<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alevi çocukları &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<atom:link href="https://sukruyildiz.de/tag/alevi-cocuklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<description>Sukru Yildiz&#039;s official website</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Aug 2024 10:55:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sukruyildiz.de/wp-content/uploads/2023/08/cropped-received_m_mid_1396101098491_07bd5610136b03ce02_0-32x32.jpeg</url>
	<title>Alevi çocukları &#8211; Şükrü YIldız</title>
	<link>https://sukruyildiz.de</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Alevi asimilasyonu devam ediyor</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 10:55:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[4+4+4 eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi beklentileri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Bektaşi Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dernekler Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi halkları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürel sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurum ve kuruluşları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kurumlarının kongreleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi örgütlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[alevi sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasal haklar]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlikçi yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[Garip Dede Dergahı]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[inançsal gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Celal Fırat]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ve siyasal yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni söylemler]]></category>
		<category><![CDATA[teolojik Alevilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Pir Sultan’ım eydür şunda çok keramet var insanda o cihanda bu cihanda Ali’ye saydılar bizi&#8221; (Pir Sultan Abdal) Alevi kurumlarının kongreler sürecine girdiğini ve kendilerini yenilediklerini geçen yazılarımda vurgulamıştım. 11&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="Text">
<p style="text-align: left;"><em>&#8220;Pir Sultan’ım eydür şunda<br />
çok keramet var insanda<br />
o cihanda bu cihanda<br />
Ali’ye saydılar bizi&#8221; </em><strong>(Pir Sultan Abdal)</strong></p>
<p style="text-align: left;">Alevi kurumlarının kongreler sürecine girdiğini ve kendilerini yenilediklerini geçen yazılarımda vurgulamıştım. 11 Nisan’da Alevi dernekler Federasyonu (ADF) ve 25 Nisan’da ise Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) kongreleri var. Bu kongre sürecinin başarılı geçtiğini söylemek mümkün değil. Alevi toplumu içerisinde dahi gözden ırak geçen bu kongrelerin sadece başkan kim olacak üzerinden yürütülmesi ve Alevi toplumunun beklentilerinin tartışıldığı platformlardan uzak hale gelmesi; Alevi kurumlarımızın çıkmazı olmaktadır. Bu süreçlerin yoğun tartışmaların yapıldığı, toplumun tüm kesimlerine mesaj verecek etkinliklere dönüştüğü kongreler olması gerekir. Sessiz sedasız geçiştiriliyor olmaları, “Bu kurumlarımızın toplumsal beklentilerimizden ne kadar uzaklaştıkları” biçiminde okunmalıdır. Tartışmayan, konuşmayan ve süreçleri, değişimleri okuyamayan bir Alevi kurumu olamaz, olmamalıdır. Bu hafta Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat’ın Alevi örgütlenmesinin temel sorunları ve çözüm önerilerini içeren yazısını sizinle paylaşmak istiyorum:</p>
<p>“Aslında bu soru şöyle sorulmalı; Alevilerin yüzyıllardır çözülen sorunu var mı? Ya da hangi yüzyılda Alevilerin sorunu olmadı? Buna direkt şöyle cevap verebilirdim, biz Alevilerin yüzyıllardır çözülen hiçbir sorunu olmadı. Hatta sorunlarımız çığ gibi büyümeye devam ediyor. Kabul görmeyen tarihsel gerçekliğimiz üzerinde asimilasyon, teolojik olarak Sünni söyleme dayandırılmaya çalışılan Alevilik, ve sosyal alandaki yaşam alanlarımızın daraltılması.</p>
<p>Alevi bilim insanları, araştırmacıları, tarihçileri Alevi tarihine bilimsel yaklaşmak zorundalar. Çünkü her tarihi dönüşüm biz Alevilerin kıyımıyla noktalanmıştır. Bu kıyımların hesabını veremeyen sistemden çözüm beklemek ütopyadır.</p>
<p>Aleviliğin tarihsel tanımı, farklı coğrafyalarla, farklı kültürlerle ilişkilendirilerek bugüne kadar geldi. Aleviliğin tarihsel gerçekliğini kendi sünni kaynaklarına dayandıran araştırmacılar, tarihçiler oldu. Çünkü Aleviliğin sözlü geleneği her dönemde saldırıya maruz kaldı ve hızla asimilasyona uğratıldı.</p>
<p>“Kızılbaş tayfasının katli vaciptir!” fetvaları, derisi yüzülen Nesimi’ler, asılan Pir Sultan’lar, Yavuz’un, Kuyucu Murat’ın katliamlarını meşrulaştırdı. Bu alışkanlık yakın tarihimizde hafızalarımızda derin ve unutulmaz acılar bırakan; Sivas, Maraş, Çorum, Malatya, Gezi, Gazi katliamlarını doğurdu.</p>
<p>Kısacası kendi toplumsal kuram ve kurallarını korumaya çalışan güç, toplum ateşini ölçmek için önce termometreyi bizim üzerimizde denedi. Bu termometre ile haklarını talep eden tüm halkları da sindirmiş oldu. Çünkü Alevilik kimliğimiz, Alevice yaşamamız haksızlıklara karşı duvar örmeyi temel alır. Yapılan her haksızlık karşısında bizi ayakta tutan ve farklı kılan tek şey İmam Hüseyin’in onuru ve cesaretidir.</p>
<p>Teolojik Alevi tanımında ise yine aynı değerde baskı görmüş ve sindirilmiştir. Hepimiz biliriz ki; Alevilik; etnik ve inançsal tüm kültürleri ve farklılıkları bünyesinde barındıran kaynağını Güruh-i Naci’den alan kendi sosyal ve siyasal yapısını oluşturmuş. Ve insanı merkeze koyan bir rızalık kapısıdır.</p>
<p>Aleviler nerede olursa olsun adalet ve insan sevgisi özelliğini asla kaybetmezler. Bu özellik Hz. Ali’nin Anadolu’ya hayat veren sevgisidir. Derin felsefedir. Özgündür, bağımsızdır.  Teolojik tanım içinde inancımızda kendine göre özgündür, şekilcilikten çok özü esas alır. Biçimsel değil, özüdür.</p>
<p><strong>‘Örgütlenmemiz engellendi’</strong></p>
<p>Geleneksel anlamda Ocak- Dede-Talip ilişkisini bu sistemin kendi içinde sağladığı sosyal kontrol mekanizmasını; içi boş tanımlarla işlevsiz hale getirdiler. Örneğin; Alevi dedeleri bilgisiz, cahil sayıldı. ‘Dedelik Alevilik içinde bir kurumdur’ algısı yok edildi. Onlara göre “Bir Alevi dedesinin kentlerde Aleviliği sürdürmesi imkansızdı.” Çünkü kentlerde “yüksek kültür” vardı! Dede ancak cenaze kaldırabilir, nikah yapabilir ya da kısa yapılan eğitim cemlerini sürdürebilirdi. Alevi dedeleri de bu sosyal kurmacayı benimsedi. Ve Sünni inancına dayandırılan bir kişilikle karşımıza çıktı. Ocaksız Alevi dedelerini doğuran bu asimilasyonla, sürekli yorumlanan ve tanımlanan bir Alevilik kafamızı karıştırdı. Bizi tuhaf ve alışık olmadığımız ve alışamayacağımız bir tanıma sürüklemeye çalıştılar. Bu devam etmektedir.</p>
<p><strong>‘Çocuklarımızı Alevi kültürü ile yetiştirmemiz engellendi’</strong></p>
<p>Tüm bu baskılar Aleviliği işlevsiz hale getirmiş, dengesiz temelsiz ve Sünnilik ilkesine dayandırmıştır. Özellikle 4+4+4 sistemiyle aynı bahçede oynayan çocukları ayırıp, çocuk imam yetiştirmeyi hedefleyen sistem çocuklarımızı yaşam alanında fişlemiş sosyal hayat içinde telafisi olmayan yaralar açmıştır.</p>
<p>Bilge ve mürşitlerimizin öğreti ve hikmetleri edebi olarak modern ve seküler dünya algılayışının üzerinde olmasına rağmen, sistemin dayattığı ve örgütlediği yapay algıyla, Alevilik  yorumlayarak çoğulcu anlayış ortadan kaldırılmaya başlanmıştır.</p>
<p>Türkülerimiz, deyişlerimiz, duvaz-ı imamlarımız sürekli sansürlendi. İçeriğinin boşaltılması ve anlamsızlaştırılması için her türlü yöntem denendi. Fakat Aleviler bu asimilasyon politikalarına direnmesini öğrendi ve kendisini yeniden var etme sürecine girdi.</p>
<p>Bu sürecin tek çözümü tüm haksızlıklara uğrayan halklarla beraber ortak hareket etmek , eşitlikçi, ilerici ve barıştırıcı, Anayasal haklara eşit şekilde bakan bir yönetim şeklinin oluşmasını sağlamaktır.</p>
<p>Bunun için öncelikle Alevi kurum ve kuruluşlarının oluşan sosyal ve siyasal yapı içinde kendilerini sorgulamaları gerekmektedir. Yöneticilerin sorumluluk ilkesiyle hareket etmesi ve yapılan tüm katliamların hesabını sorması yanında; inançsal gerçekliğimizi de kabul ettirmesi gerekir.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/alevi-asimilasyonu-devam-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Utan, unutma (3K)</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 09:15:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[çok kültürlülük]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[derin devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Elbistan]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon avukatlığı]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlik mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi olayları]]></category>
		<category><![CDATA[halkların kardeşliği]]></category>
		<category><![CDATA[kanlı siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[katliam anmaları]]></category>
		<category><![CDATA[katliam sorumluları]]></category>
		<category><![CDATA[katliamın etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kırıkhan]]></category>
		<category><![CDATA[Koçgiri katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ebussuud]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Ökkeş Kenger]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı fetvası]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[sol kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal direniş]]></category>
		<category><![CDATA[unutulmaması gerekenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/</guid>

					<description><![CDATA[“yadeller, uy amman amman bu nasıl maraş, bu nasıl maraş ağam ağam kızıl kan içinde can veren kardaş kardaş kalk gidelim, yoldaş kalk gidelim, bizim eller kırçıllıdır geçilmez yollar çamur&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“yadeller, uy amman amman<br />
bu nasıl maraş, bu nasıl maraş<br />
ağam ağam<br />
kızıl kan içinde can veren kardaş<br />
kardaş kalk gidelim,<br />
yoldaş kalk gidelim,<br />
bizim eller kırçıllıdır geçilmez<br />
yollar çamur kurusun da gidelim<br />
buradan gidelim oy oy oy”</em></p>
<p>“Kızılbaşların topluca öldürülmeleri elbette dinimize göre helaldir. Bu, en büyük, en kutsal savaştır&#8230; Bu yolda ölmek de şehitliğin en ulusudur” diyen Osmanlı şeyhülislamı Mehmet Ebussuud el-Îmadi’nin 16. yüzyılda Alevileri hedef alan fetvası, MHP suretiyle 1978 de Maraş’ta yeniden can buldu. Suret MHP idi, ruhu ise derinlerde olan devletti. Herkes biliyordu, hemfikirdi. Yıllar gizli çekmecelerde katliamı deşifre etse de, zaman aşımına uğramış kanlarımızın katilleri, aramızda dolaşmaya devam ediyor. Pişkince, işledikleri her cinayet için ödüllendirilmiş kirli ruhları, kirletilmiş düşkün taifesini de içine katarak, dünyanın en çirkin insanı yaratılıyor. Onlar “şereflerini de” kaybedenler oluyor&#8230;</p>
<p>Şerefini kaybedenler, utanmıyor. Utanmadığı için, “Ben MHP’liyim” bile diyebiliyor. Utanmadığı için, Pir Sultan köpeklerinin bile itibar etmediğine inandığımız harama -beş kuruşa- yalanıyor. Elbistan’da, Maraş Katliam’ının gizli ortağı CHP’nin çağrısıyla “aşiret” -Alevi- oylarıyla iki dönem belediye başkanlığını MHP’ye kazandırabiliyor. Utanmayanlar halkası yayılıyor&#8230; Katillerimizden iyi adamlar çıkarma sevdası, kirli yüzümüzü örten bir maske oluyor. Ruhunu katilline satmış bedenler her katliamda daha da artarak aramızda dolaşıyor&#8230;</p>
<p><a href="http://www.alevigazetesi.com/wp-content/uploads/2013/12/maras_seyadil_mezarligi.jpg" target="_blank" rel="noopener"></a>Koçgiri, Dersim, Elbistan, Kırıkhan, Malatya, Sivas, Çorum, yine Sivas, Gazi&#8230;</p>
<p>Ve onlar bizden aldıkları kanla -oylarla- Ergenekon’a avukatlığa soyundu. Gözlerimizin içine bakarak “Dersim’de analar ağlamasın denilmedi” dedi. Birileri de Maraş Katliam’ının baş sorumlusu gösterilen Ökkeş Kenger’i, Alevilerin derdine derman olsun diye sofralarına çağırdı. Katillerden milletvekili, bakanlar çıkardı.</p>
<p>Bizse, kadın, çocuk, yaşlı, genç yüzlerce Alevi vahşice katledilerek üretilen korku siyasetini örgütlemek için, emeğimizi katillerimize katık ediyoruz. Hoşgörü hikâyeleri anlatıp, acizliğimizi allayıp, pullayıp ancak kendimizi satıyoruz. Ayıp artık&#8230;</p>
<p>Bakalım bir daha Maraş’ın resimlerine! Utanalım ki, unutmayalım kim olduğumuzu.</p>
<p>Kim olduğumuz!&#8230; Üç kelimede saklı olan, Maraş’ta kanla gömülmek istenen&#8230;</p>
<p><strong>Maraş’ta katledilmek istenen Kürtlüğümüzdü&#8230;</strong></p>
<p>Sonuna kadar, bildiğimiz dilimizin döndüğü kadar Kürtçe konuşarak, varlığımızı her alanda hissettirmek, katledilen insanlarımıza sahip çıkmaktır. Katliama mantığına karşı büyük bir direniştir.</p>
<p><strong>Maraş’ta katledilmek istenen Aleviliğimizdi&#8230;</strong></p>
<p>Sonuna kadar ikrarımıza sadık kalarak, pirlerimizin, dedelerimizin kelamlarından, deyişler, semahlar dönerek, onları yücelterek, onlarla yücelerek, Aleviliğimizi çocuklarımıza miras olarak aktarmak suretiyle varlığımızı sürdürmek, katillere verilecek en büyük cevaptır.</p>
<p><strong>Maraş’ta katledilmek istenen sol yanımızdı&#8230;</strong></p>
<p>Soldan hayata bakmak ve onun değerler toplamı içinde kimliklerimizi yaşatmak, çok kültürlü, demokratik ve eşitlikçi birlikte bir hayatın varlığını yaratmak, bizleri yok etmek isteyenlerin suratına inmiş bir tokattır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/utan-unutma-3k/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalnızlığa terk edilmiş bir tarih: Harabati</title>
		<link>https://sukruyildiz.de/yalnizliga-terk-edilmis-bir-tarih-harabati-2/</link>
					<comments>https://sukruyildiz.de/yalnizliga-terk-edilmis-bir-tarih-harabati-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 08:50:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler/Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[AHİM]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi asimilasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi birlikteliği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Dergâhları]]></category>
		<category><![CDATA[alevi direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ibadet yerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi misyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi ocakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi statükoculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi tekkeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilikte öz ve biçim]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Baba Mondi]]></category>
		<category><![CDATA[Bektaşi dervişleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bektaşi tekkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bektaşilik]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Evi]]></category>
		<category><![CDATA[dedebabalık]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[Hacıbektaş]]></category>
		<category><![CDATA[Harabati Baba Tekkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalkandelen]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Ohri Çerçeve Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Şar Dağları]]></category>
		<category><![CDATA[Sersem Ali Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Server Ali Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Şükrü Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Sünni-Bektaşi anlaşmazlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Tetovo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sukruyildiz.de/yalnizliga-terk-edilmis-bir-tarih-harabati-2/</guid>

					<description><![CDATA[Varam haber soram garib bülbüle Kokusunu söyler her dem bu güle Sersem’im niyazı hemen bu yola Ey güruh-u naci size aşk olsun (Sersem Ali Baba) Dün Aleviler için önemli bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Varam haber soram garib bülbüle<br />
Kokusunu söyler her dem bu güle<br />
Sersem’im niyazı hemen bu yola<br />
Ey güruh-u naci size aşk olsun </em><strong>(Sersem Ali Baba)</strong></p>
<div>
<p>Dün Aleviler için önemli bir merkez olan Harabati Baba Bektaşi türbesindeydik. Bir kale duvarını andıran girişin arkasında yalnızlığa terkedilmiş bir tarih yatıyordu. Sırtını Şar Dağları’na yaslayan tekkenin duvarlarla çevrili külliyesinin büyük ve gösterişli bir giriş kapısı var. Kapısı üzerinde kule bulunuyor. Tekke, 1538 yılında Sersem Ali Baba veya Server Ali Baba adlarıyla anılan Bektaşi babası tarafından kurulmuş. Tekkenin kurucusu olan Server Ali Baba, Kalkandelen’e (Tetovo) gelmeden önce Bektaşilik’te “dedebabalık” makamını kuran ve 1520’de ilk dedebaba olarak Hacıbektaş’taki dergâhta bu posta oturan kişi.</p>
<p>Bugün Baba Mondi tarafından temsil ediliyor. Hikayesi ise Alevilerin ortak kaderiymiş gibi, yıkım, baskı ve direnişlerle dolu. 1945 yılında dergâh kapatılmış. 1948 yılında eşkıyalar tarafından yakılmış. Ayrıca, Yugoslavya döneminde, tamir edilerek turistik tesise dönüştürülmüş. İçinde otel, lokanta, disko olarak işletilmiş. Yugoslavya’nın dağılması ile 1992’de dergâhın Kış Evi ve Meydan Evi gibi bazı bölümleri yeniden açılarak dergâh canlandırılmış. 2001’deki Ohri Çerçeve Antlaşması’ndan sonra otel, restoran olarak kullanılan bölümler kapatılmış. 2003 yılında dergâhın kullanımı konusu Sünni Birliği ve Bektaşi Birliği arasında dava konusu olmuş. 2010’da bazı bölümleri Sünniler tarafından şiddet yoluyla ele geçirilmiş ve meydan evi Mescit olarak kullanılmaya başlanmış. Ve görünen o ki, bu gerginlik devam etmekte.</p>
<p>Baba Mondi’nin dervişleri Harabati Baba Tekkesi’nin tarihteki rolünü geri sağlamak için mücadele vermekteler. Derviş Abdülkadir Bakiri tek başına dergahta hizmet eri olarak kalmakta. Bektaşilere özgü bir kendine güvenle, “Burayı terk etmeyeceğiz. Bektaşilerin olanı geri alacağız” diyor. Türkiye’den, Avrupa’dan bir çok Alevi Bektaşi kurumunun temsilcisi, başkanı ziyaret etmiş tekkeyi. Bolca fotoğraf çektirmiş. Lakin geride sadece anıları kalmış. Türkiye’deki Bektaşi dergahlarının kaderiyle aynı kaderi paylaşmış. Vakıf malları devlet tarafından kamulaştırılmış. Harabati Baba Tekkesi devrişleri Avrupa Birliği nezninde de malların geri alınması için girişimde bulunmuş. AHİM’de dava açılmış ve davanın sonucunu beklemekteler.</p>
<p>Alevilerin rolleri ne olursa olsun kendi tarihlerine sahip çıkmaları, kendilerine sahip çıkmaları anlamına gelir. Eğer tarih viraneye dönmüşse, demek ki o tarihin sahipleri de viranedir. Alevilerin-Bektaşilerin içinde bulundukları durum, bu tür kurumlarına, geçmişlerine sahip çıkamamalarıyla da ilgilidir. Aleviler için yeni ibadet yerleri inşa etmekle övünenler tarihlerini böyle sahipsiz bırakabiliyorlsa, bu samimiyetsizlik olarak geri dönmekte, toplumsal hafızada asimilasyon olarak şekil bulmaya vesile olmaktadır.</p>
<p>Bu niyete bağlı bir durumu da işaret etmektedir. Alevi ocakları, dergahları, tekkeleri zaviyeleri terk edilerek yerlerine ‘Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Evi’ kurulmaktadır. Bu Alevilerin, Bektaşilerin kendilerini kendi eliyle yok etme, değiştirme, egemene benzeştirme sürecinin başarılı olduğunun ifadesi olmaktadır.</p>
<p>Aleviliğin içini boşaltarak, geçmişle bağlarını kopararak yeni bir Alevilik yaratılmak istenmektedir. Bu yaratılan Alevilik özünden, geçmişinden kopmuş bir Alevilik resmi olarak görünmektedir. Öz ile biçim ayrılmakta, özünden kopmuş olanlar, Aleviliğin özünden ayrılanlar, Aleviliğin tarihsel misyonuna ihanet edenler, egemenlerin şekilci, inkarcı, içi boş yaşam biçimini Alevilere dayatmaktadırlar. Bunlar Aleviliğin eşitleyici, demokratik, paylaşımcı yanını hiçleştirerek, haftada bir ceme giden insanlar düzeyine çekerek, bitirmek istemektedirler.</p>
<p>Bazıları Aleviliği devrişler, erenler yolu olmaktan çıkararak sistemin parçası haline getirmek için çalışmaktadırlar. Son dönemlerdeki tartışmalarda Alevilerin kendisine ait bir tavır geliştirememiş olmasını, Ergenekoncu ve statükocu manipülasyona açık durmasını, bu tarihiyle olan bağının kopmuş olmasıyla izah etmek mümkündür. Şeklen “Alevi” olmak gibi bir olgunun toplumda gelişmesiyle ilgilidir. Şeklen Alevi olanlar, egemen inancın bakış açısını Aleviler üzerinde bir metot olarak örgütlemeye, Aleviliği var eden tüm değerleri ise yok etmeye başlamıştır.</p>
<p>Alevilerin kendilerini yeniden var edebilmesi için elinde kalmış olan (sayıları çok az olan) dergâhlarına, ziyaretlerine sahip çıkmaları gerekmektedir. Bu kurumların tarihte oynadıkları, olumlu- olumsuz rollerinden dolayı hesap vermeyi de bilerek hakikat için yol alınmalıdır. Bizim olanların doğru bir tarih süzgeçinden geçirilerek çocuklarımıza miras bırakılması gerekmektedir.</p>
<p>Harabati Baba Tekkesi de elimizde kalan önemli merkezlerden biridir. Ona sahip çıkmak, erenlerin emeklerini nurlamak için, hak yolunda, hak olmak için, “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” diyen Mevla’nanın nasihatına kulak verelim&#8230;</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sukruyildiz.de/yalnizliga-terk-edilmis-bir-tarih-harabati-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
