğer bunu yaparsanız karşılaşacağınız tepkileri de anlayışla karşılamanız gerekmektedir. Tabi bu Sünni kesim içinde geçerlidir. Eğer kendi değerler sistemi içinde Aleviliği tartışmak isterlerse Alevilerle, karşılaşacakları cevapları da aynı olgunlukla kabul etmeleri gerekecektir. Böylesine bir hoş görü ortamın halen var olmadığı bir zeminde, Alevilerin Sünnilerle Alevliği, Alevilerinde Sünnilerle Sünniliği tartışması yarardan çok toplumsal birlikteliği zorlar diye düşüyorum. Sünnilerin Hz Ali’si Sünnilere, Alevilerin de Ali’si Alevilere&#8230;.</p>
<p><strong>Aleviliği besleyen kaynaklar nelerdir? Felsefesini kim çizmiştir?</strong></p>
<p>Aleviliği yorumlayan farklı görüşler olsa da, ortak değerler, isimler vardır. İmam Ali, İmam Hasan ve Hüseyin ile birlikte 12 İmam, Ebul Vefa, Hallac-ı Mansur, Nesimi, Şuhreverdi, Hasan El Sabah, Şah Hatayi, Pir Sultan, Abdal Musa gibi isimleri saymak mümkündür.</p>
<p>Cem, 12 İmam orucu, Musahiplik gibi olgular kimsenin tartışamayacağı ortak değerlerdir.</p>
<p><strong>Türkiye’de solcu kesimin büyük bir çoğunluğunun özellikle kendini devrimci diye niteleyenlerin dinle arası çok iyi olmamasına rağmen niye Alevilere sahip çıkıyorlar? Aleviliği İslam’ın devrim geçirmiş hali olarak mı görüyorlar? Mesela Aziz Nesin ateist olduğunu söylemesine rağmen neden Alevilere sahip çıkıyordu?</strong></p>
<p>Kimin Alevilere nasıl baktıkları onların sorunudur. Daha öncede belirttim çeşitli kesimlerin Alevilere farklı yaklaşımı var. Şimdi bazı Sünni kökenli aydının Alevilere sahip çıkması onlarla Alevilerin Cumhuriyet kimliğinde buluşmasıdır. Onların ateist olması şu veya bu siyasetten olması Alevilerle olan ortak yanları değildir. Sivas olaylarına bakınız, atılan sloganlarda “cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacaktır” deniyordu. Daha sonra bazı kesimler &#8220;bu saldırı cumhuriyete yönelik bir saldırıdır&#8221; diye kamuoyuna açıklamada bulundu. Şimdi bu nokta Alevilerin bir kesimin Sünni kökenli Kemalist aydınlarla buluştukları noktadır. Ne yazık ki bu kesimlerinde kendi kökenleriyle sorunları vardır, çatışması vardır. Alevileri bu anlamda istismar etmektedirler. Hoşgörüsünü istismar etmektedirler. Alevilerde bastırılmışlığın ve kendine güvensizliğin bedelini bu kesimleri kendisinin sözcüsü haline getirmek suretiyle ödemektedir.</p>
<p><strong>Siz mevcut Alevi örgütlerine nasıl bakıyorsunuz?</strong></p>
<p>Alevi örgütlerine bir blok olarak bakıyorum. Hepsinin kendilerince haklı yanları var. Hepsinin şu veya bu şekilde Alevi örgütlüğüne katkıları vardır. Kabul etmediğim yan Alevi örgütlerinin birbirlerini tanımamalarıdır. Birbirini yıpratmak için başvurdukları yöntemlerdir. Açıkça söylemek lazımsa dışarıya karşı alabildiğine hoşgörülü olabilen Aleviler sorun içe yönelik olunca bundan eser kalmamaktadır. Bu konuda Alevi örgütleri doğru bir temsilin sahibi değillerdir. Hatta nankördürler diyebilirim.</p>
<p>Kendim için rahatlıkla söylemeliyim ki, AABF’nin Cem Vakfından, Cem Vakfının DAF’dan, DAF’ın Pir Sultan Abdal Derneklerinden, PSA’ların Hacı Bektaş derneklerinden bir farkı yoktur. Hepsini de gönülden destekliyorum gelişmelerini istiyorum. Onların gelişmesi istisnasız Aleviliğin bir kazanımı olacaktır. Onların her birinin yanlışı Alevilerin yanlışı olacağından bu örgütlerimizin daha sorumlu davranmasını da beklemek her Alevi gibi benimde hakkım oluyor. Alevilerin maruz kaldığı saldırılarda ve hakaretlerde kimse bu AABF’li, bu Cem Vakfın’dan veya şu çevredendir demiyor. Topyekün Alevileri hedefe alıyor. Bu anlamda hiç bir örgüt diğerinden önemsiz değildir. Hepsini desteklenmesi gerekiyor. Herkes kendisine yakın bulduğu Alevi örgütüne desteğini esirgememelidir.</p>
<p><strong>Teşekkürler</strong></p>
<p>Ben teşekkür ederim</p>
<p><strong>1 Ağustos 2003</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/turkiye-laik-bir-ulke-degildir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Direnişçilerimiz; Pirlerimiz</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/direniscilerimiz-pirlerimiz/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/direniscilerimiz-pirlerimiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2024 04:29:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Bektaşiler]]></category>
		<category><![CDATA[dedelik]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik karakter]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik tartışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini önderler]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksellik]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaş Dergahı]]></category>
		<category><![CDATA[inanç değerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nakşi şeyhleri]]></category>
		<category><![CDATA[ocaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[pirler]]></category>
		<category><![CDATA[pirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/direniscilerimiz-pirlerimiz/</guid>

					<description><![CDATA[“El Ele El Hakka” Son dönemlerde Aleviler arasında suni bir şekilde yaratılan tartışmalardan bir tanesi de ocak ve pirlerin toplum içindeki rolleri konusudur. Aleviliğin ve Alevilerin bugüne gelmesinde büyük bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“El Ele El Hakka”</em></p>
<p>Son dönemlerde Aleviler arasında suni bir şekilde yaratılan tartışmalardan bir tanesi de ocak ve pirlerin toplum içindeki rolleri konusudur. Aleviliğin ve Alevilerin bugüne gelmesinde büyük bir emek sahibi olan ocakların, pirlerin tartışmaya yatırılması, bunun da özellikle Aleviler dışındaki kesimlerin baskısıyla, etkisiyle başlatılması olumlu bir duruma işaret etmemektedir. Çünkü; ocaklar ve pirler özgünlüklerini korumalıdır!</p>
<p>Aleviliğe bir papalık gibi, bir halifelik gibi, bir diyanet işleri başkanlığı gibi yaklaşım yanlıştır. Diğer dinler de böyle, bizde de böyle olalım yaklaşımı doğru değildir. Böyle bir bakış, Aleviliğin tarihsel oluşumuna, bugüne kadarki yaşam biçimine de terstir. Çeşitli ocaklar vardır, dedeler vardır. Bunlar hep özgünlüğünü korumuşlardır. Özgünlükleri, onları var eden temel bir unsur olmuştur. Bunu ortadan kaldırmak için yüz yıllardır Aleviler baskılara, saldırılara maruz kalmışlardır. Osmanlı ve özellikle Yavuz Sultan Selim bu konuda birçok girişimde bulunmuş, Alevileri bir merkez de toplayıp kendi etki alanına almak istemiştir. Buna karşı Alevi geleneği kendi özüne sahip çıkan direnişler sergilemiştir. Bu direnişler sayesinde bir çok inanç kültür ortadan kalkarken, Alevilik bugün halen ayakta durmaktadır.</p>
<p>Belirli ortak ilkeleri benimseyen sembolik bazı kurumlar olabilir. Bu kurumlar demokratik tartışmalar süreci içinde ortaya çıkarabilinir. Ama papa, halife, ekümenik gibi yaklaşımlardan kaçınmak gerekir. Bu tür merkezileşme eğilimleri Aleviliğin felsefesine uygun değildir. Tek tanrılı dinlerde peygamber tektir. Yine peygamberi temsilen halifeler ve papalar olmuştur. Bunlar iktidar gücü olarak şekillenmiştir. Baskının temsilcileri olmuşlardır. Ancak Aleviler bir topluluk olarak, tarihte devlet dışı kalmış bir topluluk olarak var olmuşlardır. Bu durum onun demokratik özgürlükçü, toplumcu karakterine de uygun olmuştur. Onu merkezileştirmek bu ruhuna aykırıdır. Onu hedef alan bir durumdur. Bunun inanç boyutunda dayatılması Alevi asimilasyonuna katkı sunmaktır. Benzeştirmektir. Benzeşerek tükenmektir. Bugünlerde Aleviliğimizi tehdit eden en önemli husustur.</p>
<p>Demokratik tartışmalar çerçevesinde beli kurumlaşmalar özgünlüklerini ve özelliklerini kaybetmeden sağlanabilinir. Bunlar tekleşme biçiminde değil, çoğulcu ve farklılıkların zenginlik olarak geliştirilmesi biçiminde olmalıdır. Alevi toplumunun rızasıyla yol alınmalıdır. Alevileri görmeyen, Aleviliği esas almayan başkasına benzemek onlarda olanın bizde de olması biçiminde bir yanlış içine girilmemelidir.</p>
<p>“Dedelik babadan oğla geçer mi?” tartışması zamana bırakılmalıdır&#8230;</p>
<p>Bir husus da pirlik, dedelik kurumudur. Kimileri “dedelik, pirlik kurumu babadan oğla geçiyor, demokratik değil” gibi söylemlerde bulunmaktadır. Bir yönüyle mantıklı gibi de gözükebilir. Modern dünya açısında anlaşılmazda bulunabilinir. Seçimle gelsin denilebilir. Fakat bugün Alevilerin içinde bulundukları durum göz önünde bulundurursak, bu durumun ne kadar yanlış olduğunu söyleyebiliriz. Bunu tartışmaya açmak da doğru değildir. Bunu ilk denemesi Yavuz Sultan Selim tarafından Hacı Bektaş Dergahına müdahale ederek yapılmak istenmiştir. Bu müdahale Bektaşiler arasında Babağan, Çelebi, Dedegan kollarının yaratılmasına vesile olmuş, Aleviler arasına nifak tohumları bu süreçte atılmıştır. Yine Alevi dedelerini, pirlerini eğitimsiz ve “zındık” diye nitelendirip dergah ve tekkelerin başına 1834 yılında Nakşi şeyhleri atanmıştır. Tüm bu gerçek göz önüne getirilince bu yaklaşımın bir asimilasyon ve bitirme politikasının parçası olduğu görülecektir.</p>
<p>Şimdiye kadar Aleviliği pirlerimiz bu noktaya getirmişlerdir. Onlar direnç noktası olmuşlardır. Bu kadim kurumun Alevilerin en zayıf olduğu, kendisinden kimliğinden koparılmaya çalışıldığı bir süreçte tartışmaya yatırılması iyi niyetli bir durum değildir. Öncelikle Alevilik kendisine gelmelidir. İyi tanımlamalı, örgütlenmelidir. Özgür ve demokratik bir ortama kavuşmalıdır. İleride kendisi, kendi içinde tartışmak isterse tartışabilmelidir. Kendi dinamiği, diyalektiği içinde bir sonuca varabilmelidir.</p>
<p>Ama bugün dedelik, pirlik makamları babadan oğla geçmek suretiyle doldurulmakta, hizmet vermektedir. Bunu yanlışlayan bir tutum içinde olunmamalıdır. Bu tür iddiaları olanlar olduğu zaman, bunun doğru bir zaman olmadığı hatırlatılmalıdır. “Erken tartışmalardır” denilmelidir, önü alınmalıdır. Alevi dedeler tarihte rol oynamışlar, inançlarımızı buraya kadar getirmişlerdir. Bu nedenle şimdi demokratlık adına bunları dışlamak doğru değildir. Belki Aleviler özgürleştiği, demokratik karaktere kavuştuğu, biraz daha özgür tartışma imkanları olduğu zaman, manipülasyona açık olmayan bir ortam içinde tartışmak isteyebiliriler. Zamanı gelindiğinde bu tür şeyler de belki kendi iç diyalektiği içinde tartışılacaktır. İnanç önderlerinin farklı biçimde tespit edilmesi, farklı eğitim kurumları sonucu oluşması gibi çeşitli alternatifler ileri sürülebilir. Ama şu anda mevcut geleneksel durum varlığını korumalıdır. Bu direngen noktanın korunması gerekmektedir. Bugün yok edilmek istenen süreçte bu kadar baskı altında, bu kadar yönlendirme altında gelenekselliği, gelenekselden aldığı değerleri tartışmak, farklı bir noktaya çekmek doğru değil. İyi niyetli bir yaklaşım da değildir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/direniscilerimiz-pirlerimiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
